Hasıl-ı Kelam ne demek? | Hasıl-ı Kelam anlamı nedir? | Hasıl-ı Kelam

Hasıl-ı Kelam anlamı nedir?

Hasıl-ı Kelam ne demek?

Hasıl-ı Kelam anlamı nedir?

Hasıl-ı Kelam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hasil kelam

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل کلام] sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حاصل] sonuçsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Söz edebi. Kaba kelimeler kullanmayıp, ifade edilecek mefhumu kapalı anlatma usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hâsıl = husul bulan). Hâsılı, sözün özü, neticesi, hulâsa-i kelâm, netîce-l kelâm, filcümle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الحاصل] sonuçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça hâsıl’dan. Türkçe’de söylenişi: kasıl). Hayvanlara yeşil yedirilen arpa ekini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl» dan if.) (mü. hâsıla) (c. hâsılât). 1. Husul bulan, meydana gelen, vücuda gelen, beliren, gözüken: Bundan ne hâsıl olur? Bu kadar me şakkattan bir fayda hasıl olmadı. 2. Biten, yerden çıkan: Çekirdekten hâsıl olan ağaçlar. 3. Netice yerinde olan: Hâsıl-ı kelâm = Sözün neticesi, kısası. 4. Semere: Ömrümün hâsılı: Evlâdım. 5. (matematik) Hesabın dört işleminden alınan netice: Hâsıl-ı cem. Hâsıl-ı tarh. Hâsıl-ı darb. Hâsıl-ı taksim. Hâsılı, elhâsıl, v’el-hâsıl, hâsıl-ı kelâm = Nihayet, netice itibariyle, sözün kısası, kısaca. Hâsılı tahsil etmek = Boşuna yorulmak, c. Hâsılat = Tarım ve başka çalışmaların verdiği semere, gelir: Tarlanın bu seneki. hâsılâtı. Çiftliğin, fabrikanın, koyunları hâsılâtı. Posta, telgraf, vapur hâsılatı. Hâsılât-ı sâfiyye = Masraflar çıktıktan sonra hâsılâtın sırf kâr kalan kısmı. Hâsılat-ı gayr-ı sâfiyye = Masraflar düşürülmeksizin umum hâsılât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokumacılıkta kullanılan çirişli veya unlu sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

result. effect. produced. growing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل] ortaya çıkan, var olan. hasıl etmek; meydana getirmek, ortaya çıkarmak. hâsıl olmak; ortaya çıkmak, var olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل کلام] sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir işten elde edilen netice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsıl). Herhangi bir işten elde edilen şeyler, kâr, gelir, fayda, İrât, vâridat, kazanç (kelime dilimizde müfred gibi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. revenues. returns. takings. drawings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate. proceeds. receipt. return. take. takings. produce. products. revenue. returns. receipts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات صافيه] net gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâsılat ve iradı olan, iyi gelir veren: O çiftlik çok hâsılatlıdır. Hâsılatlı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) Hülâsa, sözün kısası: Hâsılı yolda epey uğraştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) kısacası, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to size. to dress with size or starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ekin veya çocuk). Boy atıp uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, semeresiz, netice vermeyen, boş: Hâsılsız iş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصهء کلام] kısacası, sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Söz, lâkırdı: Bir kelâm söyledi. 2. (edebiyat) Birkaç cümleden mürekkep ve kendi başına bir maksat ifade eden söz ve ibare, fıkra: Kelâm, cümlelerden mürekkeptir. 3. Konuşma, söyleyiş: Hayvan kelâma muktedir olsa; deve lisân-ı hâl ile kelâma geldi. 4. Lisan, lehçe: Süryânîler’in kelâmı. 5. İslâm felsefesi: llm-i kelâm. 6. Kur’an-ı Kerîm: Hâfız-ı kelâm Kelâm-Ullah, Kelâm-ı Kadîm -Kur’an-ı Kerîm. Hâsıl-ı kelâm, hulâsa-i kelâm, netîce-i kelâm = Elhâsıl, hâsılı, sözün neticesi. Kelâm-ı kibâr = Atasözü, meşhur söz. Malâ-kelâm = Söz götürmez, diyecek yok. Mîr-kelâm = İyi söz söylemeye gücü yeten, meclis adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. remark söz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islamic theology. the Koran. utterance. remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام قدیم] Kur’ân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام کبار] büyük insanların özlü sözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelâma, söze ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Söze ilişkin, sözle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelâmcılar, İslâm felsefecileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, kelâm = söz). «MA» ile beraber kullanılır. Mâlâ-kelâm = Söz yok, diyecek yok!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, lâ = menfilik edatı, kelâm = söz). Söz götürmez, diyecek yok, pek fazla ve mükemmel: Mâ-lâ-kelâm çalıştı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güzel, nazik konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip) (e = dahi, el = harf-i târif, hâsıl = husul bulan, olan). Netice, hulâsa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والحاصل] kısaca, sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by