Hık ne demek? | Hık anlamı nedir? | Hık

Hık anlamı nedir?

Hık ne demek?

Hık anlamı nedir?

Hık | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hik

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Çocuğun ana veya babaya benzediğini anlatmak için «hık demiş burnundan düşmüş» tabirinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيک] tulum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Gülen, gülücü, mü. dahîke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir işten yahut bir suale cevap vermekten kaçınmak için esassız bahaneler ileri sürmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایات] hikayeler, öyküler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikâyât). 1. Nakletme, bir vak’a ve macerayı sırasıyla anlatma, söyleme: Başına gelenleri birer birer hikâye etti. 2. Gerçek veya uydurma ve ekseriya hisse kapmaya mahsus macera ve olaylar, Ar. kıssa, mesel: Hikâye kitabı. Güzel hikâyeler çocukların ahlâkını düzeltir. 3. Fransızca roman denilen uzun macera ki, çeşitleri vardır: Tarihî hikâye, aşk hikâyesi, detektif hikâyesi vs. Alâ-tarîk-ul-hikâye = Hikâye yoluyla, bir düşünce eklemeksizin, yalnız nakil ve rivayet suretiyle. Mebni-yül-alel-hikâye = Bir olay ve hikâyeye dayanan, ondan çıkan tâbir ki, ilgili hikâye bilinmedikçe anlaşılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. boloney. claptrap. story. tale. yarn. short story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hikâye-nüvîsân) (Ar. hikâye, Fars. nüvişten = yazmak). Hikâye ve roman yazarı, Fr. romancier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hikâyeler anlatmayı ve maceralar nakletmeyi seven adam, masalcı. Ar. râvî, nâkil. 2. Hikâye yazan edebiyatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) hikâye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایت] öykü, hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli düşmanlık, kin, garaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). engebeli arazide uzun yürüyüş yapmak; (etek) toplamak; fiyatı yükseltmek; kaldırmak; (i). uzun ve çetin yürüyüş; yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکم] hikmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hikmetl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hikmete, düşünceye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Felsefeye ait bilgece sözler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikem). Hakîmlik, hakîm adamın hâli, olgun akıl ve yüksek bilgi: Lokman’ın hikmeti. 2. Felsefe ilmi ve dalları: Hikmet-i ilâhiyye, hikmet-i tabîiyye, hikmet-i riyâziyye, hikmet-i ameliyye. 3. Gizli sır, ne olduğu anlaşılmaz sebep ve gerçek: Bunda bir hikmet vardır, Tanrı’nın hikmeti. 4. Gerçek ve ahlâka ait kısa söz, Ar. mesel: Hazret-i Süleymân’ın hikmetleri. Garip şeyi Acaip! Bunda bir sır var: Hikmet! Hikmet-i hükümet = Hükümet icraatının gerçek sebebi ki, sathî bakışta farkına varılamaz. Hikmet-i tabiiye = Fizik, Fr. physique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. wisdom. the divine wisdom. mystery. profundity. profoundness. gnome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom bilgelik. philosophy felsefe. hidden cause. aphorism. saying vecize. wisdom. philosophy. inner meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. philosophy. real meaning. purpose. point. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکمت] bilgelik. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hakimlik, feylesofluk. 2.Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3.Felsefe. 4.Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. hikmet, Fars. Amîhten = karışmak). Hikmetle karışık, hakîmâne: Hikmet-Amîz sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Hikmet öğreten. 2. Bilge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hikmet satan, hikmetli bir söz söylediğini sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hikmet ve felsefe bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمت شناس] hakîm, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ancak Allah’ın bileceği iş. 2.Allah’ın hikmeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dühk» tan if.) (mü. lâhika). 1. Yetişip ulaşan, arkadan gelip yerleşen: Onlar da kervana lâhik oldular. 2. Eklenen, kelime vesairenin sonuna gelen: Cümlenin sonuna fiil lâhik olur. 3. Şimdiki, hâlen bir görevde bulunan, «sâbık» mukabili: Vâlî-i lâhik = Şimdiki vali. Nâzır-ı lâhik = Şimdiki nâzır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yetişip ulaşan. 2.Eklenen. 3.Yenisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. levâhik). Bir lâyiha ve nizâmnâme vesairenin sonuna eklenen şey, ilâve. Ar. zamîme, zeyl: O nizâmnâmenin bir lâhikası var.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاحقه] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lahik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. lâhika). Lâhikalar, ekler. bk. Lâhika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لواحق] ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir hikmete, sebebe dayanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehk» ten if.) (mü. mudhike). Güldüren, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mudhikât). (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Güldürmeye mahsus eğlenceli tiyatro oyunu, komedi: Güzel bir mudhike oynandı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضحکه] gülünç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güldürücü tiyatro oyunları oynayan veya yazan adam, komedyacı (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHİKK) (ka ile) (i. A. «hakk» dan if.) (mü. muhikka). 1. Hak veren, hakkı kabûl eden, doğrudan ayrılmayan, Adili HAkim muhik olmalıdır. 2. (hukuk) Haklı olan, haklı, doğru: Hangi tarafı muhik görürse onu tutar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محق] haklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lühûk» tan lf.). İltihak etmiş, ilhak olunmuş, katılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.). Bülûğ çağına ermiş, on iki yaşına basmış erkek çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murahlk olma, bülûğ çağına ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «luhûk» dan if.) (mü. mütelâhika). Birbiri arkasından gelen, birbirine katılan, birbiri ardınca yetişip birleşen: Asâkir-i mütelâhika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. moujik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-müstahakk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehak» dan if.) (mü. nâhıka). Anırıcı, eşek sesii.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Eşek anırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Saf ve kokulu şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şâhika) («şehıyk» den if.). Yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. Şevâhık). Dağ tepesi, zirve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summit. apex. climax. head. paroxysm. point of culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاهقه] doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zirve, doruk, dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) 1. Nefesi içeriye alarak seslenmek, hıçkırık. 2. tıp: Nefes alma, zıddı: zefîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قد] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قامت] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şahika). Şahikalar, zirveler, (bk.) Şahika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) avlanma, av, şikâr; (f.) avlamak. shika'ri, shika'ree (i.) avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İptal etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûk» tan). Mahvolan, yıkılan, yok olan.

Türkçe Sözlük by