Hoş-amedi ne demek? | Hoş-amedi anlamı nedir? | Hoş-amedi

Hoş-amedi anlamı nedir?

Hoş-amedi ne demek?

Hoş-amedi anlamı nedir?

Hoş-amedi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hos amedi

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birine hoş geldiniz demek merasimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amedî-i Dİvân-ı Hümâyûn. (bk.) Amedci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geliş, vusul. Yalnız «resm-i hoş-Amedî» tabirinde kullanılır, safa geldiniz demek makamında edilen selâm resmine denir. Kudum tebriki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üslüpta gülünç bir şekilde yüksekten düşme; herkesce söylenmiş ve adi konulan işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz dibi alemi, deniz dibinde yaşayan bitki veya hayvanlar. benthoscope i. deniz dibi araştlrmalarında kullanılan küre şeklinde motorsuz denizaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). choose.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr)., (huk). şey, mal, şahsi eşya veya mal. chose in action alacak. chose in possession malikin elinde bulunan menkul eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). choose: (s). seçilmiş olan, tercihli; (ilah). cennete gitmek üzere seçilmiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). siroz. cirrhotic (s). sirozla ilgili, siroza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Çekoslovakyalı; (i). ,Çek dili; Çek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çekoslovakya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (sosyol.) bir kavmin özellikleri; toplumsal bir kurumun özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh, can: hayalet, hortlak, heyulâ, tayf; cin; iz, gölge. ghost town ahalisi olmayan metruk kasaba. ghost writer bir diğerinin hesabına ve onun ismi altında makale veya kitap yazan kimse. give up the ghost ölmek, ruh teslim etmek. Holy Ghost Ruhü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hakiki çeneli omurgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İyi, Ar. tayyib: Dün hava pek hoş idi. 2. Garip, tuhaf: Onun hoş bir ismi vardır. Hoş geldiniz = Safa geldiniz, yeni gelen adama selâm tâbiri olup cevabı hoş bulduk tur. Hoş görmek = Bakmamak, darılmamak. Bir hoş (doğrusu bîhûş olsa gerek) = Bir çeşit baygınlık hisseden: Bir hoş oldum. Gönlünü, hatırını hoş etmek = Hatırını kırmaksızın, okşıyarak inandırmak, memnun etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. pleasant. likeable. likable. agreeable. beautiful. fine. lovely. pretty. smooth. enjoyable. sweet. charming. affable. bonny. canny. clean-cut. congenial. debonair. debonaire. delectable. delicious. delightful. desirable. elegant. fragrant. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. pleasant. likeable. likable. agreeable. beautiful. fine. lovely. pretty. smooth. enjoyable. sweet. charming. affable. bonny. canny. clean-cut. congenial. debonair. debonaire. delectable. delicious. delightful. desirable. elegant. fragrant. hand. app

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charming. nice. pleasant. for that matter. agreeable. amiable. amusing. bonny. congenial. cosy. cozy. cuddly. darling. debonair. delicious. enchanting. engaging. entertaining. fine. good. graceful. grateful. honeyed. likable likeable. pleasing. pleasurabl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi, Amed = geldi). Hoş geldiniz selâmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birine hoş geldiniz demek merasimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi, bû = koku). İyi kokan, güzel kokulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü hoş, memnun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hareketi, davranışı hoş, güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Güzel şarkı okuyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel boylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı dilli, hoş konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lezzetli ve hazmı kolay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hoş geçmiş tatlı zaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi hal). Hal ve vakti iyi, mes’ut, bahtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Güzel manzaralı. mec. Güzel yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Huyu güzel, sevimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi, nevâ = ses). Güzel sesli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). Güzel gidişli, yürüyüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Ne iyi, ne güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hoşaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوشاب] hoşaf, komposto.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Fars. hoş = iyi, Ab = su). Bol su ve şekerle pişmiş kuru yemiş ki, soğuk olarak yemek sonunda buna mahsus geniş kaşıkla içilir: Erik, vişne hoşafı, hoşaf kaşığı, kâsesi. Hoşafın yağı kesilmek = Bozulmak, bir cevap bulamamak, mahcûb olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote. stewed fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stewed fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوشاب] hoşaf, komposto.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوش آمد گو] hoşgeldiniz diyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, i. hamdolsun, Allaha şükür, osanna; i. şükretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوش آواز] tatlıses, güzelses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Hatır sorma çeşidinden söylenen sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confab. chat. talk. gossip. confabulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief and friendly chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوشبو] hoş kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyice, güzelce, zararsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well. somewhat pleasant. pleasantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty well. somewhat pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. hose) çorap; eski zamanlarda dar ve kısa pantolon. half hose kısa çorap, şoset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. hoses) f. hortum; tulumba hortumu; f. hortumla sulamak veya ıslatmak. hose company itfaiye teşkilatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hareket ve davranışı hoş, güzel. Cazibeli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Boyu bosu güzel, düzgün olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel endamlı, boylu boslu kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. indulgence. allowance. toleration. clemency. complaisance. discretion. forbearance. latitude. lenience. leniency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbearance. indulgence. tolerance. toleration. forbearance tolerans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. allowance. clemency. complaisance. indulge. latitude. sufferance. toleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. indulgent. lenient. permissive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. intolerant. strict. uncharitable. strict toleranssız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austereness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خوش گوار] leziz. 2.hazmy kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. çorapçı, çorap satıcısı. hosiery i. çoraplar; çorap fabrikası; dokuma, mensucat; mensucat fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ayağı uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Memnun ve hoşnut etmek, sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dislike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liking. being fond of. enjoyment. palate. predilection. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Memnun ve hoşnut olmak. 2. Hazzetmek: Bu kokudan hiç hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take a shine to smb. like. enjoy. be pleased with. affect. be attracted. care. click. delight. dig. fancy. have a liking for smb. be partial to. relish. be taken by. be taken with. take a fancy to. take to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. care. enjoy. like. relish. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to like. to be pleased with. to enjoy. to be fond of. care. care for. get a kick out of. to take kindly to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hoşuna gitmek, sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyilik hissetmek, hazzetmek, lezzet almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pleasant and agreeable. to be friendly with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyilik, güzellik. 2. Gariplik, tuhaflık. 3. mec. Neş’esizlik: Bugün bir hoşluğunuz var (bu mânâda daima bir kelimesiyle beraber kullanıldığından «bîhûş» luktan galat olması da muhtemeldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreeableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantness. health. quaintness. happiness. comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantness. sweetness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HOŞMERYEM) (i.). Tuzsuz taze peynirle yapılan bir çeşit yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze peynir ve unla yapılan bir çeşit tatlı. (bk.) Höşmerim.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel sesli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel, hoş sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشنود] memnun, razı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı ve memnunluk («hoşnûdiyyet» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı, memnun: Hoşnut etmek, olmak = Razı ve memnun etmek, olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleased. glad. satisfied. delighted. contented. gratified. content. rejoiced at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. contented. glad. jolly. pleased. satisfied. contented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfied. pleased. content. chuffed. contented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hoşnûd.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. content. gratify. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pleased with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.,). Hoşnut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. satisfaction. pleasure. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnut olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontented. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle rahipler tarafından idare edilen misafirhane; darülaceze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuksever, misafirperver; açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır. hospitably z. misa firperverlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastane; eski darülaceze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. bazı Londra hastanelerinde baş rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konukseverlik, misafirperverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hastaneye yatırmak. hospitaliza'tion i. hastaneye yatırma; A.B.D hastane sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflak ve Buğdan prensi, voyvoda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوش رو] sevimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociable. pleasant. agreeable. good company. nice to talk to. companionable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasant and easy to talk with. conversable. well spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [خوش صحبت] tatlı sözü, sohbeti tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Köpekleri kovmak için söylenir. Çok ağır hakaret maksadıyle insanlar için de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalabalık, çokluk; eski ordu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı Hıristiyan kiliselerinde Aşayı Rabbani ayininde takdis edilen ekmek, okunmuş ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. evsahibi (erkek); mihmandar; otelci, hancı; bir asalağı besleyen hayvan veya bitki; f. ev sahibi olarak eğlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rehine, tutak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bisiklet turuna çıkan veya yürüyerek seyahat eden gençlerin kaldıkları han; talebe yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski han, otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel vücutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Umumî taşıtlarda, bilhassa uçaklarda yolcu ağırlayan kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air hostess. hostess. flight attendant. stewardess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airhostess. hostess. stewardess. air hostess. waitress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air hostess. stewardess. flight attendant. airline hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a stewardess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evsahibesi; garson kadın; konsomatris; hostes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşmana ait; düşmanca, düşmanlık gösteren, saldırgan. hostilely z. düşmanllkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşmanlık, husumet, çoğ. savaş, çarpışmalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ostler i. seyis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, bayağı, kaba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. misafir kabul etmez, konuk sevmez, misa- fir sevmez; barınak olmayan (yer). inhos- pitably z. soğuk davranarak. inhospitableness i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arzın kabuğu, taşküre, litosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı ile ekşi arasında, ekşiye yakın lezzetli tatlı: Mayhoş bir şerbet, bir meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantly acid. tart. slightly strained. cool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildly sour. rather strained. cool. sourish. tartish. tarry. acidulent. subacrid. acidulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye yakın tatlı olan şeyin hâl. ve lezzeti: Bu şerbette, bu meyvedeki mayhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild sourness. cool note (in relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalaştırmak; başkalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i. şekil değişimi; tamamen değişme (gaye, durum, benlik); değişen şey veya kimse; biyol. başkalaşım, başkalaşma; tıb. dokularda oluşan anormal değişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir vücuttan diğerine geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mayhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «meyve-i huşk» dan galat). Kuru yemiş: Meyvehoş gümrüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-thoi) mitos; mit; mitoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hazmı zor. 2. Lezzetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hoşnut ve razı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.1. Hoşnutsuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-HOŞ) (i. F.). iyi, hoş ve makbûl olmayan, hoşa gitmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleak. disagreeable. distasteful. grisly. murky. nice. objectionable. repellent. undesirable. unenviable. unpleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreeable. unpleasant. graceless. hateful. nasty. objectionable. ugly. unedifying. unenviable. unfriendly. unpalatable. unsavory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخوش] hoş olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oram alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de artırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır. Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oranı alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de arttırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır.

Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?

Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga yapan, yani titreşen ses ‘Do’ notasıdır.

Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan sonra, Do’nun titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam, akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber, Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.

Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika’da baş döndürücü ritimler, Avrupa’da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma nedenini açıklamaya yetmez.

Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir. Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim ve yaşama şansı avantajını getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.

Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında hasar olan hastaların konuşamamalarına rağmen müzik yeteneklerinin devam ettiği de görülmüştür.

Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşılamayacaktır.

Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam olarak açıklanamıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün içini muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külotlu çorap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhamet ve sempati gibi his uyandırma gücü veya yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fosforik asit tuzu, fosfat; fosfatlı suni gübre; asit fosforikle yapılan şurup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. kapalı göze tazyik sonucunda meydana gelen ışıklı hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrojen ile fosfor kanşımından meydana gelen sarmısak kokulu ve çok zehirli bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fosforlu madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karanlıkta fosfor gibi ışıldamak. phosphorescence i. ısı vermeden fosfor gibi karanlıkta ışıldama. phosphorescent s. fosfor gibi ışıldayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. fosforlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fosfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) psik. akıl hastalığı, psikoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl ile beden arasındaki ilişkiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ser = baş, höş = iyi). Alkollü içki alarak az veya çok kendinden geçmek, mest olmak, Türkçe: besrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunk. intoxicated. drunken. boozed. boozy. stoned. beery. besotted. blind drunk. blotto. bombed. canned. cockeyed. corked. fried. groggy. high. under the influence. under the influence of drink. jagged. lit. lit up. loaded. nappy. oiled. well oiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunk. drunkard. drunken. high. inebriate. inebriated. pickled. pissed. smashed. tight. blind. boozy. canned. boozer. tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxicated. tipsy. drunk. inebriated. high. half- seas over. helpless. honkers. inebriate. intoxicated person. knocked out. laid out. legless. the worse for liquor. loaded. pie- eyed. plastered. sloshed. smashed. sozzled. tight / adj adv / sıkı , gergin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness. ebriety. exhiliration. intoxication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxication. drunkenness. inebriation. fuddle. insobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s,. min. ispat taşma benzer, ispatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğus dinleme cihazı, stetoskop. stethoscopicals. stetoskopla ilgili. stethoscopically z. stetoskopik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper fosfat gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. that.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saç hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. her kim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. kimin; ki onun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. her kim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by