Hayvanlar Niçin Kış Uykusuna Yatarlar? ne demek? | Hayvanlar Niçin Kış Uykusuna Yatarlar? anlamı nedir? | Hayvanlar Niçin Kış Uykusuna Yatarlar?

Hayvanlar Niçin Kış Uykusuna Yatarlar? anlamı nedir?

Hayvanlar Niçin Kış Uykusuna Yatarlar? ne demek?

Hayvanlar Niçin Kış Uykusuna Yatarlar? anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hayvanlar kis uykusuna yatarlar

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir yere çarpma, vurma: Duvara aksetti. 2. Işık ve şeklin bir yere vurup geri dönmesi veya orada görünmesi: Güneş duvara aksediyor. Sureti aynaya aksediyor. 3. Sesin bir yere vurup geri dönmesi; yankılanma: Topun sesi dağlara aksetti. 4. Ters, zıd, hilâf, aykırı: Yalan, doğruluğun aksidir; siz benim dediğimin aksini iltizam ediyorsunuz. Edebiyat. Sözün bir kısmını diğer kısmından önce getirerek aksetme: «Kelâm-ı kibar, kibar-ı kelâmdır» gibi. Aksine: Tersine, zıddına, ters ve zıd olarak. Bilakis. Ber aks = Büsbütün zıddı ve tersi olmak üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. pour. afflux. efflux. flight. flux. gliding. inflow. influx. passage. river. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. runoff. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. flowing. inflow. course. influx. running. run-off. stream. current. outflow. draught. discharge. gliding. run. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. echo yankı. inversion evirtim. effect. reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس] yansıma, aksetme, akis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yankı. 2.Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3.Zıt, ters, muhalif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak edilen takdir ve tahsin: Mükerrer alkışlarla karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. plaudits. applause. cheer. clap. acclaim. hand. plaudit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. acclamation. accolade. applause. cheer. clap. clapping. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applause. cheers. acclamation. clap. hand. handclap. plaudit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applauder. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. applauding. cheering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El çırparak yüksek sesle takdir ve tahsin etmek: Halk, sanatkârı şiddetle alkışladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. cheer. clap one's hands. applaud. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. applaud. cheer. clap. to applaud. to clap. to acclaim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to applaud. to cheer. to clap for. acclaim. clap. to give a big hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

El çırpmalarla takdir ve tahsin olunmak, böyle bir nümayişe nail ve mazhar olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be applauded. to meet with applause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Isıdaki değişmenin gazlarda yol açtığı yukarıya yönelik hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakmak fiili ve tarzı: Bu nasıl bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. glance. eye. blink. view. dekko. gander. regard. slant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. look. regard. squint. view. glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. view. blink. gaze. overlook. prospect. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Parçaları arasında bakışım bulunan, mütenazır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakışı olan: Ahû bakışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Müslümanların seba melikesine verdikleri isim. - Güneşe tapan bir kavmin kraliçesi iken Hz.Süleyman’a biat ederek kendisiyle evlenmiş ve müslüman olmuştur. Kur’an’da ismi lafzen geçmemiştir. Fakat Hz.Süleymanla arasında geçen olaylar Neml suresinde anlatılır. Kur’an’da bahsedilen kadının o olduğu rivayet edilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. f. A.). Tersine, aksine olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعکس] aksine, tersine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BİLİR-KİŞİ) (i.) (y. k.). Belirli bir işten iyi anlayan, ehlihibre, ehlivukuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. expert. authority. surveyor. referee. valuer. valuator. friend of the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. consultant. expert. judge. pundit. referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumaya ve kitaplara düşkün; hayat tecrübesinden fazla kitaplara bağlı olan, nazari; kitaplara ait veya bağlı, kitabi; edebi. bookishness i. kitap düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif tuzlu, acı; tatsız. brackishness i. tuzluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla şık, züppe, hoppa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakmak fiili ve tarzı. 2. Şimşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Y.). Camilerde icrâ edilmeye mahsus, saz eşliği olmayan musiki formlarını içine alan musiki ki, Türk dinî musikisinin birinci dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekme işi ve şekil. (bk.) Çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haul. hitch. pull. traction. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. draw. haul. pull. drawing. pulling. traction. extrusion. aspiration. attraction. intake. air draft. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi, gıybet ve mezemmet tarzı: Onu bir çekiştiriş çekiştirdi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi ve gıybet, mezemmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fenalığını söylemek, Osm. fasi ve gıybet etmek: Adam çekiştirme pek kötü bir huydur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbite. pull. to pull at both ends. to run down. to backbite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize maliciously. to run down. to backbite. to pull sth at both ends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıkmak işi ve tarzı. (bk.) çıkmak. 2. Azarlama, çıkışma: Bana bir çıkış çıkıştı ki. 3. Atın ileri atılışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting. exit. out. way out. outlet. outrun. check-out. rising. boom. start. up. ascent. egress. hit. issue. sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. rise. start. outlet. sally. sortie. the start. scolding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

output. ascent. exit. issue. outflow. starting. sortie. sally. start. rise. up-grade. gradient. run. discharge. dismissal. outlet. outgoing. graduation. departure. uplift. mounting. increase. landing. drive. exhaust. emission. mill tail. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egress. exit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mains powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birine sert sözler söyleme, azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Girişmek, kuvvet ve iktidarı üstünde bir işe bulaşmak, koyulmak: Ben bu işe çıkışamam. 2. Bâliğ, vâsıl olmak, varmak: Biriktirdiğimiz para birkaç yüz liraya çıkıştı. 3. Yetişmek, kâfi olmak, kifayet etmek: Paramız çıkışmadı. 4. Hiddetlenip azarlamak, paylamak, sert konuşmak: Bana çıkışmaya hakkınız yoktur: Siz, kendisine biraz çıkışın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rebuke. to scold. to chide. to be enough. to suffice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. to rebuke. to be enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetiştirmek, Osm. İsal, iblâğ etmek: Para çıkıştıramadım. 2. Çaresini bulmak, tedarik etmek, istihsâl eylemek: yol parasını çıkıştıramadı. 3. Sona erdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğunun çenetleri çakı sapına benzeyen bir deniz yumuşakçası (Fr. solen).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dikmek işi ve sanatı. Ar. hıyâtat: Dikişle geçiniyor. 2. Dikilecek şey: Dikişim vardır. Dikiş dikmek. 3. mec. Rabıta, alâka, ilişik. Dikiş payı = Elbise vesairede dikişe girmek üzere bırakılan fazlalık. Dikiş tutturmak = 1. İlişmek. 2. Sebat bulmak, devam etmek: O, bir yerde dikiş tutturamaz. Dikiş kalmak = Az kalmak, hemen hemen Dikıs makinesi = Dikiş dikmeye mahsus makine. Dikişmakinelerinin çeşitli nakışlar yapan cinsleri de vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing. stitch. seam. needlework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam. sewing. stitch. stitching. suture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam. sewing. stich. suture. whipping. needlework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sew. stitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sew. stich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikiş diken kadın veya erkek, terzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişi olan, dikişle tutturulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewed. stitched. sutured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewed. stitched. sutured. seamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamless. without stitches. loose- leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. el = harf-i târif, kıssa = hikâye). Hikâyemize, mevzuumuza gelelim, hulâsa, elhasıl, hâsılı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [القصه] kısacası, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. ineffectual. inactive. impotent. inefficacious. inefficient. inoperative. nerveless. non-effective. noneffective. spent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. inefficient. ineffectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. lacking influence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pare smb.'s claws. deactivate. counteract. neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counteract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sinema filminin jenerik denen baştaki yazılı kısmında olsun, asıl filmde olsun çalınıp okunan musiki ki, bugün musiki sanatının başlı başına bir dalı hâline gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ing. Ar. T.). Halk musikisi. Klasik musikiden ilkelliği ile ayrılan, kapalı çevre ve köylerin musikisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ortaçağdaki Frank kavmine ait; (i). bu kavmin dili; Frenkçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acayip, garip; hilkat garibesi kabilinden; kaprisli. freakishly (z). beklenmedik bir şekilde. freakishness (i). acayiplik; kaprisli oluş, maymun iştahlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Batı musikisi. Batı musikisi sistemini kullanan musikilerin hepsi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real person. natural person. physical person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکستر] kül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکستری] kül rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Klasik musikinin ve sanat musikisinin aksi. Halk arasında doğan ve yaşıyan, eserleri umumiyetle anonim olan musiki.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

High Definition görüntüleri görüntülemek için komponent bağlantılı bir HD televizyona bağlanabilen dijital fotoğraf makinesi çıkışı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Batlamyos coğrafyasına göre dünyanın yedi ülkesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindaş, mezhepdaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همکيش] dindaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). İnsanın düşünme yoluyla kendi kendini müşahedesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçki içmemiş olan. 2. İçki içilmeyen yer: İçkisiz lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not having drunk anything alcoholic. not serving alcoholic beverages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında iki: Parayı bölüştüler, ikişer lira düştü. Bu fidanları ikişer liraya aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

two each. two at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

two each. two at a time. two by two. in twos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrelated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent and ascent. rise and fall. fluctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan masdar). 1. Kırılma, Osm. şikeste olma: Dökme demirden mamul şeylerin inkisara kabiliyetleri fazladır. 2. Kalb kırılma, gücenme, Osm. hâtır-mânde olma: O adamın bana inkisara hi; hakkı yoktur. 3. Beddua: Bir anne, çocuğuna hiçbir vakit yürekten inkisâr etmez (bu ü;üncü mânâ Arapça’da yoktur). 4. (fizik) Işınların boşluktan havaya ve havadan suya geçerken yön değiştirmesi kaidesi, Fransızca: rifraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. inkişâfât). 1. Meydana çıkma, açılma, Osm. zâhir ve Aşikâr olma. 2. Bir hal veya mânevi sırrın görünmesi. Ar. tecellî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکشاف] ortaya çıkma. 2.gelişim, gelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısım» dan masdar) (c. inkısâmât). Kısımlara ayrılma, bölünme, taksim olunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقسام] bölünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. refraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکسار] ilenme, beddua etme. 2.kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business connection. business relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hustle and bustle. jostle. scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir veya birkaç kişi tarafından çekilen iki tekerlekli hafif Japon faytonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirini dürtüp iterek hırpalaşmak: İtişip kakışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push and shove each other. to horse around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dürtüp iterek hırpalamak, dürtüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. start. takeoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rising. manner of rising. departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İddia ile bir işe girişmek. Had ve iktidar üstü bir işe başlamak, Osm. kıyâm eylemek: Kendisi daha talebe iken kitap yazmaya kalkıştı; benim aleyhimde dâvâya kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. commit. dare. to attempt. to try. to dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to try to (do sth that is beyond one's power or outside one's authority. to dare. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışın en soğuk zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmixed. unadulterated. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. free from additives. unalloyed. true. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in kuzey batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 48 00 Kuzey enlemi, 68 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 2,717,300 km².

Sınırları: toplam: 12,012 km.

sınır komşuları: Çin 1,533 km, Kırgızistan 1,051 km, Rusya 6,846 km, Türkmenistan 379 km, Özbekistan 2,203 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal iklim görülür, kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer.

en alçak noktası: Vpadina Kaundy -132 m.

en yüksek noktası: Khan Tangiri Shyngy 6,995 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, demir, manganez, krom, nikel, kobalt, bakır, molibden, kurşun, çinko, boksit, altın, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8.28.

daimi ekinler: %0.05.

Diğer: %91.67 (205 verileri).

Sulanan arazi: 35,560 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Depremler ve toprak kaymaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,233,244 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.33 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.33 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 28.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.89 yıl.

Erkeklerde: 61.56 yıl.

Kadınlarda: 72.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.89 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 16,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kazakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kazakistanlı %53.4, Rus %30, Ukraynalı %3.7, Özbek %2.5, Alman %2.4, Uygur %1.4, diğer %6.6 (1999 nüfus sayımı).

Din: Müslüman %47, Rus Ortodoksları %44, Protestanlar %2, diğer %7.

Diller: Kazakistanlı %40, Rus %66.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.4.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %97.7 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kazakistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kazakistan.

ingilizce: Kazakhstan.

Yerel tam adı: Qazaqstan Respublikasy.

Eski adı: Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Astana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 3 şehir; Almatı, Almatı şehri, Aqmola (Astana), Aqtobe, Astana, Atyrau, Batys Qazaqstan (Oral), Bayqongyr, Mangghystau (Aqtau; formerly Shevchenko), Ongtustik Qazaqstan (Shymkent), Pavlodar, Qaraghandy, Qostanay, Qyzylorda, Shyghys Qazaqstan (Oskemen; formerly Ust’-Kamenogorsk), Soltustik Qazaqstan (Petropavl), Zhambyl (Taraz; eski Dzhambul).

Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 25 Ekim (1990).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Ko


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çalışıp kazanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gizli gülmeyi tasvir ve taklid edip ekseriya art arda kullanılır: Kıs kıs gülmek. 2. Köpekleri birbiriyle boğuşmaya teşvik için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Türkçe sıfatlara girip mübalâğa ve tekid gösterir: Kıskıvrak bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dört mevsimin en soğuğu, Ar. şitâ, Fars. zemistân: Kış mevsimi; kış günü; kış soğuğu. Kış armudu, kavunu = Kışa kadar dayananları. 2. Senenin ikiye bölünmesinde altışar ay süren «kasım» dan «hızır» a kadar olan sürenin soğuk olanı. 2. Yılın yarısı: Altı ay kış, yağmurluğu sırtından çıkarmadı; kışlık elbise; kış erzakı. 3. Soğuk, soğuk hava, kar, yağmur ve fırtına gibi kış mevsimi belirtileri, soğukluk, soğuk mevsim: Bu yıl çok kış oldu; geçen sene kış yapmadı; sıcak iklimde kış olmaz; kışa dayanamaz. Karakış = Kışın ortası ve en şiddetli vakti, zemherir: Karakışta yolculuk etmek ne kadar zor. Yaz kış = Her zaman, daima: Yaz, kış aynı cins elbise giyer. Kış yapmak = Hava soğuk olmak: Rusya’da çok kış yapar. Kış yemek = Kışın soğuğuna mâruz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. ses taklidi). Tavuk vesaireyi ürkütüp kovmaya mahsus nid§; ekseriya art arda kullanılır, mec. Kış kış etmek = Kovmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekyâs). 1. Para kesesi, torba. 2. (anatomi). Rahim veya ona benzer sıvı toplanan organlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Din, mezhep. Bed-kîş = Dinsiz, Ar. mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Satrançta bir taşı zorlamak için söylenen söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winter. winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoo. winter. wintertime. wintry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winter. winter weather. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کيش] din.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hibernation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boyu az olan, zıddı: uzun, Ar. kasîr, Fars. kûtâh: Kısa ağaç; kısa boy; kısa adam. 2. Tafsilâtı olmayan, muhtasar: Kısa mektup; kısa masal; kısa söz. Kısa tutmak Kısa yapmak, uzun tutmamak. Aklı kısa = Aptalca, akılsız. Kısa geçmek = Bahsi çabuk kapamak. Kısa kesmek = Sözü çabuk bitirmek, uzatmamak, 3. Kısaca, hulâsa olarak: Kısa yazıyor; kısa söyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yün elbise. 2. Seccâde, halı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyphen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbysock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of limited view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachycephalic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Bir malı, menkul kıymeti veya vadeli işlem sözleşmesini satmaktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forty winks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catnap. snooze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at short date. at short sight. short timed / date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az kısa, çok uzun olmayan: Boyu kısacadır. Muhtasaran, hulâsa yoluyla: Kısaca anlat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefly. shortly. in a nutshell. in short. for short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. rather short. in short. briefly. in a nutshell. in shorthand. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in short. in brief. in a word. in fine. on the upshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortly. in brief. in short. in a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in a word. in a phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kısa: Kısacık bir ceket giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaçlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-art ekseni, yan eksenine göre kısa olan insan, brakisefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyu kısa olan şeyin hâli; zıddı: uzunluk. Ar. kasar: Kısalığından başka bir özrü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness. brevity. short span of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kısa olmak, boy azalmak, kısa gelmeye başlamak, çekilmek, Osm. takassur etmek: Tahtanın ucu kesilirse kısalacaktır; bu ceket çok kısaldı; bu kumaş yıkanınca kısalır. 2. Muhtasar, hulâsa, kısa, özetlenmiş olmak: Bugün Türkçe’de cümleler kısaldı; demiryolundan dolayı Anadolu’da yolculuk kısaldı; günler gittikçe kısalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. shorten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become shorter. to shrink. diminish. shorten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısaltmak işi. 2. Bir şeyin kısaltılmış hali: Kısaltma işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. abbr. shortening. compendium. abbreviation. abridgement. compression. condensation. curtailment. retrenchment. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. abridgment. shortening. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. shortening. abridging. abridgment. abridgement. brachylogy. contraction. curtailment. résumé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısa etmek, azaltmak, Osm. taksir etmek, kesip kırarak kısa yapmak: Direği, elbiseyi, seçı, sakalı kısaltmak; yolu kısaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorten. make shorter. abbreviate. abridge. summarize. cancel. clip. compress. curtail. cut down. dock. edit. prune. reduce. retrench. short-circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. abridge. contract. cut. shorten. truncate. to shorten. to abbreviate. to abridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. to shorten. to abridge. to condense. boil down. compress. contract. curtail. cut. diminish. encapsulate. file down. pare. take up. telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortened. abbreviated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dalakotu): Ballıbabagiller familyasından; Haziran - Eylül ayları arasında pembe ve seyrek olarak da beyaz renkli çiçekler açan, otsu bir bitkidir. 10 - 30 cm boyundadır. Yaprakları; karşılıklı, tüylü, kenarları dişili ve küçük bir meşe yaprağı şeklindedir. Çiçekleri üst yapraklarının koltuğunda gruplar halindedir. Meyvesi küçüktür. Çiçekli bitkide uçucu bir yağ, acı maddeler, tanen, glikozitler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı tutkluğunu giderir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Leke çıkarma mesleği, lekecilik. 2. Çırpıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fıkh). islâm ceza hukukunda öldürenin idam, yaralayanın da yaralanarak cezalandırılması: Ölenin mirasçıları eskiden kısâs isterlerdi; katili kısâs ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliation. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصه] kıssalar, hikayeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an eye for an eye. tit for tat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısâs yoluyla: Kısâsen idam olundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kazanma, kazanç, Ar. iktisâb, istifade: Hayli servet kesbetmiştl: Ayda birkaç bin lira kisbi vardır. 2. Edinme, Osm. hâsıl ve peydâ etme: Kisb-i malûmat etmek; yağmur altında av arkasından gezmekten hastalık kesbettim. 3. Geçimini sğalamak için çalışma ile buna Alet olan san’at ve meşguliyet: Kisb ü kâr sahibi, bk. Kesb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kisve» den galat), bk. Kisvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kisbiyye). Sonradan kazanılmış; tabii ve cibillî, yani yaratılıştan olmayan: Hüner ve mârifet kisbîdir; ahlâkın insanda cibillî mi, kisbî mi olduğu meselesi filozoflar arasında münakaşa mevzuudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kese.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کيسه] torba, kese. 2.para kesesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adam, şahıs: Bir kişi; kaç kişidir? Er kişi = Erkek, adam. Hâtûn kişi = Kadın. Her kişi = Herkes. Adam ve insan mânâsıyla kullanılır: Kişi iyilerden ders, kötülerden ibret almalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. soul. self. head. persona. cad. poll. wallah. wight. one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird. character. individual. life. man. people. person. self. soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. human being. bod. entity. individual person. lot. man. merchant. self. soul. wight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per capita. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış, sıkışmış, tazyik olunmuş. 2. Zorla ve kısıldayarak çıkan, serbest işlemeyen, kısıltılı, boğuk: Kısık ses; kısık boğaz. 3. Oyluğun katlanma yerleri; çocuğun kısıkları pişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarse. choked. dimmer. pinched. flat. guttural. husky. raucous. veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subdued. hoarse. chocked. husky. raucous. low. turned down. narrowed. slitted. screwed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarse. turned down. narrowed. slitted. narrow pass. husky. raucous. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayadan şırşır akan su, kısıklı su, çeşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış ve sıkışmış şeyin hâli, baskı, tazyik. 2. Yoğunluk, hırıltı: Sesin, boğazın kısıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Şahsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. persons. seated. personality. humanity. fiber. fibre. stature. identity. character. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. individuality. personality. presence. self. stature. make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuality. sufficient for so many persons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmak işi. 2. (biyoloji) kalbin, içindeki kanı damarlara vermek için kendi kendini sıkması, Ar. tekabbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming hoarse. reduction. lessening. contraction. heart contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dara getirilmek, sıkıştırmak, baskı altına alınmak, sıkıda kalmak: Kuyruğu kapıya kısıldı; parmağım makineye kısıldı. 2. Tutulmak, eksilmek, serbest işlememek, hırıltılı olmak: Sesim, boğazım kısıldı; soğuktan, nezleden, içkiden, çok bağırmaktan sesi kısılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reduced. to be lessened. to get hoarse. to be turned down. to be dimmed. to be caught to be narrowed. to be slitted. fade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KISM) (i. A.) (c. aksâm). Parçalara ayrılmış bir şeyin her parçası, parça, bölük, Ar. cüz’: Tahılın bir kısmını şimdi taşıyıp bir kısmını sonraya bırakacağız; kazancımızı kısımlara ayırıp yarısını ihtiyat saklayacağız. 2. Çeşit, cins, benzer: Bu da o kısımdandır; bu kısım adamlar; kadın, çocuk kısmı böyledir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avuca İsabet eden miktar, avuç, kabza, tutam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. portion. section. chapter. compartment. episode. fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. department. division. movement. part. proportion. section. segment. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. kind. article. chapter. department. episode. fascicle. fraction. fragment. instal l ment. line. lot. parcel. part. partition. paying department. percentage. piece. portion. section. segment. snack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kış mevsiminde, kış iken, kış vaktinde: Kışın nerede oturuyorsunuz? Kışın seyahat etmek pek zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the winter. during the winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısılma işi: Masraflardan kısıntı yapmak, bütçede kısıntı yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. cutback. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğurmaz, çocuğu olmaz, Ar. akîm: Kısır adam, kadın, kısrak. Mahsul vermez, münbit olmayan, verimsiz: Kısır tarla, kısır yıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kışr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterile. infertile. barren. unfruitful. fruitless. abortive. effete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruitless. infertile. poor. sterile. unproductive. barren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barren. sterile. unproductive. infertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Havuç. İtkişiri = Bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esirgemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become barren or unproductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilize. to sterilize. to neuter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sterilize. emasculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Döl yapamaz adam, kadın veya hayvanın hâli, Ar. akîm. 2. Mahsulsüzlük, verimsizlik: Bu arazinin kısırlığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.

- Erkeklerde Kısırlık : Normal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir.

- Kadınlarda Kısırlık : Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir.

Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir. Bundan sonra, kısırlığı doğuran hastalıkların tedavisinde uygulanan reçetelerle birlikte aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Isırganotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 tutam ısırganotu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrenness. sterility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterility. barrenness. unproductiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın bağırması, kişnemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. private. individual. singular. closet. intimate. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. intimate. personal. respective. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. individualism. private. privy. subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). bk. Hacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. putting an incompetent person under the care of a guardian. appointing a caretaker for the goods of an incompetent or imprisoned person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. restriction. restraint. inhibition. constriction. qualification. straitjacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. crackdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. the act of putting an incompetent person under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip one's wings. limit. restrict. restrain. bound. circumscribe. constrict. cramp. hedge. hedge about. hedge around. hem in. inhibit. qualify. stint. tie down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. cramp. to restrict. to limit. to cramp. to put under restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be restricted. to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limiting. restricting. restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. restricted. constricted. narrow. penurious. scant. scanty. stinted. strait. qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted. restrictive. limited. under legal disability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for private use only. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİŞİ-ZADE) (i. T. F). Asîl, soylu insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, soyluluk. 2. Terbiye, centilmenlik, çelebilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açılıp kapanır iğreti merdiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Demircilerin kızgın demiri tuttukları kerpeten ve maşa gibi büyük demir Aletleri. 2. Istakoz gibi bazı hayvanların, tutup sıkmaya ve hattâ kesmeye mahsus organları: İstakoz kıskacıyle parmağımı sıkıp koparacak oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. clamp. claw. gripper. nipper. snare. barnacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. claw. forceps. pincers. pliers. pincer. chela. vice. folding steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. forceps. claw. chela. stepladder. clamp. nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı. 2. Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar. 3. İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıskanan, kendi sevdiğine veya ailesine başkasının bakıp yanaştığını çekemeyen, gayretli: Pek kıskanç adamdır. 2. Haset eden: Bu çocuk ne kadar kıskanç!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. green-eyed. grudging. jaundiced. yellow. grudger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envious. jealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğinin veya ailesinin başkasiyle konuştuğunu veya münasebetini çekememek huyu, gayret, rekabet: Kıskançlığından ne yapacağını bilemiyordu. 2. Haset, gıpta (bu mânâda ckıskanç» bugün kullanılmamaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the green-eyed monster. jealousy. envy. jaundice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. green-eyed monster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. envy. green- eyed monster. jealously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı? 2. Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sevdiğinin başkasiyle münasebetini çekememek, gayrete gelmek, rekabette bulunmak: Karısını çok kıskanıyor; karısı onu hizmetçi kızlardan kıskanıyor. 2. Çekememek, haset, gıpta, Osm. reşketmek: Çocuk, küçük kardeşini kıskanıyor. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Ben sizden bir şey kıskanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be jealous. envy. hold a grudge. begrudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be jealous of sb. to be jealous of. to envy sth possessed by sb. to resent sb's showing affection to or interest in sb else. envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ürküp kaçmak: Kuşlar kışkırdı. 2. Telâşa düşmek, korkup ürkmek. 3. Heyecana gelmek, kızgınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement. instigation. provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışkırtma işini yapan, tahrik eden, tahrikçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocative. instigating. coat-trailing. factious. incendiary. rabble-rousing. seditious. provocateur. provocative. factionist. instigator. setter-on. plotter. incendiary. agitator. demagog. demagogue. fomenter. stumper. irritant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incendiary. inflammatory. provocative. inciting. agitator. inciter. instigator. provoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocative. fomenter. instigator. agent provocateur. impulsive. inciter. inflammatory. rabble rouser. seditious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent provocateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. instigation. fomentation. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kışkırtmak işine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be instigated. to be fomented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. incitement. provocation. sedition. provacation. instigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigation. provocation. flagwaving. fomentation. incitement. prompting. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ürkütüp kaçırmak: Kargaları bakla tarlasından kışkırtmalı. 2. Urkürtmek, korkutmak, telâşa düşürmek: Birtakım yalan haberlerle herkesi kışkırttı. 3. Heyecana düşürmek, Osm. tehyîc etmek: Kendi fırıldağını döndürmek için birtakım akılsızları kışkırttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan the flame. provoke. instigate. incite. set on. warm up. excite. agitate. antagonize. defy. egg. egg on. ferment. foment. ginger. ginger up. goad. goad on. hound. hound on. inflame. jockey into. lash. prod. rouse. solicit. sting. stir up. tempt. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize. incite. instigate. prod. provoke. spark. spur. stimulate. to provoke. to induce. to instigate. to incite. to prompt. to goad. to frighten away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to incite sb to do sth bad. agitate. awaken. egg sb on. excite. fan the flame. foment. hound. incite. instigate. move. to set at odds. prod. prompt. provoke. set on. solicit. spark. stir up. suborn. urge. whet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sessizce ve alaylı gülme hali: Kıskıs gülmeye başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurtulamıyacak, çözülemeyecek şekilde: Kıskıvrak bağladılar. Kıskıvrak yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tightly. very securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerî birliklerin oturması için yapılmış büyük bina. bk. Kışlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks. quarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks. billet. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks. barrack. quarters. quarterage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle kışın savaş yapılmadığı için o mevsimde asker ve ordunun çekildiği yer: Kasımdan sonra orduy-ı hümâyûn Belgrad kışlağına çekilmişti; şark ordusu Erzurum kışlağında bulunuyordu. 2. Koyun gibi evcil hayvanların kışın çekildikleri mûtedil havalı, kar yağmaz yer ve böyle yerlerdeki otlak, yaylak (yayla) mukabili: Koyunlarınızı hangi kışlakta kışlatıyorsunuz? O çiftliğin asıl iradı kışlaktandır, güzel kışlakları vardır; bir kışlak kiraladım, bk. Kışla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kış olmak, kış hükmünü yerine getirmek, soğuk olmak: Hava kışladı. 2. Kışı geçirmek: Bu sene galiba köşkte kışlayacağız; koyunlarınız nerede kışlıyor? Osmanlı devrinde şark ordusu ekseriya Erzurum’da, garp ordusu Belgrad’da kışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winter. to spend the winter. to winter. to become winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set in. to winter (somewhere. winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kışı geçirtmek: Koyunları bu yıl nerede kışlatacaksınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kış mevsimine, soğuk mevsime mahsus: Kışlık elbise, kışlık ev, kışlık zahire. 2. Kışın oturulan ev, kış barınağı: Yalısı var ama bir kışlık da tedarik ederse iyi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wintery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wintery. suitable for the winter. winter house. winter range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for use in the winter. winter house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسم] kısım, bölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmak işi. bk. Kısmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. choking. reducing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. reducing shortening. cutting. lowering. turning down. dimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkıp tutmak, sıkıştırmak, baskıya almak, tazyik etmek: Kapı parmağımı kıstı. 2. Azaltmak, darlaştırmak, küçültmek, hasretmek: Masrafları biraz kısmalı. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Böyle bir iş için parayı kısmam. 4. (kulakları) İndirmek, yatırmak: Kulaklarını kısıp gitti. 5. (kuyruğu) Bacakların arasına almak: Kuyruğunu kısmış gidiyordu (mecâzen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. tighten. cut down on. cut back. reduce. diminish. abridge. attenuate. ax. axe. check. choke. choke back. choke off. curtail. depress. draw in. economize. narrow. pare. pare down. put down. qualify. retrench. scrimp. skimp. soften. stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. constrict. curtail. cut. lower. stint. trim. to turn sth down. to screw up. to narrow. to shorten. to cut sth back kısaltmak. to reduce. to curtail. to cut sth back. to cut back. to skimp. to scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce. to lessen. to shorten. to cut. to lower. to turn down. to dim. to curtail. abridge. boil down. narrow. pare down. restrict. retrench. scant. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir parçası, bir bölüğü, bütünü olmayarak, bir kısmını: Evi kısmen boyattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerable. part. partly. partially. in part. not least. part-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. moderately. part. partially. partly. in part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partly. in part. partially. semi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسما] bir kısmı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Arapça «gışmer» den). Takılarak eziyet eden, mOzip: Kışmer adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOzlplik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Bölme, pay etme, taksim, hisselere ayırma. 2. Talih, kader, kaderde olan şey: Kısmetim bu kadarmış; kısmet ise; kısmette var ise. 3. (matematik) Dört işlemden bölme (taksim). Hlric-I kısmet = Bölme işleminin sonunda çıkan sayı ki, bölünenin her bir sayısına düşen payı gösterir. Kısmet-i askeriyye = Osmanlı devrinde kassamiık vazifesi, bk. Kassâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. lot. fate. chance. fortune. kismet. fatality. inning. innings. moira. portion. predestination. shot. foreordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate. fortune. lot. predestination. destiny. luck. chance. chance of marriage for a girl. match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fortune. kismet. chance of marriage. fatality. lot. lottery. predestination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسمت] nasip, pay. 2.bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmet, kader, nasip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bölme, pay etme, hisselere ayırma. 2.Talih, nasip, kad(Erkek İsmi) 3.Şayi olan hisseyi tayin etme belirtme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the source of one's livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti bol olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. partial. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial. particular. partly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemiplegia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election / special election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekirdeksiz, pek küçük taneli üzüm ki, kurusu fıstıkla beraber pirince karıştırılarak yemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At ve kısrağın bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighing. neigh. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (at ve kısrak). Bağırmak: Sizin atınız çok kişniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neigh. whinny. to neigh. to whinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kara kimyon (güzel kokulu bir tohumdur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(): Maydanozgiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında pembe beyaz renkli çiçekler açan, 30 - 50 cm boyunda, oldukça fena kokulu bir yıllık otsu bir bitkidir. Nemli çayır ve sırtlarda yetişir. Yaprakları açık yeşil renkli ve tüylüdür. Çiçekleri, dallarının uçlarında şemsiye şeklinde toplanmıştır. Meyveleri nişasta, tanen, şekerler ve uçucu yağ taşır. Kişniş şekeri, likör yapımı, pastacılık ve eczacılıkta kullanılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri yatıştırır. Hazmı kolaylaştırır. Sinirsel baş ağrılarını keser. Karın ağrılarını giderir. Cinsel arzuyu kamçılar. Aybaşı kanamasını düzenler. Doğumu kolaylaştırır. Sürmenajda faydalıdır. Bayat yiyeceklerin zararını azaltır. Fazla miktarda yenirse zararı görülür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kuşûr). 1. Kabuk, buğday, meyve vesaire derisi. 2. Bilhassa kahve kabuğu ki, Yemenliler bunu ayrıca haşlayıp içerler: Kışr içmek, (jeoloji) Kışr-ı arz = Arzın kabuğu sayılan dış kısmı ki, çeşitli tabakalara bölünür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قشر] kabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «husrev» den) (c. ekâsire). Sâsânî (eski İran) imparatoru, şehenşâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran şahlarının adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir dişisi, gerek binek, koşu ve gerek yük atlarının dişisi: Güzel bir kısrağı var; cins kısrak; Arap kısrağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare. filly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.) (mü. kışrıyye) (paleontoloji). Kabuğa ait veya kabuklu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuk, beceriksiz, miskin, Aciz: Kısrık adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. öpmek; hafifçe dokunmak; bilardoda hafifçe dokunacak surette bilyelere vurmak; i. öpuş öpücük, buse; hafif temas; çok hafif bir çeşit bonbon. kiss and be friends barışmak. kiss away the hurt ağrıyı öpücükle geçirmek. kiss the book Kitabl Mukad

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kısas). 1. Anlatılan doğru veya uydurma olay, hikâye, rivâyet: Kıssa-i YÜsuf; Ferhâd ve Şİrîn kıssası. 2. Vak’a, hâdise, olay, Fars. ser-güzeşt: Kıssayı kendisine anlattım. Ahsen-ülKısas = Kıssaların en güzeli (Hazret-i YÜsuf’un hikâyesi ki Kur’an-ı Kerîm’de bu tabirle geçer). Kıssa-hân = Hikâyeler söyleyen, anlatan. Kıssadan hisse = Hikâyeden alınacak ders ve öğüt. El-kıssa = Sözün neticesi, hulâsası, Osm. elhâsıl, hâsıl-ı kelâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. tale. parable. rede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. tale. anecdote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parable. story. tale. anecdote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصه] öykü, fıkra. 2.olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bölmede veya ölçü ve tartıda hak ve adalet. 2. Hisse, pay, nasip. 3. Parça parça verilen bir borç vesairenin her defada verilen kısmı, taksit. Kıst-elyevm = Bir aydan yalnız birkaç gün hizmeti veya yokluğu olan memura aylığı nisbetinde verilen veya devam etmediği günler için kesilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp), içi sıvı ile dolu ur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekin, tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyst. cystic. vesicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chest; hence, a coffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stated payment, especially a payment of rent for land; hence, the time for such payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسط] taksit. 2.parça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشت] ekin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çiftçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Berzah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isthmus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büyük terazi, kapan, Ar. mîzân. 2. mec. Ölçü, nisbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion ölçüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. check. yardstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسطاس] ölçü. 2.terazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kısmak» tan). Parça parça gümüş veya kuyumcu takımı ki, zincirli ve kopçalı olarak kısıp bağlanır, gerdanlık ve köstek gibi kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıstırma işine uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be trapped. to be cornered somewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkan bir şeye tutturup sıktırmak: Elimi kapıya, makineye kıstırdım. 2. Dar yere getirip tutmak, ele geçirmek, yakalamak: Kendisini bir köşede kıstırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner. nip. pinch. to squeeze. to pinch. to corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb turn down or diminish the flow or volume of sth. to get caught or entangled in (a place. nip. pinch. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشتزار] tarla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kisvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparel. attire. garb. dress. guise. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسوه] giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke tutan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İklim, ülke: Kişvar-i RÜm = Anadolu’nun eski kaynaklardaki adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشور] ülke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ülke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kişve-gir). Ülke tutanlar, hükümdarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke tutarcasına, hükümdarca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke tutuculuk, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke açan, cihangir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke açıcılık, cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشورکشا] fatih, ülkeler alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کسوت] giysi. 2.güreşçi kisbeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (halk dilinde: kisbet). t. Giyecek, elbise, esvap: Baş kisveti, kisvesi. 2. Hususî kıyafet, kılık, bir sınıf ve mesleğe mahsus kıyafet: Derviş; pehlivan kisveti; kisvet giymek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird's eye view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Lüks çıkış HDMI™ çıkışlı DVD kaydedici ya da oynatıcıları bir Standart Tanımlamalı sinyalin 576p, 720p ya da 1080i Yüksek Tanımlamalıya kadar lüks çıkışını yapabilir. Kullandığınız ürüne bağlı olarak, panel çözünürlüğüne göre kaydedici / oynatıcı bunu otomatik olarak gerçekleştirir ya da ayarları kendiniz ayarlayabilirsiniz. Yeni ES alıcılarımız, gelen sinyallerin en yüksek HD standartına, 1080p’ye lüks çıkışını yapabilir!

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(MAKIYS) (i. A. «kıyâs» tan imef.) (mü. makıysa) (aslı: «makyûs») «mukyus şekli galattır). Kıyâs edilebilir, kıyas kabûl eder, benzetilebilir: Bu iş başka işlere makıys değildir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, iğrenç, tatsız; tiksindirici surette hisli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki), (bk.) Piyasa musikisi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün çıkış aşamasında kullanılan MOSFET’ler (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), yüksek çıkış gücü, geniş frekans aralığı ve en düşük düzeyde bozulma sağlarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten if.) (mü. mün’akise). 1. Tersine dönmüş, çevrilmiş. Ar. mâkûs. 2. Bir yere çarpıp geri dönen, akseden: Ses, duvardan mün’akis oldu. 3. Parlak bir şeye vurup oradan ışığı, resim ve şekli gelen veya görünen: Şekli aynaya, suya mün’akis oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSİKİY-ŞİNAS) (i. A. F.). Musiki tanıyan, bilen, müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [موسيقی شناس] müzisyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. mütenâkıse). Azalan, gittikçe azalıp küçülen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منعکس] yansıtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. nâkısa). 1. Eksik, kusurlu, tam ve mükemmel olmayan, noksan. 2. Ayıp ve kusurlu olan, kusurlu. 3. (matematik) Çıkartma işareti (—).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde ikişer mısrâ okunduktan sonra terennüm gelen iki hâneii beste veya semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKIYS) (i. A. «noksân» dan smüş.) (mü. nakıysa). Eksik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. minus. less. below. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery. sampler. needlework. painting. image. fresco. fresco painting. decoration. ornamentation. ornament. tablature. scroll. vignette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناقص] eksik. 2.eksi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقش] desen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli beste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nakais). Eksiklik, kusur, ayıp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer. embroideress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidering. embroidery. being an embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered. ornamented with embroidery. frescoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nukuş). 1. Resim, tasvir, şekil. 2. Duvar ve tavanlara yağlı veya suluboya ile yapılan resimler, çiçekler ve bunların yapılması. 3. Sırma veya ipekle işleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «nakıysa» bu mânâda kullanılmaz). Nakıysalar, noksanlar, eksiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâkıysa) (bu mânâda kullanılmadığından dilimizde «nakıysa» nin cem’i gibi ve «nekaais» yerine kullanılmıştır). Eksiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. nâkûs). (bk.) NAkus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkiye musikisi. Batı Türkleri’nirı san’at musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Arap Denizi kıyısında, Hindistan, İran ve Afganistan arasunda, kuzeyde Çin sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 30 00 Kuzey enlemi, 70 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 803,940 km².

Sınırları: toplam: 6,774 km.

sınır komşuları: Afganistan 2,430 km, Çin 523 km, Hindistan 2,912 km, Iran 909 km.

Sahil şeridi: 1,046 km.

İklimi: Daha fazla sıcak ve kuru çöl iklimi hakimdir. Kuzeybatıda ılıman, kuzeyde arktik iklim tipleri görülür.

Arazi yapısı: Doğuda Indus ovası, kuzey ve kuzeybatıad dağlar, batıda Balochistan platosu yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: K2 (Mt. Godwin-Austen) 8,611 m.

Doğal kaynakları: Toprak, doğal gaz, sınırlı petrol yatakları, kömür, demir, bakır, tuz, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %6.

Ormanlık arazi: %5.

Diğer: %61 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 171,100 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın depremler, yağmur sonrası su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 144,616,639 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.11 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.84 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 80.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61.45 yıl.

Erkeklerde: 60.61 yıl.

Kadınlarda: 62.32 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 74,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 6,500 (1999 verileri).

Ulus: Pakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Punjabi, Sindhi, Pashtun (Pathan), Baloch, Muhajir.

Din: Müslüman %97, Hıristiyan, Hindu, ve diğer %3.

Diller: Punjabi %48, Sindhi %12, Siraiki %10, Pashtu %8, Urduca (resmi) %8, Balochi %3, Hindko %2, Brahui %1, İngilizce, Burushaski, ve diğer %8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %42.7.

erkekler: %55.3.

kadınlar: %29 (1998).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Pakistan İslam Cumhuriyeti.

kısa şekli : Pakistan.

Eski adı: Batı Pakistan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Islamabad.

İdari bölümler: 4 eyalet, 1 bölge, 1 başkent bölgesi; Balochistan, Federal yönetim Bölgesi, Islamabad Başkent Bölgesi, North-West Frontier Province, Punjab, Sindh.

Bağımsızlık günü: 14 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Mart (1956).

Anayasa: 10 Nisan 1973.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), C (beklemede), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), I


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 biçimindeki çözülmüş PALplus programlarının kaydedilebilmesini sağlayan bir bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

percent, petty cash, post card.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. to become hard. get tight or firm. to become tight. to harden. to tighten. to consolidate. to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to become rigid. to become stronger. to strengthen. to become jammed together. consolidate. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffening. hardening. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensify. stiffen. solidify. cement. consolidate. establish. firm. harden. impact. reinforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirm. consolidate. solidify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stiffen. to harden. to strengthen. to reinforce. to intensify. to ram. to pack. to compact. to stabilize. to consolidate. to toughen. to tramp. assure sb's position. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İsteğe bağlı bir güç amplifikatörü bağlamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaramaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. direkleri hafifçe arkaya yatık; yan, yampiri, çarpık; gösterişli. rakishly z. yana eğilmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaksız, sefih, sefih görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı tahriş edici duman veya benzeri gazlar veya boğaz iltihabıdır. Kısa sürede geçmeyen ses kısıklığında, doktora başvurmak gerekir. Kısa süreli ses kısıklığının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kereviz yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 kahve fincanı ufalanmış kereviz yaprağı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğrafları ya da MPEG filmlerini, sesli olarak standart bir TV’de göstermeye yarayan bir kamera çıkışı. PAL ve NTSC seçenekleri, bu olanağın dünyanın her yerinde kullanılmasına izin vermektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasta gibi, rahatsız; rahatsız edici, gönül bulandırıcı. sickishly z. bulantı hissederek. sickishness i. bulantı hissetme, hastalanır gibi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıkışmış hâlde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cramped. dense. pressed. pushed. serried. closely pressed together. close. crowded. congested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tight. tightly wedged or jammed. very crowded. congested. hard pressed (for time. hard up (for money. chock a block. close. closely spaced. cramped. cramped for space. incommodious. pinched. pressed. pressing. serried. squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. closeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightness. being tightly wedged or jammed. closeness. congestion. being hard pressed for time. being hard up for money. jam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamming. pressure. having hard time. squeeze. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirini sıkacak şekilde yığılmak: Kalabalık sıkıştı. 2. Darlaşmak, daralmak: Göğsüm sıkıştı. 3. Mecbur kalmak: Çok sıkışırsam bunu da sarfederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. jam in. be stuck. tighten. be pressed for. be pinched. be taken short. be pushed. catch. be cramped for space. be pinched for time. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. screw. squash. to be closely pressed together. to move up closer. to move closer together. to get jammed. to be caught. to jam. to squash. to be in trouble. to be pushed for sth. to need to urinate. to be caught between. to become urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. to become tightly wedged or jammed. to be placed close together. to be very crowded. to be congested. to get caught in. to be pinched in. to be hard up for money. pack. tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astringent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tightened or compressed. to be wedged in. to be jammed in or squeezed in. to be pressed or pressured by sb. to be slipped quietly into sb's hand. to be squeezed or pinched. to be cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressing. compression. push. squeeze. importunity. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compression. press. squeeze. pressing. squeezing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compaction. compression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Zorla dar yere sokmak. 2. Baskı altında ezip inceltmek. 3. Zorlamak, tazyik etmek: Kendisini bugün yola çıkması için sıkıştırıyor. 4. Usulca eline vermek: Eline bir lira sıkıştırdı (bunun doğrusu «sokuşturmak» tır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive smb. to the wall. push smb. to the wall. press. constrict. compress. tighten. jam. squeeze. force. oppress. stress. astringe. bear against. besiege. bombard. bottle up. clamp. clamp down. clinch. press smb. close. come down on. compact. crowd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. besiege. compress. cram. cramp. crowd. heckle. jam. pin. pinch. push. rush. squash. squeeze. urge. to squeeze. to force by importunity. to give the third degree to. to slip. to press. to pinch. to compress. to force. to tighten. to jam. to crowd. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi üstündeki toz toprağı düşürmek için vücudunu şiddetle oynatma: Kuş, beygir silkiştl.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Mimar Sinan Üniversitesi Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadzhikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadjikistan. tadzhikistan. tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 71 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 143,100 km².

Sınırları: toplam: 3,651 km.

sınır komşuları: Afganistan 1,206 km, Çin 414 km, Kırgızistan 870 km, Özbekistan 1,161 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: İç kısımlarda kıtasal, Pamir dağlarında yarı çöl ve kutupsal iklim görülür.

Arazi yapısı: Pamir ve Alay dağları yer şekillerini oluşturur; Fergana Vadisi kuzeyde, Kofarnihon ve Vakhsh vadileri güneybatıda yer alırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Syrdariya 300 m.

en yüksek noktası: Ismail Samani Zirvesi 7,495 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, petrol, uranyum, cıva, kömür, kurşun, çinko, antimon, tungsten, gümüş, altın.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %65 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,390 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,578,681 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.12 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -3.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 116.09 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.18 yıl.

Erkeklerde: 61.09 yıl.

Kadınlarda: 67.42 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.29 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Tacik.

Nüfusun etnik dağılımı: Tacik %64.9, Özbek %25, Rus %3.5, diğer %6.6.

Din: Sünni Müslüman %80, Sii Müslüman %5.

Diller: Tacikce (resmi), Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tacikistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Tacikistan.

Yerel tam adı: Jumhurii Tojikiston.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Duşanbe.

Bağımsızlık günü: 9 Eylül 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Eylül (1991).

Anayasa: 6 Kasım 1994.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasy


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial discretion. discretionary authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takıp takıştırmak, uygun şekilde asmak: Mücevheratını takıp takıştırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk dini musikisinin cami musikisinden sonra ikinci dalı, tasavvuf musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T.) (musiki). Türk dinî musikisinin cami musikisi dışında kalan dalı ki, «tarikat musikisi» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single seater. single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan masdar). Azaltma, indirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنقيص] azaltma, eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. diminishing. decreasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنقيصات] azaltmalar, eksiltmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactional. reactive. pertaining to reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unresponsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-reacting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreactive. inert. nonreactive. which is not recoil-operated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Terkimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crammed. squeezed. crowded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dar bir yere ve başkaları arasına sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to squeeze themselves into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Basarak sokmak. 2. Acele ile yemek: Biraz yemek tıkıştırıp gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck. stuff. cram. huddle. huddle together. shove. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iliştirmek, tilki pençesi gibi bir kanca ile tutturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile. living image of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look alike. same. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow of traffic. dispatch / handling of traffic. through traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile kabilinden, hilekâr; hüner isteyen. trickishly z. hile ile trickishness i. hile, hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 24 eşit olmayan aralığa dayanan, Batı musikisinden sonra dünyanın en yaygın musiki sistemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Türkçe; s. Türk; Türkçe. Turkish bath alaturka hamam. Turkish carpet Türk halısı. Turkish delight lokum, lâtilokum. Turkish pound Türk lirası. Turkish tobacco Türk tütünü. Turkish towel havlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Orta Asya’da Türkler’le meskûn büyük ülke ki, Doğu Türkistan bugün Çin’de, Güney Türkistan ise Afganistan’da, fakat büyük parçası olan Batı Türkistan, Rusya’da kalmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkestan. turkistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial person. legal person. juridical person. legal entity. body corporate. corporate body. corporate / public body / juristic / conventional person. legal status. artificial entity. corporation. corporate entity. artifical person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal entity. legal personality. juristic personality. community. corporate legal person. incorporated body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Özbekistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقس علی هذا] bununla kıyasla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video çıkışı, standart video çıkışlarına sahip bir TV’den fotoğraf makinenizde yakaladığınız görüntüleri ve MPEG filmlerini görmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaraşma, iyi gitme, uygunluk. 2. Münasebet: Bu işin yakışığı yoktur. 3. Güzellik. Yakışık almak = Münasip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyar, yakışır, yaraşır: Yakışıklı kıyafet. 2. Münasip, münasebetli. 3. Güzel, şanlı: Yakışıklı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comely. good-looking. handsome. personable. shapely. sightly. smart. well-favored. well-favoured. stunner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. personable. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. good-looking. easy on the eye. good looking. snazzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakışıklı olmayan, yersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indecent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improper. unbecoming. unseemly. unsuitable. rude. ill assorted. in bad form. incorrect. indecent. infra dig. uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İyi giyinmek, yaraşmak, güzel durmak, uygun gelmek: Bu .elbise size yakıştı. Esmere açık renk yakışmaz. 2. Münasip ve uygun olmak, uymak: Oyle yerlere gitmek, böyle sözler söylemek size yakışır mı? Onunla uğraşmak bana yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assort. become. befit. behoove. behove. comport. fit. go together. pertain. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suitable. to be proper. to befit. to look good on or in suit. become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzeyen bir tarafını bularak ortaya atılan uydurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakışacak hâle koymak, yaraştırmak, muvafık ve uygun hâle getirmek: Giydiği şeyi vücuduna yakıştırır. 2. Kabûl etmek, münasip görmek: Bu sözü, bu türlü hareketi size yakıştıramadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make something suitable. to think something is becoming. to make go with. to think becoming to. to ascribe. to impute. to expect of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth look good on or in. to make sth go with. to regard sth as suitable for sb. to take a fact and make up a story to suit it. to embroider. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anechoic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetent. unauthorized. unjustified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unauthorized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without authority. not entitled. unauthorized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by