Hem-nam ne demek? | Hem-nam anlamı nedir? | Hem-nam

Hem-nam anlamı nedir?

Hem-nam ne demek?

Hem-nam anlamı nedir?

Hem-nam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hem nam

Türkçe Sözlük

(i. F.). isimleri bir olanların beheri, adaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Loğusalık; doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kuvvetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ganem) (koyunlar). (bk.) ganem. (Mülkî idare). Koyun ve keçi ve sair hayvanlardan alınan vergi ve bundan hasıl olan varidat: Bu sene agnâm ne tuttu? Aşar ve agnâm idaresi, agnâm memuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغنام] koyunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yere yatıp yuvarlanmak (hayvanlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). Lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Hım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). simya, alşimi.alchemist (i). simyager, alşimist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation of capital. reinvestment of dividends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlama, hatıra getirme: hastanın geçmişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aforoz, Lânetleme (özellikle katoliklerde) ; aforoz edilmiş veya lânetlenmiş kimse; yasak edilmiş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şükran ve sevinç ilâhisi. national anthem milli marş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (geom). iç yarıçap, yanal yükseklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Aşağıdaki reçeteler aybaşı kanaması olduğu günler kullanılmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, limon

Hazırlanışı : 2 Adet limon uzunlamasına kesilir. Suyu sıkılır üzerine üç kahve kaşığı süzme bal ilave edilir, içilir. Günde üç kere uygulanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sanem). Sanemler, putlar, (bk.) Sanem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصنام] putlar. 2.dilberler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıldızların hareketleriyle ilgili bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendi kuvvetini üreten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Açık saçık yazı ve resimleri havi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. be = bağlama edatr, nâm = ad). 1. Adlı, müsemmâ: Rüstem nâmiyle be-nâm bir adam. 2. Meşhur, Ar. şehîr, Fars. nâm-dâr: Şâir-i be-nâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, nâm = ad). Kötü ad kazanan, kötülükte şöhret bulan, kötülükle ismi yâd olunan: Bu harekâtıyla bed-nâm oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدنام] adı kötüye çıkmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهم] birlikte, beraber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: be-hemehâl). Mutlaka, ne yapıp yapıp, ne olursa olsun, her halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in any case. no matter what happens. for sure. come what may.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بهه حال] her halükârda, mutlaka, ne olursa olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabl Mukaddes'te bahsi geçen suaygırına benzer bir hayvan; A.B.D., k.dili iri ve kuvvetli insan veya hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنام] ünlü. 2.adında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup başlığı. 2. Fihrist. 3. Zarfın üzerine yazılan adres.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Beytlehem şehri; Londra'da meşhur bir akıl hastanesi. star of Bethlehem tükürükotu, bot. Ornithogalum stachyoides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bİ-namâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortağı ve dengi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortağı ve dengi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İsimsiz, nâmsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helk dilinde: Beynamaz. Namaz kılmayan, namazı terkeden. Bî-namaz özrü = Makbûl olmayan özür, bahane. İki cimi arasında kalmış bî-namiz = Ne yapacağını şaşırmış adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی همتا] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينام] adsız, tanınmamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نماز] beynamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayati kimya, biyokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji ilminin canlıların hareketlerini inceleyen dalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küfretmek, sövüp saymak, okumak. blasphemer i. kâfir kimse blas'phemous s. kâfir, zındık. blas'phemously z. kafirce. blas'phemy i. küfür, günaha girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., Bohemyalı; çek dili; çingene, Kıpti; k.h. Bohem, Bohem hayatı yasayan kimse, toplum kurallarını dikkate almadan yaşayan sanatçı ruhlu kimse; s. Bohemya halkına veya diline ait, Bohemya'ya özgü. Bohemianism serbest hayat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. second childhood. dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ateh getirmek, ihtiyarlıktan çocuk gibi olmak. 2. Alıklaşmak, söylediğini bilmez olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in one's dotage. become senile. dote. become a cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become senile. to reach one's dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turşu suyu.

Hazırlanışı : 1 su bardağı turşu suyu az aralarla burna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosebleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. celb = davet, F. nâme = mektup, kâğıt). Birini mahkemeye davet için yazılan tezkere: Celbnâme yazıldı; bir celb-nâme aldım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلب نامه] çağırı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CELBNAME) (i.). Celp kâğıdı, (bk.) Celb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons. written citation. capias ad respondendum. letter of convocation. process. subpoena. writ of subpoena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer performed at the funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çengiler (oyuncu kadınlar) için yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. cevâb = karşılık, F. nâme = mektup). Cevâbı bildiren mektup, cevap yolunda yazılan mektup: Mektubumun cevâb-nâmesi geldi, cevâb-nâme-l Alînizi aldım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). chemical, chemist, chemistry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kimyasal, kimya ile ilgili; (i). kimyasal madde. chemical action kimyasal etki. chemical compound kimyasal bileşim. chemical engineer kimya mühendisi.chemical fire extinguisher eczalı yangın söndürücüsü. chemical reaction kimyasal reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). demiryolu; bir nevi bakara (kumar oyunu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadln iç gömleği, kombinezon; kadın elbisesi, pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın buluzü, bolero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimyager; (ing). eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimya .analytical chemistry analitik kimya. inorganic chemistry inorganik kimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kemoterapi; kimya ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). simiotropizm, hücrelerin bazı kimyasal maddelere karşı gösterdikleri yaklaşma veya uzaklaşma, kimyadoğrulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). organik maddelerin endüstriyel kullanılışları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasımpatı, krizantem. corn chrysanthemum sarı pat, (bot). Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarçın, tarçın ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Bass, güçlü dinamik bas ses oluşturulmasını sağlamaktadır. Üç bas güçlendirme seviyesi seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahâdetnâme, diploma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, örneğin Mini cihazlar için bas güçlendirmesini kontrol edebilmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Mekanik ilminin, cisimlerin hareketini ve hareketi meydana getiren sebepler arasındaki münasebetleri araştıran kolu. 2. (felsefe) Bir kuvvetin tesiriyle daima hareket halinde bulunan ve bulunduran, bir değişmesi olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamique

1. devim bilimi, 2. fel. devimsel, 3. canlı, etkin

1. Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı. 2. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren. 3. Hareketli, hayat dolu. 4. Hareketli, işleyen, çalışan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. high-pressure. dynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. dynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamics. dynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi veya video kameranın aşırı gölge (düşük ışık) ve parlaklıkları (aşırı ışık) aynı anda yakalayabilme yeteneği ölçümü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesinin daima mükemmel kalması için Dinamik Kontrast en parlak beyaz ile en koyu siyah arasındaki tüm gölgelerin korunduğundan emin olunmasını sağlar. Bu da görüntüye daha fazla derinlik ve ayrıntı katar. Arka ışık parlaklığının sahnenin parlaklığına göre ayarlanmasını sağlayarak çalışır. Benzersiz dinamik kontrast sistemimizde tüm keskin gri gölgeleri, daha yüksek bir kontrast düzeyi ve daha net High Definition görüntü sağlayan ACE (gelişmiş kontrast geliştirici) özelliği bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekranın sol tarafından teleteksti, sağ tarafında da boyutu ayarlanabilir görüntüyü gösterir. Teletekst, görüntüsü verilen kanaldan başka bir kanalın olabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki farklı TV kaynağı, birleştirilebilir ve aynı ekranda yan yana görüntülenebilir. Görüntü boyutu sorunsuzca ayarlanabilir. Sağ görüntünün boyutu, soldakinin boyutuyla ters orantılıdır. Soldaki görüntünün sesi TV hoparlörlerinden verilirken, sağdakinin sesi kulaklık yuvasından verilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

RGB (Kırmızı, Yeşil ve Mavi) Dinamik LED teknolojisi orijinaline mükemmel şekilde benzeyen görüntüler yaratır. Sürekli yanan floresan (CCFL) tüpler yerine LED teknolojisi kullanılarak renk kontrastı iyileştirilmiş ve daha yüksek netlik sağlanmıştır. Dinamik RGB LED ekranda olup bitenlere tepki verir, böylece görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın anlık olarak kapatılabilmesini sağlar. Sonuç, size daha ayrıntılı bir görüntü ve enerji bakımından daha verimli bir TV sunan saf, gerçek siyahlardır. Geleneksel beyaz yerine kırmızı, yeşil ve mavi LED’lerin kombinasyonlarını kullanarak, ekrandaki görüntüler daha geniş bir renk aralığına sahip olur – bu da Blu-ray Disc™’leri, DVD’leri ve PLAYSTATION®3 oyunlarını yapımcıların amaçladığı şekilde izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında resim netliğini artıran (resim ayrıntısı amplifikasyonu) ve görüntü kenarı parazitlerini azaltan (kontrast kazanımı) bir filtreleme tekniğidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Patlayıcı bir madde. Nitrogliserin ile yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dinamik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamisme

fel. devimselcilik

Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hareketi elektrik akımına çevirmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr.dynamo . 1.fiz.üreteç. 2.sürükleyici

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt. üreteç karşılığı önerilmiştir.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamo. generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kuvveti ölçmeye yarayan cihazların genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamomètre

fiz. kuvvetölçer

Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «direm» den) (c. derâhim). 1. Okkanın dört yüzde bir kısmı. Yeni dirhem yahut dirhem-i Aşârî = Yeni okka denilen kilonun binde bir kısmı ki, eski dirhemin ortalama üçte biridir. 2. Araplarin eski bir gümüş parası. Takriben bir frank kıymetinde idi. (bk.) dirhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drachm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dram. drachma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish süslemek. tezyin etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir çok arabada hoparlörler zemin seviyesinde bulunmaktadır. Bu yenilikçi 3B sanal ses teknolojisi, seslerin sanki kafa hizasında bulunan hoparlörlerden geliyormuş gibi duyulmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sövme, Ar. ta’n.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشنام] küfür, sövgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabii kuvvete ait, dinamik; mekanik gücü olan; değişme ve hareket halinde olan; kuvvetli, enerjik, faal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki ayrı TV sinyalinin, tek bir ekranda yan yana görüntülenmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamik bilimi; (çoğ.) hareket ettirici kuvvetler ve kanunlar; (müz.) sesin alçak veya yüksek olmasını belirten işaretler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(fels.) tabiat olaylarını kuvvet ve enerji terimleriyle açıklayan doktrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dinamit, nitrogliserinden yapılmış patlayıcı bir madde; (f). dinamitle havaya uçurmak; (kuyu açmak için) dinamitlemek .dynamiter (i). dinamitçi, dinamitle uçuran kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek.) direkt akımın voltajını değiştiren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karayağız at.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Karayağız at. -Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. İbrahim Edhem: İslam tarihinde meşhur sofi

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Çabuk anlayan. 2.Zihni açık olan. 3.Daha ulu, çok büyük şeref sahibi fehametli. - (bkz.Fehamet).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(EHEMM) (i. A. mühim’den itaf.). Daha ehemmiyetli, daha mühim, fazla itinaya değer: Ehemm-i umûr = işlerin en ehemmiyetlisi. Takdîm-ül-ehem alelmühim = En ehemmiyetli olan işin mühimlere tercihi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهم] en önemlisi. ehemmiyet atfetmek önem vermek, önemsemek ehemmiyet kesb eylemek önem kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHEMMİYYET) (i. A.) (Büyütme ismi olan «ehemm»e masdar edatı katılarak yapılmış yeni kelimedir. Tek y ile söylenir). Mühimlik, ağırlık, ye ğerlilik, dikkate değer olma, dikkat ve ihtimam: İşe ehemmiyet vermek, üstünde ehemmiyetle durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importance. consequence önem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importance. consequence. consideration. gravity. import. moment. significance. value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim, değerli, ağır. Üzerinde durulması lüzumlu: Ehemmiyetli mesele, ehemmiyetli hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. consequential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim ve değeri olmayan, nazarı itibara alınmaya lâyık olmayan, hafif, Adî: Ehemmiyetsiz iş, ehemmiyetsiz hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificant. unimportant. frivolous. immaterial. inconsiderable. petty. trifling. trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهميت] önem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yasal elektrik, elektroşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrodinamik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrodynamcis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. emr-nâme). Bir emri içine alan resmî yazı ki, üstten asta yazılır: Emir-nâme-i nezâret-penâhî = NAzırlığın (bakanlığın) emri. Emir-nâme-i sâmî = Sadâret makamından yazılan yazı. Nezâket icabı hususî mektuplara da emirname denilirdi: Emirname-i Alîlerini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halk. Beyn-el-enâm = Halk arasında. Seyyid-ül-enim = Peygamberimiz. Müfti’l-enâm = Şeyhülislâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انام] canlılar. 2.insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bütün mahlukat, yaratılmış her şey. 2.Halk, insanlar. Seyyidü’l-Enam: Halkın ulusu Rasûlullah (s.a.s). 3.Kur’an-ı Kerim’in 6.Suresinin adı. 4.Bazı ayet ve duaları içeren dua kitabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. enmile). (bk.) Enmile.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emay, mine; emay gibi şey; diş minesi; emay işi. enamelware i. emay işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) minelemek, mine ile kaplamak; değişik renklerle süslemek; parlaklık vermek. enamelling i. mine işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. âşık etmek, meftun etmek, büyülemek, teshir etmek, kendine bağlamak; k.dili aklını başından almak. enamored of someone birine âşık, tutkun, meftun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kısa ömürlü böcekler sınıfı, efemeridler; kısa ömürlü herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir gün devam eden; ömrü kısa olan, geçici, devam etmeyen. ephemerid i., zool. bir çeşit kısa ömürlü sinek, su sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. senenin her gününde güneş ve birkaç yıldızın mevkiini tayin eden astronomik takvim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dementia praecox. dementia precocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) eritem, vücudun bazı yerlerinde meydana gelen kızartı . erythemat' ic (s.) kızartı yapan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sanem). Sanemler, putlar, tapılan heykel ve resimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصنام] putlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Edhem).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) mitolojinin kişilerin ilahlaştırılmasından doğduğunu kabul eden kuram; mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri suren teori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. euphemist (i.) bu tür hafif söz kullanan kimse. euphemis'tic (s.) hüsnütabir kabilinden. euphemis'tically (z.) hüsnütabirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çog mata) (tıb.) eksantem, çiçek ve kızamık gibi hastalıklarda ciltte hasıl olan kızartı, leke ve kabarcıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fal kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فالنامه] fal kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. feth = zafer, F. nâme = risale, mektup). 1. Bir memleketin fethi veya bir zafer sonunda neşrolunan galibiyet fermanı. 2. Bir fetih ve zafer hakkında yazılan kaside ve manzume, zafer-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşiyip kaynamak, mayalanıp kabarmak. Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ip cambazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esnaf teşkilâtı ile bunların uymaları icab eden usul ve kaidelerden bahseden eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrecoverable. irreversible. irrevocable. unrecallable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçiş tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گمنام] adı unutulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب نامه] rüya tabiri kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حائز اهميت] önemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. edebiyat). Ayrılık vesilesiyle yazılan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bir ödemenin üçüncü bir şahsa veya münasebeti bulunan bir daireye verildiğini gösteren yazılı emir: Aydın vilâyeti için bir havale-nâme aldı; banka, havale-nâmeyi kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Farsça’dan). 1. İki veya daha fazla şeyin ve bilhassa zıt şeylerin birlikte bulunduğuna delâlet eder ve atıf gösterir, çok defa art arda kullanılır: Hem sizi, hem beni istiyor. Hem bilmez, hem olur olmaz konuşur. 2. (yalnız kullanılarak) Bir de, zaten, şurası da var ki: Hem ben size söyledimdi. Hem bana kabahat bulamazsınız. Hem ne lüzumu var? Hem de = Birde: Hem de siz bu işi yüklendiniz. Hem... hem de = Birinci mânâ ile kullanılır: Hem bilmiyor hem de söylemek istiyor. Hem dahi = Ve dahi, bundan başka (bu şekli eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HEMM) (i. A.) (c. hümûm). J. Gaile, müşkül iş. 2. Tasa, kaygı, gam, keder, hüzün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. likewise. and also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Them An onomatopoetic word used as an expression of hesitation, doubt, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is often a sort of voluntary half cough, loud or subdued, and would perhaps be better expressed by hm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An utterance or sound of the voice, hem or hm, often indicative of hesitation or doubt, sometimes used to call attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make the sound expressed by the word hem; hence, to hesitate in speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The edge or border of a garment or cloth, doubled over and sewed, to strengthen it and prevent raveling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Border; edge; margin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A border made on sheet-metal ware by doubling over the edge of the sheet, to stiffen it and remove the sharp edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a hem or border to; to fold and sew down the edge of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

both. and. besides. and also. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The edge created by folding metal back on itself Metal is hemmed for safety and strength reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Edge of material doubled over onto itself for the purpose of safe handling or to increase edge stiffness. -- Edge of material doubled over onto itself for the purpose of safe handling or to increase edge stiffness. high energy milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using a Whip stitch to attach the linings [Devlin, 1840].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HE Microwave. hemlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The edge created by folding metal back on itself Metal is hemmed to eliminate sharp edges and increase rigidity. the edge created by folding metal back on itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ هم]-deş,-daş anlamını verecek şekilde kelimeye türetmeye yarayan ön ek. 2.hem, üstelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (med, ming) elbise kenarı, baskı; (f). kıvırıp kenarını bastırmak. hem in, hem about kuşatmak, içine almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem (f). (med, ming) Hım! (bir kimseyi uyarmak için çıkarılan ses; tereddüt veya şüphe belirten ses); (f) böyle bir ses çıkarmak; tereddüt ederek konuşmak. hem and haw mırın kırın etmek, açıkça söylemekten çekinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Farsça veya Arapça isimlerin başına gelip Türkçe «daş» edatı gibi ortaklık ve birlik gösteren sıfatlar teşkil eder: Hem-bezm = Bir mecliste oturan Hem-rey = Bir fikir ve reyde bulunan. Hem-pâ = Ayakdaş. Hem-râh Yoldaş. Hem-fikir = Aynı düşünüşte, aynı fikirde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir asır ve zamanda yaşayan veya yaşamış olan, çağdaş, Ar. muâsır: Hem-asrı olan şairlerin biyografilerini yazmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçki meclisi arkadaşı, arkadaş, nedîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir cinsten olan, cinsi bir olan: Hemcins hayvanlar. 2. Bir cinsiyet veya milliyete mensup olan, bir milletten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir civarda bulunan, komşu: Kendisiyle hemcivârız. 2. Birbiriyle temas halinde, aynı hudutta: Hemcivar devletler, kazâlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkı fıkı, canciğer arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aynı dert ve kedere düşenlerin her biri: İnsan hem-derdiyle halleşebiiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birlikte çalışan, arkadaş: Hem-dest idiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Her ikinin diğeri: O iki ortak hem-diğeriyle iyi geçiniyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalb ve fikirleri, düşünceleri bir olanların her biri. Bir maksat ve istekte bulunanların her biri, gönül yoldaşı: Hem-dil ve hem-zebân idiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aynı halde bulunan, halleri benzer veya bir olan: Bizim arkadaşla hem-hâliz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir evde oturanların beheri: Kendisiyle bir sene hem-hâne bulunduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hudutları, sınırları bitişik olan ülkeler: Türkiye, Yunanistan’a hemhuduttur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(. F.). Bir ahlâk ve tabiatta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Dizginleri beraber olan, yani birlikte hayvan yürütenlerin beheri, atbaşı beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (c. hem-kademân). Ayakdaş, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindaş, mezhepdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tek mânâ ifade eden, mânâca ortak, Ar. müterâdif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir meşrepte bulunan, tabiatı ve yaşayışı aynı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mezhepte bulunan, mezhepdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). isimleri bir olanların beheri, adaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hem-dem, arkadaş, Ar. musâhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakdaş, yoldaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir pâye ve rütbede bulunanların beheri, akran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yoldaş, yol arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sırdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-râh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte bulunan, renkleri bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber giden, yol arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir fikir ve reyde bulunan, aynı düşüncede ve görüşte olan: Ben onunla daima hem-rey idim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Atları yan yana yürüyen, birlikte binip giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rütbede bulunan, rütbeleri bir olanların her biri, Ar. akrân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ders arkadaşı. Bir ders okuyanların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Komşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Uyan, uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şehir ahalisinden olan, memleketli: Bir hemşeri gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Arkadaş. 2. Diğerine nisbetle karı kocanın her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaşıt, yaşta beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kız kardeş, Fars. hâher, Ar. uht.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir sofrada yemek yiyenerin beheri, sofra arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birlikte sohbet eden, görüşen, konuşan: Daima iyi adamlarla hem-sohbet olmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Aynı zamanda olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Diz dize oturan, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir dil kullanan, sözleri bir olanların her biri: Hepsi hem-dil ve hem-zebân idiler. Aynı dili konuşanlar: Çerkesler kabilelere ayrılmışlarsa da hepsi hem-zebândırlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hemato, hemo- önek kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hemato, hemo önek kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kan akıtıcı ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آگوش] sarmaş dolaş, kucak kucağa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آهنگ] uyumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemâheng.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kana veya kan damarlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همان] derhal, hemen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiğit erkek, iri yarı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hemân-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). O anda, derhal, der-akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sanki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانا] adeta, tıpkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هماندم] o anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانند] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم عصر] çağdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kanla ilgili; kanla dolu, kanlı, kan renginde; (tıb). kana tesir eden; (i). kanı etkileyen ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemoglobinin erimesinden meydana gelen koyu lâcivert bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir maden filizi. Kırmızı veya esmer renkte tabiî demir oksidinden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haematite. hematite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hematit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آواز] bir ağız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal in rank. of the same kind / gender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همباز] ortak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) aynı cevherden olma, aynı asıldan gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same kind. fellow being. fellow creature. fellow man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow. fellow-man. of the same kind. of the same kind/race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow. equal. of the same kind. fellow creature. fellow human. fellow man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم جنس] aynı cinsten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir cinsten olma: O iki hayvan birbirine benziyorsa da aralarında hemcinslik yoktur. 2. Bir kavimden olma: Kendisiyle hemcinslikten başka bir münasebetimiz yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم جوار] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fars. HEM-CİVARİ) (i.). 1. Komşuluk. 2. Hudutları bitişik olma: Belçika ile Holanda hemcivardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همچو] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدم] arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم درد] dert ortağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hep, bütün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همه] tümü, hepsi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Koyun vesair hayvanların gözlerine ve ağızlarına yapışıp rahatsız eden küçük bir cins sinek. 2. mec. Şaşkın adam, çolpa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همگان] tümü, hepsi, herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HEMAN) (e. F.). 1. Anîde, ansızın, derhal, der-akab, çabucak: Hemen hazırlayıp getirdi. Hemen soyunup yattı. 2. Az evvel: Siz geldiğinizde ben hemen kalkmıştım. Hemen yatmıştım. 3. Daiima, mütemadiyen, aralıksız, bir düziye, arasız: Hemen söyler, hemen yürür. 4. Takriben, sanki, gibi: Hemen kalmadı = Pek az kaldı, sanki kalmadı. Hemen yoktur = Yok gibidir. İkisi hemen birdir (bu mânâ ile daha çok art arda kullanılır: Hemen hemen birbirinin aynıdır). 5. Az kaldı: Hemen düşünüyordum. 6. Yalnız, ancak, tek: Hemen bir evimiz vardır. Hemen şu iyiliği vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediate. prompt. immediately. instantly. directly. in no time. instantaneously. on the spot. anon. bang off. right of the bat. forthwith. out of hand. incontinently. in an instant. on the instant. instanter. in a jiffy. now. at once. in short order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directly. forthwith. immediately. instantly. quick. straightaway. at once. right now. just. nearly. almost. right away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at once. immediately. right away. right now. nearly. almost. about. as soon as. without delay. directly. forthwith. in the instant. instanter. instantly. in no time. right off. straight off. pronto. shortly. soon. straightaway. then and there. thereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all but.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. much. nearly. practically. virtually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. very nearly. pretty soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpish. in no time. trice in a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HEM-FİKR) (i. F. A). Aynı düşüncede, aynı fikirde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimous. of the same opinion. likeminded. like-minded. agreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same opinion. like-minded. like minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemfikr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همفکر] aynı düşüncede, hemfikir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aynı fikri paylaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همگنان] herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم حدود] sınırdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous. sharing the same boundary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemhudûd.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.) (hem = berâber, İn = bu). Bu bile, tıpkı bu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenin ve özel likle başın bir tarafının ağrıması, yarım baş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Köyden şehre yeni ge!ip bir şey bilmez kaba ve şaşkın adam: Büsbütün hemicek bir adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarım daire, yarım daire şeklinde olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Sarı sarmaşık da denilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همين] bu, işte bu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). yarım inme, vücudun yalnız bir tarafına gelen felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hemipterous (s)., (zool). yarımkanatlılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.i F.). Daima, her zaman, her vakit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هميشه] daima, her zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarıküre hemispher'ic(al) (s). yarıküreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarım mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم قد] boydaş, aynı boyda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همکار] meslektaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همکيش] dindaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (terz). elbise veya paltonun etek ucu, etek boyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köknara benzer bir çam ağacl, (bot). Tsuga; baldıran, ağıotu, (bot). Conium maculatum. water hemlock su baldıranı, (bot). Cicuta virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هم] kaygı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همنام] adaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kanın normal sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Alyuvarların en önemli cevheri. Birleşiminde demir, azot, oksijen, kömür ve kükürt vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemoglobin. haemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The normal coloring matter of the red blood corpuscles of vertebrate animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In arterial blood, it is always combined with oxygen, and is then called oxyhemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Blood crystal, under Blood. a hemoprotein composed of globin and heme that gives red blood cells their characteristic color; function primarily to transport oxygen from the lungs to the body tissues; 'fish have simpler hemoglobin than mammals'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the iron-protein component in the red blood cells that carries oxygen to body tissues. substance in the red blood cells that supplies oxygen to the cells of the body. iron-containing, oxygen-carrying pigment in red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The iron-containing pigment of the red blood cells which carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance contained within red blood cells that carries oxygen from the lungs throughout the body Hemoglobin is responsible for the color of red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hemoglobin is a substance contained within the red blood cells and is responsible for their color It has the unique property of combining reversibly with oxygen and is the medium by which oxygen is transported within the body It takes up oxygen as blood p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying part of the red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecule in the red blood cell that carries oxygen Hemoglobin combines with oxygen in the lungs and releases it in the tissues It is what makes blood red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen from the lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen to all parts of the body Hemoglobin is measured in grams per deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein inside your red blood cells It is the part of the red blood cell that carries oxygen from your lungs to the rest of your body Hemoglobin also carries sugar, because sugars can stick to all kinds of proteins in your body. a type of protein in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues where the oxygen is readily released and CO2 from the tissues to the lungs where it is released. the iron-containing pigment of the red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An iron-containing conjugated protein or respiratory pigment occurring in the red blood cells of vertebrates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A respiratory protein contained in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues of the body Its structure consists of two pairs of globin chains and a heme group that binds the oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This protein carries oxygen in the blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iron-containing pigment of the red blood cells that carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen and carbon dioxide and gives blood its red color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that carries oxygen Hemoglobin gives blood its red colour. an iron-containing respitory pigment of red blood cells that is made up of a globin composed of four subunits Each subunit is linked to a heme molecule that fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying pigment of red blood cells, it is manufactured in bone marrow, and composed of iron-containing heme and the protein globin Many types of hemoglobin have been identified, however adult and fetal types are considered to be normal Tests t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemoglobin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemofili kanın pıhtılaşmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanama. hemorrhagic (s). kanamaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). basur, emeroit. hemorrhoid'al (s). basura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanamayı kontrol altına alan alet veya ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir, kendir, (bot). Cannabis sativa; esrar, haşiş; kenevir lifi; (k).dili idam ipi. Indian hemp hintkeneviri, (bot). Apocynum cannabinum. Virginian hemp, water hemp su kendiri, (bot). Acnida cannabiona; su keneviri, (bot). Bidens tripartita; ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederate. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همپا] arkadaş, kafadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همراه] yoldaş, yol arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همراز] sırdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همریش] bacanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسال] yaşıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسایه] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همسفر] yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow townsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ هم شهری] hemşeri. 2.yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسر] eş, karı kocadan her biri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemşehrî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir memleket ahalisinden olanlar arasındaki münasebet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم سن] yaşıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. sick nurse. sister. health visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. sister. sister kız kardeş. bacı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. sister. sicknurse. trained nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همشيره] kızkardeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kız kardeş oğlu veya kızı olan yeğen. Kız kardeşten yeğen: Benim hemşîre-zâdemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. sisterhood kız kardeşlik. nursing hastabakıcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. sisterhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم صحبت] sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (terz). kumaşın kenarını ajurla bastırmak, ajur yapmak; (i). ajur, antika, sıçandişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Denk, müsavi, eşit, eş, benzer, şebih, nazîr: Bihemtâ = Benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همتا] eş, benzer, denk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Düz, Ar. müstevî. 2. Uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هموار] düz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daima, her zaman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همواره] daima.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kese, torba, çanta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هميان] heybe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ همزاد] doğuşla birlikte gelen. 2.birlikte doğan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arapça’da ve Arap asıllı eski Türk alfabesinde kısa a veya e sesi veren işaret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همزبان] aynı dili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the same level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grade crossing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level / grade crossing / passage. grade crossing. level crossing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiziğin hidrodinamik bahsi ile ilgili. hydrodynamics i. sıvıların durumunu inceleyen fizik kolu, hidrodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden yüksek medrese ve meşk (yazı) talebesine hocaları tarafından verilen diploma, izinnâme, şehadetnâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madrasa diploma. practicing certificate. professional licence license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجازت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Savcının, iddialarını topladığı ve soruşturma sonunda mahkemede okuduğu yazı, savcının görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغتنام] ganimet bilme. 2.ganimet alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHBAR-NAME) (i. F. hukuk). 1. Belirli olaylara dair bilgi olarak, ilgili olduğu yere verilen yazı. 2. Bir paranın ödenmesi veya diğer bir muamelenin yapılması lüzumuna dair bir resmî daireden gönderilen ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification. letter of advice. monition. garnishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written notice. notification. prompt note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اخبارنامه] bildiri kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (ed). İltifat mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İçinde resmî veya hususî İlân olan kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevgili, sevilen kadın; aşık kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nimeti, iyiliği.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) izodinamik, eşit kuvvete sahip olan, eşit kuvvete sahip noktaları gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir istek ve rica için bir makama sunulan damgalı ve pullu kâğıt, arzuhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استدعانامه] dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir memurun görevinden alınmasını istemek maksadıyla verdiği resmî kâğıt: İstîfâ-nâmesini sundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Sanığın, sorulan suallerle verdiği cevapları içine alan zabıt: Istintak-nâmeyi mühürledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rica ve niyaz için yazılan mektup veya sunulan dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin ithâf edildiğine dâir yazılan yazı, Fr. d6dicace.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Bir cinayetten sanık olup tevkif olunan adama o cinayetin isnâdı hakkında adliye tarafından verilen resmî kâğıt ki, onunla mahkemeye teslim olunup muhakemesine başlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتمادنامه] güven mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عتق نامه] âzâdlık belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Prospectus)

Sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat ve mezuniyet alan bir kimseye verilen yazı, izin kâğıdı, icâzet-nâme, ruhsat-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanamak işi. bk. Kanamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. loss of blood. haemorrhage. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanı akmak, yaralanıp kan çıkmak: Burnum kanadı. Kimsenin burnu kanamaksızın = Savaşsız, kavgasız, patırtı çıkarıp kimseyi üzmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zem ve tenkid eden, kötüleyen, kınayan, tenkitçi, münekkid. 2. Eğlenen, müstehzi, alaycı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (doğrusu «kâr-nümâ = iş gösteren» olsa gerektir). Esnaf kalfalarından usta çıkıp kendi başına çalışmak üzere icâzet isteyenlerin, imtihan için yapıp sundukları iş örneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cumhurbaşkanının imzasıyle tamamlanan hükümet kararı. 2. Bakanlar kuruluna verilen yetkilere dayanılarak alınan karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. bylaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. legal decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. governmental decree or decision. statutory order / decree. decree-law rule of law. order in Council. governmental decision signed by the Council of Ministers and / or President. presidential decree. emergency enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kavi = söz, Fars. nâme = yazılı şey). Üzerine bir mukavele ve anlaşma yazılmış ve imzalanmış kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaynamak işi, kaynayış. bk. Kaynamak. 2. Kaynamış, kaynamakla pişmiş: Kaynama et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. boiling. ebullition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. surging up. bubbling up. knitting. boil. bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı bir şey ateşte fıkır fıkır etmek, Osm. galeyân eylemek, cûş ve hurûşa gelmek: Bu su kaynadı mı? 2. Kaynar suyun içinde pişmek: Bu et daha kaynamadı. 3. Şişip kabarmak, ekşimek, Osm. tahammur etmek: Şıra kaynamaya başladı, midesi kaynıyormuş. 4. Yerden şiddetle fışkırmak, Osm. feverân etmek: Yerden su kaynıyor. 5. Çok bulunup kaynayan su gibi hareket etmek: Bu dolapta karıncalar kaynıyor. 6. Birleşmek, yapışmak: Kırılan kol kemiği kaynadı. 7. Gizlice ve el altından düzenlenmek: Burada bir iş kaynıyor. 8. Rahat durmamak, Osm. cûş ve hurûşta olmak, deprenmek: Deniz kaynıyor, bu adam kaynayıp duruyor. 9. Suyun içinde batmak, denizin dibine inmek: O koca gemi beş dakikada kaynadı. 10. Mahvolmak: Bizim paralar kaynadı gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. broil. crawl. seethe. to boil. to ferment. to effervesve. to burn. to sour. to surge up. to seethe. to swarm with sb/sth. to teem with. to crawl with. to be alive with. to abound in/with sth. to knit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to ferment. to surge up. to seethe. to swarm. to teem. to knit. to become welded. to be wasted. gate crashing. bubble. stew. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, nâm = ad). Adı olmayan, şöhretsiz, kimsenin bilmediği, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. reproach. blame. criticism. animadversion. castigation. censure. condemnation. denouncement. denunciation. disapprobation. reprehension. reprimand. reproof. reproval. strafing. strictures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. censure. denunciation. obloquy. reprimand. reproach. reproof. disapproval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censure. condemnation. animadversion. castigation. criticism. adverse criticism. decrial. disapproval. flak. indignation. obloquy. reproach. reprobation. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Beğenmediğini bildirmek, Osm. zem ve takbîh etmek, tenkid etmek. 2. Eğlenmek, istihza etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast reflection on smb. blame. condemn. reproach. disapprove. reprove. castigate. censure. decry. denounce. fault. remonstrate. reprimand. reprobate. slate. stigmatize. strafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censure. condemn. denounce. rap. to condemn. to censure. to reproach. to blame. to reprimand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to condemn. to censure. castigate. criticise. decry. fault. lash. rap. reproach. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıyafet ilminden (fizyonomiden) behseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabani hayvan ini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eden, edici veya ederek. Nâle-künân = inleyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anlaşılmaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. matematikle ilgili, kesin, tam. mathematically z. matematik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matematik. abstract veya pure mathematics kuramsal matematik. applied mathematics . uygulamalı matematik. higher mathematics yüksek matematik. mathemati'cian i. matematikci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. dövüşe yarar uzuvlarından birini sakatlayarak bir kimseyi müdafaasız bırakma suçu; kargaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça «merhem» den galat), (bk.) Merhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevm» den mimli masdar). 1. Uyku, Ar. nevm, Fars. hâb. 2. Rüya, düş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منام] uyku. 2.rüya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâhim). 1. Yaralara ve ağrıyan yerlere sürülmek üzere verilen yağlı ve yarı donmuş kıvamda ilâç: Yaraya merhem sürmek, merhem kullanmak. 2. mec. Acı ve şiddeti geçirip yumuşatacak şey; teselli sebebi. Merhem-) dil = Gönül merhemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ointment. salve. balm. pomade. pomatum. unction. unguent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. emulsion. ointment. salve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ointment. salve. emulsion. pomade. unguent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرهم] pomad, yara kremi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrokimya, ufak miktarlarla ilgilenen kimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide ülseri, mide kanseri veya mideye giren sert bir cismin yaptığı tahribat sonucu görülür. Hastanın gaitası kanlı ve kahve telvesi görünümündedir. Mide kanaması geçiren hastaya şu şekilde yardımcı olunur. - Telaşlanmayın, Hastayı hemen yatırın, Bir su bardağı soğuk sütü veya bir bardak soğuk suyu yavaş yavaş içirin. Bunların yerine ufak bir parça buz da yutturabilirsiniz. Mümkünse hastaneye götürün Kanama durdurulduktan sonra, havuç suyu içirilebilir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimizin mîrâcı hakkında yazılmış kasîde ve şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış isim vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. morfem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha doğrusu: Ahdnâme. (bk.) Ahidnâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معاهده نامه] antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «behm» den imef.) (mü. mübheme). Belirsiz, sınırsız, tayin olunmayan, her tarafa çekilebilen: Müphem söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (Türkçe’de). Belirsiz bir mânâya delâlet eden kelimeler: Ne, kim, kaç vs. gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübhem olma hâli, belirsizlik, bellisizlik, örtülülük, anlaşılmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written defense. defendant's plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostça mektup: Muhabbet-nâmenizl aldım (büyükten küçüğe yazılan mektup için kullanılırdı). 2. Aşk mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehd.den imef.) (mü. mümehhede). 1. Yapılmış. 2. Düzenlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dil öğrenmek için karşılıklı iki dilden konuşma örnekleri veren kitap: Fransızca Türkçe bir mükâleme-nâme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mukavele senedi: Mukavele-nâmesini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. written agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مقاوله نامه] sözleşme metni.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehm» den imef.) (mü. mülheme). Ilhâm olunmuş: Aşktan mülhem bir şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspired. revealed by inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hemk» ten if.) (mü. münhemike). Bir işin üstüne çok düşen, Osm. inhimâk eden: Dersine pek münhemik bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vague. indefinite. ambiguous. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguous. equivocal. vague. indefinite. uncertain. cloudy. dark. doubtful. equivocate. exigent. hazy. loose. nebulous. recondite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübhemiyyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. haziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den imef. (mü. müstefheme). Anlaşılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vehm» den imef.) (mü. mütteheme) («müttehim» şekli yanlıştır). 1. İtham olunan, şüphe olunan, kendisine bir cürüm ve kabahat yüklenen. 2. Kabahatli, bir suç işleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deed of consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبهم] belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبهم] belirsiz, belli belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşi ve emsali olmayan, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Düz olmayan. 2. Uymayan, uygunsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ad, isim: Ahmed nâmında bir adam. 2. Şöhret, şan: Nâm aldı nâm kazandı, nâm verdi. 3. Yöneltme, adres. Benim nâmıma bir mektup geldi. 4. Vekâlet: Ben sizin nâmınıza, evrakı imza ettim. Be-nâm = 1. isimli: Rüstem nâmiyle be-nâm bir kahraman. 2. Meşhur: Yiğitlikle be-nâm bir adam. Bed-nâm = Kötülükle şöhret bulmuş. Nîk-nâm = İyilikle meşhur, hayırla anılan. Nâmında = İsimli, adlı: İncili Çavuş nâmında bir nedîm. Nâmına = ismen itibârî olarak. Nâm ve nişân = İz ve eser: Nâm ve nişanı kalmadı, bulunmadı, (sıfat terkiplerinde) İsimli adam: Pervîz nâm şahıs: Pervîz isimli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. fame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. reputation. repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Am not. imp. of Nim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Number Assignment Module The NAM is the electronic memory in the wireless phone that stores the telephone number and an electronic serial number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a wireless phone that holds in electronic memory the telephone number and ESN of the phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Number Assignment Module The NAM is the electronic memory in the cellular phone that stores the telephone number and electronic serial number Phones with dual- or multi-NAM features offer the user the option of registering the phone so that it will have t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The NAM or Number Assignment Module is the electronic memory in the cellular phone that stores the telephone number Phones with dual- or multi-NAM features offer users the option of registering the phone with a local number in more than one market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The NAM is the electronic memory in the cellular phone that stores the telephone number Phones with dual- or multi-NAM features offer users the option of registering the phone with a local number in more than one market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Number Assignment Module The NAM is the electronic memory in the wireless phone that stores the telephone number and an electronic serial number. is the data which describes the phone and its home system The phone number is part of the NAM.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name, name of God Sikhism places emphasis on the rememberance of God through meditation on Gods name. located in transceiver The PROM or EPROM that has the data about the user's cellular phone number, lock code, timer reset code, network of choice and oth

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Network Access Module A special jack into which a printer or computer is plugged to connect to a network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Account Manager Title of Ford's fleet field sales representatives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Association of Manufacturers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nautical Air Miles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Network Adaptation module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Numeric Assignment Module The user's wireless telephone number or more specific information required when programming a wireless telehpone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نام] ad. 2.adında, adlı. 3.ün, şöhret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ad vermek, adlandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nâmdârân). Meşhur, namlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şöhret, nam almışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adlı, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimlendirilebilir; şöhrete lâyık, unutulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undefeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامحدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ نامحرم] mahrem olmayan. 2.nikah düşmeyen kişi. 3.yabancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nâ-mahremlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامحسوس] hissedilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامقبول] makbul olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.)) [نامعقول] makul olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adın duyulsun, ün kazan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامعلوم] bilinmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usul, tarz, yol: Hep bir namat üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نام آور] ünlü, sanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İslâm dininde günde beş defa yapılan ibâdet: Namaz kılmak, sabah, öğle, akşam namazı. Bî-namâz = Namaz kılmayan, Osm. târik-i salât. Namaz bezi = Kadınların namaz kılarken başlarına örttükleri bez. Namazbozan = Eğrelti otu cinsinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayers. prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual worship. prayer. namaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual of worship centered in prayer. namaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer performed by Muslims five times each day. form of Muslim prayer, worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نماز] namaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Namaz kılmaya mahsus meydan ki, kıble cihetinde mihrap yerine bir dikili taşı olur. 2. Ustü açık mescit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمازگاه] namazlık, üstü açık mesçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde namaz kılınan seccade vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adet gören kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامبردار] ünlü, sanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yavan, tatsız, tatsız şekilde duysal; sıkılgan, kararsız; i. kararsız kimse, sıkılgan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامجو] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامدار] ünlü, namlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Namlı, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAm-dârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup: Bir nâme yazdı. 2. Aşk mektubu: Nâme yazmaya mahsus süslü kâğıt. Nâme-i hümâyûn = Osmanlı padişahı tarafından bir hükümdara yazılan mektup. Diğer isimlere katılarak o ismin mânâsına ait kitap, risale veya yazı mânâsına gelir: Emir-nâme, beyannâme, târif-nâme, tâlim-nâme, telgraf-nâme, sâl-nâme, şâh-nâme, şehâdet-nâme, sulh-nâme, ahid-nâme, muhabbet-nâme vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The title by which any person or thing is known or designated; a distinctive specific appellation, whether of an individual or a class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A descriptive or qualifying appellation given to a person or thing, on account of a character or acts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reputed character; reputation, good or bad; estimation; fame; especially, illustrious character or fame; honorable estimation; distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those of a certain name; a race; a family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person, an individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a distinctive name or appellation to; to entitle; to denominate; to style; to call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mention by name; to utter or publish the name of; to refer to by distinctive title; to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name or specifically for any purpose; to nominate; to specify; to appoint; as, to name a day for the wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name, as the Speaker does by way of reprimand. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law' a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. diploma. declaration or permit (used in compounds only. missive. music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same thing'. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law'. a person's reputation; 'he wanted to protect his good na

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PCDATA providing the name of the MathML element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the stock or fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slash-separated list of components that uniquely identifies an element of an HDF5 file A name begins that begins with a slash is an absolute name which is accessed beginning with the root group of the file; all other names are relative names and the ass

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the request as specified by the user, using the qsub -r option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java expression that refers to a particular object or value Examples include variables, parameters, fields, class names, and interface names Every name has an associated type Within its scope, the name is generally bound to a value See the chapter on Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What a coaster is called, in order to distinquish it from others While some parks are very creative with this, others tennd to use the same name over, or even worse just use the name 'coaster' or 'roller coaster'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name is an attribute in an HTML element that provides a unique identifier for the element However, in recent versions of HTML, the name attribute has been deprecated in favor of the 'id' attribute in most cases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word consisting solely of letters, numbers, and underscores, and beginning with a letter or underscore Names are used as shell variable and function names Also referred to as an identifier. hostname - This is a required parameter used in PPP authenticat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the real name of the member This is viewed from the member profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name is a construct that stands for an entity: it is said that the name denotes the entity, and that the entity is the meaning of the name See also declaration, prefix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A given page presents a subject named with a single word or short phrase, such as 'Frog,' 'Lichen,' 'Pools and Riffles,' or 'The Water Cycle ' Page naming must be simple for two reasons: to be useful for basic vocabulary building exercises, and to allow s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of English Query minor entity that indicates how its associated major entity is identified in questions and statements, for example, 'book' refers to the major entity Books table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of identifying attributes purported to describe an entity of a certain type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The driver's full name in the format of last name, first name, initial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The self articulation of reality entering the world of human consciousness, as Namu- amida-butsu Also referred to as the Name in six letters or six syllables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The logical class name as given in the NOAO Image Data Structure Definitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نامه] mektup. 2.kitap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ad, isim; nam, şöhret, ün; ünvan; kızgınlık belirten hitap şekli; şöhretli kimse; dış görünüş; Tanrının kutsal ismi; f. ad koymak, isim vermek, ismiyle çağırmak; ismini vermek; belirtmek; tayin etmek; memur etmek; s. ismi olan; A.B.D., k.dil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektup götüren. Kebûter-İ nâme-ber — Mektup götürmeye alıştırılmış güvercin, posta güvercini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir hükümdardan diğer bir hükümdara nâme götürmeye memur görevli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامفهوم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz, adsız, adı belli olmayan; adı konmamış; tanımlanamayan; bahsedilmeye layık olmayan; gayri meşru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani şöyle ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامرد] alçak, aşağılık, namert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. insaniyetsiz. 2. Korkak, aiçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. despicable. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. base. contemptible. despicable. craven. dastardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAmerdî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامرئی] görülmeyen, görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامأمول] umulmayan, beklenmedik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nümüvv» den if.) (mü. nâmiyye). Gelişen, yerden biten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامی] ünlü, namlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Namlı, şöhretli ünlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Namibia, Güneybatı Afrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Namibian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazıcı, kâtip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazıcı, katip, yazar

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Namık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on behalf of. in behalf of. in the name of. per pro. per procurationem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. in the name of. on behalf of sb. on sb's behalf. in behalf of sb. in sb's behalf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on behalf. on behalf of. on account of. in the name of. in the name and behalf of. per uprocuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) adına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Olma, yerden bitme kuvvetli, gelişme yetişme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yerden bitmek ve gelişmek hassası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notorious. illustrous. famous. celebrated. renowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. renowned. celebrated. noted. reputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfek veya kılıç demiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. gun barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامراد] muradına ermemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAMÜS) (i. A.) (c. nevâmîs) (Yunanca’dan). 1. Kanun, nizam. 2. Irz, edep: Namusunu muhafaza etmek, insan dünyada namusu için yaşar. 3. İffet, doğru yol: Namusu olan yalan söyiemez. 4. Büyük melek. Nâmûs-ı Ekber = Cebrail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour. honesty. decency. purity. virginity. virtue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honour. good name. rectitude. honesty. honor. honest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrity. probity. uprightness. virtue. chastity. decency. honesty. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kanun nizam. 2.Ar, edep, haya, ırz. 3.Temizlik, doğruluk. 4.Allah’a yakın olan büyük melek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslulukla, namusa uyarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yatanların görülmemesi için yatağın çevresine asılan perde. 2. Cibinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAMÜS-KAR) (i. F.). 1. Namuslu. 2. Doğru (insan).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناموسکار] namuslu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Namuslu bir şekilde: Nâmuskârane hareket etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناموسکارانه] namusluca, namuslulara yakışır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Namus ve edebi olan: Namuslu hâkim. 2. Doğru, haysiyet ve itibar sahibi: Namuslu adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable. honourable. honest. upright. pure. fair. level. modest. respectable. untainted. vestal. virtuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. good. honest. honourable. incorruptible. pure. respectable. right. straight. upright. chaste. honorable. proper. modest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upright. virtuous (woman. aboveboard. chaste. clean fingered. down to earth. honest. hono u rable. incorrupt. like ceasar's wife. respectable. straight. upstanding. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. virtuousness. chastity. honesty. trustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Irz ve edebi olmayan: Namussuz bir adam. 2. İffet ve doğruluğu olmayan: Namussuz bir kadının sözüne güvenilemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent. corrupt. crooked. deceitful. devious. dishonest. dodgy. rascal. rogue. shady. shameless. scoundrel. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. immoral. unvirtuous. rotten wretch. damned thing. blighter. corrupt. crooked. dishonest. dishonourable. dodgy. double. ignominious. reptilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchasteness. dishonesty. roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. boundless. endless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامساعد] uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامتناهی] sonsuz, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامور] ünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Adlı, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Namzet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نامزد] aday. 2.nişanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Nişanlı: O kızın namzedi vardır. 2. Bir memuriyete veya üyeliğe vs. tayin ve seçilmesi düşünülen: O memuriyete namzettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidate. nominee. postulant. remainderman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidate. applicant aday. applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidate. nominee. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nickname

takma ad

Kendi adından başka eğreti alınan ad.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. lakap, takma ad; f. lakap takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi nam kazanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tüzük. Nizâmnâme-i dahilî = iç tüzük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations or statutes of an organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نظام نامه] tüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. ratification. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beğenip istemek, tercih ve kabûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approve. to approve. to assent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oynamak işi. (bk.) Oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. move. moving. playing. dancing. acting. play. showing. falsification. fluctuation. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. representation. playing. moving. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing. gambling. dancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kımıldanmak, hareket etmek: Bu taş yerinden oynamaz, zor oynar. 2. Sıçramak, hoplamak, sağa sola atılarak oyunlar yapmak: Bu tay çok oynar. 3. Bükülmek, kırılmak: Bir ayağı oynamaz, bu bebeğin, kolları bacakları oynar. 4. Eğlence için olan oyunların biriyle meşgul olmak: Bu çocuk bütün gün oynar. 5. Oyun gibi boş ve faydasız süsle uğraşıp vakit kaybetmek: Nakkaş, marangoz çok oynuyor. 6. Halecana uğramak: Yüreğim oynadı. 7. Sarsılıp yerini biraz değiştirmek: Bu bina oynamış, temelinin bir tarafı oynadı. Aklı oynamak = Deli olmak. Gülüp oynamak = Sevinç göstermek. 8. Bir oyun icrâ etmek, bir oyunla uğraşmak: Kâğıt, tavla, dama, satranç, bilardo, kumar oynamak. 9. Kumara koymak, kumarda kaybetmek: Bütün parasını oynadı. 10. Tiyatroda temsil etmek: Bu akşam tiyatroda Hamlet’i oynayacaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake a leg. mess smth. about. play. move. dance. act. perform. play with. place one's bet. toy. budge. frisk. hop. interpret. jig. juggle. monkey. play around. play at. play on. play upon. playact. represent. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frolic. juggle. perform. play. sport. tamper. tinker. to play. to dance. to frolic. to romp. to move. to budge. to fiddle with. to toy with. to tamper with. to tinker. to be on. to perform. to act. to enact. to portray. to dally with sb/sth. to risk. to b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play. to amuse oneself. to fool around. to dance. to gamble. to frisk about. to move. to bulge. to stir. to become loose. to have play in it. to play (a game. to perform (a play. to risk. to play around with. to trifle with. to fluctuate. to move back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Panama şehrinin adından). Amerika’da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş geniş kenarlı yazlık şapka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama. panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama. panama hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903. a stiff straw hat with a flat crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama. panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama. panama hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903. a stiff straw hat with a flat crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika’da, Karayip Denizi ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kolombiya ve Kosta Rika arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 9 00 Kuzey enlemi, 80 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 78,200 km².

Sınırları: toplam: 555 km.

sınır komşuları: Kolombiya 225 km, Kosta Rika 330 km.

Sahil şeridi: 2,490 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, sıcak, nemli, bulutlu; Mayıs - Ocak ayları arasında uzun süreli yağmur mevsimi, Ocak - Mayıs ayları arasında ise kısa kuru mevsim yaşanır.

Arazi yapısı: İç kısımda daha fazla dik ve engebeli dağlar, yüksek ovalar, kıyı kesiminde geniş ovalar ve engebeli tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Chiriqui Yanardağı 3,475 m.

Doğal kaynakları: Bakır, maun ormanları, karides, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %7.

daimi ekinler: %2.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %44.

Diğer: %27 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 320 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,845,647 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.3 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.1 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Yeni doğanlarda ölüm oranı: 20.18 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.68 yıl.

Erkeklerde: 72.94 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.27 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.54 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 24,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,200 (1999 verileri).

Ulus: Panamalılar.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %70, Kızılderili ve Batı Hindistanlıların karışımı %14, beyaz %10, Kızılderili %6.

Din: Roma Katolikleri %85, Protestanlar %15.

Diller: İspanyolca (resmi), İngilizce %14.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.8.

erkekler: %91.4.

kadınlar: %90.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Panama Cumhuriyeti.

kısa şekli : Panama.

Yerel tam adı: Republica de Panama.

yerel kısa şekli: Panama.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Panama.

İdari bölümler: 9 eyalet ve bir bölge; Bocas del Toro, Chiriqui, Cocle, Colon, Darien, Herrera, Los Santos, Panama, San Blas ve Veraguas.

Bağımsızlık günü: 3 Kasım 1903.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 3 Kasım (1903).

Anayasa: 11 Ekim 1972; 1978, 1983 ve 1994 yıllarında önemli düzeltmeler yapılmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC, ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararas


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Panama. Panama Canal Panama Kanalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Panamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

peşmelba, şurup ve şeftalili dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçinde nasihatler olan kitap, broşür vesaire: Pendnâme-i Attâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پندنامه] öğüt kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. petrokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ışığın kimyasal etkilerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların bitkilerin hareketi ile olan ilgisini tetkik eden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin faaliyetini inceleyen bilim, psikodinami.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek ısıyla meydana gelen kimyasal değişikliklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yanın radyoaktif unsurları inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen.

Hazırlanışı : Bir avuç fesleğen ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kave fincanı içilir. Aynı işlem, şikayetler kesilinceye kadar tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهنامه] yol haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiilden türetilmiş (kelime); kelime yapımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat veren kâğıt, izin-nâme, i; vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (rûz-nâme’nin küçü ğü). Küçük gündelik defter veya kısa gündelik kayıtlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rOz = gün, nâme = yazılmış şey). 1. Gündelik masrafların veya olayların kaydedildiği defter. 2. Her günkü olayları yayınlayan gazete, gündelik gazete. 3. Takvim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روزنامچه] yevmiye defteri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı teşkilâtında rûz-nâmçe tutan muhasebeci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı Amerika kızılderili kabilelerinde reis; parti şefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdarın manzum biyografilerini yazan şair vak’a-nüvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyurgezer, somnambül. “

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). (edebiyat) SAkîye hitâben yazılan, onu, içki meclisini öven uzun manzume ki, kasîde, mesnevi, terci, terkîb vs. şeklinde olabilir: NefTnin sâkî-nâme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, nâme = kitap). Bir senelik takvimi ve hâdiseleri gösteren ve her sene çıkan kitap, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالنامه] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saymak, hürmet ve itibar östermek. 2. Hürmet yollu alay etmek, eğlenmek. 4. Parçalamak, doğramak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şartlı anlaşma metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. list of conditions. contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specifications. articles and conditions. specifications. document listing the terms of a contract. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرط نامه] şart mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) plan, tasarı, şema. schemat'ic s. şematik, şema halinde. schematically z. şematik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sistemli bir şekilde düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tasavvur olunan düzen, plan proje; sınıflandırma cetveli; tertip entrika, dolap; f. tertip etmek, tasavvur edip kurmak; plan yapmak; dolap çevirmek, entrika çevirmek. schemer i. plan yapan kimse; dolap çeviren kimse, düzenbaz veya hilekar kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SDRAM, veri yolu saat frekansıyla aynı hızda (örneğin 33 ya da 66 MHz) çalışan bir DRAM’dir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhname.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma, mezuniyet belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhnameci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, nâme = mektup). 1. Mektup, risâle ve kitap vesaire başında yazılan yazı. 2. Serlevha, başlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنامه] mektup başlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir seyyahın gezdiği yerlere ve seyahatte görüp geçirdiği şeylere dair yazdığı kitap: Evliyâ Çelebt’nin Seyâhat-NAme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şikâyet mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şecere kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. proof. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. testing. whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tanımak İçin koklamak, koklayarak tanımaya çalışmak. 2. Denemek, tecrübe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

try. examine. test. put to the proof. prove. put.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. test. to try. to test. to examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. to test. to put sb / sth to a test. to try sb / sth out. to test (a student. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Eski tıpta müshil olarak kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cassia): Baklagiller familyasından; bütün sıcak bölgelerde yetişen, sarı çiçekli otsu veya ağaçsı bir bitkidir. 400’den fazla türü vardır. Çiçekleri, yapraklarının dibinden çıkar. Uzun salkım şeklindedirler. Meyvesi, baklaya benzer. Basık silindirimsi, odunsu ve sert kabukludur. Kullanıldığı yerler: Kuvvetli müshildir. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz. Bulantı ve kusma yapabilir. Sütlü kahveyle içilmesi daha kolaydır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyur gezerlik. somnambulate f. uykuda gezmek. somnambulation i. uykuda gezme. somnambulist i. uyurgezer kimse. somnambulistic s. uykuda gezer gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. somnambulisme

uyurgezerlik

Uyurgezer olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Vietnam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atom ve moleküllerin tertibini inceleyen kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. mıymıntı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.) (A. sulh = barış, F. nâme = yazılmış kâğıt). İki taraf arasında kararlaştırılan sulhun şartlarını gösteren yazı, muâhede metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). (edebiyat) Düğün, ziyafet, şenlik gibi şeyleri tasvir için yazılan manzum veya mensur eser.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Surinam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. soyadı; aile ismi; lakap; f. soyadı koymak; soyadı ile tanınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. bond. letter of commitment. covenant. written contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative covenant. letter of undertaking. written engagement. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعهد نامه] taahhüt belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüya tâbirlerine dair kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Beğenilen bir işe karşı verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلاق نامه] boşanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıda târif olunan tandırın altında pinekleyen tenbellerden birinin okuyup veya söyleyip diğerlerinin dinledikleri masal, 2mec. Asılsız fasılsız şey, saçma sapan söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin yapılışını, kullanılışını anlatan yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasdik bildiren vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate. certification. certificate which formally attests sth. certificate of attendance (given to a student who has attended , but not gr. acknowledgement. school leaving certificate. instrument of ratification. instrument of signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Birini takdim eden ve hakkında iltimas isteyen mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teselli ve tâziye için yazılan mektup, teselli mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعزیت نامه] başsağlığı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tebrik yazısı, kutlama yazısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تبریک نامه] kutlama yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İri yan, boylu boslu yiğit. Eski İran kahramanı Zaloğlu Rüstem’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla gelen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir kuvveti uzak bir mesafeye iletmeyle ilgili veya bu işte kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of conveyance. a bill of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y. Fr ). Isı ener jisi ile hareket enerjisi arasındaki münasebetleri inceleyen fizik kolu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entropy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamic. thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) onları, onlara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir konuya ait; (dilb.) köke ait; (müz.) esas makama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mevzu, konu, madde, tem, tema; öğrenciye verilen yazı ödevi; (dilb.) kök, gövde; (müz.) tema; (tar.) Bizans imparatorluğunda idari bölge. theme song bir dans orkestrasının kendisini belirtmek için kullandığı müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) kendileri, kendilerini, kendilerine, kendilerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. termodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıldırcın veya kekliğe benzer ve Güney Amerika'ya mahsus bir çeşit av kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. töhmet). Töhmetler, suçlamalar, (bk.) Töhmet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizaltı yer sarsıntısından ileri gelen büyük dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz; adı geçmeyen, bahsedilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vakfiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter of a wagf. deed of trust. act of foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Bir kimsenin vasiyetini gösteren tasdikli vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiddetli, hiddetli; ateşli vehemence, -cy i. hiddet, şiddet, ateşlilik. vehemently z. şiddetle, hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin vekil tayin olunduğuna dair, vekil eden tarafından verilen senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. proxy. power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proxy. power of attorney. proxy statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت نامه] vekillik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viet nam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vietnam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a communist state in Indochina on the South China Sea; achieved independence from France in 1945.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vietnam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a communist state in Indochina on the South China Sea; achieved independence from France in 1945. a prolonged war between the communist armies of North Vietnam who were supported by the Chinese and the non-communist armies of South Vietnam who were suppor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Viet Nam, Vietnam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Asya’da, Tayland Körfezi, Tonkin Körfezi ve Güney Çin Denizi kıyısında, Çin, Laos, ve Kamboçya sınırında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 00 Kuzey enlemi, 106 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 329,560 km².

Sınırları: toplam: 4,639 km.

sınır komşuları: Kamboçya 1,228 km, Çin 1,281 km, Laos 2,130 km.

Sahil şeridi: 3,444 km.

İklimi: Güneyde tropikal, kuzeyde musonal iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Güney ve kuzeyde alçak ve düz deltalar, orta kısımda dağlık araziler, kuzey ve kuzeybatıda tepelikler ve dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Güney Çin Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Ngoc Linh 3,143 m.

Doğal kaynakları: Fosfat, kömür, manganez, boksit, krom, ormanlar, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %4.

Otlaklar: %1.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %48 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 18,600 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Tufanlar ve su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 79,939,014 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.45 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 30.24 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.56 yıl.

Erkeklerde: 67.12 yıl.

Kadınlarda: 72.19 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.49 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.24 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,500 (1999 verileri).

Ulus: Vietnamlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Vietnamlı %85-%90, Çinli, Hmong, Tay, Khmer, Cham, dağlık bölge grupları.

Din: Budizm, Hoa Hao, Cao Dai, Hıristiyanlar, yerel inançlar, Müslümanlar.

Diller: Vietnamca (resmi), İngilizce, Fransızca, Çince, ve Khmer; dağlık bölge dilleri.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.7.

erkekler: %96.5.

kadınlar: %91.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti.

kısa şekli : Vietnam.

Yerel tam adı: Cong Hoa Xa Hoi Chu Nghia Viet Nam.

yerel kısa şekli: Viet Nam.

Yönetim biçimi: Tek Partili Sosyalist Cumhuriyet.

Başkent: Hanoi.

İdari bölümler: 58 eyalet, 3 belediye; An Giang, Bac Giang, Bac Kan, Bac Lieu, Bac Ninh, Ba Ria-Vung Tau, Ben Tre, Binh Dinh, Binh Duong, Binh Phuoc, Binh Thuan, Ca Mau, Can Tho, Cao Bang, Dac Lak, Da Nang, Dong Nai, Dong Thap, Gia Lai, Ha Giang, Hai Duong, Hai Phong, Ha Nam, Ha Noi, Ha Tay, Ha Tinh, Hoa Binh, Ho Chi Minh, Hung Yen, Khanh Hoa, Kien Giang, Kon Tum, Lai Chau, Lam Dong, Lang Son, Lao Cai, Long An, Nam Dinh, Nghe An, Ninh Binh, Ninh Thuan, Phu Tho, Phu Yen, Quang Binh, Quang Nam, Quang Ngai, Quang Ninh, Quang Tri, Soc Trang, Son La, Tay Ninh, Thai Binh, Thai Nguyen, Thanh Hoa, Thua Thien-Hue, Tien Giang, Tra Vinh, Tuyen Quang, Vinh Long, Vinh Phuc, Yen Bai.

Bağımsızlık günü: 2 Eylül 1945 (F


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vietnam. Vietnamese i., s. Vietnamlı; Vietnam dili; s. Vietnamlı; Vietnam diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vietnamese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vietnamese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zabt = kayıt, Fars. nâme = yazılı şey). Bir meclis veya mahkemenin veya sorgu hâkimi gibi bir memurun müzakere ve ifâdeleri yazarak tanzim ettiği resmî kâğıt, tutanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضبط نامه] tutanak, zabıt yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan dokularının kimyasal bileşiminden bahseden kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by