Hav ne demek? | Hav anlamı nedir? | Hav

Hav anlamı nedir?

Hav ne demek?

Hav anlamı nedir?

Hav | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hav

Türkçe Sözlük

(i.). İnce tüy, pürüz: Ayva, kadife, seccade havı, havı dökülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nap. pile. down. floss. fuzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzz. pile. nap. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile. nap. down. fuzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ab, A. heva’dan). (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آب و هوا] iklim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kardeş. Osmanlı Alimlerinden Urfalı vâiz Mahmud KAmil efendi’nin babası Mustafa KAmil efendi ile amcası Urfalı Mehmed efendi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. davranmak, hareket etmek; görgü kurallanna göre hareket etmek. behave oneself terbiyesini takınmak, iyi hareket etmek. well-behaved s. uslu, terbiyeli. behavior, ing. i. hal ve hareket, tavlr, davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, psik. davranışçılık kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Havaya gitmiş, uçurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ümit ile korku arası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kalın ağaçlardan yapılmış küçük istihkâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch basin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sakalı bıyığı tıraş olunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music for a belly dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(aslı: HâVA) (i. A.) (c. ehviye). 1. Dünyayı atmosferin bittiği yere kadar çeviren hafif gaz tabakası: Havaya kalkmak, havaya uçmak, durmak. 2. Bu tabakayı teşkil eden hafif gaz: Temiz hava teneffüs etmek. Hava başlıca oksijen ile azottan ve az miktarda diğer gazlardan mürekkeptir. 3. Atmosferin hal ve durumu: Bugün hava güzel, yağmurlu, karlı, sisli, soğuk, sıcak hava. Hava iyi olursa yarın gideriz. Bu ne hava? 4. Bir yerin sıhhî durumu, insanın sıhhatına yarayıp yaramamak itibariyle havanın hal ve durumu: Hafif, ağır, sıtmalı, sağlam hava. Oranın havası bana gelmedi. Havası ile uyuşamadım. O havalarda zayıf adam yaşayamaz. 5. (Türkçe) Herhangi bir musiki eseri, parçası: radyoda güzel bir hava çalıyor. 6. Bir binanın üstüne çıkmak, çatı katı yaptırmak hakkı: Dükkân benim ama havası başkasınındır. 7. Hafif rüzgâr, havanın hareket ve dalgalanması: Bugün hiç hava yoktur. 8. Boş, beyhude, faydasız yere: Bizim çalışmamız havaya gitti. 9. Ateşli silâhlar nişanının mesafeye göre değişen derecesi. 10. Baskı harflerinin yukarı veya aşağı gelmek üzere muhtelif yükseklikte kazılı olması, dökme hurufat derecesi. Ab ü havâ = Su ve hava: Bir yerin sıhhî durumu, iklimi: Ab ü havâsı güzel bir yer. Oranın Ab ü havâsı ile uyuşamadı. Açık hava = 1. Bulutsuz hava. 2. Bina dışarısı. Hava almak = 1. Teneffüs etmek, solunum yapmak, temiz hava teneffüs eylemek: Şu pencereyi açın hava alalım 2. Gezmek, açık havada dolaşıp ferahlamak: Çıkıp biraz hava alalım. 3. Havadar olmak, rüzgârlara maruz ve havanın değişmesine elverişli hal ve durumda bulunmak: O köşk iyi hava alıyor. Bu oda hiç hava almaz. Bâd-ı havâ = Hava yeli (Türkçe söylenişi: bedava): Parasız, Ar. meccânen ve mec. Pek ucuz: Bunu size bedava veririm. Şunu bedava almışsınız. Cew-i havâ = Dünyayı çeviren hava tabakası, Fransızca: atmosph&re. İlm-i cevv-i havâ ve kısaca: llm-i cev = Hava değişikliklerini inceliyen ilim. Fransızca: metiorologie. Sünbülî hava = Güneşsiz, yağmursuz, kapalı gibi, fakat güzel hava. Mart havası = Daima değişen, kararsız hava Hava hoş = Nasıl olsa olur: Bence hava hoş, vazife etmem (aldırmam). Herkes bir hava çalıyor = Herkes aklına geleni söylüyor. Bir fabrika ki, herkes bir hava çalıyor. Havadan = Bedava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. aerial. atmospheric. air. airs. shades. sky. weather. climate. wind. ambiance. ambience. aroma. atmosphere. aura. flavor. flavour. mood. ostentation. showing-off. side. splash. splurge. strain. swank. vanity. aero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. aerial. atmospheric. airs. shades. sky. weather. climate. wind. ambiance. ambience. aroma. atmosphere. aura. flavor. flavour. mood. ostentation. showing-off. side. splash. splurge. strain. swank. vanity. aero-. airborne. bubble. flourish. tone. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. atmosphere. tune. weather. wind. climate. the sky. breeze. melody. nothing. airs. affectation. ambience. exhale. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هوا] hava.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air gap / hole / pocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving to another climate for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bleed / nozzle / passage / vent. scuttle. air bleed. air nozzle. passage of air. air passage. air pocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather situation. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air map. weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air legislation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toz, gaz, sis, koku, duman ya da buhar kirleticilerin insan, bitki ve hayvan yaşamına yada maddi nesnelere zarar verecek, yada yaşamdan, maddi nesnelerden rahatça yararlanmasına engel olacak miktar, yoğunluk ve zamanda atmosferde bulunması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air crossing. skylift. air lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force. air forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport. air drome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Atmosferik perspektif” olarak da bilinir. Resim sanatında fon farklılıklarıyla yaratılan derinlik yanılsaması. Uzaktaki nesnelerin havanın etkisiyle daha açık tonla algılanması temeli üzerine kurulmuştur. Bir terim olarak ilk kez Leonardo Da Vinci tarafından kullanılmakla birlikte, hava perspektifi Antik Çağdan beri bilinmektedir. Roma Döneminde Pompei`deki duvar resimlerinde kullanılmış, 8.yy.daysa Çin resimlerinde görülmüş ve en yetkin düzeyine Song dönemi manzara resimleriyle ulaşmıştır. Bütün Orta Çağ boyunca unutulan bu teknik, 15. yy.da Flaman ressamlarınca yağlıboya resimle birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu tekniği bütün olanaklarıyla doruk noktasına çıkaran sanatçıysa J. M. W. Turner olmuştur. Turner` in resimlerinde sonsuza uzanan mekân duygusu ve buğulu atmosfer, daha sonra Monet ve İzlenimciliğin öbür temsilcileri tarafından da kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air space. airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather conditions. the climatic / weather conditions. the climatic condition. weather condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather forecaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather prophet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather forecast. weather cast / forecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airbase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base. naval base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bag. air pillow / bumber / cushion / buffer / pilow. blast. blow up. air pillow. cushion of air. air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air line. airline. airway. skyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde aerofaji diye bilinen bu hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde görülür. Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar. Hava yutma, mide ve bağırsak gazlarının oluşmasına yardımcı olur. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve fincanı kuru nane konur. 5 dakika bekletilip süzülür. Yemekten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ehvâ) (yukarıdaki maddede geçen «hava» kelimesiyle karıştırmamalıdır). 1. Arzu, istek, meyil, heves. 2. Aşk, alâka. 3. Hevâ ve heves = Şehvet, sefâhat: Nefs ü hevâya tâbî bir adam. Hevâ ve hevesi yolunda varını sarfetti (bu mânâ ile ekseriya aynı mânâdaki nefs veya heves kelimeleriyle beraber kullanılır). 4. Övünme, Ar. tefâhur. (bk.) Hevâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport. airfield. aerodrome. airdrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airfield. airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airfield. airport. aerodrome. air field. air port. terminal aerodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker veya sivil uçuculuğu meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airman. pilot. aviator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airman. pilot. member of the airforce. air man. aviator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâcib). Hâcibler, mâbeynciler. (bk.) HAcib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Havacı mesleği, uçuculuk bilgisi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeronautic. aeronautical. aviation. aeronautics. aeros. airmanship. aerial navigation. flying. aero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeronautics. aviation. flying. airmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aviation. aeronautics. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdili familyasından, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinde kırmızı bir boya elde edilen bir bitki (alkanna tinctoria). 2. (argo) Değer ve ehemmiyeti olmayan, boş: Bu işin sonu havacıvadır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(alkanna tinctoria): Hodangiller familyasından; Akdeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavidir. Köklerinin iç tarafı sarı, öz kısmı ise kırmızımtırak renktedir. Kökünden boya elde edilir. Kullanıldığı yerler: Ağrıları giderir. Bağırsak hastalıklarında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravy. a) from the air b) effortlessly. for nothing c) empty. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVA-DAR) (i. F., Ar. hava, Fars. dâşten = mâlik olmak). İyi hava alan, havası kolay yenilenir, hava hareketlerine açık: Havadar bir yer, bir köşk, bir oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. spacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. spacious. breezy. having plenty of air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. well-ventilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هوادار] açık mekanlı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyi hava alan yer veya binanın hâli: Bu yerin, bu evin havadarlığı. 2. Aşıklık, düşkünlük: Onun filân kadına havadarlığı malûmdur. 3. Taraftarlık, taraf tutma, kafadarlık: Kötü adama havadarlık eden, iyi adam olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâdise). Hâdiseler. (bk.) HAdise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. rumors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. piece of news. rumour. tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حوادث] yeni haberler. 2.olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâfir). Hâfirler, kazıcılar, (bk.) HAfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Isı veya ışık temin etmek maksadıyle yakılarak kullanılan bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Heva ve hevesine tâbî, nefis ve şehvetine düşkün, hafif yaradılışlı. Havâİ-meşreb = Hafif. 2. Boş, beyhude, bâtıl: Havâİ şeylerle uğraşma. Havâi söz = Şuradan buradan asılsız konuşmalar. (bk.) Hevaî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerial. airy. flighty. frivolous. sky blue. pertaining to the air. fanciful. light sky-blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerial. sky-blue. irresponsible. flighty. airy. whimsical. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هوائی] havaya ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banger. firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireworks. skyrocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerial line. overhead conveyor. air line. high line. overhead trackage. transmission line. cableway. overhead line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heva ve hevesine uyma, ciddiyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flightiness. inconstancy. irresponsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Havâİ şeyler ve sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. hâkan). Hâkanlar, Türk imparatorları. Türkçe’den Arapça’laştırılmıştır. (bk.) HAkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.>A.) [خواقين] hakanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atmosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizme burnunun kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerator. breather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilating. aeration. ventilation. airing. air conditioning. fanner. blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. airing. air-conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. air condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeration. ventilation. lift-off. take-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

takeoff. being aired. lift-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying- off deck. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava almak, havasını yenilemek: Bu oda bugün havalanmadı. 2. Havaya kalkmak, uçmak, havada dalgalanmak: Uçurtma, kuş havalandı. 3. Arzular peşinde koşmak: Kız havalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be airborne. to become flighty. to be ventilated. to take off. to lift off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be ventilated. to take off. to behave in a too free-and-easy a way. to get off the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVALE) (i. A.) (c. havâlât). 1. Birinin eline bırakma, terk, Ar. tefviz, ihâle: Orada olan işlerimin görülmesini filâna havale ettim. 2. Saldırma, sunma, vurma: Kendisine bir kılıç, bir mızrak havale etti. 3. Bir paranın ödenmesini üçüncü bir şahsa çevirme: Filânda olan alacağımı size havale ettim. 4. Bir ödemenin üçüncü bir şahsa çevrilmesi için resmî emir, havâle-nâme: Erzurum’dan gönderilen havaleyi aldım. 5. Dilekçelerin vesair resmî evrakın, sunuldukları makamdan ait oldukları daireye gönderilmesi ve bunu gösteren evrakın bir köşesine edilen kayıt ve işaret: Dilekçeyi, evrakı muhasebeye havale ettiler. Bu dilekçenin havalesi yoktur, havale ettir de getir. 6. (masdar mânâsını taşımaksızın) Görüşe mânî olan şey, Ar. hâil: O duvar deniz tarafından havale oluyor. 7. Başka bir bina veya istihkâmın üstünde bulunup, hâkim olan veya içine bakan bina veya istihkâm: Tepedeki kale, şehre havale oluyor, selâmlık hareme havale olmamalıdır. 8. Bir bina veya istihkâmın bir yere hâkim olması veya içine bakması: O tepenin istihkâmlara havalesi vardır; selâmlığın hareme havalesini kesmek için bir tahta perde çektirmeli. 9. Bir arsa etrafına veya duvar üzerine yapılan engel, perde: Buraya bir tahta havale yapmalıdır. 10. Musallat, dadanıp rahatsız eden şey: Bir takım karıncalar kilere havale olup bir şey bırakmıyor (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır). 11. Çocuklarda görülen sar’a çeşidi: Çocuğa havale geldi, çocuk havaleye tutuldu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir.

Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. endorsement. remittance. reference. money order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. assignment. referring/transfer. money order. eclampsia. remittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remittance. bill of credit. assignment or referral of a matter to another person or office. money order. eclampsia. charge. commitment. devolution. giro. payout. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حواله] ısmarlama, havale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bir ödemenin üçüncü bir şahsa veya münasebeti bulunan bir daireye verildiğini gösteren yazılı emir: Aydın vilâyeti için bir havale-nâme aldı; banka, havale-nâmeyi kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yere hâkimiyet veya nezareti olan veya diğer bir yerin hâkimiyet ve nezareti altında bulunan: Bu istihkâm, bu ev havalelidir. 2. Yüksek: Arabayı havaleli yüklemişler. 3. Ödenmesinin üçüncü bir şahsa verildiğini gösteren şerhi olan: Havaleli bir senet. 4. Sar’aya tutulmuş: Havaleli çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Havale yoluyla, ödemenin bir üçüncü şahsa çevrilmesi suretiyle: Biriken maaşlarını havâleten İstanbul’dan aldı, alacağının yarısı nakden, diğer yarısı havâleten verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyi hava alan, havadar: Pek havalı bir yer, bir evdir. 2. Bir türlü havası olan: Güzel, sıcak, soğuk havalı yer. 3. Derece ve perdesi olan: Havalı, nişan, çalgı, harfler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Etraf, civar, çepeçevre olan yerler: Bu havâlîde hiç yağmur yağmadı. O havâlînin ahalisi pek çalışkan olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. showy. stylish. dashing. flash. flatulent. hot-air. jaunty. la-di-da. la-di-dah. nifty. nobby. ostentatious. pneumatic. posh. rakish. swagger. swanky. swell. swish. tonish. show-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. flamboyant. pneumatic. posh. showy. swanky. breezy. attractive. eye-catching. flashy. stuck-up. pneumatically actuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. well-ventilated. attractive. eye-catching. pneumatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborhood. vicinity. envircns. suburbs. regions. districts. neighbourhood. environs. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. vicinity. environ. district. region. vicinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوالی] yöre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power assisted steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air servo-assisted steering gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pneumatic brake. air / pneumatic brake. air brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir şeyi dövüp ufaltmaya mahsus tahta, maden veya taştan kap: Havanda dövmek. 2. Tütün kıymaya mahsus Alet ki, ağzına bağlı satırı vardır. 3. Bomba ve obüs atmaya mahsus kısa top. Havaneli = Havanın destesi. Havanda su dövmek = Boş yere vakit harcamak, mânâsız şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar. muller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar (for pounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma atışlar yapmakta kullanılan, namlusu yivsiz top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Havana; Küba tütününden yapılmış puro .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâriyyûn). Havârîler, Hazret-i Isâ’nın 12 arkadaşının her biri. (bk.) Havâriyyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârici). Hâriciler, HArici mezhebinden olanlar, (bk.) HArici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârika). Hârikalar. (bk.) HArika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خوارق] harikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi havârî pek kullanılmaz). Hazret-i Isâ’nın, İncil’i düzenleyip Hıristiyanlığı yayan arkadaşı ve mürîdi. (tıp) Havâriyyûn merhemi — Bir çeşit merhem. Fr. dodcafarmacum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVASS) (i. A. c.). Hâslar, eskiden halktan ayrı ve üstün sayılan yurttaş sınıfı, üst tabaka, avâm mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVASS) (i. A. c.) (m. hâsse). Hasseler, duygular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâşiye). Hâşiyeler, notlar, (bk.) HAşiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi hava alamayan: Havasız bir yer, bir oda. 2. Çeşitli derece ve perdeleri olmayan: Havasız nişan, çalgı, harfler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless. stuffy. air-free. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. stuffy. airless. badly ventilated. frowzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of ventilation. closeness. airlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خواص] seçkin kişiler. 2.nitelikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c.) (m. hâtûn) (Türkçe’den Arapçaiaştırılmış). Hâtûnlar, hanımlar. (bk.) HAtûn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.>A.) [خواتين] hatunlar, saygın hanımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâtır). Hatırlar. (bk.) Hatır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوایج] ihtiyaçlar, gereksinimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (had, having) kural dışı çekimleri: simdiki zaman 1, you, we, they have (eski thou hast); he, she, it has (eski hath). geçmi zaman had (eski thou hadst). malik olmak, sahip olmak; olmak; saymak; tutmak; almak; elinde tutmak, hâkim olmak; fikir t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هاون] havan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (f.) Iiman; melce, sığınak; (f.) sığınmak, limana girmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâin). Hainler. (bk.) HAin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğu, doğu ülkeleri, ri, tarafları (yanlış olarak «bahter» yerine Mağrib mânâsı ile de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاور] doğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Şark, doğu. 2.Güneşin doğduğu gün. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şark ile garb, doğu ile batı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاوران] doğu ve batı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asker çantası; kumanya torbası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاورشناس] doğubilimci, oryantalist, müsteşrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) malik olanlar, mal sahipleri. the haves and the have-nots zenginler ve fakirler, varlıklılar ve yoksullar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Korku: Havf ve dehşetle (dilimizde masdar mânâsiyle havf etmek suretinde kullanılması gariptir). Beynel-havf ve’r-recâ = Korku ile ümit arasında. (tıp) Diğer isimlere izafetle phobie Yunanca terimiyle ifade olunan terimleri tercüme eder ki, hepsi birer ruhî hastalığı gösterir: Havf-er-rutûbe = Hygrophobie. Havf-ez-zıyâ = Photophobie. Havf-el-mâ = Hydrophobie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خوف] korku. havf eylemek; korkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Korkudan, korkarak: Havfen min’Allah = Allah’tan korkarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خوفناک] korkulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpeğin uluması, Ar. av’ave. 2. Çocuk dilinde köpek, hoşhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinde 64 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havâye» den if.). İçine alan, kaplayan, Ar. şâmil, muhit: Bu lügat kitabı dilimizdeki bütün kelimeleri hâvidir, yirmi altını hâvi bir kese (hâvi ile câmî ve şâmil arasında fark vardır. Hâvi: İçinde bir veya birkaç şey bulunan, câmî: Birçok şeyleri bir yere cem’eden, toplayıp birleştiren; şâmil de asıl hâvî olduğu şeyden başka diğer bir veya birkaç şeyi daha içine alan hakkında kullanılır. Meselâ: Bu çiftlik yirmi beş tarlayı hâvîdir; yirmi beş tarla ile birkaç bağ, çayır ve mer’aları câmîdir, yanındaki ormanı dahi şâmildir denir. Hâvî yerine muhtevi de kullanılır. Hemen aynı şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing. including.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Audio Video interoperability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home audio video interoperability Technology standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Audio/Video interoperability architecture Industry group, most of whom are makers of consumer entertainment kit, devoted to hooking everything together via IEEE 1394.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاوی] içeren, ihtiva eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hevl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deve semeri, devenin hörgücüne vurulan küçük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuvvet, kudret: Lâhavie ve-lâ-kuvvete illâ billahi’l-aliyyUl’-azim = Kuvvet ve kudret ancak Cenâb-ı Hakk’a mahsustur. 2. Sene, yıl. 3. Etraf, çevre (cem’i olan hevâil daha çok kullanılmıştır) (avlı dediğimiz kelime de Yunanca’ dan veya Türkçe ağıl’dan çıkmış değilse, bundan olabilir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حول] güç. 2.çevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barking. bark. bay. yap. yelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barking. bark. bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köpek bağırmak, hav hav etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bark. woof. yelp. yap. bay. howl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark at. to bark. to bay. to woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark. to bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Topalan ağacı. 2. Cehrî bitkisinin özsuyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Etraf, çevre, güç, kuvvet. 2.Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında ayet inmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Avlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce tüyü ve ülkeri olan: Sık havlı kadife, havlı kumaş. Ekseriya tüylü yapılan silecek, el havlusu, abdest havlusu, yemek havlusu, ayak havlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flocculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zencefillerden, güzel kokulu bir bitki cinsi (alpinia).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(alpinia): Zencefilgillerden, ıtırlı bir bitkidir. Doğu Asya’da yetişir. Kök sapları baharat olarak kullanılır. İçeriğinde “Alpinol” ve “Alpinin” gibi maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Tükürük ifrazatını artırır. Göğsü yumuşatır. Vücudun güçlenmesini sağlar. Mide, bağırsak gazlarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. Hava yutmayı önler. Grip ve soğuk algınlıklarında vücudun ısınmasını sağlar. Baş ağrısı ve baş dönmelerini dindirir. İdrar söktürür. Romatizma ve nikrisin şikayetlerini hafifletir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). El, yüz, ayak kurulamaya mahsus tüylü dokuma, (bk.) Havlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzzy. towel. facecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rail. towel cupboard. for making towels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack. toweling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hasar, tahribat, zarar ziyan . cry havoc savaşlarda askere yağma emri vermek. make havoc of harabeye çevirmek; tahrip etmek; kırıp geçirmek. play havoc with harap etmek, yerle bir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yahudi mâbedi, sinagog, mec. Pek gürültülü yer. Havra veya Sinagog, (İbranice בית כנסת) Musevilerin toplu halde ibadet ettikleri tapınak. Yunanca sun (birlikte) ve agein (getirmek) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur ve “toplanmak, biraraya gelmek” anlamlarına gelir. Gerek günlük, gerekse haftalık ibadetin yapılması, kutsal kitaplârın okunması ve dini emirlerin öğrenilmesi için Yahudi cemaatinin toplandığı yapılardır. Toplanmalar Şabat (Cumartesi) günü ve günde üç defa yapılır. Özelliği:. Sinagoglar doğu-batı yönüne doğru yapılır, sinagogun doğu kısmının içinde Tevratların bulunduğu Ehal Akodeş ve bunun sağında solunda ya da bazen sinagogun tam ortasında Tevrat’ın okunduğu bölüm olan teva bulunur. Türkiye’de ibadet Kudüs’teki Ağlama Duvarı’na yani doğu yönüne (mizrah) dönülerek yapılır. Kudüs’ün doğusunda yaşayan Yahudiler ise Kudüs’e yani batıya dönerek ibadet ederler. Musevilikte şirk kabul edildiğinden sinagoglarda resim heykel gibi tasvirler kesinlikle bulunmaz. Reformist sinagoglarda kadınlar ile erkekler karışık otururken, Ortodoks Musevilik ve Tutucu musevilik’de kadınların oturma yeri ayrıdır. Genellikle sinagogun üst tarafında loca şeklinde olan bu kadınlar bölümüne İbranice Azara adı verilir. Sinagog içinde erkekler başlarını Kipa adı verilen ufak takkeler ile örterken, evli kadınlar da başlarını örterler. Ancak reformistlerde bu tür uygulamalara rastlanmayabilir. Sinagogda dini töreni Hazan (Kantor) adı verilen din görevlisi yönetir, hahamlar ise daha çok ayinin bir bölümünde Tevrat’ın o haftaki bölümü olan peraşanın açıklamasını yerel dilde yaparlar. Yine de bir törenin idaresi için illa Haham gerekli değildir. Hatta hazannın bulunmadığı durumda halktan biri çıkarak töreni sevk ve idare edebilir. İstanbul Günlük tören sidur adı verilen ayin kitabından sabah, öğlen veya akşam bölümlerinden uygun olanının okunması şeklindedir, halk da ellerindeki kitaplardan bunu takip eder. Dualar ezberden bilinse dahi kitaba bakma ve kitaptan okuma mecburiyeti vardır. Ayin sırasında özellikle ayağa kalkıp doğu (yani Ağlama Duvarı) yönüne yönelilerek yapılan Amida duasında tam konsantrasyon gerekir. Bu bölüm sessiz olarak kitaptan Amida bölümünün okunması ile gerçekleştirilir. Sinagog’da ayin dili çoğunlukla İbranice bazı bölümler ise Aramicedir. Bununla beraber bazı kısımlarda Ladino ve yerel dil de kullanılabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synagogue. synagogue sinagog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synagogue. noisy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ab-rîz’den galat). Su dökülecek kap, lâzımlık, oturak (başlıca topraktan yüksek ve sırlı çeşidine denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûUden). 1. Kuş •kursağı, taşlık. 2. Mide. 3. mec. İstidat, anlama ve bilgi edinebilme derecesi, zihin kabiliyeti: Bu şey havsalema sığmıyor, bunu havsalama sığdıramıyorum (anlayamıyorum). Havsalası dar — İstidadı eksik. 4. (anatomi) Karnın altında sağrı kemiklerinin teşkil ettikleri mahfaza ki, rahim de içinde bulunduğundan, kadınlarda daha geniş olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوصله] kavrama gücü, havsala.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. accomodating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. havsaliyye). Havsalaya dair, ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «hevic» den). Sebzeden sayılan maruf kırmızılı, sarılı uzunca kök: Havuç kızartması, turşusu (asıl Türkçesi keşir’dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(daucus carota): Maydanozgillerden; uzunca koni şeklinde ve etli olan kökünden dolayı sebze olarak yetiştirilen bir çeşit bitkidir. İçeriğinde şeker, A vitamini ve karotin vardır. Kullanıldığı yerler: Müzmin kabızlığı giderir. Çocuk ishallerini keser. Bağırsak iltihaplarını giderir. Mide ve bağırsak kanamalarını keser. Kansızlığı giderir. Cilde canlılık verir. Anne sütünü artırır. Cilt ve göz hastalıklarını önler. Böbrek ağrılarını dindirir. Vücuda kuvvet verir. Astım, bronşit, ses kısıklığında göğsü yumuşatır, rahatlık verir. Veremde de faydalıdır. Mide ve onikiparmak ülserinde şikayetleri giderir. Kalp hastalıkları ve damar sertliğinde faydalıdır. İdrar ve bağırsak gazlarını söktürür. Aybaşı halinin muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz ve boyun kırıklıklarını giderir. Görme gücünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deve semeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HâVZ) (i. A.). Süs için yahut su biriktirmek maksadıyla park, bahçe veya avluda yapılmış, çeşitli büyüklükte su çukuru ki, kireç, horasanla sıvanmış ve ekseriya etrafı mermerle ve sun’İ şelâleler, ve fıskiyelerle süslüdür; güzel balıklar, ördek vesaireyle su çiçeklerini içine alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pool. pond. basin. piscina. piscine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. bath. pond. pool. baths. dock. coal cutters. rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pool. repository. pond. tank. artificial basin or pool. dry dock. cistern. reservoir. lock. sink. water-hole. lake. basin. port construction site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). 1. Küçük havuz. 2. Sidik borularının böbrekle birleştiği yerdeki kısımda huni biçimindeki genişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tamir maksadıyla gemiyi havuza almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put into dry dock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adem’in eşi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Esmer kadın. Havva: Hz.Adem (a.s.)’in karısı, ilk kadın. Adem (a.s) cennette uyurken sol kaburga kemiğinden yaratılmıştır. İnsan soyunun başlangıcı yani türeyiş, onların bir arada yaşamaya başlamasıyla vaki olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâs, hâssa). Gûyâ boş inanışlardan vesair şeylerden neticeler çıkarmak marifeti, bir çeşit fal. Ehl-i havvâs = Bu mârifeti bilmek iddiasında bulunanlar, (bk.) HAs, hâssa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lehim yaparken ateşte kızdırılarak kullanılan, çekiç biçiminde Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldering iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldering iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mersin balığı yumurtasından yapılan siyah ve lezzetli bir besleyici madde ki, en çok Rusya ve İran’da çıkar. Pahalı ve nâdir yiyecektir. Kırmızı havyar = Morina balığı yumurtasından yapılan Adî cinsi ki, kırmızımtırak olur. Bu da çok pahalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caviar. caviare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caviar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Havya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوض] havuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bölge, çevre, nehir ve vadi çevresi. 2. Maden bölgesi: Zonguldak kömür havzası. Boşaltma havzası = (coğrafya) Sularını aynı ırmağa veya göle veren yerlerin bütünü. Birikme havzası = (coğrafya) Kar ve yağmur sularının biriktiği bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. river basin. catchment. catchment area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. river basin. catchment area. region. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river basin. catchment area. region where a mineral is found. catchment. reservoir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor swimming pool. natatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «LA-havle ve lâ-kuvvete illâ-billâ-hül-aliyyül azîm» duası ki, «kuvvet ve kudret ancak Cenab-ı Hak’tadır» mânâsıyie bir belâ ve tehlike sırasında ve sabrın tükendiğini açıklamak için kullanılır: Lâhavle okuyarak gitti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaramazlık etmek; fena hareket etmek. misbehavior i. fena hareket; yaramazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksilik, talihsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHAVERE) (i. A. «havere»den)

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاوره] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if. tef’İl). Tahvil eden, değiştiren, başka şekle sokan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den imef.) (mü. muhavvele). 1. Tahvil olunmuş, değiştirilmiş: Sofadan muhavvel salon. 2. İhale ve sipariş olunmuş, verilmiş: Bu iş size muhavveldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hazinenin borcu olup tediyesi bir vilâyet veya diğer dairenin malına ihâle edilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). 1. Başka bir hâle sokan, değiştiren. 2. Transformatör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if.) (mü. mütehavvile). 1. Değişmiş, başka bir hâl almış. 2. Çabuk değişen, bir hâlde kalmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحول] değişken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir şed makam (Batı İran’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İran’ın batı yöresinde ünlü bir kent. 2.Musikide bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde oynak saz eseri. Bazen güfteli de olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gevşeklik, sülpüklük. 2. Tenbellik, ihmalkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor. slackness. lethargy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquor. lassitude. laze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رخاوت] gevşeklik. 2.tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رخاوتکار] rehavet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rehâ, ruhâ» yani Urfa şehrine ait). 1. Sandıklı, küçük çalgı. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Türk müziğinin en eski birleşik makamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehâvt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklıfl’-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genorosity. liberality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâvet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - El açıklığı, cömertlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخاوت] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömertlik, (bkz.Sahavet).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (shaved, shaven) (i.) tıraş etmek, kazımak; sıyırıp geçmek, sürtünür gibi geçmek; rendelemek; tıraş olmak; (i.) tıraş; ince dilim; rende, rende gibi alet. a close shave kıl payı kurtuluş; sinekkaydı tıraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tıraş eden kimse; (k.dili) genç erkek çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo yeni subay olmuş kimse; acemi kimse; azgın katır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) talaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold storage. cool store. coolhouse. refrigerating chamber. cold storage house. cold store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insana ter döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, buji ateşlediğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır. Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel, buz dolabına konulup çıkartıldığında kavanozdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kalınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasında akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde olduğu gibi kimyasal bir reaksiyondur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki de bir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulmaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdırlar. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konul mamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insanater döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, bji ateşlendiğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır.Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel,n buz dolabına konulup çıkartıldığında kavonazdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kaslınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasınnda akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde oldğu gibi kimyasal bir reaksiyonndur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki debir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulamaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdır. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konulmamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmaklık rendesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hâl» den masdar). (c. tahavvülât). Bir hâlden bir hâle geçme, değişme: Mevsim tahavvül etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahavvül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحول] değişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحولات] değişimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevn» den). Ehemmiyet vermeme, mühimsemeyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهاون] hafife alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by