Hap ne demek? | Hap anlamı nedir? | Hap

Hap anlamı nedir?

Hap ne demek?

Hap anlamı nedir?

Hap | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hap

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar.’da cins ismi müfred habbe olur. (bk.) Habbe). Yuvarlak bir tane suretinde hazırlanıp yutulan ilâç. Hap almak, hap yutmak, mec. Hapı yutmak = Aldanıp zarar görmek, bitmek, mahvolmak, (botanik) Habb-üs-selâtîn, habb-ül-mülûk = Kene otu. Habb-ı sevdâ = Çörekotu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pill. tablet. pellet. tabloid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pill. dope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To clothe; to wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cloak or plaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which happens or comes suddenly or unexpectedly; also, the manner of occurrence or taking place; chance; fortune; accident; casual event; fate; luck; lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To happen; to befall; to chance. an accidental happening; 'he recorded all the little haps and mishaps of his life'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pill. a small portion of opium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an accidental happening; 'he recorded all the little haps and mishaps of his life'. come to pass; 'What is happening?'; 'The meeting took place off without an incidence'; 'Nothing occurred that seemed important'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hazardous Air Pollutant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hazardous air pollutant In general, an 'air toxic ' Specifically, this also refers to one of the 188 specific pollutants listed in the 1990 Clean Air Act amendments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hazardous Air Pollutant Source: US EPA. chance, fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hazardous Air Pollutant under Clean Air Act Amendments of 1990. s Hazardous air pollutants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Housing Assistance Payments HUD pays the assistance to the owner of an assisted unit on behalf of an eligible family The payment is the difference between the contract rent and the tenant rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Habitat Action Plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Compressed file archive created by HAP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin, görme ya da dokunma duyuları ile algılanmasını sağlayan kendine özgü gerçekliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çatlak, yarık (özellikle ciltte); (f). cildi çatlatmak, kızartmak, sertleştirmek (soğuk); toprağı, tahta vb'ni yarmak, çatlatmak; çatlamak, yarılmak, kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). adam, çocuk, delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). çene, çene boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gür çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde halk masalları, destanlar vb yazılı olan küçük kitap veya broşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kın ağızlığı veya dip çamurluğu (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel ibadet yeri; kilisenin özel törenlere ayrılmış bölümü; küçük kilise, mabet; bir okul, saray vb,nin ibadete ayrılmış odası; böyle bir kilisede yapılan ayin; kilise koro veya orkestrası; eski matbaa, basımevi; bir basımevine bağlı olarak çalışan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir genç kıza veya gençler grubuna refakat eden kimse, şaperon; (f). himaye gayesiyle beraber gitmek, refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kederli, süngüsü düşük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). baslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (saray, okul, ordu vb'nde) papaz veya vaiz. chaplaincy chaplainship vaizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başa takılan çelenk; bir dizi boncuk; tespihin üçte biri kadar olan küçük tespih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men)., (ing). seyyar satıcı; eski tacir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., ABD dayanıklı deriden yapılmış kovboy pantolonu veya tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bahis, bolüm, fasıl, bab, kısım; ruhani meclis toplantısı; (f). bölümlere ayırmak, bahisler halinde düzenlemek. chapter and verse tam ve kesin bilgi. chapter head bölüm başlığlnın altına yazılan birkaç söz. chapter house papazlar meclisi bina

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yumurta biçiminde oval, beyzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ashâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment in a minimum-security prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yun). Ancak bir kere görülen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drug addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.), (i.) rasgele, gelişigüzel; (i.) şans, rastlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ağız şapırdatarak ve iştahlı bir tarzda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haps, hapsetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment. confinement. prison. gaol. jail. prisoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. confinement. gaol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبس] bir yere kapatma veya kapanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HABS-HANE, aslı: MâHBÜS-HANE) (i ). Suçluların hapis ve tevkif edildikleri yer: Cezaevi, Ar. mahbes: Hapishâne müdürü, umumi hapishâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jail. prison. gaol. cage. pen. bull pen. can. choky. clink. cooler. coop. institution. nick. penal institution. penitentiary. pound. quod. roundhouse. shop. stir. stockade. tank. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol. jail. penitentiary. prison. goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison. jail. goal. big house. cage. chokey. cooler. gaol. hockey. hold. inside. institution. penal institution. jug. limbo. nick. in the nick of time. penitentiary. porridge. prison house. convict prison. stir. tollbooth. wire city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حبس خانه] tutukevi, mahpushane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) talihsiz, bahtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (biyol.) yarı kromozonlu (hücre).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) olmak, vaki olmak, meydana gelmek, rast gelmek. happen on rast gelmek, bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka; tiyatro kısmen ve irticalen sahneye konan ve seyircileri şaşırtmak gayesini güden oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, (k.dili) rastlantı, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) mutlulukla, sevinçle; iyi bir tesadüf olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk, bahtiyarlık; uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mutlu, mesut, talihli, memnun, bahtiyar, sevinçli; şen, neşeli; uygun, yerinde olan; ABD, argo ...delisi ( msl. girl happy kız delisi. ) happygolucky (s.) kaygısız; bir şeye aldırmaz, neşeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir suçluyu cezalandırmak için veya davası görülünceye kadar bir yere kapama, cezaevine, mahbese atma: Filânı hapsettiler. Hapsolundu. Beş ay müddetle hapsine karar verildi. 2. Tutma, zaptetme, koyuvermeme: idrarı çok hapsetmek iyi değildir. 3. istifade olunmayacak bir hal ve mevkide bulundurma, boş yere alıkoyma: Bu kadar parayı boşuna hapsetmekten ise işletmek daha faydalıdır. 4. Kapalı bir yerde tutma, böyle bir yerde bekletme: Geleceğine söz vermiş olduğundan beni bütün gün evde hapsetti. 5. (Türkçe’de) Hapishane, mahbes, zindan: Hapse attılar. Hapsolunmuş, mahbus: üç aydan beri hapistir. Göz hapsi = Nezaret altında bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confinement. detainer. body execution. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be imprisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committal. committal to prison. commitment to prison. confinement. custody. detention. imprisonment. incarceration. repression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haps.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprison. incarcerate. confine. shut up. shut in. detain. lock up. bar. cage. immure. intern. jail. mew. mew up. mure. pen. pen in. pen up. restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. confine. imprison. incarcerate. jail. to imprison. cast into prison. to detain. to immure in. to confine. to put in prison/jail. to jail. to goal. to lock in. to coop sb/sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to imprison. to jail. to lock up in. to confine. arrest. cage. commit to prison. to place under confinement. to take into custody. detain. distrain. gaol. immure. incarcerate. to take into remand. to take into safekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb put in jail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneezing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aksırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hapşırma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atishoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mantıkla susturmak, cevap veremez hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLTİHAB) (i. A.) (c. iltihâbât). 1. Alevlenme, tutuşma, parlama: Esen rüzgâr, alevin birden iltihâbına sebep oldu. 2. (tıp) Hasta bir organa kanın hücumu ile hasıl olan ağrılı hararet, şiş ve kızarma: Mide iltihabı, mafsal iltihabı vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation. discharge. fester. gathering. ichor. issue. matter. purulence. purulent matter. pus. suppuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation. inflammation yangı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation. pus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iltihap yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. to get inflamed. to get infected yangılanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get inflamed. to get infected. fester. suppurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflamed. infected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. intihâbât). 1. Seçme, seçim, bir şeyin en iyisini ayırıp alma: Filan eserden birkaç şiir intihap ettim. İntihap olunmuş kitaplar. 2. Millet meclisi, idare meclisi, belediye için üye seçimi. 3. İstekliler içinden en muktedir ve lâyık olanların seçilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İntihâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solitary confinement with bread and water as food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) belki de olabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-shaped, -shapen) kötü biçim vermek, biçimsizleştirmek misshapen s. biçimsiz, kötü biçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life imprisonment. imprisonment for life. life sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hapşırma, ani, irade dışı, sesli bir şekilde ağızdan ve burundan nefes vermektir. Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir.

Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka birçok nedenleri daha vardır. Hapşırmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Biz bunun pek farkına varamayız.

Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da. Ancak tıp bilimi hapşırma ile yayılan mikropların, elle yayılanlardan çok daha az olduğunu saptamış bulunmaktadır.

Uyku sırasında özellikle rüya safhasında sinir sisteminin bazı elemanları kapalı olduğundan normal şartlarda hapşırma olmaz. Uyarı çok kuvvetli ise olabilir ama anında uyanılır. Ancak bu beyin tarafından tehlike olarak algılanmaz. Uyurken ayağını gıdıkladığımız kişinin ayağını çekip, arkasını dönüp, uyumağa devam etmesi gibi.

Hapşırma refleksinin detayları tam bilinmese de kesin olarak bilinen bir şey var. Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Bunu bilim insanları vücudumuzda bir acı veya ağrı duyduğumuzda gözlerimizi kapatmamıza bağlıyor. Kibarlık olsun diye hapşırığı tutmaya çalışmak ise kesinlikle tavsiye edilmiyor.

Güneş ışığı ile karşılaşınca hapşırmanın genetik olduğu ileri sürülüyor. Dünya nüfusunun en az yüzde 18’i bu hassasiyete sahip. Hapşırma sayısının da genlerle nakledildiğini ileri süren bilim insanları var. Bazı ailelerde üç kere hapşırılırken, bazılarında sekizincide duruyormuş.

İnsanlara hapşırdıktan sonra ‘çok yaşa’ deme adetinin kökeni Hıristiyanların ‘God bless you’ yani Tanrı seni takdis etsin’ veya ‘Tanrının hayır duası üzerinde olsun’ cümlesine dayanmaktadır. Altıncı yüzyılda hapşıranlara vücutlarındaki şeytanı attıkları için tebrik anlamında söylenen bu söz büyük veba salgını başlayınca Papa tarafından söylenmesi zorunlu kılındı ve kanunlaştırıldı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hapşırma, ani, irade dışı, sesli bir şekilde ağızdan ve burundan nefes vermektir. Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir.

Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka bir çok nedenleri daha vardır. Hapşırmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Biz bunun pek farkına varmayız.

Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da. Ancak tıp bilimi hapşırma ile yayılan mikropların, elle yayılanlardan çok daha az olduğunu saptamış bulunmaktadır.

Uyku sırasında özellikle rüya safhasında sinir sisteminin bazı elemanları kapalı olduğundan normal şartlarda hapşırma olmaz. Uyarı çok kuvvetli ise olabilir ama anında uyanılır. Ancak bu beyin tarafından tehlike olarak algılanmaz. Uyurken ayağını gıdıkladığımız kişinin ayağını çekip, arkasını dönüp, uyumaya devam etmesi gibi.

Hapşırma refleksinin detayları tam bilinmese de kesin olarak bilinen bir şey var. Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Bunu bilim insaları vücudumuzda bir acı veya ağrı duyduğumuzda gözlerimizi kapatmamıza bağlıyor. Kibarlık olsun diye hapşırığı tutmaya çalışmak ise kesinlikle tavsiye edilmiyor.

Güneş ışığı ile karşılaşınca hapşırmanın genetik olduğu ileri sürülüyor. Dünya nüfusunun en az yüzde 18’i bu hassasiyete sahip. Hapşırma sayısının da genlerle nakledildiğini ileri süren bilim insanları var. Bazı ailelerde üç kere hapşırılırken, bazılarında seklizinci de duruyormuş.

İnsanlara hapşırdıktan sonra “çok yaşa “ deme adetinin kökenin Hıristiyanların “God bless you” yani “Tanrı seni takdis etsin” veya “Tanrının hayır duası üzerinde olsun” cümlesine dayanmaktadır. Altıncı yüzyılda hapşıranlara vücutlarındaki şeytanı attıkları için tebrik anlamında söylenen bu söz büyük veba salgını başlayınca Papa tarafından söylenmesi zorunlu kılındı ve kanunlaştırıldı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiir inşat etmek; bir şeyden fazla heyecanla bahsetmek. rhapsodist i. şiir inşat eden kimse, bir şeyden fazla şairane şekilde bahseden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rapsodi; muhtelif parçalardan düzenlenmiş eser; heyecanlı ve duygusal konuşma. rhapsodical s. heyecanlı. rhapsod'ically z. heyecanla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahâb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş parçası. 2.Kayan yıldız, akan yıldız. 3.Cesur yürekli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) biçim, şekil, suret; hal, durum; heyet, endam; hayal, tayf, hayalet; kalıp; (f.) biçimlendirmek, şekillendirmek; ayarlamak, düzenlemek, tanzim etmek, tertip etmek; yaratmak, vücuda getirmek; yön vermek. shape up (k.dili) iyi gitmek, yolunda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şekilli, biçimli; endamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şekilsiz, biçimsiz. shapelessly (z.) şekilsizce. shapelessness (i.) şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yakışıklı, biçimli, endamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalışacak işçileri seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) gemiye yakışır surette düzenlenmiş; tertipli, düzenli; (z.) muntazaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) yarı baygın, şaşkın; sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) önemsiz sebeplerle silah kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutsuz, üzüntülü, kederli; talihsiz, şanssız; uğursuz, meşum; münasebetsiz, beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .iyi şekil verilmemiş, biçimsiz, şekilsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. V şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. whop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i, k.dili. kuvvetle vurmak; yenmek; düşmek, birden oturuvermek; i. vuruş: düşüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. büyük şey; kuyruklu yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by