Hiya | Hiya ne demek? | Hiya anlamı nedir?

Hiya | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hiya

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlının zıddı, acı ilâç. 2 İçilemiyen tuzlu: Acı su. 3. Mizaca hoş gelmiyen, sert, acı söz. 4. Kulağa kötü gelen: Acı ses, acıağaç = Kavasiye, acıalma = Yenmez bir elma, acıbadem = Acımtırak ve sert kokulu bir cins badem, acıçaça = Bir cins balık, acıhıyar = Ebûcehil karpuzu, acımarul = Hindibâ nev’i, acıyonca = Yoncanın bir-cinsi, bed ve nahoş bir suretle = Acı acı bağırmak.

Türkçe Sözlük

(i.) Kabakgillerden bir çeşit hıyar. Ustü hafif olukludur. Bazıları tüylüce olur.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Acılık, acı tat. 2. Acı hıyar.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Al = harf-i tarif ilâh = mabûd). Kâinatı yaratan vücûd-ı mutlak, Tanrı, Rab, Mevlâ, Hudâ, Allahu a’lem = Allah daha iyi bilir, galiba, zannederim. Allahu ekber = Allah büyüktür (hayır temennisi). Allah Allah = Hayret ve hiddet ifade eder. Allah ıslâh etsin = Islaha muhtaç bir kimse hakkında denilir. Allah encâmını hayreyleye = Neticesi tehlikeli görünen bir iş hakkında. Allah için, Allah hakkı için = Yemindir; doğrusu: Hakkâ. Allah etmesin = Maazallah. Allah inandırsın = Hilâfım yoktur. Allah iyilik versin = Allah belâ vermesin beddua niyetiyle acıyarak dua. Allah bir = Yemin makamında. Söz bir Allah bir = Sözden dönülmiyeceğini temin makamında. Allah belâ versin = Beddua. Allah bilir = Allahu Alem, Hudâ Alem. Allah’tan bul, bulsun = Beddua. Allah’tan kork = Yapma, günahtır. Allah’tan korkmaz = ZAlim, insafsız. Allah selâmet versin = Yola çıkanlara dua. Allah sabır versin; Allah sabır ecir ihsan eyleye = Bir acı ve Afet halinde söylenilir teselli duası. Allah aşkına = Allah hakkı için; Allahı seversen = Yemin. Allah akıllar versin = Yolsuz bir harekette bulunanlar hakkında. Allah ömürler versin = Dua ve teşekkür makamında. Allah kavuştursun = Sevdiğinden ayrılana olunan dua. Allah kerim = Bir mahrumiyet ve ihtiyaç halinde söylenilir teselli ve ümit duasıdır. Allahım, rabbim, ilâhî; Allah versin = Bir nimete nail olanlar hakkında sevinç ifadesi ve olmıyanlar hakkında duadır. Allahı seversen = Allah aşkına; yemin. Aman Allah, aman Allahım = Aman ya rabbî. El-hükmullah = Emir Allah indir, rızâ ve tevekkül tâbiri. El-hamdüllllah = Şükür Allaha, itmam duasıdır. El-iyazübillah = Allaha sığındık. İnşallah — Allah isterse. Billahi; tallahi; vallahi = Allah hakkı için, yemin. Bismillah Allah’ın emriyle. Tecâvüzullah-i anhü, ann-seyyiate = Allah kusurunu affetsin. Taalallah = Makam-ı hayrette denilir. Hasbin-allah = Allah bize kâfidir. Rahmallah (müz.) rahmeallah (mü.) rahmehümallah (tes.), rahmehimallah (c.) ve rahmetullahı aleyhe, aleyhâ, aleyhimâ, aleyhim = Allah rahmet eyleye; ölüler hakkında dua. Radiallahü-anhü, anhâ, anhümâ, anhüm — Allah râzı olsun; sahabe ve tabiîn vesair millet büyükleri hakkında dua. Subhânallah = Takdis ve hayret makamında müstameldir. Şehdullah = Allah şahidimdir. Afaallah-ı anhu, anhâ, anhümâ, anhüm = Allah affetsin. Ilmullah = Allah bilir, yemin. Gufrullahu lehO, lehâ, lehümâ, lehüm = Allah affetsin. Kudusullah-ı sırre = Allah sırrını takdis etsin, evliyâ ve sofular hakkında dua. Kef-i billahi şehiden = Allahın şehadeti kâfidir. Maşallah = Makam-ı tahsin ve takdirde ve nazardan koruma duası. Meded-ullah = Ya rabbi meded. Maazallah, neüzu-billah = Allaha sığındık. («AlIahî» ve «Allahiyân» dememeli; «ilâhî» ve «ilâhiyûn» denir. Halk dilinde «elâlem» kelimesi Allah-u Alem terkibinden galattır).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). bachelor of divinity. İlahiyat fakültesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hıyanet etmek; ihanet etmek; ele vermek; ifşa etmek, ağzından kaçırmak; göstermek, ortaya koymak; yanlış yola saptırmak, baştan çıkanp ortada bırakmak. betrayal i. hıyanet, ele verme, ifşa.

Türkçe Sözlük

(i.). Hıyâr-ı Ermenî. Kına-ı berî. Sülüklü pancar (bitki).

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Baehelor of Theology; ilahiyat Fakültesi mezunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kasık lenfa bezlerinin bir cins iltihabı, hıyarcık.

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla hıyar veyahut diğer bir sebzeden yapılmış salata.

Türkçe Sözlük

(f.). Çekirdek peyda etmek, kartlaşmak: Patlıcan, hıyar çekirdeklendi.

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ağaç ve bitkilerin meyve ve tohumdan önce verdikleri çok renkli ve ekseri güzel kokulu yaprakların bütünü ki, bitkinin tenasül organı içindedir: Ayçiçeği vesaire. 2. Kumaş vesair üzerine renk ve boya ile yahut oymakla yapılan süs: Basma, halı çiçeği. Çevre çiçeği. Mermere oyulmuş çiçekler. 3. İnsanın bedeni üzerinde pıtrak çiçek gibi çıbanlar açan ağır hastalık ki, tfşı ile çaresi bulunmuştur. Cedrî = Çiçek illeti, çiçeğe tutulmak, çiçek bozuğu. 4. mec. Allâk, hilebâz: Ne çiçek olduğunu biliriz. 5. Bazı şeylerin özü: Kükürt çiçeği. Çiçek açmak = Tomurcukları açılıp (ağaç) çiçeklerle örtülmek: Bademler çiçek açtı (yalnız açtı da denir). Çiçeği burnunda = Pek taze, yeni koparılmış (hıyar ve kabak gibi ucunda çiçeği bulunan şeylerden gelir). Hafif aley tâbiri olarak insanlar hakkında da kullanılır. Çiçek bozuğu = Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olmuş, çopur. Çiçek suyu = Limon ve portakal gibi meyvelerin çiçekleriyle sair çiçek çeşitleri inbikten geçirilerek elde edilen su. Suçiçeği = Çiçek hastalığına benzeyen, vücutta su ile dolu seyrek birtakım kabarcıklar çıkaran çocuk hastalığı. Osm. cedri-i kâzib.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hıyar, salatalık, (bot). Cucumis sativus. cool as a cucumber kendine hakim, soğukkanlı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dikmek işi ve sanatı. Ar. hıyâtat: Dikişle geçiniyor. 2. Dikilecek şey: Dikişim vardır. Dikiş dikmek. 3. mec. Rabıta, alâka, ilişik. Dikiş payı = Elbise vesairede dikişe girmek üzere bırakılan fazlalık. Dikiş tutturmak = 1. İlişmek. 2. Sebat bulmak, devam etmek: O, bir yerde dikiş tutturamaz. Dikiş kalmak = Az kalmak, hemen hemen Dikıs makinesi = Dikiş dikmeye mahsus makine. Dikişmakinelerinin çeşitli nakışlar yapan cinsleri de vardır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dereotu, yabantırak, (bot). Anethum graveolens dill pickle dereotlu hıyar turşusu. wild dill yabani dereotu, (bot). Anethum sylvestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, sadakatsiz, hain. disloyally (s). vefasızca, haince. disloyalty (i). vefasızlık, hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Tanrı ile ilgili tanrı bilime ait, ilâhi, kutsal, göksel, tanrısal; fevkalade, mükemmel, fevkalade, mükemmel, ala;k.dili çok güzel; (i).rahip, ilahiyatçı.divinely (z). mükemmel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanrılık vasfı, ilahi vasıf, metafizik kuvvet, salt mükemmellik; ilâhiyat; ilâh, mabut, tanrı, tanrıça; Tanrıdan aşağı insandan üstün göksel yaratık, melek; bir çeşit şekerleme. divinity school ilâhiyat okulu. the Divinity Tanrı.

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani kısaca çekirdeği olan tüm yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki kökleri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bile birer sebzedir.

Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.

Şifalı Bitki

(acıhıyar): Kabakgillerden elma iriliğinde meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitkidir. İçeriğinde “colocynthine” vardır. Zehirlidir. 2 gramdan fazlası öldürebilir. Haricen kullanılır. Kullanıldığı yerler: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını dindirir. Kaşıntıları geçirir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. müshil olarak kullanılan eşek hıyarı özü.

Türkçe Sözlük

(i. «eşmek» ten). Binmeye yarayan meşhur hayvan. Ar. hımâr, Fars. har, merkez: Dişi eşek, eşek yavrusu, Mısır, Bağdad eşeği. mec. Ahmak, akılsız, idrâksiz, kaba ve münasebetsiz adam (bu takdirde iki ş ile «eşşek» de denir). Eşek arısı = Bal vermez yaban arısı. Eşek oyunu = itişerek ve vuruşarak yapılan kaba şaka. Eşek balığı = Kuru morina. Eşek hıyarı = Bir nebat Eşekdikeni = Yaban enginarı. Eşek şakası = İtişerek yapılan kaba şaka. Eşek turpu = Bir cins bitki. Eşek kurdu = Geyve. Eşekkulağı = (bk.) Eşekkulağı. Eşek başı = Var lığı, selâhiyetleri, küçümsenen kimseler hakkında ve soru halinde kullanılır: Adam orada eşek başı mı? İnsan sorar bir defa! Eşek davası = Geometride bir davanın adı. Eşek hoşaftan ne anlar? = Umumiyetle beğenilen bir şeyi iyi karşılamıyanlar için söylenir. Eşek kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır = Bir şeyin hep aynı halde kaldığını anlatır. Eşek sudan gelinceye kadar dövmek = Adamakıllı dövmek. Eşeğe gücü yetmeyen semerini döver = Gücünün yetmediği birine kızarak hıncını onun daha zayıf yakınlarından almaya kalkanlar hakkında söylenir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inanç, itikat, iman; güven, itimat,emniyet, tevekkül; din; sadakat, vefa. faith cure itikatla şifa bulma. faith healer itikatla hastalığı iyi ettiğini iddia eden kimse. faith in God Tanrıya inanış, Allaha iman. bad faith kötü niyet, bozuk niyet, hıya

Sağlık Bilgisi

Sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan dolayı, kas gücünün kaybolmasına felç, nüzül veya inme denir. Tıp dilinde ise paralizi veya serebral tromboz denir. Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır. Tedavinin ilk ve önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa zamanda iyileşeceğine inanmasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar.

Hazırlanışı : 1 adet acı hıyar iyice dövülür. Suyu ile felçli yerler ovulur. Aynı işlem hergün tekrarlanır.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Gadreden, hiyanet eden, fenalık eden. (bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Emniyeti kötü kullanma, vefasızlık, hâinlik, hiyânet: Bana, emanetime gadretti (asıl Arapça’daki mânâsı budur). 2. Merhametsizlik, merhametsizce davranış, zulüm, sitem, cevr cefâ: Kimseye gadretmemeli. 3. Haksızlık, haksız yere zarara sokma: Bana gadroldu, gündeliği o dereceye indirirsek rençberlere gadrolurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak salatalık, turşuluk hıyar, adi veya yabani hıyar.

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıyânet» ten if.) (c. havene). Hıyanet eden, doğrulukla hareket etmeyip hile düzenleyen, emniyeti kötüye kullanan, gördüğü iyiliğe karşı nankörlük eden: Hâin adam hiçbir vakit hayır görmez: Hâin-i memleket, hâin-i devlet = Memleketine ve devletine karşı ihanet eden.

Türkçe Sözlük

(i.). Hıyânet, insanın gördüğü iyiliğe veya devletinin menfaatlerine karşı çıkması ve zarar vermeye çalışması.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebû-Cehil karpuzu, acı hıyar, it hıyarı.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hıyem, hıyâm). Çadır.

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyanet.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendisine gösterilen emniyet ve itimadı kötü kullanan veya vaad ve taahhüdünü yapmayarak hilekârlıkta bulunma. 2. Kendi devlet ve memleketi aleyhinde düşmana hizmet etme, hainlik: Eski Romalılar en ağır cezayı hiyanete tahsis etmişlerdi. Halk dilinde yanlış ve sevimsiz olarak hâin ve vefasız mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Hiyanet adamdır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanet eden, hâin.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanetle, hâinâne.

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde). 1. Hainlik, hiyanet. 2. Vefasızlık, sözünde durmayış. 3. Hilekârlık, gaddarlık.

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça olup Türkçe ve Arapça’da da kullanılır). Sebze ile meyve arasında meşhur bir yeşillik ki, kabaktan uzuncadır; salata ve turşusu yapılır; kabakgillerdendir: Langa, Çengelköy hıyarı (argo): Aptal, sersem: Ne hıyar adamdırl (hıyar ağa da denir; saletalık da denir).

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hıyârât). Bir işi yapıp yapmamada serbest ve müstakil olma, muhayyerlik.

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça olup Türkçe ve Arapça’da da kullanılır). Sebze ile meyve arasında maruf bir yeşillik ki, kabaktan uzunca olup salata ve turşusu yapılır: Langa, Rus, Japon hiyarı (zarafetle salatalık da denir), (bk.) Hıyar.

Şifalı Bitki

(salatalık): Kabakgillerden bir çeşit bitkidir. Yemiş gibi yenen veya salatası yapılan, gevrek, serinletici ve suluca yemişine de hıyar denir. Terkibinde A ve C vitamini vardır. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücut yorgunluğunu giderir. Romatizma ve mafsal ağrılarında faydalıdır. Susuzluğu keser. Kandaki şeker miktarını düşürür. İnsülin ihtiyacını karşılar. Ter bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. El, yüz, boyun kırışıklıklarını ve lekeleri giderir. Cilde güzellik verir.

Türkçe Sözlük

(i.). Hıyar şeklinde beliren bir şiş.

Türkçe Sözlük

(i.). Hiyar şeklinde olarak Arız olan bir hastalık.

Şifalı Bitki

(hindhıyarı): Baklagillerden leguminoseae denilen büyük ağaçların meyvesidir. Doğu Hind, Antil ve Brezilya’da yetişir. Meyvesi siyahtır ve silindiriktir. Terkibinde şeker, pektin, zamk, tanen ve esans vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı önler, fazlası müshildir.

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden bir ağaç. Hint hıyarı da denir (cassia fistula).

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir bitki. (bk.) Hıyarşenbe.

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıyarşembe.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dikişçilik, terzilik. 2. (cerrâhi) Kesilip yarılan bir uzvun, yapışmak üzere dikilmesi: Barsak hıyâtesi, damar hıyâsesi vesaire.

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyarşenbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. cam gibi, şeffaf; i., biyokim, hiyalin; anat. gözde bir zar; ,şiir cam gibi şeffaf yüzey.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Haksız yere alay veya hakaret etme, haksızlık. 2. Hiyânet.

Türkçe Sözlük

(İLAHİYYAT) (i. A. e.). 1. Felsefenin ulûhlyetten ve Tanrı’ya ait meselelerden bahseden kısmı. 2. Dint ilimlerin bütünü, Fr. tiologle (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur): llâhiyât Fakültesi.

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). 1. Ulûhiyete ve Tanrı’nın varlığına İnanan felsefeciler vesaire. 2. Felsefenin llâhiyât kısmı ile uğraşanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakatsizlik, hıyanet; zina; imansızlık, küfür.

Türkçe Sözlük

(i.). Köpek, Ar. kelb, Fars. seg. mec. Değersiz ve ahlâksız adam: İtin biri. İt-eli = Atın içeri basan cinsi. İtüzümü = Patlıcangillerden bir bitki, Ar. unnebüz-zeeb. İtburnu = Nesrin tohumu, yabanî gül tohumu. İthıyarı = Ebûcehil karpuzu. İtderneği = Harıltısı gürültüsü çok olan haşarat yatağı. İtdirseği = Arpacık. İt sürüsü = mec. Ayaktakımı. İtboğan = Acı çiğdem. İt nişanı = Atın ayağında makbûl sayılmayan bir nişan. Ityatağı = Aşağılık takımının toplandığı yer. Ityılı = Eski on iki hayvanlı Türk takviminde bir daire teşkil eden senelerin on birincisi. Yabanın iti = mec. Edepsiz adam.

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Acıhıyar.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavun, karpuz ve hıyar cinsinden olarak yere sürünen iri yapraklı bir bitki ve verdiği meyve ki, sebzeden sayılır, çeşitli yemeklere girer ve birçok türü vardır. 2. Sarışın, maviş: Kabak bir oğlan. 3. Tatsız, lezzetsiz: Bir kavun kestik kabak çıktı. 4. Çıplak, açık: Yalın ayak, başı kabak, kabak kafalı adam: Armutkabağı = Armut biçiminde yalnız süs için dikilen bir kabak. Sakızkabağı = Taze yenen en küçüğü. Asmakabağı = Çardak üzerine alınıp pek fazla uzayanı ki, mayhoşça olup yine tâze yenir. Balkabağı = Tatlısı yapılan bir cinsi. mec. Bir şey bilmez, ukalâ ve ahmak adam. Helvacıkabağı = Kışın kurusu yenen ve hayvanlara yem edilen pek iri ve yuvarlak cinsi. Sukabağı = İçi boş ve ortası ince olup kurutulduktan sonra su vesaire koymaya yarayanı. Kabak başta patlamak — Bir işin cezasını kendi çekmek, ziyanı kendine gelmek. Barut kabağı = Barutluk, barut mahfazası. Kabak bağlamak = Yüzmek için koltukların altına su kabağı koymak. Kabak tadı vermek = Bıktırmak, usandırmak.

Türkçe Sözlük

(i.), iklçeneklilerden bir bitki familyası. Kabak, hıyar, kavun, karpuz bu familyadandır.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tazeliği geçmiş, katılaşmış: Kart hıyar, bamya. 2. Tazeliği ve gençlik taraveti geçmiş, büyük, geçkin: Gelin pek kart görünüyor. Kart adam.

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Taze, kartlaşmamış, turfanda, çok taze: Körpe hıyar. 2. Pek genç, taze: Körpe kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

lesemajeste Fr., huk. hükümdara karşı yapılan kusur veya suç; hıyanet.

Sağlık Bilgisi

Eklemlerde hissedilen ve çoğunlukla soğuk algınlığından sonra görülen ağrıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar.

Hazırlanışı : 1 tane acıhıyar ezilir. Çıkan suyu ile ağrıyan yerler ovulur.

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. haksız olarak almak veya kullanmak, emanete hıyanet etmek, çalmak. misappropria'tion i. emanete hıyanet, emniyeti suiistimal.

Yabancı Kelime

Fr. mystique

1. fel. gizemci, 2. gizemsel

1. Gizemcilik yanlısı olan, ilahiyat veya gizemsel yaşamla uğraşan. 2. Gizemle ilgili, gizeme ilişkin.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (if. suretinde müştehiyât şekli galattır). Arzu olunan, şehvet veren şeyler.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateş yakılan yer: Oda, mutfak ocağı, ocak başından ayrılmaz. 2. Dumanın çıkması için duvarda açılmış delik ve damdan yukarı çıkan baca. 3. Madencilerin maden erittikleri yer. 4. Kireç yakılan yer, kireç fırını: Kireç ocağı. 5. Taş ve maden çıkarmak için açılan çukur veya kuyu: Taş ocağı 6. Yeraltı su yolu, lâğım ocağı. 7. Bahçenin bir cins sebze için ayrılmış ve çevresi yükseltilip çukur kalmış tarlası: Patlıcan, hıyar ocağı. 8. mec. Ateşi sönmez hanedan, büyük aile’ Rumeli’nin tanınmış ocakları. 9. Askerlik sınıfı: Yeniçeri ocağı. Ocak çekirgesi = Orakkuşu. Ocağa düşmek = İltica edip himaye istemek, sığınmak: Ocağınıza düştüm. Ocak söndürmek, ocağa incir dikmek = Bir ailenin mahvına sebep olmak.

Sağlık Bilgisi

İncinme, burkulma, biçimsiz duruş, yorgunluk veya hava cereyanına maruz kaldıktan sonra ortaya çıkan omuz ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar kökü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane temizlenmiş acıhıyar kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çocuk biyolojisi, ruhiyatı ve sosyolojisi prensiplerinin tatbikî maksatla uygulanması, tatbikî çocuk ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hain, sadakatsiz. perfidiously z. haince, sadakatsizce. perfidiousness i. hıyanet, sadakatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hıyanet, hainlik; vefasızlık, sadakatsizlik.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh ilmi, ruhiyat.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruhiyatçılık.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (halk dilinde: rezene). Dereotu çeşidinden bir bitki ki, hıyar turşusuna konur. (bk.) Rezene.

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ruhiyat, psikoloji.

Türkçe Sözlük

(hi.) (vaktiyle: Urûs). Rusça konuşan, Rusyalı: Ruslar, Rus kacmi. Rus hıyarı = Çok su istemeyen bîr cins hıyar.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Asya’da (Ural Dağlarının batı kısmı Avrupa’dadır.), Arktik Okyanusu kıyısında, Avrupa ile Kuzey Pasifik Okyanusu arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 60 00 Kuzey enlemi, 100 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 17,075,200 km².

Sınırları: 20,096.5 km.

sınır komşuları: Azerbaycan 284 km, Beyaz Rusya 959 km, Çin (güneydoğu) 3,605 km, Çin (güney) 40 km, Estonya 294 km, Finlandiya 1,340 km, Gürcistan 723 km, Kazakistan 6,846 km, Kuzey Kore 19 km, Letonya 217 km, Litvanya (Kaliningrad Bölgesi) 280.5 km, Moğolistan 3,485 km, Norveç 196 km, Polonya (Kaliningrad Bölgesi) 232 km, Ukrayna 1,576 km.

Sahil şeridi: 37,653 km.

İklimi: Avrupa sınırında nemli kıtasal iklim, Sibirya’da subarktik, kuzey kutbuna doğru tundra, kışlar Karadeniz boyunca soğuk, Sibirya’da dondurucu, yazlar steplerde Arktik kıyılarına nazaran daha ılımandır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi -28 m.

en yüksek noktası: Elbrus Dağları 5,633 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, kömür, mineraller, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %7.17.

daimi ekinler: %0.11.

Diğer: %92.72 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 46,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Sibirya’da buzlanmalar, Kuril adalarında yanardağlar, Kamçatka Yarımadasında Deprem ve yanardağlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 142,893,540 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.37 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.03 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.13 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 67.08 yıl.

Erkeklerde: 60.45 yıl.

Kadınlarda: 74.1 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.28 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 860,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 9,000 (2001 verileri).

Ulus: Rus.

Nüfusun etnik dağılımı: Rus %79.8, Tatar %3.8, Ukraynalı %2, Başkır %1.2, Çuvaş %1.1, diğer %12.1.

Din: Rus Ortodoksları, Müslümanlar, diğer.

Diller: Rusça, diğer.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.6.

erkekler: %99.7.

kadınlar: %99.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Rusya Federasyonu.

kısa şekli : Rusya.

Yerel tam adı: Rossiyskaya Federatsiya.

yerel kısa şekli: Rossiya.

Eski adı: Rusya İmparatorluğu, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet - Federasyon.

Başkent: Moskova.

İdari bölümler: 49 bölge, 21 cumhuriyet, 10 özerk yöre, 6 yurt, 2 federal şehir, ve 1 özerk bölge; Adygeya (Maykop), Aginskiy Buryatskiy (Aginskoye), Altay (Gorno-Altaysk), Altayskiy (Barnaul), Amurskaya (Blagoveshchensk), Arkhangel’skaya, Astrakhanskaya, Bashkortostan (Ufa), Belgorodskaya, Bryanskaya, Buryatiya (Ulan-Ude), Chechnya (Groznyy), Chelyabinskaya, Chitinskaya, Chukotskiy (Anadyr’), Chuvashiya (Cheboksary), Dagestan (Makhachkala),

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Bachelor of Sacred Theology ilâhiyat fakültesi diploması.

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tabaklanmış olan cilâlı deri, bilhassa keçi derisi. 2. Sahiyandan yapılmış: Sahtiyan ayakkabı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Salata yapmaya yarayan. 2. Hıyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fitneci, arabozucu, müfsit, fitne çıkaran; ayaklandıran. seditiously z. müfsitçe; ayaklandıracak şekilde seditiousness i. fitnecilik; hıyanet eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhiyat fakültesi; genç kızlar için genel kültür veren yüksekokul. seminar'ian i. böyle bir okulda tahsil gören veya görmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

acıdilek, eşekhıyarı, bot. Ecballium elaterium.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (tek. ve çoğ.) domuz; hınzır, (argo), slang. herifçioğlu, moloz, kereste, hıyar. swine'herd i. domuz çobanı. swine'pox i. domuzlarda bulaşıcı bir çeşit suçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology. theology tanrıbilim. ilahiyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilahiyat alimi, ilahiyatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ilahiyata ait. theologically (z.) ilahiyat bakımından, tanrıbilimle ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilahiyat, tanrıbilim, teoloji. theologist (i.) ilahiyat alimi, ilahiyatçı. theologize, (İng.) gise (f.) tanrıbilime uydurmak, tanrıbilimsel kuramlar meydana getirmek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocukların kırbaçla döndürdükleri ve ucunda sivri bir çivi bulunan tahtadan oyuncak, fırıldak çeşidi. 2. Kayık küreğinin kayığın içinde kalan kalın ve toparlak yeri. 3. Kısa ve kalın olarak biçimsiz: Topaç adam, topaç hıyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haince, hıyanet kabilinden traitorously z. hainlikle. traitorousness. i hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hıyanet, hainlik; devlete karşı hainlik. high treason hükümdara karşı hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete hıyanet kabilinden. treasonableness i. hıyanet. treasonably z. haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir çeşit denizhıyarı.

Türkçe Sözlük

(i. F. «turş» dan). 1. Bazı sebze ve meyvelerin tuzlu su veya sirke içinde kurulmuşu ki, yemek arasında iştiha açmak için yenir: Lahana turşusu, hıyar turşusu, turşu kurmak, mec. Turşusunu kurmak = Çok saklayıp kullanmamak. 2. mec. Pek gevşek hSle gelmiş: Turşu oldu, turşu gibiyim.

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu yapmaya mahsus veya elverişli: Turşuluk hıyar, patlıcan.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kabak. Kavun, karvpuz, hıyar gibi toprakta uzanıp, yetişen bitki.