Hası ne demek? | Hası anlamı nedir? | Hası

Hası anlamı nedir?

Hası ne demek?

Hası anlamı nedir?

Hası | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hasi

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cinsiyetini kaybetmiş erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huşû» dan if.) (mü. hâşia). Alçak gönüllü, mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neş’e» den if.). Neş’et eden, ileri gelen: Tenbellikten nâşî işdir. Dolayı, sebebiyle: Yağmurdan nâşî gelemedim.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntılarıyla hesabını en iyi bilen Hasib’in kulu. - Hasib; Allahın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). afazi, söz yitimi. auditory aphasia söz sağırlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). san bir konu hakkında konuşmayı inkâr ederek bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حاصل] sonuçsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

what's more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney's implied authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önemini azaltmak, dikkati üzerinden çekmeye uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hâsıl = husul bulan). Hâsılı, sözün özü, neticesi, hulâsa-i kelâm, netîce-l kelâm, filcümle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الحاصل] sonuçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; şiddet, kuvvet; vurgu; üzerinde durulan nokta, önem verilen husus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerinde durmak, vurgulamak, önemini belirtmek, ısrarla söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fasîle-i haşhâşiyye = Haşhaş çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Huşû ve tevazu ile, kendinden geçmişçesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haseb» den smüş.J. Zâti değer ve kadri olan, şahsî meziyet sahibi: Hasîb ve nesîb adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حسيب] değerli. 2.muhasebeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hayır sahibi, eliaçık, cömert. 2.Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3.Muhasebeci, sayman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hasib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hased» den if.) (mü. lâsıde). Hasetçi, kıskanan, Ar. Hasûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصد] ekin biçen, hasatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاسد] kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. Hasi'dim) gizemci bir Musevi tarikatı üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûf»tan). Sararmış, -engi ve parlaklığı kalmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasâfetli, aklı başında, olgun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hasafetli, aklı başında olgun adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasâfetli, aklı başında bir adama yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizlenen kin ve düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hasif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça hâsıl’dan. Türkçe’de söylenişi: kasıl). Hayvanlara yeşil yedirilen arpa ekini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl» dan if.) (mü. hâsıla) (c. hâsılât). 1. Husul bulan, meydana gelen, vücuda gelen, beliren, gözüken: Bundan ne hâsıl olur? Bu kadar me şakkattan bir fayda hasıl olmadı. 2. Biten, yerden çıkan: Çekirdekten hâsıl olan ağaçlar. 3. Netice yerinde olan: Hâsıl-ı kelâm = Sözün neticesi, kısası. 4. Semere: Ömrümün hâsılı: Evlâdım. 5. (matematik) Hesabın dört işleminden alınan netice: Hâsıl-ı cem. Hâsıl-ı tarh. Hâsıl-ı darb. Hâsıl-ı taksim. Hâsılı, elhâsıl, v’el-hâsıl, hâsıl-ı kelâm = Nihayet, netice itibariyle, sözün kısası, kısaca. Hâsılı tahsil etmek = Boşuna yorulmak, c. Hâsılat = Tarım ve başka çalışmaların verdiği semere, gelir: Tarlanın bu seneki. hâsılâtı. Çiftliğin, fabrikanın, koyunları hâsılâtı. Posta, telgraf, vapur hâsılatı. Hâsılât-ı sâfiyye = Masraflar çıktıktan sonra hâsılâtın sırf kâr kalan kısmı. Hâsılat-ı gayr-ı sâfiyye = Masraflar düşürülmeksizin umum hâsılât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokumacılıkta kullanılan çirişli veya unlu sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

result. effect. produced. growing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل] ortaya çıkan, var olan. hasıl etmek; meydana getirmek, ortaya çıkarmak. hâsıl olmak; ortaya çıkmak, var olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل کلام] sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir işten elde edilen netice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsıl). Herhangi bir işten elde edilen şeyler, kâr, gelir, fayda, İrât, vâridat, kazanç (kelime dilimizde müfred gibi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. revenues. returns. takings. drawings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate. proceeds. receipt. return. take. takings. produce. products. revenue. returns. receipts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات صافيه] net gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâsılat ve iradı olan, iyi gelir veren: O çiftlik çok hâsılatlıdır. Hâsılatlı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) Hülâsa, sözün kısası: Hâsılı yolda epey uğraştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) kısacası, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to size. to dress with size or starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ekin veya çocuk). Boy atıp uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, semeresiz, netice vermeyen, boş: Hâsılsız iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASM) (i. A.) (c. husûm) (daha çok kullanılmış olan husamâ ise aynı mânâda olan ve dilimizde kullanılmayan hasîm’in cem’idir). 1. Düşman: Hasm-ı can = En büyük ve şiddetli düşman. 2. Davada yahut oyun, güreş, yarış vesairede karşı taraf, rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Haşmetli, pek gösterişli, muhteşem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. 2. Ezen, kıran, parçalayan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostile. enemy. adversary. antagonist. foe. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. antagonist. enemy. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party to a dispute or contest. adversary. enemy. inimical. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصم] düşman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2.Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. - Ezen, kıran, yaran, parçalayan. - Ben-i Haşim Hz.Peygamber’in (s.a.s) soyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Haşime mensup, Haşimilerden olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanlık, Ar. husûmet, Ar. adâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hısn»dan smüş.). Metin, sağlam, tahkim edilmiş, müstahkem: Hısn-ı hasîn = Müstahkem, sağlam kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (huşûnet’ten smüş.). Sert, katı, Fars. dürüşt, yumuşak olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. harsh. austere. crusty. forbidding. inclement. rude. severe. stern. truculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimonious. astringent. ferocious. fiendish. harsh. mean. stern. tough. turbulent. bad-tempered. rude. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harsh. rough. rude (person , behaviour. abrupt. barbarous. brusque. crabby. dour. forbidding. rugged. severe. sharp. vinegary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصين] sağlam, müstahkem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خشين] kaba, sert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brusqueness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harshness. rudeness. acerbity. asperity. asperity of character. austerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İnce sazdan örülmüş, yere sermeye mahsus döşeme: Trablus hasırı, kaba hasır, hasır döşeli. Hasırotu, sazı = Hasır örmeye yarayan saz. Hasır süpürgesi = Evin içinde ortalığı süpürmeye mahsus süpürge. Hasıraltı etmek = mec. Bir işi savsaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasret» ten if.) (mü. hâsire). Hasret çeken, mahrum kalan, meramına nail olamayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâr» dan if.) (mü. hâsire). Zarar ve ziyana uğrayan, zarar görmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw. wicker. wicker. straw. mat. reeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat. matting. rush mat. wickerwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat. rush. wickerwork. canework. coarse fiber. cane. bass. bast. basket. ramie. straw. wicker. straw mat. matting. mattress. strawy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصير] hasır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاسر] zarar eden, hüsrana uğrayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kuru şeylerin sürtünmesinden çıkan sesi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). (bk.) Haşır haşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasır yapan ve satan yahut odalara döşeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat maker. dealer in mats. maker or seller of wickerwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hışırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasır döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with matting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hasır döşeli (oda vesaire). 2. Hasırla kaplanmış, hasırla kaplı, hasır kılıflı şişe vesaire. 3. Hasırla ve daha doğrusu sepetle örülmüş, büyük damacana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered with matting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hasır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(saz): Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(HASİS) (i. A. «hisset» ten smüş.). 1. Nekes, pinti, cimri. 2. Alçak, denî, dûn, Adî, değersiz, kıymetsiz: Mevâdd-ı hasise = Değersiz maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuru ot. 2. Esrar denilen, tütün ve tönbeki ile içilen keyif verici bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stingy. miserly. petty. base. low. hard. illiberal. mingy. moneygrubber. niggardly. penurious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hashish. grass. hash. hemp. marijuana marihuana. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسيس] pinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendine mahsus olup başkasında bulunmayan karakter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصيصه] karakter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötü huy, fena tabiat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ot. Çeşitli isimlere katılarak birçok bitkinin isimlerini teşkil eder: Haşî-şet-ül-cereb, haşîşet-ülhanârîz vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasisçe davranış veya hasis olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazıyı ve sözü lüzumsuz yere uzatan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصی] iğdiş, hadım edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşy» den) (c. havâşî). 1. Bir kitap veya kâğıdın kenarına yazılan ve içindeki bir kelime veya cümleyi izah edip açıklayan, ibare, not, dip notu, Osm. hâmiş, derkenâr. 2. Yine bunun sahifenin sonuna daha ince yazı ile yazılanı. 3. Bir metin veya şerhin zor anlaşılan yerlerini açıklayan ve her bahse «küle» tâbiriyle girişilen kitap: Arapça sarf ve nahiv kitapları üzerine birçok şerhler ve haşiyeler yazılmıştır (daha seyrek olanlarına «tâlikat» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footnote. marginal note. annotation. commentary. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاشيه] kenar. 2.şerh kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Sahifelerin kenarlarında veya altlarında dip notları olan: Hâşiyeli kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASİYYET) (i. A ). 1. Bir şeya ait olan hal, kuvvet ve tesir. 2. Böyle bir kuvvet ve tesiri olmak fazileti: Bu meyvenin bir hasiyyeti var mıdır? Bu adamın hiçbir hasiyyeti yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesome. nourishing. healthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Hasiyyeti, itibarı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T ). Hasiyyeti olmayan, itibarsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air space. airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahsız). 1. Yemeğe isteği olmayan. 2. İstek ve arzusu olmayan. 3. Yemeğe isteği olmaksızın, olmadığı halde. 4. Arzusuz, hâhişsiz olarak: Iştihâsız iş görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahsızlık). İştihâ eksikliği, yemeğe isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. draft law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاسن] iyilikler, güzellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüsn). Hüsnler, güzellikler, (bk.) Hüsn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاسب] muhasebeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» den if.) (mü. muhâsıme) (tes. muhâsımeyn, muhâsımeteyn). 1. Aralarında düşmanlık bulunan iki kişi veya tarafın her biri: Muhâsımlar arasında mütarekeye karar verildi. 2. Aralarında dava olan iki kişi veya tarafın her biri: Muhâsımlar mahkemeye çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. opponent. hostile. enemy. antagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHİSİB) (i. A. «hisâb» dan if). Muhasebede bilgi ve mahareti olan, hesap ve defter usûlünde geniş tecrübe sahibi: Muhasip adamdır; iyi bir muhasibe ihtiyaç vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. budget officer. bookkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhasebecilik, hesapta bilgi sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookkeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan if.) (c. muhâsırîn). Bir kale veya diğer savaş yerini, şehri kuşatan, muhasara eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüsûf» tan imef.) (mü. münhasife). 1. Ayın, güneş ışığı alamayarak tutulması: Ay, saat beşte tamamen münhasif oldu (güneş için «münkesif» denir). 2. Daha mükemmel bir şeyin yanında bulunduğundan sönük bir halde kalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münhasır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan if.) (mü. münhasıra). 1. Her tarafı kuşatılmış: Münhasır bir yer. 2. Yalnız bir şey veya şahsa mahsus olan: Mâlûmâtı mesleğine münhasırdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted to. limited to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münhasıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Belirli olarak, mahsus olarak, sadece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclusively. solely. only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Murahhaslık: Murahhasiyyetle Berlin’e gitmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşy» den if.) (mü. mütehâşiyye). Çekinen, sakınan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» ten if.) (mü. mütehâsıma) (tes. mütehâsımeyn). 1. Karşılıklı husumet, düşmanlık eden: Terafeyn-i mütehâsımeyn. 2. Karşılıklı davaları olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحصر] dönük, ait, yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحصرا] sırf, sadece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحاشی] çekingen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sui generis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nuhâsiyye). Bakıra ait veya bakırdan yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşy» den). Korkup çekinme, Ar. ihtirâz, ictinâb: Bu işten tehâşî ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحاشی] çekinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip) (e = dahi, el = harf-i târif, hâsıl = husul bulan, olan). Netice, hulâsa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والحاصل] kısaca, sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by