Hara ne demek? | Hara anlamı nedir? | Hara

Hara anlamı nedir?

Hara ne demek?

Hara anlamı nedir?

Hara | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hara

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mermer (dilimizde mermer gibi dalgalı kumaş ve kâğıtlara verdiğimiz «hâre» ismi de bundandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stud. stud farm. stud. stock farm. haras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stud farm. stud. breed of horses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1) the abdomen 2) The location of one's soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The centre of gravity of the body, located in the lower abdomen; the centre of awareness in zazen meditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region in the lower abdomen that is the seat of awareness in zazen It is located approximately two inches below the navel. one's physical and spiritual center physically, in the lower abdomen a few inches below the navel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The central balance point in the human body, located slightly below the navel All coordinated movement originates from this one point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mythical mountain. 'Abdomen ' Gravity and mass in the human body, traditionally considered in Eastern thought to be the seat of the soul and center of ki. 'Abdomen' Gravity and mass in the human body, traditionally considered in Eastern thought to be the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lower abdomen; physical and spiritual centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lower abdomen The center of life energy, physical and spiritual Often used as a synonym for 'guts', courage All movement must originate from this point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One's center of mass, located about 2' below the navel Traditionally this was thought to be the location of the spirit/mind/ Aikido techniques should be executed as much as possible from or through one's hara. center of the drumhead Hara literally means '

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stomach, abdomen; intended more as centre of concentration and energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One's center of mass, located about 2' below the navel Traditionally this was thought to be the location of the spirit/mind/ Aikido techniques should be executed as much as possible from or through one's HARA. stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally 'belly ' The center of the body where one's soul resides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Center of energy. adjective grey, hoary, old. also called 'Center'; a point in the lower abdomen corresponding to the body's center of gravity. belly or gut, which is a person's spiritual center. lower abdomen, belly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An epithet of Siva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abdomen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آب خرابات] (meyhane suyu) şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bahârat) (Arapça’ da sarı papatya mânâsına olup, dilimizdeki mânâsı şöyledir): Tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu ve ısıtıcı tohumlar ki, bazı yiyecek ve içeceklere karıştırılır: Arablar yemeklere çok baharat korlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. seasoning. spicery. spice. condiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condiment. seasoning. spice. spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. mull. season. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spice-seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high- tasted. seasoned. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı uzun kanepeleri olan ve kenarları açık gezinti otobüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karakter, huy, tabiat, ahlak; vasıf, nitelik; hususiyet, özellik; şöhret, nam; bonservis; statü, durum; tip, şahıs; (k.dili). garip kişiliği olan kimse; tiyatro karakter, canlandırılan kişi; işaret, harf; alfabe. character actor karakter oyuncusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan, tipik; kendine has; (i). özellik, hususiyet, vasıf; logaritma karakteristiği. characteristically (z). ayırıcı nitelikte olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsif, tanımlama, tarif, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tanımlamak, tavsif etmek. characterizer (i). tanımlayan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karaktersiz, seviyesiz, zayıf ahlaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tek). sessiz sinema oyunu, pandomimle bir kimsenin diğerlerine bir kelime ve ismi anlatmaya çalıştığı salon oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda kullanılan bir çeşit kitara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Gönlü yıkılmış, kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خانه خراب] perişan. 2.evsiz yurtsuz. 3.cahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARAP) (i. A.). Viran etme, viranlık, yıkma, bozma, bayındırlığın ortadan kalkması: Kiracılar evi harâb ettiler. Savaşın geçtiği yerler harâb oldu (tahrip gibi). (Türkçe’de) 1. Bozulmuş,yıkılmış, viran, mamurun zıddı: Harap bir ev, harap bir memleket. 2. Sarhoşluktan dolayı perişan, bitkin olan: Mest ü harâb olmuş. Hâne-harâb = mec. Evi yıkılmış, her tarafı viran, işi berbat (kimse).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خراب] yıkık, harap. 2.fitil gibi sarhoş. harâb etmek; yıkmak, bozmak, tahrip etmek. harâb olmak; yıkılmak, bozulmak, kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (harâbe’nin çokluğu ise de, o mânâda kullanılmayıp teklik gibi geçer): Meyhane, devam edenleri harâb eden derbeder ve sefâhat yeri. Tasavvuf ve şiirde: Rind ve olgun insanların buluşma yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابات] meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hârâbâtî-yân). t. Meyhaneye devam eden, ayyaş, sarhoş ve pejmürde. 2. Eline geçen parayı içki ve sefâhat yoluna harcayıp kendine, evine, barkına bakmayan düşkün adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, derbederlik, israf ve sefâhat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Virane, eski yapı yıkıntısı, bozulmuş bina kalıntısı. Asklepyon, Babalbek harabeleri. 2. mec. Pek harap ve yarı yıkık ev: Bir harabede oturuyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. ruin. wreck. wrack. desolation. wrecks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. wreck. ruins ören. kalıntı. ramshackle building yıkı. tumbledown. houses or town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins. remains. building on the point of collapse. desolation. destruction. ruin. ruinous heap. shambles. wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابه] yıkıntı, harabe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Viraneleri çok yer, viranelik: Bağdad, Osmanlı idaresine geçtiği zaman adetâ bir harâbe-zâr idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place filled with ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Haraplık, viranlık. 2. Okun, nişanın önüne vurarak sıçrayıp hedefe değmesi. 3. Harâbâtî olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (uydurma bir kelime olup, Arapça’da harâb kelimesi zaten masdardır). Viranlık, haraplık, bir bina veya mamurenin yıkık çökük halde bulunması, Ar. indirâs: Pompei şehrinin harâbiyyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARAC) (i. A. hurûc’dan). 1. Vergi, Ar. cizye. 2. Vaktiyle Müslüman olmayan tab’anın askerlik bedeli olarak verdikleri şahsî vergi. Haraca kesmek = Haraca bağlamak; birisini haraç ödemeye, mutlaka bir şey vermeye mecbur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARAC) (i.). Bir malın artırmaya çıkarılması, mezatla satılması. Tellâlların «haraç mezâd...» diye bağırmaları bu mânâ iledir (kelime Arapça ise de Arapça’da böyle bir mânâsı yoktur. Belki «çıktı» demek olan fiilin mazi kipi «harece» den galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribute. tax. exaction. racket. extortion. pad. protection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribute. tax. racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خراج] haraç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Arapça: harâç, Farsça: güzârîden = ödemek). Haraç veren, haraca kesilmiş, Osm. cizye-güzâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle Müslüman olmayan tab’adan haraç adıyla alınan şahsî vergiyi toplamakla görevli adam. Haraç tahsildarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketeer. extortionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racketeering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harhara). (bk.) Harhara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîbe). Bir kimsenin geçineceği şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîbe). 1. Bâkireler. 2. Delinmemiş inciler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîfe). Ev için sonhabar hazırlıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Japonlar’da karnını bıçakla deşmek suretiyle intihar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hara-kiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suicide, by slashing the abdomen, formerly practiced in Japan, and commanded by the government in the cases of disgraced officials; disembowelment; - - also written, but incorrectly, hari-kari. ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced by warriors in the traditional Japanese society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harakiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARAM) (i. A.). 1. İslâm dininde yapılması veya kullanılması yasak olan, helâl olmayan: İçki haramdır. İslâm dini domuz eti yemeyi harâm etmiştir. 2. Dokunulması ve tecavüzü yasak, kutsal, mukaddes, mübarek: Beytullah-ül-harâm, Mescid-i harâm, beled-i harâm, Muharrem-ülharâm. Harâm olsun = İçe sinmesin: Bana bundan sonra eğlence haram olsun. 3. Kullanılması din bakımından yasak olan şey, helâl zıddı: Haram yemek, haramdan kaçınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbidden by religion. illicit. ill-gotten. illegimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbidden by religion. ill-gotten. unlawful. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbidden by religion. unlawful. wrong. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Forbidden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This category is prohibited for the Muslim to do such as stealing and lying Doing the haram counts as a bad deed and not doing it counts as a good deed. forbidden unlawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

M prohibited food; the word actually refers to that which is delineated or indeed sacred. forbidden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sacred enclave in Mecca enclosing the Ka'bah, the focal point of the hajj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is against Islamic law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Holy Precinct of Mekka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something a Muslim must not do or eat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something which is unlawful or prohibited in Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرام] haram.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money illegitimately acquired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. harâm, Fars. zâde = doğmuş). Piç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haram mala el uzatan adam, hırsız, uğru, haydut, yol kesici, şakıy.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرامی] eşkıya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, haydutluk, uğruluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حرام زاده] piç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uzun ve şiddetli konuşma, tirad; (f.) uzun ve şiddetli bir şekilde konuşmak, tirad söylemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramshackle. tumbledown. ruined. worn out. exhausted. tired out. desolated. marred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruined. in ruins. worn out. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ruin. to destroy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined / destroyed / exhausted / worn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall into ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harâb olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolation. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. garâre’den). Büyük çuval.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large haircloth rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARARET) (i. A.). 1. Sıcak, sıcaklık, Fars. germ: Güneşin, havanın harareti. 2. Susuzluk, ateş: Tuzlu yemekler insana hararet verir. Hararetimi söndüremiyorum. 3. Sıtmanın verdiği sıcaklık, yanma, ateş: Akşam çok harareti vardı. Harareti kırk dereceye çıktı. Harâret-bin = Fransızca pyroscope ve thermoscope denilen, harareti ölçmeye mahsus Alet. Harâret-i girîziyye = İnsan bedenindeki tabiî vücut sıcaklığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sıcak havada aşırı derecede veya ateşli hastalıklar sırasında vücut kaybettiği suyu karşılayamayacak olursa, hararet başlar. Harareti gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çorba kaşığı arpa konur. Kaynatılıp süzülür. Hararet bastıkça birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warmth. temperature. fever. thirst. fervor. fervour. caloric. feverishness. flush. intenseness. swelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow. zeal. heat. fever. temperature. thirst. ardour. fervour. exaltation. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fever. heat. temperature. thirst. warmth. feverishness. vehemence. fervor. exaltation. ardour. flush. glow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حرارت] sıcaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Harâret derecesini gösteren Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite (a discussion , the atmosphere , a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlanmak, kızışmak, coşmak: Maç hararetlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get excited / warm / heated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlı, coşkun: Öyle hararetli anlatıyordu ki, sözünü kesemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverish. heated. keen. zealous. thirsty. vehement. active. excited. lively. intense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. excited. lively. feverish. fierce. glowing. heated. hot. intense. strenuous. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ekincilik, çiftçilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) rahat vermemek; yormak, bizar etmek, tedirgin etmek, taciz etmek; (ask.) aralıksız saldırılarla taciz etmek . harass'ment (i.) taciz, bizar, rahatsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خراطين] solucan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırın öd kesesinde çıkan boncuk gibi katı şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (c. harâhir). Hırıltı, hırıldama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Kahharcasına.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihrace, Hint hükümdarlarına mahsus ünvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihracenin karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسخره] soytarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مست خراب] körkütük sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

körkütük sarhoş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahâret» ten la), (bk.) Matara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطهره] matara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr»dan). Kendi iyiliklerini sayarak akranına üstün çıkmaya çalışma, başkalarına karşı övünme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. firavunlara ait veya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ravza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روضهء مطهره] Hz. Muhammedin mezarının bulunduğu yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحاری] çöller. 2.kırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Sahra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by