Hır ne demek? | Hır anlamı nedir? | Hır

Hır anlamı nedir?

Hır ne demek?

Hır anlamı nedir?

Hır | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hir

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Göğüsten çıkan kısık ve boğuk sesi taklit ve tasvir ederek ekseriya art arda kullanılır: Nezleden göğsü hır hır ediyor. Hır çıkarmak = Anlaşmazlık, kavga.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahr» dan if.) (m. Ahire). 1. Son, sonraki: Ahır nefes = Son nefes. Ahır zaman = Son zaman. Ahır zaman peygamberi = Hazret-i Muhammed. 2. Biten, son bulan: Ahır oldu, bitti. (c.). Evâhir = Son zaman, nihayet: Evâhir-i ömründe, evâhir-i muharremde. Bir adamın evvel ve Ahırı = Başlangıçtaki ve sonraki hali. Min evvele ilâ Ahire = Başlangıcından nihayetine dek. Sonra, en sonra. Akıbet: «Eyledin zülfün gibî Ahır perişan hâlimi» (RÜhî). Evvel ve Ahır = Başlangıç ve son, her vakit. Ahırül-emr — En nihayet, akıbet (c.). Ahırîn = Sonrakiler. Evvelin ve Ahırın = Öncekiler ve sonrakiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Aslı Türkçe olup, Farsça’ya dahi geçmiştir). Hayvanların barındırıldığı dam, Istabl. Mîrâhûr = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, Istabl-ı Amire müdürü. Has Ahûr = Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahırın memurlarının ikametine mahsus idare, Istabl-ı Amire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahîre). Sonraki, en sonra vaki olan, son: Meclisin karar-ı ahiri = Son kararı, iş’Ar-ı ahîre değin = Sonra vaki olacak iş’ar zamanına kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. byre. cowhouse. cowshed. crib. stabling. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barn. stable. stall. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. crib. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر] son, en son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر کار] sonunda. 2.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخربين] ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخره] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). En sonra, şimdiki zamandan az evvel: Ahiren alınan emre göre. («ahiren» ile «muahharen» arasında fark vardır. Birincisi şimdiki zamana nisbetle kullanılıp ona yakınlığı bildirir, ikincisi ise diğer bir hal ve vakanın zamanına nisbetle kullanılıp ondan uzaklığı gösterir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recently. lately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيرا] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future life. hereafter. eternity. after-life. afterdeath. beyond. underworld. the unseen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life to come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرت] öbür dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. Ahır), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرین] sonuncu. 2.sonrakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرکار] sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرالامر] sonunda, işin sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hevesli; istekli; eski susam ış, susuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). telaşlı; (z).telaşla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde TAhir makamının eski adı. (bk.) TAhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mübâhire). 1. Zâhir, açık, görünen: Asâr-ı bâhire = Açık eserler. Alâmât-ı bâhire = Açık alâmetler. 2. Parlak, güzel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Deniz, derya. 2.Yalancı, ahmak, alık. 3.Ekin sulayıcı, sulayan. 4.Belli, besbelli, açık, apaçık. 5.Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman) İst. 1688-1746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. - Kur’an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Işıklı, parlak, güzel. 2.Dikenli ağaç. 3.Açık, apaçık. 4.Çok koşan cins deve. 5.Vapur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باخرد] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital başkent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital of a country. capital. chief town. principal town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. Soyu-sopu temiz kadın. 2.Şişmanlıktan dolayı nefes darlığı olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akılsız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kana susamış, canavar ruhlu, hunhar. bloodthirstily z. kana susamışcasına. bloodthirstiness i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çabuk yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Can tırmalayıcı, can kopancı, can-rübâ, cân-sipâr, cânistân vs. (bk.) Can.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreaking. bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear-rending. horrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان خراش] yürek paralayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. cumhur). Cumhurlar, topluluklar, (bk.) Cumhûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماهير] cumhuriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevher). Kıymetli taş, elmas: Cevâhir takmak, cevâhirle donatmak. Elmastan yapılmış veya elmasla süslü, cevâhir yüzük. Cevâhir yumurtlamak = Münasebetsiz sözler söylemek. (bk.) Cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery mücevher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواهر] mücevherler. 2.mücevher.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2.Mayalar, özl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Mücevherci, elmas vesair kıymetli taşlar ve bunları hâvî tezyinat yapan ve satan adam: Cevâhircilerde aramalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Cevâhirci, elmas alıp satan, kuyumcu, mücevher taciri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

devamlı olarak gülümseyen kedi (Alis Harikalar Diyarında adlı eserde geçer); sırıtkan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kendi el yazısıyla yazılmış vesika. chirog-rapher (i). el yazısı ile yazan veya bunun üzerinde çallşan kimse, hattat. chirography (i). el yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el falı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakım mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakımı, nasır gibi basit ayak rahatsızlıkların tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masajla tedavi usülü, omurga masajı ile tedavi. chi'ropractor (i). masajla tedavi eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). uçan memeliler; yarasalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). cıvıldar gibi ses çıkarmak, cıvıldamak; cıvıldar gibi konuşmak; (i). cıvıltı. chirpy (s). cıvıltılı, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). (çekirge, ağustosböceği gibi) tiz ses çıkarmak; bu şekilde ötmek; (i). çekirge ve benzeri hayvanların ötüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). neşe ile cıvıldamak, cıvıltılı sesler çıkarmak; (i). cıvıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). cerrahlık. chirurgic, chirurgical (s)., (eski). cerrahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kendisini teşhir etme, ayıp yerlerini gösterme hastalığı, eksibisyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, hırâşîden = tırmalamak). Yüreği tırmalayan, çok feci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل خراش] yürek parçalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. buhar). Buharlar. (bk.) Buhar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ahır). Son günler, son zamanlar: Ağustosun evâhırinde, evâhır-i ömründe, (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواخر] sonlar, son günler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اول آخر] alt tarafı, önü sonu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahr’den if.) (m. fâhire). 1. Kıymetli, ağır, güzel, parlak: Libas-ı fâhir = Kıymetli elbise. 2. İftihar eden övünme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاخر] değerli. 2.şerefli, onurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Övünülecek, iftihar edilecek. 2.Şerefli, kıymetli. 3.Parlak, güzel, mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahir).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Mümkün değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, kahve, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 4 tane limon sıkılır. Karıştırılıp bir kerede içilir. Sonra şekersiz kahve veya koyu çay içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harhara). (bk.) Harhara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaman ile kıvırcıktan melez, yassıca kuyruklu koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zayıf, cılız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «hırâmîden» fiilinden imas.). Sallanma, salınarak naz ve edâ ile yürüme: Hırâm etmek. Hoş-hırâm = Naz ve edâ ile salınarak yürümesi güzel ve hoş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. herem). Herem). Heremler, piramidler. (bk.) Herem (ehrâm gibi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Salınma, salınarak edalı yürüme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Salınarak naz ve edâ ile yürüyen. Hıramende olmak, hırâmân olmak = Bu suretle yürümek: Hırâmân hırâman = Salına salına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خرامان] salınan. 2.salınarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hırâmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F «hırâşîden» den imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Tırmalayan, kaşıyan: Dil-hırâş = Yürek tırmalayan, kalbi inciten. Hâtır-hırâş = Hatır tırmalayan, vesvese veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku, korkma, ürkme: Havf ve hirâs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هراس] korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkak, ürkek. Hirâsân hirâsân = Korka korka, ürkerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saklama, bekleme, koruma, Ar. hıfz, muhafaza: Yolların hirâseti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Bukalemun denilen keler cinsi. 2. Güneşin bulutlara aksetmesinden hasıl olan renkler. Fransızca: parh6lie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Sersem, salak, kaba saba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. crude oaf. stupid. clumsy. oafish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. oafishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek inatçı, titiz, sert ve ters, Fars. bed-hûy: Pek hırçın bir çocuğu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-tempered. peevish. irritable. acrimonious. cantankerous. combative. gruff. peeved. pettish. pugnacious. shrewish. sour. tetchy. vinegary. vixenish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantankerous. gruff. peevish. petulant. sour. ill-tempered. cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevish. ill-tempered. cross. very rough. tempestous. combative. grumpy. harsh. pettish. pugnacious. shrewish. sour. surly. testy. tetchy techy. vinegary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keçi gibi; keçi kokulu; şehvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırçın hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper. to act peevishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). inatçılık, titizlik, sertlik, terslik: Bu kadının hırçınlığı tahammül olunur şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. bad temper. irritability. bile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a show of temper. to behave peevishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hürde = hurda). 1. Ufak tefek şeyler, ehemmiyetsiz şeyler, öteberi. 2. Demirden eski Alet vs.: Sokak köşelerinde hırdavat satanlar, hırdavat dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmongery. smallwares. hardware. petty wares. scraps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. ironmongery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. used hardware. junk. worn-out things. garnish. fittings. hardware supplies. garniture. lumber. furniture. lumber room. hardware store. narrow goods. hardware department. petty wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adam. (bk.) Hurdacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware-seller. junkdealer. hardwareman. hardware dealer. hardware store. ironmongery. small dealer. ironmonger's shop. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallware s business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bulanık, donuk, karışık, Ar. müşevveş: Hİre-çeşm = Bulanık gören göz. 2. Şaşkın, hayran, Ar. mebhut: Hİre-ser = Şaşkın kafalı. Hîre-re’y = Şaşkın fikirli. 3. Beyhude, boş, abes: Hİre-gû = Boş sözlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kira, ücret; kiralama; (f). ücretle tutmak; kira ile tutmak, kiralamak, ücretle çalışmak. hired hand ücretli işçi. hire one self out ücretle çalışmak. for hire kiralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıl, fikir, zihin. Bîhıred = Akılsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرد] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرد] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hıred-mendân). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hıredmend). Akıllılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akiline, akıllıca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خردمند] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hırfet). Hırfetler, zanaatlar, (bk.) Hırfet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرف] meslekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaman ile kıvırcıktan melez yassıca kuyruklu koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmak, kararmak: Gözleri hirelendi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (aşağ). ücretli adam, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هرم] piramit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hıref). Sanat, zanaat. Erbâb-ı hırfet = Sanatkârlar, esnaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرفت] meslek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Geçimsizlik kavgalarını ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satın alma, Ar. mübâyaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alıcı, müşteri, talib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Hırıltı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Hırlaşmak, hırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyurken veya uyanıklıkta göğüsten veya genizden sesle nefes alma, horuldama. 2. Sebepsiz kavga, Ar. nizâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheezing sound. grunt. snarl. wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebepsiz kavga eden, kavgacı, huysuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chesty. stertorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). İsâ dinine tâbi olan, İsevî, Nasrânî, Hıristiyanlar, Hıristiyan kavimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (m. Hıristiyâniyye). Isâ dinine mensup ve ait, Nasrânî, İsevî (yanlış tâbir olup, yerine Nasrânî ve İsevî kullanılması doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsâ dini, İseviyyet, Nasrâniyyet: Hıristiyanlık Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı hayvanların dudağına geçirilen demir halka. Bazı yerlerde kadınlar da takar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bez ve kumaş parçası. 2. Dervişlerin giydikleri üst giyeceği. 3. Cübbenin altına veya gecelik entarisi üstüne giyilen dize kadar veya daha kısa pamuklu elbise. Hırka-i Saadet, Hırka-i Şerif (doğrusu: Şerife) = Mübârek emânetlerden olan, Peygamberimizin hırkaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardigan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardigan. buttoned sweater. padded and quilted jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرقه] hırka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamber’in hırkası. İstanbul’da Hz. Muhammed’e ait iki hırka vardır. Biri Yavuz Sultan Selim tarafından getirilmiştir. Topkapı Sarayı müzesindeki Hırka-i Saâdet Dairesi’ndedir. Diğeri Hırka-i Şerîf diye anılır; Şükrullah Efendi adında bir zat tarafından İstanbul’a getirilmiştir. Aynı adla anılan camide muhafaza edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Peygamber’irı hırkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça hırka, Fars. pûşîden = giymek). Hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ خرقه پوش] hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hır etmek, göğüsten sesle nefes almak veya uykuda horuldamak. 2. Sebepsiz yere kavga etmek, rahat vermeyip kavga çıkarmak istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snarl. snarl at. growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snarl at. to rail at. growl. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine hır eden köpekler gibi kavga etmek, çekemezlikten dolayı birbiriyle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snarl at each other. to rail vehemently at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muteber, itibarlı, makbul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahrum olma, mahrumluk, mahrumiyet, Osm. hâib ve hâsir olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمان] mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمان] mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Harman, (bk.) Harman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırpalamak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to be buffetted. to have sb roughed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan kılıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragged. raggedly dressed. careless in one dress. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamah, açgözlülük, şiddetli arzu, şiddetle bir şeyin üzerine düşme: Hırsını yenemedi. Hırsla paraladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. passion. greed. anger. avidity. cupidity. desire. fire. forwardness. glow. greediness. mammon. mettle. rage. rapaciousness. rapacity. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. cupidity. passion. greed. furious exertion. rage. avarice. fury. anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. greed. fury. anger. rage. cupidity. desire. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرص] hırs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرس] ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki hayırsız’dan). Başkalarının malını çalan adam, uğru, Ar. sârık, Fars. düzd. Aşık oyununda bir sayı. Hırsız malı = Çalınmış mal, Osm. Mâl-i mesrûk. Hırsız yatağı = Hırsızları kabûl ve mallarını saklayan adam ve yer. Deniz hırsızı = Korsan. At hırsızı = mec. Üstü başı hafif, dımdızlak, hayta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar. thief. lifter. robber. cracksman. hijacker. housebreaker. larcener. larcenist. lurcher. picaroon. pilferer. purloiner. scrounger. shifter. yegg. yeggman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. burglar. robber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına, gizlice, uğruyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız hal ve sıfatı, uğruluk, Ar. sirkat: Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft. robbery. burglary. thievery. steal. shoplifting. heist. hijack. hijacking. larceny. pilferage. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. larceny. theft. thieving. thievery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. robbery. theft. larceny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rob. to commit theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok arzu etmek, şiddetle tamah etmek. 2. Kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become furious. get angry. to get angry. to lose one's temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to become furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok arzu eden, tamahkâr, haris. 2. Kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. passionate. greedy for. high-flying. uptight. impassioned. angry. avid. competitive. covetous. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. passionate. greedy. desirous. avaricious tutkulu. haris. angry. furious öfkeli. kızgın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. angry. furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıllı, tüylü, saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Salak, enayi. Hırbo’dan daha ağırdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. ninny. boor sersem. budala. ahmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious fool. conceited blockhead. crude and stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima pırtı kelimesiyle beraber kullanılır: Hırtı pırtı = Eski püskü eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hırvatça konuşan bir Slav kavmine mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian. serb. croat. serb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Croat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Hırvat tarz veya dilinde: Hırvatça söylemek, Hırvatça şarkı, dil. 2. Hırvat dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatian. the Croat language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa, Adriyatik Denizi kıyısında, Bosna - Hersek ve Slovenya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 45 10 Kuzey enlemi, 15 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 56,542 km².

Sınırları: toplam: 2,197 km.

sınır komşuları: Bosna - Hersek 932 km, Macaristan 329 km, Sırbistan 241 km, Karadağ 25 km, Slovenya 670 km.

Sahil şeridi: 5,835 km.

İklimi: Akdeniz ve kıtasal iklim etkilidir.

Arazi yapısı: Coğrafik olarak çeşitlilik göstermektedir; Macaristan sınırı boyunca düz ovalar, Adriyatik kıyısında yüksek olmayan dağlar ve dağlık bölge yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Dinara 1,830 m.

Doğal kaynakları: Petrol, az miktarda kömür, boksit, demir, kalsiyum, doğal asfalt, silis, mika, kil, tuz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25.82.

Sürekli ekinler: %2.19.

Diğer: %71.99 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 110 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yıkıcı depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,494,749 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.58 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.99 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.72 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.68 yıl.

Erkeklerde: 71.03 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.4 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 200 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 10 (2001 verileri).

Ulus: Hırvat.

Nüfusun etnik dağılımı: Hırvat %89.6, Sırp %4.5, diğer %5.9 (Boşnak, Macar, Slovenyalı, Çek ve Romalı) (2001).

Din: Roma Katolikleri %87.8, Ortodoks %4.4, Müslüman %1.3, Protestan %0.4, diğer %6.1 (2001).

Diller: Hırvatça %96.1, Sırpça %1, diğer %2.9 (İtalyanca, Macarca, Çekce, Slovakca ve Almanca).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.5.

erkekler: %99.4.

kadınlar: %97.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hırvatistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hırvatistan.

Yerel tam adı: Republika Hrvatska.

yerel kısa şekli: Hrvatska.

ingilizce: Croatia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Zagrep.

İdari bölümler: 20 bölge ve 1 şehir; Bjelovarsko-Bilogorska Zupanija, Brodsko-Posavska Zupanija, Dubrovacko-Neretvanska Zupanija, Istarska Zupanija, Karlovacka Zupanija, Koprivnicko-Krizevacka Zupanija, Krapinsko-Zagorska Zupanija, Licko-Senjska Zupanija, Medimurska Zupanija, Osjecko-Baranjska Zupanija, Pozesko-Slavonska Zupanija, Primorsko-Goranska Zupanija, Sibensko-Kninska Zupanija, Sisacko-Moslavacka Zupanija, Splitsko-Dalmatinska Zupanija, Varazdinska


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Emin yer, Ar. melce, me’men. 2. Afetlerden koruyan ve bir şeyi temine yarayan muska ve tılsım gibi şey. Hırz-ı cân etmek = Bir şeyi canı gibi sevip saklamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حرز] sığınak. 2.nazar boncuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. inhirâfât). 1. Dönme, sapma, doğru yoldan çıkma, bir tarafa sapma: Doğru yoldan inhiraf etmemeli. 2. Değişme, bozulma, fesat. 3. Kırıklık. İbrenin inhirâfı (fizik) = Pusula iğnesinin sapması. Rahim inhirâfı (tıp) = Rahmin çarpılması, bir tarafa meyli. Mermi inhirâfı (askerlik) = Ateşli silâhların mermilerinin hedef çizgisinden sapması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflection. deviation. declination. decline. deflect. departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انحراف] sapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kahır» dan if.) (mü. kahire). 1. Kahreden, zor ve cebreyleyen, mahveden: Kuvve-i kaahire, satvet-i kaahire. 2. Üstün gelen, galip, muzaffer. 3. Def ve izâle den: Kahir-üs-sümûm = Panzehir: Mısr-ı Kahire ve Kahire = Mısır’ın başkenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. sorrow. remorse. distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. deep sorrow. great distress. unjust treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قهر] yok etme. 2.çok üzülme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاهر] kahreden, yok eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geç(Erkek İsmi) 2.Kahredici, zorlayan. 3.Yok eden. 4.Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir’in kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overwhelming majority. crushing majority. whooping majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kahretmek, çok üzülüp teessüf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zorlama, zorla bir iş yaptırma, Ar. cebir, icbâr. 2. Galip gelip batırma, mahv ve helâk etme, yok etme, tenkil: Düşmanlarını kahretti; kötü adamları Allah kahreder. 3. (Türkçe) Bir mahrumiyet ve mağduriyetten dolayı kendisini yiyecek surette keder etme, böyle bir keder ve infialden müteessir olma, keder içine işleme: Çalışmasının mükâfatını görmediğinden kahretti; kahrından telef oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood poisoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood poisoning. septicemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirsehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), (y. k.). Birçeneklilerden, çeşitli tatlı su ve deniz bitkilerini toplayan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mahâret» ten if.). (mü. mâhire, c. mehere). Elinden iş gelir, becerikli, üstad, usta, maharetli, hâzık: Pak mahir operatör, san’atında pek mahirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. skilful. proficient becerikli. usta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. skillful. dexterous. great. great at. handy. proficient. subtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماهر] becerili, maharetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Maharetle, ustalıkla: Mâhlrâne bir şekilde konuştu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Maharet, ustalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mantar yedikten bir süre sonra; şiddetli karın ağrısı, bulantı veya kusma, şiddetli derecede susama, vücutta soğuma ve morarma veya ishal görülürse, mantar zehirlenmesinden şüphe edilir. Bu durumda yapılacak ilk iş; hastayı kusturmaktır. Sonra gerekiyorsa, sunni solunum yaptırılır. Ağır vakalarda, hastayı mutlaka hastaneye götürmek gerekir. Aksi halde 48 ile 72 saat arasında ölümle sonuçlanabilir. Hafif vakalarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, limon suyu, su.

Hazırlanışı : 2 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 su bardağı limon suyu ve 1 su bardağı su konur. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mefharet). Mefharetler, övünmeler, bk Mefharet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاخر] övünülecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İftihar edilecek, övünülecek şeyl(Erkek İsmi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ark. yekpare taştan yapılmış abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mazhar). (bk.) Mazhar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan if.) (mü. mufâhire). Mufaharet eden, akranına üs-, tün çıkmaya çalışarak övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mufâhir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Övünen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Fahreden, övünen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan if.) (mü. müftehire). 1. Övünen, iftihar eden, bir şeyi övünme vesilesi sayıp onunla sevinen ve koltukları kabaran, zeki ve terbiyeli evlât babası olmakla İnsan müftehir olur. 2. Şanlı, şerefli. 3. Fahrî. Hey’etin ta«y-l müftehiresi = Fahrî üyeleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İftihar eden, övünen. Şanlı, şerefli. 2.Parasız işgören, fahri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nehr»den if.) (c. müntehirîn). İntihâr eden, kendini öldüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şöhret» ten if.) (mü. müştehire). Şöhret bulan, meşhur, adlı sanlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İştihar eden, şöhret bulan, meşhur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Aher» den if.) (mü. müteahhire) (c. müteahhirîn). Sonra gelen, sonraya kalan, sonraki, zıddı: «mütekaddim».

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahr»den if.) (c. mütebahhirîn). İlimde deniz gibi derin ve geniş olan, ilmin derinliklerine varan: Mütebahhirîn-i ulemâdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhâr» dan if.). Tebahhur eden, buharlaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if). Tefâhür eden, övünen, kurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahr» dan masdar). Birinin tarafını tutan, yardım eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zahir olan, arka çıkan, yardım eden, koruyan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفتخر] iftihar eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتهر] ünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبحر] derin bilgi sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متبحرانه] derinlemesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ayın ilk günü ya da son gecesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NEHR) (i. A.) (c. enhâr) (tes. nehreyn). Akarsu, büyük ırmak: Tuna nehri. Mavarâü’n-Nehir = Türkistan’da nehrin yani Ceyhun’un ötesindeki yerler. Mâ-beyn-en-nehreyn =: İki ırmak (başlıca Fırat’la Dicle) arası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. fluvial. potamic. river. stream. artery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. river ırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inland waters. river. inland shipping. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Akarsu, ırmak. Çok bol su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embouchure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estuary. influx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nehir).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkeklerin giydiği gecelik entarisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصف اخير] son yarısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) PAd-zehr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antidote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antidote. cure all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rebî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr»den if.) (mü. sâhire). 1. Büyü eden, büyücü, sihirbâz. 2. mec. Aşırı güzelliği ile herkesi büyüleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehr» den if.) (mü. sâhire). Uykusuz, gece uyuyamayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ساحر] büyücü. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gece uyumayan, uykusuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyülercesine, büyüler gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeryüzü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Geceleri uyumayan, uykusuz. 2.Büyücü, büyüleyici güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz rezenesi, bot. Crithmum maritimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gökyakut, safir, safir rengi, parlak mavi renk; s. gökyakuta benzer, parlak mavi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gökyakuta benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR) (i. F.). Büyük belde, büyük kasaba. Bugünkü anlayışa göre nüfusu 20.000’i geçen meskûn yer; İstanbul şehri; Şehr-i Bağdâd. Şehr-emâneti = İstanbul belediyesinin eski adı. Şehr-emîni = Eskiden İstanbul belediye başkanı. Şehiroğlanı = İstanbullu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L A., »şöhret» den smüş.). Şöhret kazanmış, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urban. city. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. town. town kent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. community. place. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهير] ünlü, meşhur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town centre. city center. centre of the town. city centre. centre center of the town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimarlığın, yeni mahalleler, şehirler kurmak veye eskileri düzenlemekle alâkalı kısmı. Şehircilik mütehassısı = Bu işte ihtisas sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interurban. intercity. long-distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-distance. intercity. interurban. inter city. overland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehir ahalisinden olan, zıddı: taşralı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nazlı, sallanan selvi. 2. Nazlı nazlı, salınarak yürüyen sevgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرو خرامان] salınarak yürüyen sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingilterede eyalet, sancak, liva, kontluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). hile ile işin içinden sıyrılmak, atlatmak, görevden kaçınmak; (i). atlatan kimse, vazifesini yapmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). büzme, büzgü; lastikli şerit; (f). büzmek; (ahçı). ufalanmış ekmek ile yağda pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gömlek. shirt front gömleğin önü. shirt sleeve gömlek kolu. dress shirt smokin gömleği. in his shirt sleeves ceketsiz. keep one's shirt on argo sinirlerine hâkim olmak, soğukkanlılığını muhafaza etmek. Iose one's shirt argo meteliksiz kalmak. shir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gömlek eteği. shirttail relative dış kapının mandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kollu kadın bluzu, şömizye bluz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİHR) (i. A.). 1. Büyü, büyücülük, gözbağcılık. 2. Sihir kuvveti taşıyan kuvvetli cazibe, fettanlık. 3. Şiir gibi insenı meftûn eden hüner ki, buna «sihr-i helâl» de derler ve haram olmayan büyücülük sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchery. charm. fascination. enchantment. glamor. glamour. spell. conjuration. incantation. sortilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. incantation. magic. sorcery. spell. witchcraft büyü. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft. conjuration. delight. incantation. necromancer. spell. witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحر] büyü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyücülükle, büyücü gibi, cadılıkla veya fettanlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. sihr = Büyü, Fars. bâhten = oynamak). Büyü yapan, büyücü, gözbağıcı. Ar. sâhir, sehhâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magician. witch. sorcerer. wizard. charmer. conjurer. conjuror. illusionist. mage. warlock. wise man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. magician. sorcerer. wizard. sorcerer büyücü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. illusionist. magician. magus. sorcerer. warlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyücülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. witchcraft. wizardry. devilry. medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. withcraft. conjuration. devilry. wizardry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Büyülü, büyüye uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchanting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. magical. bewitched büyülü. afsunlu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magical. bewitched. under a magic spell. enchanting. charming. very delightful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Nevâ makamının inici şeklidir. Lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahâret» ten if.) (mü. tâhire). T. Temiz. 2. Abdesti bozan şeylerden temiz olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاهر] temiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Türk musikisinde basit bir makam. 3.Her türlü günah ve ayıptan arı olduğundan Rasulullah (s.a.s)’a bu isim verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Denizaltı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحت البحر] denizaltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahr»dan). Temizleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطهير] temizleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطهيرات] temizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhâr» dan). 1. Buğu çıkartma, kaynatıp buğu hâline getirme. 2. Tütsüleme. 3. Bazı bulaşık eşyayı etüvden geçirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبخير] buharlaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. delay. putoff. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay. postponement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deferment. delay. postponement. delaying. deferral. adjournement. late arrival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. te’hîrât). Geriye, sonraya bırakma, geciktirme: imtihanı bir hafta daha tehir ettiler; bir haber alıncaya kadar gelişinizi tehir edin. Bilâtehir = Sonraya bırakmaksızın, acele olarak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan New York ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamalanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. İüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 448 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara göre bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan NewYork ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mühürleme mânâsiyle kullandığımız bu acayip kelime, Fars. «mühr» ün Ar. sanılmasıyle yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewitching. charming. enchanting. casting a spell on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure. exhibition. show. display. exposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expose. show. public exposure. exhibition. display. exposé. flash. flashing. exposing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibiting. displaying. showing. exposing. making sb a subject of common gossip. indecent exposure. display. interior display. recital of facts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسخير] ele geçirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسحير] büyüleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تشهير] meşhur etme. 2.sergileme. 3.sergilenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sergilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sergilemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr»den). Sihir yapma veya sihre benzer bir kuvvetle bağlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhriyy» den). Zabt ve istilâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şöhret» ten). 1. Şöhretlendirme, meşhur etme, şöhret kazandırma. 2. Bir cürüm ve cinayet sahibini ibret olsun diye ilân etme. 3. Sergiye koyup herkese gösterme. 4. Kınından silâh çekme, sıyırma, silâh kullanma, silâha davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionist. flasher. flasher göstermeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionist. flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionism. exhibitionism göstermecilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionism. indecent exposure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تأخير] geciktirme. 2.gecikme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geciktirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geciktirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) gecikmeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. üçüncü; i. üçte bir; müz. üçlü; çoğ., huk. dul kadına kocasından kalan üçte bir miras, mak. üçüncü vites; z. üçüncü olarak. third class üçüncü sınıf; üçüncü mevki; adi, aşağılık. third class mail (A.B.D.) postada açık gönderilen matbua. thir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçüncü sınıf adi.Third World süper devletlerle siyasal ilişkisi gelişmemiş ülkeler, üçüncü Dünya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. susuzluk; iştiyak, teşnelik; f. susamak, susuz olmak, susuzluk çekmek; hasret çekmek, özlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. susuz, susamış, teşne; kurak; çok istekli. thirstily i. kana kana, iştiyakla. thirstiness i. susuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on üç; i. on üç sayısı. thirteenth s., i. on üçüncü; i. on üçte bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. otuz; i. otuz rakamı, XXX. thirtieth s., i. otuzuncu; i. otuzda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tişört.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç gömleği, fanila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -rin) i. vızlamak, vızıldamak, pırlamak; i. vızıltı, pırlama sesi; zırıltı; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fırıldanmak, hızla dönmek; hızla gitmek veya gelmek; dönmek; fırıldatmak, hszla çevirmek; i. hızla dönüş veya döndürüş; telâş, acele; çevrinti, çevri; hela dönen şey; koşuşma; günlük olaylann bir birini hızla takip etmesi. whirl'ing dervish se

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıldak atlı karınca;fırıldak gibi dönen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çevrinti, su çevrisi, burgaç, eğrim, girdap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga, hortum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. whir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

karışık baharatlı et sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

rosto ile birlikte pişen bir çeşit hemur işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûr.dan if.) (mü. zShire). 1. Meydanda olan, açık, Aşikâr: Bu. zâhir bir iştir. Zâhir olmak = Zuhur etmek, meydana çıkmak. 2. Bir şeyin meydanda ve açıkta olan şekil, dış yüz. 3. Elbette, şüphesiz: Zâhir yarın gelecektir, öyledir zâhir (bu mânâ ile halk ağzında «zağar»),

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. outer appearance. apparently. it seems that. certainly. of course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظاهر] ortaya çıkan, görünen, zuhur eden. 2.belli, açık, aşikâr. 3.sanırım. 4.görünüş, dış yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Parlak, parlak yıldız. Allah’ın isimlerindendir. Kur’an-ı Kerim’de Hadid suresi 3.ayette geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظاهربين] sadece görünüşe bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zahâir). Vaktinde sarfolunrnak üzere tedarik edilip depolanan yiyecek maddeleri: Zahire tedarik etmek, zahire anbarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store of grain. cereals. store of provisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provisions. stock of grain. stack of foodstuffs. stores. cereal. corn. produce. purveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذخيره] depolanmış erzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meydanda olarak, Aşikâr bir şekilde, görünüşte: Zâhiren dost görünüyorsa da, aslında düşmandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظاهرا] görünüşte, görünüşe göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zâhiriyye). Zâhirde olan, dıştan görünen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظاهری] dış görünüş ile ilgili, görünüşteki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Dış görünüşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظاهرپرست] sadece dış görünüşe bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zevâhir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظواهر] dış yüzler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZEHR) (i. F., Türkçe kullanılan şekli: zehir. Asıl Türkçesi olan «ağu» kullanılmadıığndan, bu kelime onun yerine Türkçe’ye girmiştir). Yeme, dokunma veya koklaması ölüme sebep olan şey, ağu. mec. Pek acı şey: Bu yemek zehirdir. Zehir zemberek = Pek acı veya şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemlock. poison. venom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poison. potion. poison ağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poison. venour. bane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağılamak, zehir vererek öldürmeye çalışmak. 2. mec. birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak: Komünistler onu da zehirlemişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contaminate. poison. to poison ağılamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to poison. to fill sb's mind with harmful ideas. administer poison. envenom. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botulism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisoning. intoxication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zehirlenmek İşine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zehiri olan, ağu: Zehirli mantar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miasmal. miasmatic. nocuous. poisonous. toxic. toxical. toxicant. venomous. viperine. viperish. viperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noxious. poisonous. toxic. venomous. virulent. venomous ağılı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisonous. toxic. poisoned. baneful. deadly. venomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Değişik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâhire Türkçe’de kullanılmamıştır). Bir şey veya şahsın meydanda olan ve görünür tarafları, dış görünüşü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Parlak yıldızlar. 2.(bkz.Zahir). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by