Hörü Bilgin (@drhr9092) | Hörü Bilgin (@drhr9092) ne demek? | Hörü Bilgin (@drhr9092) anlamı nedir?

Hörü Bilgin (@drhr9092) | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: horu bilgin drhr

Türkçe Sözlük

(i.). İhtisas derecesinde bilgi sahibi olan kimse, Alim.

Türkçe - İngilizce Sözlük

learned. erudite. scholar. bookman. learned man. scientist. pundit. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük

pundit. savant. scholar. scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholar. scientist. pundit. wise.

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

jugular. pharyngal. pharyngeal. throat. neck. fauces. mountain pass. bosphorus. constriction. gorge. gullet. sound. strait. swallow. throttle. whistle.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istanbul Boğazı, Karadeniz Boğazı. the Bosphorus and its shores Boğaziçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehri, bot. Rhamnus infectorius; topalak, bot. Rhamnus chlorophorus globosus.

Türkçe Sözlük

(i. aslı: «çalık). Ağaç ile ot arasında ve ekseriya dikenli bitki. Çalı çırpı = Çalı çeşidinden şeyler: Çalı çırpıdan bir kulübe. Kara çalı = Çalının bir nevi, Isa çalısı. Çalı fauslyesi = Çalıya sarılan fasulye nevi. Çalı horuzu = Tavukgillerden bir yaban kuşu (Tetrao urogallus). Çalıkuşu = Serçegiîlerden çalılık yerleri seven ötücü bir kuş (Troglodytes). Çalı süpürgesi = Süpürge çalısından yapılan süpürge.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). koro, koro parçası; bir şarkının koro kısmı; koro ekibi; (f). koro halinde şarkı söylemek veya konuşmak. chorus girl kabare kızı. in chorus hep beraber, hep bir ağızdan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The introduction of an element that alters the conductivity of a semiconductor Adding boron to silicon will create a P-type material, while adding phosphorus or arsenic to silicon will create N-type material.

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphor. phosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing phosphorus. phosphorous. phosphoric.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyurken veya uyanıklıkta göğüsten veya genizden sesle nefes alma, horuldama. 2. Sebepsiz kavga, Ar. nizâ.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hır etmek, göğüsten sesle nefes almak veya uykuda horuldamak. 2. Sebepsiz yere kavga etmek, rahat vermeyip kavga çıkarmak istemek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The burden or chorus of a song. designed for retention; 'a holding pen'; 'a retaining wall'.

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Horuldama sesi.

Türkçe Sözlük

(f.). Uyurken horul horul ses çıkarmak, horlamak.

Türkçe Sözlük

(i.). Horuldama sesi, horlama sesi.

Türkçe Sözlük

(i.). Pek bodur bir cins horoz veya tavuk. İspenç horuzu = mec. Ufak tefek olduğu halde kabadayılık taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yahudi. Jewbaiting i. Yahudilere eza etme. jew's-harp i. dişlerin arasına sıkıştırılarak çalınan ufak bir çalgı, ağız tamburası. jew's mallow bir tür ebegümeci, bot. Corchorus olitorius. jew's pitch Lut gölü civarından elde edilen madeni. zift. wan

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jüt, muhliye, bot. Corchorus capsularis veya Colitorius; hintkeneviri; bu bitkilerden elde edilen elyaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük

choral. choric. choir. chorus. choral society.

Türkçe - İngilizce Sözlük

choir. chorus. ensemble.

Türkçe - İngilizce Sözlük

chorus. refrain. repeat. refrain. burden. phrase/speech that has been worn out by repetition. the same old refrain. the same old thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrain. chorus. burden. theme tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drama, either tragic or comic, of which music forms an essential part; a drama wholly or mostly sung, consisting of recitative, arials, choruses, duets, trios, etc., with orchestral accompaniment, preludes, and interludes, together with appropriate cost

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic stage production that involves soloists who sing arias and recitatives, solo ensembles, choruses, dancing, dramatic action, costumes, staging, and orchestral accompaniment It began at the beginning of the baroque era and evolved into a genre th

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the important music drama genres, usually featuring a full orchestra, several soloists, and sometimes a chorus More often than is the case with musical theater, operas have virtually continuous singing, no spoken dialog.

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. pawn, phosphorus, pressure, prisoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zangoç; küçük ölü hayvanları gömen bir cins böcek, (zool.) Necrophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. horlamak; i. horultu, horlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. at gibi horuldamak; k.dili. kahkahalarla gülmek; (argo) koklayarak esrar çekmek; i. öfke belirten ses; atın horuldaması; kahkaha; (argo) bir yudum içki. snorter i. horuldayan kimse; şiddetli fırtına; gürültülü patırtılı iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. horultulu, hırıltılı. stertorously z. horultuyla, hırıltlyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kuyruk, zool. Xiphophorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gunny cloth made from the fiber of the Corchorus olitorius, or jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük

babble. chorus. hum. buzz. murmur. boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating pan of a tune at its end, commonly the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating part of a tune at its end, usually the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating pan of a tune at its end, usually the chorus or part of the chorus.