Hf ne demek? | Hf anlamı nedir? | Hf

Hf anlamı nedir?

Hf ne demek?

Hf anlamı nedir?

Hf | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hf

Türkçe Sözlük

(kimya) Hafniyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخفا] en gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)- Kalb, ruh, sır, hafi, ah-fa şeklinde sıralanan “Ietafet-i hamse” sonuncusuna verilen ad.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). (m. hafîd,) torunlar. (bk.) Hafîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احفاد] torunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Belleği çok kuvvetli. 2.Kur’an’ı en iyi hıfzetmiş kişi. 3.Alçak gönüllü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2.Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b. Mes’ade, Ali b. Süleyman.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). utangaç, sıkılgan, mahcup, çekingen. bashfully (z). utangaçlıkla bashfulness (i). utangaçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümin, iman sahibi; sadık,vefakâr, doğru, güvenilir, itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful müminler, bir dine iman etmiş olanların tümü. faithfully (z). sadakatle, imanla. faithfulness (i).sadakat, iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Ferah artıran. 2.Türk müziğinin mürekkeb makamlarından. 3.Meşhur bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıhhat için faydalı, yararlı, sıhhi; sıhhatli, sağlıklı. healthfully (z.) sıhhat verici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). high frequency yüksek frekans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafî»den masdar). Gizleme, saklama: Kaçağı ihfâ edenler mes’Ül olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخفا] gizleme, saklama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخفاف] hafife alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİHFAF) (i. A. «hiffet» ten masdar). Hafif ve ehemmiyetsiz gözüyle bakma, ehemmiyet vermeylş, hor görme: Bu işi o kadar istihfâf etmeyin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استخفاف] hafife alma, küçümseme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استخفافکار] hafife alan, küçümseyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) küçümseme, hafife alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kühûf). 1. in, mağara, Ar. gaar. 2. mec. Sığınacak yer, Ar. melce, melâz. 3. (tıp). Vücutta mağara gibi oyuk yer ki tabiî veya bir hastalıktan hâsıl olur: Kehf-i rie = Veremden akciğerde açılan oyuk. Eshâb-ı kehf = Uzun müddet bir mağarada uyumuş olan meşhur yedi kişi ile köpekleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کهف] mağara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Kafa kemiği, beyni içine alan kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan sonradan yapılmış kelime). Korunması istenen bir şeyi koyup saklamaya mahsus kutu ki, ekseriya kadife veya meşinle kaplı olur: Mücevher, saat, yüzük mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. box. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casing. case. cover. box. wrapper. envelope. packing case. crate. kit. container. shrine. receptacle. mount. cartridge. casement. bin. housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محفظه] kutu, kap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahfaza yapıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahfazası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mihaffe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay aydınlığı, ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hefî» den imef.) (aslı: mahfûy). Gizli, saklı: Mahfî bir yer, mahfî iş. Gizli, gizlide, gizlice: Bana mahfî söyledi, onunla mahfî konuştuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخفی] gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gizli, saklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizil, gizlice, kimse görmeyecek ve haber almayacak surette: Mahfîce konuştuk, eğlendik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hufûl» den imef.) (c. mahâfil). 1. Toplanılacak yer, toplantı yeri. 2. Toplanmış heyet, meclis, cemiyet, encümen: Mahâfil-i siyâsiyye. 3. Camilerde hükümdara mahsus yer: Hünkâr mahfili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محفل] toplantı yeri. 2.cami mahfili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخفيا] gizlice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan imef.) (mü. mahfûze). 1. Saklanılmış, bir yere konup korunmuş: O evrak mahfuzdur, babamın eşyası yâdigâr olmak üzere bende mahfuzdur. 2. Saklanan, gözetilen: Bu ormanlar mahfuz olaydı çok faydalandırdı. 3. Bir yere gönderilirken asker ve jandarma katılarak serbest olmayan, muhafaza altında gönderilen: Yolda beraber geldikse de kendisi mahfûz olduğu için görüşemedik. 4. Zihinde duran, ezber edilmiş, ezber öğrenilmiş, unutulmayan: Bu şiir mahfûzumdur. Levh-i mahfûz = İlâhî mukadderâtın yazıldığı mânevî levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan imef.) (mü. mahfûze) (Ar. gramerinde). Çekilmiş, Ar. mecrûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. protected. sheltered. secure. guarded. reserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محفوظ] korunmuş, saklanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Korunmuş, gözetilmiş. Gizlenmiş, saklanmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Musiki ve edebiyatta hâfızada saklanan musiki eserleri ve şiirler: Mehfûzâtı binleri aşan bir okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahfûz olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağızdolusu, ağzın alabildiği miktar, lokma; az miktar; k.dili telaffuzu güç kelime. say a mouthful argo isabetli bir şey söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan İf.) (mü. mustahfiza). 1. «Muhafız» gibi «koruyan» mânâsiyle kullanılmışsa da Arapça’ da mânâsı değişiktir. 2. imparatorluk ordusunda nizâmiye ve redif hizmetinden sonra yani kırk yaşını geçkin olanların bulundukları ve asıl görevleri savaşta memleketin asayişini korumaktan ibaret olan sınıf ve bu sınıfa ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse, kaşif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. saman tırmğı; f. saman tırmığı ile savurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sitem dolu; azarlama kabilinden. reproachfully z. sitemli olarak. reproachfulness i. sitemlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yükselen ruh, yüksek ruh.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) merhametli; kederli, üzüntülü; acınacak halde olan. ruthfully z. acınarak, kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tembel. slothfully z' tembelce. slothfulness i. tembellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., eski gerçek, hakiki; hakikatli, sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıffet» ten masdar). 1. Hafifletme, ağırlığını azaltma: Yükünü tahfif etti. 2. Kolaylaştırma: Yazın dersleri tahfif etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخفيف] hafifletme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hafifletmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hufre» den). Çukur kazma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cadde, yol, geçit. No thoroughfare Yol yok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, doğru, samimi; gerçek. truthfully z. doğru olarak; hakikaten, gerçekten. truthfulness i. doğruluk, gerçeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tuhaf). 1. Hediye, armağan, peşkeş. 2. Hediyelik hoş ve makbûl şey, nâdîde mal. (bk.) Tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحفه] hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Armağan, hediye. Hoşa giden, güzel şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Ultrahigh-frequency.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sadakatsiz, hakikatsiz; güvenilmez; yanlış; eski inançsız. unfaithfulness i. sadakatsizlik. unfaithfully z. sadakatsiz bir sekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaramaz, zararlı; sıhhatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalan, uydurma; yalancı. untruthfully z. yalanla. untruth fulness i. gerçeksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. very high frequency .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tetik, uyanık. watchfully z. tetikte, uyanık olarak. watchfulness i. uyanık oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arzulu, istekli. wishful thinking hüsnükuruntu. wishfully z. arzuyla, hasretle. wishfulness i. isteklilik; hüsnükuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öfkeli, hiddetli,gazaba gelmiş, küplere binmiş. wrathfully z. öfkeyle, hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genç; dinç; gençliğe yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Yılan gibi yaratıkların karın üzerine sürünerek yürümesi.

Türkçe Sözlük by