Hod-bin ne demek? | Hod-bin anlamı nedir? | Hod-bin

Hod-bin anlamı nedir?

Hod-bin ne demek?

Hod-bin anlamı nedir?

Hod-bin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hod bin

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalnız kendisini gözeten, mağrur, kibirli, bencil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat) başlangıçtan, aslından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخربين] ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اختربين] astrolog, yıldızbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately afterwards. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately after. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Akıbet, son, F.: dîden: Görmek). Her işin sonunu evvelden gören, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاقبت بين] sonu gören, ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğuştan beyaz saçlı, albinos, akşın hayvan veya insan. al binism (i). albinizm; abraşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i L.). (bk.) akşar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. albinos

akşın

Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çirişotu, (bot). Asphodelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bebek, çocuk; sanat eserlerinde isa'yı temsil eden çocuk tasviri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.) (be: datif edatı hod: kendi). Kendisine, hod be-hod.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir şeyi beğenmeyen, her şeyi fenâ gören adama yakışacak surette, kötümserce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fenâ görürlük, kötümserlik, bedbinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, dîden = görmek). Kötümser, herkesin kötülüğünü gören ve arayan. Bilhassa politika dilinde Fransızca pessimiste kelimesinin tercümesi olarak kullanılır ki, her hali fena görmeye meyleden demektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic kötümser. karamsar. pesimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. despondent. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدبين] kötümser, karamsar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Bevvâb). Kapıcılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوابين] kapıcılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendine malik olmayan, kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendine malik olmayan, kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيخود] baygın. 2.kendine olmama, kendinden geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). On kere yüz, dördüncü hanede yazılan rakam. Ar. elf, Fars. hezâr, 1000: Bin kişi, bin sene; bin bir, bin ikiyüz elli; iki bin 2000, üç bin 3000 ilâ. Pek çok: Bin kere söyledim; bin yaşa. Biniler, binlerle, binlerce = Pek çok. Bin dereden su getirmek = Birçok özürler söylemek. Bin cin ile = Çok arzu ederek. Fars. ez-cân-ü dil. Bingözotu = Mahmûde, sekamonya (bitki).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «dtden» fiilinden imas.). DOr-bîn = Uzaktan gören Alet, dürbün. Hurde-bîn = Küçük şeyleri gösteren Alet, mikroskop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand. thousand. mil. kilo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A box, frame, crib, or inclosed place, used as a receptacle for any commodity; as, a corn bin; a wine bin; a coal bin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put into a bin; as, to bin wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old form of Be and Been.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A euphonic form of the prefix Bi-. a container; usually has a lid the quantity contained in a bin store in bins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a container; usually has a lid. the quantity contained in a bin. an identification number consisting of a two-part code assigned to banks and savings associations; the first part shows the location and the second identifies the bank itself. store in bins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A directory that contains programs Your home directory probably has a subdirectory named bin The system has directories called /bin and /usr/bin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In mainframe computing, a Bin, refers to the 'mailbox' where computer reports are distributed to computer users AITS maintains numbered bins for its clients' output at each campus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The usual name of a directory containing runnable programs, possibly derived from the term binary or simply the english word denoting a container See searchpath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first six digits of the account number appearing on the card Each state implements a unique BIN for state program identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A DNA fragment size range within which alleles are assigned based on their relative electrophoretic mobilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for 'binary ' bin is frequently used as the name of a directory on a UNIX file system intended to contain executable programs, such as operating system utilities, or CGI programs in a subdirectory of a Web server's content root. equivalent to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In CPU-speak, a single speed increment as defined by a 0 5 multiplier jump For example, on a 66MHz system bus, a 266MHz processor is one bin faster than a 233MHz processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Identification Number BPE: Business Process Engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In CPU-speak, a single speed increment as defined by a 0 5 multiplier jump For example, on a 66MHz system bus, a 266MHz processor is one bin faster than a 233MHz processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Intelligence Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any Point of Sale container designed to hold bulk merchandise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A MacBinary II encoded file This file type, downloaded as MacBinary or Binary, can be decompressed with Stuffit Expander. [Arabic] son of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A directory that contains programs on a UNIX system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Each frequency point represented in the frequency domain display of an FFT is called a bin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic capability in the memory of some advanced pulse generators which stores a certain type of data Bins are usually associated with rate ranges For example, one cardiac event is recorded by the pulse generator, classified by rate range and then

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

am.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بن] oğul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ambar, kömürlük,kutu,sandık; f. ambarlamak,kutuya veya sandığa koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a thousand and one. an endless number of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ebniye). 1. Yapı tesis: Bir büyük mektep bina etti. 2. Dayama, isnat, bir dava veya mes’eleyi bir şeyin üzerine kondurma: Bu davayı neye bina ediyorsunuz? (Bu İki mânâ da masdar hâlindedir). 3. Yapı, mimarlık eseri olarak duvarcı ve dülger marifetiyle vücûda gelmiş mesken vesaire, her çeşit mimarî eser: Güzel bir binadır. Kâgir, ahşab bina: Mİrî binâlar. 4. Gramerde fiilin mânâ bakımından çeşitleri, müteaddi, lâzım yahut mutâvaat hâlinde vesairede olması. 5. (Denizcilik). Gemilerin tahta kısmı, teknesi: Bina emini = Gemi teknelerinin inşaatına nezaret eden memur. Binî-berîn = Bunun üzerine, binaenaleyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gören, görücü. Ar. basîr: Çeşm-I bini = Gören göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

construction. door. edifice. erection. structure. building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. edifice. structure. construction. fabric. facilities. mansions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بناء] yapı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينا] gören, iyi gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بنابرین] bundan dolayı, buna dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(z. f. A.). 1. Dayanarak. 2. — den ötürü, —den dolayı, —diği için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. in consequence of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بناء] dayanarak, göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan dolayı, bunun üzerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan ötürü, bunun üzerine, bundan dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore. consequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بناء عليه] bu yüzden, bundan dolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ali’nin oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينام] adsız, tanınmamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نماز] beynamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki kısımdan meydana gelen, çift; bot. çift; mat. çift değişkenli, biner; biyol. çift isimli; i. iki şeyin karışımı. binary star çiftli yıldız. binary system çiftli sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نصيب] nasipsiz, kısmetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çift halinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki kulak ile işitme; iki kulaklı; stereofonik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâni, engel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bin tane ay, çok kuvvetli ışık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نظير] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bin kişiye yakın olan bir tabur askere kumanda eden subay. Yarbayın bir alt derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. commander. squadron leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. commander. squadron leader. field officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tabur askere kumanda eden subayın rütbe ve sıfatı: Falana binbaşılık verildi, binbaşılığa terfi etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank of major. majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bağlamak yerine tespit etmek, raptetmek; dondurmak; tutmak, menetmek, engel olmak; inkıbaz etmek; kenarını tutturmak ciltlemek; huk. senetle bağlamak; donmak, tutmak (çimento v.b.); i. bağlayan şey. bind over veya down huk. mali kefaletle bağlamak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor kadife üzerine sırma ile kabartma çiçek, yaprak vs. işlenmiş elbise veya örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millesimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one per thousand. once in a blue moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Pek seyrek olarak: O, bize bindebir gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciltçi, mücellit; bağ; cilt kap; biçer bağlar makina; tutkal. bindery i. mücellithane, ciltevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bodywork combining exfoliation, herbal treatment, and light massage. a reusable, adhesive, decoration that is used by women and placed on the forehead between the eyebrows a traditional ornament that was used for women to symbolize that they are married i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Body treatment combining exfoliation, herbal treatment and light massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bağlayıcı, tutucu; geçerli, muteber; i. ciltleme; cilt; kenar şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seen aboard. to be put into a vehicle. to be hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirmek fiili ve tarzı .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirme, blndiriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbrication. overlap. joint. corbel. embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap. scarf. lading. loading. embarkment. mounting. ramming. boarding. falling aboard. clinker work. clinker built. projection. embarkation. overlapping. overlapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bindirmek, binmeye sevk veya müsaade etmek, bir şeye zorlamak. Osm. irkâb etmek: Atına bindirmek: O, kendi atına kimseyi bindirmez. 2. Gemi ve araba gibi bir taşıta koymak, idhal etmek: Askeri gemiye, arabalara bindirdiler. 3. (saati) ileri almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to add on. to overlap. to see sb abroad. to put sb on. to collide with. to ram. to run into. clash. get on / onto. get up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) uyuşturucu madde paketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. boru çiçegi, kahkaha çiçedi, gunduz sefası, cadır çiçegi, bot Convolvulus arvensis hooded bindweed kopek pençesi, bof Calystegia sepium

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, bot. sarmaşık cinsi bitkilerin sap kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Binmeye mahsus, eğer veya palan vurulup binilmeye tahsis olunmuş: Binek at, katır. Binektaşı = Üstüne çıkılarak hayvana binmeye mahsus set, Fars. pâygâh, Ar. mârec.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddle beast. mount. for riding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horsedrawn carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roadster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddle horse. steed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نمک] tuzsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında bin: Mevcut parayı bölüştüklerinde biner lira düştü. Toplanan askeri biner biner şevkettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation for carabiner, a short loop of metal with a gate on it to attach things together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation of carabiner. short for carabiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American for carabiner which has too many syllables in. abbreviation for caribiner, a short loop of metal with a gate on it to attach things together. n abbreviation for carabiner, a short loop of metal with a gate on it to attach things together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Binet sistemine göre zekâ ölçme testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينوا] zavallı. 2.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) içki alemi, işret meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pelte gibi titrek ve dolgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni doğmuş çocuğun kafasının yumuşak olan üst tarafı, kl tepesiyle alnı arasındadır, Ar. yafuh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanel. fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette oynayıp titremek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bingo oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hanların hanı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينی] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ata binmede mahir adam, Ar. fâris, Fars. süvâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseback rider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian. horseman. rider. horsewoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ata binmek mahareti. Ar. fürüsiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding. horsemanship. equitation. riding. show jumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding. horsemanship. horse-riding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horsemanship. horse-riding. equitation. maneage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نهایه] sonsuz, bitmez tükenmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çıkmak, oturmak. Osm. rükûb edilmek: Ata öyle binilmez, gemiye ne vakit binilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Bin derecesinde olan: Hz. Peygamber’in hicretinin bininci senesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousandth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the thousandth. millesimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ata binmek fiili ve tarzı. 2. Vaktiyle ata binildiği vakit giyilen resmî kıyafet. 3. Osmanlı devrinde ulemânın bazı merasimde giydikleri geniş cübbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

style of riding a horse. parade uniform. mounting. boarding. ride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Dişler) birbirine binmek, Osm. Irticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get on the same vehicle. to overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu kanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousands of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousands of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bin kuruş, bin lira vesaire kıymetinde olan: Binlik bir beygir. 2. Bin arşın vesaire boyunda veya bin kilo vesaire ağırlığında olan. Bin dirhem, yani iki buçuk okka sıvı olan şişe: Bir binlik zeytinyağı. 3. Bin liralık kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a thousand-lira note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Binmek işi, Ar. rükûb. Diğer bir şeyin üstüne binen. Binecek surette yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir hayvanın üstüne çıkmak, Osm. rükûb etmek, süvâr olmak: Ata, katıra, deveye binmek. 2. Gemi ve araba gibi bir taşıta girmek, Osm. râkib olmak: Arabaya, gemiye, trene bindi. 3. Bir şeyin üstüne çıkmak: Duvarın üstüne bindi. 4. Bir hal ve suret almak: iş inada bindi. Dalına binmek = Kışkırtmak, musallat olmak. Küplere binmek = Çok hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. board. get on. hop on. ride. sit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. ride. to get on. to get into. to board. to mount. to ride. to overlap. to be added.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get up on. to board. to mount. to ride. to travel. to overlap. to be added to. to go aboard. enter. get on / onto. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. pusula dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Nazlı. 2.Cilveli. 3.Allah’a yalvaran.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنتيجه] sonuçta, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنسبه] bir dereceye kadar, nispeten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Nurla özdeşleşmiş. 2.Bin tane nur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. iki gözün de kullanılmasını icap ettiren; i sık sık coğ. aynı anda iki gözle bakılabilen dürbün veya teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. iki terimli; i. aralarında + veya -- bulunan iki terim; biyol. iki terimli isim bio- önek hayat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Orta parmakla serçe parmağı arasındaki parmak, adsız parmak, yüzük parmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. binât). Kız, Ar. kerîme, Fars. duhter: Zeyneb bint-l Ali = Ali kızı Zeynep, bint-l ineb, bint-ül-ineb = Şarap, (astronomi) Binât naaş — Büyük ayı yıldızı kümesinde bulunan yedi sâbit yıldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنت] kız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Binkan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Civanperçemi adı ile anılan cinsten bir bitki türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ride a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makara, bobin, ufak tahta iğ .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dantel makinasında dokunan bir çeşit tül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. fizik). Makara, umumî olarak silindir biçimindeki bir iskelete sarılmış, iletken tellerden mürekkep bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. spool. coil. roller. quill. reel. sheave. spiral. winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. coil. pirn. reel. spool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. coil. spool. armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucellit, ciltçi. bookbinding i. mucellitlik, ciltçilik. bookbindery i. mücellithane, ciltevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kulübe; kamara, kabin;(f). kabin veya kamarada yaşamak; küçük bir yere kapamak, tahdit etmek. cabin boy kamarot. cabin class ikinci sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). camlı ve raflı olan dolap; kabine, bakanlar kurulu; küçük özel oda;(s). dolap ile ilgili; gizli. cabinetmaker (i). ince iş yapan marangoz. cabinetwork (i). ince marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kannabin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina denilen tüfeği kullanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) italyan polisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina, kısa tüfek, suvari tüfeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katot, negatif elektrot. cathode ray katot şuası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alın, nâsiye, cebhe: Çİn-i Cebin = Alın buruşukları, mec. Düşünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebânet» den smüş.). Korkak, yüreksiz, ödlek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبين] korkak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivrisinek ve tatarcık gibi sokup yakarak rahatsız eden ufak sineklerin umumt ismi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sivrisinekten ve benzeri muzır böceklerden korunmak için yatağın üstüne açılan tülden örtü. Ar. nâmûsiyye. 2. Sivrisinek ve benzeri muzır böceklerin toplandığı süprüntülük ve bataklık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosquito net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosquito net. mosquitoe net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cihanı, dünyâyı gören, Allah. 2. Göz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karıştırma, birleştirme; bileşim, terkip; bağdaşma, uyuşma, kaynaşma; birlik; kilidin şifre rakam veya harfleri; şifreli kilit; külot ve kombinezonu tekparça olan kadın iç çamaşırı; dans orkestrası combination lock şifreli kilit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzlaşma, birlik; A.B.D., (k).dili siyasi ve ticari çıkar sağlamak için bir araya gelen grup; biçerdöğer makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, karıştırmak, bir araya getirmek; toplamak; birleşmek, bir araya gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., çoğ. tarantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odalık olarak yaşama hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapatma, odalık cariye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uçlarında elektron çarptığı zaman parlamak üzere ayarlanmış fosfor tabakası bulunan, böylece ekranda görüntü oluşumunu sağlayan tüpler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İncelikleri gören, bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. derûn = içeri, dîden = görmek) (tıb). İnsan bedeninin boğaz ve burun gibi bazı deliklerinden içeriye bakmaya mahsus dürbüne benzer bir Alet (Fr. endoscope).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkaları için yaşamak, başkalarının iyiliği için fedakârlıkta bulunan kimse; karşılığı hod-bin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهخدا] köy ağası. 2.köy kahyası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik atı, beygir, uysal at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوربين] dürbün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal, Ar. asel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگبن] bal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İbrani rahiplerinin ayinlerde giydikleri kıyafet, efod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heiress , inheritress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gabn’dan if.) (m. gabine). Alış verişte aldatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent overcharge. fraud. cheating on a sale. catching bargain. gross overcharge. overreaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take a ship. to go / to set aboard. board a ship. to take ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in his absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in absentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal ile yapılan gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül kökü, gül biten y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nar tanesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hak görücü, hak verici, hakkı görenr

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hakikati, gerçeği, doğruyu gören, doğru görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Harâret derecesini gösteren Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haberci, müjdeci .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hasibe).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Alyuvarların en önemli cevheri. Birleşiminde demir, azot, oksijen, kömür ve kükürt vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemoglobin. haemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The normal coloring matter of the red blood corpuscles of vertebrate animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In arterial blood, it is always combined with oxygen, and is then called oxyhemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Blood crystal, under Blood. a hemoprotein composed of globin and heme that gives red blood cells their characteristic color; function primarily to transport oxygen from the lungs to the body tissues; 'fish have simpler hemoglobin than mammals'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the iron-protein component in the red blood cells that carries oxygen to body tissues. substance in the red blood cells that supplies oxygen to the cells of the body. iron-containing, oxygen-carrying pigment in red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The iron-containing pigment of the red blood cells which carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance contained within red blood cells that carries oxygen from the lungs throughout the body Hemoglobin is responsible for the color of red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hemoglobin is a substance contained within the red blood cells and is responsible for their color It has the unique property of combining reversibly with oxygen and is the medium by which oxygen is transported within the body It takes up oxygen as blood p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying part of the red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecule in the red blood cell that carries oxygen Hemoglobin combines with oxygen in the lungs and releases it in the tissues It is what makes blood red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen from the lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen to all parts of the body Hemoglobin is measured in grams per deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein inside your red blood cells It is the part of the red blood cell that carries oxygen from your lungs to the rest of your body Hemoglobin also carries sugar, because sugars can stick to all kinds of proteins in your body. a type of protein in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues where the oxygen is readily released and CO2 from the tissues to the lungs where it is released. the iron-containing pigment of the red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An iron-containing conjugated protein or respiratory pigment occurring in the red blood cells of vertebrates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A respiratory protein contained in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues of the body Its structure consists of two pairs of globin chains and a heme group that binds the oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This protein carries oxygen in the blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iron-containing pigment of the red blood cells that carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen and carbon dioxide and gives blood its red color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that carries oxygen Hemoglobin gives blood its red colour. an iron-containing respitory pigment of red blood cells that is made up of a globin composed of four subunits Each subunit is linked to a heme molecule that fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying pigment of red blood cells, it is manufactured in bone marrow, and composed of iron-containing heme and the protein globin Many types of hemoglobin have been identified, however adult and fetal types are considered to be normal Tests t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemoglobin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account of. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendi: Hod-be-hod = Kendi kendisine, kimseye danışmadan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خود] kendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sırtta tuğla veya harç taşımaya mahsus uzun saplı bir çeşit tekne; sobanın yannıda bulundurulan kömür kovası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendisini süsleyen, kendisini medheden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hod.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalnız kendisini gözeten, mağrur, kibirli, bencil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bencil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendini beğenmiş, mağrur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendi rey ve fikriyle iş gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bitki ki, kökü sebze gibi yumurta ile yenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(borage): Hodangiller familyasından mavi beyaz çiçekli bir bitkidir. Hekimlikte çiçekleri ve kökü kullanılır. İçeriğinde müsilaj ve madeni tuzlar vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser, balgam söktürür. İdrar zorluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودبخود] kendi kendine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfish. egoistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودبين] bencil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bencillik, gurur, kibir, Ar. enâniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şayak, aba, kalın yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmakarışık şey; türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benlik, bencillik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودکام] kendini beğenmiş, kendini düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [خودرای] başınabuyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودستا] övüngen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba, bön, hâzikane muamele bilmez, acemî ve gabî: Taşradan geldiğinde pek hödük ve gab! idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clodhopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpkin. churl. clodhopper. hick. lout. peasant. rustic. yokel. boorish. boor. peast. yahoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncouth. boorish. churl. country bumpkin. lout. sod. yokel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorishness. uncouthliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act boorishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Horozbina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayabalığı familyasından, küçük bir balık (blemnius).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blenny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük şeyleri gösteren, mikroskop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inceden inceye, pek ince ve derin: Hurdabînâne tetkik etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hurdabinle (mikroskopla) görülebilecek kadar küçük (Arapça olamıyacağından müennesinde «hurdabîniyye» demek yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mikroskop, (bk.) hurdabîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خرده بين] büyüteç. 2.mikroskop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bint) (c. ebna, benî). Oğul: Hasan bin Ali, Fatma bint Ahmed. Ebnâ-i sebil = Yolcular. BenîAdem = Adem oğulları, insanlar, cinsimiz. Ibn-i vakt = Zamane adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if need be. if the / should the occasion arise. at a pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransa ihtilâli sırasmda şiddet dönemini başlatan politikacı; Dominik tarikatında papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرف بين] ayrıntılı düşünen, dikkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nikâh-sırasında koca tarafından eşine taahhüt olunan nikâh parası ki, boşanma gerektiğinde ödemeye mecburdur, Ar. mühr-i müeccel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. booth. car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cubicle. cabin. cabinet. booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. small room. booth. cubicle. driver's cab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کابين] mehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. cabinet). 1. Bir devletin vekiller hey’eti, hükümet: Fransa kabinesi değişti (XIX. asırda «kabineto» de kullanılmıştır). 2. Hekim muayenehanesi. 3. Helâ. 4. Küçük oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. surgery room. consulting room. cubicle. water closet. toilet hela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. administration. small room. consulting room. ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stateroom , cage , cubicle , cabin , dressing room , stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kamineto.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin; dakikada 90’dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.

Normal Kalp Atışları :

0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140

1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120

3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100

7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90

20 yaşından sonra; dakikada 60-80 arasında değişir.

Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir. Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer. Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pekmez, üzüm sirkesi.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı pekmeze 1 çorba kaşığı üzüm sirkesi konup, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kâmbînân). Kâm almış, isteğine ermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kâm-bûr). Kâm alanlar, isteğine ermiş olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmbînlik, kâm görücülük, isteğine erişme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mutlu, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kurbân). Kurbanlar, bk. Kurban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fransızca: carabine). Genişçe ağızlı eski bir tüfek çeşidi. Süvari tüfeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbine. blunderbuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karabina ile silâhlı: Karabinalı asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). italyan jandarmalarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cathode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eğri bakan, şaşı. 2. Yanlış, ters düşünen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کجبين] şaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's own account. on one's own account. to one's own expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rusça L.). Birbirini tatamamlayan kuruluşların bütünü, büyük fabrikalar sistemi. Tarım kombinası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combination

1. birleştirme, 2. tertip

1. Birleştirmek işi. 2. Düzenleniş, sıralanış biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combiné

toplu

Bir arada, bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined. sectional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). I. Tertip, düzenleme. S. Kısa ve kolsuz kadın iç çamaşırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combinaison

düzenleme

Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petticoat. shift. shimmy. chemise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. arrangement. combination. slip. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. chemise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. sokak veya bahçede çöp kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوبين] mensuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yöntem, usul, metot; yol, tarz; düzen, nizam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nizamlı, munta zam, düzenli, yöntemli; sistemli. methodically z. düzenli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Metodist, bir Protestan mezhebi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. usule uydurmak, intizam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metodoloji, yöntembilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyn, beyân»dan İf.) (mü. mübîne). 1. iyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı ayıran: Kur’an-ı mübîn. 2. Açık, apaçık, doğru, belli: Dİn-i mübîn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden ayıran. 2.Açık anlaşılır, aşikar, belli. 3.Kur’an’ı Kerim’i bazen de peygamber (s.a.s.)’i vasfetmek için kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz, Mübin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as required by. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبين] açıklayan, açıklayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözü görmeyen, kör.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نابينا] kör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİK-BİN) (i. F.). İyimser, her şeyi hoş gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimistic. optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيکبين] iyimser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İyims(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişleri koruma veya bozuklukları düzeltme ile uğraşan dişçilik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doktrini sağlam; . dinsel inançlarına sadık; doğru, tam, uygun; b.h. Ortodoks kilisesine mensup; yürürlükteki usule uygun. orthodoxly z. kabul edilmiş bir fikre uygun olarak. orthodoxy i. Ortodoksluk; akidenin doğruluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir binadaki boru tesisatı; kurşun ve lehim işleri; su tesisatım yapma; boru tesisatçılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. kanda bulunan ve kanın pıhtılaşmasında etken olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedavi için hastanın sıkıntılarını canlı piyes şeklinde temsil etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin faaliyetini inceleyen bilim, psikodinami.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست بين] gerçekçi, doğruları gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Herşeyin doğrusunu gören. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Genetik mühendislik tekniklerinden, farklı birey veya türlerin DNA’larını birleştirmeye kadar uzanan değişik tekniklerin ürünü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodos adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim .rodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rododendron, açalyaya benzer bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaburgalar: den. ıskarmozlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .Amerika'ya mahsus kızıl göğuslü bir ardıçkuşu; (ing.) kızıl gerdan, nar bülbülü, zool. Erithacus rubecula Robin Goodfellow (ing.) mit. yaramaz peri. robin's egg blue ardıçkuşu yumurtasının rengi olan yeşilimsi açık mavi. Robin Hood ingiliz efsanele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayarlı, nallarında buz mıhları olan. ride roughshod over başkasının hakkını yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shoe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kumaş tiftiği, paçavralardan yapılmıs yün; kibarlık taslayan kimse; görünüşte iyi olan kalitesiz şey, taklit; bayağılık, pespayelik; çerçöp, artık, süprüntü; (s). eski yünden yapılmış; taklit, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bal ile sirke şerbeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsizce yapılmış; hareketlerinde ve giyiminde dikkatsiz, pasaklı, şapşal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyü ile bağlamak, teshir etmek. spellbound s. büyülenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water wheel. vortex wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -diees) mat. satır altına yazılan rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth. telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sakız ağacı, yabani fıstık ağacı, (bot.) Pistacia terebinthus. terebin'thic, terebin'thine (s.) sakız ağacına ait veya bu familyadan olan; terementi yağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kudret helvası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تأليف بين] uzlaştırıcı, birleşirici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru takımı, borular; boru yapmaya mahsus madde; boru şeklinde dokunmuş kumaş; tüp veya boru yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Su, buhar, gaz akımının tesiriyle diinen bir çarkı olan motor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat., zool. sarmal şekilde kıvrılmış, türbinal; i., bak. turbinated bone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıvrımlı, türbinal; bot. konik şekilde sarmal; zool. konik. turbinated bone insan burnundaki koni şeklinde üç kemikten biri. turbina'tion i. kıvrımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bound) bağını çözmek; çözmek; gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ortodoks olmayan; geleneklere karşı, adetlere ayklrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. danaayağı, bot. Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. detektif romanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera periclymenum;frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظاهربين] sadece görünüşe bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle kaftan altına giyilen kısa pamuklu. 2. Kundaktaki çocuklara gömleğin üstüne giydirilen pazen vesaireden kısa kollu ceket.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Mobbing İngilizce bir kelime. Saldırma, aşağılama, hor görme anlamlarına geliyor. Çalışma ortamında belirli bir kişiyi hedef alan ve uzun süre devam eden olumsuz davranışlar olarak tanımlanıyor. ‘İşyerinde ruhsal taciz’ veya ‘psikolojik terör’ olarak Türkçe’ye çevriliyor.

İlk kez 1984’te İsveçli psikolog Heinz Leymann’ın yaptığı bir araştırmayla gündeme geldi. Leymann ‘mobbing’i bir ya da birkaç kişinin bir çalışana karşı sistematik olarak ve düşmanca yürüttüğü aktiviteler olarak tanımlıyor. Saldırılar kişinin itibarını zedelemeyi, onun iletişim fırsatlarını ortadan kaldırmayı ve iş başarısını düşürmeyi hedefliyor. Bu davranışlar o kişiyi bezdirmek ve işinden istifa etmesini sağlamak amacıyla yani bilinçli bir şekilde uygulanıyor.

Bir şirketin organizasyonundaki bozukluklar ve kötü yönetim otomatik olarak mobbing için ortam yaratıyor. Bu nedenle en çok hastane, okul veya dini kurumlar gibi otoritenin pek de sıkı olmadığı ortamlarda rastlanıyor. Belirsizlikten kaynaklanan otorite boşluğunda güçlü güçsüzü eziyor. İirketin üst yönetimi bu problemi çözmek yerine görmezlikten gelirse problem derinleşiyor ve büyüyor.


Genel Bilgi by