Hez ne demek? | Hez anlamı nedir? | Hez

Hez anlamı nedir?

Hez ne demek?

Hez anlamı nedir?

Hez | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hez

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğlence, ciddî olmayan söz. Ar. Hezl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı merkeple döner değirmen demek olan Farsça harâs’dan çıkma haraz olsa gerektir. Zaten bu şekilde de kullanılır). Tahta ve kereste biçmeye mahsus büyük bıçkı. (bk.) Hızar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bülbül, Fars. andelib, eski Türkçe: sanduvaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.) (c. hezârân). Bin, Ar. elf. Hezâr-bâr = Bin kere. Sad-hezâr = Yüz bin. Hezâr-fen = 1. Pek çok şeyler bilen ve yapan. 2. Çokluğu: Binler, binlerce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ هزار] bin. 2.bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Bülbül. 2.Çok, pek çok. 3.Bin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Çok bilen, bilhassa birçok sanatı birden çok yüksek derecede yapabilen adam. 2. Minâre ustası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزاران] binlerce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزاران] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزاردستان] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Afganistan’ın dağlık kesiminde oturan bir kabile.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak iklimlerde yetişen uzun yapraklı bir cins kamış ki, oralarda kulübe ve çit yapmaya ve kulübeleri örtmeye ve sandalye vesaire imaline de yarar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok bilen, elinden her iş gelen. Bin türlü iş beceren. Hezarfen Ahmet Çelebi: Türk bilgini. Yapay kanatlarla ilk defa uçma deneyimini başaran adam.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزارپا] kırkayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arûz bahirlerinden biri: Bahr-i hezec (musiki) = Türk musikisinde az kullanılmış bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hezl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sayıklama. 2. Saçma, herze, yâve, halt: Hezeyân etmek, söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking nonse. delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. nonsensical talk. raving. drivel. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هزیان] sayıklama. 2.saçmalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça terkiplerde hezîme de olur). Bozgunluk, sındırgı, mağlûbiyet: Düşman askeri hezimete uğradı. Büyük bir hezimetle geri döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. crushing defeat. rout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushing defeat. rout. fiasco. licking. repulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هزیمت] bozgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozguna uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Latîfe, şaka, latife yoluyla söylenilen söz, mizah: Hezle meraklıdır. 2. Latîfe yoluyla söylenilen hikâye veya şiir. Hezl-Amîz = Mizahla karışık. Hezl-gû = Şakacı (latîfe, kapalı ve zarîf, hezl ise ekseriya açık ve az çok edepsizce olur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هزل] şaka, şakalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هزل گو] şakacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mizaha ait şiir, hikâye veya sözler: Hezliyyâtı çok sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şeyi sıkıp ezmek, askeri hezimete uğratmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahz» den masdar) (c. muâhezât). 1. Çekiştirme, çıkışma, azarlama: Kendisini şiddetle muaheze etti. Târiz, bir şahıs veya eserin eksiklerini göstererek itiraz etme, tenkit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calling to account. chiding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤاخذه] çıkışma, azarlama, paylama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan imef.) (mü. mücehheze). 1. Hazırlanmış, tamamlanmış: Savaş için mücehhez bir gemi, mücehhez bir gelin. 2. Yelken, halat ve demir gibi şeyleri tamamlanmış ve donanmış (gemi): Mücehhez bir gemi, bir filo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipped with. furnished with. fitted out with. prossessing. armed. rigged. tackled. well-equiped. reinforced. outfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hezb» den imef.) (mü. mühezzebe). Düzeltilmiş, yoluna konmuş, terbiye olunmuş: Ahlâk-ı mühezzebe sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezb» den if.) (mü. mühezzibe). Düzelten, yoluna koyan, terbiye eden: Mühezzib-i ahlâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezimet» ten if.) (mü. münhezime). Hezimete uğramış, bozulmuş, bozgunluk vermiş, mağlûp: İki devletten biri elbette münhezim olacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hezimete uğrayarak, yenilerek, bozularak, bozgunluk vererek: Düşman askeri münhezimen kaçtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezz» den if.) (mü. mütehezzize). Titreyen, zangırdayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهز] donanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منهزم] bozguna uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozguna uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hafifçe titreme, Osm. lerzân olma, Fars. lerze.

Türkçe Sözlük by