Hık Mık Etmek ne demek? | Hık Mık Etmek anlamı nedir? | Hık Mık Etmek

Hık Mık Etmek anlamı nedir?

Hık Mık Etmek ne demek?

Hık Mık Etmek anlamı nedir?

Hık Mık Etmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hik mik

Türkçe Sözlük

(f ). Bir işten yahut bir suale cevap vermekten kaçınmak için esassız bahaneler ileri sürmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Akademi tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academical. academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. amîka) («umk» dan simüş.). 1. Derin, derinliği ve dibi pek aşağıda bulunan: Bi’r-i amîk: Derin kuyu. 2. mec. İnceden inceye, pek ziyade kafa yorularak edilen: Efkâr-ı amîka = Derin düşünceler, mütalaât-ı amîka (derin mütalaalar), tedkikat-ı amîka (derin incelemeler). Arîz 0 amîk = Uzun uzadıya, dûr ü dırâz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عميق] derin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémique

tıp kansız

Kanı az olan, çok kan kaybetmiş olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Astronomi ile ilgili olan. Astronomik rakamlar = İnsana şaşkınlık verecek derecede büyük rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astronomique

gök bilimsel

Gök bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy price. exorbitant price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Ana direklerle gabya çubuklarını yan taraftan tutan halatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplıca, ılıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı anne ve dadıların kendi ağızlarında çiğnedikten sonra çıkarıp küçük çocuklarına verdikleri yemek: Çocuğa çiğnemik vermek hem temizlik, hem sıhhat bakımından pek zararlı bir Adettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüm salkımının küçük dalı, parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Bass, güçlü dinamik bas ses oluşturulmasını sağlamaktadır. Üç bas güçlendirme seviyesi seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Gülen, gülücü, mü. dahîke.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dichotomique

ikileşik

İkişer ikişer ayrılıp bölünen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Mekanik ilminin, cisimlerin hareketini ve hareketi meydana getiren sebepler arasındaki münasebetleri araştıran kolu. 2. (felsefe) Bir kuvvetin tesiriyle daima hareket halinde bulunan ve bulunduran, bir değişmesi olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamique

1. devim bilimi, 2. fel. devimsel, 3. canlı, etkin

1. Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı. 2. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren. 3. Hareketli, hayat dolu. 4. Hareketli, işleyen, çalışan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. high-pressure. dynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. dynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamics. dynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi veya video kameranın aşırı gölge (düşük ışık) ve parlaklıkları (aşırı ışık) aynı anda yakalayabilme yeteneği ölçümü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesinin daima mükemmel kalması için Dinamik Kontrast en parlak beyaz ile en koyu siyah arasındaki tüm gölgelerin korunduğundan emin olunmasını sağlar. Bu da görüntüye daha fazla derinlik ve ayrıntı katar. Arka ışık parlaklığının sahnenin parlaklığına göre ayarlanmasını sağlayarak çalışır. Benzersiz dinamik kontrast sistemimizde tüm keskin gri gölgeleri, daha yüksek bir kontrast düzeyi ve daha net High Definition görüntü sağlayan ACE (gelişmiş kontrast geliştirici) özelliği bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekranın sol tarafından teleteksti, sağ tarafında da boyutu ayarlanabilir görüntüyü gösterir. Teletekst, görüntüsü verilen kanaldan başka bir kanalın olabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki farklı TV kaynağı, birleştirilebilir ve aynı ekranda yan yana görüntülenebilir. Görüntü boyutu sorunsuzca ayarlanabilir. Sağ görüntünün boyutu, soldakinin boyutuyla ters orantılıdır. Soldaki görüntünün sesi TV hoparlörlerinden verilirken, sağdakinin sesi kulaklık yuvasından verilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

RGB (Kırmızı, Yeşil ve Mavi) Dinamik LED teknolojisi orijinaline mükemmel şekilde benzeyen görüntüler yaratır. Sürekli yanan floresan (CCFL) tüpler yerine LED teknolojisi kullanılarak renk kontrastı iyileştirilmiş ve daha yüksek netlik sağlanmıştır. Dinamik RGB LED ekranda olup bitenlere tepki verir, böylece görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın anlık olarak kapatılabilmesini sağlar. Sonuç, size daha ayrıntılı bir görüntü ve enerji bakımından daha verimli bir TV sunan saf, gerçek siyahlardır. Geleneksel beyaz yerine kırmızı, yeşil ve mavi LED’lerin kombinasyonlarını kullanarak, ekrandaki görüntüler daha geniş bir renk aralığına sahip olur – bu da Blu-ray Disc™’leri, DVD’leri ve PLAYSTATION®3 oyunlarını yapımcıların amaçladığı şekilde izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında resim netliğini artıran (resim ayrıntısı amplifikasyonu) ve görüntü kenarı parazitlerini azaltan (kontrast kazanımı) bir filtreleme tekniğidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit avcı tuzağı, ağı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir çok arabada hoparlörler zemin seviyesinde bulunmaktadır. Bu yenilikçi 3B sanal ses teknolojisi, seslerin sanki kafa hizasında bulunan hoparlörlerden geliyormuş gibi duyulmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağı alınmış sütten yapılan bir peynir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exothermique

kim. ısıveren

Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrodynamcis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektrik akımı verilince mıknatıslanan bobin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electron microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. emmek’ten). Emmekten çürümüş yer, emme izi, beresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirli bir bölgenin yerli türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endothermique

kim. ısıalan

Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic ısıalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ergonomique

1. kullanışlı, 2. elverişli

1. Rahatça kullanılabilen. 2. İşe yarayan.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Çocuğun ana veya babaya benzediğini anlatmak için «hık demiş burnundan düşmüş» tabirinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيک] tulum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir işten yahut bir suale cevap vermekten kaçınmak için esassız bahaneler ileri sürmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایات] hikayeler, öyküler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikâyât). 1. Nakletme, bir vak’a ve macerayı sırasıyla anlatma, söyleme: Başına gelenleri birer birer hikâye etti. 2. Gerçek veya uydurma ve ekseriya hisse kapmaya mahsus macera ve olaylar, Ar. kıssa, mesel: Hikâye kitabı. Güzel hikâyeler çocukların ahlâkını düzeltir. 3. Fransızca roman denilen uzun macera ki, çeşitleri vardır: Tarihî hikâye, aşk hikâyesi, detektif hikâyesi vs. Alâ-tarîk-ul-hikâye = Hikâye yoluyla, bir düşünce eklemeksizin, yalnız nakil ve rivayet suretiyle. Mebni-yül-alel-hikâye = Bir olay ve hikâyeye dayanan, ondan çıkan tâbir ki, ilgili hikâye bilinmedikçe anlaşılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. boloney. claptrap. story. tale. yarn. short story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hikâye-nüvîsân) (Ar. hikâye, Fars. nüvişten = yazmak). Hikâye ve roman yazarı, Fr. romancier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hikâyeler anlatmayı ve maceralar nakletmeyi seven adam, masalcı. Ar. râvî, nâkil. 2. Hikâye yazan edebiyatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) hikâye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایت] öykü, hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli düşmanlık, kin, garaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). engebeli arazide uzun yürüyüş yapmak; (etek) toplamak; fiyatı yükseltmek; kaldırmak; (i). uzun ve çetin yürüyüş; yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکم] hikmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hikmetl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hikmete, düşünceye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Felsefeye ait bilgece sözler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikem). Hakîmlik, hakîm adamın hâli, olgun akıl ve yüksek bilgi: Lokman’ın hikmeti. 2. Felsefe ilmi ve dalları: Hikmet-i ilâhiyye, hikmet-i tabîiyye, hikmet-i riyâziyye, hikmet-i ameliyye. 3. Gizli sır, ne olduğu anlaşılmaz sebep ve gerçek: Bunda bir hikmet vardır, Tanrı’nın hikmeti. 4. Gerçek ve ahlâka ait kısa söz, Ar. mesel: Hazret-i Süleymân’ın hikmetleri. Garip şeyi Acaip! Bunda bir sır var: Hikmet! Hikmet-i hükümet = Hükümet icraatının gerçek sebebi ki, sathî bakışta farkına varılamaz. Hikmet-i tabiiye = Fizik, Fr. physique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. wisdom. the divine wisdom. mystery. profundity. profoundness. gnome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom bilgelik. philosophy felsefe. hidden cause. aphorism. saying vecize. wisdom. philosophy. inner meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. philosophy. real meaning. purpose. point. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکمت] bilgelik. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hakimlik, feylesofluk. 2.Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3.Felsefe. 4.Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. hikmet, Fars. Amîhten = karışmak). Hikmetle karışık, hakîmâne: Hikmet-Amîz sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Hikmet öğreten. 2. Bilge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hikmet satan, hikmetli bir söz söylediğini sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hikmet ve felsefe bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمت شناس] hakîm, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ancak Allah’ın bileceği iş. 2.Allah’ın hikmeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(eski şekli: İLMEK) (i.). Çözülmesi kolay düğüm, iğreti düğüm, basit ve kolay düğüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop. noose. running knot. stich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğretiden bağlamak, kolay çözülür bir düğüm yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in a loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğretiden bağlanmış, kolay çözülecek surette düğümlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapan demirinin ucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı yarmak’dan yırmık). Çorba ve helva yapmaya mahsus taneli un: İrmik helvası, çorbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semolina. farina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semolina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semolina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Trading Volume)

Bir piyasada, bir seansta ya da belli bir dönemde alınıp satılan (el değiştiren) menkul kıymet adedidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fighter plane used for suicide missions by Japanese pilots in World War II a pilot trained and willing to cause a suicidal crash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fighter plane used for suicide missions by Japanese pilots in World War II. a pilot trained and willing to cause a suicidal crash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci Dünya Savaşında Japonların uyguladıkları intihar hücumları; bu saldırılarda kullanılan araç; intihar saldırısı yapan pilot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay, dere ağzında balıkçı şeddi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan ve hayvanın çatısını teşkil eden beyaz ve sert madde ki, bazı organlarda bir tek parçadan ve bazılarında ufak ufak parçalardan mürekkep olup «mafsal» denilen boğumlarla, sinirler ve kaslarla biribirlerine bağlıdırlar; hareket ederler, Ar. azm, Fars. üstühân: Kol kemiği, baş kemiği, el, parmak kemikleri; kemiklerim ağrıyor; kemiği kalın, kemiği ince adam; kemik kırılmak, çıkmak. Soğuk kemiğe işlemek = Çok tesir etmek. Bir kemik atmak = Köpeğe bir kemik atar gibi az bir şey vermek. Kemik gibi, kemik kesilmek Pek kuru şeyler hakkında kullanılır. Bir deri bir kemik = Pek zayıf ve arık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone. osseous. osteoid. bone. osteo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni, cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kitre, zeytinyağı.

Hazırlanışı : Geniş bir kaba 1 avuç kuru üzüm ve 2 çorba kaşığı kitre konur. Ezilerek karıştırılır. Üzerine 1 çay bardağı zeytinyağı ilave edilir. Tekrar karıştırılır. Sonra temiz bir gaz bezine doldurulup, yaranın üzerine kapanır. Bu işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir. Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür. Nedeni veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır. Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden tedavi edilmesi gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulur, verdiği ilaçlar kullanılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Karabaşotu, pekmez, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 tutam karabaşotu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna 1 su bardağı pekmez konur. Iyice karıştırılır. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini eksikliğidir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç turp yaprağı konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kemiklerin hususî dokusu (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kemik hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kemiği olan: Kemikli et; kemikli yerine vurma. 2. Kemiği iri, vücut yapısı kuvvetli insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony. having bones. large boned. craggy. osseous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemiği olmayan: Kemiksiz et; vücudünün kemiksiz yeri. Kemiksiz hayvanlar = Osm. hayvânât-ı nâime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. without bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. without bones. double-jointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başak semanı, ince ve kırık saman. 2. Harmanda toprağa karışıp tekrar dövülen başak parçası. Sütkesmiği = Kesilmiş sütün koyu kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balta vuruşlarıyla fırlayan tahta veya kemik parçası, küçük yonga: Ağaç, kemik kıymığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balta vuruşlarıyla fırlayan tahta veya kemik parçası, küçük yonga: Et, kemik kıymığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splinter. sliver. cutting. shiver. spall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliver. splinter. beet slices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliver. splinter. matchwood. shiver. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içinde kıymık olan: Kıymıklı et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vücutta kırmızımsı birtakım kabarıklarla kendini gösteren bir çocuk hastalığı. Ar. hasbe: Kızamık çıkarmak, kızamığa tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir. Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar. Hastalığın kolayca geçmesi ve bir başka hastalığa neden olmaması için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Dut.

Hazırlanışı : Döküntüler başlamadan önce 250 gram dut yedirmek, döküntülerin çabuk çıkmasına yardımcı olur. Aynı uygulama karadut şurubu ile de yapılabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measles. rubeola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measles. rubeola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kızamığa benzeyen ve ondan daha hafif geçen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade çocuklarda görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin ilk üç ayı içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu durumda, ana rahmindeki cenin de etkilenir. Hastalık, havadaki zerreciklerle bulaşır. Kuluçka devresi, çoğunlukla 17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler görülür. Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer. Tedavi için kullanılacak özel bir ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün içinde geçer. Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve sağlam kimselerle görüştürmek gerekir. Kesin istirahat da şarttır. Hastada görülen nezle ve ağrıları tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şeker.

Hazırlanışı : Ateşin üzerine 1 çorba kaşığı toz şeker konur. Yanarken çıkan duman teneffüs edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubella. german measles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). 1. Güldürücü. 2. Gülünç hâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. humorous. comical. comic. ridiculous. amusing. burlesque. droll. farcical. jesting. jocose. laughable. laughing. ludicrous. quizzical. rich. risible. rum. rummy. comedian. funnyman. laugh. gilbertian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. humorous. comical. comic. ridiculous. amusing. burlesque. droll. farcical. jesting. jocose. laughable. laughing. ludicrous. quizzical. rich. risible. rum. rummy. comedian. funnyman. laugh. gilbertian. derisive. funnily. grotesque. hilarious. waggis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. comical. funny. comedian. burlesque. humo u rous. laughable. ludicrous. ridiculous. waggish. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor , humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become comical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Güldürücü hareket ve konuşma tarzı. 2. Gülünç hâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour. humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comical action or situation. humour. rib tickler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Kâinatla, kâinatın umumî düzeniyle alâkalı. Kozmik madde — Dünyaları meydana getiren madde. Kozmik ışınlar = Fezadan atmosfere girdiği kabûl edilen ışınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma ışınları. Bu ışınlar yeryüzünü etkileyen karmaşık bir radyasyon (ışıma) sistemi oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dühk» tan if.) (mü. lâhika). 1. Yetişip ulaşan, arkadan gelip yerleşen: Onlar da kervana lâhik oldular. 2. Eklenen, kelime vesairenin sonuna gelen: Cümlenin sonuna fiil lâhik olur. 3. Şimdiki, hâlen bir görevde bulunan, «sâbık» mukabili: Vâlî-i lâhik = Şimdiki vali. Nâzır-ı lâhik = Şimdiki nâzır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yetişip ulaşan. 2.Eklenen. 3.Yenisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. levâhik). Bir lâyiha ve nizâmnâme vesairenin sonuna eklenen şey, ilâve. Ar. zamîme, zeyl: O nizâmnâmenin bir lâhikası var.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاحقه] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lahik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. lâhika). Lâhikalar, ekler. bk. Lâhika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لواحق] ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir hikmete, sebebe dayanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترو مکعب] metreküp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Sıcağa dayanıklı, ince ve esnek levhalara ayrılabilen bir çeşit şeffaf taş: Mika levhaları cam gibi kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isinglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Avrupa dillerinde «Japonya imparatoru» mânâsında kullanılan, fakat Japonca’da bu mânâya gelmiyen kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mikado. mahjong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The popular designation of the hereditary sovereign of Japan. the emperor of Japan; when regarded as a religious leader the emperor is called tenno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A steam locomotive with a 2-8-2 wheel arrangement, 2 pony truck wheels up front, 8 driving wheels in the middle and 2 trailing truck wheels at the rear under the firebox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ancient name for the Emperor of Japan, widely used in the West in the 19th Century and popularized by Gilbert and Sullivan in their operetta 'The Mikado,' but not used in Japan, where the emperor was and is customarily referred to as Tenno, 'Son of Hea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Locomotive with 2-8-2 wheel arrangement. the emperor of Japan; when regarded as a religious leader the emperor is called tenno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelicans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japon imparatoru, mikado.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dört büyük melekten rızıkların taksimine memur melek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MIK’AB) (i. A.). Küp: Bir metre mik’Abı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Mika ile kuvarstan meydana gelmiş bir çeşit taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميقات] buluşma yeri. 2.buluşma zamanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tesbit edilen yer ve zaman. 2.Mekke yolu üzerinde hacıların ihrama girdikleri y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kabz»dan ia.) (c. makabiz). 1. Tutamak, kabza. 2. (cerrahî). Tutup sıkmaya mahsus Alet. Mikbazetü’l-hasat = Mesanedeki taşlan tutmaya mahsus cerrah Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Miktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدار] miktar. 2.değer. 3.derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili mikrofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) 1. Demir ve başka bazı madenleri çekme özelliğinde olan çubuk. 2. Demiri çekme özelliği de olan diğer bütün maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Manyetik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mıknatıslı hile getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mıknatısı olan, mıknatıslanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kuvvet, kudret, iktidar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mycologie

mantar bilimi

Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقراض] makas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقراض] makas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. micro

küçük, dar

1. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan. 2. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tıbbın mikroplarla uğraşan kolu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kitap, harita, gazete vs. nin çok küçültülerek çekilmiş fotoğreflarını havi film; bu maksatla kullanılan film.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sesi alıp kuvvetlendirerek veren elektrikli Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Nokta biçimindeki mikropların umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. micro + crédit

ekon. işçelik

Küçük ölçekli iş kurmak için kullanılan kredi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı taşların yapısında bulunan mikroskopik billûrlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çok kısa boyutları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Milimetrenin binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mikrop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. F.). 1. Ancak mikroskopla görülebilen bitki ve hayvanlar. Bunlar vücuda girince kendilerine has hastalığı meydana getirir. 2. mec. Kötülük eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germinal. microbe. germ. microorganism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. germ. microbe. bastard. son of a bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. germ. microbe. vermin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mikrobu olan mikrop bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miasmal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

septic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mikrobu olmayan, mikrobu öldürülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gelişme kusuru sonunda kafatası ve beyni küçük olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Küçük cisimleri olduklarından yüzlerce, binlerce defa büyük göstermeye yarayan, optik veya elektronik Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. mixer

1. tek. çırpıcı, 2. tek. karmaç

1. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet. 2. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beater. blender. mixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixer. blender. beater. cement mixer. shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaf» dan ia.). 1. Kesecek Alet. 2. Üzerinde kalem kesilen kemikten veya fildişinden yassıca Alet (dilimizde bu ikinci mânâ ile kullanılması galat olup doğrusu «mıkatta» dır), (bk.) Mıkatta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİKDAR) (i. A.) (c. mekaadir). 1. Değer, kemiyet: Havuzdaki suyun, dükkândaki eşyanın, sandıktaki paranın miktarı. 2. Cüz, kısım, parça, kıt’a, bölük: Arsanın bir miktarını ayırdı; alacağının bir hayli miktarını aldı; bir miktar asker gönderildi. 3. Kadir, kıymet, itibar derecesi: insan herkesin miktarını anlamalı; ben ona miktarını anlatırım. 4. (tıp) Birden verilecek ilâcın münasip ölçüsü, Fr. dose. 5. (kimya) Nisbî kemiyyet, Fr. proportion. Bir miktar = Biraz, bir parça: Bir miktar su verin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantitative. quantity. amount. proportion. deal. measure. number. portion. quantum. sum. supply. quanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amount. bit. deal. dose. extent. lot. measure. number. quantity. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity. amount. deal. number. portion. part. group. magnitude. rate. quantitative. dosage. dose. lot. matter. mass. figure. gauge. measure. parcel. quantum. shot. specification as to quantity. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mekâyil). Ölçek çeşidinden hububat ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİKYAS) (i. A. «kıyâs» tan ia.) (c. mekaais). 1. Ölçü Aleti, ölçmeye mahsus Alet, metre, mil ve fersah gibi mesafe ölçüsü: Mikyasların tanzimi. 2. Nisbet, derece: Bu mikyasta bir şey isterim; tıpkı bunun gibidir lâkin mikyası daha büyüktür. 3. Haritanın, aldığı yerin genişliğine olan nisbeti, Fr. echelle: Yüz binde bir mikyasında bir harita; mikyası daha büyük olsaydı güzel bir harita olacaktı. Yunanca’dan alınan «metre» terkibini tercüme eder: Mikyâs-ı ihtimar, mikyâs-ı elektrik, mikyasü’l-harâre, mikyasü’lrutûbe, mikyasü’l-havâ vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale of a map. proportion. unit for measuring length. criterion. gage. gauge. measure of value. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقياس] ölçek, ölçü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکعب] küp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir mikronun binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz ifadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehk» ten if.) (mü. mudhike). Güldüren, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mudhikât). (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Güldürmeye mahsus eğlenceli tiyatro oyunu, komedi: Güzel bir mudhike oynandı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضحکه] gülünç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güldürücü tiyatro oyunları oynayan veya yazan adam, komedyacı (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHİKK) (ka ile) (i. A. «hakk» dan if.) (mü. muhikka). 1. Hak veren, hakkı kabûl eden, doğrudan ayrılmayan, Adili HAkim muhik olmalıdır. 2. (hukuk) Haklı olan, haklı, doğru: Hangi tarafı muhik görürse onu tutar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محق] haklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ka’b»dan imef.) (mü. mükâ’aba) (matematik). 1. Küb yani zar şeklinde, eşit altı yüzü olan, üç buutlu: Cism-i mükâab; mükâab bir taş, bir bina. 2. Uç buutlu küp olan: Bir mükâab metre: Bu kazan iki mükâab metre su alır. 3. İki defa kendi misliyle çarpılmış olan, bir sayının iki defa kendi misliyle çarpılmasından çıkan sayı: 3’ün murabbaı (karesi) 9 ve mükâabı (küpü) 27’dir. Cezıw mükâab = Küpkökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lühûk» tan lf.). İltihak etmiş, ilhak olunmuş, katılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hemk» ten if.) (mü. münhemike). Bir işin üstüne çok düşen, Osm. inhimâk eden: Dersine pek münhemik bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.). Bülûğ çağına ermiş, on iki yaşına basmış erkek çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murahlk olma, bülûğ çağına ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «luhûk» dan if.) (mü. mütelâhika). Birbiri arkasından gelen, birbirine katılan, birbiri ardınca yetişip birleşen: Asâkir-i mütelâhika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. moujik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-müstahakk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehak» dan if.) (mü. nâhıka). Anırıcı, eşek sesii.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Eşek anırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazıcı, kâtip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazıcı, katip, yazar

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Namık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mektup, nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mektup, nâme.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. panoramique

genel görünümlü

Dıştan görünüşlü.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

İki yerine dört hoparlör kullanılarak elde edilen ses.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yayın yoluyla yapılan neticesiz kalem münakaşası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polémique

1. söz dalaşı, 2. ed. kalem kavgası

1. Karşılıklı söz söyleme, sözle saldırma. 2. Siyaset, bilim, edebiyat vb. alanlarda yapılan karşılıklı sözlü tartışma. 3. ed. Yazılarıyla birbirine sataşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polemic. argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polemic. polemics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polemic , polemics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controverter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Saf ve kokulu şarap.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. remix

müz. ve sin. bindirim

1. müz. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması. 2. sin. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölçülü, ahenkli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rythmique

dizemli

Düzenli aralıklarla tekrarlanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şâhika) («şehıyk» den if.). Yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. Şevâhık). Dağ tepesi, zirve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summit. apex. climax. head. paroxysm. point of culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاهقه] doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zirve, doruk, dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beyinde, kemikte ve vücudun başka yerlerinde tabiî olarak görülen çıkıntılar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SDRAM, veri yolu saat frekansıyla aynı hızda (örneğin 33 ya da 66 MHz) çalışan bir DRAM’dir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) 1. Nefesi içeriye alarak seslenmek, hıçkırık. 2. tıp: Nefes alma, zıddı: zefîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قد] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قامت] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) 1. Çömlek, çömlekçilik. 2. Çömlek çeşidinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramic. made of ceramic. ceramic objects. tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramicist. ceramist. seller of ceramic object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şahika). Şahikalar, zirveler, (bk.) Şahika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) avlanma, av, şikâr; (f.) avlamak. shika'ri, shika'ree (i.) avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic. seism-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socioeconomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socio-economic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «humk» dan masdar). Ahmaklıkla suçlama, ahmak sayma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umk» tan masdar) (c. tâmîkaat). 1. Derinleştirme, derin kazma: Temelleri bir iki arşın daha tâmîk etmek gerekiyor. 2. Pek derin ve gerçeğine varacak şekilde incelemek: Bu meseleyi tâmîk etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعميق] derinleştirme. 2.derinlemesine inceleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İptal etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A ). Güzel yazma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hararetle, sıcaklıkla alâkalı. Termik santral = Yakıtla çalıştırılan elektrik santralı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermique

fiz. ısıl

Isı ile, sıcaklıkla ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermic. thermal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermal. thermic. thermal ısıl. science of heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermal power plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y. Fr ). Isı ener jisi ile hareket enerjisi arasındaki münasebetleri inceleyen fizik kolu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entropy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamic. thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük çengel, çengel şeklinde Alet. 2. Sapanla kazılmış, bellenmiş toprağı ufaltmaya mahsus tarak biçiminde uzun saplı Alet. 3. Tırmık veya tırnakla yırtılan şeyin eseri: Tırmık yarası, kedi tırmığı. 4. (denizcilik). Zenciri kesilip de denizde kalan demiri arayıp tutmak dört çengelli bir nevi demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garden rake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag. rake. scratch. harrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. scratch. clawed place. wound made by an animal's claw or a person's fingernail. raker. harrow. nip. scarifier. drag. godevil. rack. dredge. lawn rake. go- devil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çengel gibi bir şeyle çizmek, yırtmak, tırmalamak, kazımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. harrow. rake over. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. to scratch. to rake. to harrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw. rake. scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed. to be smoothed with a rake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomic. tragicomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vâmıka). Aşık, sevdalı, tutkun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Seven, aşık. 2.Vamık ile Azra öyküsünün erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vamık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûk» tan). Mahvolan, yıkılan, yok olan.

Türkçe Sözlük by