Hale ne demek? | Hale anlamı nedir? | Hale

Hale anlamı nedir?

Hale ne demek?

Hale anlamı nedir?

Hale | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hale

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayın etrafında bazen görünen ışık halkası, ay ağılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halo. halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sound; entire; healthy; robust; not impaired; as, a hale body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Welfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halo (round the moon. circle. corona. glory. halo. nimbus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States astronomer who discovered that sunspots are associated with strong magnetic fields. prolific United States writer. to cause to do through pressure or necessity, by physical, moral or intellectual means :'She forced him to take a job in the c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خاله] hala. 2.teyze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هاله] ayça, hâle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) surüklemek .hale into court mahkemeye celbetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sağlam, dinç, zinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ayın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen ışıklı halka, ayla, ağıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(CEHALET) (i. A.). Bilmezlik, nâdanlık, ilimden mahrum ve her malûmattan habersiz olma: İnsanlığın en büyük kısmı hâlâ cehâlet karanlığı içindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. darkness. night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. unculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهالت] cahillik, bilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Alplerde görülen dağ evi; alçak ve geniş saçaklı villa veya köşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir kimsenin merhametine yahut himayesine sığınma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دخالت] karışma. 2.sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki halde, bugünkü günde, elyevm, hâlâ, henüz: Necd’in bedevî Arablar’ı el-hâletü hâzihi Arapça’nın fasihini söylüyorlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الحالة هذه] şimdiki, günümüzdeki

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nefes vermek, buhar çıkarmak, koku saçmak, buhar ve koku hâlinde çıkmak, nefes alıp vermek. exhalant (s.) dışarı veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sağılmış süt. 2. Süt sağma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Halebli, haleb şehri halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Titreme, oynama, çırpınma (başlıca yürek oynaması hakkında kullanılır): Haiecana uğradım, kalb halecanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلجان] çarpıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Haiecana tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahlâf). 1. Sonradan gelen, birinin yerine geçen kimse, selef mukabili: Selef ile halef — Bir görevde önce bulunmuş adamla sonra onun yerine tayin olunan: Filân, memuriyette bana halef oldu; işten çıktı ama halefini bekleyecektir. 2. Zürriyet, nesil, evlâd ve torunlar: Biz o şanlı ecdâdın ahlâfı değil miyiz? Hayr-ül-halef = Hayırlı evlâd, babasını hayırla yâd ettirmeye sebep olan oğul. Nâhalef = Hayırsız evlâd. Halefen an selefin = Seleften halefe, babadan oğula geçmek suretiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successor. successor in interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successor. successor ardıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subrogee. successor. successor in title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خلف] evlat, oğul. 2.halef, yerine geçen, arkadan gelen

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Babadan sonra kalan oğul. 2.Memurlukta, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. halîfe). Arkaya ve geriye mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Açıklık, boşluk, rahne. 2. Bozukluk, fesat, eksiklik, noksan: Akla halel gelir, halel getirir; sizin hazır bulunmamanız işimize halel verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injury. harm. prejudice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injury. damage. harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلل] bozukluk. halel gelmek bozulmak, lekelenmek, gölge düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halel, Fars. pezîriften = kabûl etmek). Eksik, fesat kabûl eden, nâkıs, bozuk: Bunca senelik hukuk, halel-pezîr oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). «Bozulmak, sarsılmak» mânâsındaki «haleldar olmak» tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injured. prejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خللدار] bozulmuş, bozuk. haleldâr etmek bozmak, halel getirmek. haleldâr olmak bozulmak, halel gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki halde, hâl-i hâzırda. Hâlen ve istikbâlen = Şimdiki ve gelecek zamanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. presently. at present. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. presently. at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حالا] şimdilik, henüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hale).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hâlât). 1. Hal, sûret, keyfiyet, hey’et: Başıma bir hâlet geldi. 2. Takdir: O hâlette, bazı hâlâtta. 3. e. (Arapça gramerde) Irâbın üç şeklinin beheri: Hâlet-i ref’, hâlet-i nasb, hâlet-i cer. Elhâletü-hâzihi = Şimdiki halde, bugünkü günde. Hâlet-i nez’ = Can çekişme,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

situation. condition. aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حالت] hal. 2.nitelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حالت روحيه] ruhsal durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayırlı evlâd, birinin yerine, ona lâyık olarak geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihâlât). 1. Bir işi birine terketme, birinin üzerine yükleme: Bu işi filâna ihâle edelim (havâle gibi). 2. Eksiltme veya artırmaya çıkarılan bir devlet işinin veya bir işletmenin isteyene verilmesi muamelesi: Birçok işletme ihâle suretiyle idare olunur (zıddı: emânet).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudication. awarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. tender. letting a contract by competitive bidding. accomodations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احاله] havale etme, bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İhâle suretiyle artırma veya eksiltmeye koyarak istekliye vermek yoluyla, iltizam yolunda: Birçok işletme ihâleten idare olunur (zıddı: emâneten).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. solukla içeriye çekmek, teneffüs etmek, nefes almak; içmek; sigara dumanını içine çekmek. inhaler i. solukla içeriye çeken kimse; solukla içeri çekmeye mahsus ilaçları veren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den masdar). 1. Muhâl olma, imkânsız olma, imkânsızlık: Bu iş mertebe-i istihâleye varmıştır. 2. (tıp ve tarih) Bir halden diğer bir hale geçme, değişme, Ar. inkılâb, tahavvül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استحاله] başkalaşım, değişim. 2.imkansızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Göze sürülen sürmeleri yapmak ve sürmek san’atı, sürmecilik. 2. (tıp) Göz tabipliği, tıbbın gözhastalıkları ihtisası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کحالت] göz hekimliği. 2.sürmecilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip) (IS = menfilik edatı, mehâle = çare). Çaresiz, ister istemez, başka türlü olmaz: Yarın lâmehâle gidilecektir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامحاله] ister istemez, çaresiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Çare, tedbir. 2. Hile. Lâ-mahâle = Çaresiz, zarurî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahlep, bot. Prunus mahaleb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıhlet» ten im.) (c. merâhil). 1. Konak, menzil. 2. Bir günlük yol, iki konak arası: Buradan Ankara kaç merhaledir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stage. phase. gradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرحله] aşama. 2.konak, menzil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜDAHALE (i. A. «duhûl» den masdar) (c. müdâhhalât). 1. Karışma, sokulma, el atma: Ben, böyle İşlere müdahale etmem, o, kendi işine müdahale ettirmez. 2. Araya girme, aracılık: Komşuları müdahale etmeye mecbur oldular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervention. interference. meddling. intermeddling. interposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. intervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to intervene. intermeddle. to shove an oar in. step in. weigh in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «half»den). Birbirine karşı yemin etme, andlaşma, yemin ile ahidleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHALEFET) (i. A. «halefe» den). 1. Uymama, başka türlü olma, Ar. mugayeret, mübSyenet: Bir yere gelecek renkler arasında muhalefet olmalıdır. 2. Zıtlık, düşmanlık: O adam bana dalma muhalefet ediyor. 3. iktidar partisinin karşısında bulunan parti veya görüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppositional. out. opposition. contrariety. defiance. dissension. dissent. dissidence. hostility. the outs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissidence. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. opposing. the opposition. the opposition camp. defiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخالفت] karşı düşüncede olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offer opposition. balk. contest. contravene. to kick against the prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute of dissent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» dan) (c. muhSIesSt). Birbirine karşı hulûsla, dostlukla muamele, samimî sevgi: Aramızda eski muhSIeset vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مداخله] karışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ana babasına benzemeyen, hayırsız (evlât).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناخلف] hayırsız evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. naftalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizgergedanı, zool. Monodon monoceros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sofrada kullanılan tabak altlığı, (bk.) Nihâlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trivet. dish cross. hot pad. tablemat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yeni yetişmiş, düzgün, fidan. 2.Avcı, korkuluğu. 3.Döşeme, döşenecek şey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Evrenin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tortulu şist. shale oil şistten elde edilen petrol. shal'y (s.) şist gibi; şistli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Seylan'a ait; i. Seylanlı; Seylan dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balina, zool .Cetacea; k.dili. çok iyi şey, çok buyük şey; f. balina avlamak. a whale of a hayli, pek çok, oldukça. whale fishery balina avcılığı; balina avlanan yer. whale oil balina yağı .whal'er i .balina avcısı; balina avlama gemisi. whal'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. dövmek, dayak atmak, kamçılamak, kırbaçlamak. whal'ing i. dayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvertesi balina sırtı biçimindeki vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran sandalı, filika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balina çubuğu, korseye konulan balina, balık dişi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by