Hari ne demek? | Hari anlamı nedir? | Hari

Hari anlamı nedir?

Hari ne demek?

Hari anlamı nedir?

Hari | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hari

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواری] düşkünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Habeşistan'ın resmi lisanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهاری] ilkbahar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bahardan Arapça teşkil edilmiş galat bir tâbirdir). Bahar tavsifini ve çok defa bu münasebetle bir zatın medhinl ihtivâ eden kasîde veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz kapaklarının iltihabı, blefarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Buhara mensup, buğu ile ilgili. 2. Buhârî: (hi.) Buhârâlı, Buhârâ şehrinden. İmâm Buhâri: Büyük hadis bilgini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -tharides) (ecza). kuduzböceğinden yapılan bir ilâç; kuduzböcegi, (zool). Cantharis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). dikkatle, ihtiyatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). eski zamanlarda kullanılan iki tekerlekli savaş veya yarış arabası; dört tekerlekli hafif gezinti arabası; (f). araba ile taşımak; araba ile gitmek; araba sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş veya yarış arabası sürücüsü, arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -mata) inayet, ihsan; Tanrı vergisi; başkalarını etkileyebilme yeteneğini veren ayrıcalı ruhsal kuvvet. charismat'ic (kerizmat-ik). (s). bu çeşit kuvveti olan; Tanrı vergisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayırsever, yardımsever, cömert; merhametli, şefkatli; hayır işleri ile meşgul olan. charitableness (i). hayırseverlik; merhamet, hoşgörürlük charitably (z). cömertçe; hoşgörürlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayırseverlik, yardımseverlik; merhamet; sadaka; hayır işi; hayır cemiyeti, yardım derneği charity school (ing). hayat okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünden sonra kap kacak ile yapılan gürültü, teneke çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) Güney Amerika'da yetişen bir zambak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hıristiyan kilisesine mahsus Aşai Rabbani ayini, Komünyon, şarap ve ekmek yeme ayini; bu ayin için takdis edilen şarap ve ekmek. Eucharis'tic (s.) Aşai Rabbaniye ait; şükrana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فهارس] fihristler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol ve serbest akan bir şeyi tasvir ederek art arda kullanılır. Hargür = Köpeklerin harıltısı gibi devamlı kavga ve çekişme: O evde hargür eksik değildir, (bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hereb» den if.) (mü. hâribe). Kaçan, firâr eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هارب] kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâib). Bir kimsenin geçineceği şey, rızık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİÇ) (i. A. «hurûc»dan if.) (mü. hârice). Dış, dışarı, bir şeyin dışarısında bulunan, Fars. bîrûn, dahil mukabili: Hesaptan hariç. 1. Bir şeyin dış tarafı, dışarısı, dış tarafı, harici: Bu evin hârici, dahilinden güzeldir. 2. Ecnebi memleket: Eskiden şeker hariçten gelirdi, (matematik) HAric-i kısmet = Bölme işleminin neticesi, bölüm. Meselâ 20 sayısını 5’e bölünce bulduğumuz 4 rakamı hâric-i kısmettir. Hâric-ez-memleket = Devletler hukukunda aslında bir memlekette iken, hükmen başka memlekette sayılmak: Elçiler hâric-ez-memleket imtiyazını haizdirler. Hâric-an-il-merkez = Merkezden dışarıya yatkın kuvvet, Fransızca excentrique. Eklenen harflerle mekân zarfı mânâsını ifade eder: Hariçte, harice, hariçten: Dışarıda, dışarıya, dışarıdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. but. save. excluding. excepting. except for. but the. barring. not including. save. bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. barring. except. excepted. excluding. exterior. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. exterior. outer surface. foreign place. except for. with the exception of. barring. except. excepting. excluding. not included. than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارج] dış, dışarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dışardan, dış tarafında, dıştan: Evi haricen ve dahilen boyatmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارجا] dıştan, dışarıdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dıştan, dışla alâkalı. 2. Yabancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrinsic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior. external. out. outer. outside. foreign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign. external. exterior. exotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارجی] dış ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign affairs. external diseases. foreign affairs dışişleri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign affairs. external diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خارجيه] dışa bağlı, dışarıya ilişkin. 2.dışişleri bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (umûr-ı hâriciyye’den kısaltılmış). Yabancı devletlerle bilhassa siyasî münasebetleri düzenleyen bakanlık: Hâriciye nezâreti, bakanlığı, hariciye nâzırı, vekili, bakanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Dışişleri bakanlığına bağlı memur. 2. Dış hastalıkları hekimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat. specialist in external diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat. specialist in external diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a diplomat. the diplomatic profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etli yahni; yeşil fasulye. haricot bean kuru fasulye .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرید] satın alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خریدار] müşteri, alıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâid). 1. Bâkir kız. 2. Delinmemiş inci, Fars. dürr-i nâsüfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HERİF) (i. A. hırfet’ten smüş.). 1. Sanat arkadaşı, aynı meslekte olan, Fr. collfegue. 2. içki ve eğlence arkadaşı. 3. (Türkçe söylenişi: herif) Adî ve bayağı adam, aşağı, basit insan: A herif. 4. Adam, şahıs, öteki: Herif size açıktan söylüyor, siz anlamıyorsunuz. Herif size haber verdi, ne kabahati var? (bk.) Herif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güz mevsimi, Fars. hazin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حریف] rakip. 2.meslektaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esnafça eğlenceye giden, esnaf gibi her biri masrafının hissesini vererek (Arifâne denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hârika). Yırtan, yaran, ortadan ayıran, Osm. şakkeden. Yalnız şu tâbirde geçer: Hârık-ı Ade = Adetî, tabiîyi, alışılmışı yırtan. Mucize ve keramet sahibi olan, hârikulâde. (bk.) HArikulâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Bir yerin ve yapının tutuşup yanması, yangın: Hartk vuku buldu. Harîkı itfâ etmek = Yangını söndürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. hark’dan if). (mü. hârika). Yakan, yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریق] yangın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F. A.) (c. harîk-zedegân) (Ar. harîk = yangın, Fars. zeden = vurmak). Yangına uğramış, yangın vermiş: Harîk-zedegâna iane toplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Harîkzede’nin c. Yangına uğramış kimseler, yangından zarar görmüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ateş, nâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havârik). 1. Hârikulâde şey. Eşyanın tabiati dışında ve tabiatin üstünde olan garip şey: Bir hârika oldu. 2. Hârika sayılacak derecede üstün şahıs, dehâ: Ibni Sİnâ bir hârika idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wonderful. marvellous. marvelous. fabulous. gorgeous. fantastic. fantastical. yummy. beautiful. bully. cool. corking. divine. far-out. in the groove. groovy. immense. jolly good. keen. no mean. old. phenomenal. prodigious. ripping. scrumptious. splen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautiful. brilliant. dreamy. exquisite. fabulous. fantastic. gorgeous. great. heavenly. incredible. lovely. marvellous. prodigious. rare. sensational. smashing. superb. terrific. tremendous. wonder. wonderful. miracle. marvelous. extraordinary. great!. w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. wonder. marvelous. extraordinary. brilliant. fabulous. fantastic. far out. first rate. glorious. gorgeous. heavenly. marvel. prodigious. prodigy. rip roaring. top- notch. wonderful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارقه] harika.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşi görülmemiş, şaşılacak, (bk.) HArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. stupendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارق العاده] olağanüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Bol bol ve serbest akan su vesaireyi ve buna benzeterek bir şeyin bollukla akışını tasvir ve taklit eder ve ekseriya art arda kullanılır: Bahçede sular harıt harıl akıyor. Harıl harıl söylemek = Büyük bir serbestlikle ve devamlı, ara vermeden lâkırdı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harlarken çıkan ses (bk.) Harlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the roar of a burning fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Herkesin girmesi yasak olan kutsal yer: Harîm-i hâs = Eskiden bir büyük adamın hususî dairesi. 2. Harem, harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حریم] kutsal. 2.harem. 3.avlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Biri için kutsal olan şeyl(Erkek İsmi) 2.Harem dairesi, harem. 3.Evin içi gibi, başkalarına kapalı olan y(Erkek İsmi) 4.Bir evin civarı. 5.Avlu. 6.Ortak, şerik. 7.Hacıların, hac zamanı giydikleri giysi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [حریم عصمت] kutsal saha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça harun’dan galat). Gemden anlamaz ve doğru gitmez huysuz at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (arın’dan galat ki, o da arık ve argın gibi, armak Türkçe fiilinden gelir). Yorgun, zayıf, bitkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yorulup pek bitkin düşmek. 2. (at) Huysuzlanıp doğru gitmemek ve gemden anlamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İpek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریر] ipek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. harîriyye). 1. İpekten dokunmuş: Akmişe-i harîriyye = ipek kumaşlar. 2. İpek gibi yumuşak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریری] ipekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİS) (i. A.). Tamahkâr, pek fazla arzu ve hırs ile isteyen: Mala haris bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avaricious. ambitiously. greedy. acquisitive. ambitious açgözlü. hırslı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greedy. acquisitive. overly desirous. ambitious. avid. grasping. rapacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حارث] çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حارس] bekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریص] hırslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhafız, bekçi, gözcü. 2.Koruyan, koruyucu. 3.Son derece hırslı olan. 4.Yemen’de bir Arap kabilesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Harîscesine, hırslı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Haris).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خارستان] dikenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİTA) (i. A. Yunanca’ dan). 1. Bir bölgeyi, ülkeyi, devleti, kıtayı, dünyayı veya dünyanın herhangi bir parçasını belirli projeksiyon usulleriyle belirli nisbetlerde küçülterek gösteren resim veya şekil: Harîta-i berriyye, harîta-i bahriyye = Kara haritası, deniz haritası. Harîta-i mücesseme = Kabartma harita. Harîta-tüs-semâ = Yıldızları gösterir harita. 2. Meşinden kese ve torba, dağarcık, mec. Bu, haritada yoktu = Umulmuyor, beklenmiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map. chart. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map. chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خریطه] harita.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapan veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapma işi, kartografi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography. surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİYY) (i. A.). Lâyık, de ğer, sezâ, müstahak (itaf. olan ahrâ daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Amuderya’nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy’a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Azgın hayvanların ağzına ve ayının dudağının üstüne geçirilen demir halka (halk dilinde: Hırızma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air map. weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baştan çıkartan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şereflenme, elde etme: Bu saadete mazhariyet büyük bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mihrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahreç). Mahreçler, çıkışlar, (bk.) Mahreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mehre’den çıkan hızlı hecin develeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محارب] savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combatant. fighting man. belligerent nation. belligerent. trained for combat. combat (force , soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «harb» den if.) (mü. muhâribe) (tes. muhâribeyn, muhârebeteyn). 1. Biriyle kavga ve cenk eden, savaşan, savaşçı: Muharip devletler, düvel-i muhâribe. 2. İyi savaşçı, cesur, cengâver: Oranın ahalisi muharip adamlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haref» ten if.) (mü. münharife). 1. inhirâf eden, sapan, bir tarafa meyledip doğru gitmeyen, sapa, çarpık. 2. Değişmiş. 3. Sıhhatte olmayan. Münharifüi-mizâc = Keyifsiz. 4. (matematik) İki kenarı eşit ve diğer ikisi eşit olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «harb» den if.) (mü. mütehâribe) (tes. mütehâribeyn). Savaşan tarafların her biri: Düvel-i mütehâribe, tarafeyn-i mütehâribeyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. nehâriyye). Gündüze ait. Nehârî mektep = Yalnız gündüzün ders için devam olunup, gece yatılmayan mektep, zıddı: Leylî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نهاری] yatılı olmayan okul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ferisilere ait; ikiyüzlü, mürai. Pharisaic Judaism. Musevi dini. pharisaically z. ikiyüzlülükle, mürailikle. Pharisaism i. Ferisilere mahsus tavır ve davranış; k.h. ikiyüzlülük, mü- railik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Musevilerde dini bir tarikata mensup kimse, Ferisi; k.dili kendini beğenmiş mürai kimse, ikiyüzlü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek molekül ağırlığı olan karbonhidrat, nişasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir karışım içindeki şeker oranını ölçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı; fazla şekerli; şeker niteliğinde; içinde şeker bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. sakarine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sakarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahrâ). (bk.) Sahrâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساقين شبه منحرف] yamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yamuk (y. k.). _

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شبه منحرف] yamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spintariskop, alfa ışınları göstericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, katı kalpli; affetmeyen; kusur bulan. uncharitableness i. affetmezlik. uncharitably z. sevgisizlikle, merhametsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرخرید] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by