Hscsd (high Speed Circuit Sw ne demek? | Hscsd (high Speed Circuit Sw anlamı nedir? | Hscsd (high Speed Circuit Sw

Hscsd (high Speed Circuit Sw anlamı nedir?

Hscsd (high Speed Circuit Sw ne demek?

Hscsd (high Speed Circuit Sw anlamı nedir?

Hscsd (high Speed Circuit Sw | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hscsd high speed circuit sw

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevap, karşılık, mukabele; (müz). bir çalgının başka bir çalgıya cevap vermesi; hesabın doğru sonucu. answerless (s). cevapsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cevap vermek, gelmek (çağrılınca) , gitmek; halletmek; mukabele etmek, karşılamak; ihtiyacı karşılamak; ödemek , hesap görmek; to i/e tekabül etmek, uymak. answer back karşılık vermek. answer for that ondan sorumlu olmak. answer the doorbel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek yüzlü kılıç; bu çeşit kılıcı kullanan eskrimci. backswordsman (i).kılıç kullanan eskrimci. back talk küstahça konuşma, karşllık verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıhlamur ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balmumu; f. balmumu sürmek, balmumu ile cilalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekletilmiş şaraplann üzerinde meydana gelen ince tabaka halindeki kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. porsun, marinel başı, lostromo. boatswain's chair izbarço iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Gaborone.

Nüfus: 1.359.000.

Yüzölçümü: 224.607 km2.

Komşuları: Kuzeyde ve Batıda Namibya, Güneyde Güney Afrika, Kuzeydoğuda Zimbabwe.

Önemli Şehirleri: Gaborone, Serowe, Manna.

Din: %50 yerel inançlar, %50 Hristiyan.

Dil: İngilizce, Setswana.

Yönetim Biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Tarih: Bölgeye ilk yerleşen “bushmen”ler idi. Bantus’lar zamanında bölge, 1886 yılında Bechvanaland adıyla İngiliz himayesine girdi ve bu statüsü, güneyden ve güneybatıdan yöneltilen Boer ve Alman işgallerini durdurdu.

Ülke 30 Eylül 1966’da bağımsızlığını kazandı ve ismi Botswana olarak değiştirildi.

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve madencilik (elmas, bakır, nikel…) ülke ekonomisinin büyümesine katkıda bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Botswana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pala; geniş ağızlı kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). devretmek, dolaşmak; turneye çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire; ring seferi bir yerden kalkıp gene aynı noktaya dönme; turne; gezici hâkim veya papazın yaptığı mutat seyahatler; gezici hakim veya papazlar; (elek). devre. circuit breaker devre kesici anahtar. circuit court şehirden şehre giden mahkeme. cir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaylı, dolambaçlı. circuitously (z). dolaylı olarak. circuitousness (i). dolaylılık. circuity (i). dolaylı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). filika veya kik serdümeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya geçidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yandan esen rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çapraz, birbirini keserek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çapraz bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kundağa sarmak, sargılamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspres yol, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dönme dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (swore, sworn) bırakmak için yemin etmek; yeminle inkâr etmek, yeminle reddetmek; bırakmak. forswear oneself yalan yere yemin etmek. foresworn (s). yalan yere yemin etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havagazı tesisatı veya deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kenarında yetişen ve eskiden camcılıkta kullanılan tuzlu bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Allah yardımcın olsun !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çimen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart resim görüntüleme teknolojilerinin çok üzerinde kalitede resimleri saklayabilme ve görüntüleme imkanı sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barometrenin yüksek olduğu bölge; argo esrar tesiri altında olma. on high gökte, semada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek, ali; mağrur, kibirli, kendini beğenmiş, azametli; yüce, muhteşem; âIâ; (müz). tiz, yüksek perdeden; kokmuş (et); (coğr). kutuplara yakın; çok eski; baş; ağır; coşkun, taşkın (neşe); pahalı; şiddetli, sert, azgın (deniz); asil, soylu, neci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition, çarpıcı görüntü kalitesi ve sese sahip ev eğlencesinin keyfini çıkarabilmenizi sağlar. Blu-ray Disc™ filmleri izlediğinizde, kendinizi sinemada hissedeceksiniz. Ekranda yaşam bulan karakter ve sahnelerle PLAYSTATION®3’ünüzü fişe takmak da aynıdır. Tümü, inanılmaz netliğe ve ayrıntıya sahip resim oluşturan High Definition TV setlerindeki çok yüksek çözünürlüğün sonucudur. Standard Definition TV’lerde 720 x 576 piksel bulunur. High Definition TV ekranlarında çok daha fazlası vardır; Bazı durumlarda 1920 x 1080 piksele kadar çıkan bu ekranlarla, ulaşabileceğiniz en üst noktaya ulaşırsınız. Piksel sayısı ne kadar fazla olursa, çözünürlük de o kadar yüksek ve görüntülerde göreceğiniz ayrıntılar da o kadar ince olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (d.y). ileri işareti; (A.B.D). viskili içki; (f)., (A.B.D)., argo çok hızlı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asil, soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocuklara yüksek mama iskemlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kaliteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). daha yüksek.higher criticism Kitabı Mukaddes yazılarının tarih, amaç, kaynak ve derlenmesini inceleme. higher education yuksek öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek kaliteli, üstün vasıflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahakküm eden, amirlik taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). (ted, ting) büyüklük taslayan kimse, züppe kimse; (s). züppe; (f). saymamak, önem vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hijack.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). dağlık yer, dağIık memleket; (b.h). Kuzey iskoçya. Highlander (i). Kuzey iskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir resimde ışıklı ve detaylı kısım: ilgi çekici olay, (bir olay, toplantı, opera, kitapta) hatırlanacak kısım; (f)., (k).dili (bir olayın) özel bir kısmına dikkati çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yüksek derecede, çok, pek çok, ziyadesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âlicenap, yüce gönüllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yücelik. His veya Your H;ghness Ekselansları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok tiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek derecede alkol ihtiva eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yüksek (bina, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde, şose, geniş yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). son süratle giden, büyuk hızla giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur; canlı, oynak (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asabi, sinirleri gergin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek gerilimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli; sosyetik; yüksek perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i)., (k).dili yüksek mevki veya rütbede olan; (i). yüksek mevkide bulunan kimse, üst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azami kabarma: taşkın. highwater mark suyun azami kabarma noktası; doruk; en yüksek başarı derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde. highwayman (i). eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

SpeedStep® işlemcinin işlem hızının yazılım tarafından dinamik olarak değiştirilebilmesini sağlar. İşlemcinin daha yüksek işlem hızlarında çalıştırılması, daha yüksek performans sağlar. Ancak, işlemci düşük hızda çalıştığında, çekirdek gerilimi azalarak, daha düşük güç tüketimi ve ısı dağılımı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ .-women) i. kadın akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dize kadar yükselen, diz boyunda. kneehigh to a grasshopper (k.dili) çok kısa boylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bahsedilmeye değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa işi, basım işi; basılmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısa devre yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan tarafa indirilen şiddetli darbe; f. yandan çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. göklere erişecek kadar yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f. (-ed veya -sped) s. hız, sürat, ivinti, çabukluk, çabuk gitme; eski uğur, başarı, muvaffakiyet: (argo) amfetamin; f. çabuk gitmek, süratle gitmek koşmak, acele etmek; eski muvaffak etmek; eski uğurlu kılmak, uğur getirmek; uğurlamak, geçirmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürat motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafik kanununa aykırı sürat yapan şöför.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızölçer, spidometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süratli okuma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürat yolu, hızyolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavşanotu, veronika, bot. Veronica officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süratli, hızlı, çabuk. speedily z. acele ile, süratle, hızla. speediness i. hızlılık, sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otoban, sürat yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) tahta bezi; ilâç veya yağ sürmeye veya yara temizlemeye mahsus sünger parçası; tüfek namlusunu temizlemeye mahsus harbinin ucundaki paçavra parçası; (argo) herif; f. tahta bezi ile silmek. swab the decks den. güverteyi ucu paçavr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Almanya'nın güneybatısında bulunan Suabia eyaletine ait veya orada oturan; i. Suabialı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kundağa sarmak (çocuk); i. kundak. swaddling band kundak bağı. swaddling clothes kundak takımı, kundak; bebeklik çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) yağma, çapul. swag man i. Avustralya'da sırtında bohçasıyla dolaşan rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. madeni eşyaya çekiçle vurarak biçim vermekte kullanılan kalıp; f. böyle bir kalıpla şekil vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. kasılarak yürümek; kabadayılık etmek, slang. afi kesmek, atmak; i. kabadayılık, kabadayıca hareket; s. şık, modaya uygun. swagger around kasılarak yürümek. swagger stick subayın süs için taşıdığı kamçı. swaggerer i. kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'nın doğusunda konuşulan beynelmilel bir dil, Savahili, Savahilice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. swale i. bataklık; leh. gölgelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) genç köylü, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yutmak; içine çekmek, emmek; k.dili. herhangi bir sözün gerçek olup olmadığını araştırmadan kabul etmek; geri almak (söylediği sözü); tahammül etmek, yutup oturmak, sineye çekmek; i. yutma, yudum; den. makara yivi. swallow a camel yutulmaz bir ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç, zool. Hirundo. bank swallow kum kırlangıcı, zool. Riparia riparia. barn swallow kır kırlangıcı, zool. Hirundo rustica. chimney swallow bacalarda yuva yapan kırlangıç. red rumped swallow kızıl kırlangıç, zool. Hirundo daurica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatal kuyruk; kanatları çatal kuyruğa benzer birkaç çeşit kelebek. swallowtailed

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç otu, bot. Cynanchum vincetoxicum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindu dininde hoca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. batak, bataklık; f. bataklığa batırmak; içine su doldurup batırmak, içine dalga girip batırmak; yağdırmak; batağa saplanmak veya batmak; müşkül vaziyette bırakmak; içine su dolup batmak; silip süpürmek. swamp boat az su çeken uçak pervaneli dib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklıkta çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuğu, zool. Cygnus; tatlı sesli şarkıcı veya şair. swan dive başı geriye kolları suya doğru uzatarak yapılan dalış. swan's down kuğunun ufak ve yumuşak tüyü. swan maiden efsanelerde istediği zaman kuğu şekline girebilen güzel kız. swan song efsan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., leh. yemin etmek. I swan ! Çok şaştım ! Aman Allahım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) gösteriş, caka; f. caka satmak, gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.(-ped, -ping) i., k.dili. değiş tokuş etmek; i. değiş tokuş, trampa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da ulusal egemenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çimen, çim, çimenlik; f. çimenle kaplamak veya kaplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. arı veya böcek oğlu; hareket halindeki böcek sürüsü; küme, sürü, yığın; f. ana kovanından ayrılıp başka yere gitmek, oğul vermek; sürü halinde toplanmak; kaynaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ip veya ağaca tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (şiir) esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esmer, siyah; güneşten yanmış. swarthiness i. esmerlik, karalık, güneş yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çalkantı, çalkantı sesi; dar gelgit yatağı; f. çalkantı sesi ile kıyıyı yalamak; caka satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. övüngen kimse; kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) yassı bir şey ile vurmak, ezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orakla biçilip bir yana bırakılmış buğday veya ot; biçerdöver veya orakla bir defada biçilen yer. cut a wide swath gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sargı ile sarmak; çevrelemek; i. sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vuran kimse veya şey; sineklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak; eğmek, meylettirmek; etkilemek, tesir etmek; idare etmek, istediği tarafa yöneltmek; den. bedenin ağırlığını vererek hisa etmek; eğilmek, meyletmek; taraftar olmak; dönüp gitmek; iki yana veya ileri geri sallanmak; hakim olmak, hükmetm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swaziland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) yeminle tasdik etmek; yemin ettirmek; yeminle vaat etmek; yemin etmek, ant içmek; huk. yeminle ifade vermek; küfretmek, sövmek, sövüp saymak. swear at bir kimseye küfretmek. swear by bir şey üzerine yemin etmek; tam manasıyla güvenmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ter; terletici iş; herhangi bir cisimden ifraz olunan ter gibi sıvı; f. terlemek, ter dökmek; ter gibi madde ifraz etmek; mayalamak (tütün yaprağı); k.dili. ağır iş görmek; terletmek; ter ile ıslatmak, ısıtarak halletmek; eritip arasına akıtmak (

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri buğu dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazak, hırka, süeter, pulover; terleyen kimse veya şey; işçilerini çok çalıştıran ve az ücret ödeyen patron; terletici ilaç. sweater girl k.dili. vücut hatlarını belli edecek derecede dar kazak giyen kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıhhate zararlı şartlar altında az ücretle işçi çalıştıran iş yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terli, terlemiş, ter gibi; terletici, ağır, güç. sweatiness i. terlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveçli; k.h., İng. İsveç'te yetişen bir cins şalgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 1688-1772'de yaşamış olan isveçli mistik filozof ve dini yazar Emanuel Swedenborg'un doktrinini kabul eden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İsveç'e ait, İsveçli; İsveç diliyle ilgili; i. İsveç dili, İsveççe. Swedish massage tıb. İsveç beden hareketleri ile birlikte yapılan masaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swept) süpürmek, süpürge ile temizlemek, toplamak veya götürmek, süpürüp götürmek; sürüklenmek, sürüklemek; yayılmak; süpürge gibi sürümek; süpürge sürter gibi sürtmek; her tarafına dikkatle bakmak; taramak; salınarak hızla geçmek; azametle yürüy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçü, sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük bir alanı kapsayan, şümullü, genel, umumi. sweeping statement geniş ve genel kapsamı olan ifade. sweepings i., çoğ. süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyango ve at yarışlarında kazanınca verilen büyük meblağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. tatlı, şekerli; taze; hoş, latif, güzel; sevimli, şirin; mülâyim, nazik, yumuşak; mak. sessiz, gürültüsüz; verimli, mümbit (toprak); sert olmayan (şarap); i. tatlı şey, tatlı; çoğ. bonbon, şekerleme; güzel ve hoş kokulu şey; sevgili, maşuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dana veya kuzu uykuluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani gül, bot. Rosa eglanteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tatlılaştırmak, tadını artırmak, hoş bir hale getirmek; k.dili. daha cazip bir hale getirmek; tatlı olmak. sweetener, sweetening i. şekerli olmayan tatlılaştırıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. sevgili; sevgilim, canım; ing. şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi tatlı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tatlı tatlı, sevimli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hoşluk, tatlılık, sevimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaymak ağacı, bot. Annona squamosa; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed; -ed veya swollen)i., s. şişmek, kabarmak; büyümek, yükselmek, artmak, çoğalmak; göğsü kabarmak, iftihar etmek; k.dili. kurulmak, çalım satmak; büyütmek, şişirmek, kabartmak, artırmak çoğaltmak; müz. crescendo ve takiben diminuendo yapmak; i. k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirpi balığı, zool. Tetraodon spadiceus; balon balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ter dökmek; sıcaktan bayılacak hale gelmek; i., k.dili. hararet basması; sıcaklık duyma. sweltering s. boğucu sıcak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sweep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları arkaya doğru çekilmiş (uçak kanadı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. doğru yoldan sapmak, inhiraf etmek; yoldan çıkmak, sapmak; direksiyonu kırmak; doğru yoldan saptırmak; i. doğru yoldan sapma, inhiraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıca benzer bir kuş, kılıç kırlangıcı, zool. Apus apus; çok süratli hareket eden bir çeşit kertenkele; iplik sarma silindiri. whitebellied swift yelyutan, akkarınlı sağan, zool. Apus melba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. çabuk hızlı süratli; çabuk gelen; ayağına tez çevik; çabuk geçen, kısa süren, ömürsüz; z., (şiir) çabucak, süratle. swiftfooted s. hızlı koşan ayağına tez. swifthanded s. eline ayağına çabuk. swiftwinged s. hızlı uçan. swiftly z. süratle hızla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i., k.dili. içmek, kafayı çekmek; bir yudumda dikmek; i. bir içim, yudum; içme, slang. kafayı çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çok içmek, arzu ile içmek; i. domuz yemi; sulu yem, yal; çerçöp; (argo) bir yudumda içilen içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swam, swum, -ming) i. yüzmek; batmamak, su yüzünde durmak; gen. in ile taşmak, dolmak; boğulmak, içine batmak; yüzdürmek; yüzerek geçmek; i. yüzme; yüzme hareketi. swim against the stream olaylara karşı koymak. swim bladder balıkta hava kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (swam, swum, -ming) baş dönmesi, baygınlık; f. başı dönmek, sersemlemek, bayılmak. My head is swimming Başım dönüyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabukluların karnı altında bulunan yüzgeç ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüzme; baş dönmesi; s. dönen (baş); yüzen, yüzmeye ait veya uygun; sulu, yaşlı (göz). swimming hole A.B.D. derede yüzmeye elverişli derin kısım. swimming pool A.B.D. swimming bath ing. yüzme havuzu. swimmingly z. kolaylıkla, süratle, başarıyla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak, dolandırıcılık etmek; i. dolandırıcılık, dolandırma. swindler i. dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (tek. ve çoğ.) domuz; hınzır, (argo), slang. herifçioğlu, moloz, kereste, hıyar. swine'herd i. domuz çobanı. swine'pox i. domuzlarda bulaşıcı bir çeşit suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swung) i. sallanmak, salıncakta sallanmak; eksen veya reze üzerinde dönmek; salınarak ilerlemek (asker yürüyüşü); k.dili. asılmak darağacına asılmak; sık sık up ile sallandırmak asmak: salıncakta sallamak; k.dili. idare etmek, işletmek; becermek; (a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf makinasının arkasında bulunan çeşitli açılara göre düzenleme cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dövmek, kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sallanan şey veya kimse; (argo) çılgınca hayatın tadını çıkarmaya uğraşan kimse; (argo) eşini paylaşan çiftten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keten tokmağı; f. tokmakla dövmek (keten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yükletmek için arka kısmı bir yana açılan (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hızlı gitmek için kanatları kısmen kapanabilen (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuz gibi; hayvan gibi, kaba. swinishly z. hayvanca. swinishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kuvvetli bir darbe indirmek, kolunun bütün hızıyla vurmak; slang. aşırmak, yürütmek; çalmak; i. tulumba kolu; kuvvetli darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) kalitesiz bira; bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keten tokmağı; hububatı harman yerinde dövmek için kullanılan uzun değneğin ucuna bağlı kısa değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. girdap gibi dönmek veya döndürmek; i. girdap gibi dönme; girdap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. havada hareket ederken ıslık gibi ses çıkarmak; hışırdamak (ipekli kumaş); i. hışırtı, fışırtı; (argo) homoseksüel kimse; s., ing., (argo) cazip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İsviçreli, İsviçre'ye mahsus; i., (tek. ve çoğ.) İsviçreli kimse, İsviçre halkı. Swiss chard pazı. Swiss cheese isviçre'de yapılan iri delikli sarı bir peynir, gravyer. Swiss steak domates ve soğan sosuyla yenen İsviçre usulü biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Switzerland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince ağaç dalı, çubuk; inek kuyruğunun ucu; ilâve saç, postiş; demiryolu makası; elek. devre anahtarı, anahtar; şalter; f. çubukla vurmak, dövmek; sallamak (kamçı); d.y. makastan geçirmek; elektrik düğmesini çevirmek; değiş tokuş etmek. switc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. viraj, dönemeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sustalı bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telefon santralı; anahtar tablosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu makasçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsviçre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led -ling) bir tarafı mil üzerinde dönen çifte halka; den. fırdöndü; f. mil veya mihver üzerinde döndürmek veya dönmek. swivel block den. milli makara. swivel chair vidalı döner iskemle. swivel gun mil üzerinde dönen top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) telaş, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romla yapılan bir içki. swizzle stick içki karıştırmak için kullanılan çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swab.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swell; s. şişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bayılmak, üzerine baygınlık gelmek; i. bayılma, baygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapmak için üstüne çullanmak (çaylak); i. üstüne çullanma; ani saldırış. swoop up kapmak. with one fell swoop bir hamlede, bir çırpıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç, pala; yetki, salâhiyet, kudret, hükümdarlık, askeri kuvvet, silâh gücü; savaş, tahribat; kılıçtan geçirme. sword bayonet kılıç şeklinde süngü. sword bearer silâhtar. sword belt kılıç kayışı. sword blade kılıç namlusu. sword dance kılıç dan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanma hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıçbalığı, zool. Xiphias gladius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim, kılıç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanmakta usta olan kimse. swordsmanship i. kılıç kullanmada ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kuyruk, zool. Xiphophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swear. sworn brother bir kimseyle kardeş olmaya yemin etmiş kimse, kan kardeşi. sworn enemy ezeli düşman, can düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i., ing., (argo) çok çalışmak (özellikle ders), slang. hafızlamak, ineklemek; i. çok çalışan talebe, slang. inek; çok çalışma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (eski), kıs. Gods wounds Vay canına !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swing.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyluk, but. thigh'bone i. uyluk kemiği, kalça kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevaplandırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağını çözmek, bandajını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) sözünü geri almak, yemininden dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapmaz; değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepe topuzu. upswept s. tepede toplanmış (saç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya sallanış; ilerleme, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha hızlı veri transferi için yeni USB 2.0 standardını desteklemektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bele kadar çıkan, yarı beline kadar; adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâra açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. west-southwest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by