Hab-name ne demek? | Hab-name anlamı nedir? | Hab-name

Hab-name anlamı nedir?

Hab-name ne demek?

Hab-name anlamı nedir?

Hab-name | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hab name

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ kitabı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah’ın kulu. (bkz.el-Habir). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimle-rindendir. - “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). Lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahip). Sahipler. (bk.) Sahip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصحاب] dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahib’in çoğulu. 2.Hz.Muhammcd (s.a.s)’i görüp ona tabi olan kişil(Erkek İsmi) İnsanlık aleminin en seçkin simaları ve örnek neslidirl(Erkek İsmi) Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah’ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen yaşamışlardır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Haberi olan. 2. Akıllı, zekî. 3. ihtiyatlı, tedbirli.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir. Aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tentürdiyot, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 5 damla tentürdiyot katılır, karıştırılır. Gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinsy. tonsilllitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Açık saçık yazı ve resimleri havi kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup başlığı. 2. Fihrist. 3. Zarfın üzerine yazılan adres.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusuz, uyumaz, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusuz, uyumaz, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Çekinmeksizin, pervâsız, bir kayda tâbi olmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivious. unaware. ignorant. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. unaware of. ignorant of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی خبر] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی محابا] çekinmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı kekik konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür ve bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, Adaçayı, Arpa, Havuç suyu

Hazırlanışı : Bir litre saf sirkeye batırılan tülbent, boğaza sarılır. Yatmadan önce de ayak tabanları sirke ile oğulup, kurulanır. Veya Ilık adacayı ile gargara yapılır. Yada aç karnına, taze sıkılmış havuç suyu içilir.Bir başka tedavi de Arpa çayı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir, nefes alınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. celb = davet, F. nâme = mektup, kâğıt). Birini mahkemeye davet için yazılan tezkere: Celbnâme yazıldı; bir celb-nâme aldım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلب نامه] çağırı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CELBNAME) (i.). Celp kâğıdı, (bk.) Celb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons. written citation. capias ad respondendum. letter of convocation. process. subpoena. writ of subpoena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çengiler (oyuncu kadınlar) için yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. cevâb = karşılık, F. nâme = mektup). Cevâbı bildiren mektup, cevap yolunda yazılan mektup: Mektubumun cevâb-nâmesi geldi, cevâb-nâme-l Alînizi aldım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Seçim bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahâdetnâme, diploma.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla kullanılan sabun, deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi belirleyip, onu terk etmekle başlanır. Sonra aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nişasta, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 çorba kaşığı nişasta konur. Karıştırılarak eritilir. Sonra bu suya bastırılan temiz bir bez, iltihapların üzerine sarılır. Kurudukça değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). dishabille.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Glossit denilen bu iltihaplanmanın nedeni, çürük dişler, dişeti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık haline getirmiş olmaktır. İhmal etmemek gerekir. Çünkü dil kanseri veye dil ülseri belirtisi de olabilir. Mutlaka doktora başvurmak gerekir. Yapılacak ilk iş, sigarayı bırakmak, çürük dişleri tedavi ettirmek, ve kötü alışkanlıkları terk etmektir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mersin yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç mersin yaprağı konur. 20 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev elbisesi; yarı giyinmiş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. emr-nâme). Bir emri içine alan resmî yazı ki, üstten asta yazılır: Emir-nâme-i nezâret-penâhî = NAzırlığın (bakanlığın) emri. Emir-nâme-i sâmî = Sadâret makamından yazılan yazı. Nezâket icabı hususî mektuplara da emirname denilirdi: Emirname-i Alîlerini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emay, mine; emay gibi şey; diş minesi; emay işi. enamelware i. emay işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) minelemek, mine ile kaplamak; değişik renklerle süslemek; parlaklık vermek. enamelling i. mine işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اصحاب] sahipler. 2.ashab.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fal kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فالنامه] fal kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. feth = zafer, F. nâme = risale, mektup). 1. Bir memleketin fethi veya bir zafer sonunda neşrolunan galibiyet fermanı. 2. Bir fetih ve zafer hakkında yazılan kaside ve manzume, zafer-nâme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esnaf teşkilâtı ile bunların uymaları icab eden usul ve kaidelerden bahseden eser.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : 4 bardak kaynak suya 1 çay kaşığı sofra tuzu konur. Eriyinceye kadar karıştırılır. Günde 3 kere göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür. Üşütme sonucu ortaya çıkan gözbebekleri iltihabında, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meyan kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 50 gram meyan kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : Yarım su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırılır. Göz kapaklarına banyo yapılır.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçiş tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyku, Ar. nevm: Hâb ve râhatını terk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: House Air Waybill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HIV/AIDS Bureau The bureau within the Health Resources and Services Administration of the DHHS that is responsible for administering the Ryan White CARE Act Within HAB, the Division of Service Systems administers Title I, Title II, and the AIDS Drug Assis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for harmful algal blooms, also known as marine phytoplankton blooms or red tides In this naturally occurring phenomenon for which instances are reported for around 300 species blooms with cell concentrations of several million per liter occur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواب] uyku. 2.rüya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uykusu gelmiş, uyuklayan veya uykudan yeni kalkıp daha lâyikıyle gözlerini açmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyku yeri, yatak ve yatak odası. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak odası, yatakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykulu, uykusu gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حباب] hava kabarcığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Suyun üzerine yağmur damladıkça hâsıl olan kabarcık ki, hava ile dolu olup suyun üzerinde yüzer (eski şairlerimize sermaye olan kelimelerdendir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبابه] hava kabarcığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «habis»). Kötülükler, yaramazlıklar, kötü işler. Ummül-habâis = Kötülüklerin anası ki, eski dilde içki yerine kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبائث] kötülükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلود] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلوده] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Küba menşeli bir dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Cuban dance in duple time music composed in duple time for dancing the habanera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slow, rhythmic dance of Cuban origin, also poular in Spain The name is derived from Havana, Cuba's capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuban dance of Spanish origin, the first major Latin influence on U S music around the time of the Spanish-American War Provided the rhythmic basis of the modern tango, which makes its influence in 20th century American music difficult to trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 19th century Cuban song and dance form that is slow to moderate in tempo and in duple meter. music composed in duple time for dancing the habanera. a Cuban dance in duple time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Küba'da yapılan bir dans; bu dansa göre müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötülük, yaramazlık, fenalık, haylazlık: Habâsetine diyecek yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خباثت] kötülük, alçaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حب] çekirdek, tohum. 2.hap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). Erkek ve kız çocuklarının alınlarında ve yüzlerinde çıkan kabarcıklar, ergenlikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Halk dilinde abdülleziz denilen, Akdeniz bölgesinde ve Afrika’da yetişen bir ağacın dut kurusu şeklinde ve büyüklüğünde olan yağlı ve tatlı yemişi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güney Arabistan’da bir kasaba.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبات] hava kabarcıkları. 2.haplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubz» den imüb.). Ekmekçi: Habbtzin = Eekmekçi esnafı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خباز] ekmekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hubûb ve bunun cem. hubûbât). Tane. Habbeyi kubbe yapmak = Mübalâğa etme. Habbe-i vâhide (bir habbe) = Hiç (Osm. menfi cümlelerde geçer). Habbe-tüs-sevdâ = Çörekotu. c. Zahire, buğday, arpa, çavdar gibi ürünler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبه] taneler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبهء حضرا] çitlembik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبهء سودا] çörekotu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Ne güzel, ne kadar lâtif, zehî! Habbezâ bâğçe-i pâdşeh-İ rûy-i zemini (Neft).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبذا] ne güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب البلوغ] ergenlik sivilcesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواب جامه] gecelik. 2.pijama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) ihzar emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kasma, kısaltma. 2. Arüz’da, fâilâtün kalıbını fâilün hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahbâr). I. Bir vakanın tebliği, bir hâdiseden, hazır bulunmayanlara verilen malûmat, bilgi, havâdis, asıl Türkçe’si: Salık. Haber gelmedi; o işden bize haber veren olmadı; bir şey olursa ben size haber ederim. 2. İlim, vukuf, malûmat, bilgi: Fenden, senattan haberi yoktur; bu işden haberim olmadı. 3. Hadîs-i şerif = Peygamberimiz’in sözleri ve fiilleri: Haberde böyle denmiştir. 4. (edebiyat) Gramerde bir isme yakıştırılan sıfat, müsnet: «Allah büyüktür» denildiğinde «Allah» mübtedâ ve «büyük» haberdir. 5. (edebiyat) Olayı bildiren bir fiil veya cümle; mukabili: İnşâ. Bî-haber = Bir işten haber ve bilgisi olmayan, vukufsuz, malûmatsız, gafil (tersi olan «bâ-haber» tâbiri kullanılmayacak kadar soğuktur). İlmühaber = 1. Bir şeyin alındığını gösteren resmî senet. 2. Bir hususu göstermek üzere ekseri muhtarlarca verilen resmî kâğıt. Kara haber — Birinin ölümü hakkında akrabasına verilen haber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. information. knowledge. report. communication. datum. gen. griff. griffin. info. item. message. word. tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. information. message. news. notice. report. steer. tidings. word. knowledge. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information. message. news. word. aviso. broadcast. communication. dope. gen. griff. hearsay. intelligence. news item. piece of views. predicate. report. tidings. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبر] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staple of news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. declare. notify. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb know. to inform (on sb. to report. to give out. advise. announce. call. declare. denounce. herald. inform. notify. peach. tell. wise up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber veren, haber getiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. forerunner. courier. despatch rider. dispatch rider. dispatch-rider. harbinger. herald. precursor. reporter. runner. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. forerunner. herald. messenger. precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herald. messenger. forerunner. courier. delivery boy. floor manager. harbinger. message bearer. monitor. precursor. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. haber, Fars. dâşten = tutmak, mâlik olmak). Bir işten haber ve malûmatı olan, Ar. habîr, malûmatlı, vâkıf, Fars. Agâh: Vaktiyle haberdar olamadım; beni işden haberdar ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. hip. knowing. on to. cognizant. au fait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. knowing. aware of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. aware. cognizant. in the known. in the know. in the swim. well- informed. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خبردار] haberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD erkek giyimi satan mağaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) şapka dükkânı; (ing.) tuhafiye eşyası veya dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer) (mü. haberiyye) Bir olayı haber veren (fiil ve cümle): Haberi fiil, cümle-i haberiyye. Mukabili: inşâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence. intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine haber göndermek, biribirine malûmat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspond. communicate. intercommunicate. speak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. communicate. to communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to communicate with one another. communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haberi olan, haberi olarak: Haberli gelseydiniz, hazırlanırdık. Onlar haberli geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. having been notified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber almamış, haberi olmayan, haber verilmemiş: Her şeyden habersiz bir halde... Haber vermeden: Habersiz geliverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. not knowing. uninformed. unannounced. ignorant. insensible. insensible of. oblivious. unbeknown. unbeknownst. unconscious. unknowing. unwitting. without notice. in the dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. unaware. unawares. uninformed. without warning. without a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant of. without warning. without giving advance notice. oblivious. unaware. unknowing. unwitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly. unawares. at unawares. unbeknown. unbeknownst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without warning. without telling anyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Doğu Afrika’da bir memlekettir ki, ahalisi zenci olmadıkları halde esmer ve Hıristiyan’dır. Aslında birkaç ayrı ırktır. 2. Habeş ahalisinden olan veya onlar gibi siyah ile beyaz arasında koyu esmer renginde bulunan adam: Habeş bir köle, bir cariye (doğrusu Habeşî’ dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Abyssinian. an Ethiopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبشه] Habeşistan. 2.Habeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Habeşiyye). Habeş memleketi ahalisinden veya bunlara mensup ve ait yahut bunların renginde olan: Habeşîler, zenci değildir; lisân-ı Habeşî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوابگاه] yatak odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canbaz ayaklığı, Fr. 6chasse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşsiz, güçsüz, kaygısız, bir işle meşgul olmayan ahmak ve haylaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hub» dan smüş.) (mü. habîbe) (c. ahbâb, ahibbâ). Sevilen, sevgili, dost. Habîbullah = Tanrı’nın sevgilisi yani Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبيب] sevgili. 2.dost. 3.Hz. Muhammed

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevgili. Seven, dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Habib)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın sevgilisi. Hz.Peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hâbîde-gân). Uyuyan, uyumuş, uykuya dalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâbîde). Uyuyanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Hazret-i Adem’in oğullarından biri, Kabil’in kardeşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyücü, sihirbaz, afsuncu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Habil. Hz.Adem’in oğullarından, Kabil’in kardeşi, Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) , (çoğ.) elbise, kıyafet, kılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nar tanesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den smüş.). Haber ve malûmatı olan, bilgili, Osm. agâh, vâkıf, haberdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبير] haberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Taze, haberli, bilgili, agah, vakıf. 2.Cenab-ı Hak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubs» dan smüş) (mü. habîse). 1. Kötü, fena, fasit: Ervâh-ı habise = Kötü ruhlar, cinler. 2. Habâset eden, fesatçı, yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. bad. vicious. wicked. malignant kötücül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. bad. malicious. malignant. felon. pernicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبيث] kötü, pis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. habâis). Fenâ huy, fenâ hal, çirkin şey, kötü hareket, kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubut» tan if.) (mü. hâbite). Aşağı inen, düşen, hubut eden. Tedrîc-i hâbit (edebiyat) = Bir şeyi tarif ederken vasıf bakımından yukarıdan başlayıp aşağıya inmek: Alim, kâtip, hoşgû bir edam (aksine tedrîc-i sâid denir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adet, alışkı, alışkanlık, itiyat, tabiat, huy; iptila, düşkünlük; zihni yapı, kafa; yaradılış, tıynet; elbise, kıyafet, kılık; din adamları ve binicilerin giydiği özel kıyafet; (biyol.) özel olarak büyüme veya yetişme. habitforming (s.) iptilâ hası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) giydirmek. habited in giymiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) oturulabilir, ikamete elverişli habitabil'ity, hab'itableness (i.) oturulacak halde olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural abode, locality or region of an animal or plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Place where anything is commonly found. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a plant or animal species naturally lives and grows; or characteristics of the soil, water, and biologic community that make this possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which an organism or biological population lives or grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place and conditions in which an organism lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which a population or individual lives; includes not only the place where a species is found, but also the particular characteristics of the place that make it especially well suited to meet the life cycle needs of that species Habitat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or environment where a plant or animal naturally or normally lives and grows. the natural home of an animal or plant; the sum of the environmental conditions that determine the existence of a community in a specific place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population lives and its surroundings, both living and non-living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural environment/area/location in which where an organism normally grows. the area in which an animal, plant, or microorganism lives and finds the nutrients, water, sunlight, shelter, living space, and other essentials it needs to survive Habitat l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific area or environment in which a particular type of plant or animal lives Components of a habitat include food, water, and shelter. the place where an organism lives and/or the conditions of that environment including the soil, vegetation, water,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or community where a plant or animal lives and grows. the place where an organism naturally lives, grows, and interacts. the place where an animal or plant lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific area or environment in which a particular plant or animal lives An organism's habitat provides all of the basic requirements for the maintenance of life For example, typical coastal habitats include beaches, marshes, rocky shores, bottom sedi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where an animal or plant naturally lives and grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population or community lives and its surroundings, both living and non-living. The native environment or specific surroundings where a plant or animal naturally grows or lives The surroundings include physical factors such as temperatur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural home or environment of an animal or plant. the place where a species normally lives. the place or type of site where an animal or plant naturally or normally lives and grows; the arrangement of food, water, shelter, and space suitable to an an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific environment in which an organism lives and on which it depends for food and shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The location and environmental conditions in which a particular organism normally lives. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer; herhangi bir şeyin doğal yeri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ikamet, oturma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alışılmış, mutat, itiyat edinilmiş; daimi. habitually (z.) alışıldığı şekilde, âdet üzere. habitualness (i.) alışkanlık, âdet, mutat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alıştırmak, alışkanlık haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua'tion (i.) itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) âdet, itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müdavim, daimi ziyaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Habitude; mode of life; general appearance. person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'. constitution of the human body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gebelik, hami.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. ip, urgan, Fars. resen. 2. (anatomi ve botanik). İp gibi bağlayıcı şeyler. Habl-i metin = Selâmet vasıtası. Habl-i mevhum = Daima olacak gibi görünüp de gittikçe uzaklaşan istek. Habl-ül-verid Ensedeki kalın sinirler (Fr. «cable» (kablo) ismi «habl» Arapça kelimesinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل] ip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوابناک] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب نامه] rüya tabiri kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ehbâr). Benî İsrail Alimi ve umumiyetle bir kavmin Alim ve hukukçusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبر] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haps.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبس] hapis. 2.tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حبس خانه] hapishane, tutukevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşılıklı münakaşada muhâtabını susturmak, Osm. iskât etmek (aşağıdaki Ar. kelime ile aynı olup, Ar. da bu maddede geçen mânâya gelmez).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanılma, hata (asıl mânâsı körcesine önünü görmeyerek basıp yürümedir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبط] yanlış hareket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبط و خطا] yanlış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. edebiyat). Ayrılık vesilesiyle yazılan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bir ödemenin üçüncü bir şahsa veya münasebeti bulunan bir daireye verildiğini gösteren yazılı emir: Aydın vilâyeti için bir havale-nâme aldı; banka, havale-nâmeyi kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Uyu yavrum! Haydi uyu !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden yüksek medrese ve meşk (yazı) talebesine hocaları tarafından verilen diploma, izinnâme, şehadetnâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madrasa diploma. practicing certificate. professional licence license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجازت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Savcının, iddialarını topladığı ve soruşturma sonunda mahkemede okuduğu yazı, savcının görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin konup, karıştırılır. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çay bardağı dolusu arpa konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(İHBAR-NAME) (i. F. hukuk). 1. Belirli olaylara dair bilgi olarak, ilgili olduğu yere verilen yazı. 2. Bir paranın ödenmesi veya diğer bir muamelenin yapılması lüzumuna dair bir resmî daireden gönderilen ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification. letter of advice. monition. garnishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written notice. notification. prompt note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اخبارنامه] bildiri kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (ed). İltifat mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İçinde resmî veya hususî İlân olan kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehb.den masdar). 1. Alevlendirme, tutuşturma. 2. İltihaba uğratma, şişirip, cerahatlandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of proof. certifications. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İltihap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ التهاب] alevlenme. 2.yangı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. iltihâbiyye). iltihâba ait: Asâr-ı lltihâbiyye = İltihap eserleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaklaşılamaz, erişilemez; eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmesi olanaksız, seçilemez. indis- tinguishably z. seçilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülemez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakin olmak, ikamet etmek, içinde oturmak. inhabitable s. içinde oturulur, oturmaya elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتخاب] seçme. 2.seçilme. 3.seçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. intihâbât). 1. Seçme, seçim, bir şeyin en iyisini ayırıp alma: Filan eserden birkaç şiir intihap ettim. İntihap olunmuş kitaplar. 2. Millet meclisi, idare meclisi, belediye için üye seçimi. 3. İstekliler içinden en muktedir ve lâyık olanların seçilmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتخابات] seçimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. intihâbiyye). Seçimle, intihapla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kusur bulunamaz, aleyhinde söylenecek bir şey olmayan. irreproachableness (i.) kusursuzluk irreproachably (z.) kusur bulunamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir istek ve rica için bir makama sunulan damgalı ve pullu kâğıt, arzuhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استدعانامه] dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir memurun görevinden alınmasını istemek maksadıyla verdiği resmî kâğıt: İstîfâ-nâmesini sundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Sanığın, sorulan suallerle verdiği cevapları içine alan zabıt: Istintak-nâmeyi mühürledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rica ve niyaz için yazılan mektup veya sunulan dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). Yanına alma, beraber götürme: Kitabını istishâb ederek gitti. Bil-istishâb = Beraber alarak, ...le birlikte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin ithâf edildiğine dâir yazılan yazı, Fr. d6dicace.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Bir cinayetten sanık olup tevkif olunan adama o cinayetin isnâdı hakkında adliye tarafından verilen resmî kâğıt ki, onunla mahkemeye teslim olunup muhakemesine başlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتمادنامه] güven mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عتق نامه] âzâdlık belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عياب و ذهاب] gidiş geliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Prospectus)

Sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat ve mezuniyet alan bir kimseye verilen yazı, izin kâğıdı, icâzet-nâme, ruhsat-nâme.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (doğrusu «kâr-nümâ = iş gösteren» olsa gerektir). Esnaf kalfalarından usta çıkıp kendi başına çalışmak üzere icâzet isteyenlerin, imtihan için yapıp sundukları iş örneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cumhurbaşkanının imzasıyle tamamlanan hükümet kararı. 2. Bakanlar kuruluna verilen yetkilere dayanılarak alınan karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. bylaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. legal decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. governmental decree or decision. statutory order / decree. decree-law rule of law. order in Council. governmental decision signed by the Council of Ministers and / or President. presidential decree. emergency enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kavi = söz, Fars. nâme = yazılı şey). Üzerine bir mukavele ve anlaşma yazılmış ve imzalanmış kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni, cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kitre, zeytinyağı.

Hazırlanışı : Geniş bir kaba 1 avuç kuru üzüm ve 2 çorba kaşığı kitre konur. Ezilerek karıştırılır. Üzerine 1 çay bardağı zeytinyağı ilave edilir. Tekrar karıştırılır. Sonra temiz bir gaz bezine doldurulup, yaranın üzerine kapanır. Bu işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıyafet ilminden (fizyonomiden) behseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news. evil news. evil tidings. alarming news. bad tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.

- Ortakulak İltihabı : Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.

- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı : Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gülünç, gülünecek, gülünür; tuhaf, acayip. laughably (z.) gülünecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محبت] sevgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heybet» ten masdar). Şan ve heybet sahibi birini görmekten meydana gelen çekinme ve saygı duygusu: Padişahın mehâbeti, mehâbet-i hükümet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهابت] heybetlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünüşü çekinme ve saygı duygusu veren, heybetli, şanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mehbil). Mehbiller, rahim yolları, (bk.) Mehbil.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonraki günlerde süt bezlerinin iltihaplanması sonucu, memelerde ateş ve ağrı hissedilir. Bu durum, bebeği emzirirken daha da ızdırap verici bir hal alır. Böyle durumlarda bebeği emzirirken, bebeğin burnu rahatça hava alacak şekilde bulunmalıdır. Emzirme süresi de, 15 dakikayı geçmemelidir. Memede biriken fazla süt de, lastik emicilerle boşaltılmalıdır. Bebeği emzirmeden önce annenin ellerini yıkaması ve yıkanmamış elleriyle memelerini tutmaması gerekir. Ayrıca memelerin üstünü temiz gaz bezi ile örtmek, bebeği emzirdikten sonra da çok sulu alkole batırılmış bir parça pamukla temizlemek lazımdır. Memelerin üzerine pudra dökülmemelidir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz tohumu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 10 çorba kaşığı maydanoz tohumu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 1 kere pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Selâm için söylenen iltifat tâbiri olup, asıl Arapça’da «genişleyin» ve «rahat oturun» mânâsiyle «hoşgeldiniz» yerine kullanılır. Şiirde bilhassa kasîdelerde övülene söylenir: Merhabâ ey Seyyidü’l-kevneyn-i mahbûb-t Hudâ... Merhabâ ey şehr-i ramazân...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hello ! Hi. hi. howdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine «merhaba» deyip selâmlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimizin mîrâcı hakkında yazılmış kasîde ve şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış isim vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha doğrusu: Ahdnâme. (bk.) Ahidnâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معاهده نامه] antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written defense. defendant's plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. «muhâbat» dan). Korku, çekinme. Bî-muhâbâ = Pervasızca, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı mahabbet olup, bu şekli galattır). 1. Sevme, sevgi, sevişme: Muhabbetimiz eskidir. 2. Dostluk, sadakat: Muhabbet-i Ehl-i Beyt. 3. Aşk: Aşk ve muhabbet. 4. Dostça sohbet, konuşma: Oturup muhabbet ediyorduk; muhabbet arasında, (bk.) Mahabbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fondness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. chat. chitchat. conversation. affection. love. small talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. love. friendly conversation. chat. endearment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محبت] sevgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sevme, sevgi. 2.Dostluk. Dostça konuşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chat. yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a friendly chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovebird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostça mektup: Muhabbet-nâmenizl aldım (büyükten küçüğe yazılan mektup için kullanılırdı). 2. Aşk mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «haber» den) (c. muhâberât). 1. Haberleşme, mektuplaşma, yazışma: Kendisiyle her hafta muhabere ediyoruz, tüccarın muhaberesi muntazamdır. 2. Askerlikte bir sınıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications. communication. intercommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخابره] haberleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Muhabere sınıfından olan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den if.) (mü. muhâbire). Biriyle haberleşen: Gazete, ticaret muhabiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondent. intelligencer. reporter. legman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter. correspondent. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondent. reporter. item man. referendary. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخابر] haberci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a reporter or correspondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

berichterstattung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dil öğrenmek için karşılıklı iki dilden konuşma örnekleri veren kitap: Fransızca Türkçe bir mükâleme-nâme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mukavele senedi: Mukavele-nâmesini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. written agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مقاوله نامه] sözleşme metni.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nahb» dan if.) (c. müntehabât). Intihâb edilmiş, seçilmiş, seçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seçilmiş eserler veya fıkralar, bir veya birkaç müellifin eserlerinden seçilmiş kısımlar, antoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefecilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصاحبه] konuşma, sohbet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). İki veya fazla kişi arasında konuşma, sohbet etme: Akşamları birleşip musâhabe ederdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten imef.) Birinin yanına ve eşliğine alınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEHABB) (i. A. «hubb»den if.) (mü. mütehâbbe). Sevişen, İyi münasebetlerde bulunan, birbirine dost olan. Düvel-i mütehâbbe = Dost devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deed of consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخب] seçilmiş, seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخبات] seçki, antoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimlendirilebilir; şöhrete lâyık, unutulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup: Bir nâme yazdı. 2. Aşk mektubu: Nâme yazmaya mahsus süslü kâğıt. Nâme-i hümâyûn = Osmanlı padişahı tarafından bir hükümdara yazılan mektup. Diğer isimlere katılarak o ismin mânâsına ait kitap, risale veya yazı mânâsına gelir: Emir-nâme, beyannâme, târif-nâme, tâlim-nâme, telgraf-nâme, sâl-nâme, şâh-nâme, şehâdet-nâme, sulh-nâme, ahid-nâme, muhabbet-nâme vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The title by which any person or thing is known or designated; a distinctive specific appellation, whether of an individual or a class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A descriptive or qualifying appellation given to a person or thing, on account of a character or acts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reputed character; reputation, good or bad; estimation; fame; especially, illustrious character or fame; honorable estimation; distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those of a certain name; a race; a family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person, an individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a distinctive name or appellation to; to entitle; to denominate; to style; to call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mention by name; to utter or publish the name of; to refer to by distinctive title; to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name or specifically for any purpose; to nominate; to specify; to appoint; as, to name a day for the wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name, as the Speaker does by way of reprimand. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law' a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. diploma. declaration or permit (used in compounds only. missive. music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same thing'. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law'. a person's reputation; 'he wanted to protect his good na

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PCDATA providing the name of the MathML element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the stock or fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slash-separated list of components that uniquely identifies an element of an HDF5 file A name begins that begins with a slash is an absolute name which is accessed beginning with the root group of the file; all other names are relative names and the ass

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the request as specified by the user, using the qsub -r option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java expression that refers to a particular object or value Examples include variables, parameters, fields, class names, and interface names Every name has an associated type Within its scope, the name is generally bound to a value See the chapter on Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What a coaster is called, in order to distinquish it from others While some parks are very creative with this, others tennd to use the same name over, or even worse just use the name 'coaster' or 'roller coaster'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name is an attribute in an HTML element that provides a unique identifier for the element However, in recent versions of HTML, the name attribute has been deprecated in favor of the 'id' attribute in most cases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word consisting solely of letters, numbers, and underscores, and beginning with a letter or underscore Names are used as shell variable and function names Also referred to as an identifier. hostname - This is a required parameter used in PPP authenticat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the real name of the member This is viewed from the member profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name is a construct that stands for an entity: it is said that the name denotes the entity, and that the entity is the meaning of the name See also declaration, prefix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A given page presents a subject named with a single word or short phrase, such as 'Frog,' 'Lichen,' 'Pools and Riffles,' or 'The Water Cycle ' Page naming must be simple for two reasons: to be useful for basic vocabulary building exercises, and to allow s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of English Query minor entity that indicates how its associated major entity is identified in questions and statements, for example, 'book' refers to the major entity Books table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of identifying attributes purported to describe an entity of a certain type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The driver's full name in the format of last name, first name, initial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The self articulation of reality entering the world of human consciousness, as Namu- amida-butsu Also referred to as the Name in six letters or six syllables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The logical class name as given in the NOAO Image Data Structure Definitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نامه] mektup. 2.kitap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ad, isim; nam, şöhret, ün; ünvan; kızgınlık belirten hitap şekli; şöhretli kimse; dış görünüş; Tanrının kutsal ismi; f. ad koymak, isim vermek, ismiyle çağırmak; ismini vermek; belirtmek; tayin etmek; memur etmek; s. ismi olan; A.B.D., k.dil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektup götüren. Kebûter-İ nâme-ber — Mektup götürmeye alıştırılmış güvercin, posta güvercini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir hükümdardan diğer bir hükümdara nâme götürmeye memur görevli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامفهوم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz, adsız, adı belli olmayan; adı konmamış; tanımlanamayan; bahsedilmeye layık olmayan; gayri meşru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani şöyle ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامرد] alçak, aşağılık, namert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. insaniyetsiz. 2. Korkak, aiçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. despicable. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. base. contemptible. despicable. craven. dastardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAmerdî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامرئی] görülmeyen, görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامأمول] umulmayan, beklenmedik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nickname

takma ad

Kendi adından başka eğreti alınan ad.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. lakap, takma ad; f. lakap takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yarı uykulu, mahmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tüzük. Nizâmnâme-i dahilî = iç tüzük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations or statutes of an organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نظام نامه] tüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçinde nasihatler olan kitap, broşür vesaire: Pendnâme-i Attâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پندنامه] öğüt kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahvolabilir; kolay bozulur, dayanıksız; ölümlü, fani; i., çoğ. çabuk veya kolay bozulabilen gıda maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik, ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır. Ayrıca 6 hafta süreyle aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Servi yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam servi yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam tere otu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabahları aç karnına, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهنامه] yol haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme. 2. tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamir etmek, onarmak; yeniden ehliyetini vermek; namus veya itibarını iade etmek, eski haklarını iade etmek. rehabilita'tion (i.) eski itibara iade, eski hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat veren kâğıt, izin-nâme, i; vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rOz = gün, nâme = yazılmış şey). 1. Gündelik masrafların veya olayların kaydedildiği defter. 2. Her günkü olayları yayınlayan gazete, gündelik gazete. 3. Takvim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusu tatlı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİHAB) (I. A.). 1. Alev, ateş parçası. 2. Akan yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhib, sahâbî). «ashâb» ile aynı mânâdadır, (bk.) Sahip, ashâb, sahâbî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابه] Hz. Muhammed’in sohbetlerine katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2.Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz.Muhammed’i görmüş mü’min kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkmak, himaye, müdafaa, benimseme, tutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ashâb, sahâbe). Peygamberimiz’in bizzat görüp konuştuğu çağdaşları, yakınları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابی] Hz. Muhammed’in sohbetlerini katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahâbiyyât). Peygamber’le görüşüp konuşan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdarın manzum biyografilerini yazan şair vak’a-nüvis.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sakal kılının kolayca koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur. Sakal diplerini oksijenli su ile yıkadıktan sonra aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç doğranmış maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, sakal dipleri yıkanır. Yüzün tamamı da yıkanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). (edebiyat) SAkîye hitâben yazılan, onu, içki meclisini öven uzun manzume ki, kasîde, mesnevi, terci, terkîb vs. şeklinde olabilir: NefTnin sâkî-nâme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, nâme = kitap). Bir senelik takvimi ve hâdiseleri gösteren ve her sene çıkan kitap, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالنامه] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şartlı anlaşma metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. list of conditions. contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specifications. articles and conditions. specifications. document listing the terms of a contract. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرط نامه] şart mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sehâib). Bulut, Fars. ebr. mec. T. Karanlık. 2. Uçuşan çekirge gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحاب] bulut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Bulut. 2.Karanlık. 3.Bulut gibi uçan böcekl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحاب آلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (sondaki e teklik gösterir). Tek bulut.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek bulut.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma, mezuniyet belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhnameci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Otururken gelen tatlı uyku. (Türkçe’de: Şekerleme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, nâme = mektup). 1. Mektup, risâle ve kitap vesaire başında yazılan yazı. 2. Serlevha, başlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنامه] mektup başlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir seyyahın gezdiği yerlere ve seyahatte görüp geçirdiği şeylere dair yazdığı kitap: Evliyâ Çelebt’nin Seyâhat-NAme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kılıksız, pejmurde, eski püskü; kötü, haksız. shabbily (z.) kılıksızca, pejmurde bir halde; haksızca; cimrice. shabbiness (i.) kılıksızlık; haksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهاب] akan yıldız, kayan yıldız. 2.kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kıvılcım. Akan yıldız. 2.Cesur, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin parlak yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şikâyet mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şecere kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Eski tıpta müshil olarak kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cassia): Baklagiller familyasından; bütün sıcak bölgelerde yetişen, sarı çiçekli otsu veya ağaçsı bir bitkidir. 400’den fazla türü vardır. Çiçekleri, yapraklarının dibinden çıkar. Uzun salkım şeklindedirler. Meyvesi, baklaya benzer. Basık silindirimsi, odunsu ve sert kabukludur. Kullanıldığı yerler: Kuvvetli müshildir. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz. Bulantı ve kusma yapabilir. Sütlü kahveyle içilmesi daha kolaydır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i F.) (A. sulh = barış, F. nâme = yazılmış kâğıt). İki taraf arasında kararlaştırılan sulhun şartlarını gösteren yazı, muâhede metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). (edebiyat) Düğün, ziyafet, şenlik gibi şeyleri tasvir için yazılan manzum veya mensur eser.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. soyadı; aile ismi; lakap; f. soyadı koymak; soyadı ile tanınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. bond. letter of commitment. covenant. written contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative covenant. letter of undertaking. written engagement. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعهد نامه] taahhüt belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüya tâbirlerine dair kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Beğenilen bir işe karşı verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلاق نامه] boşanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıda târif olunan tandırın altında pinekleyen tenbellerden birinin okuyup veya söyleyip diğerlerinin dinledikleri masal, 2mec. Asılsız fasılsız şey, saçma sapan söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin yapılışını, kullanılışını anlatan yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasdik bildiren vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate. certification. certificate which formally attests sth. certificate of attendance (given to a student who has attended , but not gr. acknowledgement. school leaving certificate. instrument of ratification. instrument of signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Birini takdim eden ve hakkında iltimas isteyen mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teselli ve tâziye için yazılan mektup, teselli mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعزیت نامه] başsağlığı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğrenmeye hevesli, öğrenme kabiliyeti olan; uysal. teachabil'ity, teachableness i. öğrenme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tebrik yazısı, kutlama yazısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تبریک نامه] kutlama yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla gelen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of conveyance. a bill of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tırnak kenarlarında veya altında cerahat birikmesine, tırnak iltihabı denir. Nedeni, ufak kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin yerleşmesidir. İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da vardır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Maydanozlar, tırnağın üzerine konup, temiz bir bezle sarılır. Aynı işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arkadaşlık edilmesi zor olan; ulaşılmaz; yaklaşılmaz; mukayese edilemeyecek kadar üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahkemece itham edilemez; kusursuz, suçsuz, aleyhinde diyecek olmayan. unimpeachably z. şüphe götürmez derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamet edilmemiş, oturulmamış; ıssız, boş, tenha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz; adı geçmeyen, bahsedilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülmez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilmez, keşfolunmaz; gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokunulamama, paryalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ulaşılamaz, erişilmez; dokunulmaz; dokunulması yasak; i. parya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bağışlayan, ihsan eden. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur: Abdülvahab.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vakfiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter of a wagf. deed of trust. act of foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Bir kimsenin vasiyetini gösteren tasdikli vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of dead. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehb» den imüb.). Fazlası ile bağışlayan ve veren (Allah’ın sıfatlarındandır). Abd-ül-vehhâb as İhsan sâhibi olan Allah’ın kulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهاب] çok bağışlayıcı Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok hibe eden, bağışlayan. Sayısız nimetler veren yüce Allah. Bu isim Esmau’l-Hüsna’dan-dır. Kur’an-ı Kerim’de, Al-i İmran, ayet: 8; Sa’d suresi ayet: 9 ve 35’te geçmektedir. - (bkz.Abdülvehhab).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. vehhâbiyye) (c. vehhâbiyyûn). Abdülvehhâb isminde biri tarafından Necd taraflarında çıkarılan mezhebe bağlı kimse ve bu mezheple alâkalı: Vehhâbî mezhebi, Hanbelî mezhebinin bir dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهابيت] vehhâbîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهابيون] vehhâbîler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin vekil tayin olunduğuna dair, vekil eden tarafından verilen senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. proxy. power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proxy. power of attorney. proxy statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت نامه] vekillik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vahabi. Wahabiism i. Vahabilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zabt = kayıt, Fars. nâme = yazılı şey). Bir meclis veya mahkemenin veya sorgu hâkimi gibi bir memurun müzakere ve ifâdeleri yazarak tanzim ettiği resmî kâğıt, tutanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضبط نامه] tutanak, zabıt yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (zihâb şekli yanlıştır). Bir fikir ve zanna tâbî olma, sapma, bir fikir ve zanda bulunma, zan, itikat: Benim zehâbım yanlış çıktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذهاب] gidiş. 2.sanıya kapılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by