Heş ne demek? | Heş anlamı nedir? | Heş

Heş anlamı nedir?

Heş ne demek?

Heş anlamı nedir?

Heş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hes

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Gevrek, kolay kırılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yapışma; iltihak, razı olma, bağlı olma; vefa, sabit durma; (tıb)., (bot). ayrı parçaların birbirine yapışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yapışkan, yapışıcı; (i). tutkal, zamk, çiriş adhesive plaster, adhesive tape yapışkan şerit, bant, plaster adhesiveness (i). yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yavaş, ağır, müteennî, alçak sesle söylenilen (şarkı)_ veya çalınan (çalgı). Yavaş, teennî ile: Aheste Aheste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهسته] yavaş, usul, ağır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهستگی] yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. F.). Hesâba sayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). anesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). narkozcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). anestezi, hislerin iptal edilmesi veya ölmesi, duyum yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antitez, karşı tez, karşı sav; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,coğ. yatak örtüsü, battaniye gibi yatak takımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, buyruk, irade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حساب] hesapsız, sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşayan hücrelerden oluşan organik maddelerin kimyasal terkibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, canlı. blithesomeness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ pantolon; dizlik, külot pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cankurtaran varagelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. breeches.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü alışkanlık, kötü iptilâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current account. account / current / running account. account current. book account. continuing account. controlling account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). duygulanım; hal duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

devamlı olarak gülümseyen kedi (Alis Harikalar Diyarında adlı eserde geçer); sırıtkan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). satranç; köprü tahtası. chessboard (i). satranç tahtası. chessman (i). satranç taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göğüs; sandık; kutu: bir kurumda para alınıp verilen yer: banka. chest of drawers çekmeceli dolap, konsol. chest register (müz). göğüsten çıkan pes sesler. community chest genel yardım sandlğı. hope chest ceyiz sandığı. medicine chest ilâc dolabı. t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içten düğmeli palto veya pardesü; kanepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kestane, (bot). Castanea dentata: kestane kerestesi: kestane rengi; (k.dili). çok duyulmuş fıkra veya espri. (ing). doru at: (s). kızıl kahverengi, kestane rengi olan, maron. candied chestnut kestane şekeri. horse chestnut at kestanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k.dili). küstah: bedeninin göğüs kısmı büyük olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). elbise, esvap, giysi; yatak takımı. clothes basket çamaşır sepeti. clotheshorse (i). çamaşır askısı; A.B.D., argo giyimine düşkün kimse. clothesline (i). çamaşır ipi. clothes moth güve. clothespin (i). mandal. clothes pole çamaşır ipini tutan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cenesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık; yapışma, iltisak, birleşme; kavuşma. cohesive (s). bağlı; yapışık. cohesively (z). bağlılıkla; yapışık olarak. cohesiveness (i). bağlılık; yapışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential calculus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşes, dükün karısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ses türemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Efes, şimdiki Selçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) duyumölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en uzak; un uzun; (z). en uzakta, en ötede, en ilerde, en uzağa; (bak). furthest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Alıcının, doğrudan kanal girilerek programlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s en çok, en uzak, bak farthest

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Çöp. Has ü hâşâk = Çörçöp. Hâr ü has = Çalı çırpı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حساب] hesap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sth into account. allow. comprise in an account. consult. figure on. include. make allowance for. reckon. reckon in. to include in the reckoning. take account of / into account. take into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİSABİ) (i. A.) (m. hisâbiyye). 1. Hesaba ait, hesap işleri. 2. (Türkçe) Hesabını bilir, idareli. Ar. mümsik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. thrifty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account of. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİSAB) (i. A.) (c. hisâbât). 1. Sayı sayma, sayıya ait iş: Paramızı, alıp verdiğimizi hesap edelim. 2. mec. Tahmin, düşünce: Benim hesabıma göre, hesabım doğru çıkarsa. 3. Defter tutma, alacak, vereceğin ve alınıp sarf olunanın kaydı: Hesap tutar. 4. Alacak, verecek, paraya ait münasebet: Kendisiyle bir hesabımız vardı, benim, onunla hiç bir hesabım yoktur. 5. Sayıya ait kaide ve işlerden bahseden ilim ki, matematiğin ilk basamağı sayılır: Hesap ilmi, hesap okumak, hesap öğrenmek. Bilhesâb = Hesabederek, hesap olunarak. Bî-hesab = Hesapsız, pek çok. Parmak hesabı = Parmakla yapılan kaba ve cahilâne hesap. Hesap tutmak = Alacak, vereceği veya makbuz ve sarfiyatı deftere kaydetmek. Hesaba çekmek = Birinden hesap isteyip mesul tutmak. Hesâb-ı zihnî = Çocuklara ezberden öğretilen hesap. Hesaba gelmek = 1. Uymak: Benim hesabıma gelir, gelmez. 2. Sayılabilmek, sayılabilecek miktarda olmak: Onun mal ve serveti hesaba gelmez. Alelhesap = Hesaptan önce, hesap görüldükte sayılmak üzere parça parça verilen para: İşleyen aylıktan alelhesap ikiyüz lira almıştır. Indelhesâb, ledilhesâb = Hesap olundukta, hesap görülünce. Yevm-ül-hesâb, rûz-ul-hesâb = Kıyamet günü, mahşer günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. reckoning. calculation. computation. arithmetic. calculus. account. bill. count. estimate. score. settling. sum. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. arithmetic. bill. calculation. calculus. check. computation. count. estimate. recital. reckoning. score. statement. tab. tally. plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. arithmetic. financial record. money owned or on deposit. estimate. plan. expectation. bill. calculation. calculus. computation. estimate n. estimation. genealogy. reckoning. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir İnternet Servis Sağlayıcıya (İSS) kaydolduğunuzda size bir hesap adı veya hesap kimliğinin yanı sıra bir parola verilir. Bu bilgiler, modeminiz İSS’niz tarafından verilen erişim numarasını çevirdiğinde Internet’e girmenizi ve e-posta hesabınıza ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculation chart. tabular statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of reckoning. settlement day. day of account. account day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculating machine. adding / calculating machine. computing machine. counting machine. adding machine. reckoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account abstract. abstract account. account abstract / of statement. extract / statement of account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. auditor. certified public accountant. general accountant. field auditor. state auditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesabını iyi bilen, hesapla sarfeden, idareli, Ar. mümsik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckoning. calculation. computation. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation. reckoning. calculation. compution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation. calculating. casting. casting off. computation. computing. count. estimating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takdir ve tahmin etmek, düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckon. calculate. compute. figure out. check out. work out. cipher. count up. discount. foot. foot up. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. estimate. reckon. to calculate. to compute. to reckon. to figure out. to work sth out. to take into account. to take into consideration. to plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. to calculate. to weigh the advantages against the disadvantages of. to estimate. to project. to take sth into consideration. to make a calculation. to work out the figures. figure. figure out. rate. scale. take stock. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be calculated / taken into account / projected / predicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settling accounts with. settlement. reckoning. payoff. revenge. liquidation. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. working- out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alacak, verecek hesabını görüp ilişiği kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts mutually. to settle accounts with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle outstanding accounts with each other. to settle old scores with. to get even with. quit scores. settle. settle one's account. to have an account to a with sb. sort out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesap ve takdir olunmuş, düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculated. economical. economic. well-balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. careful with money. rational. moderate. measured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayısız, Ar. lâ-yuad ve lâyuhsâ, pek çok: Hesapsız malı vardı. Hesap etmeksizin, yetişip yetişmeyeceğini evvelden hesap ve tahmin etmeksizin: Hesapsız sarfediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undocumented. innumerable. incalculable. not properly thought out in advance. countless. measureless. uncounted. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrecorded. undocumented. thoughtlessly. at random. casually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of planning and forethought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Gevreklik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tereddüt eden, şüphe içinde. hesitance, hesitancy (i). tereddüt, duraksama. hesitantly (z). tereddütle, duraksayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tereddüt etmek, duraksamak; lafını şaşırmak, ne diyecegini bilememek, kem küm etmek. hesita'tion (i). tereddüt, şüphe: kekeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. 2.Hanım, kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akşam yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Almanya'nın Hesse eyaletine ait; (i). Hesse'li kimse; (tar). paralı asker; kaba kendir kumaş. Hessian boots on dokuzuncu yüzyllda ingiltere'de giyilen püsküllü uzun erkek çizmesi. Hessian fly buğday yiyen ufak ve zararlı bir sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Sekiz, Ar. semân. Heştbihişt = Sekiz Cennet, Cennet’in sekiz katı. Bazı sarayların ve Türk edebiyatında bazı eserlerin adıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هشت] sekiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heşt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. si. F.). Seksen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هشتاد] seksen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Varlık, vücud, mevcudiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هستی] varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heştümîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Sekizinci, Ar. sâmin: Bâb-ı heştümîn: Sekizinci bâb, sipihr-i heştümîn: Sekizinci (kat) gök.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik aşırıduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varsayım, faraziye, hipotez; kaziye, önerme; kuram, nazariye. working hypothesis geçici var- sayım. hypothet'ical s. varsayımlı; kuramsal, nazari. hypothet'ically z. varsayımılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nazariye kurmak, farzetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiatında veya aslında mevcut bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's own account. on one's own account. to one's own expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devinduyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) hakkımı aramakta ihmal ve gecikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram bir kelimede harf veya seslerin yer değiştirmesi; kim çift dekompozisyon; şartların tersine dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مباحثات] tartışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مباحثه] tartışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tartışılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. orkestra; tiyatro parter; eski Yunanistan'da sahne önünde koronun dans edip şarkı söylediği yarım daire şeklindeki yer. orchestral s. orkestra ile ilgili, orkestraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. orkestra için müzik parçası yazmak. orchestra'tion i. orkestra için müzik düzenleme veya yazma teknigi, orkestrasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orchestrina i. orkestranın değişik çalgılarını tak- lit eden org gibi bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) parantez, ayraç; cümle yapısı yönünden konuyla ilişkisi olmayan söz ara cümle parantez cümlesi; parantez işareti, ( ); aradaki olay; fasıla, aralık. put in parentheses parantez içine almak. parenthesize f. parantez içine almak. parenth

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. karbon özümlemesi, fotosentez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sivil polis; detektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Farklı sıcaklıklarda bile frekans ayarı sağlayan ayarlama devresi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kehanette bulunmak, keramet göstermek, önceden haber vermek, gaipten haber vermek; peygamberlik etmek, kehanette bulunmak; tahminde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sakat bir yere suni uzuv ilavesi, protez. prosthetic s. protez kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. öntüreme, kelimenin başına bir ses veya hece ilavesi; Ortodoks kilisesinde Aşai Rabbaniyi hazırlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'a mahsus kısa kuyruklu bir çeşit maymun, zool. Macaca mulatta. Rhesus factor bak. Rh factor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En üstün, deha eseri olan sanat mahsulü. Bir zamanlar bu mânâda «şeh-kâr» kullanılmış, «şâheser» i, Fr. chef d’oeuvre’ü tercüme ederek, ilk defa Kemal Emin Bara kullanmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece. masterwork. magnificent. chef d'oeuvre. magnum opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شاه اثر] üstün nitelikli eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potur, kısa diz pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. definite. undoubted. unquestioned. sure. sure as death. decided. indubitable. undisputed. beyond doubt. doubtless. without doubt. certainly. sure. of course. no doubt. without doubt. clearly. decidedly. easily. without fail. by all means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. decisive. doubtless. easily. positive. secure. sure. undoubted. certain. of course. no doubt. without doubt. surely. certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond doubt. certain. rare. without a doubt. certainly. decided. doubtless. naturally. positive. secure. sure. surely. undoubted. unquestioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphe olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sinestezi, duyum ikiliği, bir duyguyu başka bir duygu ile karıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) terkip, bireşim, sentez; kimyasal bileşim; ayrı ayrı. fikirleri birleştirip bir bütün meydana getirme, sentez. synthesist i. sentez yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) -sise f. sentezle birleştirmek; sentez usulü ile husule getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. uzaktan hissedilen tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) kavramlar dizini; hazine, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zam. (tek. this) bunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. theses) sav, dava, kaziye, iddia, önerme; tez, inceleme, araştırma; man tez, sav; müz., (şiir) mısraın vurgulu kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. drama ait, tiyatroya ait; i. aktör, aktris, oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tesalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation given in round figures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. iç çamaşırlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forward account. time deposit. forward s account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by