Hediye çeki ne demek? | Hediye çeki anlamı nedir? | Hediye çeki

Hediye çeki anlamı nedir?

Hediye çeki ne demek?

Hediye çeki anlamı nedir?

Hediye çeki | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hediye ceki

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tartı, vezin. 2. Dört kantardan ibaret ağırlık ki, odun, taş vesaire tartısında kullanılır. Çeki taşı = Bu vezne mahsus dört kantar ağırlığında yontulmuş taş. 3. mec. Nizam, tertip, denge, muvazene: O, çekiye gelmez. Çekidüzen = Süs, ziynet, tezyîn: Kendisine çekidüzen vermiş = mec. Kendisini toplamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight of kilos. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

250 kg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tarafı kakmaya mahsus tokmak ve diğer tarafı çivi çekmeye mahsus olan çakıcı Alet: Dülger çekici, yorgancı çekici, taşçı çekici: Cenk çekici = Eski bir savaş Aleti, matraka, matrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. malleus. striker. forge hammer. ram. pounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç yüz kantar ağırlığında çekiçleri havi fabrika. Çeşitli çekiçl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekme işini yapan. 2-, Cazibeli, cazip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. tractive. alluring. appealing. magnetic. bewitching. catchy. catching. charming. witching. seductive. sexy. juicy. inviting. comely. captivating. charismatic. darling. desirable. endearing. engaging. engrossing. enthralling. fascinating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorable. appealing. attractive. charming. comely. devastating. engaging. exotic. fair. glamorous. goody. graceful. inviting. likable. magnetic. nifty. personable. prepossessing. pretty. quaint. riveting. taking. winning. winsome. eye-catching. alluring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor. attractive. dragging. towing vehicle. towtruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. appeal. attraction. charm. glamour. lure. magic. magnetism. seduction. attractiveness. allure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکيده] damlamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. drawn in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. drawn out / in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunur: Çekilir hastalık değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweepstake. sweepstakes. draw. drawings. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekilmek işi. (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pullout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resignation. retreat. traction. withdrawal. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. withdrawal. withdrawing. retreat. regression. resignation (from a job. pull. draw. tug. shrinkage. tension. tensile. recession. recess. ebb. ebb tide. surrender. retiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sürüklenmek, taşınmak: Bu araba bir atla çekilebilir. 2. Tahammül olunmak, başa gelmek: Çok zahmet çekildi, bunun da tavrı çekilmez. 3. Bir kenara gitmek, inzivâda olmak, bir şeye karışmamak: Kendisi çekilmiş, bir tarafa çekilmiş, çiftliğe, evine çekildi. 4. Toplanmak, büzülmek. Osm. tekabbuz etmek: Bu kumaş ıslanınca çekilir. S. Gerilmek, Osm. tevettür etmek: Ispazmozdan damarları çekildi. 6. Gerilemek, geriye doğru gitmek, dönüp gelinen tarafa doğru gitmek: Düşman askeri çekildi, deniz çekildi, sular çekildi. 7. Ortadan kalkmak, defolmak, mündefî olmak, yok olmak: Çekirge çekildi, hastalık çekildi. 8. Dağılmak, her biri bir tarafa gitmek. Osm. inhirâf etmek: Kalabalık çekildi, dâvetliler çekildiler, herkes çekildikten sonra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be pulled. withdraw. quit. retire. abdicate. draw back. resign. step aside. walk out. draw off. draw away. recede. dry up. bow. bow out. decline. desist. ebb. edge out. give over. go out. gravitate. opt out. repair. retract. scratch. secede. stand. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitate. recede. resign. retire. retreat. to be pulled. to withdraw. to draw back. to recede. to retreat. to ebb. to resign. to move. to be bearable. to be tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to withdraw. to recede. to drawback. to retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunmaz, pek ağır veya usandırıcı: Çekilmez bir hali, bir tabiatı vardır, (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbearable. intolerable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. unendurable. insufferable. unacceptable. forbidding. impossible. insupportable. provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. insufferable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. excruciating. impossible. insufferable. insupportable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekmek işi. 2. (fizik). Bir cismin, başka bir cismi kendisine doğru çekme kuvveti, cazibe. 3. (gramer) Fiillerin türlü zaman, şahıs ve kiplere, isimlerin de isim hallerine göre uğradığı değişiklikler, tasrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexional. gravitational. attraction. pull. gravity. force of gravity. gravitation. shot. shooting. filming. inflection. inflexion. conjugation. declension. draw. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. appeal. lure. attraction. inflection. declination. conjugation. shot. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attraction. shot. take. graceful appearance. act of drawing. inflection. draft. gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Cezbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. graceful. declinable. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi yapmaktan geri durmak, istinkâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Taraf tutmayan. Ar. müstenkif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommittal. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommittal. abstaining. uncommitted. abstainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstainer. abstaining. unpolled / adj / unpolled elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. unattractive. undeclinable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çeğln, çiğin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger. risk. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekinme huyu olan, ürkek. Ar. muhteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. shy. timid. uncommunicative. unsociable. unsocial. reserved. retiring. bashful. coy. demure. diffident. distrustful of oneself. eunuch. faint. fainthearted. farouche. mousy. shrinking. standoffish. timorous. withdrawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. bashful. coy. diffident. inhibited. reserved. retiring. sheepish. shy. timid. hesitant. mousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. hesitant. ashamed. bashful. coy. diffident. faint hearted. gutless. inhibited. offish. reserved. retiring. shamefaced. shy. strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekingen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. reserve. timidity. shyness. diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention. compunction. forbearance. reserve. wince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaçınmak, Osm. ictinâb ve ihtirâz etmek: Kendisi gitmek istiyorsa da, söz olmasın diye çekiniyor, filândan çekiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep clear of. get cold feet. have cold feet. chicken out. hesitate. fear. hold back. beware. shy. boggle. dread. flee from. flinch. funk. hang back. hold off. shrink. shun. wince. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain. fear. forbear. refrain. shun. shy. to avoid. to abstain. to shun. to refrain. to draw back. to beware of. to shrink. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate to do. to recoil from doing sth. to be timid of. abstain. blench. boggle. eschew. forbear. hold back. scruple. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hücre çekirdeğinde bir yahut birkaç tane olarak bulunan yuvarlak cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Meyvenin içindeki tek veya birçok tohum. Ar. nüvât: Şeftali, erik, karpuz, üzüm, ayva, incir çekirdeği. 2. Tane, kırat (ağırlık): iki dirhem bir çekirdek ağırlığında. 3. (biyoloji) Bir hücrenin çekirdeğini meydana getiren cisimcik. 4. (fizik) Atom tanelerinin proton ve elektronlardan mürekkep merkez kısmı. Çekirdekten yetişine = Bir iş veya sanatta tâ küçüklüğünden ve önce çıraklık ederek alışmış olan: Çekirdekten yetişme matbaacı. İki dirhem bir çekirdek = Gayet süslü ve şık gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. pit. kernel. stone. nucleus. core. core memory. cystoblast. hard core. hard pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. core. kernel. nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kernel. nucleus. core. seed. pip. stone (fruit. nuclear. grain. kern. cob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekirdek peyda etmek, kartlaşmak: Patlıcan, hıyar çekirdeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olan: Birçok çekirdekli meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olmayan: Çekirdeksiz üzüm, nar vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless. pipless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçinde çekirdek oynar gibi ses çıkarmak, tıkırdamak, çıtırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: çökmek’ten «çögertge», «çögürtge). Bulut gibi çöküp ekinleri ve bütün bitkileri harap eder uçucu bir hayvancık. Düzkanatlılardandır. Çekirge düşmek = (çekirge) Zuhur etmek, ortaya çıkmak. Orak çekirgesi = Ağustosböceği. Çayır çekirgesi = Çırçır, çırlak. Gece çekirgesi s Ağustosböceği. Çekirge tohumu = Bu muzır hayvanın yere gömdüğü yumurtası. Çekirge kuşu = Sığırcık kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasshopper. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasshopper. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çekirdekf oynar gibi ses çıkarma, tıkırdı, çıtırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekme işi ve şekil. (bk.) Çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haul. hitch. pull. traction. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. draw. haul. pull. drawing. pulling. traction. extrusion. aspiration. attraction. intake. air draft. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi, gıybet ve mezemmet tarzı: Onu bir çekiştiriş çekiştirdi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi ve gıybet, mezemmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fenalığını söylemek, Osm. fasi ve gıybet etmek: Adam çekiştirme pek kötü bir huydur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbite. pull. to pull at both ends. to run down. to backbite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize maliciously. to run down. to backbite. to pull sth at both ends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.

Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.

Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.

Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession. recoil. retreat. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing back. orderly retreat. recession. recoil. regress. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flinch. recede. recoil. retire. retreat. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat a retreat. to withdraw from. to retreat. beat retreat. draw off. give ground. pull back. recede. recoil. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HEDİYYE) (i. A.) (c. hedâyâ). 1. Armağan, Fars. pîşkeş: OiğerII hediye, çok pahalı hediye. 2. Kur’an’ ın bedeli (para ile alınıp satılmaması hakkında bir hadîs-i şerif rivayet edildiği için, bedeli hediye ile te’vil olunur. Başka kitaplar hakkında kullanılması yersizdir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donative. gift. present. bounty. donative. gratuity. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. gift armağan. price fiyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonus. gift. present. gratuity. prezzie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hediye, armağan. 2.Karşılıksız verilen şey. - Hediyetullah: Allah’ın hediyesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a present of. to give sth as a gift. give.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher. free gift coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hediye olarak takdime değer, pek nefis: Hediyelik mallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for a present. choice thing. suitable for a present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable to be used as a gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossing. gripping. interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. gripping. meaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Boncuk, kemik, taş gibi küçük parçaların bir ipe dizilmesi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar avladıkları avın parçalarını ip benzeri şeylere dizer, bir sonraki avda başarı getirmesi için üzerlerine takarlardı. Daha sonraları bu tip takılar kötülüklerden ve düşmanlardan koruması için savaşlarda da takılmaya başlandı. Bugün bile bazı taşların özel uğurlar getirdiklerine inananlar vardır.

Boncukların dini amaçla ve duaları saymada kullanılmasına ilk olarak Hindistan’da, Hindu inanışında rastlanıyor. Tespihin ataları Hindistan’dan doğuya, sonra Ortadoğu’ya, en sonunda da Avrupa’ya yayılıyor. Tespihin kullanış amacı Müslümanlık, Hıristiyanlık (Katolik), Hinduizm ve Budizm’de aynı olup hepsinde de duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır.

Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz. Muhammed’in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Hatta belki Osman Gazi, belki de Fatih Sultan Mehmet’de tespih kullanmadılar. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır.

Ne var ki, Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. İslam’da Peygamber’in namaz kılarken sünneti olan ‘Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber’ kelimelerini 33’er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor.

Yüce Yaratıcı’ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de ‘tespih’ adını vermiştir. Çeşitli malzemelerden yapılan tespihteki tane sayısı 33, 99, 500 veya 1000 olabilir.

500 ve 1000’lik tespihler daha ziyade tekkeler ve dergahlarda zikr için kullanılırlardı. Tekke şeyhleri, hastaları veya bir muradı olanları, iyileşmeleri veya muratlarının olması için bu tespihlerin içinden geçirirlerdi.

Tespih çekmek, tespih tanelerini birer birer işaret parmağı ile baş parmak arasından geçirmektir. Ancak günümüzde tespihi bir oyuncak veya el alışkanlığı olarak kullananlara, sallayarak veya çeşitli figürler meydana getirerek dolaşanlara, hatta tuttukları futbol takımının renklerine göre yapılmış tespihleri çekenlere sıkça rastlanmaktadır.

Aslında tespih çekmek din adamlarına özgü bir davranışmış gibi algılanır ama halk arasında da neredeyse bir alışkanlık haline gelmiştir. Tespih çekmenin daha çok kırsal kesimlerde yaygın olmasının nedeninin tespihin boş elleri meşgul edebilme özelliği olduğu ileri sürülüyor. Sıcak ayları tarımsal çalışma ile geçiren, sürekli ellerini kullanmaya alışmış kişilerin kış aylarında bu boşluğu tespihle doldurduklarına inanılıyor.

Günümüz biliminin tespih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous. former. the former. ex. prior. foregoing. antecedent. anterior. last. old. onetime. past. preceding. pristine. quondam. sometime. before. hereinabove. pre-. pro-. ex-. preceding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent. anterior. back. early. foregoing. former. initial. old. preceding. previous. prior. ex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Veraset, irsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Uzay mekiğinin içindeki astronotların havada yüzer gibi dolaştıklarını, eşyaların ortalarda uçuştuklarını televizyonda görmüşsünüzdür. Uzay mekiğinin dönüp durduğu yükseklik, dünyanın boyutları ile mukayese edildiğinde o kadar da fazla değildir. Peki nasıl oluyor da bu kadar bir yükseklikte yer çekimi sıfırlanıyor? Koskoca Ay’ı bile yörüngesinde tutan dünyamızın çekim gücü, ufacık bir uzay aracına nasıl etkili olamıyor?

Aslına uzay aracında da yer çekiminin yok olması söz konusu değildir. “Yerçekimsiz ortam” deyimi doğrudur ama bu, mekiğin yörüngesindeki uçuşundan doğan bir durumdur.

Astronotları (veya kozmonotları) bu ortama alıştırmak için özel hazırlanmış yolcu uçaklarının kullanıldıklarını duymuşsunuzdur. Uçak belirli bir yüksekliğe gelince aniden ve hızla bir eğri çizerek yere doğru inişe geçer. Saniyeler süren bir sürede uçağın içinde yer çekimsiz ortam yaratılmış olur.

Uzay mekiğinin ve uzay istasyonlarının dünya etrafında dönüşü, uçağın yaptığı hareketin veya çizdiği rotanın sürekli olan bir şeklidir. Yerden bakınca düz gidiyormuş gibi görünür ama uzay aracı devamlı düşüş halindedir. Eğer düz gitseydi (uzaydan baktığınızı düşünün) yörüngeden çıkar giderdi. Nasıl lunaparkta eğlence trenleri önce yükseğe çıkar sonra oradan hızla düşermiş gibi inerse, uzay aracının da dönüşü, aslında bu düşüş hareketinin devamlı bir halidir.

Uzay araçlarının uçtukları yükseklikte şüphesiz yer çekimi vardır ama bu sadece aracı yörüngede tutmaya yarar. Dünya’dan Ay’a doğru düz bir hat üzerinde yolculuk yaptığınızı düşünün. Ay ile Dünya arasında öyle bir nokta vardır ki burada Dünya’nın yerçekimi kuvveti biter Ay’ınki başlar. Yani uzayda nereye giderseniz gidin bir şeyin sizi çekmesinden kurtuluş yoktur.


Genel Bilgi by