Hı Divan E ne demek? | Hı Divan E anlamı nedir? | Hı Divan E

Hı Divan E anlamı nedir?

Hı Divan E ne demek?

Hı Divan E anlamı nedir?

Hı Divan E | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hi divan

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir vezire, Mısır hıdivine yakışır şekilde: Hıdîvâne yaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخيز] büyük dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük dalga. 2.Kaynak. 3.Su yolu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, yapabilmek, üstesinden gelmek; kazanmak, meydana getirmek muzaffer olmak achievement (i). başarı, muvaffakiyet; husule getirme, başarma; husule getirilmiş şey. achievement test başarı testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyol). ökçe veteri, Aşil kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Ebûcehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). koymak, yapıştırmak, vermek (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Common Stock)

Şirket ana sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmayan ve sahiplerine eşit haklar sağlayan hisse senedidir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama değerinden elle girerek sapma yapmanızı sağar (daha parlak – daha koyu) Video kamera modeline bağlı olarak +/- 3 adım kullanılabilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azat etmek, serbest bırakmak, muaf tutmak. affranchisement (i). azatlık, azat etme, af.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmat, vukuf, haberdarlık. 2. Uyanıklık, teyakkuz, basiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Agâh, Agâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). bir beyin hastalığı nedeniyle okuma yazma kabiliyetini kaybetme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ahilik ocağından olan kimse. 2. Eli açık, cömert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for 'I will uphold integration,' this militia operates in Ailiu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal Health Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ahi tuna is simply yellowfin tuna It is a term used in Hawaii to describe this variety of tuna which is distinguished from the other variety of tuna, known as bluefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Animal Health Institute is the U S trade association that represents manufacturers of animal health care products -- the pharmaceuticals, vaccines and feed additives used to produce a safe supply of meat, milk and eggs, and veterinary medicines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Hawaiian name for both Yellowfin and Bigeye tuna Often prepared as Sashimi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ahi ocağına mensup olan kimse. 2.Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döneminde yaşamış ve Şirinu Perviz mesnevisini yazmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ahi teşkilâtında esnaf birliklerinin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dostlar, arkadaşlar, (bk.) Habîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احبا] dostlar, sevilenler; sevgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد] söz, yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2.Söz vermek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدشکن] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهيخته] kınından çıkmış, sıyrılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzyıllarca önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik, iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak maksadını güder; günlük hayatta ise yardımlaşma, yoksullları koruma gibi insanî duyguları, ayrıca müzik, binicilik, silâh kullanma kabiliyetlerini geliştirmeye önem verirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Sanskrit canlıların hayatına kıymama doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahr» dan if.) (m. Ahire). 1. Son, sonraki: Ahır nefes = Son nefes. Ahır zaman = Son zaman. Ahır zaman peygamberi = Hazret-i Muhammed. 2. Biten, son bulan: Ahır oldu, bitti. (c.). Evâhir = Son zaman, nihayet: Evâhir-i ömründe, evâhir-i muharremde. Bir adamın evvel ve Ahırı = Başlangıçtaki ve sonraki hali. Min evvele ilâ Ahire = Başlangıcından nihayetine dek. Sonra, en sonra. Akıbet: «Eyledin zülfün gibî Ahır perişan hâlimi» (RÜhî). Evvel ve Ahır = Başlangıç ve son, her vakit. Ahırül-emr — En nihayet, akıbet (c.). Ahırîn = Sonrakiler. Evvelin ve Ahırın = Öncekiler ve sonrakiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Aslı Türkçe olup, Farsça’ya dahi geçmiştir). Hayvanların barındırıldığı dam, Istabl. Mîrâhûr = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, Istabl-ı Amire müdürü. Has Ahûr = Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahırın memurlarının ikametine mahsus idare, Istabl-ı Amire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahîre). Sonraki, en sonra vaki olan, son: Meclisin karar-ı ahiri = Son kararı, iş’Ar-ı ahîre değin = Sonra vaki olacak iş’ar zamanına kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. byre. cowhouse. cowshed. crib. stabling. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barn. stable. stall. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. crib. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر] son, en son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر کار] sonunda. 2.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخربين] ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخره] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). En sonra, şimdiki zamandan az evvel: Ahiren alınan emre göre. («ahiren» ile «muahharen» arasında fark vardır. Birincisi şimdiki zamana nisbetle kullanılıp ona yakınlığı bildirir, ikincisi ise diğer bir hal ve vakanın zamanına nisbetle kullanılıp ondan uzaklığı gösterir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recently. lately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيرا] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future life. hereafter. eternity. after-life. afterdeath. beyond. underworld. the unseen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life to come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرت] öbür dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. Ahır), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرین] sonuncu. 2.sonrakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرکار] sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرالامر] sonunda, işin sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uhûd). 1. Bir işi üstüne alıp söz verme, uhdesine alma: Ahdettim. 2. Cenâb-ı Hakk’a karşı olan taahhüt, and, yemin: Ahdim olsun. 3. Sözleşme, mukavele, peymân, misak, muahede : Ahd ve peymân. 4. Tanrı’ca, İsrail’e vaki olan misak: Ahd-i Atıyk: Tevrat, Ahd-i Cedîd: İncil. 5. Zaman, devir, hengâm, asır: Ahd-i kadîmde, Romalılar’ın ahdinde, ahd-i şehâb = Gençlik zamanı. 6. Bir hükümdarın zamanı, saltanat devri: Sultan Orhan Gazi ahdinde; ahd-i Sultân Selîm hânîde. 7. Fermân-ı Alî, hatt-ı hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذ] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fizik). Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren Alet. Telefon ahizesi: Telefonun dinlemeye ve konuşmaya yarıyan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handset. receiver. receiving set. transmitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. receiver almaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. handset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذه] alıcı gereç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال صحيه] sağlık durumu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليحده] tek başına, başlı başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علِی وجه] üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Alkol veya asitlerden elde edilen uçucu bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenen, parlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aleyh

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposite. gainst. con-. against. versus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damning. against sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary to. against. hostile to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليه السلام] selam onun üzerine olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A.Alî yüksek A. himmet). Himmeti çok ve büyük olan, yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی همت] yüce himmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra sensory perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). horozibiğine ait; solmaz, ölmez, ebedi; rengi mora çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). geminin ortasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hem suda hem karada yaşayan hayvan; hem suya hem karaya inip kalkabilen uçak; (s). böyle hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hem suda hem karada yaşayabilir, iki yaşayışlı; hem su hem kara ile ilişkisi olan; iki tabiatlı, iki sınıfa mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). amfibol kimya ve fizik bakımından piroksenlerden farklı olan bir silikat familyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -tre (i). amfiteatr, amfiteatr Seklinde herhangi bir şey; spor sahası, arena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), anarşiye ait; kanun tanımayan anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ingiliz hayranı ve taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek yok etmek; bozmak; iptal etmek, feshetmek. annihilable (s). imha edilebilir, fesh ve iptal edilebilir. annihila'tion (i). imha, yok etme; iptal; tüketme; fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tümsek şeklinde olan karınca yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). antıhistamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). raşitizme karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotları familyası (aslanağzı, kurt ağzı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam bir şey, herhangi bir şey, her şey hiç bir şey. anything but... olmasın da ne olursa olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). yaprak biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir veya birkaç manastırı idare eden rahip, yüksek rütbeli papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü Yunan matematikçisi Arşimed'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mimarlığa ait, yapı veya plan Çizmeye ait; teknik yönden mimarlığı andıran; bir sistemin organizasyon kurallarını belirten (ilim v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., mim sütunlar üzerine konulan ve üst kiriş makamında olan taban, taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şasırtıcı, hayret verici, şaşılacak. astonishingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hevesli; istekli; eski susam ış, susuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslına uygun müzik çalan elektronik araçlar (radyo, teyp, fonograf v.b. ) meraklısı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarlık, muharrirlik, müelliflik; kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başkalarını da kendi gibi farzeden. automorphism (i). başkalarını da kendisi gibi farzetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). biraz, kısa bir zaman için, bir müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). telaşlı; (z).telaşla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde TAhir makamının eski adı. (bk.) TAhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Baküs'e veya Baküs ayinlerine ait; (k).(h). şen, neşeli, keyif ehli; sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bâhîye). Şehvete mensup ve müteallik: Kuvve-i bâhîye = Şehvet kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhul» den). Hasis, nekes, cimri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بخيل] cimri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mübâhire). 1. Zâhir, açık, görünen: Asâr-ı bâhire = Açık eserler. Alâmât-ı bâhire = Açık alâmetler. 2. Parlak, güzel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Deniz, derya. 2.Yalancı, ahmak, alık. 3.Ekin sulayıcı, sulayan. 4.Belli, besbelli, açık, apaçık. 5.Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman) İst. 1688-1746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. - Kur’an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Işıklı, parlak, güzel. 2.Dikenli ağaç. 3.Açık, apaçık. 4.Çok koşan cins deve. 5.Vapur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باخرد] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahis» den if.). Bahseden, bir bahsi havi, bir şeye dair malûmat ve ifadeyi toplayan: Ziraatten bâhis kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı bahs) (c. ebhas). 1. Bir şey hakkında etrafiyle söz söyleyip hakikati araştırma: İslâm medeniyetinden bahsediyorduk; son ilmî terakkilerden bahis açıldı. 2. Söz münazaası, muaraza, mübahase: Bu adam bahsi çok seviyor; bazı inanışlar hakkında bahse giriştiler. 3. Bir mevzu hakkında tafsilât, açıklama: Fizikte ses bahsi; akaait’te kader bahsi. 4. Bir iddia üzerine, sözü doğru çıkan tarafından kazanılmak üzere bir mükâfat tayini, ödül: Böyle olduğuna bahsederim; bahsi kazandı; bahse girişmem (bu dördüncü mânâ dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. place bet. wager. discussion. inquiry. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. wager. subject. topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusion. article. bet. betting. discussion. question. stake. wager. wagering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باحث] bahseden, söz eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحث] konu. 2.tartışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookmaker. commissioner. backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. punter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Söz eden, bahseden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bahtı açık şanslı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر محيط اطلسی] Atlas Okyanusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر محيط کبير] Büyük Okyanus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tente, gölgelik, sayvan; ağır brokar, diba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Galler üIkesinde haykırmasının o evden bir öIü çıkacağma işaret ettiğine inanılan hayali bir peri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(t). başıbozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital başkent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital of a country. capital. chief town. principal town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kurbağalara ait; (i). kurbağa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyunundaki çok kısa adamın adı. Bundan kinaye olarak kısa boylu erkekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bedîhiyye). Delil ve ispata muhtaç olmayacak derecede zâhir ve açık olan: Kâinatın bir yaratıcının kudret elinden çıktığı bedîhîdir. (mantık) Mantıkta bir kıyas çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدیهی] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Besbelli, açık-apaçık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. mantık). Delil ve ispata muhtaç olmayacak görünüşte açık ve anlaşılan şeyler, umûr-ı bedîhîyye: Be dîhiyyâta karşı söz söylemek abestir

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı kovanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Behcet’den). Şen, güzel; güleryüzlü adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهيج] güleryüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şen, güzel, güler-yüzlü adam. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen kelimelerdendir. - (bkz.Hac, ayet 5).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Şen, güzel; güleryüzlü kadın. 2. Kadın adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şen, güzel, güleryüzlü kadın. (bkz.Behiç).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. behâyim). Dört ayaklı, hayvan. Fars. çâr-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvanca duygu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهيمی] hayvanî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvanlık, hayvana benzerlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهيميت] hayvanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BIHIN) (i. F.). İyi, Alâ, beğenilmiş, beğenilen: Ayîn-i bihîn = Beğenilen Adet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), i. arkada, arkasında, ardında, gerisinde; (edat) geri, arka planda, geride; geri kalmış (saat v.b.); i., k.dili kıç. behindhand z., s. geç; geri kalmış; borçlu, borca batmış. be behind the times geri kafalı olmak, zamana ayak uyduramamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. Soyu-sopu temiz kadın. 2.Şişmanlıktan dolayı nefes darlığı olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçmak, cennet, firdevs. Behişt-Aşyân: Behişt-mekân = Cennet-mekân. Firdevs-makar = Büyük ölüler için kullanılmış tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشت] cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cennet. 2.Uçmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennete mensup ve müteallik, cennetlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشتی] cennetlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. behâ’dan smüş.) (mü. behiye). Güzel, Ar. hasen, cemtl: Hediyye-i behiyye = Güzel hediye. Telgraf ve posta nezâret-i behiyyesi. (Eskiden nâzırı vezir rütbesinden aşağı rütbede bulunan nezaret ve idarelere verilir unvandı).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Beha’dan güzel.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهيه] güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ur.). - Belh şehrine mensup (Afganistan). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. berehmen). Berehmenler, Hindu rahipleri, Brahmanlar. (bk.) Brehmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bürhân). Bürhânlar (deliller), (bk.) Bürhân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براهين] deliller, kanıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.düşünmek, göz önünde bulundurmak; hatırlamak; aklına getirmek; baş vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendiliğinden, kendi kendisine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Müzekker için). Tamamiyle, tamamlanmış olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayniyle, olduğu gibi: O yazıyı biayniha dercetmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bibliyografyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap seven kimse, kitap hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Behîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Behîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حس] hissiz, duygusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشت] cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God is my witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayat hikayesine ait, biyografiyle ilgili biographically z. bir kimsenin hayatıyla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendiliğinden, kendinden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بذاته] kendiliğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(b = harf-i cer, lutuf = kerem, hi = onun). Tanrı’nın lutuf ve keremiyle: Bilutfihi Taâlâ bir çocuğum dünyaya geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kana susamış, canavar ruhlu, hunhar. bloodthirstily z. kana susamışcasına. bloodthirstiness i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. blue chips

ekon. mavi boncuklular

İşlem hacmi yüksek ve getirisi istikrarlı hisse senetleri.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika bıldırcını, zool. Colinus virginiamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Budalık mertebesine ulaşabilen fakat başkalarının ıstırabına karşı duyduğu merhamet ile bu mertebeden vazgeçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kola ait, kol gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. dalları geniş ve karşılıklı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kolsu-ayaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. solungaç, galsame. branchiate s. solungaş1ı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kabuklu deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman, an; söyleme, ağza alma; ümit, hasret; hafifçe esiş; dilb. h'' harfinin sesi. breathing space rahatça nefes alma imkânı; dinlenme zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın arkasından geçen kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli bir gayeye ulaşmak için büyük bir rizikoyu göze almak (çoğunlukla siyasi hayatta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bak. bronchus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., anat. bronşlar, ciğer kasabaları. bronchial s. bronşlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bronşit, nefes borusu ile bronşların arasındaki zarın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem, kaba boğa dışkısı; bok; ünlem Yalan! Saçma!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalın kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'nın geleneksel savaş kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek kovan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth rate. rate of growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çabuk yürüyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).yüksek sesle gülmek; isterik kahkahalar atmak. cachinna'tion (i). isterik kahkahalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den). Cehd eden, çalışan, savaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهد] çalışıp çabalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (Erkek İsmi) - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Kadın İsmi) - (bkz.Cahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir demet kağıt; muhtıra, rapor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den) (mü. cahihiie) (c. cühelâ, cihâi, cehele). 1. Bilmeyen, bilmez, nâdân, bî haber: Cahil adam. 2. Okumamış, ilimden mahrum, ümmt: Şu çocuğu okutun cahil bırakmayın. 2. Genç, tecrübesiz, acemi: O, cahil bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. unlettered. unlearned. benighted. nescient. rude. unenlightened. unilluminated. uninformed. unknowing. unread. untutored. yahoo. ignoramus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. inexperienced. clueless. philistine. pig. raw recruit. uncultured. unenlightened. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهل] bilgisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cahile yakışır, cehaletle vaki olan: Gayret-i cahilin = Cahillikle, cahilcesine: Pek cahilâne hareket etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاهلانه] cahilce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhile mensup ve mütealik: Gayret-i cShlIiyye. 2. (hi.) İslâm’dan evvelki küfür ve dalâlet devrine müteallik: Şuariy-ı Cihiliyye = CAhiliyye devri (Arap) şairleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhillik. Ar. cehl, Fars. nâdânî: Câhiliyyet alâmetidir. Arabistan tarihinde İslâm’dan evvelki devir ve hal, halkın putperestlikte bulundukları zaman: Zamân-ı CAhiliyet’te, Câhiliyyet şâirleri (yalnız Araplar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). 1. Bilmezlik, n«danlık: Cahillik affolunmaz bir kusurdur. 2. İlimden mahrumiyet, okumamış adamın hali. 3. Gençlik, acemilik, tecrübesizlik: Câhilin eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorantness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem. (T.) Tamu: N4r-ı cahim = Cehennem ateşi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2.Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır. - Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Can tırmalayıcı, can kopancı, can-rübâ, cân-sipâr, cânistân vs. (bk.) Can.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreaking. bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear-rending. horrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان خراش] yürek paralayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilise özel heyeti üyeliği; bu üyeler grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransiskan rahibi; (kh). kukuleteli kadın pelerini; Orta ve Güney Amerika'ya mahsus uzun kuyruklu maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hariritacllığa ait; kartografik, haritacıllkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). işine son vermek, kovmak, işten atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). veznedar, kasadar, kasiyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince ve dar burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sâri, bulaşıcı; cazibeli, çekici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilmihal; bir kimsenin fikirlerini anlamak için sorulan sorular. catechist (i). ilmihal öğretmeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilmihal öğretmek; sıkı sıkıya sorguya çekmek. catechizer (i). ilmihal öğretmeni; sorguya çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennet gibi yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebhe» den imen.) (mü. cebhiyye) (anatomi). Alna ait, mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çalışma, çabalama, uğraşma. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihaz» dan galat), (bk.) Cihaz, çeyiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. cumhur). Cumhurlar, topluluklar, (bk.) Cumhûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماهير] cumhuriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cerhiyye). Yaralamaya ait, yaralama ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıpta operatörlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحی] operatörlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevher). Kıymetli taş, elmas: Cevâhir takmak, cevâhirle donatmak. Elmastan yapılmış veya elmasla süslü, cevâhir yüzük. Cevâhir yumurtlamak = Münasebetsiz sözler söylemek. (bk.) Cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery mücevher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواهر] mücevherler. 2.mücevher.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2.Mayalar, özl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Mücevherci, elmas vesair kıymetli taşlar ve bunları hâvî tezyinat yapan ve satan adam: Cevâhircilerde aramalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Cevâhirci, elmas alıp satan, kuyumcu, mücevher taciri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

devamlı olarak gülümseyen kedi (Alis Harikalar Diyarında adlı eserde geçer); sırıtkan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ing). avlamak, avlanmak; (i). av, av narası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resimde ve tabiatta ışık ve gölge oyunu; ışık ve gölge sanatı; edebiyatta tezat usulü. chiaroscurist (i). resimde sadece ışık ve gölge kullanan ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağlıboya resminde keskin karşıtlıklar yaratacak biçimde düzenlenmiş ışık-gölge dağılımı. İlk kez İtalyan ressamı Correggio tarafından XVI. yy.ın başında kullanıldı. Caravaggio ve izleyicileri bu tekniği geliştirdiler. Georges de la Tour, bu alanda ilginç örnekler verdi. Rembrandt, en büyük chiaroscuro ustası sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kiyasma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (T). çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). şık, modaya uygun; (i). şıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şikago şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (f). hile, oyun, şike; (f). hile yapmak, aldatmak, şike yapmak. chicanery (i). hile, şike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). civciv, piliç; çocuk, yavru; (A.B.D.). , (argo). genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus bir cins baştankara. (zool). Parus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). piliç, tavuk; tavuk veya diğer kümes hayvanlannın eti; (k.dili). toy kimse; (A.B.D.)., (argo). genç kız; (s)., (A.B.D.)., (argo). korkak, ödlek; (f)., (A.B.D.)., (argo)., out (ile) korkudan çekinmek. chicken feed (argo). bozuk para,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nohut, (bot). Cicer arietinum roasted chickpea leblebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş otu, sıçankulağı, (bot). Cerastium arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hindiba, frenk salatası, güneğik, (bot). Cichorium intybus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (chid veya chided, chidden veya chided) azarlamak, kusur bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şef, amir, reis; (argo). patron; hane. armanın en üst kısmı; (s). en yüksek rütbede olan; belli başlı, ana; başta olan. in chief baş, en yüksek mevki. chief justice başyargıç. chiefly (z). başlıca, en çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabile reisi; başkan, idareci. chieftaincy, chieftainship (i). kabile reisi; başkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şifon; kadın elbisesi aksesuarı; (s). hafif çırpılmış yumurta akı gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifonyer, çekmeceleri olan aynalı dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). chigoe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuz, saçın arkada toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batı Hint adaları, Amerika ve Afrika'da görülen ve dişisi hayvan veya insan etine gömülen bir cins pire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ)., (tıb). soğuk ve rutubetten el ve ayaklarda hâsıl olan kızarıklık ve şişlik; mayasıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -children) bebek, çocuk; çocuksu kimse; kız veya erkek evlât. childbed (i). kadının doğum yapma hali. childbirth (i). doğum. child labor çocukların çalıştırılması. child's play kolay iş. adopted child evlât edinilmiş çocuk, evlâtlık. with c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isa'nın doğumundan üç gün sonra kılıçtan geçirilen masum çocuklar yortusu, 28 Aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocukluk devresi. second childhood yaşlılık devresindeki çocukluk hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çocuksu, çocuğumsu; saçma. childishly (z). çocukça. childishness (i). çocuksuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çocuksuz, çocuğu olmayan. childlessness (i). çocuksuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çocuk ruhlu, masum, içten, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). child.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmızı biber, (bot). Capsicum frutescens. chili con carne kıyma, kırmızı biber ve kuru fasulyeden yapılmış bir yemek. chili sauce biberli domates sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bin; bin yıllık devre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ilah). isa'nın yeryüyüzünde bin yıl hüküm süreceği doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üşümek, ürpermek; (mad). donmak, sertleşmek; üşütmek; soğutmak (şarap); ümidini kırmak. chillingly (i). üşütücü bir şekilde. chillriess (i). soğuk; soğuk davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). soğuk; titreme, üşüme, ürperme; soğuk davranış; soğuk döküm kalıbı; (s). üşütücü; soğuk. take the chill off ıIıtmak. chill-cast (s). soğuk kalıba dökülmüş. chiller (i). soğutucu; korkunç hikâye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). serin, soğuk, üşütücü; soğuğa karşı hassas; (z). soğuk bir şekilde. chillily (z). soğuk bir şekilde. chilliness (s). soğuk; soğuk davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahenkle çalmak (çan); şarkı söyler gibi konuşmak; harmonize etmek, uygunluk sağlamak; ahenkli ses çıkarmak. chime in uymak; söz kesip konuşmaya katılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenkli zil veya çan sesi;(müz). madeni borulardan meydana gelen bir çalgı; müzik, melodi; akort, ahenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçının iki ucundaki şevli kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağzından ateş püsküren mitolojik bir canavar; süsleme sanatında kullanılan canavar figürü; vehim, kuruntu, kabus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayali, gerçek olmayan. chimerically (z). hayali olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baca; lamba şisesi; krater, yanardağ ağzı. chimney corner ocak başı. chimney damper baca sürgüsü. chimney piece şömine tablası. chimney pot baca külâhı. chimney sweep baca temizleyicisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şempanze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çene; (f). jimnastikte çeneyi çubuğun hizasına getirmek; (k.dili). konuşmak; (k.dili). çene hizasına kaldırmak, boynunun arasına sıkıştırmak (keman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin. People's Republic of China çin Halk Cumhuriyeti. Republic of China Tayvan. China aster pat çiçeği, meydan güzeli. Chinaman (i)., (asağ). Çinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). porselen, seramik, çini. chinaware (i). porselen, çanak çömlek. china closet tabak dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tespihağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin dışındaki büyük şehirlerde Çinlilerin oturduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahtakurusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sincaba benzer bir Güney Amerika hayvanı; bu hayvanın çok değerli olan kürkü, çinçilla; kalın ve tüylü paltoluk kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğmaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). omurga kemiği, belkemiği; sırttan çıkarılan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Çince; Çin'de konuşulan dillerden herhangi biri; Çinli; (s). Çine, Çinlilere veya Çince'ye ait. Chinese calendar. (bak). calendar. Chinese lantern (plant) şeytan feneri, (bot). Physalis alkekengi. Chinese puzzle çinlilerin yaptığı karışık bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,( A.B.D.)., (argo)., (asağ). Çinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak; (argo). temiz para, nakit para; madeni ses; (f). yarıkları doldurmak; şangırdamak, şangırdatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da esen sıcak, kuru bir rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). basma, perdelik kreton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,( ABD)., (k.dili). adi, iyi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sakız adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yonga, çentik; ince dilim halinde kesilmiş yiyecek; (çoğ,). (ing). patates kızartması; iskambil fiş; küçük kıymetli taş parçası; önemsiz bir şey; lezzetsiz kuru yiyecek; kurumuş tezek parçası; sepet örücülüğünde kullanılan hasır. a chip off the old

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yontmak, çentmek, budamak, şekil vermek; (iskambil). fişle oyuna girmek; cıvıldamak (kuş). chip in (k.dili). iştirak etmek; sözü kesmek. chipped beef ince dilinmiş kuru sığır eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. chip card

varlık kartı

Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstü çizgili birkaç çeşit ufak sincap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 18. yüzyılda yaşamış olan bir ingiliz marangozu; bu marangozun stilinde yapılmış mobilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (k.dili). canlı, neşeli; şık, iyi giyinmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ı).,(argo). arasıra uyuşturucu ilâç içme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serçe; ufak sincap; (argo). orospu kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kendi el yazısıyla yazılmış vesika. chirog-rapher (i). el yazısı ile yazan veya bunun üzerinde çallşan kimse, hattat. chirography (i). el yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el falı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakım mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakımı, nasır gibi basit ayak rahatsızlıkların tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masajla tedavi usülü, omurga masajı ile tedavi. chi'ropractor (i). masajla tedavi eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). uçan memeliler; yarasalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). cıvıldar gibi ses çıkarmak, cıvıldamak; cıvıldar gibi konuşmak; (i). cıvıltı. chirpy (s). cıvıltılı, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). (çekirge, ağustosböceği gibi) tiz ses çıkarmak; bu şekilde ötmek; (i). çekirge ve benzeri hayvanların ötüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). neşe ile cıvıldamak, cıvıltılı sesler çıkarmak; (i). cıvıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). cerrahlık. chirurgic, chirurgical (s)., (eski). cerrahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). keski, kalem; (f). kalemle kesmek; (argo). aldatmak, hile ile elde etmek; keski ile çalışmak. chiseled (s). keski ile şekil verilmiş; güzel bir şekil verilmiş; keskin hatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek içecek masrafları için ödenen para makbuzu; (ing). not, mektup; çocuk, delişmen ve tecrübesiz kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iaf, havadan sudan konuşma; dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitin. chitinous (s). kitinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). hayvan bağırsağı, bumbar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şövalye gibi, nazik, cömert, cesur. chivalrously (z). şövalyelere has bir şekilde. chivalrousness (i). şövalye gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalyelik; cömertlik; cesaret; şövalyelik örgütü; şövalyeler; şövalyelik makamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). charivari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemeğe tat vermek için kullanılan Frenk soğanı, (bot). Allium schoenoprasum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). chevy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.l. Kırk, Ar. erbaîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهل] kırk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهل پا] kırkayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cirâhiyye). Cerrahlığa mensup ve müteallik: Ameliyyât-ı cirâhiyye, fenn-i cirraht. (Türkçe telaffuzu: cerrâhî).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün kumaş veya elbise imalatçısı veya satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giyim eşyası elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bacakları çok tüylü iri bir cins tavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmız. cochineal insect kırmızböceği, (zool). Coccus ilicis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk keski, demir kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., A.B.D., argo çekici, davet edici (bakış).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaşlık, refakat, eşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). midye gibi kabuk hâsıl eden deniz hayvanları; kabuklular. conchiferous (s). kabuklu, kabuk hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). katarakt ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kur yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). inek derisi; (f). dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk dinî musikisinde koro ile okunan ilâhî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yastık, minder; yastığa benzer şey; bir darbenin hızını kesen herhangi bir şey; bilardo masasının lastikli iç kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yastık veya minder koymak veya dayamak, bir darbenin hızını kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kendisini teşhir etme, ayıp yerlerini gösterme hastalığı, eksibisyonizm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). yumurta piçi gibi bir dalgıç kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (eski ve Çağatayca yazı11lışı: «dağı»). Hem, kezalik: Bunu ben dahi bilmiyorum, bundan dahi anlaşılıyor. Kısaca «de» suretinde de kullanılır: Bunu ben de bilmiyorum. Vaktiyle «ve» mânâsiyle cümlenin başında da kullanılırdı. «Daha» yerine de vaktiyle dahi kullanılırdı: Bir dahi bunu yapmayın. Ve dahi = Hem de, bir de.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dâhiye, dehâ’dan). Dehâ sahibi, (bk.) Dehâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. also. too. likewise. eke. item. as well. genius. wizard. prodigy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. genius. prodigy. too. wonder. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. too. even. as well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داهی] deha sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Üstün zeka sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Gülen, gülücü, mü. dahîke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (duhûl’den). Birine iltica eden, sığınan: Filâna dahîl oldu. Dahilek = Sana iltica ettim. Dahflek ya Resûlullah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİL) (i. A.) (mü. dâhile) (duhûl’den). T. Giren, duhûl eden: Şehre dahil oldu. 2. Bir şeyin içinde bulunan Dahll-I hesap = Mahsup. Dâhil-I bil’-meclis = Mecliste hazır. 3. Bir şeyin içerisi, iç taraf, iç: Bu evin dahili, haricinden güzeldir. 4. Bir devletin ülkesi, hariç mukabili: Elde edilen mahsul dahilde sarfolunduktan sonra hayli miktarı da ihraç edilir. 5. Osmanlı devrinde bir ilmîye rütbesi: İbtidây-i dâhil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

included. inclusive. not excepting. including. with the inclusion of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

included. including. inclusive. interior. inside. inclusive. counting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

including. incluted. included. inland. inside. interior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخل] iç, içeri. dâhil olmak içeri girmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cem’i: devâhil). Bir şeyin içyüzü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخله] iç, iç yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), (bk.) Dahîl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİLEN) (i. A.). 1. İçeriden, içten: Evi dahilen boyatmamış. 2. Ülke İçinde olarak: Devlet, dahilen ıslahat İle uğraşmak için bir müddet sulh ve asayişi muhafaza etmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخلا] içten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİLİ) (i. A.) (mü. dâhiliyye). 1. İç veya içeri ile alâkalı: Göğsümde dahilî bir ağrı hissediyorum. 2. Aileye ait, mahrem, hususî: Onun dahilî bir rahatsızlığı vardır; dahilî masrafları pek fazla. 3. Bir devletin kendi ülkesiyle alâkalı: UmOr-ı dâhiliyye, nizâm-ı dâhili, nizâmnâme-l dâhili = Bir resmî veya ticarî idarenin kurulmasını ve görevlerini tanzim eden nizamname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interior. internal. inward. inner. indoor. inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in. internal. interior. inner iç. içsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. inland. interior. internal. inward. indoors. indoor. home. midland. inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخلی] iç ile ilgili, iç yüze ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’e gerek kalmadan depolama imkanı sağlayan yerleşik bellek

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinelerinin artık yedek saklama çözümü sağlamak için dahili bir belleği vardır. Birçok Cyber-shot fotoğraf makinelerinde bellek boyutu en az 32MB’dir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal affairs içişleri. internal diseases. ward for internal diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases. internal matters in a government office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخليه] iç ile ilgili, iç yüze ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist. doctor of internal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. («umur-ı dâhiliyye» den kısaltma). Devletin kendi ülkesiyle alâkalı işlere, yani iç idare işlerine bakan vekâlet, bakanlık: Dahiliye vekâleti, dahiliye vekili. 2. İç hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) («dehâmet» den). Fazla kalın olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nasip, rızk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dâhiye yakışır Daire bir şekilde, dâhice, dehâ eseri göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. duhât). Harikulâde zihin, zekâ ve anlayış sahibi: Ibni Sinâ bir dâhî, bir dâhiye idi; Muâviye Araplar’ın dâhîyelerinden idi (Fransızlar’ın «génie» kelimesiyle ifade ettikleri mânâ için bu kelime zarûrîdir. Masdar olan «dehâ» kelimesinin sıfat olarak bu mânâ ile kullanılması hatadır. Ganî vezninde dahî ise Arapça’da bu mânâ ile kullanılıyorsa da, dilimizde yerleşmemiştir. Bununla beraber bugün dehâ kelimesi galat olarak dilimize tamamen yerleşmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «dehâ» den) (c. devâhî). Musibet, Afet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dahi).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

birbirine çok sadık iki dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halifelik merkezi, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالخلافه] İstanbul. 2.halifelik merkezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). canlı, faal, atılgan; gösterişli, şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransa'da kralın en büyük oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bot). (bitki tohumları kabuğu) kendi kendine açılmak, yarılıp açılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Delhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Yunanistan'daki Delfi'yle ilgili; Delfi mabedinin gaipten haber veren kâhinine ait; muğlak, meçhul, anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). birkaç çeşit hezaren çiçeğinden çıkarılan zehirli billursu bir alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezaren, (bot). Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), iri bir deniz solucanı (Fr. holothurie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dirhem). Dirhemler, (bk.) Dirhem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دراهم] dirhemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). klasik dramda zor bir durumu halletmek için mekanik bir yolla sahneye indirilen tanrı; (edeb). buhranlı bir anda beklenilmeyen şekilde yetişen yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâhiyye). Musibet, Afet. (bk.) DAhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). yer küre tabakasının kıtalar, dağlar ve denizleri teşkil edecek şekilde değişmesini sağlayan süreçler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taç, çelenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Verme, Ar. İtâ, ihsan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, hırâşîden = tırmalamak). Yüreği tırmalayan, çok feci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل خراش] yürek parçalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki şekilde görülebilen veya gözüken, iki şekilli. dimorphism (i). aynı bitki ve hayvan üzerindeki iki değişik şekil; aynı maddenin iki değişik şekilde kristalleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müdürlük, direktörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vatandaşlık haklarından ve özellikle oy verme hakkından mahrum etmek; herhangi bir hak veya menfaatten mahrum etmek. disfranchisement (i). vatandaşlık haklarından mahrum etme, oy verme hakkını elinden alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). disülfür bir eleman ile iki kükürt atomundan meydana gelen bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. devâvîn) (Farsçadan Arapça’laşmış). 1. Büyük meclis, yüksek meclis: Dİvan kurulmak. 2. Eskiden muhakeme için kurulan yüksek meclis: Dİvân-ı Hümâyûn = Osmanlı İmparatorluğu zamanında bugünkü bakanlar kurulunun (kabine) karşılığı olan teşkilât. Amedî-i Dİvân-ı Hümâyûn = Vaktiyle bu meclisin başkâtibi. Tercüman-ı Dİvân-ı Hümâyûn = Eskiden padişahın huzurunda tercümanlık eden şahıs. 3. Eskiden bir şâirin şiirlerini kafiyelerine göre, harf sırası tertibiyle toplayan şiir mecmuası: Bâkî dîvânı, Nâbî dîvânı. Devâvîn-i şuarâ = Şair divanları. Dîvân efendisi = Vaktiyle vezirlerin resmî ve hususî başkâtipleri ki, yazışmaları idare ederlerdi. Dîvân-ı temyiz = Eskiden her vilâyet merkezinde bulunan temyiz mahkemesine verilen isimdi: Dİvân-ı harp = Askerleri muhakeme etmek üzere kurulmuş fevkalâde askerî mahkeme: Dİvân-ı harb-i örfî = Örfî idare altındaki memlekette siyasî işlerden, asayiş ve inzibatla alâkalı işlerden sanık olanları muhakeme etmek üzere kurulmuş askerî mahkeme. Dîvân durmak = Verilecek emirleri almak üzere ayakta ellerini kavuşturup durmak. Ayak dîvânı = Fevkalâde hallerde acele olarak kurulan meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day bed. divan. ottoman. couch. dewan. council. lounge. sociable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. divan. sofa. council of a state. collected poems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book; esp., a collection of poems written by one author; as, the divan of Hafiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Turkey and other Oriental countries: A council of state; a royal court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also used by the poets for a grand deliberative council or assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chief officer of state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A saloon or hall where a council is held, in Oriental countries, the state reception room in places, and in the houses of the richer citizens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cushions on the floor or on benches are ranged round the room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cushioned seat, or a large, low sofa or couch; especially, one fixed to its place, and not movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coffee and smoking saloon. a long backless sofa a Muslim council chamber or law court a collection of Persian or Arabic poems a Muslim council of state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan. council of state. public sitting. collected poems. couch. council. cycle. lounge. sofa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long backless sofa. a Muslim council of state. a collection of Persian or Arabic poems. a Muslim council chamber or law court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upholstered couch without arms or back Originated from the Turkish habit of piling rugs for reclining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Persian term initially designating the official registers,later the administrative offices of the state, and finally the sovereign's council of state There was a distinction between the Divan i-Am, or chamber for public audience with the prince which was

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Council of senior military officers during the Ottoman period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ دیوان] meclis. 2.padişah meclisi. 3.şairin şiirlerinin bir araya getirildiği eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sedir; divan, meclisi hümayun, büyük meclis; salon, divan odası; tütün ve kahve içmeye mahsus salon veya oda; divan, bir şairin alfabetik sıraya göre düzenlenmiş şiirlerinin toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odalar arasındaki geniş sofa, sale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bakanları, yargıtay, danıştay üyeleri ve cumhuriyet başsavcısını, vazifeleriyle alâkalı suçlardan ötürü muhakeme etmek için Yargıtayla Danıştay üyelerinden kurulan fevkalâde mahkeme, yüce divan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.), (bk.) Dİvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafiye itibariyle harf sırası tertibiyle yapılan küçük şiir mecmuası, eksik dîvân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Deli, Ar. meczub. 2. Aptal, alık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. lunatic. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوانه] deli, çılgın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dîvânelik, delilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Delicesine hareket eden, çılgın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوانگی] delilik, çılgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Delilik. 2. Aptallık, alıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dîvânîye). Dîvan ile alâkalı. Hatt-ı dîvânî = Dİvân-ı hümâyûnda ferman ve beratların yazılmasına mahsus güzel ve girift bir nevi yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DİVAN-I MUHASEBAT) (i. F. A.). Muhasebeler dîvânı, Sayıştay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disfranchise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Delphinidae familyasmdan yunusbalığı ve ona benzeyen başka birkaç çeşit balık, (zool). Delphinus delphis; den palamarlık baba veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Delfin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembel ve haylaz kimse; colloq boş gezenin boş kalfası. don't kıs donot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D.)., k.dili şey, asıl ismi bilinmeyen veya hatırlanmayan bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). yokuş aşağı, aşağıya; (s). inişli, meyilli. go downhill düşüş göstermek, bozulmak (başarı, sıhhat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cehenneme mensup ve ait olan, cehennemlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeryüzünden yansıyıp ayın gölgede kalan kısımlarını aydınlatan ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. buhar). Buharlar. (bk.) Buhar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Saflık, bönlük, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابلهی] bönlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saflık, bönlük, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Ebu’l-Hakem Amr b. Hişam b. el-Muğire) İslam’ın doğuşunda müslümanların en büyük düşmanlarından. Mekkeli müşrik. Müslümanlara en büyük işkeneler onun tarafından yapıldı. Cehalet ve bilgisizliğin babası anlamında Ebu Cehil denildi. Hakkında ayetler indi. Bedir savaşında İslam mücahidi İbn Mes’ud tarafından öldürüldü.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(acıhıyar): Kabakgillerden elma iriliğinde meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitkidir. İçeriğinde “colocynthine” vardır. Zehirlidir. 2 gramdan fazlası öldürebilir. Haricen kullanılır. Kullanıldığı yerler: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını dindirir. Kaşıntıları geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da hanzal ve Fransızca’da coloquinte denilen acı bir meyve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkestanesi ve deniz yıldızı gibi derisi dikenli bir hayvan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz kirpisi, denizkestanesi; (mim.) yastık, Dorik sütunlarda yuvarlak kenarlı sütun başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fizyol.) en çok sinirleri ve beyin kısmı gelişmiş olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary history. history of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. c.) (m. efham). (bk.) Efham.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En ulu, pek büyük ve saygıya layık kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Hz.Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz.Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. habîb). Habîbler, dostlar, (bk.) Habib, ahibbâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احبا] dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHL) (i. A.) (hem teklik, hem çokluk gibi kullanılır). 1. Sahip, mâlik, mutasarrıf: Ehl-i servet, ehl-l hüner, ehl-i nâmOs, ehl-i vukuf = Servet, hüner, namus, bilgi sahibi veya sahipleri. 2. Oturan, Ar. halk, sâkin, mütemekkin: Ehl-l karye, ehl-i Cennet = Köy halkı, Cennet halkı. 3. Muktedir, becerikli, erbab: Bu işin ehlidir. Bu memuriyet için ehil bir adam aramalı. 4. Eşlerden beheri: Karı, koca: Ehliyle hoş geçinmek, ehl ü ayal = Aile, çoluk çocuk. Ehlullah = Velî, evliyâ. Ehl-l beyt = Ev halkı, aile, hanedân, sülâle. Ehl-i beyt-i Nebi ve sadece Ehl-i beyt = Evlâd-ı Resûl-ullâh (Peygamberimizin kızı Fatma, damadı Ali ve torunları Hasan’la Hüseyin). Muhibb-i ehl-i Beyt = Ehl-i Beyt’i seven. Ehl-i hâl = Vecd ve hal sahibi. Ehl-i hibre = Bir iş hakkında bilgi sahibi olanlar, bazı hususların tahkik ve halli için o işin mütehassıslarından kurulan hey’et, bilirkişi (y. k.). Ehl-i dil = Gönül adamı. Ehl-l dünyâ = Dünya adamı, dünya işleriyle meşgul adam. Ehl-i Sünnet = Sünnîler. Ehl-i tarik = Bir tarikata mensup, girmiş. Ehl-i kıble = Müslüman. Ehl-l kitap = Mukaddes kitaplardan birine inananlar: Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler. Ehl-i vukuf = İşi iyi bilen ve bildiren. Fars. kâr-Aşinâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connoisseur. expert. owner. possessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled and qualified. qualified person. able. competent. connoisseur. efficient. entitlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اهل] maharet sahibi. 2.evcil. 3.bir yerde ikamet eden. 4.bir yere mensup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, malik. 2.Becerikli, yetenekli. 3.Karı-kocadan her biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halil). (bk.) Halil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Bilgili, tecrübeli, ehl-i vukuf, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki halde, bugünkü günde, elyevm, hâlâ, henüz: Necd’in bedevî Arablar’ı el-hâletü hâzihi Arapça’nın fasihini söylüyorlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الحالة هذه] şimdiki, günümüzdeki

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Allah’ın emri, ecel, ölüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika'da yapılan çok biberli bir börek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. imtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak; vatandaşlığa kabul etmek, oy kullanma hakkı tanımak; azat etmek, serbest bırakmak. enfranchisement i. vatandaşlık haklarının tanınması; azat etme, özgür kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. eosen tabakasında fosil halinde bulunan bir çeşit küçük ilkel at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taş devrinin en eski zamanlarına ait, eolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) bir organın aşırı hassasiyeti veya aşırı uyarılabilme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(s.), (tıb.) burna çekilip akmasını kolaylaştıran ilâç; (s.) burun akmasını kolaylaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek şahin, kuş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسخيا] cömertler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azot asidi ile madeni levhayı aşındırmak suretiyle yapılan bir hak usulü; bu levha; bu levha ile basılmış resimveya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i) ahlâka uygun, ahlâki; (i.) ahlâk ilmi, ahlak sistemi. ethics (i.) ahlâk ilmi, ahlakiyat. ethical (s.) ahlaki, ahlâka ait, seciyeye ait, törel. ethically (z.) ahlâk prensiplerine uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Habeşistan. Ethiopian (i.), (s.) Habeşistanlı, Habeş; (s.) Habeşistan'a ait. Ethiopic (s.), (i.) Habeşistan'a ait: (i.) Habeş dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Addis Ababa.

Nüfus: 58.710.000.

Komşuları: Batıda Sudan, Güneyde Kenya, Doğuda Somali, Cirbuti, Kuzeyde Eritre.

Önemli Şehirleri: Addis Ababa.

Din: %45-50 Müslüman, %35-40 Ortodoks.

Dil: Amhara dili (resmi), Tgre, Galla.

Yönetim Biçimi: Geçiş Döneminde.

Tarih: Etyopya kültürü kaynağını Mısır ve Yunanistan’dan alır. Eski monarşi 1880’de İtalya tarafından saldırıya uğradı ancak 1936’da yeni bir İtalyan saldırısına dek bağımsızlığını korudu. 1941’de İngiltere ülkeyi özgürlüğüne kavuşturdu.

Son imparator I. Harle Selassie 1931’de bir parlamento ve düzeni kurdu ancak bütün siyasal partileri kapattı.

1970’lerde yaşanan kuraklık nedeniyle yüzbinlerce kişi öldü. Ordunun isyanı ve öğrenci gösterileri sonucu 1974’te Selassie tahttan indirildi. Cunta, tek partili sosyalist bir devlet oluşturarak başarılı bir toprak reformu gerçekleştirdi. Muhalefet şiddet yoluyla bastırıldı. M.S. 330’da benimsenmiş olan Kobt Kilisesi’nin etkisi önlendi ve 1975’te monarşi lağvedildi. Rejim kanlı darbelerle, Sudan ve Somali’nin yardımları ile desteklenen siyasi grupların isyanları ile karşı karşıya kaldı. 1977’de SSCB ile işbirliği andlaşmaları yapılırken, bir zamanlar en önemli müttefik olan ABD ile ilişkiler kötüleşti. 1978’de Sovyet ve Küba birlikleri Somali güçlerinin yenilgiye uğratılmasına yardım etti. Etyopya ve Somali 1988’de bir barış antlaşması imzaladı.

1984’te milyonları açlığa ve ölüme sürükleyen yaygın kuraklık sonucu dünya çapında bir yardım çabası başladı. 1988’de Eritreli gerillaların zaferi hükümetin, kuraklığa uğramış bölgelerde yabancıların ve işçilerin yardım çalışmalarını yarıda kestirmesine yol açtı. 1994’te Etyopya’da kuraklık sonucu yeni bir kıtlık yaşandı. Etyopyalı halkın Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF), (6 isyancı ordudan oluşan) Şubat 1991’de hükümete karşı büyük bir saldırı düzenledi. Mayıs’ta başkan Mengist, Haile Mariam ülkeyi terketti. EPRDF idareyi ele geçirerek geçici bir hükümet kurdu. Eritre 24 Mayıs 1993’te bağımsız oldu.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) östaki borusu, ortakulakla yutak arasındaki boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseowner. homeowner. owner of a house. householder. house owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ahır). Son günler, son zamanlar: Ağustosun evâhırinde, evâhır-i ömründe, (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواخر] sonlar, son günler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اول آخر] alt tarafı, önü sonu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sergi; (huk.) mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil; vesika gösterme; (f.) teshir etmek, sergilemek; göstermek, arz etmek; resimle göstermek; (tıb.). ilâç olarak vermek; (huk.) dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek. exh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. exhibition

sergi

Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sergi; gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz; (ing.) üniversiteden verilen burs; (tıb.) ilaç olarak verme. make an exhibition of oneself kendini teşhir etmek, kendini gülünç duruma düşürmek. exhibitionism (i.) kendini teşhir merakı,teşhir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) neşelendirmek,coşturmak, canlandırmak, hayat vermek, renk katmak exhilarant (s.), (i.) neşelendirici, canlandırıcı (şey). exhilara'tion (i.) neşe, canlılık, hayatiyet. exhil'arative (s.) neşelendiren,canlandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı.2.Ulu, büyük, sayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahm’den) (c. fihâm). Çok kuvvetli, İtibar ve nüfûz sahibi olan, fahâmetli: Düvel-i fahîme = İtibar ve nüfûz sahibi devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anlayışlı, akıllı (erkek, kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fahîm olana yakışacak tarzda.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahr’den if.) (m. fâhire). 1. Kıymetli, ağır, güzel, parlak: Libas-ı fâhir = Kıymetli elbise. 2. İftihar eden övünme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاخر] değerli. 2.şerefli, onurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Övünülecek, iftihar edilecek. 2.Şerefli, kıymetli. 3.Parlak, güzel, mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fuhş’dan if.) (mü. fâhişe) (c. fevâhiş). 1. Ahlâk ve edebe aykırı iş, hareket ve bilhassa zina, rezalet (lisanımızda müfredi bu mânâ ile pek kullanılmaz; daha çok aşağıdaki mânâda kullanılır). 2. (mü.) ZAniye, kahbe, orospu: Birtakım fahişeler şehirden uzaklaştırıldı. 3. Mübalâğâlı, insafsızca: Fahiş fiyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exorbitant. extortionate. steep. stiff. unreasonable. excessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. exorbitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاحش] aşırı. 2.büyük. çirkin, kötü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. hooker. slut. whore. harlot. bitch. call girl. courtesan. courtezan. drab. fancy woman. floozy. hustler. moll. night-walker. painted woman. pro. scarlet woman. slag. streetwalker. strumpet. trollop. trull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. wench. whore. harlot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. call girl. fancy woman. harlot. hooker. hustler. moll. scarlet woman. streetwalker. strumpet. tart. trollop. whore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاحشه] fuhuş yapan kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. prostitution orospuluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyluk, oyluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski pala gibi enli ve ağır kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzaklara erişen,şümullü, geniş kapsamlı, geniş mikyasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeyrek peni (eski biringiliz parası). It isn't worth a farthing. Beş para etmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kadınların giydiği çemberli etek veya iç eteği, jüpon, etegi kabartmak için alttan takılan çember.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). moda, adet, usul, kılık, biçim, şekil; tarz, üslûp; davranış; kibar sınıf hayatı; üst tabaka, yüksek zümre; (f). yapmak, şekil vermek. fashion to uydurmak. fashion plate en son modayı izleyen kimse; elbise modeli. after veya in a fashion şöyle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). modaya uygun, kibar kimseler arasında revaçta olan. fashionably (z). modaya uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den smüş.) (mü. fehîma). Anlayışlı, kavrayışlı, zekî, akıllı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فهيم] anlayışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beraberce hoş vakit geçirme, arkadaşlık, refakat; samimiyet; üniversitede bilimsel araştırma için verilen burs; birlik; kurum, dernek, cemiyet, kulüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle askerlerin fesleri üzerine dikilen daire biçiminde sarı tepelik. 2. Eskiden inzibat çavuşlarının boyunlarına taktıkları «kanun» kelimesi yazılı küçük plaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Semizlik, etlillk, topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurluluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Ferruha ait. 2.Uğurluluk, meymenet. 3.İranlı ünlü şair.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i A). 1. Fetih hakkında yazılan kaside. 2. Fethe mensup.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fethi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fâhişe). Fâhişeler. bk FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فواحش] fahişeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ivory Coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Manila.

Nüfus: 69.809.00.

Komşuları: Güneyde Malezya, Endonezya, Kuzeyde Tayvan.

Önemli Şehirleri: Manila, Quezon City, Cebu.

Din: Roma Katolikleri %83, Protestanlar %9, Müslüman %5.

Dil: Plipino, İngilizce (ikisi de resmi dil). Cebuano, Bicol, İlocano, Pampango ve diğerleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Liberal Parti, Nacionalista Parti, Edsa Ulusal Hıristiyan Demokratlar Birliği (NUCD), Milliyetçi Halk Koalisyonu, Kilusan Bugong Lipunan, PDP-Laban Partisi).

Tarih: Filipin adaları 1571 yılında Macellan tarafından ziyaret edildi. Daha sonra bölgeye gelen İspanyollar, Manila kentini kurdular. İspanya hükümdarı II. Felipe’den esinlenerek, bu takım adaları Filipinler adını verdiler. 1869’da Süveyş Kanalı’nın gerçekleşmesiyle Filipinler Avrupa pazarına açıldı. 1899 Manila savaşında İspanya ABD’ye yenilince, Filipinler ABD’ye bırakıldı. Ancak Amerikan hükümetinin tutumu ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkenin bağımsızlığına kavuşması ancak 1946 yılında mümkün olabildi. 1972’de başkan Ferdinand Marcos sıkı yönetim ilan etti ve sıkı yönetim sırasında Filipinler’in ABD ile ilişkileri zayıfladı.

1973-1976 yılları arasında hükümet güçleriyle ayrılıkçı Moro Müslümanları arasında çatışmalar çıktı. 1977 yılında yeniden başlayan çatışmaların ardından, Libya’nın aracılık ettiği özerklik anlaşması bölgede Hıristiyanlarca reddedildi.

1981 yılında sıkı yönetim kaldırıldı, ancak Marcos olağanüstü birtakım yetkilileri elinde tutmaya devam etti. Haziran’da 6 yıllık bir dönem için yeniden başkan seçildi.

21 Ağustos 1983 yılında Muhalefet lideri Bengno S. Aouino’nun suikaste kurban gitmesi Marcos’u istifaya çağıran gösterilere yol açtı. 1986 seçimlerinde Marcos suikasta uğrayan Aguino’nun eşi Corozon Aguino’ya karşı zafer kazandığını ilan etti. Aguino kendini başkan ilan etti.

24 Şubat’ta Marcos askeri ve dinsel desteğinin azalmasından dolayı olağanüstü hal ilan etti. 26 Şubat’ta ülkeden kaçtı. Aguino ABD ve diğer devletlerce başkan olarak tanındı. 1987 yılında Aguino toprak reformunu başlattı. Aguino’nun aday gösterdiği kişiler yasama organında büyük çoğunluk elde ettiler. Ekonominin zayıflığı, yaygın fikirliği, komünist muhalefler ve askeriyenin zayıf desteği yüzünden büyük sıkıntılarla karşılaştı. Aralık 1989 yılında asi güçler askeri üsleri televizyon istasyonlarını ele geçirdi ve başkanlık sarayını bombaladılar.

Aguino 1982’de başkanlık seçimlerinde Fiedel Ramous’un başkanlığını tanıdı. 1992’de ABD’nin Filipinlerdeki askeri varlığı sona erdi. 30 Ocak 1994’te Müslüman ayrılıkçı gerillalarla ateşkes andlaşması imzalandı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık avlama, balık avı, balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı, baIıkçı takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ten rengi dar pantolon; deriden sıyrılarak alınmış ve tutkal için kullanılan et parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağ etegi, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Formol.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hor çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oy verme hakkı; hükümet tarafından tanınan imtiyaz veya muafiyet, bu imtiyaz veya muafiyetin geçerli olduğu yer, melce; imtiyaz, hak: imalâtçı tarafından bayi veya perakendeciye tanınan mallarını satma yetkisi, acentelik. electoral franchise oy ku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (özellikle dinsel konularda) serbest düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Fransızlaştırmak; Fransızlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de bazen: kâhî). Bazı defa, bazen, ara sıra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهی] kimi zaman, bazen, arasıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazen, bazı kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hislerin, duyguların insanı yanıltması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Piyasa musikisinde Hümâyûn makamında olan bazı parçalara yanlış olarak verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. generallik; bir generalin askeri bilgi ve yönetme yeteneği; önderlik, baskanlık, liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Cengiz Han.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryüzü ile ilgili, jeomorfik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-activity supply service behind the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Mümkün değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, kahve, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 4 tane limon sıkılır. Karıştırılıp bir kerede içilir. Sonra şekersiz kahve veya koyu çay içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Girye (ağlamS) koparan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çeneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaftizi üzerine alınan çocuk, vaftiz evladı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Got'lara ait, Gotik; kaba, vahşi; Gotik yazıya ait; (i.) Got dili, Gotça; (mim.) Gotik tarzı; (matb.) Gotik yazı. Gothicism (i.) Gotik mimarisi; kabalık, barbarlık. Gothicize (f.) Gotik tarza uydurmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) resim veya yazıya ait; tam tasvir olunmuş, canlı; yazıya uygun; şekillere ait, şekli, çizgili. graphic arts (güz.) (san.) grafik sanatlar. graphically (z.) canlılıkla; resimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grafikle matematik ve mühendislik problemleri çözme metodu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grafit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vasilik, muhafızlık, velilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Şahitlik, şehadet, tanıklık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Hindistan'da bulunan ve çıplak gezen filozof sınıfından bir kimse; çıplak gezen kimse. gymnosophy (i.) bu sınıfın inandığı felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). istek, isteyiş, arzu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهش] rica, istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). isteklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İstekli, arzulu, tâlib.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهشگر] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهشکار] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهش کرده] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

option. the right to choose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halhâl). Halhâller, ayak bilezikleri, (bk.) Halhâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حالت روحيه] ruhsal durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mendil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harhara). (bk.) Harhara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıkıntı, darlık, meşakkat; eza, cefa .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب الماهيه] yapı bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haşiş, kenevirden çıkarılan esrar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Hayırhahlık, herkesin iyiliğini isteme, (bk.) Hayırhah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başkanlık, reislik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mirasçılık hakkı; miras.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek tesir edici, öldürücü. Zehr-i helâhil = Öldürücü, çok tesir eden zehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هلاهل] zehir, ağı, boğanotu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemofili kanın pıhtılaşmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaman ile kıvırcıktan melez, yassıca kuyruklu koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heşt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). anormal şekil ve bünyeli; (zool). başkalaşımın değişik evrelerinde farklı şekillere giren. heteromorphism (i). farkll şekillere girme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü.). Eski yazı alfabesinin dokuzuncu harfi olup İstanbul şivesinde aslından daha yumuşak telâffuz olunursa da asıl çıkış yeri boğazdan olup «kaf» ın çıkış yerine yakındır ve Türkçe’de çok defa «hı» «kaf» a ve «kaf» «hı»ya dönüşmüştür. Uyku uyhu, yoksa yohsa, kangi hangi gibi. Arapça dışında SAmî dillerde yoktur. Araplar tarafından «hâ» nın üstüne bir nokta konarak yapılmıştır. Bu ses, Almanlar’ın ch ve Ispanyollar’ın j sesine eşittir, Rusça gibi Slav dillerinde de vardır. Ebced hesabında 600 rakamına eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Soru edatı. Efendim, ne? bk. He.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (A.B.D). merhaba, (ing). dikkati çekmek için çağrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir vezire, Mısır hıdivine yakışır şekilde: Hıdîvâne yaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart resim görüntüleme teknolojilerinin çok üzerinde kalitede resimleri saklayabilme ve görüntüleme imkanı sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen Hi-MD, MiniDisc®’i teknolojisini takip eder. ATRAC sıkıştırmasını kullanarak 45 saatlik müzik saklama yeteneğine sahiptir ve ayrıca Microsoft® Word belgeleri, PowerPoint® sunuları ve JPEG görüntüleri gibi bilgisayar dosyalarını saklayabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Disk kapasitesi 1 GB olan, Atrac3 Plus kodlama kullanan format

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. Lat. tus, ing. tus es) aralık, açıklık, fasıla, boş yer; iki sesli harfin birleşmeden iki hece veya iki kelime arasında yan yana gelmesi, hemze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حباب] haplar. 2.tohumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Japon mangalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حباله] bağ. 2.tuzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni, gelişmiş kızılötesi (IR) uzaktan kumanda teknolojisi Komutlar, ana birime mevcut IR sistemlerinden 10 kat daha yüksek hızlarda aktarılmaktadır. İletim uzunluğu genişletilmiş ve yansıyan sinyallerin hatasız alınması sağlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bağışlama, Fars. bahş. Ar. atıyye, ihsân: Bu malı bana sağlığında hibe etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. gift. gift to charity. grant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هبه] bağışlama, hibe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bağışlama, bağış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hibernaculum (i). hayvanın kış uykusuna yattığı in; tabiatın çiçek budakları üzerine koyduğu kışlık örtü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kışa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kış uykusuna yatmak, kış uykusuna girmek. hiberna'tion (i). kış uykusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). irlanda'ya ait; (i). irlandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın bağışlaması, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber çiçeği; bamya ve ona benzeyen birkaç çeşit bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبر] Yahudi bilgini. 2.mürekkep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ehl-i hibre yerine yanlış olarak ehl-i kıble, kıble-nümâ yerine de hibre-nâme diyenler ve bunu lügat kitabına da kaydedenler vardır, (bk.) Hibret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبره] deneyim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir iş hakkında tam bilgi, bir işin gerçeğine ve derinliğine varma, vukuf ve tecrübe. Ehl-i hibret = Bir iş hakkında mükemmel bilgi ve tecrübesi olanlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi ya da video kamera ekranının her tür ışıkta anlaşılır olmasına yardım eder. Doğrudan güneş ışığında bile mükemmel görüş vermek için yansıyan LCD teknolojisini kullanarak bunu başarır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu hibrit SACD (Super Audio CD), bir HD katmanı ve bir CD katmanında oluşmaktadır. Hibrit diskin CD katmanı geleneksel CD çalarlar tarafından okunabildiğinden ve SACD çalarlar mevcut CD’leri çalabildiğinden, SACD ve CD biçimleri arasında tam bir uyumluluk sağlanmaktadır. HD katmanında, 2 kanal ve çok kanallı DSD ses kayıtları ve çalmaları yapılabilir, ayrıca metin, grafik ve video verileri saklanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİÇ) (i. F.). 1. Yok olan veya yok denilecek kadar az olan, Ar. mâdûm, mefkud: O adam benim nazarımda hiçtir. 2. Yokluk, Ar. adem: Hiçten gelme, hiçe saymak, hiçten iyidir. Büsbütün, asla, kat’A: O hiç bilmez, hiç kazanmadı. Hiç görmedim. Hiç olmazsa: Hiç değilse, Ar. akallî, lâ-akal, bâri. Hiçbir = Bir şeyin birer birer inkârı: Hiçbir iş göremedim. Hiçbir tacirin teşebbüs edeceği iş değildir. O malların hiçbiri işe yaramaz. Hiçbir zaman, hiçbir vakit = Asla, Ar. ebeden: Onu hiçbir vakit kabûl etmem. Sizin dediğiniz hiçbir zaman olmıyacaktır. Hiçbir şey = Asla: Hiçbir şey söylemedi. Hiçbir şey vermedi, olmadı. Hiç kimse = Hiçbir adam: Hiç kimse gelmedi. Hiç kimseyi incitmemeli. Hiçten = 1. Asıl ve nesli meçhul, sonradan görme: Hiçten bir adam. 2. Zahmetsiz kazanılmış: Hiçten bir paradır. Hiçten bir eve sahip oldu. Hiçe saymak = Saymamak, ehemmiyet vermemek. Sualde «hiç görmediniz mi?» gibi menfi cümlede ve ona benzeterek müsbet cümlede kullanılıp «vaktin birinde» ve «kazâra, tesadüfen» gibi bir mânâ ifade eder: O adamı hiç gördünüz mü? Hiç ava gittiğiniz var mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. no. zero. whatsoever. nary. whatever. any. none. never. ever. far from. by any means. least of all. nothing. not a whit. at all. not a dreg. not an iota. not in the least. ne'er. nix. no whit. not at all. nothing. null. zero. none. naught. nough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هيچ] hiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anybody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anybody. nobody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobody. no one. anybody anyone. none.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. devil a bit. for toffee toffy taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for no reason at all. at least. from a trifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiciv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجا] yerme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Perde, örtü, engel, hâil. 2. Utanma, mahcubiyet (anatomi). Hicib-ı haciz = Göğüs ile karın arasındaki zar, diyafram: Hicâb-ı meşîmî = Cenini içine alan zar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حجاب] perde. 2.utanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Utanma, sıkılma. 2.Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan perde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kapıcılık; perdecilik. 2. Mâbeyncilik, saray memurluğu. 3. Ortaçağ İslâm devletlerinde vezirlik. 4. Kâbe perdeciliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hicab).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hicâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness. shame. embarassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U S WEST''s dedicated transport service designed to send large volumes of voice and/or data at 1 544 megabits per second or higher. high capacity circuit. Bell service that uses DS1 digital facilities to provide communications channels to BOC customers at

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perdeli, örtülmüş. Ar. mestûr. 2. Namuslu, iffetli, ismetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arabistan yarımadasının Kızıldeniz boyunca ve Asîr ile Urdun arasında uzanan Arap ülkesi ki, Mekke ile Medine buradadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hejaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hedjaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حجاز] Arabistan’da Hicaz bölgesi. 2.hicaz makamı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde biribirine çok benzeyen, hepsi hicâz dörtlüsü veya beşlisi ile yapılan 4 basit makama (Hicâz, Zengûle, Uzzâl ve Hümâyûn) verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarıyan altı çeşit beşlinin altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarayan altı çeşit dörtlünün altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki) Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zİrgüle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde az kullanılmış bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hicâziyye). 1. Hicaz’a ait olan. 2. Hicazlı Arap. 3. Hicâz makamının şimdi kullanılmıyan diğer adı. (bk.) Hicâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan ve Zengûle’nin şeddi olan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürdî’li Hicâzkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. no.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

no. not even one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither. none of them. none. no one. neither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither. none.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

none.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir kere hac etme, bir defa hacca gitme. Hiccst-ül-vedâ = Peygamberimizin son, yani ölümünden birkaç ay önce yaptığı hacc-ı şerif. Zu’l-hicce (zilhicce) = Hac mevsiminin yapıldığı ay ki, hicrî takvimin son ayıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nihilist nihilist. nihilistic nihilist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hıçkırık; (f). hıçkırmak. the hiccups hıçkırık tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİCV) (i. A.) (hecv şekli yanlıştır). Birini aşağılamak ve kınamak maksadıyle yazılan şiir: Hicvetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satire. lampoon. travesty. irony. diatribe. pamphlet. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampoon. satire. squib. a satirizing. lampooning. lampoon yergi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampoon. satire. satirical attack. diatribe. squib. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجو] yergi, taşlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). burada yatıyor, burada gömülüdür (mezar kitabesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (k).dili taşralı, kaba köylü. hick town taşrada alelade küçük şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هيچکس] hiç kimse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili alet, tertibat; sivilce; (mak). boru bükme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağlarken boğaz tıkanırmış gibi göğüsten gelip zor çıkan ıztıraplı ses: Hıçkırıkla ağlamak. 2. Acele yemek veya söylemek gibi bazı hallerde mideden gelen ve bazen hayli devam eden bir çeşit elde olmayan geğirme: Hıçkırık tuttu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir. Basit hıçkırıklarda aşağıdaki reçeteler uygulanır. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı karbonat konur. Eritilip bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiccup. sob. hiccough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiccup. sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğaz tıkanacak süreçte ve derinden iç çekerek ağlama: Hıçkırması işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiccup. to hiccup. to sob. hiccough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hiccup. to sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğaz tıkanarak ve derinden iç çekerek ağlamak: Hıçkırıp duruyordu. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da bulunan bir ceviz ağacı, (bot). Carya; bu ağacın tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nothingness. nullity. nonentity. zero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nothingness. nullity. utter insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nothingness. nullity. void. utter insignificance. poverty. nihilism. nonentity. vacuity. zero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayrılık. 2. Sayıklama. (bk.) Hecr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجر] ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayrılık acısı. 2. Unutulmaz acı, tesir, dokunma: O söz bana hicran oldu. Yüreğimde hicran vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separation. bitterness of heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هجران] ayrılık. 2.ayrılık acısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ayrılık. 2.Unutulmaz acı, ked(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ülkesini bırakarak başka bir yere ğltme, göçme: Çerkeslerin çoğu Osmanlı ülkelerine hicret ettiler. 2. Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göçmesi ki, 622 Milâdî yılına rastlar ve İslâm takviminin başlangıcıdır: Peygamberin Hicreti, Hicret’ten önce, Hicret’ten sonra (bu mânâsiyle H büyük yazılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hegira.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigration. the Hegira. immigration. transmigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجرت] göç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bir memleketten, başka bir memlekete göç ediş. 2.Rasulullah’ın Mekke’den Medine’ye göç etmesi, takvim başlangıcı olan Miladi 622 yılında vuku bulmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to migrate. emigrate. immigrate. transmigrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hicriyye). Hicret’e ait. Hicrî tarih = Peygamberimizin hicretinden (622 Milâdî) başlayan İslâm takvimi, sene-i hicriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the hegira. of the hegira.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the Hegira. of the Hegira.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohammedan calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslim calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sönmez).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değersiz: Ne hiçten adam olduğu anlaşıldı. 2. Hiç yoktan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless. for no good reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجو] yergi, taşlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Biri hakkında hiciv yazmak veya söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to satirize. to lampoon. burlesque. lash. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hicviye). Hiciv denilen aşağılayıcı ve kınayıcı şiire ait: Asâr-ı hicviyye = Hiciv eserleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hicviyye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hicviyye). Hiciv şiirleri ve bunları toplayan şiir dergisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. (c. hicviyyât). Hiciv tarzında yazılmış şiir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجویه] taşlama, hicivle ilgili şiir veya düzyazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). hide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خداع] düzen, komplo.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İspanyol asılzadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin gösterdiği doğru yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doğru yolu arama, doğru yola girme. 2. Tanrı tarafından birinin kalbine ilhâm olunan hak yolunu aramak arzusu: Kendisine hidâyet geldi. 3. Hak dini, islâm dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the right way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هدایت] doğru yolu gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Hak yoluna doğru yola girme. 2.Müslüman olmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

doğru yolu göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). hide: (s). gizli, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Keskinlik, şiddet, sertlik: Mizâcı hiddetlidir. 2. Öfke, gazab, tehevvür: Hiddete geldi. Hiddetle cevap verdi. Pür-hiddet = Öfkeli, gazaplı. Hiddet-i bâsıra, hiddet-i sâmia, hiddet-i şairime vesaire (tıp) = Bu duyguların (görme, işitme, koklama) fazlalığı’ve keskinliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. wrath. fury. steam. bate. dudgeon. exasperation. flame. flare-up. furor. furore. paddy. sound and fury. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. fury. rage. steam. wrath. violence. irascibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fury. rage. anger. dander. exasperation. fume. heat. hot. ire. irritation. violent temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حدت] öfke. 2.keskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb furious. to get a rise of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, gazaba gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get furious. to be angry (with. to fly into a temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, Fars. gazabnâk, pür-hiddet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (hid, hidden) saklamak, gizlemek, ketmetmek, örtbas etmek; saklanmak; gizlenmek. hide one,s head utancından saklanmak. hide out (polisten) saklanmak. in hiding saklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvan derisi, post; (k).dili insan derisi, cilt; (f)., (k).dili dayak atmak. I haven't seen hide or hair of him. İzi tozu yok. tan one's hide bir kimseye dayak atmak, köteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklambaç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (polisten) saklanacak yer, yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar görüşlü, eski kafalı; derisi kemiğine yapısmış (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıdmet). Hizmetler, (bk.) Hizmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمات] hizmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok çirkin, igrenç, kerih, korkunç. hideously (z). iğrenç bir şekilde, korkunç bir surette. hideousness (i). igrençlik, korkunçluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hideaway.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklanacak yer, gizlenecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hızır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vezir, Asaf: Hıdîv-i Azam. 2. Osmanlılar’ın son üç Mısır valisine (ismail, Tevfik ve Abbas Hilmi Paşalar) verilen unvandır: Mısır hıdivi. 3. Kral nâibi, Fr. vice-roi, İng. vice-roy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدیو] Mısır valisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدیو] Mısır valisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîvâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hıdîviyye) (Osmanlılar’ın yaptığı Arapça kelimelerdendir). Bir vezire veya Mısır valisine ait: Cânib-i Alî-i hıdivîlerine. Idâre-i hıdîviyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bu Arapça kelimeyi de Osmanlılar yapmışlardır). Mısır valiliği, Mısır valisinin sıfatı, vazifesi ve idaresinde olan yerler: Mesned-i hıdîviyyete geçmiştir. Hıdîviyyet-i Mısrıyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîviyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت] hizmet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خدمتکار] hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Hidrojen ile basit veya birleşik bir maddenin birleşmesinden meydana gelen asit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Bir cismin su ile birleşmesi yahut suyun bazı madenler üzerine etkisiyle meydana gelen birleşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hızır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Su gücü ile elde edilen elektrik. Hidroelektrik santrali— Su gücünü kullanarak elektrik üreten fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Suyu kolayca emen: Pamuk hidrofil bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air pressure tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure tank for a water supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Bir bölgedeki yeraltı ve yerüstü sularının tamamı ve bunları inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). H. senbolü ile gösterilen bir eleman. Ağır hidrojen = (bk.) Deuterium. Hidrojen bombası = Ağır hidrojen atom çekirdeğinin kaynaşıp helyum haline girmesiyle elde edilen enerji temeline dayanan bomba.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: H

Atom Numarası: 1

Kütle Numarası: 1,0079

Yoğunluk: 0,09 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -259,14 °C

Kaynama Sıcaklığı: -252,87 °C

Evrendeki maddenin % 90’dan fazlasını oluşturur.

Suyun, canlıların ve petrol gibi birçok organik bileşenin yapısında bulunur.

Çeşitli kimyasal bileşiklerin oluşturulmasında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

H-bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T. kimya). Karbonu ve hidrojeni olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Karbonlu hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). OH senbolü ile gösterilen ve bir madenle birleştiği zaman hidroksit yapan atom grubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Bir hidroksil grupu ile bir madenin kaynaşmasından meydana gelen birleşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Su veya başka bir sıvı basıncıyla işleyen makine. 2. Suları faydalı bir hale sokma bilimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic. hydraulics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic. hydraulics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birtakım organik bileşiklerdeki moleküllerin suyun tesiriyle ikiye ayrılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: Y. Fr.). Su ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sıvıların ağırlığını, yoğunluğunu ve basıncını ölçmeye’ yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Sıvı halindeki koloitlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (d, hieing, hying) acele gitmek, gidivermek. hie oneself to -e gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpapaz. hierarch' (ic)al (s). başpapaza ait; hiyerarşiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hiyerarşi, aşama sırası (gen. dini kuruluşlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). papaz sınıfına ait; (i). eski Mısırlılar tarafından kullanılan ve hiyerogliften türeyen bir yazı türü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da mabede bağlı köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hiyeroglif; anlaşılmaz ve okunmaz yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hiyerogliflere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hiyeroglif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da kahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). highfalutin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiffet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HIFFET) (i. A). 1. Hafif şeyin hâli, hafiflik; sakalet, sakîllik ve ağırlığın zıddı. 2. Vakarsızlık, temkinsizlik, hafif huyluluk, hafiflik, hoppaIık. Hiffet-1 mejreb = Akılsızlık. Aklına, şuûruna huffet getirmek = Çıldırmak, (bk.) Hıffet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خفت] hafiflik. 2.hoppalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). high fidelity.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Saklama, koruma: Bu kitabı iyi hıfzediniz. Bu kâğıdın dosyada hıfzı lâzımdır. 2. Himaye, koruma, muhafaza: Allah hıfzeyleye. 3. Hatırda tutma, unutmama: Bu sözü hıfzediniz. 4. Kur’an-ı Kerîm’in ezber öğrenilmesi: Hıfza çalışıyor. Taht-el-hıfz = Muhafaza altında, kaçmasın diye yanına polis, jandarma katılarak: Taht-el-hıfz filân yere gönderildi. Hıfzıssıhha = Tıbbın sıhhati koruma kaidelerinden bahseden dalı, ijyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حفظ] koruma. 2.ezberleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Saklamak. 2. Aklında tutmak, öğrenmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.ezberlemek. 2.korumak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Saklama, koruma ile ilgili. 2.Ezberleme, akılda tutma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Vücudu sağlam tutmak ve hastalıklardan korumak için gerekli tedbirlerin bütünü ve bunları konu edinen hekimlik kolu, sağlık bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene hijyen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene. sanitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حفظ الصحه] sağlık koruma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hıfzı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın koruması, saklaması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkı pazarlık etmek, çekişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). karmakarışık, altüst; (i). karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barometrenin yüksek olduğu bölge; argo esrar tesiri altında olma. on high gökte, semada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek, ali; mağrur, kibirli, kendini beğenmiş, azametli; yüce, muhteşem; âIâ; (müz). tiz, yüksek perdeden; kokmuş (et); (coğr). kutuplara yakın; çok eski; baş; ağır; coşkun, taşkın (neşe); pahalı; şiddetli, sert, azgın (deniz); asil, soylu, neci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition, çarpıcı görüntü kalitesi ve sese sahip ev eğlencesinin keyfini çıkarabilmenizi sağlar. Blu-ray Disc™ filmleri izlediğinizde, kendinizi sinemada hissedeceksiniz. Ekranda yaşam bulan karakter ve sahnelerle PLAYSTATION®3’ünüzü fişe takmak da aynıdır. Tümü, inanılmaz netliğe ve ayrıntıya sahip resim oluşturan High Definition TV setlerindeki çok yüksek çözünürlüğün sonucudur. Standard Definition TV’lerde 720 x 576 piksel bulunur. High Definition TV ekranlarında çok daha fazlası vardır; Bazı durumlarda 1920 x 1080 piksele kadar çıkan bu ekranlarla, ulaşabileceğiniz en üst noktaya ulaşırsınız. Piksel sayısı ne kadar fazla olursa, çözünürlük de o kadar yüksek ve görüntülerde göreceğiniz ayrıntılar da o kadar ince olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (d.y). ileri işareti; (A.B.D). viskili içki; (f)., (A.B.D)., argo çok hızlı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asil, soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocuklara yüksek mama iskemlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kaliteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). daha yüksek.higher criticism Kitabı Mukaddes yazılarının tarih, amaç, kaynak ve derlenmesini inceleme. higher education yuksek öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek kaliteli, üstün vasıflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahakküm eden, amirlik taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). (ted, ting) büyüklük taslayan kimse, züppe kimse; (s). züppe; (f). saymamak, önem vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hijack.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). dağlık yer, dağIık memleket; (b.h). Kuzey iskoçya. Highlander (i). Kuzey iskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir resimde ışıklı ve detaylı kısım: ilgi çekici olay, (bir olay, toplantı, opera, kitapta) hatırlanacak kısım; (f)., (k).dili (bir olayın) özel bir kısmına dikkati çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yüksek derecede, çok, pek çok, ziyadesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âlicenap, yüce gönüllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yücelik. His veya Your H;ghness Ekselansları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok tiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek derecede alkol ihtiva eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yüksek (bina, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde, şose, geniş yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). son süratle giden, büyuk hızla giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur; canlı, oynak (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asabi, sinirleri gergin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek gerilimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli; sosyetik; yüksek perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i)., (k).dili yüksek mevki veya rütbede olan; (i). yüksek mevkide bulunan kimse, üst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azami kabarma: taşkın. highwater mark suyun azami kabarma noktası; doruk; en yüksek başarı derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde. highwayman (i). eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem miktarını göstermeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvvet zoru ile çalmak; hareket halindeki uçağı veya başka bir taşıtı kendi istediği yöne çevirmek. hijacker (i). uçağı veya başka bir taşıtı kaçıran kimse, uçak korsanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هژده] onsekiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene. hygiene sağlıkbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. hygienic sağlıksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Çocuğun ana veya babaya benzediğini anlatmak için «hık demiş burnundan düşmüş» tabirinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيک] tulum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir işten yahut bir suale cevap vermekten kaçınmak için esassız bahaneler ileri sürmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایات] hikayeler, öyküler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikâyât). 1. Nakletme, bir vak’a ve macerayı sırasıyla anlatma, söyleme: Başına gelenleri birer birer hikâye etti. 2. Gerçek veya uydurma ve ekseriya hisse kapmaya mahsus macera ve olaylar, Ar. kıssa, mesel: Hikâye kitabı. Güzel hikâyeler çocukların ahlâkını düzeltir. 3. Fransızca roman denilen uzun macera ki, çeşitleri vardır: Tarihî hikâye, aşk hikâyesi, detektif hikâyesi vs. Alâ-tarîk-ul-hikâye = Hikâye yoluyla, bir düşünce eklemeksizin, yalnız nakil ve rivayet suretiyle. Mebni-yül-alel-hikâye = Bir olay ve hikâyeye dayanan, ondan çıkan tâbir ki, ilgili hikâye bilinmedikçe anlaşılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. boloney. claptrap. story. tale. yarn. short story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hikâye-nüvîsân) (Ar. hikâye, Fars. nüvişten = yazmak). Hikâye ve roman yazarı, Fr. romancier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hikâyeler anlatmayı ve maceralar nakletmeyi seven adam, masalcı. Ar. râvî, nâkil. 2. Hikâye yazan edebiyatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) hikâye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایت] öykü, hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli düşmanlık, kin, garaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). engebeli arazide uzun yürüyüş yapmak; (etek) toplamak; fiyatı yükseltmek; kaldırmak; (i). uzun ve çetin yürüyüş; yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکم] hikmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hikmetl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hikmete, düşünceye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Felsefeye ait bilgece sözler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikem). Hakîmlik, hakîm adamın hâli, olgun akıl ve yüksek bilgi: Lokman’ın hikmeti. 2. Felsefe ilmi ve dalları: Hikmet-i ilâhiyye, hikmet-i tabîiyye, hikmet-i riyâziyye, hikmet-i ameliyye. 3. Gizli sır, ne olduğu anlaşılmaz sebep ve gerçek: Bunda bir hikmet vardır, Tanrı’nın hikmeti. 4. Gerçek ve ahlâka ait kısa söz, Ar. mesel: Hazret-i Süleymân’ın hikmetleri. Garip şeyi Acaip! Bunda bir sır var: Hikmet! Hikmet-i hükümet = Hükümet icraatının gerçek sebebi ki, sathî bakışta farkına varılamaz. Hikmet-i tabiiye = Fizik, Fr. physique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. wisdom. the divine wisdom. mystery. profundity. profoundness. gnome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom bilgelik. philosophy felsefe. hidden cause. aphorism. saying vecize. wisdom. philosophy. inner meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. philosophy. real meaning. purpose. point. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکمت] bilgelik. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hakimlik, feylesofluk. 2.Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3.Felsefe. 4.Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. hikmet, Fars. Amîhten = karışmak). Hikmetle karışık, hakîmâne: Hikmet-Amîz sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Hikmet öğreten. 2. Bilge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hikmet satan, hikmetli bir söz söylediğini sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hikmet ve felsefe bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمت شناس] hakîm, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ancak Allah’ın bileceği iş. 2.Allah’ın hikmeti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hükümdarın taltif etmek istediği kimseye verdiği kıymetli elbise. Hil’at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİLAF) (i. A.). 1. Karşı, zıt, aksi: Adet hilâfına = Gerçeğe aykırı, yalan. 2. Uyuşmazlık, Ar. mugayeret, muhalefet, ihtilâf, zıddiyet: Bu iki şey arasında hilâf vardır. Bu sözde hilâf yoktur. Aralarına hilâf düştü. 3. Yalan: Hilâf söylemem, hilâfım yoktur. Hilâfına = Tersine, aksine, karşı olarak. Hilâf-ı Ade = Usul ve kaideye karşı, Adet haricinde olarak. Hilâf-gir = Aksini, zıddını iddia eden, muhalif, zıddı: Taraf-gîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. opposite. lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاف] aykırı, zıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aksine, tersine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİLAFET) (I. A.). 1. Halifelik, Sünnî Müslümanlar’ın ruhanî liderliği, Hz. Muhammed’in mânevî halefi olma: Hilâfet-i İslâmiyye, hilâfet-i kübrâ. 2. Halifelik ülkesi: Abbâsî hilâfetinin geniş sınırları vardı. 3. Stajyer ve yardımcılık, Osmanlı devrinde, devlet dairelerinde küçük kâtiplik (kalfa kelimesi buradan gelir). Arapça terkiplerde «hilâfe» suretinde kullanılır: Dâr-ül-hilâfe = Hilâfet merkezi, halifelik başkenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate halifelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Caliphate. caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hilâfet = halifelik, Fars. penâh = dayanacak yer). Hilâfetin dayanak yeri, halîfe: Hilâfet-penâh Efendimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halîfeye ait: Zât-ı Hazret-i Hilâfetpenâhî, Atebe-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-penâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aykırı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aykırı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surely. undoubtedly. for sure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Aralık, ara (zaman hakkında): O hilâlde = O aralıkta. Hilâl-i Ramazan’da — Ramazan içinde. 2. Diş ve kulak karıştıracak şey ki, kemik, boynuz, bağ? vesaireden olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeni ay, iki günlük ay. Sevgilinin yeni ay resmindeki kaşı. Hilâl-ebrû = Kaşı yeni aya benzer. Hilâl-I Ahmer = Kızılay’ın ilk adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent. new moon ayça. yeniay. moonmonth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a hilum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

new moon. crescent. crescent moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خلال] aralık. 2.kürdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هلال] yeni ay, ilkay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hilal, yeni ay şeklinde olan ay, ayça, gençay. 2.Bir yazı sitili. 3.Hilaliyye: Kadiri tarikatı şubelerinden birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hilâliyye). Yeni ay şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Bir bitki: Kırlangıçotu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültulü ve neseli, şen şatır. hilarity (i). neşe, kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hiyel). 1. Aldatacak tarz, tertip ve oyun. Ar. mekr, hud’a: Bana hile yaptı, oyunda hîle yapıyor. 2. Sahtekârlık, bir malın halistik ve saflığını bozacak şey, kıymetsiz bir şey karıştırma: Oralarda çıkan sade yağa, hile yapmasalar, hîle karıştırmasalar emsalsiz olur, bu sirkede hîle vardır (Arapça’da ekseriya çare ve tedbir mânâsiyle kullanılırsa da dilimizde asla o mânâ ile kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. cheat. artifice. adulteration. fraud. cheating. trick. wile. device. fake. canard. catch. chicane. cobweb. craft. cross. deception. decoy. do. dodge. doubling. dupery. duplicity. finesse. flam. flimflam. gadget. gaff. gambit. gammon. gimmick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. craft. deception. decoy. device. duplicity. fraud. game. guile. manoeuvre. ruse. shift. subterfuge. trick. wiles. monkey business. wile. stratagem. deceit. do. artifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hilum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraud. ruse. trick. adulteration. cheating. cheat. duplicity. artifice. catch. chicane. chicanery. collusion. craft. cunning. deceit. deception. delusion. device. dodge. fetch. frame- up. guile. hoax. hocus pocus. humbug. illusion. imposition. imposture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيله] düzen, oyun, hile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. juggle. manoeuvre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fox. fudge. humbug. sham. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hîle, Fars. bâhten = oynamak). Hîle yapan, hîlekâr, mekkâr, dubârâcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hîle, Fars. sâhten = yapmak). Hîle yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. fraud. swindler. cardsharp. cardsharper. deceitful. tricky. wily hileci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence man. faker. falsificator. sharper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله باز] hilekâr, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle yapan, hîle kullanan, Ar. mekkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. cheat. rook. sharper. trickster. hilebaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilebaz, hîleci, hîle yapan, mekkâr, dubârâcı: Pek hîlekâr adam, hîlekârla işe girişen elbette aldanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. knave. rogue. shark. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله کار] düzenbaz, hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. guile. trickery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle karıştırılmış, sahte, karışık, saf ve hâlis olmayan: Hİleli yağ, zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tricky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent. impure. fraudulently altered. rigged. adulterated. catchy. colourable. coloured. crooked. false. tortuous. tricky. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy. swindled bankruptcy. fraudulent bankrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hîle etmez, doğru: Hilesiz adam. 2. Hîle karıştırılmamış, saf, hâlis: Hilesiz zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. guileless. honest. true. genuine. pure. straightforward. unadulterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honest. upright. free of trickery / fraud. pure. unadulterated. artless. innocent. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yaratma, yaratış, Fars. Aferîniş: Hilkat-i Alem, hilkat-i beşer. 2. Yaradılışta olan hal, hılkî tabiat: O adamın hilkati öyledir, cömertlik o adamda bir hilkattir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. natural disposition. nature yaradılış. fıtrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. natural disposition / constitution. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خلقت] yaratılış. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın) (i. A.) (mü. hılkıyye). Hilkate yani yaratılışa ait, yaratılışta olan, cibillî: Tevazu zorla olmaz, insanda hılkî olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Yaradılıştan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir hal ve huyun hılkî, doğuştan olması: İyi huyların hılkıyyeti münakaşa mevzuudur (hilkat yerine kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tepe, bayır, yokuş; yığın; küme; bitkilerin etrafına veya üstüne örtülmuş toprak yığını; (f). tepe veya yığın teşkil etmek, ağaç köklerinin etrafına toprak yığmak. hill station Hindistan'da yayla. hilly (s). tepelik. hilliness (s). tepelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili (A.B.D).'nin güney eyaletlerinde orman köylüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tümsek, tepecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yamaç, dağ eteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiat yavaşlığı, tabiatte yumuşaklık, sabır, tahammül, hiddet ve gazabın aksi: Hilmin fazlalığı miskinliktir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلم] yumuşaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hilmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Maddede hayat bulunduğunu ileri süren eski bir görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahlât). Eski tıpta insan bedeninde var sayılan dört unsurun beheri ki, kan, balgam, sevdâ ve safradan ibaret idi (cem’i daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلط] safra, sevda, dem (kan) ve balgam olmak üzere insan vücudundaki dört ana maddenin herbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kabza, kılıç kabzası; (f). kabza takmak. up to the hilt tamamen, bütün bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. hıltiyye). Dört hı İta veya birine ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği, hilum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hıllî). 1. Süs, ziynet, zîb. 2. Güzel sıfatlar. 3. Peygamberimizin vasıfları ve bundan bahseden kitap: Hılye-i Hakanî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Süs, cevher. 2. Güzel sıfatlar. 3. Güzel yüz. 4. Peygamberimizin vasıflarını öğen manzum veya mensur eser: Hilye-i HAkaanî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حليه] süs. 2.güzel yüz. 3.güzel özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Süs, zinet, cevh(Erkek İsmi) 2.Güzel sıfatlar. 3.Güzel yüz. 4.Bir yazı sitili. 5.Hz.Muhammed’in mübarek vasıflarını ve güzelliklerini anlatan manzum ve mensur es(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: HIL’AT) (i. A.). Hükümdarlar ve vezirler tarafından birine saygı ve mükâfat yerine giydirilen kaftan: Hil’ at giydirmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلعت] kaftan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. ses taklidi). Ya, peki, öyle mi?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam)., eril onu, ona.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs), (ing). His veya Her Imperial Majesty.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Himalaya dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Eşek, merkep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمار] eşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİMAYE) (i. A.). Koruma, sahip çıkma, Ar. siyânet, sahâbet: O adam filânın himayesi altındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patronage. shadow. umbrella. protection. protectorate. defence. custody. auspices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patronage. protection. defense. support. asylum. auspices. conservation. guard. keeping. overlordship. patronization. safeguard. safeguarding. safekeeping. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمایه] koruma, esirgeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) himaye etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Budala ve miskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slouchy. slouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid-looking. lazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هيمه] odun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. himmet). Himmetler (dilimizde çokluğun çokluğu olarak himemât da kullanılır), (bk.) Himmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [همم] himmetler, çabalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burundan konuşan, burnu sakat olduğundan, sesi hımhım eder gibi çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hım hım ederek söylemek, burundan söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burundan ve hım hım ederek söyleyenin hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam filling. nog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. himem) (cemül-cem’i = çokluğunun çokluğu: himemât). 1. Kasit, niyet, zihin ve kalple olan çalışma: İnsan himmetle pek büyük işlere muvaffak olur. Alî-himmet, bülend-himmet = Büyük ve yüksek işlere girişen. 2. Çalışma, ceht, gayret: Yolların tesviyesine himmet etti, bu okul ancak onun himmetiyle vücuda geldi. 3. Lutuf, lutufkâr muamele: Himmet buyurun, himmetinizle. 4. Mânevî teveccüh, rûhânî imdât: Pİrin, şeyhin himmeti üstümüzden eksik olmasın (bu son iki mânâ Arapça’da yoktur. Arapça terkiplerde himme suretinde de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. effort. influence. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. auspices. protection. work. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [همت] çaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2.Ermiş kimsenin tesiri. 3.Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çaba göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam)., eril kendi, bizzat; (irl)., (zam)., eril o: Himself said it. 0 söyledi. He is not himself. Kendinde değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Hastanın doktor tarafından verilen ilâçlarla kanaat edip o hududun dışına çıkmaması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yemen’de bir kavmin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.A. tıp) (m. hımyeviyye). Perhize ait: Terbir-i hımyeviyye. Hımyeviyyûn (c.) = Perhize çok ehemmiyet veren, perhiz taraftan olan doktorlar. Fransızca: dtâtistes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihyân). Zaman, vakit, hengâm: Hİn-i hâcette = Lüzumu vaktinde. Hîn-i istirâhatte = Dinlenme zamanında. Hînen minel-ihyân = (menfî cümlede) Hiçbir zamanda, (bk.) Ihyânen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hîn = zaman’dan galat). Hin oğlu = Zamane adamı, çocuğu; cin fikirli, kurnaz, fırsatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Health Industry Number. lit jar, one tenth of a heqat, about half a litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Health-Info-Net, the FMH portal website for medical doctors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Health Industry Number A 9-digit alphanumeric identifier used to identify health care entities such as veterinarians, animal clinics, etc It is used in both the animal and human health industries and is administered by HIBCC. nII-III: high; height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HyperChem input file This is the principle file type HyperChem uses to store molecular systems The files have the extension hin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حين] zaman, vakit, esna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihtiyaç duyulduğu zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حنا] kına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolu, Ar. memlû (daima art arda ve Farsça imiş gibi arada bir a ile kullanılır): Hınca hınç: Dopdolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ranco r. hard feeling. ill feeling. grudge. ill blood. ill- feeling. rancour rancor. score. vengeance. venom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıka basa dolu, ağzına kadar, dopdolu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öc al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğ.) (Sind kelimesiyle bir olup esasen bir büyük ırmağın ismidir). Asya kıt’asının güneye doğru uzanan üç büyük yarımadanın ortada bulunan en büyüğünü teşkil eden geniş bir ülkedir, Hindistan. Hind-i Çini = Aynı üç yarımadanın en doğusu ki, Hind ile Çin arasında olup Birmanya, Siyam, Annam, Tonkin, Laos ve Kamboç’u içine alır. Hind-i Garbi = Keşfinde Hind olduğu sanılan Amerika. Hind tavuğu = Amerika’dan gelmiş olan hindi. Hind kumaşı = mec. Pek değerli ve bulunmaz şey (ekseriya alay yoluyla kullanılır): Kendisini bulunmaz Hind kumaşı sanıyor! Hind kitâbîsi = Yollu Hind kumaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Hindi, Hindustan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiltere ve iskoçya'da rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (er, most veya ermost) arkadaki, geride olan, art. hind legs arka ayaklar. hindermost, hindmost (s). en arkadaki, en gerideki, en sondaki. The devil take the hindmost. Sona kalan dona kalsın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişi geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hindistan. 2.Sahabeden Ebu Süfyan’ın karısı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). engellemek, mani olmak, menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaki, geride olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşfinde Hind olduğu sanılmış olan Amerika’dan gelme büyük evcil kümes hayvanı, hind tavuğu. Babahindi, hindi babası = Yaşını geçmiş büyük erkek hindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Hindiyye). 1. Hind’e ait: Seyf-i Hindi = Hind kılıcı. Memâlik-i Hindiyye = Hind ülkeleri. 2. Hind ahalisinden olan, Hindli. 3. Bugün kullanılan Hind dillerinin en tanınmış ve yaygını. Temer-i hindi = Halk dilinde demirhindi denilen ve serinlenmek üzere kullanılan mayhoş meyve ve bunu veren ağaç ki, odunu pek sert olup kalemtıraş sapı vs. yapılır. Sünbül-i Hindi = Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given by Europeans to that form of the Hindustani language which is chiefly spoken by native Hindoos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In employs the Devanagari character, in which Sanskrit is written. the most widely spoken of modern Indic vernaculars; spoken mostly in the north of India; along with English it is the official language of India; usually written in Devanagari script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The national language of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mysterious barren land in the east Thor, Hogun, Fandral and Volstagg once sought out the hermit Wazir in their search for Zanadu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language spoken in India When it uses an Arabic Script, it is called Urdu, with a Devangari Script, it is called Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebze ve salata gibi kullanılan meşhur mayhoşça yaprak, gügeyk: Ak, kara hindibâ çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(güneğik): Hindiba familyasının örnek bitkisidir. Çiçekleri sarıdır. Yaprakları az ve küçüktür. Sapı yoktur. Kökü uzundur. Kökünün dışı beyaz, içi esmer renktedir. Sütlü, acı bir suare ifraz eder. Yaprakları haşlanıp, salata gibi yenir. Kökü de, dövülerek kahve yapılır veya kahveye karıştırılır. Lezzeti mayhoşumsudur. Ak ve kara olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte yaprakları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Egzama, güneş yanıkları, akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Balgam söktürür. Nikris ağrılarını dindirir. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardımcı olur. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Hindûstân). Hind ülkeleri. Hindistan cevizi = 1. Baharattan sayılan sert bir tane ki, mideyi kızdırmak ve sancıyı durdurmak için yenir, cevz-i bua. 2. Kabuğu sert ve içi kestane gibi beyaz ve besleyici, portakaldan büyükçe bir meyve, narcil, koka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

india. hindustan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. india. indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India. rupee. the subcontinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 20 00 Kuzey enlemi, 77 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 3,287,590 km².

Sınırları: toplam: 14,103 km.

sınır komşuları: Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km.

Sahil şeridi: 7,000 km.

İklimi: Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.

Arazi yapısı: Güneyde yüksek ovalar (Deccan Yaylası), Gang arazisinde düzlükler, batıda çöller, kuzeyde Himalaylar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kanchenjunga 8,598 m.

Doğal kaynakları: Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğal gaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: İslenebilir topraklar: %48.83.

daimi ekinler: %2.8.

Diğer: %48.37 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 558,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,095,351,995 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.38 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 54.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.71 yıl.

Erkeklerde: 63.9 yıl.

Kadınlarda: 65.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.9 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.1 milyon (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 310,000 (2001 verileri).

Ulus: Hintli.

Nüfusun etnik dağılımı: Hint-Aryan %72, Dravidian %25, Moğol ve diğer %3 (2000).

Din: Hindu %81.3, Müslüman %12, Hıristiyan %2.3, diğer %4.4 (2000).

Dil: İngilizce, Hintçe, Bengali (resmi), Telugu (resmi), Marathi (resmi), Tamil (resmi), Urdu (resmi), Gujarati (resmi), Malayalam (resmi), Kannada (resmi), Oriya (resmi), Punjabi (resmi), Assamese (resmi), Kashmiri (resmi), Sindhi (resmi), Sanskrit (resmi), Hindustani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %59.5.

erkekler: %70.2.

kadınlar: %48.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hindistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hindistan.

ingilizce: India.

Yönetim biçimi: Parlamenter Federal Cumhuriyet.

Başkent: Yeni Delhi.

İdari bölümler: 28 eyalet ve 7 birleşik bölge; Andaman ve Nicobar Adaları, Andhra Pradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chandigarh, Chhattisgarh, Dadra ve Nagar Haveli, Daman ve Diu, Delhi, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu ve Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Lakshadweep, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur, Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Pondicherry, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Tripura, Uttaranchal, Uttar Pradesh, Batı Bengal.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cum


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engelleme; engel, mâni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin nitelik veya önemini sonradan anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). 1. Hind’in Brahman ahalisinden adam, Brahma dininde Hindli. 2. Hind ahalisi gibi pek esmer adam. 3. mec. A. Yüzdeki ben.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindu. hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native inhabitant of Hindostan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As an ethnical term it is confined to the Dravidian and Aryan races; as a religious name it is restricted to followers of the Veda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hindoo. a person who adheres to Hinduism a native or inhabitant of Hindustan or India of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native or inhabitant of Hindustan or India. a person who adheres to Hinduism. of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'. the predominant religious tradition of the Indian subcontinent Originally, the word 'Hindu' or 'Shindu' was an Ary

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body of social, cultural, and religious beliefs and practices native to the Indian subcontinent: devotion to the cult of one of the chief gods and goddesses. 'Hin' means to remove and 'du' means darkness In other words, any one who takes efforts to remo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oldest religion in the world The major religion of India, today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Hintli, Hindu: (s). Hintlilere ait. Hinduism, Hindooism (i). Hintlilerin dini ve sosyal sistemi, Hinduizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindooism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hinduism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hindistan'a ait, Hindistan halkına ait; (i). Hindistan'da çoğunluğun konuştuğu dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هندوانه] karpuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(genegerçekotu): Sütleğengillerden bir ağaçtır. Tohumlarından hindyağı çıkarılır. Hindyağı berrak, renksiz veya soluk sarı renkli, koyu kıvamlıdır. Kokusu yok denecek kadar azdır. Lezzeti hafif ve biraz tahriş edicidir. Etkili maddesi Ricinoleik asittir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. Saçkıranda faydalıdır. Lavmanlarda da kullanılır. Saçların dökülmesini önler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). menteşe, reze; dayanak noktası, destek, esas; midye gibi hayvanların kabuğunda mafsal; (f). menteşe takmak; dönmek; dayanmak, bağlı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). «Kahve dövücünün hınk deyicisi» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kır at.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at ile dişi eşekten hasıl olan katır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük parmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhesus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. india.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring to mind by a slight mention or remote allusion; to suggest in an indirect manner; as, to hint a suspicion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make an indirect reference, suggestion, or allusion; to allude vaguely to something.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A remote allusion; slight mention; intimation; insinuation; a suggestion or reminder, without a full declaration or explanation; also, an occasion or motive. a slight indication an indirect suggestion; 'not a breath of scandal ever touched her' drop a hin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an indirect suggestion; 'not a breath of scandal ever touched her'. a slight indication. a slight but appreciable addition; 'this dish could use a touch of garlic'. a just detectable amount; 'he speaks French with a trace of an accent'. an indication of p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hardest of several possible ways to do a proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually refers to a delayed attempt to assist the learner in obtaining the acceptable or correct response by supplying additional information or calling attention to certain parts of the information the learner already has. A declaration by the 1st or 2nd

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In dynamic addressing, an address that a node will test for uniqueness first The hint is either the last successful address the node used previously or a particular address that is specific to a particular model of device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Text of the hint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Did you find what you were looking for? You can also try the A-Z list, quick links, search, site help or send us feedback on how to make this a better website.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ima, üstü kapalı söz, zımnen işaret; (f). ima etmek, çıtlatmak. hint at hissettirmek, üstü kapalı söylemek, dokundurmak, ima etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tamarind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nopal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattan palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mango.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmeric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden bir ağacın tohumlarından çıkarılan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Buğday, kımıh, gendüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. AL). Arka ülke, bir limanın merkezi durumunda bulunduğu çevre: İzmir’in geniş bir hinterlandı vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hinterlant, iç bölge, arka bölge; büyük şehirden uzak yerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hindistanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Indian. of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca). Koçi çeşidinden yaylı araba, karoçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HINZIR (i. A.) (c. hanâzîr). Domuz. mec. Pis ve katı yürekli, gaddar, hâin adam, domuz tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pig. hog domuz. swine. malicious fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brat. bratty. damned. nasty. impish. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنزیر] domuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi domuz. mec. Pis ve kötü huylu kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domuz huylu, gaddarlık, hâinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. nastiness. a nasty disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave nastily / mischievously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşburnu (güI meyvası).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem alkışa hazır ol işareti: Hip, hip, hurrah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., argo vakıf, haberdar, uyanık; zamana uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ped, ping) (anat). kalça; (mim). dam yanlarının bitişmesinden hâsıl olan dış açı; (f). dama sırt yapmak; spor kalça ile vurup düşürmek. hip bath bele kadar gelen banyo kuveti; yarım banyo. hipbone (i). kalça kemiği. hip disease (tıb). kal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir koni eksenine paralel olarak kesilince meydana çıkan kesitin şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Hiperbole benzeyen. 2. Hiperbolün iki ekseninden biri etrafında döndürülmesiyie meydana gelen satıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hayali, gözün ağtabaksının gerisine düştüğü için iyi göremeyen göz veya kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. longsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high blood pressure. hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr). Hipnozla alâkalı tatbikatın ve hadiselerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesmerist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sözle, bakışla telkin yapılarak yahut ilâç vasıtasıyle getirilen bir çeşit uyku hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). At yarışlarının yapıldığı alan, at meydanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. hippodrome. race track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pituitary gland. hypophysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus. hippo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı felsefe ve din nazariyelerinin dayandığı temellerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir dik üçgende dik açının karşısında bulunan kenar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. suppositious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Faraziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalçalı; kabarık çatılı; (A.B.D)., argo fazla meraklı; (ing)., (k).dili üzüntülü, çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (k).dili hoplaya zıplaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beatnik. hippie. hippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HIgh Performance Parallel Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface. 'High Performance Parallel Interface', ANSI draft standard X3T9 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface - ANSI draft standard X3T9 3. High performance parallel interface; a point to point 100 MByte/sec interface standard used for networking components of high performance multicomputers together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High-Performance Parallel Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High-performance Parallel Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for high performance parallel interface as defined by the ANSI X3T9 3 document, a standard technology for physically connecting devices at short distances and high speeds Primarily to connect supercomputers and to provide high-speed backbones

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface An ANSI standard for high-speed transfer of information in a dual-simplex manner over a short parallel bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface, a network technology standard that specifies a transmission speed of 100 megabytes per second and allows devices to be attached directly to the network without an intervening computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high speed interface usually used to connect point-to- point Transfer speeds are usually quoted at 100 MBps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ANSI standard that extends the computer bus over fairly short distances at speeds of 800 and 1600 Mbps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An 800 Mb/s interface to supercomputer networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The High Performance Parallel Interface is a network link, often used to connect computers It is slower than shared memory transfers but faster than TCP/IP transfers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Height performance parallel interface Defined by ANSI X3T9 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method for connecting heterogeneous supercomputers with IBM mainframes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili suaygırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarap ve baharattan yapılmış eski bir likör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hipokrat, ünlü Yunan hekimi. Hippocrat'ic (s). Hipokrat'a ait; tıpla ilgili. Hippocratic oath Hipokrat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helikon dağında Müzlere adanmış pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at meydanı, hipodrom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başı ve kanatları kuşa ve gövdesi ata benzeyen efsanevi bir yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. mus- es, Lat. -mi) suaygırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Göğüsten çıkan kısık ve boğuk sesi taklit ve tasvir ederek ekseriya art arda kullanılır: Nezleden göğsü hır hır ediyor. Hır çıkarmak = Anlaşmazlık, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zayıf, cılız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «hırâmîden» fiilinden imas.). Sallanma, salınarak naz ve edâ ile yürüme: Hırâm etmek. Hoş-hırâm = Naz ve edâ ile salınarak yürümesi güzel ve hoş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. herem). Herem). Heremler, piramidler. (bk.) Herem (ehrâm gibi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Salınma, salınarak edalı yürüme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Salınarak naz ve edâ ile yürüyen. Hıramende olmak, hırâmân olmak = Bu suretle yürümek: Hırâmân hırâman = Salına salına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خرامان] salınan. 2.salınarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hırâmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F «hırâşîden» den imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Tırmalayan, kaşıyan: Dil-hırâş = Yürek tırmalayan, kalbi inciten. Hâtır-hırâş = Hatır tırmalayan, vesvese veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku, korkma, ürkme: Havf ve hirâs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هراس] korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkak, ürkek. Hirâsân hirâsân = Korka korka, ürkerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saklama, bekleme, koruma, Ar. hıfz, muhafaza: Yolların hirâseti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Bukalemun denilen keler cinsi. 2. Güneşin bulutlara aksetmesinden hasıl olan renkler. Fransızca: parh6lie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Sersem, salak, kaba saba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. crude oaf. stupid. clumsy. oafish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. oafishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek inatçı, titiz, sert ve ters, Fars. bed-hûy: Pek hırçın bir çocuğu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-tempered. peevish. irritable. acrimonious. cantankerous. combative. gruff. peeved. pettish. pugnacious. shrewish. sour. tetchy. vinegary. vixenish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantankerous. gruff. peevish. petulant. sour. ill-tempered. cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevish. ill-tempered. cross. very rough. tempestous. combative. grumpy. harsh. pettish. pugnacious. shrewish. sour. surly. testy. tetchy techy. vinegary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keçi gibi; keçi kokulu; şehvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırçın hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper. to act peevishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). inatçılık, titizlik, sertlik, terslik: Bu kadının hırçınlığı tahammül olunur şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. bad temper. irritability. bile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a show of temper. to behave peevishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hürde = hurda). 1. Ufak tefek şeyler, ehemmiyetsiz şeyler, öteberi. 2. Demirden eski Alet vs.: Sokak köşelerinde hırdavat satanlar, hırdavat dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmongery. smallwares. hardware. petty wares. scraps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. ironmongery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. used hardware. junk. worn-out things. garnish. fittings. hardware supplies. garniture. lumber. furniture. lumber room. hardware store. narrow goods. hardware department. petty wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adam. (bk.) Hurdacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware-seller. junkdealer. hardwareman. hardware dealer. hardware store. ironmongery. small dealer. ironmonger's shop. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallware s business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bulanık, donuk, karışık, Ar. müşevveş: Hİre-çeşm = Bulanık gören göz. 2. Şaşkın, hayran, Ar. mebhut: Hİre-ser = Şaşkın kafalı. Hîre-re’y = Şaşkın fikirli. 3. Beyhude, boş, abes: Hİre-gû = Boş sözlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kira, ücret; kiralama; (f). ücretle tutmak; kira ile tutmak, kiralamak, ücretle çalışmak. hired hand ücretli işçi. hire one self out ücretle çalışmak. for hire kiralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıl, fikir, zihin. Bîhıred = Akılsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرد] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرد] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hıred-mendân). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hıredmend). Akıllılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akiline, akıllıca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خردمند] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hırfet). Hırfetler, zanaatlar, (bk.) Hırfet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرف] meslekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaman ile kıvırcıktan melez yassıca kuyruklu koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmak, kararmak: Gözleri hirelendi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (aşağ). ücretli adam, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هرم] piramit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hıref). Sanat, zanaat. Erbâb-ı hırfet = Sanatkârlar, esnaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرفت] meslek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Geçimsizlik kavgalarını ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satın alma, Ar. mübâyaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alıcı, müşteri, talib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Hırıltı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Hırlaşmak, hırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyurken veya uyanıklıkta göğüsten veya genizden sesle nefes alma, horuldama. 2. Sebepsiz kavga, Ar. nizâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheezing sound. grunt. snarl. wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebepsiz kavga eden, kavgacı, huysuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chesty. stertorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). İsâ dinine tâbi olan, İsevî, Nasrânî, Hıristiyanlar, Hıristiyan kavimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (m. Hıristiyâniyye). Isâ dinine mensup ve ait, Nasrânî, İsevî (yanlış tâbir olup, yerine Nasrânî ve İsevî kullanılması doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsâ dini, İseviyyet, Nasrâniyyet: Hıristiyanlık Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı hayvanların dudağına geçirilen demir halka. Bazı yerlerde kadınlar da takar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bez ve kumaş parçası. 2. Dervişlerin giydikleri üst giyeceği. 3. Cübbenin altına veya gecelik entarisi üstüne giyilen dize kadar veya daha kısa pamuklu elbise. Hırka-i Saadet, Hırka-i Şerif (doğrusu: Şerife) = Mübârek emânetlerden olan, Peygamberimizin hırkaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardigan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardigan. buttoned sweater. padded and quilted jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرقه] hırka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamber’in hırkası. İstanbul’da Hz. Muhammed’e ait iki hırka vardır. Biri Yavuz Sultan Selim tarafından getirilmiştir. Topkapı Sarayı müzesindeki Hırka-i Saâdet Dairesi’ndedir. Diğeri Hırka-i Şerîf diye anılır; Şükrullah Efendi adında bir zat tarafından İstanbul’a getirilmiştir. Aynı adla anılan camide muhafaza edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Peygamber’irı hırkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça hırka, Fars. pûşîden = giymek). Hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ خرقه پوش] hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hır etmek, göğüsten sesle nefes almak veya uykuda horuldamak. 2. Sebepsiz yere kavga etmek, rahat vermeyip kavga çıkarmak istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snarl. snarl at. growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snarl at. to rail at. growl. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine hır eden köpekler gibi kavga etmek, çekemezlikten dolayı birbiriyle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snarl at each other. to rail vehemently at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muteber, itibarlı, makbul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahrum olma, mahrumluk, mahrumiyet, Osm. hâib ve hâsir olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمان] mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمان] mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Harman, (bk.) Harman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırpalamak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to be buffetted. to have sb roughed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan kılıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragged. raggedly dressed. careless in one dress. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamah, açgözlülük, şiddetli arzu, şiddetle bir şeyin üzerine düşme: Hırsını yenemedi. Hırsla paraladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. passion. greed. anger. avidity. cupidity. desire. fire. forwardness. glow. greediness. mammon. mettle. rage. rapaciousness. rapacity. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. cupidity. passion. greed. furious exertion. rage. avarice. fury. anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. greed. fury. anger. rage. cupidity. desire. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرص] hırs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرس] ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki hayırsız’dan). Başkalarının malını çalan adam, uğru, Ar. sârık, Fars. düzd. Aşık oyununda bir sayı. Hırsız malı = Çalınmış mal, Osm. Mâl-i mesrûk. Hırsız yatağı = Hırsızları kabûl ve mallarını saklayan adam ve yer. Deniz hırsızı = Korsan. At hırsızı = mec. Üstü başı hafif, dımdızlak, hayta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar. thief. lifter. robber. cracksman. hijacker. housebreaker. larcener. larcenist. lurcher. picaroon. pilferer. purloiner. scrounger. shifter. yegg. yeggman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. burglar. robber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına, gizlice, uğruyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız hal ve sıfatı, uğruluk, Ar. sirkat: Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft. robbery. burglary. thievery. steal. shoplifting. heist. hijack. hijacking. larceny. pilferage. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. larceny. theft. thieving. thievery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. robbery. theft. larceny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rob. to commit theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok arzu etmek, şiddetle tamah etmek. 2. Kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become furious. get angry. to get angry. to lose one's temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to become furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok arzu eden, tamahkâr, haris. 2. Kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. passionate. greedy for. high-flying. uptight. impassioned. angry. avid. competitive. covetous. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. passionate. greedy. desirous. avaricious tutkulu. haris. angry. furious öfkeli. kızgın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. angry. furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıllı, tüylü, saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Salak, enayi. Hırbo’dan daha ağırdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. ninny. boor sersem. budala. ahmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious fool. conceited blockhead. crude and stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima pırtı kelimesiyle beraber kullanılır: Hırtı pırtı = Eski püskü eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hırvatça konuşan bir Slav kavmine mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian. serb. croat. serb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Croat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Hırvat tarz veya dilinde: Hırvatça söylemek, Hırvatça şarkı, dil. 2. Hırvat dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by