Ham Madde ne demek? | Ham Madde anlamı nedir? | Ham Madde

Ham Madde anlamı nedir?

Ham Madde ne demek?

Ham Madde anlamı nedir?

Ham Madde | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ham madde

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jambon. kiç. artıst. gösterışçı. acemı oyuncu. amatör radyocu. abartili oynamak. rol kesmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw material / data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. - Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omuriliğin dış, beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu akmadde teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). utanmış, mahcup olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Ülke

(The Bahamas) Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Kuzey Atlas Okyanusunda adalar grubu Florida eyaletinin güneydoğu kıyısı açıklarında Küba ve Hispaniola`nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 24 15 Kuzey enlemi 76 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 13940 km².

Kara: 10070 km².

Su: 3870 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 3542 km.

İklim: İki mevsimli yumuşak astropik iklimi büyük ölçüde Stream Körfezi Akıntısı ile Atlas Okyanusu meltemlerinin etkisi altındadır. Kasırga mevsimi Temmuz ortalarından kasım ortalarına kadar sürer.

Arazi yapısı: Bahamalar güney ve batısındaki karalardan derin kanallarla ayrılan bir denizaltı yükseltisinin su üstüne çıkmış uzantılarından oluşur. Adaların kıyıları mercan kayalıklarıyla çevrilidir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Alvernia dağı 63 m.

Doğal kaynakları: tuz kereste tarıma elverişli topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %1.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %32.

Diğer: %67 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal kasırgalar su baskınlarına neden olarak zarar vermektedir.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 303770 (2006).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.5 (erkek 41799; kadın 41733).

15-64 yaş: %66.1 (erkek 98847; kadın 102074).

65 yaş ve üzeri: %6.4 (erkek 7891; kadın 11426) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.64 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.17 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.02 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.97 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.96 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 24.68 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.6 yıl.

Erkeklerde: 62.24 yıl.

Kadınlarda: 69.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.18 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 5600 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 (2003 verileri).

Ulus: Bahama.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %85 beyaz ırk %12 Asyalılar ve Hispaniola’lılar.

Din: Baptistler %32 Anglikanlar %20 Roma Katolikleri %19 Methodistler %6 diğer %23.

Dil: İngilizce(resmi) Creole (hem Avrupa hem de Asya soyundan gelen kişilerin konuştuğu dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.6.

Erkek: %94.7.

Kadın: %96.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Bahama.

ingilizce: Bahamas The.

Yönetim Biçimi: meşruti monarşi.

Başkent: Nassau.

İdari bölümler: 21 bölge; Acklins ve Crooked Adaları Bimini Cat Adaları Exuma Freeport Fresh Creek Governor›s Limanı Green Turtle Cay Harbour Adası High Rock Inagua Kemps Bay Long Adası Marsh Limanı Mayaguana New Providence Nicholls Şehri ve Berry Adaları Ragged Adası Rock Sound Sandy Burunu San Salvador ve Rum Cay.

Bağımsızlık günü: 10 Temmuz 1973.

Milli bayram: Kur


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Irak’ta bir y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.), (ahçı) beyaz sos, beşamel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd = şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحمدالله] Allah’a şükürler olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامرحمت] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مرحمت] acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at one go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyestuffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beynin dış, omuriliğin iç tabakası. Bozmadde, sinir hücrelerinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kupa arabası: elektrikle iş1eyen eski bir tip otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı papatya, öküzgözü, (bot). Anthemis nobilis. field camomile horozgözü, (bot). Anthemis arvensis. ox-eye camomile sarı papatya, (bot). Anthemis tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yağmur vermeyen bulut.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). kağan, han.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oda, yatak odası, özel oda; daire; saray veya resmi ikametgah odası; hâkimin oturum dışı konularda çalıştıgı oda; mahkeme, komisyon; bölme; teşrii meclis, yasama meclisi; fişek yatağı (silâhlarda); (f). odaya koymak; odaya kapatmak; oda verme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mabeyinci, teşrifatçı; kâhya, kethüda; muhasebeci, haznedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki renk iplikle dokunmuş pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bukalemun, (zool). Chamaeleon vulgaris; sık sık fikir ve tavır değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şev, oluk, kanal, yiv; (f). oluk açmak, pahını almak. chamfer bit havşa.chamfer plane pah rendesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ chamois) dağ keçisi, (zool). Rupicapra; bu hayvanın derisi, güderi. chamomile (bak). camomile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo şampiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ısırmak, çiğnemek; gürültü ile çiğnemek; ısırma ve çiğneme hareketleri yapmak; çeneyi ve dişleri çiğner gibi oynatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şampanya; şampanya rengi, uçuk veya yesilimsi sarı renk; (s). şampanyaya ait; bu renkte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ova, düzlük arazi, kır; (s). düz ve açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). başkasına ait olan bir dava hakkının satın alınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

..yenilebilen mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek; tarafını tutmak, destek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şampiyon, bir karşlıaşmada birinci gelen kimse; savunucu kimse, müdafaa eden kimse; mücadeleci kimse; (s). galip. championship (i). şampiyonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irileşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irilik, büyüklük, kocamanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dahm). İri, kalın olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahîm’den itaf.) (c. efâhîm). Daha veya pek büyük ve Alî, daha fehâmetli: Asaf-ı efham, efâhim-i vüzerâdan = Vezirlerin en büyüklerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hamd = şükür, lillâh = Allah’ındır). Şükür Allah’a, Cenabı Hakk’a şükürler olsun. El-hemdü-lilllh alâ külli hâl = Her halde Allah’a şükürler olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rahm). 1. Rahimler, döl yatakları. 2. Ailece yakın olanlar, hısımlar, akrabalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. rahim’den). Çok merhametli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sehim). Sehimler. (bk.) Sehim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share certificates. bounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسهام] hisseler. 2.senetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vehm). Vehimler, kuşkular, (bk.) Vehim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groundless apprehensions. anxieties. vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argwohn. phantasie. wahn. verdacht.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوهام] vehimler, kuruntular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypochondriac. full of anxieties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ululuk, büyüklük, azamet. Osm. ulüvv-i şân. Sadrâzamlara, Mısır hidîvi ve hükümdarlık hânedanı mensuplarına, yarı müstakil hükümet ve emirlik başında bulunanlara verilen resmî unvan: Zât-ı fahâmet-penShî = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فخامت] yücelik, ululuk. 2.kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Fahimlik, ululuk. 2.İtibar, kıymet, değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kömürcü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahamet).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadrâzama ve Mısır hidîvi ile prenslere verilen unvan: Devletlû fahâmetlû paşa hazretleri, Almanya prenslerinden fahâmetlû hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.) (tarih). Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrâzamlara ve prenslere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fehm’den Imüb.). İyi anlayan, çok anlayışlı, pek zekî. (bk.) Fehîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fahm). (bk.) Fahm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporary article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaca dokuma, çizgili pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [گلبانگ محمدی] ezan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOsevîler’in dince Alimi ve başı, râhibi: Başhaham, hahambaşı = israîltler’in mezhepçe en büyük reisleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the chief rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOsevî râhipliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bükülmüş, kemerli: Ebrûy-ı ham = Bükülmüş kaş. Büklüm, kıvrım: Ham-ı zülf. 2. Kemer, kubbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pişmemiş, çiğ: Ham et. 2. Olmamış, kemâle ermemiş: Ham meyve. 3. Açılmamış, tecrübesiz, acemî: Ham adam. 4. İşlenmemiş, açılmamış, boş: Ham toprak, ham arazi. 5. Rahata alışmaktan zahmete tahammül edemiyen: Oturmaktan pek ham oldum, vücudum ham laştı. 6. İşlenmemiş, tabiî halinde bulunan: Ham eşya, ham demir, ham şeker. 7. Boş, beyhude, münasebetsiz, abes: Ham teklif; ham hayal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ham-hum = Dırlanma; ham-hum etmek. Hamhalat = Biçimsiz, şapşal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crude. raw. rough. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region back of the knee joint; the popliteal space; the hock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The thigh of any animal; especially, the thigh of a hog cured by salting and smoking. meat cut from the thigh of a hog an unskilled actor who overacts a licensed amateur radio operator son of Noah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw. crude. unrefined. unripe. green. / unrefined. unripened. uncultivated. rough. out of training. immature. rusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat cut from the thigh of a hog. son of Noah. a licensed amateur radio operator. an unskilled actor who overacts. exaggerate one's acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hind leg of pork/hog cured in various ways The leg is cut from the carcase and brined seperately Ham may be cooked, raw or smoked The french term Jambon refers to ham and also to a leg of fresh pork see also Ham pictures see also cooking a Ham. an amate

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the sons of Noah; he abused his father and Canaan, his son, was cursed for it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sanskrit word meaning the gross body or instrument of the soul The soul is the doer and the gross body is the instrument Ham also refers to the ego. The nearest tasting to Chinese ham Very salty. n daging babi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

According to Genesis, a son of Noah and the father of Canaan , Ham was considered the progenitor of various nations in Phoenicia, Africa, and West Arabia 'The land of Ham' is usually taken to be Egypt. janbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خام] çiğ, ham.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خم] eğik eğri, bükük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) jambon, domuz budu; (çoğ.) kıç kaynağı, insanın kaynak ve oturma yeri; kaynak, but; dizin alt veya iç kısmı; tiyatro abartarak oynayan oyuncu; (k.dili) amatör radyo operatörü; (f.), argo aşırı duygusal veya abartmalı bir şekilde oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jambon. kiç. artıst. gösterışçı. acemı oyuncu. amatör radyocu. abartili oynamak. rol kesmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw material / data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büklüm büklüm, kıvrım kıvrım: Ham-be-ham saçlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) orman perisi, ağaç perisi; zehirli bir Hindistan yılanı; bir çeşit Habeş maymunu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hamile kullanılmamıştır). 1. Omuzdan asılan bağ: Kılıç, nişân hamâili. 2. Muska, tılsım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمائل] kılıç kayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Kare şeklindeki yelkenlerin veya serenlerinin orta kısmı. 2. Yelkenin alt yakasının sarılmasını kolaylaştıran kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Karaib dilinden). İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ağ, ağ yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmaklık, budalalık: Hamâkat etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حماقت] ahmaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAMMAL) (i. A. «hami» den imüb.). Ücret karşılığında arkasında yük taşıyan adam: Gümrük hamalı, hamalbaşı, hamallar kâhyası, mec. Kaba ve terbiyesiz adam: Hamal gibi bir adam. Sırık hamalı = Ağır yükleri dört veya altı ve daha fazla kişi sırıkla kaldıran hamalların beheri. Hamal katarı, gemisi = Yük taşımaya mahsus demiryolu katarı veya gemi (eski tâbir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porter. coolie. carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porter. carrier. stevedore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Turkey and other Oriental countries, a porter or burden bearer; specif., in Western India, a palanquin bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porter. carrier. stevedore. coolie. public porter. street porter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hamal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hammâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamal iş ve sıfatı, mec. Kaba iş, fikir ve hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a porter. hard work. toiling and slaving. unnecessary burden. portage. porterage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

HAMMAM (i. A.). Yıkanacak yer: Sıcak hamam; deniz hamamı; hamama girmek. Hamam böceği Bilhassa hamamlarda yaşar bir çeşit böcek. Kudret hamamı = Sıcak maden suyu, ılıca, kaplıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish bath. bath. hammam. bagnio. bathhouse. baths.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish bath. public bath. baths. bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish bath. public bath. baths.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach. roach. black beetle. croton bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hamam idare eden adam. 2. Rüyada kirlenerek cenabet olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietor or keeper of a public bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güvercin, kumru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمامه] güvercin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hahambaşının iş gördüğü yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Musa’ya karşı acımasızca mücadele eden Mısır Firavunu’nun veziri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. aslı meçhul). Becerikli, elinden iş gelir, cerbezeli: Hamarat kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-working. diligent. sedulous. industrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-working. industrious. deft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill and industry in housework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حماسه] kahramanlık şiiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yiğitlik, kahramanlık şiirleri, marşlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaratılıştan ve doğuştan cesaret ve kahramanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حماست] kahramanlık şiiri, hamase.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Cesaret, kahramanlık, yiğitlik. 2.Kahramanca şiir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kahramanlığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamâset anlatan şiirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. anbar’dan galat). Anbar. (bk.) Anbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hanbelt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hamburg; bir çeşit kara üzüm; bir çeşit ufak tavuk; bir çeşit erkek şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hamburger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fried cake of minced beef served on a bun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hamburger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fried cake of minced beef served on a bun. beef that has been ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen of Hamburg , hamburger , inhabitantnative of Hamburg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sığır kıyması; bu kıymadan yapılmış köfte, hamburger.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Övme, medih, sitâyiş. 2. Şükür, şükran, teşekkür (yalnız Cenâb-ı Hak hakkında kullanılır): Hamdolsun = Allah’a şükürler olsun. Elhamdülillah = Hamd ve şükür Cenab-ı Hak’ka mahsustur, şükür Allah’a (bu tâbir en fazla bir işin ve yemeğin sonunda ve eski kitapların başında dua yerine kullanılır). Bihamdullah, bihemditaâlâ = Allah’ın inayetiyle. Lehülhamd = Allah’a şükürler olsun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمد] şükür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praise be to God ! Thank God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («elhamdülillâh» cümlesinden kısaltılmış). Kitabın başında «elhamdülillâhi Rabb-ül-Alemîn» cümlesini yazma veya söyleme (besmele’ye de bakınız).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ı övmek. 2.Allah’a şükretmek. 3.Şükreden, şükredici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hamdi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın övgüsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Baş tepesi: Hâme-pîriyı tâzim olan emr-nâmeleri = Gelip baş üzerine konan mektup (eski saygı ve nezaket tâbirlerinden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خامه] kalem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hamutun koşum kayışına bağlı eğri tahtalarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalemle yazılmış, Ar. muharrer, mektûb: Hâme-güzâr-ı vasf-ü târîf oldu (eski nezaket tâbirlerinden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hâme = kalem, rânden = sürmek). Kalem süren, kalem oynatan: Hâmerân olmak = Yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Kuzu. Hamel burcu = 12 burçtan biri ki, Güneş mart ayında bu burca girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمل] kuzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حملات] saldırılar, hamleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâmil). Hâmiller, taşıyanlar, taşıyıcılar, (bk.) HAmil. Hamele-i Kur’an = Kur’an-ı Kerîm’i anlayarak ezberlemiş hafızlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ham.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hamlık, olmamışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «himâye»den if.) (mü. hâmiyye). Sahip çıkan, himâye eden, koruyan: Onun hâmîsi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protector. tutelar. tutelary. maecenas. shield. sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patron. protector. guardian. sponsor. friend. parent. patronizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حامی] gözeten, himaye eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Himaye eden, koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamd» den smüş.) (mü. hamîde). 1. Övülmeye değer, beğenilen medhe lâyık, Ar. memdûh: Ahlâk-ı hamîde, evsâf-ı hamîde. Hamîd-ül-hısâl = Her huyu beğenilen. 2. Hamd ü senaya lâyık olan Allah: Rabb-i Hamîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamd» den if.) (mü. hamide). Hamd ve şükr eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حامد] hamd eden, şükreden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. 2.Hamdeden, şükreden kul. 3.Hz.Pey. (s.a.s)’in lakaplarından.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Övülmeye değ(Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülhamid). - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğrilmiş, bükülmüş, kanbur, kemerli: Kadd-i hamîde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خميده] eğik, eğri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hamid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den if.) (mü. hâmile). 1. Yüklü, yüklenmiş, üstünde bir yük bulunan. 2. Hâiz, üzerinde bulunan: Üçüncü rütbeden bir tane Osmânî nişanını hâmil bulunan. 3. Götüren, taşıyan, nakleden: Himil-i arîza = Mektup götüren. 4. Sahip, mutasarrıf. Tahvilâtın hâmilleri. 5. Gebe: Bu kadın hâmiledir; hâmile kısrak. 6. (hukuk) Uhdesinde bir poliçe bulunan. Kimya ve fizik terimlerinde Y. phore ve L. fere edatlarını tercüme ederek mürekkepler teşkil eder: Hâmil-i iş’Ar = pilifere ve hâmil-enâ = tecophore gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer. holder. possessing. bearing. prop. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. bearer. prop. support. possessing. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حامل] taşıyan. 2.hamile. 3.sahip. hâmil olmak; taşımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Yüklü. Gebe. 2.Sahip, malik. 3.Taşıyan, gözeten. 4.Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5.Hamil-i vahy: Cebrail (a.s.). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gebe kadın (Arapça’da hâmile değil, hâmil denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. expecting. with young. with child. big with child. in the family way. expectant. gone. gravid. heavy. heavy with child. in pod. preggers. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. in the club gebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. big with child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حامله] gebe, hamile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy. pregnancy gebelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üstünde olduğu halde, taşıyarak, götürerek, naklederek: Mektubu hamilen geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanım nine sözünün bozulmuş şekli, büyük anne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Hamur. 2. Maya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمير] hamur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Perşembe günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. A.) (mü. hâmise). Beşinci, Fars. pencüm: Bâb-ı hâmis, def’a-i hâmise, rütbe-i hâmise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kitabın kenarına yazılan şerh ve izah notu, not, derkenar, hâşiye. 2. Mektup imzalandıktan sonra altına eklenen yazı, Fr. poste-scriptum, P.S.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postscript. post scriptum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامس] beşinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هامش] mektup ilavesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (eski rütbe-i hâmise› den). Osmanlı devrinde Tanzimat›tan sonra konulan beşinci rütbe ki, mülkî rütbelerin en aşağısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beşinci olarak, beşinci derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامسا] beşincisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.); (s.) Kuzey Afrika'da bir dil ailesi (Eski Mısır dili, Berberce); (s.) bu dil ailesine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Himaye eden, koruyan korucu. 2.Kayıran, kayırıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hamiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Milli onur ve haysiyet. 2.İnsanlık, fazilet. 3.İzzeti nefs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «Hamiyyet» kelimesinin Ar. terkiplerde aldığı şekildir. Hasb-el-hamiyye = Hamiyet gereğince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanın memleketini, aile ve yakınlarını tecavüz ve hakaretten himaye ve muhafaza etmesi gayreti. Hamiyyet-i cahiliyye = Hak, hakikat ve kanuna karşı bâtıl itikatları muhafaza etmek gayreti, taassup, Fr. fanatisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hamiyyetmendân). Hamiyet sahibi, hamiyyet sahiplerinden olan, hamiyyetli: Hamiyyetmendân ahali tarafından yapılan bağışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hamiyetli adama yakışır surette, hamiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet sahibi, hamiyet sahiplerinden olan. Osmanlı devrinde Tanzimat’tan sonra askerlerde mülâzım (teğmen) rütbesinde ve mülkiyede ona eşit rütbede bulunanlara verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamz»dan if.) (mü. hamıza) (c. hâmızât). 1. Ekşi, ekşimtrak, kekre. 2. (kimya) Oksijen ile çeşitli maddelerin birleşmesinden çıkan bir madde ki, esas denilen bir cisimle birleşerek «harcız» diye anılan çeşitli kimyevî birleşikleri vücude getirir: Hâmız-ı azot, hâmız-ı tüffâh, hâmız-ı hadîd, hâmız-ı klor, hâmız-ı kibrit vesaire. Asit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حامض] ekşi. 2.kekre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ekşilik, kekrelik. 2. (kimya) Bir cismin ekşi olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A.) (ahmak’ın müennesidir). Akılsız ve bön (kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahmâl). 1. Yük, ağırlık: Ahmâli orada bıraktılar. 2. Gebelik: Kadın, hamli esnasında kendine dikkat etmelidir. 3. Isnad yakıştırma, kondurma: Ben akşamki baş ağrısını dünkü yorgunluğa hamlettim. 4. Yükletme, ihâle etme, bir işi birine terk ve teklif etme: Bu işi de size hamledeceğiz. Vazihami = Doğurma, Ar. tevlîd. (tıp) Haml-i kâzib = Yalancı hamilelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حمل] taşıma. 2.gebelik. 3.yükleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Küreklerin bir defa denize daldırıp çıkarılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük körük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Filikaların kıçtan birinci oturağında kürek çeken adam: Hamlacılar = Saray-ı hümâyûna mahsus kayıkların kayıkçıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun müddet rahata alışmaktan zahmete dayanamaz olmak: At ahırda durmakla hamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saldırma, atılma, hücum, savlet: Düşmanın üzerine bir hamle etti ki...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. lunge. onrush. rush. attack. onslaught. drive. move. stride. breakthrough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. onslaught. assault. sudden advance. great leap forward. blow. boom. breakthrough. brunt. go. lunge. onrush. onset. pounce. pound. put. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حمله] saldırı. 2.atak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak köy, birkaç evden ibaret köy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yüklemek, zannetmek, (bk.) Hami.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attribute. to ascribe. to impute to. attach. impute. put. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) yüklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiğlik. 2. Meyvenin olmamış halinde bulunması. 3. Tecrübesizlik, acemilik. 4. Rahata alışmaktan zahmete dayanıksızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crudeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawness. unripeness. greenness. being out of shape (from lack of exercise. crudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -1.Çok hamdeden, çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hammad).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمال] hamal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hammal ücreti, bir yük ve eşyanın taşınması ücreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حمام] banyo. 2.hamam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamamcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمار] meyhaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç, tokmak; (anat.) çekiçkemği; tüfek horozu; muhtelif aletlerin uzunca, yassı ve ekseriya oynak kısımları; mezatçı tokmağı. hammer and sickle orak ve çekiç. hammer and tongs (k. dili) büyük gürültü ve gayretle. hammer lock güreşte kolun arkaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) çekiçle vurmak, çekiçlemek; çekiçle işlemek; yumruk atmak, yumruklamak; (kalp) hızla atmak; zihnen çok çalışmak; saldırmak, hücum etmek. hammer an idea into one's head bir kimsenin kafasına bir fikri sokmak, zorla anlatmak. hammer at azimle uğraş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç balığı, (zool.) Sphyrna zygaena malleus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hamak, (den.) branda yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hempâ’dan galat). Fenalıkta arkadaş ve yardımcı, yardakçı, kafadar (iyilik için kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sepet sandık, kapaklı büyük sepet, çamaşır sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) engel olmak, mâni olmak; (i.) engel, mânia; (den.) arma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da müennes de olur). Şarap. Hamr-ı tıbbî = (tıp) İlâçla karıştırılıp hazırlanmış ve ilâç gibi içilen şarap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمر] şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahmer). Kırmızı, kızıl. Elhamrâ = Kızıl saray, Endülüs’ ün Granada şehrinde, Araplar’dan kalma meşhur saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمرا] kırmızı, kızıl. hamrâlanmak; kızarmak, kırmızılaşmak, al al olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Daha, pek çok kızıl, kırmızı. - el-Hamra: İspanya’nın Gırnata şehrinde Araplardan kalma meşhur saray.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. hamriyye). Şaraba ait: Edviye-i hamriye = Şarabımsı ilâçlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمس] beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). 1. Beş, 5: Bilâd-ı hamse, evkaat-ı hamse, havâss-ı hamse = Beş belde, beş vakit, beş duygu. 2. (edebiyat) Beş ayrı mesneviden mürekkep eserler külliyâtı: Nizâmî’nin Hamse’si, Nev’İ-zâde’ nin Hamse’si. Hamse-i Al-i Abâ = Peygamberimizin ev halkı. Hamse-i mübâreke = Beş parmak (el ile yemek yiyişle alay için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمسه] beş mesnevîlik eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hamseci, hamse yazan, mesnevi şeklinde beş manzum uzun hikâye yazan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadeniz’de bol çıkan bir cins küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchovy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchovy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). 1. Elli, 50. 2. Kışın, «erbain» denilen kırk günündan sonra gelen elli günlük devre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمسين] elli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iri avurtlarında yiyeceğini yuvasıma taşıyan sıçan türünden kemirici bir hayvan, (zool.) Cricetus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (strung) (anat.) diz arkasmda bulunan iki büyük kirişten biri; (f.) bu kirişleri kesmek; sakatlamak, topal etmek; çalışamaz hale getirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving praise and glory to God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («hami» den imüb.). Tahammülü fazla olan, çok tahammül eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمول] dayanıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freight. load. cargo. dead-weight. freightage. embarkation. charge. lading. thrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حموله] yük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i.) küçük kanca, çengelcik, kanca şeklinde çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geniş ova, kır. Ar. sahrâ, Fars. deşt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هامون] çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hamr’dan). 1. Un ve ona benzer bir şeyin su ve diğer bir sıvı ile karıştırılmasından hâsıl olan yumuşak madde, Ar. acîn, macun: Hamur tutmak; hamur yoğurmak. 2. Ekmek hamuruna konulan maya: Hamursuz ekmek. 3. mec. Asıl, maya, cevher, tıynet: Onun hamuru kötü. 4. iyice pişmemiş, yumuşak: Hamur etmek. Hamur açmak = Yufka yapmak. Hamur işi = Hamurla yapılan börek gibi yemekler. Hamur işine karışmak = İnsan beceremiyeceği ve vazifesi dışında işlere girişmek. Bir hamur etmek = Çeşitli şeyleri birlikte karıştırmak. Hamur tahtası = Hamur açmaya mahsus tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dough. leaven. paste. stuff. clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dough. paste. paper pulp. quality. essence. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dough. paste. paper pulp. grade. quality. material. stuff. clay mixed for pottery. pie. pulpy. doughy. doughbaked. sodden. magma. half-cooked. half-cooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hutch. pasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük dairelerde aşçıların yalnız hamur işlerini yapanı. 2. Fırında ekmeğin hamurunu yoğurup hazırlayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fırınlarda hamur yoğuran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamurla kaplamak, macunlamak: Tencerenin ağzını hamurlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamur hâlini almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get doughy / soggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayasız ekmek. Hamursuz bayramı = Israilliler’in hamursuz ekmek yedikleri bayram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleavened. unleavened bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish Easter Feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur kıvamında

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doughy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Susan, Ar. ebkem, sâkit. Hâmûş olmak = Sükût etmek, lakırdı söylememek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاموش] suskun, sessiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (c. hâmûş). Sessizler, susmuşlar. Vâdî-i hâmûşân = Susmuşlar, sessizler vâdisi: Kabristan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşumun boyun halkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esneme. Hamyâze çekmek = Esnemek. 2. Mimikle küçümsemek, karşısındakini küçümseyici hareket yapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خميازه] esneme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAMIZ) (i. A.). Ekşilik ve kekrelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمض] ekşilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arslan. 2.Heybetli, azametli demektir. - Hz.Peygamber’in amcası, Mekke döneminde müslüman olmuş, Uhud Savaşı’nda Vahşi tarafından şehid edilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibhâmât). Kapalı ve mânâsı şüpheli bir surette ifade: Bu sözde ibhâm vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Arapça’da müennestir) (c. ebâhim). El ve ayağın başparma-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابهام] belirsizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibhâm). Mübhem şeyler, üstü kapalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابهامات] belirsizlikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm»den masdar). Anlatma, bildirme: Meseleyi kendisine ifhâm ettim (tefhîm kelimesi daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fuhûm» dan masdar). Ağız kapatma, ağız açtırmama, (edebiyat) Münakaşada, karşısındakini kesin şekilde yenip susturma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افهام] anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehm» den) (c. İhâmât). 1. Vehim ettirme, vehim, şüphe ve tereddüde düşürme. 2. İki mânâsı olan bir kelimenin en az kullanılan mânâsını kasdetme. Ihâm-ı kabîh = Sözü edeb ve terbiyeye aykırı bir mecâzî mânâya getirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایهام] iki anlama gelen kelimenin uzak anlamını kasdetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. masdar) (c. Iktihimit). 1. Düşüncesizce ve şiddetle hücum, saldırma. 2. Tahammül etme, müşkülleri yenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. ilhâmât). Tanrı’nın, kullarının kalbine bir şey duyurması: Kendisine bu gerçek llhâm olundu. Ancak ilhâm yoluyla doğru yola erişti. Bu, bir ilhâm-ı Rabbânî’dir. Sözleri ilhâmât kabîlindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration. revelation. afflatus. oracle. prompting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration. divine influence. afflatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهام] esin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Allah tarafından insanın gönlüne doldurulan şey. 2.Peygamberin gönlüne gelen ilahi düşüncel(Erkek İsmi) 3.Günlük, olağan şey. 4.İçe-gönüle doğma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهامات] ilhamlar, esinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.İlham).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (cerrahî). Yaranın iyileşerek kapanması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التهام] yara kapanması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den masdar). Anlaşılma, Osm. münfehim olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den masdar) (c. istifhâmât). Sorup anlama. Anlamak için sorulan sual. Edit-ı istifhâm = Soru edatı, Türkçe’deki «mi?» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

query. inquiry. seeking an explanation. interrogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استفهام] sorma. 2.soru işareti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istifhâmiyye). Soruya ait: Hitâb-ı istifhâmî, cümle-i istifhâmiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm» den masdar) (c. istirhâmât). Merhamet isteme, yalvarma, yakarma, rica ve niyâz etme: Müsaadenizi istirhâm eylerim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asking for mercy. pity. grace. favor. imploring. requesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استرحام] rica etme, yalvararak isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rica etmek, yalvararak istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rica ve niyaz için yazılan mektup veya sunulan dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. istirhâm). İstirhamlar, yakarışlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استرحامکار] yalvarırcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «töhmet» ten masdar). 1. Birine töhmet, suç kabahat yükleme: Bundan dolayı beni itham edemezsiniz. 2. (hukuk) Vuku bulan bir kabahat veya cinayetin muhakemeden önce ve zan üzerine birine yöneltilmesi, suçlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imputation. accusation. accusing. indictment. charging. delation. impeachment. inculpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. charge. indictment. imputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. a charge of crime. imputation. indictment. accusing. allegation. charge. crimination. denunciation. impeachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتهام] suçlama, töhmet altında bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

suçlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Bir cinayetten sanık olup tevkif olunan adama o cinayetin isnâdı hakkında adliye tarafından verilen resmî kâğıt ki, onunla mahkemeye teslim olunup muhakemesine başlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ithâmiyye) (hukuk). Muhakemeden önce sanık olarak tevkif edilenlere suç yüklemekle alâkalı veya bu işe ait olan: Evrâk-ı ithâmiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «töhmet» ten masdar). Bir kabahatin, suçun altında bulunma, ittihâm olunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتهام] töhmet altında kalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. masdar). Kalabalık, bir yare çok halk birikmesi: Kapısında büyük bir İzdiham gördüm; İzdihamdan giremedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowd. congestion. stampede. concourse. confluence. conflux. cram. jam. mob. multitude. press. squeeze. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. throng. crowd. congestion. cram. jam. ruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازدحام] aşırı kalabalık, aşırı yığılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basınçlı hava ile çalışan kaya delgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive. preservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamsin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDE) (i. A.) (c. mevâd). 1. Maya, cevher, bir şeyin oluştuğu cisim, asıl, öz, unsur: Bunun maddesi nedir? Maddesi belli değildir. 2. El ile tutulur, gözle görülür şey, cisim: Ağrıyan yare dokunulunca içinde bir madde olduğu duyulur; tabiat, yabancı maddeleri vücuttan dışarı atar. 3. İş, husus, durum: Bu, büyük bir madde değildir, bazı maddelerin müzakeresi; birkaç liralık bir maddedir. 4. Kanun, nizam bend ve fıkrası: Kanunun filânca maddesi hükmünce. 5. Sözlüğün bir kelimeden veya ansiklopedinin bir mevzudan bahseden fıkrası: Yukarıdaki maddede açıklanan kelime. 6. İrin, cerahat: Bu çıbanın içinde çok madde vardır. 7. mec. Erkek tenasül organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. matter. stuff. item. substance. article. clause. entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. body. clause. lubricant. material. matter. object. provision. stuff. substance. entry. paragraph. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. clause. item. matter. question. substance. theme. material. component. ingredient. entry. section. topic. provision. stipulation. commodities. element. head. stuff. thing. timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماده بماده] madde madde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maddecilik doktrinine bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Maddeden başka varlık kabul etmeyen doktrin. Spiritüalizm mukabili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delirtmek; delirmek; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boya kökü, kızıl boya; bu kökten alınan parlak kırmızı boya, fes boyası. madder lake sarıya çalan kızıl bir renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). 1. Madde ve cisim olarak: Bu, ondan maddeten daha büyük, daha ağırdır. 2. İşle, sözle değil, fiilen: Ben, söylediğimi maddeten isbat ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. mahmil). Mahmiller. (bk.) Mahmil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahmedet). (bk.) Mahmedet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâmil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mehme). (bk.) Mehme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lahm» den im.). Çok kanlı geçen büyük muharebe: Kosova melhame-i kübrâsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm»dan mimli masdar). Acıma, rahm: Fukaraya merhamet etmek. Rabbim, senden merhameti...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy. pity. compassion. clemency. agape. benignity. charitableness. charity. commiseration. grace. loving-kindness. misericordia. ruth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. clemency acıma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. charity. grace. humanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرحمت] acıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement. compassionate. gracious. merciful. pitiful. humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate. merciful. charitable. clement. gracious. humane. pitiful. soft hearted. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acıyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. merciless. ruthless. pitiless. relentless. inhumane. cold-blooded acımasız. kalpsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merciless. pitiless. ruthless. brutal. grim. hard. heartless. inhuman. relentless. remorseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acımama, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthlessness. mercilessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahâmet» den imef.) (mü. mufahhama). Saygıdeğer, hürmet edilen: Müşîr-i mufahham; düvel-i mufahhama; metbû-ı mufahhamımız (eski protokol tâbirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). «Kömür hâlini almış» mânâsıyla eski kimya eserlerinde kullanılmış ise de Arapça’da mânâsı büsbütün başka olup o mânâda «mefhûm» kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Avukat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Muhammed; Mehmet. Muhammadan s. Müslüman. Muhammadanism i. islam, Müslümanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2.Birçok güzel huylara sahip. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur. Kur’an’da dört yerde zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Muhammediyye). 1. Peygamberimlz’e ait: Dİn-i Muhammedi, şerîat-ı Muhammediyye. 2. İslâm dininde bulunan, islâm dinine mahsus: Ezân-ı Muhammedî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hemn, tahmîn» den imef.). Tahmin edilen, tahmin olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimated. appraised (worth / value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمن] tahmin edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr»dan imef.) (mü. muhammere). Mayalanmış, ekşiyip kabarmış (galatı «muhtamar»).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمر] mayalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hums» dan imef.) (mü. muhammese). 1. Beşli, beş katlı. 2. (matematik) Beş köşeli, beş açılı şekil, beşgen. 3. (edebiyat) Beş mısrâlı kıt’alardan yapılmış klasik şiir şekli. 4. (musiki) Muhammes şarkı = Beş mısrâlı şarkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخمس] beşli. 2.beşgen. 3.beş dizeli şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «humn» den if.) (mü. muhammine). 1. Tahmin eden, tahminci. 2. Mala baha biçen gümrük memuru. 3. Rehin verilen mücevher vesair değerli eşyanın kıymetini tahmin ve takdir eden memur, estlmatör. 4. Resim ve vergiye bağlanacak emlâkin değerini tayin eden memur: Tahrîr-I emlâk muhammini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhamminin iş ve görevi: Bir muhamminliğe tayin olundu; o adam muhamminlik edemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok şişman (Arapça aslı: lâhim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahame»den imef.) (mü. mürahhama). Harf atılarak hafifletilmiş (kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «rahm ve ruhum’» dan imef.) İstirham olunan, hakkında birinin merhameti ve yardımı istenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den lf.) (mü. mütehammile). 1. Tahammül eden, çeken, yüklenebilen, dayanabilen: Bu direk o kadar ağırlığa mütehammil değildir. 2. (denizcilik) Mütehammil su hattı = Geminin son derecedeki yükle çektiği su derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zahm» den masdar). Birbirini itip sıkıştırarak hücum etme, Ar. tezâhüm, izdihâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحمل] dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sesin ince, yavaş ve tatlı olması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mermer taşı, Fars. seng-i hârâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رخام] mermer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şişmanlık, topluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ ile beraber cesaret ve şecâat. Şehîmet-penâh, zât-ı Sll-i şehlmet-penthtleri: Osmanlılar’ın İran şahı hakkında kullandıkları tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهامت] yiğitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ ve şecâati olan. Iran ŞAhı’na verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). «Şeref-nümâ» makamının eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). »Şeref-nümâ» makamının eski adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (f.) taklit, yapmacık, yalan, hile; (s.) taklit, yalan, yapmacık; (f.) hile yapmak, yapmacık yapmak, taklit etmek. sham sleep yalandan uyumak, uyur görünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şaman . Shamanism (i.) şamanizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ayaklarını sürüyerek yürümek; (i.) ayaklarını sürüyerek yürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salhane, mezbaha; karışık ve harap yer. in a shambles altüst, karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) utanç, ar, hayâ, hicap; ayıp, utanacak şey, rezalet, münasebetsiz şey, yakışık almayan şey; (f.) utandırmak, mahcup etmek; gölgede bırakmak. Shame on you! Ayıp! Utan ! Yazıklar olsun! For shame! Ayıp! It is a shame to laugh at her. Onunla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) utangaç, mahcup, çekingen. shamefac'edly (z.) mahcup olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ayıp, utanç verici, çirkin, yüzkarası. shamefully (z.) utanılacak şekilde; çirkince. shamefulness (i.) utandırıcı hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) utanmaz, arsız, hayasız. shamelessly (z.) utanmadan, arsızca. shamelessness (i.) arsızlık, utanmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) chamois.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) başı sabunlayıp yıkamak; (i.) başı ovalayıp yıkama, şampuanlama; şampuan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yonca (İrlanda'nın ulusal sembolü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo polis; özel delektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) ( m. sehm). Sehmler, oklar. (bk.) Sehm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهام] oklar. 2.paylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صلح آميز] barışçıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamy.den). Sakınma, perhiz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den masdar). 1. Bir yükü üstüne alma, yüklenme. 2. Ağır bir şeye katlanma, ses çıkarmayarak çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. patience. endurance. resistance. fortitude. hardihood. hardiness. sufferance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. tolerance. forbearance. long- suffering. patience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. patience. toleration. durability. stamina. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abide. brook. endure. tolerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resist. to tolerate. to put up with. to bear. to suffer. to endure. abide. brook. stand. support. sustain. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Dayanılmaz derecede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tahammül = dayanma, Fars. güdâhten = eritmek). Sabır ve tahammülü mahveden, sabır ve tahammüle yer bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabır ve tahammülü olmayan, tahammül edemeyen, dayanamayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabırsızlık, tahammül edemeyiş, dayanamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» dan mas.) Mayalanma, ekşime: Şarap, hamur tahammür etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. ferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mayalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «humz» dan masdar). Ekşime, ekşilik peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحمل] dayanma, katlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dayanmak, katlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تحمل فرسا] dayanılmaz, takat kesici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخمر] mayalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Thames nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Mekke-i Mükerreme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmayan, mahcup olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear. junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hazım güçlüğü, zor hazmedilen şeyin hâli. 2. Ağır ve tehlikeli olan şeyin hâli, tehlike, Ar. muhatara: Hastalığın vahâmeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وخامت] korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hazmı zor, hazmolunmaz, ağır. 2. Tehlikeli, korkulu, neticesi fena, vahtm, muhataralı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضع حمل] doğum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Aş erme, gebe kadının iştahası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehm» den imüb.). Pek kuruntulu, vehimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vehme tâbi olma, kuruntu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vuruş, vuruş sesi; f. küt diye vurmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz (değme).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarıcık, zool. Oriolus;sarı kiraz kuşu, zool. Emberiza citrenella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip). AJlah sana merhamet etsin (dua tabiri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Değişik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.

Türkçe Sözlük by