Hol ne demek? | Hol anlamı nedir? | Hol

Hol anlamı nedir?

Hol ne demek?

Hol anlamı nedir?

Hol | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hol

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Sofa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlık, nem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby. hall. hallway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hall. hallway. lobby. vestibule. entrance. corridor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance hall. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head of the Line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Holiday weekend, if any MLK: Martin Luther King, Jr Day PRES: President's Day MEM: Memorial Day IND: Independence Day IND5: Independence Day LAB: Labor Day THK: Thanksgiving Day XMAS: Christmas Day XMSx: Christmas Day NYD: New Year's Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Never?Seems to be a specification language?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz kilisesine mensup olup Katolikliğe meyleden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seçme edebi parçalardan derlenmiş eser, antoloji. antholog'ical (s). antolojiye ait. anthologist (i). antoloji düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., jeol. derinde bulunan bir çeşit volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., ünlem bakmak, müsahede etmek; gözlemlemek; görmek; (ünlem) işte! Hah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borçlu, medyun; minnettar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ilik, düğme iliği;(f). ilik açmak; yakasına yapışmak. button-holer (i). ilik açan alet veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). Iiberal, açık fikirli; evrensel, genel, umumi; (bh). Katolik kilisesine bağlı olan; (i).,(bh). Katolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Katoliklik, Katolik kilisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık fikirlilik, düşünce özgürlüğü; dünyaya yaygın oluş, evrensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Katolikleştirmek, Katolikleşmek; evrenselleşmek, evrenselleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her derde deva olan ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öfke, kızgınlık, asabiyet; (eski)., (biyol). safra. choleric (s). çabuk kızan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolesterol, safrayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Ieh). yoldaki çamur cukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konkoloji, yumuşak çalarla uğraşan zooloji dalı. conchologist (i). konkoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz, kapalı ufak yer, gizlenecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik.) anlamsız sözlerin üst üste tekrarlanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz çukuru, gözevi; delik,göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak basacak sağlam yer, garantili yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). mülk; iyelik hakkı, mülkiyet. freeholder (i). mülk sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kalkana benzeyen yassı bir balık, (zool.) Hippoglossus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tutamaç, tutamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Batı Avrupa’da Felemenk memleket ve devleti. Kolanda peyniri, sünbülü = Bu memlekete mahsus çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden olan, Felemenkli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (held) (i). tutmak; bırakmamak, zapt etmek; içine almak, istiap etmek; alıkoymak, salıvermemek, durdurmak; sahip olmak, malik olmak, elinde tutmak; devam ettirmek; inanmak, kabul ve tasdik etmek; devam etmek, iltizam etmek; mecbur etmek; yapışmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gemi ambarı; geminin iç tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İstenmeden işlem yapılması önlemek için kontrol unsurlarını kilitler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engel, mania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutan şey; kulp, tutamak, tutamaç; (huk). hamil, sahip; kiracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutma aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. conglomeration. conglomerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act or state of sustaining, grasping, or retaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tenure; a farm or other estate held of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which holds, binds, or influences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The burden or chorus of a song. designed for retention; 'a holding pen'; 'a retaining wall'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. community company. conglomerate. consolidated company / corporation. holding. overhead s company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grabbing and holding onto an opponent or the opponent's stick; incurs a minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using your hands on an opponent or the opponent' equipment to impede your opponent's progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a parachute is flying directly into the ambient wind, it is said holding See running and crabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When you use your hands to grab your opponent or his or her stick A minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using the hands or arms to impede an opponent's movements A personal foul, and the penalty is a direct free kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A judge's decision in a case - the legally operative part of a decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ruling contained in a judicial opinion upon which the result depends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Land and buildings held by a freehold or leasehold occupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the shares , contracts , or face amount you own of an investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The designated area to which the Extra Performers report and stay while waiting to go on set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Aircraft flying a 'racetrack' pattern based on a defined constraint point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keeping another player from advancing by literally holding him back with one's hand Usually illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hands or stick to hold an opponent It is illegal and calls for a penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of the thermal cycle during which the temperature of the object is maintained constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maintaining full draw whilst aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minor penalty called when a player uses his or her hands to hold an opponent or their stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). tutma; kira ile tutulmuş arazi; spot engelleme; (gen). (çoğ). mal, mülk ve tahvil gibi eldeki değerler, edinç; (s). tutan, elinde bulunduran. holding company holding şirketi. holding pattern (hav). havaalanına inmeye izin beklerken uçağın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili süresi uzatılmış herhangi bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). durdurma; gecikme; engel; yolunu kesip soyma, tabanca tehdidiyle soyma; yolun kapanması; (k).dili müşteriden fazla para isteme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). delik; boşluk; çukur; magara, in; in gibi yer; hücre; karanlık ve pisyer; kusur; (k).dili güç durum, zorluk; (f). delik açmak; iki maden damarını birleştirmek için dehliz açmak. hole out golfta topu deliğe düşürmek. hole up saklanmak; dünyad

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatil; bayram veya yortu günü. holiday clothes bayramlık elbise. Iegal holiday resmi tatil günü. Roman holiday katılanların zaranna olan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tepeden bakan, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooligan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kutsiyet. His All Ho liness, His Holiness Mukaddes Peder (Papaya verilen unvan), Papa Cenapları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollanda, Felemenk. Hollander (i). Hollandalı, Felemenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. hollandish. netherlandish. holland. netherlands. netherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holland. the netherlands. dutch. netherlands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Holland. holland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa, Kuzey Denizi kıyısında, Belçika ve Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 52 30 Kuzey enlemi, 5 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 41,526 km².

Sınırları: toplam: 1,027 km.

sınır komşuları: Belçika 450 km, Almanya 577 km.

Sahil şeridi: 451 km.

İklimi: Ilıman; deniz iklimi, yazlar serin ve kışlar ılıman geçer.

Arazi yapısı: Çoğunlukla kıyı bölgesinde alçak ovalar ve düzlükler, güneydoğuda tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Prins Alexanderpolder -7 m; en yüksek noktası: Vaalserberg 322 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %21.96.

daimi ekinler: %0.77.

Diğer: %77.27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 5,650 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 16,491,461 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.49 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.72 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.96 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.96 yıl.

Erkeklerde: 76.39 yıl.

Kadınlarda: 81.67 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2003 verileri).

Ulus: Hollandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Hollandalı %91, Faslı, Türk ve diğer %9.

Din: Roma Katolikleri %31, Protestan %21, Müslüman %4.4, diğer %3.6, inançsız %40.

Dil: Flemenkçe.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hollanda Krallığı.

kısa şekli : Hollanda.

Yerel tam adı: Koninkrijk der Nederlanden.

yerel kısa şekli: Nederland.

ingilizce: Netherlands.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Amsterdam - Den Haag.

İdari bölümler: 12 bölge; Drenthe, Flevoland, Friesland, Gelderland, Groningen, Limburg, Noord-Brabant, Noord-Holland, Overijssel, Utrecht, Zeeland, Zuid-Holland.

Bağımlı toprakları: Aruba, Hollanda Antilleri.

Bağımsızlık günü: 1579 (İspanya’dan).

Milli bayram: Kraliçe günü, 30 Nisan.

Anayasa: 1814; bir çok kez yenilenmiştir, son düzenlenme tarihi 17 Şubat 1983.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. dutch. hollander. dutchman. netherlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchman. dutch. dutchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi cin (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili bağırmak, haykırmak, çağırmak; (i). bağırış, haykırış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içi boş, oyuk; çukur, derin, çökük; yankı yapan, boşluktan gelen (ses); yalan, sahte, aldatıcı, riyakâr; aç. hollow pretense gösteriş, samimiyetsizlik. hollow victory bir şeye yaramayan zafer, boş başarı. beat him hollow mahvetmek, tam bir yenil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oyuk yer, çukur; dere; (f). oymak, içini oymak, çukur açmak; oyulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, riyakâr, güvenilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle gümüş kap veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çobanpüskülü, (bot). Ilex aqui folium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gülhatmi, (bot). Althaea rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollywood.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nehir veya göl ortasırdaki adacık; (ing). nehir kenarında bulunan düz çayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., holm oak pırnal, (bot). Quercus ilex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). Ho senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek tüm, bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle yangın yüzünden birçok kimse ve şeyin mahvolması; ateşte yakılan kurban. the Holocaust Nazilerin yaptıklan Musevi Katliamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biri etkilenmiş ve diğeri tabii olan iki laser ışınının çarpıştırılması sonucu meydana gelen ve üç boyutlu resim verebilen negatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hologram AF (Otomatik Odaklama), zayıf aydınlatma koşullarında odaklamanın yapılması için lazer hologramı kullanır ve odaklamanın daha doğru yapılmasını sağlar. Sistem Lazer Sınıf 1 şartnamesinin gereklerini yerine getirdiğinden, insan gözü için yüksek düzeyde güvenlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hologram AF (Otomatik Odaklama), zayıf aydınlatma koşullarında odaklamanın yapılması için lazer hologramı kullanır ve odaklamanın daha doğru yapılmasını sağlar. Sistem Lazer Sınıf 1 şartnamesinin gereklerini yerine getirdiğinden, insan gözü için yüksek düzeyde güvenlik sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tamamı imza sahibinin eliyle yazılmış (belge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sinir iletilerinin beynin bütünü tarafından algılandığı kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Jeolojide yeni çağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., eski helped.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşin tabancalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kutsal, mukaddes, kutsi, mübarek. Holy Father Papa. Holy Ghost, Holy Spirit Ruhulkudüs. Holy Grail (bak). Grail Holy LHnd Mukaddes Diyar, Filistin. holy of holies Musevi tapınaının en iç kısmı; kutsal olan herhangi bir yer. Holy Office Katolik kil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., holyday yortu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Malta taşı, bir çeşit yumuşak kumtaşı; (f). bu taşla temizlemek (gemi güvertesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ev halkı, aile; s. eve ait; evcil. household word her gün kullanılan kelime. householder i. aile reisi, evsahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okullar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anahtar deliği. keyhole saw çok ince el testeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) budak yeri, budak deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arazi sahibi; emlâk sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşbilim, litoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilâçla mesane taşını eritme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mazgal deliği, duvar kovuğu; kaçamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeraltına inip boru veya kablo onarımı yapmak için caddelerdeki yuvarlak ve üstü kapaklı delik, baca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. melankoli, karasevda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. melankoli, karasevda; can sıkıntısı, kasvet: s. melankolik; kasvetli. melanchol'ic s. hüzünlü, karasevdalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. mantol, nane ruhundan çıkarılan ıtırlı bir madde. mentholated s. mantollü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. şekilbilim, morfoloji; dilb. şekilbilgisi, morfoloji. morpholog'ical s. morfolojik morphologist i. morfoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fare deliği; çok ufak delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Çalgılı fantezi oyunlar gösterilen tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mitolojik, esatiri. mythologically z. esatir kabilinden, mitolojiye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mitoloji. mythologist i. mitoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinir sistemi patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hayvanlar ilminin kuşlar bölümü, ornitoloji. ornitholog'ical s. kuşlar bilgisine ait, ornitolojik. ornithologist i. kuş uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parapsikoloji, telepati gibi tabiatustü ruh kuvvetlerini inceleyen araştırma dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patoloji, hastalıklar bilimi; bir hastalığın seyri. pathologist i. patolog, hastalıklar bilimi uzmanı. pathological s. patolojik. patholog'ically z. patolojik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pis ve mikroplu yer, hastalık bulaştıran yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güvercin yuvası: yazı masasında kâğıt gözü; f. yazı masasının kâğıt gözüne yerleştirmek; tasnif etmek, sıralamak; bir yana atmak, hasıraltı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğne ile açılmış delik, ufak delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poliçe hamili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. lombar; kale mazgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (yolda) derin çukur; kayalarda su ve çakılların açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ruhi, ruha ait; ruhbilimsel, psikolojik. psy- chologic moment en uygun zaman, en olumlu an. psychologically z. psikolojik bakımdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhbilim, psikoloji. psychologist i. ruh bilgini, psikolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl hastalıkları ilmi, psikopatoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin; edebi ilimlerde araştırma yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilmi, âlime yakışır, alimce. scholarliness i. bilimsel nitelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. âlimlik, ilim, irfan; burs .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okul veya öğrenciye ait; ortaçağda yüksek felsefe veya din mekteplerine ait; iskolastik; âlimane; kuru, cansız; i. ortaçağda alim adam; felsefe veya din konularında ilmi metotlarla çalışan kimse. scholastically z. iskolastik olarak, iskolastik u

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden haşiye veya şerh yazan kimse. scholias'tic s. haşiye veya şerh kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -lia) haşiye, şerh, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hissedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaya veya kayalık arazide bulunan ve içindeki suyun sızmasıyle kuruyan çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köleleri olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda'da genel vali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bahis için ortaya konan parayı muhafaza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hissedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külhan ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müstahkem yer, kale; iyi muhafaza edilmiş mevki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kürek ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı eşiği, eşik; girecek yer; başlangıç; psik. şuur eşiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. unvan sahibi, şampiyonluk ünvanına sahip kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güreşte hasmının ayağını bükme, topuk elleme; ancak basacak yer; başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski toplarda falya deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kutsal olmayan; küfür kabilinden, kötü; saf olmayan: k.dili. korkunç, berbat. unholiness i. günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam olmayan, sakat, sıhhatsiz; bozuk; zararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (held) yukarı kaldırmak; tutmak, tarafını tutmak, desteklemek; onaylamak, tasdik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döşemek; donatmak. upholsterer i. döşemeci. upholstery i. döşemecilik; döşemelik eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven için bırakılan boşluk; kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tam, bütün, tüm; sağlam, sağ, iyi, sağalmış, iyileşmiş; i. tüm, bütün, kül; tam şey; toplam. whole blood bütün kan, şişe kanı. whole hog (argo) bir şeyin bütünü. go the whole hog (argo) bir işi tam yapmak, sonuna kadar uğraşmak. whole milk ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimt, içten, candan; gayretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. toptan yapılan, toptan satılan; z. toptan; i. toptan satış; f. toptan satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhi, sıhhate yararlı, hasiyetli; sıhhatli; tekin. wholesomely z. sıhhatle; tekince. wholesomeness i. sıhhatli olma; tekin olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bütün bütün, büsbütün, tamamen; sırf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-held, -holding) elinde tutmak, kendine saklamak, bırakmamak; kısıtlamak; vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solucan deliği, kurt deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by