Hadi-aşer ne demek? | Hadi-aşer anlamı nedir? | Hadi-aşer

Hadi-aşer anlamı nedir?

Hadi-aşer ne demek?

Hadi-aşer anlamı nedir?

Hadi-aşer | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hadi aser

Türkçe Sözlük

(i. A.). On birinci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.Hadi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cemiyet içindeki davranış ve nezaket kaideleri, görgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) ehâdîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Birlik, Cenab-ı Hakk’ın birliği, vahdaniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). On iki: Eimme-i isnâ aşere = On iki imam. Vâhid-aşere: On birinci. Sânî-aşere: On ikinci v.s.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشر] on.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ajer) (matematik). Onluklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). On kişi veya on şeyin toplamı, onluk, onlar: Aşere-i mübeşşere = Hazret-i Peygamber’in Cennet’le müjdelediği 10 büyük sahâbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشره] onlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crave for unusual foods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bahadırân) (Türkçe’de dahi buğadur ve batur kullanılıp ikisi arasındaki münasebet açık ise de, hangisinin hangisinden çıktığını kestiremedik). Yiğit, cesur, kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. gallant. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادر] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BAHADIR-ANE (i. F). Yiğitçe, dilâverce, kahramanca: Bir tavr-ı bahadırâne ile; bahadırâne bir yürüyüşü vardır. Cesur adamlara yakşır surette, yiğitçe: Bahadırâne yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başar).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avcı; takip topu; ABD sert içkiden sonra içilen su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Cihât’a mensup, savaş işleriyle ilgili. 2. II. Sultan Mahmud devrinde harp masraflarına karşılık olmak üzere kesilmiş sikke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hadîs ve bununla ilgili şeyleri öğretme yurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. hadîs). Hadîsler, Hz. Muhammed’in sözleri, (bk.) Hadîs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احادیث] hadisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ احدیت] birlik. 2.Tanrı’nın birliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) CAferî mezhebinden olan Şİİler’de Hz. Ali ile başlayarak Mehdî ile sona eren on iki imam: Hz. Alî, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeyn-ül Abidîn, imâm-ı BAkır, Ca’fer-üs-SAdık, MÜsâ KAzım, Alî bin MOsâ, Muhammedin Nakî, Aliyy-üt-Takî, Hasan-ül-Askerî, Imâm-ı Mehdî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exacerbation

tıp alevlenme

Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemide makina yağcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., argo, (aşağ.) Meksikalı; İspanyolca konuşan Amerikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hâdiye) ,chüdâ» dan if.). Doğru yolu gösteren, hidâyet veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on!. go on!. come along!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هادی] doğru yolu gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادع] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yenilene yardım eden, yardımcı. 2.Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehb(Erkek İsmi) 3.Önde giden kimse. 4.Mızrak ucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). On birinci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tatsız hadiselerle geçen toplantı, gösteri vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyun, hile, Ar. mekr, hud’a.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Erken doğan oğlan çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A). Erken doğan kız çocuğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Hadice: Hz.Muhammed (s.a.s)’in ilk eşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. hiddet’ten smüş.) (m. hadide). 1. Öfkeli, hiddetli, titiz. Ar. gazûb. Hadîd-ül-mizâc = Hiddeti galip, çabuk kızar. 2. Şiddetli, şedîd, keskin. 3. Demir, Fars. Ahen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Keskin. 2.Demir. 3.Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4.Kur’an-ı Kerim’in 50.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öfkeci, öfkeli, çabuk kızar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. hadîdiyye). Demire ait veya demirden yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hadâik). Ağaçlı bahçe, ağaçlık: Hadâik-ı hâssa = Padişah sarayının bahçeleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدیقه] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hâdim = hizmet eden’ den). Erkekliği elınmış erkek, tavâşî: Hadımağası. Hadım etmek = Erkekliğini giderici ameliyatta bulunmak, (insanı) enemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hedm’den if.) (mü. hâdime). Yıkan, tahrip ve hedmeden. Hâdim-ül-lezzât = Lezzetleri yıkan yani ölüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hidmet’ten if.) (mü. hâdime) (c. hüddâm, hademe). Hizmet eden, hizmetçi, hizmetkâr: Onun menfaatlerine hâdim olmak İstemem. Hadim-ül Haremeyn-iş-Şerîfeyn = Mekke-i Mükerreme ile Medîne-i Münevvere’ye nisbetle Yavuz’dan beri Osmanoğullan’na mensup İslâm halîfelerinin aldığı tevazu unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch. castrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادم] hizmetçi. hâdim olmak hizmet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hizmetkar, yardım eden. Hadim-i Harameyn: Harem-i Şerifin hizmetkarı. Hicaz’ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to castrate. alter. emasculate. geld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda haremle selâmlık arasında hizmet gören hadım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادمه] bayan hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ötücü gövercin. 2. Kişneyen aygır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hades’ten smüş.) (mü. hadîse). 1. Yeni, Ar. cedîd, Fars. nev-zuhûr Hadîs-üs-sin = Gen;. 2. Sonradan ortaya tıkan, eski olmayan (bu mânâ ile «hâdis» daha çok kullanılmıştır). 3. (c. ehâdîs). Peygamberimiz’in sözü veya bir iş ve hareketi: Hadîs-i şerif; il m-i hadîs; nakl-i ehâdîs-i şerife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hudûs’tan if.) (mü. hâdise). 1. Yeni zuhur eden veya vuku bulan, meydana çıkan: Bir mesele hâdis oldu. 2. Eski olmayan, soradan vücuda gelmiş, yaratılmış, Ar. mahlûk: Alem hâdistir. 3. Yeni, Fars. nevzuhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the prophet muhammad's sayings/deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hadith. tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حادث] meydana gelen. 2.yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدیث] hadis, Peygamber sözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حادثات] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâdis, hâdisât). 1. Olay, vak’a, vâkıa, vuku bulan hal ve keyfiyet, macera: Hâdisit-ı dehr = Zamanın olayları. 2. (tıp) Bir hastalığın devamı sırasında ortaya çıkan hal, hastalığın tesadüfen başka bir renk alması, Arıza. 3. (c. havadis). Haberler, vukuat, yeni vuku bulmuş işler: Bugünkü gazetelerde hiç havadis yok: Yurt havadisi, dış havadis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

event. incident. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affair. phenomenon. event. incident. occurence. case. occurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. event. incident. occurrence. happening. action. affair. appearance. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حادثه] olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked by unpleasant events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydisene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on ! hurry up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without untoward events. smoothly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hadi).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشرات] haşereler, börtü böcek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Böcek. (bk.) Haşarât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insect. insect böcek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشره] böcek, haşere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oniki, 12: Elmme-i İsnâ-aşer = Oniki İmam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثنی عشر] oniki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ittihâdiyye). Birlik ve ittifaka ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlıca Edirne taraflarında yapılan bir çeşit peynir, üç dört parmak kalınlığında, tekerlek biçiminde yapılır: Kaşar peynir, kaşar peyniri. 2. mec. Arsız, yüzsüz, vurdumduymaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lama manastırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) leyzer, ışık dalgalannı kuvvetlendiren veya üretebilen bir çeşit meyzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahdûm). Mahdûmler, oğullar, (bk.) Mahdûm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معشر] toplum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. düzenli frekansı olan ve elektromanyetik dalgalar meydana getiren veya frekans ve görünüşü aynen muhafaza ederken bu dalgaları kuvvetlendiren herhangi bir tertibat, meyzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «işret» ten im.) (c. meâşır). Birlikte yaşıyan insanlar topluluğu, yığın, cemiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güçlük, zorluk, çaparazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâşere, topluluğa alt olan, ortaklaşa: Mâşerî vicdan, mâşerî devlet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معشری] kollektif, ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Halk ile birlikte yaşayıp hoş geçinme, (bk.) Adâb-ı muâşeret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cbeşr» den mesdar). 1. Girişme, tutuşma, başlama: O kitabın yazılmasına bugün mübâşeret edeceğim. 2. Cinsî münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadeb»den if.) (mü. münhadibe). Kanburlaşmış, eğri, kemerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hadere»den if.) (mü. münhadire). İnişli, meyilli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

girişilmek, işe başlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Savaşan asker, insan, savaşçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baştanbaşa, bütün, tekmil, birdüziye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سراسر] bir baştan bir başa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Baştan başa, büsbütün. 2.Altın veya gümüş telle dokunmuş kıymetli bir çeşit kumaş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرتاسر] baştanbaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük bir taahhüt işinin bir kısmını yaptırmayı asıl müteahhitten alan ikinci müteahhit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subcontractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subcontractor. sub contractor. little master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incentive operation. subcontract work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takılmayı seven kimse; bulmaca; yün tüyünü kabartma makinası; gelecek programı gösteren filim; iştah açıcı şey; sahne perdesinin arkasında asılı bulunan ve tavanın görülmesini önleyen kısa perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bolluk, varlık, zenginlik, varlıklılık.

İsimler ve Anlamları by