Harab ne demek? | Harab anlamı nedir? | Harab

Harab anlamı nedir?

Harab ne demek?

Harab anlamı nedir?

Harab | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: harab

Türkçe Sözlük

(HARAP) (i. A.). Viran etme, viranlık, yıkma, bozma, bayındırlığın ortadan kalkması: Kiracılar evi harâb ettiler. Savaşın geçtiği yerler harâb oldu (tahrip gibi). (Türkçe’de) 1. Bozulmuş,yıkılmış, viran, mamurun zıddı: Harap bir ev, harap bir memleket. 2. Sarhoşluktan dolayı perişan, bitkin olan: Mest ü harâb olmuş. Hâne-harâb = mec. Evi yıkılmış, her tarafı viran, işi berbat (kimse).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خراب] yıkık, harap. 2.fitil gibi sarhoş. harâb etmek; yıkmak, bozmak, tahrip etmek. harâb olmak; yıkılmak, bozulmak, kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آب خرابات] (meyhane suyu) şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı uzun kanepeleri olan ve kenarları açık gezinti otobüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Gönlü yıkılmış, kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خانه خراب] perişan. 2.evsiz yurtsuz. 3.cahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (harâbe’nin çokluğu ise de, o mânâda kullanılmayıp teklik gibi geçer): Meyhane, devam edenleri harâb eden derbeder ve sefâhat yeri. Tasavvuf ve şiirde: Rind ve olgun insanların buluşma yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابات] meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hârâbâtî-yân). t. Meyhaneye devam eden, ayyaş, sarhoş ve pejmürde. 2. Eline geçen parayı içki ve sefâhat yoluna harcayıp kendine, evine, barkına bakmayan düşkün adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, derbederlik, israf ve sefâhat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Virane, eski yapı yıkıntısı, bozulmuş bina kalıntısı. Asklepyon, Babalbek harabeleri. 2. mec. Pek harap ve yarı yıkık ev: Bir harabede oturuyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. ruin. wreck. wrack. desolation. wrecks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. wreck. ruins ören. kalıntı. ramshackle building yıkı. tumbledown. houses or town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins. remains. building on the point of collapse. desolation. destruction. ruin. ruinous heap. shambles. wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابه] yıkıntı, harabe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Viraneleri çok yer, viranelik: Bağdad, Osmanlı idaresine geçtiği zaman adetâ bir harâbe-zâr idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place filled with ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Haraplık, viranlık. 2. Okun, nişanın önüne vurarak sıçrayıp hedefe değmesi. 3. Harâbâtî olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (uydurma bir kelime olup, Arapça’da harâb kelimesi zaten masdardır). Viranlık, haraplık, bir bina veya mamurenin yıkık çökük halde bulunması, Ar. indirâs: Pompei şehrinin harâbiyyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مست خراب] körkütük sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

körkütük sarhoş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by