Hin ne demek? | Hin anlamı nedir? | Hin

Hin anlamı nedir?

Hin ne demek?

Hin anlamı nedir?

Hin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hin

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihyân). Zaman, vakit, hengâm: Hİn-i hâcette = Lüzumu vaktinde. Hîn-i istirâhatte = Dinlenme zamanında. Hînen minel-ihyân = (menfî cümlede) Hiçbir zamanda, (bk.) Ihyânen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hîn = zaman’dan galat). Hin oğlu = Zamane adamı, çocuğu; cin fikirli, kurnaz, fırsatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Health Industry Number. lit jar, one tenth of a heqat, about half a litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Health-Info-Net, the FMH portal website for medical doctors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Health Industry Number A 9-digit alphanumeric identifier used to identify health care entities such as veterinarians, animal clinics, etc It is used in both the animal and human health industries and is administered by HIBCC. nII-III: high; height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HyperChem input file This is the principle file type HyperChem uses to store molecular systems The files have the extension hin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حين] zaman, vakit, esna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposite. gainst. con-. against. versus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damning. against sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary to. against. hostile to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). horozibiğine ait; solmaz, ölmez, ebedi; rengi mora çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotları familyası (aslanağzı, kurt ağzı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam bir şey, herhangi bir şey, her şey hiç bir şey. anything but... olmasın da ne olursa olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şasırtıcı, hayret verici, şaşılacak. astonishingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tente, gölgelik, sayvan; ağır brokar, diba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BIHIN) (i. F.). İyi, Alâ, beğenilmiş, beğenilen: Ayîn-i bihîn = Beğenilen Adet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), i. arkada, arkasında, ardında, gerisinde; (edat) geri, arka planda, geride; geri kalmış (saat v.b.); i., k.dili kıç. behindhand z., s. geç; geri kalmış; borçlu, borca batmış. be behind the times geri kafalı olmak, zamana ayak uyduramamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bürhân). Bürhânlar (deliller), (bk.) Bürhân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براهين] deliller, kanıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.düşünmek, göz önünde bulundurmak; hatırlamak; aklına getirmek; baş vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Behîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Behîn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman, an; söyleme, ağza alma; ümit, hasret; hafifçe esiş; dilb. h'' harfinin sesi. breathing space rahatça nefes alma imkânı; dinlenme zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın arkasından geçen kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek kovan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).yüksek sesle gülmek; isterik kahkahalar atmak. cachinna'tion (i). isterik kahkahalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransiskan rahibi; (kh). kukuleteli kadın pelerini; Orta ve Güney Amerika'ya mahsus uzun kuyruklu maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince ve dar burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sâri, bulaşıcı; cazibeli, çekici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçının iki ucundaki şevli kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çene; (f). jimnastikte çeneyi çubuğun hizasına getirmek; (k.dili). konuşmak; (k.dili). çene hizasına kaldırmak, boynunun arasına sıkıştırmak (keman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin. People's Republic of China çin Halk Cumhuriyeti. Republic of China Tayvan. China aster pat çiçeği, meydan güzeli. Chinaman (i)., (asağ). Çinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). porselen, seramik, çini. chinaware (i). porselen, çanak çömlek. china closet tabak dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tespihağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin dışındaki büyük şehirlerde Çinlilerin oturduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahtakurusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sincaba benzer bir Güney Amerika hayvanı; bu hayvanın çok değerli olan kürkü, çinçilla; kalın ve tüylü paltoluk kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğmaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). omurga kemiği, belkemiği; sırttan çıkarılan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Çince; Çin'de konuşulan dillerden herhangi biri; Çinli; (s). Çine, Çinlilere veya Çince'ye ait. Chinese calendar. (bak). calendar. Chinese lantern (plant) şeytan feneri, (bot). Physalis alkekengi. Chinese puzzle çinlilerin yaptığı karışık bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,( A.B.D.)., (argo)., (asağ). Çinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak; (argo). temiz para, nakit para; madeni ses; (f). yarıkları doldurmak; şangırdamak, şangırdatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da esen sıcak, kuru bir rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). basma, perdelik kreton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,( ABD)., (k.dili). adi, iyi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giyim eşyası elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bacakları çok tüylü iri bir cins tavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmız. cochineal insect kırmızböceği, (zool). Coccus ilicis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). katarakt ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). canlı, faal, atılgan; gösterişli, şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransa'da kralın en büyük oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). birkaç çeşit hezaren çiçeğinden çıkarılan zehirli billursu bir alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezaren, (bot). Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). klasik dramda zor bir durumu halletmek için mekanik bir yolla sahneye indirilen tanrı; (edeb). buhranlı bir anda beklenilmeyen şekilde yetişen yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Delphinidae familyasmdan yunusbalığı ve ona benzeyen başka birkaç çeşit balık, (zool). Delphinus delphis; den palamarlık baba veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Delfin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembel ve haylaz kimse; colloq boş gezenin boş kalfası. don't kıs donot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeryüzünden yansıyıp ayın gölgede kalan kısımlarını aydınlatan ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkestanesi ve deniz yıldızı gibi derisi dikenli bir hayvan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz kirpisi, denizkestanesi; (mim.) yastık, Dorik sütunlarda yuvarlak kenarlı sütun başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(s.), (tıb.) burna çekilip akmasını kolaylaştıran ilâç; (s.) burun akmasını kolaylaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek şahin, kuş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azot asidi ile madeni levhayı aşındırmak suretiyle yapılan bir hak usulü; bu levha; bu levha ile basılmış resimveya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzaklara erişen,şümullü, geniş kapsamlı, geniş mikyasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeyrek peni (eski biringiliz parası). It isn't worth a farthing. Beş para etmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kadınların giydiği çemberli etek veya iç eteği, jüpon, etegi kabartmak için alttan takılan çember.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık avlama, balık avı, balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı, baIıkçı takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ten rengi dar pantolon; deriden sıyrılarak alınmış ve tutkal için kullanılan et parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (özellikle dinsel konularda) serbest düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihtiyaç duyulduğu zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حنا] kına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolu, Ar. memlû (daima art arda ve Farsça imiş gibi arada bir a ile kullanılır): Hınca hınç: Dopdolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ranco r. hard feeling. ill feeling. grudge. ill blood. ill- feeling. rancour rancor. score. vengeance. venom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıka basa dolu, ağzına kadar, dopdolu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öc al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğ.) (Sind kelimesiyle bir olup esasen bir büyük ırmağın ismidir). Asya kıt’asının güneye doğru uzanan üç büyük yarımadanın ortada bulunan en büyüğünü teşkil eden geniş bir ülkedir, Hindistan. Hind-i Çini = Aynı üç yarımadanın en doğusu ki, Hind ile Çin arasında olup Birmanya, Siyam, Annam, Tonkin, Laos ve Kamboç’u içine alır. Hind-i Garbi = Keşfinde Hind olduğu sanılan Amerika. Hind tavuğu = Amerika’dan gelmiş olan hindi. Hind kumaşı = mec. Pek değerli ve bulunmaz şey (ekseriya alay yoluyla kullanılır): Kendisini bulunmaz Hind kumaşı sanıyor! Hind kitâbîsi = Yollu Hind kumaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Hindi, Hindustan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiltere ve iskoçya'da rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (er, most veya ermost) arkadaki, geride olan, art. hind legs arka ayaklar. hindermost, hindmost (s). en arkadaki, en gerideki, en sondaki. The devil take the hindmost. Sona kalan dona kalsın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişi geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hindistan. 2.Sahabeden Ebu Süfyan’ın karısı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). engellemek, mani olmak, menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaki, geride olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşfinde Hind olduğu sanılmış olan Amerika’dan gelme büyük evcil kümes hayvanı, hind tavuğu. Babahindi, hindi babası = Yaşını geçmiş büyük erkek hindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Hindiyye). 1. Hind’e ait: Seyf-i Hindi = Hind kılıcı. Memâlik-i Hindiyye = Hind ülkeleri. 2. Hind ahalisinden olan, Hindli. 3. Bugün kullanılan Hind dillerinin en tanınmış ve yaygını. Temer-i hindi = Halk dilinde demirhindi denilen ve serinlenmek üzere kullanılan mayhoş meyve ve bunu veren ağaç ki, odunu pek sert olup kalemtıraş sapı vs. yapılır. Sünbül-i Hindi = Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given by Europeans to that form of the Hindustani language which is chiefly spoken by native Hindoos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In employs the Devanagari character, in which Sanskrit is written. the most widely spoken of modern Indic vernaculars; spoken mostly in the north of India; along with English it is the official language of India; usually written in Devanagari script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The national language of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mysterious barren land in the east Thor, Hogun, Fandral and Volstagg once sought out the hermit Wazir in their search for Zanadu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language spoken in India When it uses an Arabic Script, it is called Urdu, with a Devangari Script, it is called Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebze ve salata gibi kullanılan meşhur mayhoşça yaprak, gügeyk: Ak, kara hindibâ çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(güneğik): Hindiba familyasının örnek bitkisidir. Çiçekleri sarıdır. Yaprakları az ve küçüktür. Sapı yoktur. Kökü uzundur. Kökünün dışı beyaz, içi esmer renktedir. Sütlü, acı bir suare ifraz eder. Yaprakları haşlanıp, salata gibi yenir. Kökü de, dövülerek kahve yapılır veya kahveye karıştırılır. Lezzeti mayhoşumsudur. Ak ve kara olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte yaprakları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Egzama, güneş yanıkları, akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Balgam söktürür. Nikris ağrılarını dindirir. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardımcı olur. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Hindûstân). Hind ülkeleri. Hindistan cevizi = 1. Baharattan sayılan sert bir tane ki, mideyi kızdırmak ve sancıyı durdurmak için yenir, cevz-i bua. 2. Kabuğu sert ve içi kestane gibi beyaz ve besleyici, portakaldan büyükçe bir meyve, narcil, koka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

india. hindustan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. india. indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India. rupee. the subcontinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 20 00 Kuzey enlemi, 77 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 3,287,590 km².

Sınırları: toplam: 14,103 km.

sınır komşuları: Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km.

Sahil şeridi: 7,000 km.

İklimi: Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.

Arazi yapısı: Güneyde yüksek ovalar (Deccan Yaylası), Gang arazisinde düzlükler, batıda çöller, kuzeyde Himalaylar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kanchenjunga 8,598 m.

Doğal kaynakları: Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğal gaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: İslenebilir topraklar: %48.83.

daimi ekinler: %2.8.

Diğer: %48.37 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 558,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,095,351,995 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.38 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 54.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.71 yıl.

Erkeklerde: 63.9 yıl.

Kadınlarda: 65.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.9 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.1 milyon (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 310,000 (2001 verileri).

Ulus: Hintli.

Nüfusun etnik dağılımı: Hint-Aryan %72, Dravidian %25, Moğol ve diğer %3 (2000).

Din: Hindu %81.3, Müslüman %12, Hıristiyan %2.3, diğer %4.4 (2000).

Dil: İngilizce, Hintçe, Bengali (resmi), Telugu (resmi), Marathi (resmi), Tamil (resmi), Urdu (resmi), Gujarati (resmi), Malayalam (resmi), Kannada (resmi), Oriya (resmi), Punjabi (resmi), Assamese (resmi), Kashmiri (resmi), Sindhi (resmi), Sanskrit (resmi), Hindustani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %59.5.

erkekler: %70.2.

kadınlar: %48.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hindistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hindistan.

ingilizce: India.

Yönetim biçimi: Parlamenter Federal Cumhuriyet.

Başkent: Yeni Delhi.

İdari bölümler: 28 eyalet ve 7 birleşik bölge; Andaman ve Nicobar Adaları, Andhra Pradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chandigarh, Chhattisgarh, Dadra ve Nagar Haveli, Daman ve Diu, Delhi, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu ve Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Lakshadweep, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur, Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Pondicherry, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Tripura, Uttaranchal, Uttar Pradesh, Batı Bengal.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cum


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engelleme; engel, mâni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin nitelik veya önemini sonradan anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). 1. Hind’in Brahman ahalisinden adam, Brahma dininde Hindli. 2. Hind ahalisi gibi pek esmer adam. 3. mec. A. Yüzdeki ben.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindu. hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native inhabitant of Hindostan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As an ethnical term it is confined to the Dravidian and Aryan races; as a religious name it is restricted to followers of the Veda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hindoo. a person who adheres to Hinduism a native or inhabitant of Hindustan or India of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native or inhabitant of Hindustan or India. a person who adheres to Hinduism. of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'. the predominant religious tradition of the Indian subcontinent Originally, the word 'Hindu' or 'Shindu' was an Ary

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body of social, cultural, and religious beliefs and practices native to the Indian subcontinent: devotion to the cult of one of the chief gods and goddesses. 'Hin' means to remove and 'du' means darkness In other words, any one who takes efforts to remo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oldest religion in the world The major religion of India, today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Hintli, Hindu: (s). Hintlilere ait. Hinduism, Hindooism (i). Hintlilerin dini ve sosyal sistemi, Hinduizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindooism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hinduism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hindistan'a ait, Hindistan halkına ait; (i). Hindistan'da çoğunluğun konuştuğu dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هندوانه] karpuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(genegerçekotu): Sütleğengillerden bir ağaçtır. Tohumlarından hindyağı çıkarılır. Hindyağı berrak, renksiz veya soluk sarı renkli, koyu kıvamlıdır. Kokusu yok denecek kadar azdır. Lezzeti hafif ve biraz tahriş edicidir. Etkili maddesi Ricinoleik asittir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. Saçkıranda faydalıdır. Lavmanlarda da kullanılır. Saçların dökülmesini önler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). menteşe, reze; dayanak noktası, destek, esas; midye gibi hayvanların kabuğunda mafsal; (f). menteşe takmak; dönmek; dayanmak, bağlı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). «Kahve dövücünün hınk deyicisi» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kır at.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at ile dişi eşekten hasıl olan katır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük parmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhesus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. india.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring to mind by a slight mention or remote allusion; to suggest in an indirect manner; as, to hint a suspicion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make an indirect reference, suggestion, or allusion; to allude vaguely to something.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A remote allusion; slight mention; intimation; insinuation; a suggestion or reminder, without a full declaration or explanation; also, an occasion or motive. a slight indication an indirect suggestion; 'not a breath of scandal ever touched her' drop a hin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an indirect suggestion; 'not a breath of scandal ever touched her'. a slight indication. a slight but appreciable addition; 'this dish could use a touch of garlic'. a just detectable amount; 'he speaks French with a trace of an accent'. an indication of p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hardest of several possible ways to do a proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually refers to a delayed attempt to assist the learner in obtaining the acceptable or correct response by supplying additional information or calling attention to certain parts of the information the learner already has. A declaration by the 1st or 2nd

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In dynamic addressing, an address that a node will test for uniqueness first The hint is either the last successful address the node used previously or a particular address that is specific to a particular model of device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Text of the hint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Did you find what you were looking for? You can also try the A-Z list, quick links, search, site help or send us feedback on how to make this a better website.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ima, üstü kapalı söz, zımnen işaret; (f). ima etmek, çıtlatmak. hint at hissettirmek, üstü kapalı söylemek, dokundurmak, ima etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tamarind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nopal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattan palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mango.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmeric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden bir ağacın tohumlarından çıkarılan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Buğday, kımıh, gendüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. AL). Arka ülke, bir limanın merkezi durumunda bulunduğu çevre: İzmir’in geniş bir hinterlandı vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hinterlant, iç bölge, arka bölge; büyük şehirden uzak yerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hindistanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Indian. of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca). Koçi çeşidinden yaylı araba, karoçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HINZIR (i. A.) (c. hanâzîr). Domuz. mec. Pis ve katı yürekli, gaddar, hâin adam, domuz tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pig. hog domuz. swine. malicious fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brat. bratty. damned. nasty. impish. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنزیر] domuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi domuz. mec. Pis ve kötü huylu kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domuz huylu, gaddarlık, hâinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. nastiness. a nasty disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave nastily / mischievously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindiçini. Indo- chinese' s., i. (çoğ.- nese') Hindiçini halkına veya lisanına ait; i. Hindiçini halkından biri; Çince-Tibetçe dil grubundan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eğilme, bükülme, eğrilme, münhani ve mukavves olma: Hattın inhinası. 2. (tıp) Bir kemik vesairenin bir hastalıktan dolayı eğrilmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انحنا] eğri, yay. 2.kıvrılma, bükülme, yay şeklini alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hunk» tan masdar). Boğulma, bunalma, nefes tutulma (ihtinak gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kehânet» ten if). (c. kâhene). Eski Isrâl11iler’de vesair bazı dinlerde gaibden haber vermek iddiasında bulunan rûhânî reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diviner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. seer. sibyl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاهن] gaipten haber veren, kehanette bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Gaipten haber veren kâhin tavır ve usûlünde, kâhincesine, kâhine yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Eski isrâilliler’de vesair bazı dinlerde gaibden haber vermek iddiasında bulunan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gaipten haber vermek iddiasında bulunan insanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (taraxacum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandelion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cahil kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 1849'da İngiltere kral tacına konulan meşhur Hint elması; pek kymetli şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lahn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuvvetsiz; baygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ip, halat; iple bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kamçılama; azarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gülen, güldüren; gülme, gü1üş. laughing gas güldürücü gaz, (tıb.) azot monoksit gazı (anestezi için kullanılır). laughing hyena benekli sırtlan. laughing jackass (bak.) jackass laughing stock gülünecek kişi. no laughing matter şakaya gelme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) suya indirme; hareket ettirme. launching pad roketin hareket sahası; yeni bir teşebbüse atılmak için seçilen yer veya vesile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düzenbazlık etmek, dolap çevirmek, entrika çevirmek. machina' tion i., gen .çoğ. entrika, dolap, düzen. machinator i. düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. makina; makina gibi çalışan herhangi bir şey; motorlu araç, araba; örgüt; mekanizma; politika çarkı; s. makinayla ilgili; makina ile yapılmış; f. makina ile imal etmek veya şekil vermek. machine gun makinalı tüfek, mitralyöz. machine-made

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalar; herhangi bir makinanın işleyen kısımları; edebi eserlerde olumlu sonucu hazırlayan beklenmedik olay; bir sonuca varmak için baş vurulan vasıtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (bkz.Hz.Peygamberin isimleri).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni ay, ayça, hilal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ayın nuru, ışığı. 2.Ay yüzlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

2000 üzerinde antik arcade oyununu emule edebilen bir yazılım parçası.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maraskin, acı kirazdan yapılan bir çeşit likör. maraschino cherry şurup içinde konserve edilmiş kiraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروحين] yaralılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (methought) (eski), (şiir) zannederim, galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Büyük, ulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mihin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili şaka; aldatıcı veya dürust olmayan hareketler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehn» den if.) (mü. müdâhine). Şahsî menfaat için birrini yüzüne karşı öven, dalkavuk, koltuk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehn» den if.) (mü. mûhine) (tıp). Zayıflatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevn» den if.) (mü. mühîne). 1. Hakaret eden. 2. Hakir, zelil, alçak, hor (hain mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cmehnet» ten if.). Deneyen, imtihan ve tecrübe eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kakmalı ve renkli camlı. murrhine glass çiçek kakmalı renkli zücaciye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahn» den if.) (mü. müsahhine). Teshin eden, ısıtan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممتحن] sınav yapan, sınayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مورخين] tarihçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzeye doğru katedilen mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (z.) hiç bir şey; sıfır; önemsiz şey veya kimse; hiç; hiçlik, yokluk; (z.) hiç, hiç bir suretle, asla, katiyen. Nothing doing (k.dili) Olmaz. Ben karışmam. nothing like benzemez, hiç de değil. for nothing bedava; boşuna; sebep yokken. in nothin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, hiçlik; anlamsızlık, önemsizlik; şuursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasını gölgede bırakmak, daha fazla parlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış, serilmiş, uzanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrojen ile fosfor kanşımından meydana gelen sarmısak kokulu ve çok zehirli bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

planya makinası, planya tezgâhı. planing mill kereste rendeleme fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delikleri birbirinden uzak ve geniş burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palyaço, soytarı; bodur ve şişman kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iten; enerjik, girişken; küstah, sataşkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esritici, çok sevindirici, kendinden geçiren, büyüleyici. ravishingly (z.) büyüleyici şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canlandırıcı, hayat verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(REHN) (i. A.). Bir şeyin diğer bir şey karşılığında alınabilmesi: Rehin bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rehin bırakılmış. 2. Yakınlaşmış, mümkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawn. pledge. security. hypothec. mortgage. gage. hock. hostage. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. pledge. security. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. pawn. security. surety. collateral. deposition. mortgage lien. mortgaging. accessory contract. hypothec. pawnage. pawning. in pledge. pledging. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهين] rehinli, ipotekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teminat maksadıyle düşman veya eşkıya tarafından alıkonan insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage. hostage tutak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. reyhân). Reyhânlar, (bk.) Reyhân.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. buruna ait; genizden veya burundan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ren nehri. Rhine wine Ren şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ren nehrinin batısındaki Alman toprakları; Renanya eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suni elmas, elmas taklidi madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burun iltihabı, iç burun zarının iltihabı, burun nezlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili gergedan; (argo) para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gergedan, zool. Rhinoceros unicornis. rhinocer'ial, rhinocerot'ic s. gergedana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,tıb. estetik burun ameliyatı. rhinoplas'tic s bu ameliyata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burnun içini muayeneye mahsus ayna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, aydınlık yüzlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the early hours of the morning. at an unearthly hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suhûnet» ten smüş.) (mü. sahtne). Sıcak, ısı, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde: şâhin, Anadolu’da: şahın) (i.). Doğan’a benzer bir kuş ki av avlamak için terbiye olunur. Şahin bakışlı = Azameti» bakan. Terazi şahini = Terazinin dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk. buzzard. falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon. hawk. hobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهين] şahin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kadın. 2.Sık. Katı, pek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarayda av şahinlerini terbiye ve idare eden adam; şahinci-başı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, yiğit (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞAH, ŞAHENŞAH, ŞEHENŞEH, ŞEHİNŞEH veya ŞAHİNŞEH (i. F.). Şahlar şâhı, padişah, büyük imparator, hâkan, en büyük şâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şehinşahltk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok yiğit, kahraman, şahin gibi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, kırıcı, inciten; yakıcı. scathingly z. acı acı, sertlikle, esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araştırıcı, inceden inceye araştıran; nüfuz eden; keskin searchingly z. arayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞEH, ŞEHENŞEH (bk.) ŞShinşâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1.Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سياحين] gezginler. 2.turistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kılıfına sokma; kılıf; kaplama; kaplamalık malzeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ned ning) baldırın on kısmı, incik; (f.), (gen.) up ile kol ve bacaklarla tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incik kemiği, (anat.) tibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, argo danslı eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo kavga, gürültü, arbede; argo danslı eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (shone, eski shined) (i.) parlamak, ışık saçmak, parlak olmak; üstün olmak, mümtaz olmak, seçkin bir şahsiyet olmak; çevresine renk katmak; parlatmak, cilâlamak; (i.) parlaklık, renk, canlılık, revnak; cilâ; (colloq.) ısınma; ABD, (k.dili) oyun, d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parlayan veya parlatan şey; çil para; argo morarmış göz; parlak ufak balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iri ve yuvarlak çakıl; çakıllı sahil. shingly (s.) çakıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çatı kaplamaya mahsus ince tahta, tahta kiremit, tahta pul, padavra; (k.dili) avukat veya doktor tabelası; alagarson saç; (f.) ince tahtalarla kaplamak (çatı); (saçı) kısa kesmek. hang out one's shingle (k.dili) yazıhane açmak (avukat); mu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.), (tıb.) zona, belin etrafını kabarcıklarla kuşatan bir sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) parlak, ışıltılı, parıltılı; fevkalade, üstün. shiningly (z.) ışıldayarak, parıldayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), ABD, (k.dili) tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit hokey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD marka, pul; plaster, bant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Şinto dini, Japonların ulusal dini. Shintoism (i.) Şinto dini, Shintoist (i.) Şinto dinine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) parlak; açık, berrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uzun kesik veya yara; kesik veya yara açma; s. kuvvetli, şiddetli, amansız; k.dili. çok büyük, çok güzel. slashingly z. şiddetle, amansız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çok güzel, cazip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sakalsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şey; bir parça şey; olağanüstü bir şey; falan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Norveç parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Çin Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneye doğru mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büzgen kas, sfinkter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isfenks, sfenks; anlaşılması güç ve konuşmayan kimse. sphinx moth bir çeşit pervane. the Sphinx Mısır'da Gizeh sehrinde bulunan büyük isfenks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stretching

sp. gergevşet

Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hafif makinalı tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ışığı; güneş; güneşin ısıtıcı ışığı; neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHİN) (i. A ). 1. Öğütülmüş hububat, un. 2. Darı, unu, öğütülmüş darı. 3. Şekerle hazırlanıp satılan darı. Tahin helvası = Darı uniyle yapılıp hazır satılan tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushed sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tahini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahin renginde olan, kül renginde: Tahînî bir ev, tahînî boyalı: Evini tahînîye boyadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a thick Middle Eastern paste made from ground sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light creamy paste made of toasted sesame seeds and sesame oil -- almost like peanut butter Used in many Middle Eastern dishes, it can be found in Middle Eastern delicatessens or larger supermarkets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sesame seed paste used in Middle Eastern cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste made from sesame seeds common in Middle Eastern cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light creamy paste made of toasted sesame seeds and sesame oil - almost like peanut butter Used in many Middle Eastern dishes, it can be found in Middle Eastern delicatessens or larger supermarkets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick paste made of ground sesame seed Popular in the Middle East in a number of specialties, including 'hummus' and 'babghanoush '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rich and creamy, with a nutty flavor, tahini is made from hulled toasted sesame seeds Tahini enriches savory dishes, dressings, sauces, and desserts in the the cuisines of Mediterranean Africa and the Middle East Store refrigerated Available in natural fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick paste made from ground sesame seeds Tahini is used in Middle Eastern cooking to flavor dishes such as hummus and baba ghanoush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tahini is a thick paste made of ground sesame seeds and used primarily in Middle Eastern cooking It is used as a base for many sauces and dips served with vegetables, meat, chicken, fish, shellfish, and pita bread You can use tahini straight out of the ja

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick, creamy paste or butter made from ground sesame seeds Used as a seasoning for dips, sauces, spreads, and other dishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high protein spread made from hulled sesame seeds ground into a paste. crushed sesame seed paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smooth, oily paste made from sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste of ground sesame seeds and a flavor similar to peanut butter Recipe: Garlicky Bean Spread. a thick, smooth paste made of ground sesame seeds; a staple of Middle Eastern cuisine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smooth paste made from sesame seeds Also called sesame butter Refrigerate after opening to prevent rancidity Joyva brand tahini is available from most grocery stores Other brands can be found in Indian or Middle Eastern groceries. a thick Middle Eastern

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahn»dan masdar). Öğütme, un yapma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretme, öğretim; öğretilen şey, telkin, talim. teaching machine öğretici makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dühn» den). Yağ veya pomat gibi güzel kokulu bir şey sürme: Saçlarını tedhîn etmişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تدخين] dumanlama. 2.tütsüleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدهين] yağ sürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترهين] rehin bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making sth warm or hot. heating. warming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahn»dan) (c. teshînât). Isıtma, kızdırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Teshin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ned, -ning) inceltmek, incelmek; seyrekleştirmek, seyrelmek; zayıflatmak, zayıflamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ner, -nest) ince; seyrek; hafif, sulu; soluk, cansız; zayıf; cılız, çelimsiz, kuvvetsiz; eksik, yetersiz. disappear into thin air yok olmak; toz olmak. out of thin air hiç yoktan, havadan. My patience has worn thin. Sabrım tükendi. His anger wa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., (eski) senin, seninki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şey, nesne; mevcudiyet; cansız şey veya madde; mahluk; çoğ. pılı pırtı, eşya; çoğ. giyecekler. do one's thing (argo) kendi istediğini yapmak. first thing hemen, derhal. make a good thing of k.dili. istifade etmek, kar etmek. see things hulyalan olm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. şey, zımbırtı, zırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (thought, leh. thunk) düşünmek, tefekkür etmek, mütalaa etmek; düşünüp taşınmak, ölçünmek, teemmül etmek; zannetmek, sanmak; kurmak, niyet etmek, tasarlamak; tasavvur etmek, farz etmek; hatırlamak, hatıra getirmek; addetmek; bir fikirde olmak. think

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. think-tank

beyin takımı

Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşünen kimse, mütefekkir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin takımı, uzman danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inceltici şey veya kimse; tiner

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hassas, yufka yürekli, duygulu, ince hisli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dayak; mağlubiyet. thrashingfloor i. harman yeri. thrashing machine harman dövme makinası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili azarlama, haşlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., edat dokunaklı, içe dokunur, etkili; (edat) -e dayanarak, -e bağlı olarak. touchingly z. dokunaklı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., tıb. yuvarlak cerrah testeresi; f. bu testere ile delmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nae) tıb. trişin. trichinosis i., tıb. trişinoz. trichinous s. trişinli; trişinozlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu şahin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmak bilmez, utanmaz. unblushingly z. utanmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekinmeyen; boyun eğmez, gözü yılmaz. unflinchingly z. gözü yllmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. menteşelerden çıkarmak; yerinden oynatmak; kararslzlığa düşürmek; oynatmak (akıl).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (thought) zihninden çıkarmak; fikrini değiştirmek. unthinkable s. düşünülemez, imkânsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; düşünce kabiliyeti olmayan. unthinkingly z. düşünmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşarı çocuk, afacan çocuk; denizkestanesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vâhine). Arık, lagar, zayıf, düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zaaf, gevşeklik, kuvvetsizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkama, yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Washington.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katırtırnağına benzer bir bitki, bot. Ulex europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vınlayan kuyrukkakan, zool. Saxicola rubetra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ağlasamak, ağlar gibi yapmak; halinden şikayet etmek, mırıldanmak, zırıldamak, sızlanmak; i. ağlasama sesi, sızlanış; zırıltı; lüzumsuz yere halinden şikayet. whin'ingly z. sızlanarak, ağlamsıyarak. whin'y s. ağlamsık, mızmız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kişnemek; i. kişneme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ters yöne; batıdan doğuya; soldan sağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sihir, büyü, füsun; büyücülük; s. büyüleyici, teshir edici, füsunkâr; büyüye elverişli. witchingly z. büyüleyici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. widdershins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde; i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. çiçeklerde bulunan sarı renk maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. buharlaşınca sarı renk bırakan nitrojenli beyaz bir karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZİHN) (i. A.) (c. ezhân). 1. Anlama kuvvet ve istîdâdı: Zihni açık, zihni meşgul. 2. Hatırlama, hâfıza kuvveti: Zihnimde kalmadı, bugün okuduğunu yirmi sene zihninde tutar (zihin ile akıl arasında fark vardır. Bu adamda akıl vardır ve bu adam akıllıdır denildiği hâlde zihin vardır ve zihinlidir denilmez ve onun zihni açıktır ve kapalıdır denildiği hâlde, aklı açıktır veya kapalıdır denilmez. Demek oluyor ki, akıl aslında zekâ mânâsını ifade edip sıfat kabûl etmez, halbuki zihin açık gibi bir sıfatla mevsuf oldukça bir şey ifade etmeyip sıfata göre akıllılık ve aptallığı ifade edebilir. Fikir ise ikisinin de yerine kullanılabilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consciousness. mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellect. mentality. mind. intelligence. memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. brain. inner man. intellect. mind. psyche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذهن] zihin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir. Zihin yorgunluğunu gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, kereviz.

Hazırlanışı : İki adet elma ile 2 adet kerevizin suları çıkarılır. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit dolmalık kabak, bot. Ccucurbita pepo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by