Hile-saz ne demek? | Hile-saz anlamı nedir? | Hile-saz

Hile-saz anlamı nedir?

Hile-saz ne demek?

Hile-saz anlamı nedir?

Hile-saz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hile saz

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hîle, Fars. sâhten = yapmak). Hîle yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ingiliz hayranı ve taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arâm-sâhten). Meks ve ikamet eden, mukîm, sâkin: Arâm-sâz-ı izz ü ikbâl = İzzet ve ikbâl ile oturan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslına uygun müzik çalan elektronik araçlar (radyo, teyp, fonograf v.b. ) meraklısı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). biraz, kısa bir zaman için, bir müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap seven kimse, kitap hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâre, sâhten = yapmak). Çâre bulan. Çâre ve tedbir düşünen, bulan: Kadıncağızın hastalığına kimse çâre-sâz olmadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره ساز] çare bulan. çâresâz olmak çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره سازی] çare bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve, F. sâhten = yapmak). Cilve eden, cilve-ger, nâzenin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه ساز] kırıtan, cilve yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cem’i: devâhil). Bir şeyin içyüzü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخله] iç, iç yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), (bk.) Dahîl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİLEN) (i. A.). 1. İçeriden, içten: Evi dahilen boyatmamış. 2. Ülke İçinde olarak: Devlet, dahilen ıslahat İle uğraşmak için bir müddet sulh ve asayişi muhafaza etmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخلا] içten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arkadaş, Ar. refik, Fars. hem-dem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arkadaşlık, dostluk; sırdaşlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمساز] yakın arkadaş.2.sırdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دواساز] çare olan. 2.tedavi eden, şifa veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, sâhten = yapmak). Gönül yapan, lutf ile muamele eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönül yapan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.)! Usul vurma sazları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüleyici.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Gönül yapan, hoşnut eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Uyan, uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hiyel). 1. Aldatacak tarz, tertip ve oyun. Ar. mekr, hud’a: Bana hile yaptı, oyunda hîle yapıyor. 2. Sahtekârlık, bir malın halistik ve saflığını bozacak şey, kıymetsiz bir şey karıştırma: Oralarda çıkan sade yağa, hile yapmasalar, hîle karıştırmasalar emsalsiz olur, bu sirkede hîle vardır (Arapça’da ekseriya çare ve tedbir mânâsiyle kullanılırsa da dilimizde asla o mânâ ile kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. cheat. artifice. adulteration. fraud. cheating. trick. wile. device. fake. canard. catch. chicane. cobweb. craft. cross. deception. decoy. do. dodge. doubling. dupery. duplicity. finesse. flam. flimflam. gadget. gaff. gambit. gammon. gimmick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. craft. deception. decoy. device. duplicity. fraud. game. guile. manoeuvre. ruse. shift. subterfuge. trick. wiles. monkey business. wile. stratagem. deceit. do. artifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hilum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraud. ruse. trick. adulteration. cheating. cheat. duplicity. artifice. catch. chicane. chicanery. collusion. craft. cunning. deceit. deception. delusion. device. dodge. fetch. frame- up. guile. hoax. hocus pocus. humbug. illusion. imposition. imposture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيله] düzen, oyun, hile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. juggle. manoeuvre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fox. fudge. humbug. sham. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hîle, Fars. bâhten = oynamak). Hîle yapan, hîlekâr, mekkâr, dubârâcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hîle, Fars. sâhten = yapmak). Hîle yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. fraud. swindler. cardsharp. cardsharper. deceitful. tricky. wily hileci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence man. faker. falsificator. sharper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله باز] hilekâr, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle yapan, hîle kullanan, Ar. mekkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. cheat. rook. sharper. trickster. hilebaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilebaz, hîleci, hîle yapan, mekkâr, dubârâcı: Pek hîlekâr adam, hîlekârla işe girişen elbette aldanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. knave. rogue. shark. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله کار] düzenbaz, hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. guile. trickery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle karıştırılmış, sahte, karışık, saf ve hâlis olmayan: Hİleli yağ, zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tricky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent. impure. fraudulently altered. rigged. adulterated. catchy. colourable. coloured. crooked. false. tortuous. tricky. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy. swindled bankruptcy. fraudulent bankrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hîle etmez, doğru: Hilesiz adam. 2. Hîle karıştırılmamış, saf, hâlis: Hilesiz zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. guileless. honest. true. genuine. pure. straightforward. unadulterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honest. upright. free of trickery / fraud. pure. unadulterated. artless. innocent. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. homoseksüel (erkek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, sâhten — yapmak). İş yapan, iş beceren, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. T.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uygunsuz, uymaz, aykırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uygun olmayan, aykırı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nargile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgıcı yahut okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). O suretle, o yolda (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) seven, meraklısı, destekleyen: bibliophile kitap seven kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yük hayvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rahat, sakin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come true. to become a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça’dır). Hasır, sepet vesaire yapılan ince kamış: Sazdan sepet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslında sazdan, yani kamıştan yapılan ney gibi çalgı Aletlerine mahsus olup, şimdi bu kelimeyle bütün çalgı Aletleri ifade edilmektedir). Her nevi çalgı: Saz çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «sâhten» fiilinden olup terkip teşkiline girer). Yapan, uyduran. Çâresâz = Çare yapan, çaresini bulan. Ni-sâz = Uymayan, aykırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAZZ) (i. A. «şuzûz» dan if.) (mü. Şâzez). Kaideye uymayan, müstesna, kaidesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. bulrush. reed. rush. sedge. wattles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulrush. reed. rush. wicker. musical instrument. a stringed instrument. group of musicians. rushes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. sedge. a stringed instrument. reed. wattle. wicker. withy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is now considered the Turkish national instrument and used to accompany folk song and dance It is another form of lute: pear shaped with a long fretted neck and three courses of metal strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Subantarctic Zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ساز] enstrüman, saz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاذ] kural dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. bard. troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. 2.Bataklık, sazlık. 3.Küçük pınar, kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya sazlı durgun sularda bulunan bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göllerde ve sazlık yerlerde yaşayan bir tatlısu balığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz çalan, çalgıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzelî tarîkatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgı çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şadiye).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şezâyâ). 1. Yay, kavis. 2. Bir şeyden kopmuş parça (ağaç kıymığı gibi). 3. incik kemiği ve bu kemiğin yanındaki ince uzun kemik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Uygun, münasip. 2.Türk müziğinde birleşik bir makam. 3.Saz çalan sanatkar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz biten yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rush-bed. reed-bed. reeds. morass. sedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed bed. marshy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rushy. sedgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. şifâ = iyileşme; sâhten = yapmak), iyi eden. Ar. şâfî: Hiç bir ilâç bana şifâ-sâz olamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerdeki söz partisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. sahten = yapmak). Tertip edici, tertiple uğraşan, tertipçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. F. T.) (musiki). Piyano gibi tuşa dokunularak çalınan sazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Vurularak çalınan musiki Aletleri: Davul, def gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vakit, zaman, süre, müddet; kısa süre; f., away( ile) (vakit) geçirmek. between whiles zaman zaman, bazen, ara sıra. be worth while zahmetine değmek, the while o esnada, aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç) -iken, süresince, müddetince; olduğu halde, olmakla beraber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değerli, faydalı, dişe dokunur, zahmetine değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by