Harabe şehir | Harabe şehir ne demek? | Harabe şehir anlamı nedir?

Harabe şehir | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: harabe sehir

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir. 2. Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.

Türkçe Sözlük

(i.). Temizliğe riayet etmeyen adamların üstünde ve başında ve tavuklarla sair hayvanlarda hasıl olan ve ısırdığı yeri kaşındıran küçük bir cins böcek, kehle. Bit tutmak, baş biti, tavuk biti. Buğday biti = Buğdayda hasıl olan bir küçük böcek. Tahtabiti = Tahtaların aralıklarında barınan, kokan ve tâciz eden böcek, tahtakurusu. Çiçek biti = Çiçeklerde hasıl olan küçük bir böcek. Kasık biti = Kene. Külek biti = Kulağa kaçan, çatal kuyruklu bir böcek. Kâğıt biti = KAğıdı ve kitapları delip harabeden güve. Bltotu = Bite karşı kullanılan bitki. Ar. haşîşetülkamle. Bitpazarı = Çarşının eski elbiseler satılan yeri. (Batpazarı yazmakta mânâ yoktur). Bityeniği = Gizli ayıp.

Türkçe Sözlük

(i.). Bozulmuş bir şeyin kalan kısımları, döküntü, enkaz, harabe: Bir eski mâbedin bozuntusu, bozulma hâli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haraplık, perişanlık, viranlık; virane, harabe; kimsesizlik, yalnızlık; keder, yeis.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Köşk, kasr. 2. Büyük salon, dîvân: Eyvân-ı Kisrâ = Irak’ta Tayısfûn harabelerinde SAsânî şahinşahlarının büyük saraylarının yıkıntısı.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (harâbe’nin çokluğu ise de, o mânâda kullanılmayıp teklik gibi geçer): Meyhane, devam edenleri harâb eden derbeder ve sefâhat yeri. Tasavvuf ve şiirde: Rind ve olgun insanların buluşma yeri.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Virane, eski yapı yıkıntısı, bozulmuş bina kalıntısı. Asklepyon, Babalbek harabeleri. 2. mec. Pek harap ve yarı yıkık ev: Bir harabede oturuyordu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. ruin. wreck. wrack. desolation. wrecks.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. wreck. ruins ören. kalıntı. ramshackle building yıkı. tumbledown. houses or town.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins. remains. building on the point of collapse. desolation. destruction. ruin. ruinous heap. shambles. wreck.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابه] yıkıntı, harabe.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Viraneleri çok yer, viranelik: Bağdad, Osmanlı idaresine geçtiği zaman adetâ bir harâbe-zâr idi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hasar, tahribat, zarar ziyan . cry havoc savaşlarda askere yağma emri vermek. make havoc of harabeye çevirmek; tahrip etmek; kırıp geçirmek. play havoc with harap etmek, yerle bir etmek.

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde yalnız «hani» şeklinde kullanılır. 1. Nerede, nerededir?: Hani bunun ilâvesi? 2. Tenblh ve hatırlatma için: Hani güzel yazılı bir kitap vardı ya? Hani dün bir söz etmiştik. Hani bugün beraber gidecektik? Çok defa ya edatı da eklenir: Hani ya bir harabenin ziyaretine gidecektik? Hani ya sizin koşmanız bu mu?

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeref» ten if.). 1. Çevreye bakan, gören. 2. Bir hâle yaklaşmış, yüştutmuş. Müşrif-i harabe = Harâb olmaya yüztutmuş.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Eski Asurlular’ın merkezi olan şehir ki, harabeleri Musul’un karşısındadır.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski duvar. 2. Şehir ve kale yıkıntısı, harabe, virane. Ören gülü = Yaban gülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkım, harabiyet. rack and ruin yıkım, harabiyet. go to rack and ruin harabeye dönmek, mahvolmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. harap olma, harabiyet, yıkılma; tahrip; harabe, virane; perişanlık; helâk, çökme; iflâs; f. harap etmek, viran etmek; mahvetmek, perişan etmek, altüst etmek; ihlâl etmek, bozmak; iflas ettirmek, batırmak; iğfal etmek. be the ruin of birinin ma

Türkçe Sözlük

(ŞEHR) (i. F.). Büyük belde, büyük kasaba. Bugünkü anlayışa göre nüfusu 20.000’i geçen meskûn yer; İstanbul şehri; Şehr-i Bağdâd. Şehr-emâneti = İstanbul belediyesinin eski adı. Şehr-emîni = Eskiden İstanbul belediye başkanı. Şehiroğlanı = İstanbullu.

Türkçe Sözlük

(L A., »şöhret» den smüş.). Şöhret kazanmış, meşhur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. town. town kent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. community. place. town.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهير] ünlü, meşhur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ویران] yıkık, harap olmuş. 2.yıkıntı, harabe.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yıkılmış bina kalıntısı, harâbe: Orada birtakım vîrâneler vardır. 2. Yıkılmaya yüztutmuş bina, eski ev: Bir vîrânede oturuyor.

Türkçe Sözlük

(i.). Harabeleri çok yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. harabe, virane; harap olmuş kimse; kazazede gemi, gemi enkazı; dalgaların kıyıya attığı enkaz ve mallar; geminin kazaya uğraması, harabiyet, haraplık; f. gemiyi karaya oturtmak veya kazaya uğratmak; harap etmek; enkaz haline getirmek; kazaya uğrama

Türkçe Sözlük

(i.). Yıkılmış bir şeyin kalıp biriken enkazı, harabe, vîrâne: Orada bir yıkıntı vardır.

Türkçe Sözlük

(e. F.). Bazı isimlere eklenip mekân gösterir. Gül-zâr — Gül yeri, gül bahçesi. Lâle-zâr = LAle yeri, lâle bahçesi. Kâr-zâr = Cenk yeri, harp meydanı Harâbe-zâr = Viranelik.