Hanen Uluğu | Hanen Uluğu ne demek? | Hanen Uluğu anlamı nedir?

Hanen Uluğu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hanen ulugu

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mevlevî Ayînleri’nde hânendelik yapan okuyucu.

Türkçe Sözlük

(Bİ-REH) (i. F.). 1. Yolsuz. 2. Münasebetsiz ve kötü yola sapan. 3. Musiki bilmeyen okuyucu, hânende.

Yabancı Kelime

İt. bilancio

ekon. dengelem

Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge.

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan. Eski Türkçe’si: çalav). 1. Musiki Aleti, saz: Piyano güzel bir çalgıdır. 2. Musiki, Ahenk, nevâ: Çalgı çalmak, çalgıyı sever misiniz? 3. Musiki takımı, saz takımı, hânende ve sâzendeler: Filân evde çalgı vardır.

Türkçe Sözlük

(i. «çekmek» ten). 1. Masa ve yazıhanenin çekmekle açılan gözü: Evrakı yazıhanenin çekmecesinde muhafaza ediyor. 2. Çekilir gözü olan küçük sandık veya dolap. 3. Bir gözlü ve dört ayaklı küçük yazıhane. 4. Çekmesiz ve ufak tefek ve ekseriya kıymetli şeyler vazına mahsus küçük sandık: Evrak, para, mücevherat çekmecesi. 5. Çekilip tekrar konur veya açılır kapanır köprü. 6. Fırtına çıktığı zaman gemilerin çekildiği küçük liman, mahfuz koy. İstanbul’daki Büyükçekmece ve Küçükçekmece adlarını bu mânâdan almışlardır.

Türkçe Sözlük

(i. aslı «cebehâne). 1. Barut vesair yanıcı maddelerin konulup, saklandığı yer: Cephanenin muhafazasına memur. 2. Yanıcı maddeler levazımı: Cephane arabası, cephane sandığı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «clsm» den imen.) (mü. cismâniyye). 1. Bedene mensup, vücutla alâkalı, mânevt ve rûhant karşılığı Alâm-ı cismâniyye ve rOhâniyye = Cismânî ve ruhânî elemler. Hıristiyanlar’da dine ait olmayan hususlar: Umûr-ı cismâniyye ve rOHSniyye = Dindışı ve dinî işler. Patrikhanenin meclis-i ruhanî ve cismenîsi: Papadan hükûmet-i cismâniyye alınıp yalnız hükûmet-i rûhâniyyesi kaldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). ticarethanenin muhasebe dairesi.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Def çalan musiki san’atkârı, hânende (eskiden hânendeler def çalarak okurlardı).

Türkçe Sözlük

(i. A. Türkçe’si: tef). Ekseriya Türk musikisi hânendelerinin elde tutup, parmaklarıyla çaldıkları musiki Aleti ki, bir tarafı deri İle kaplanmış ve aralarına birbirine çarpar pirinçten pullar takılmış tahtadan bir çenberden ibarettir. Ar. dâire. Daf çalmak = Defi fiskeleyip usûl vurarak ses çıkartmak.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde belirli bir programla konser icra eden hânende ve sâzendelerden mürekkep topluluk.

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) Gazel okuyan hatip ve ekseriya müzisyen. Türk musikisinde bir şiiri irticâlî olarak taksim eden yani usulsüz, fakat makamla okuyan hânende. (bk.) Gazel.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir musiki parçasında yapılan geçici karar ki, «asma karar» da denir; eserin veya hânenin solundaki asıl karardan farklıdır.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarkı söyleme, hânendelik, Fr. chant.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hânende-gân). Ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hânende). Hânendeler, ses san’atkârları.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânendelik, ses san’atkârlığı.

Türkçe Sözlük

(i.). Helva vesaire pi şirmeye mahsus geniş ve az derin tencere veya kazan. Kuşhanenin büyüğü.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasâid). On beş beyitten aşağı olmamak üzere bir kafiye üzerine ve ekseriya büyükleri övmek için söylenilen şiir ki, Araplar’dan Iran şiirine ve oradan klasik Türk şiirine geçmiştir: Kasîde söylemek. Farsça’da en iyi kasîde söyleyen Enverî ve bizde Nef’İ’dir. Kasîde-perdâz, kasîde-serâ, kasîde-gû = Kasîde söyleyen (şair) veya bu şiiri musiki ile okuyan (hânende).

Türkçe Sözlük

(KİTAB) (i. A.) (c. kütüb). Yazılmış veya basılmış ve bir kabın içinedikilmiş kâğıtların toplamı: Kitap okumak; kitap yazmak; kitap basmak, çıkarmak. Kitâbullah = Kur’an-ı Kerîm. Ümmü’l-Kitâb = Kur’an-ı Kerîm’in hükümlere ait Ayetleri. Ehl-i Kitâb = Kutsal bir kitaba tâbi olan Hıristiyanlarca Museviler. Hâfız-I kütüb = Bir kütüphanenin kitaplarını idare, muhafaza ve müracaat edenlere bulup vermeye memur adam. Hesap kitap = Uzun uzadıya inceleme. Dârü’lkütüb, hazîne-i kütüb = Kütüphane. Kütüb-i semâiyye = Tevrât, incil, Zebur ve Kurân.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Açma, Ar. feth: Kapıyı küşâd etti. 2. Yeni yapılan resmî bir yapının ilk defa olarak -açılması, Ar. iftitâh: Yeni lisenin küşâdı. Hastahanenin resm-i küşâdı. 3. Yayın çekilip atılması: Yaya küşâd vermek. 4. Oyun tarzı: Tavlada Osmanlı, frenk küşâdı.

Türkçe Sözlük

(KUŞ-HANE) (i.). 1. Kuş evi. Vaktiyle büyük konaklarda avcı kuşlara mahsus yer. 2. Başlıca kuş etlerini pişirmeye mahsus yayvan küçük tencere, helvahanenin küçüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darphane, para basılan resmi yer; büyük mebla (özellikle para). mint mark paralara konan darphanenin veya darphane müdürünün markası. mintmaster i. darphane müdürü.

Teknolojik Terim

İster Sony Cyber-shot fotoğraf makinenizden VAIO dizüstü bilgisayarınıza fotoğraf aktarın, ister tüm müzik kütüphanenizi bir Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalara kopyalayın, ‘Sürükle ve bırak’ özelliği, taşınabilir cihazlar arasında dosya aktarımının kolay bir yoludur. Örneğin, Windows Media® Player ile tek yapmanız gereken, albüm veya şarkıları seçip müzik kütüphanenizden sürüklemek ve WALKMAN® arayüzüne bırakmaktır.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gınâ» dan if.) (mü. muganniyye). Şarkı söyleyen, şarkıcı, hânende, ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «hanene» den if.) (mü. münhaniyye). iğri, kanburlu, kemerli, Ar. mukavves: Hatt-ı münbanî; sath-ı münhanî.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. nagamât). Ezgi, Ar. lahn. Nağme-perdâz, nağme-zen, nağme-sâz, nağme-keş = Bir ahenk icra eden, hânende, sâzende.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânende, okuyucu.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayrı ayrı birkaç binası olan bir kuruluşun bu binalarından her biri: Hastahanenin pavyonları. 2. Gece yarısından sonra açık olan içkili, lüks eğlence yeri. 3. Gemi sancağı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarkı söyleyen, Osm. tegannî ve terennüm eden, hânende.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkı söyleyen kimse, şarkıcı; muganni, hanende; ozan, şair, aşık; ötücü kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu, hanende; ötücü kuş; şair; halk şarkıları kitabı. songstress i. şarkıcı kadın.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürmek işi. (bk.) Sürmek. 2. Sürülecek şey. 3. Göz kenarlarına ve kirpiklere sürülen siyah boya. Ar. Kûhl: Sürme çekmek. 4. Kapı kilidinin içeriden el ile sürülen demiri, kapı sürmesi. 5. Masa, dolap ve yazıhanenin çekilerek açılan gözü, çekmece. 6. Ishâl: Karın sürmesi. Çekilerek ve sürülerek açılıp kapanan: Sürme çekmece, sürme kapı. Sürme taşı = Antimon. (Denizcilik) Sürme omurga = Ana omurganın içerisinde hareket eden omurga ki geminin yalpa etmesini önler.

Türkçe Sözlük

(i,). 1. Tanzimat ordusunda topçu sınıfını içine alan müstakil teşkilât. Tophâne-i Amire Müşiri = Tanzimat’tan sonra bu dairenin başı olan mareşal ki, hükümet üyesi sayılırdı. 2. Devlete ait top fabrikası. 3. İstanbul’da vaktiyle tophanenin bulunduğu semt: Tophane.