Hata ne demek? | Hata anlamı nedir? | Hata

Hata anlamı nedir?

Hata ne demek?

Hata anlamı nedir?

Hata | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hata

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yanlış, yanlışlık, galat: Bunda bir hata vardır. Bu kitabın hataları pek çok. 2. Yanılma, istemiyerek edilen kusur: Hata ettim. 3. Kabahat, günah,, suç: Tenbih ettimse hatâ mı ettim? Kendi isteğimizle ettiğimiz fenalıklerın suçunu kadere yüklemek hatâdır. 4. (fıkh) Kasdî olmayarak yapılmış iş. Hata sevâb cedveli = Bir kitabın içindeki yanlışları ve bu yanlışların düzeltilmiş şekillerini içine alan cetvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrongness. error. mistake. wrong. fault. slip. balk. baulk. blemish. delinquency. demerit. failing. false step. falsity. faux pas. flaw. floater. fluff. gaffe. goof. imperfection. inaccuracy. lapse. slip-up. stumble. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defect. error. failing. fault. faux pas. impropriety. lapse. mistake. slip. trip. blunder. wrong action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. fault. mistake. balk. black. blemish. boner. bug. clanger. cock up. defect. delinquency. demerit. flaw. hamartia. illusion. inaccuracy. inexactitude inexactness. misconception. slip. stumble. trip. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خطا] yanlış, hata. 2.kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبط و خطا] yanlış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hata düzeltme sistemi, zorlu veri okuma koşulları altında bile en iyi çalma kalitesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hata = yanlış, kabahat, Fars. bahşîden = bağışlamak). Yanlış ve kabahatları affeden: Cenâb-ı Hak hatâ-bahştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hatâ = yanlış ve kabahat, Fars. pOşîden = örtmek). Yanlışı ve kabahatleri örten, görmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطا آلود] hatalı, yanlış dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Odun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حطب] odun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطا بخش] hataları affeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlış olarak, yanlışlıkla, Ar. sehven.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطاء] yanlışlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطائيات] hatalar, yanlışlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطاکار] hatalı, hata yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrong. false. erroneous. inexact. inaccurate. amiss. delinquent. errant. erring. faulty. illegitimate. improper. incorrect. mistaken. solecistic. unsound. wet. amiss. out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. defective. errant. erroneous. fallacious. faulty. imperfect. inaccurate. mistaken. false. incorrect. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. defective. flawed. in the wrong. at fault. amiss. errant. erroneous. faulty expression. inaccurate. incorrect. inexact. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطاپوش] hataları örten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطر] tehlike.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkulu, muhâtaralı, tehlikeli, emniyetsiz: Bir rlh-ı hatar-nâk = Tehlikeli bir yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطرات] tehlikeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطرناک] tehlikeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. impeccable. irreproachable. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. irreproachable. unerring. watertight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless. free of error. unerring. not at fault. impeccable. irreproachable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hatie). Sanıldığı gibi hatâ’nın cem’i değilse de o mânâda kullanılmıştır, (bk.) Hatie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطایا] yanlışlar, hatalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden Çin ve Doğu Türkistan’da imal edilen bir çeşit kumaş. 2. TezhTb sanatında lotüse benziyen çiçek motifi. 3. Tezhîbte merkezini hâtâyt denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş sipiral dallardaki çiçek motiflerinden yapılan süsleme. 4. Çin’de pirinçten yapılan bir kâğıt cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuşatma, etrafını çevirme: Gözün ihâta ettiği yerler. 2. Geniş, tam bilgi ve ihtisas: Coğrafyada ihâtası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enclose. surrounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ احاطه] kavrama. 2.kuşatma, sarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çevrelenmek, sarılmak, kuşatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kavramak. 2.kuşatmak, sarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. having many meanings. knowledgeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hutbe» den imef.) (mü. muhâtaba). Kendisine söz söylenilen: Kendisi muhâtab olacak adam değildir, (i. A. gramer). Fiil çekiminde ikinci şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hutbe» den) (c. muhatabât). Birbirine hitab etme, birbirine söz söyleme, mükâleme, konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muhâtab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interlocutor. collocutor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one spoken to. drawee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawee. person addressed / spoken to. addresee. acceptor. addressee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a question directed to oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatar»dan) (c. muhâtarât). Zarar ve ziyan veya can korkusu, tehlike: Bu işte muhâtara vardır; bile bile muhâtaraya girmemeli, (ticaret) Şirket-i muhâtara = Kâr ve zararı ortaklaşma olmak şartıyle kurulan şirket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخاطره] tehlike. 2.zarar, ziyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkulu, tehlikeli: Muhataralı yol; muhataralı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by