Hor Görme ne demek? | Hor Görme anlamı nedir? | Hor Görme

Hor Görme anlamı nedir?

Hor Görme ne demek?

Hor Görme anlamı nedir?

Hor Görme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hor gorme

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. insult. patronage. patronizing. scorn. slight. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). sofradan ve yataktan (boşanmanın bir çeşidi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) hor görmek, iğrenmek abhorrence (i) nefret; nefret edilen veya tiksinilen herhangi bir şey abhorrent (s) nefret uyandıran, iğrenç; (to) ile karşı, muhalif, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخورد] nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشخور] sulama yeri. 2.nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kulplu eski bir cins küp, amfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), demirlemek, lenger atmak. anchorable (s). demirlenebilir. anchoringplace (i). demirleme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). demir, çapa, lenger; iki duvarı birbirine tutturan demir; halat çekişme oyununda en arkada duran adam; çıkar yol, dayanak noktası. anchor ground gemi demirleyecek yer, demir yeri. anchorhold (i). demirin tutması; emniyet. at anchor

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demirleme yeri, liman; demirleme, demirlenmiş olma; güven, emniyet ; demirleme harcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir köşeye çekilmiş olan kimse, münzevi hayat yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. anchorman

ana haber sunucusu

Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize, darbımesel. aphoristic (s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). karaya, karada, kıyıya, kıyıda, karaya oturmuş (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yazar, müellif, muharrir; yaratıcı, müsebbip; yazarın eserleri; (f). yazmak , eser yazmak authoress (i). kadın yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yetki, salâhiyet, hâkimiyet , otorite; hükümet; itibar, nüfuz; bilirkişi, ehli vukuf, erbap; şahadet, şahit; yetkili sayılan kitap veya yazar. the authorities yetkili olanlar; polis ve hakimler author'itative (s). yetkili, salahiyettar; itima

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). izin, ruhsat, cevaz; tensip, uygun görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetki vermek, saIâhiyet vermek; yetkili olarak kurmak; izin vermek; ruhsat vermek; müsaade etmek; caiz görmek; teyit etmek, tasdik etmek. Authorized Version Kitabı Mukaddes'in 1611'de yapılan ingilizce tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarlık, muharrirlik, müelliflik; kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). orduda yük beygiri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kısa pantolon, Bermuda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istanbul Boğazı, Karadeniz Boğazı. the Bosphorus and its shores Boğaziçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehri, bot. Rhamnus infectorius; topalak, bot. Rhamnus chlorophorus globosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafur, kafuru. spirits of camphor kafur ruhu. camphorated (s). kafurlu. camphor tree kafur ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan ayinlerinde başının üstünde sepet taşıyan kız; başında yastığa benzer bir şekil bulunan kız heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ABD, (k.dili). adale kasılması, kramp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -gi). eski Yunan korolarının şefi; herhangi bir festivalin idarecisi.choragic (s). koro şefiyle ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koro ile ilgili; bir koro tarafından söylenmiş; koro için yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhi beste, koral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalgı teli; his, duygu; (geom). kiriş; (müz). bir arada çalınan ahenkli birkaç çeşit nota, akort. dominant chord esas gamın beşinci notası olan akort; sol ile ahenkli akort. spinal chord. (bak). cord chord of an arc yay kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). omurgalı hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ABD). küçük bir iş; (çoğ). bir evin veya çiftliğin günlük işleri; güç ve zevksiz bir iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kore hastalığı, yüzde, kollarda ve bacaklarda tikler meydana getiren bir çocuk hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreograf, bale direktörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreografi, bale eserleri yazma sanatı; bale sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (siir). dört heceli bir öIçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koroya ait, koro için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., ceninin dış zarı,koryon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). ceninin dış zarı, koryon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koro üyesi; kilise korosunda şarkı söyleyen erkek çocuk; koro şefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bölgenin haritasını çıkarma ve arazi karakterini inceleme iimi. chorographer (i). haritacı. chorograph'ical (s). haritacılıkla ilgili veya ona ait. chorograph-ically (z). haritacılıkla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). gözün damar tabakasının arka parçası; (s). buna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). renk, renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kıkırdamak, kahkahaları zaptetmek; (i). kıkırdama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). koro, koro parçası; bir şarkının koro kısmı; koro ekibi; (f). koro halinde şarkı söylemek veya konuşmak. chorus girl kabare kızı. in chorus hep beraber, hep bir ağızdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). hindibaya benzeyen it (çoğ -bei). evli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahta at, oyuncak at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da piyade taburu, kohort, bir lejyonun onda biri; bir grup asker; herhangi bir insan topluluğu; arkadaş; (k).dili işbirlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk iken kırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). taraklıların bir kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık, münasip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخور] layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ter, terletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). terletici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ri) i, fiz endüksiyon yoluyla elektrik toplamaya yarayan alet, elektroforus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli; halka ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ors, Lat. -ori) i. eski Isparta'da beş kişiden kurulu hükümet üyesi; bügünkü Yunanistan'da bayındırlık müfettişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütleğen, (bot.) Euphorbia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) öfori, kendini aşırı derecede zinde hissetme hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teşvik etmek; öğüt vermek,akıl öğretmek, nasihat etmek; uyarmak, ikaz etmek, ihtar etmek. exhortation (i.) teşvik; nasihat, öğüt, vaız. exhortative, exhor'tatory (s.) teşvik veya öğüt niteliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet gibi nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inme sırasında suların çekildiği kıyı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (güz. san). resimde yandan görülen bir şeyin boyunu kısa göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmek işi. Gören veya görmüş. Sonradan görme = Aşağı bir sınıf ve aileye mensup olup da makam ve servete erişmiş kimse. (bk.) Görmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sight. vision. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sight. vision. acuity. remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görmek şartıyle: Görmece alış veriş. 2. Göz tahmini il«, ölçüp tartmaksızın, götürü: Görmece pazarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Görüş vasıtasiyle bir şeyin şekil ve dış durumunu hissetmek, Osm. rü’yet ve müşâhede eylemek: Yeni yapılan mektebi gördüm. Ömründe deniz görmemiş. 2. Görüş hassasına mâlik olmak, Osm. bînâ olmak: Deynekle gezen şu ihtiyar hiç mi görmüyor? Biraz görüyormuş. Onun gözleri görmez. Bir gözü az görür. 3. Anlamak, Osm. derk ve fehm etmek: Gördüm ki iş fena olacak. Gördün ki fayda yoktur. 4. Mütalaa ve mülâhaza etmek, bulmak, düşünerek, muhakeme eylemek: Bu işi nasıl görüyorsunuz? O adamı nasıl gördünüz? Ben bu havayı iyi görmüyorum. Lâyık, reva, münasip görmek. 5. Rasgelmek, tesadüf etmek, buluşmak, konuşmak, görüşmek, mülâkat etmek: Onu dün gördüm. Berikini yarın göreceğim. Çoktan kendisini görmedim. 6. Ziyaret etmek, ziyaretine gitmek: Hastalandım da kimse görmeye gelmedi. Hastayı görmek bir insanlık vazifescidir. 7. Edâ ve İfâ etmek, yapmak, yerine getirmek, tesviye eylemek: iş görmek, hizmet görmek, masraf görmek, hesap görmek: Ben kendi işimi kendim görürüm. 8. Uğramak, çekmek, Osm. dûçâr ve giriftâr olmak: Bu işten çok zarar gördüm. Ömründe sıtma görmemiş. Çok acı görmüş. Ceza görmek. 9. Erişmek, kavuşmak, elde etmek, Osm. nâil olmak, Fars. dest-res olmak: Kendisinden çok iyilik gördüm. Çok insaniyetini gördüm. Sizden ne gördüm. Sevabını cezasını, mükâfatını görürsünüz. 10. Denemek, tecrübe etmek, geçirmek: İş görmüş, gün görmüş. 11. Gezmek, bulunmak, yaşamak: Çok yerler görmüş, Avrupa görmüş. Hindistan’ı görmüş. Mektep görmek. 12. Almak: Terbiye görmek, ders görmek. Bu arazi hiç gübre, su, çapa görmemiş. 13 Hazırlamak, hazır etmek: Yolculuk hazırlıklarını görüyor. 14. Düşünmek, tedbir almak, bulmak: Çaresini gör. Kendi hâlini görsün. 15. Geçirmek: Bu sene yaz, kış görmedik 16. Lüzum kipine eklenerek meşguliyet ve devamlılık gösterir: Alagörmek, yazagörmek. Az görmek = Azdır diye beğenmemek, küçümsemek. Çok görmek = kıskançlık duymak, çekememek. Hoş görmek = İyi görmek, müsamaha etmek, tasa etmemek. Düş, rüya görmek = MAnâ Aleminde görmek. Adet görmek = Hayız gelmek (kız) bülûğa erişmek. Gün görmek = 1. Aydınlık almak. 2. Mevkie, rahata erişmek. Gün görmüş = Tecrübeli. Göreyim seni = Teşvik tabiridir. Haydi bakalım, utandırma beni! Gün görmez = Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

see. observe. spot. view. catch sight of. get sight of. consider. wake to. waken. sight. see into. behold. experience. espy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behold. catch. distinguish. espy. experience. know. look. perceive. place. recognize. remember. see. sight. spot. square. tip. treat. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see. to see and recognize. to spot. to recognize. to realize. to consider. to judge. to regard. to experience. to live through. to perform. to pay. to receive from another. to face (in the direction of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Görmezlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birdenbire eriştiği varlığa kendisini uyduramıyarak gösterişli hareketlerde bulunan. 2. Görgüsüzlüğü sebebiyle aşırı davranışlarda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart. parvenu. uncouth. not refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmemişe yakışacak davranış veya görmemiş olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmeyen, Fars. nâ-bînâ, kör: Görmez, gözü görmez bir ihtiyar. Gün görmez = Karanlık, Ar. muzlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Körlük, görmeyiş. Ar. amâ. Görmezliğe (ve galatı görmemezliğe) gelmek: İsteyerek görmez gibi olmak, Osm. tegafül, tesamüh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretending not to see. blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) acemi veya toy kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) suni ufuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) klavsen gibi eski tip piyano, harpsikord .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geyik boynuzu; eski, ecza. amonyum karbonatı, nişadırkaymağı . salts of hartshorn eski nışadır. spirits of hartshorn eski amonyak gazı, nışadırruhu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alıç, (bot.) Crataegus oxyacantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sallanan oyuncak at; çocuğun at diye bindiği değnek; bir kimsenin merakla takip ettiği konu veya iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakir, düşkün, bayağı. Hor tutmak, kullanmak = Gözetmemek, dikkat etmemek. Hor bakmak = Küçümsemek. Hora gelmek = Dayanıklı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürden fiilinden). Yiyen, yiyici: Köfte-hor = Köfte yiyen (şaka yollu söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Uyurken çıkarılan sesi ve bol bol akan şeyin sesini taklit ve tasvir eder: Hor hor uyumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptible. despicable. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicable. contemptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. insult. patronage. patronizing. scorn. slight. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciate. despise. disdain. disparage. pooh-pooh. scorn. slight. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to treat sb as of no account. condescend. curl one's lip. despise. insult. patronize. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Ayak tepilerek yapılan basit, hareketli bir raks: Hora tepmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a round dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Israeli folk dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, horary s. saatlere ait; saatte bir olan; bir saatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aile efradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. musilci) Türk musikisinde şimdi kullanılmıyan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuğla tozuyla kireçten mürekkep sağlam bir harç ki, çimentonun icadından önce onun yerine kullanılırdı (İran’ın Horasan ülkesinde kullanıldığı için bu isimle şöhret bulmuştur). Kara horasan = Horasan’da yapılan makbûl bir kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar made of brick dust and lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski kıyafette, sarıktan taşkın bir çeşit kavuk ki, eski mezar taşlarında örnekleri çok görülür.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(semen-contra): Bileşikgiller familyasından “Compositae”nin açılmamış çiçekleridir. Halep, Türkistan, Buhara ve Volga nehri etrafında yetişir. Hekimlikte sarımtırak esmer renkli ve küçük tohuma benzer çiçek başları ile diğer kısımları kullanılır. Kokusu anasona benzer. Tadı acı, yakıcı ve fenadır. Etkili maddesi Santonin’dir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Şaka, eğlence, lâtife, mizah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şakacı, latîfe ve mizahı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeme, yiyinti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horda, göçebe aşiret; kalabalık; güruh. Golden Horde Altınordu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hora.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoarhound i. köpekayası, kavkas, bot. Marrubium vulgare; bu bitkiden çıkanlan öz veya bu öz ile yapılan şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Develerin sırtındaki tümsek, (bk.) Örgüç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. humpback. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camel's hump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Gür akan, ses çıkararak akan su: Horhor çeşmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufuk, çevren; mec. fikir ufukları; astr. ufuk dairesi. apparent horizon görünen çevren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yatay, ufki, ufka para!el, ufka ait; i. yatay düzlem veya çizgi. horizontally z. yatay bir şekilde, ufki olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hor ve hakir tutmak veya kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Uyurken boğazdan kalın sesle horhor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore. to despise. to look down upon. to hurt feelings. to snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snore. to treat sb contemptuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be treated contemptuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakaret, zillet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Salgı bezlerinden kana geçen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hormone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hormone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynuz; boynuz şeklindeki herhangi bir sey; müz boru; eyer kaşı; klakson, korna. horn of plenty bolluk, bolluk sembolü. horns of a dilemma birinin seçilmesi icap eden iki müşkül şık, bak. dilemma. blow one's own horn böbürlenmek. draw in one's horns

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boynuz koymak, boynuz şekli vermek; tos vurmak. horn in argo bir işe burnunu sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürgen, bot. Carpinus betulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.tropikal Asya ve Afrika'da bulunan iri gagalı bir kuş, zool. Bucerotidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. hornblent, doğal aluminyum, kalsiyum, magnezyum ve demir silikatından meydana gelen koyu renkli bir amfibol çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Tabiî alüminyum, kalsiyum, demir ve magnezyum silikatından ibaret bir amfibol çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan ince ve şeffaf boynuzla kaplı levha şeklinde çocuk alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuzlu; uçları boynuz gibi sivri olan. horned owl kulaklı orman baykuşu. horned pout boynuzlu bir çeşit tatlı su balığı. horned toad üstü boynuz gibi kemikli bir çeşit kertenkele. horned viper boynuzlu ve çok zehirli bir cins engerek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük eşekarısı, zool. Vespa crabo. stir up a hornet's nest belâyıaramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gal eyaletine özgü klarnete benzer eski bir çalgı; eskiden gemicilere özgü oynak bir dans; bu dansa ait havalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakmaktaşına benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuz gibi; boynuzdan veya boynuza benzer bir maddeden yapılmış; boynuzlu; argo şehvetli. hornyhanded s. elleri nasırlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakti gösteren alet, saat. horol'oger i. saatçi, usta saatçi. horol'ogy i. vakit ölçme ilmi; vakit ölçen aletler yapma sanatı. horolog'ica1 s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Doğu, bilhassa kuzeydoğu Karadeniz bölgesine mahsus, çok hareketli, yeknesak adımlarla oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Horozbina.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayiçe. cast a horoscope zayiçesine bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızlara bakarak kehanette bulunma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban teresi çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavuğun erkeği: Horoz ötmek. 2. Çakmaklı silâhın çakmak tepesi: Tabancanın horozunu kaldırmak. 3. Kapı zembereğinin mandalı. Horozayağı = Fişek sökecek burgu. Horoz ötmek = sabah olmak. Horozoğlu = Çılgın. Horoz ibiği = (bk.) İbik. Horoz yumurtası = Ufak yumurta. Horoz akıllı = Ne yaptığını, iyi düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. rooster. chanticleer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. rooster. hammer. hammer of a gun. bridge of a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rooster. cock. hammer. bridge of a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock fight. cockfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayabalığı familyasından, küçük bir balık (blemnius).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blenny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden tere tadında bir dağ bitkisi (epidium campestre).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir kır bitkisi (soseli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Horozibiğilgillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (amatanthus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celosia. cockscomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir bitki familvası. Örnek bitkisi horozibiğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Horoz gibi kabarıp kurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swagger. to bluster. to assume a threatening manner. square up to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, müthiş, dehşet verici. horrendously z. korkunç bir şekilde, dehşet saçarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müthiş, dehşetli, korkunç, iğrenç; k.dili aşırı. horribleness i. korkunçluk, dehşet. horribly z. korkunç bir şekilde, iğrenç olarak; k.dili müthiş bir şekilde; çirkin olarak; çok, pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, iğrenç; k.dili kötü, çirkin, berbat. horridly z. korkunç bir şekilde. horridness i. igrençlik, korkunçluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dehşet vermek, korkutmak. horrif'ic s. dehşetli, korkunç. horrifica'tion i. dehşete düşürme; dehşet verici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dehşet, yılgı, korku; nefret, tiksinme, istikrah; dehşetli veya korkunç şey. the horrors k.dili dehşet veya korku buhranı; çok içki içenlerde bazen görülen korku nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, horrorstricken s. korku veya dehşetten do- nakalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. savaşamaz halde, savaş dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ordövr, çerez, meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at, beygir; aygır; at familyasından hayvan; süvari birliği; kasa (jimnastik); A.B.D, argo öğrencilerin derslerde gizlice kullandıklan çeviri veya benzeri yardımcı şey; A.B.D, argo eroin. horse bean bakla. horse chestnut atkestanesi, bot. Aesculus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ata bindirmek; at tedarik etmek; kamçılamak; sırtına binmek; ata binmek; A.B.D, argo eşek şakası yapmak; oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. at sırtı; z. at sırtında, ata binerek. on horseback ata binmiş, at üstünde, beygirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binektaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlı tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at satıcısı, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at eti; at sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kılı; at kılından dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kenesi, zool. Haemopsis sangui sorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici; süvari. horsemanship i. binicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşek şakası; hoyratlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at sulama veya yıkama havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. beygirgücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanturpu, bayırturpu, yabani lahana, acırga, karaturp, bot. Armoracia lapathifolia. horseradish tree banağacı, bot. Moringa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at nalı; nal şeklinde şey; çoğ. nal ile oynanılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kuyrugu; Osmanlılarda tuğ; kırkkilit, atkuyrugu, bot. Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kamçı, kırbaç; f. kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ata iyi binen kadın. hort. kıs. horticulture.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a ridge of the earth's crust that has been forced upward between two faults and so is higher than the surrounding land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upthrown block lying between two steep-angled fault blocks See also graben.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A block of rock that lies between two faults and has moved upward relative to the two adjacent fault blocks See also graben. a block of rock thrown up between normal faults.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elongate fault block that has been uplifted in relation to the adjacent rocks. n a large block of crust uplifted along a normal fault in an area of extensional stress forming a mountain; found in conjunction with grabens. an up-faulted block of rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upthrown block between two faults. a ridge of the earth's crust that has been forced upward between two faults and so is higher than the surrounding land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aery , ayrie , eyrie , eyry , horst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hortatory s. nasihat verici, nasihat yollu; teşvik edici, gayret verici, yüreklendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş inanışa göre, dirilip geceleri dolaşarak, insanlara kötülük eden ölü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghost. spook. specter. ghost of a dead person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spectre. ghost of dead person. ghost. ghoul. spectre specter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halk inanışına göre günahkâr adam mezarda canlanıp azap çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and haunt people. to arise again. to rise from the dead/grave. to rise again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and hunt people. to rise again. return from the dead. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Fil burnu. 2. Tulumbaya takılan plastik, lastik veya sık bez boru. 3. Dar sahalı bir siklon çeşidi. Hortum, buhar veya suyun hızla dönüp sütun halinde yükselmesi şeklinde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. water hose. hose pipe. tornado. elephant's trunk. twister. whirlwind. cyclone. eddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. waterspout. whirlwind. hosepipe. trunk. proboscis. tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. tornado. whirlwind. trunk. proboscis. waterspout. tube. hosepipe. rubber / flexible / elastic pipe. nozzle. cyclone. whirlblast. hurl wind. twister. waterskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Horuldama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyurken horul horul ses çıkarmak, horlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Horuldama sesi, horlama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore. snort. snoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snoring. snore. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Köylü, kaba, eli bir şeye yakışmayan, bir şeyi güzel muhafaza etmeyi bilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyi karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. tanrıların damarlarında kan yerine dolaşan eter nev'inden bir sıvı; tıb. irin, cerahat ichorous s. irinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kıyıya yakın; z. sahile doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. = köfte yiyen). Şarlatan, tafra satan, gösterişçi (ekseri takılmak için kullanılır): Seni köftehor senil

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Lahor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit tavuk, legorn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi yükletme ve boşaltma gibi liman işlerinde kullanılan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekli bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sakıncalı bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarpuz çeşidinden bir ot, kocayarpuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mecaz. mixed metaphor birbirine uymayan mecazların bir araya getirilmesi. metaphor'ic(al) s. mecazi. metaphorically z. mecazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nota aralıkklarını ölçmek için kullanılan tek telli alet, sesölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. off-shore

ekon. kıyı bankacılığı

Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyıdan uzak; kıyıdan esen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek atlı; ikinci derecede, adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreseeing. anticipation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreseeing. anticipation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Önde tutmak, Osm. derpiş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stipulate. to stipulate. to anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predict. to foresee. to anticipate. to keep sth in mind. envisage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stipulate. to stipulate. to anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predict. to foresee. to anticipate. to keep sth in mind. envisage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .sahile doğru olan; z . sahilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. duckbill.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük beygiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D. benekli at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fosforlu madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karanlıkta fosfor gibi ışıldamak. phosphorescence i. ısı vermeden fosfor gibi karanlıkta ışıldama. phosphorescent s. fosfor gibi ışıldayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. fosforlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fosfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolgunluk, fazlalık; tıb pletor, kan fazlalığı, kan toplanması .plethoric s. pletorik, kan toplanması kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. plevra boşluğunda gaz toplanması; ciğer söndürme, hava verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus çatal boynuzlu bir geyik,zool. Antilocapra americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -raxes, - races) zool. böceklerde göğsün ön kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) havayla temas edince kendiliğinden ateş alan bir madde veya terkip; ateş böceğinden daha parlak ışık veren Amerika'ya mahsus bir böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşu atı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Rüya

Rüyada at görmek murada nailiyet ile tâbir olunur... Ata binmeye ehil olmayan biri, rüyada ata bindiğini görse, bu onun için izzet ve makama, yüksek derecelere delâlet eder... Rüyada At Görmek ile ilgili tüm bilgilere BÜYÜK RÜYA TABİRLERİ sitesinden ulaşabilirsiniz.

Rüya by

Türkçe Sözlük

(i. «ser-Ahûr» dan galat). 1. Eski bir rütbe sahibi. 2. (silâhşor’dan galat). Vaktiyle bir kale ve yerin muhafazasıyla görevli olup, bu hizmete karşılık vergi vermeyen asker.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testere tezgahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir çesit anahtarlı ve nefesli çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. semafor; f. semaforla konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekecek, kerata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak ve gemilerde kullanılan bir nevi radar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahil, kıyı. shore dinner deniz mahsullerinden ibaret yemek. in shore kıyıya yakın. off shore kıyıdan biraz uzak, açıkta. on shore karada. shoreless (s). sahili olmayan, kıyısız; hudutsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dayanak, destek, payanda; (f)., up ile payanda ile desteklemek. shoring (i). destekleme; payandalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahil hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). kısa; kısa boylu; bodur; ters ve kısa (cevap); eksik, nakıs, dar, ihtiyacı karşılamayan; satılırken elde bulunmayan (mal); gevrek, çabuk kırılan; çok yağIı; (z). birdenbire; elde bulunmayan malı satmak üzere; tersçe; eksik; (i). kısa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerli galeta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstüne ezilmiş meyva konulan gevrek kek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili eksik para vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısa devre yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kusur, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kestirmeden gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısaltmak, kısalmak; yağ katarak gevrekleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağ; kısaltma, kısalma, ihtisar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). stenografi, steno.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcısı az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa boynuzlu iri bir cins sığır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısa ömürlü ömürsüz; az zaman süren. _

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). miyop; ileriyi göremeyen, basiretsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, nezaketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., beysbol ikinci ile üçüncü minder arasında oynayan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çabuk kızan, öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısa vadeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parvenu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arriviste. beggar on horseback. new man. nouveau riche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkasında avcının siper aldığı at veya at şeklinde şey; arkasında gizlenilen şey, maske.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aygır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) dans perisi. terpsichore'an (s.) dansla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) dört notadan ibaret yarım oktavlık akort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) iskandinavyalıların yıldırım ve savaş tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

I., anat. göğüs, toraks; zool. toraks. thoracic s. göüste olan, göğüse ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içtoryum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içdiken; üzüntü cefa; dikeni çok bitki; (eski) İngilizce'de th sesini gösteren harfin adıö thorn apple alıç bot. Crataegus azarolus; tatula, bot. Daturastra monium. thorn in the flesh baş belâsı. thorn'y s. dikenli; belâlı, cefalı sıkıntılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatoz, kedibalığı, zool. Raia clavata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, mükemmel; çok dikkatli; baştan başa. thoroughly z. tamamen, adamakıllı. thoroughness i. kusursuzluk; dikkatlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan; soylu; tam; i. saf kan hayvan; b.h. bir cins at; k.dili. kültürlü kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cadde, yol, geçit. No thoroughfare Yol yok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, daniska; çok dikkatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her çeşit yuruyüşe alışkın (at); her şeye gelir, tam, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetkisiz; resmi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. attan düşürmek; atın. almak; düşürmek, yerinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçı kesilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorization. concurrence. discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alıç, bot. Crataegus azarolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fahişe, orospu; f. fahişelik etmek. whor'ish s. fahişe gibi; fuhşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) orospuluk, fahişelik, fuhuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zampara; kerhaneci: pezevenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halka dizilişli yapraklar; zool. helezon şeklindeki kabuğun bir halkası; iğ ucundaki ağırlık, ağırşak; parmak izindeki helezoni kabarıklık. whorled s. halkadizilişli; helezon şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay üzümü, bot. Vaccinium myrtillus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beygir; çok çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undamaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undamaged. unhurt. unimpaired. uninjured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by