Hüsn-i Kabul Görmek ne demek? | Hüsn-i Kabul Görmek anlamı nedir? | Hüsn-i Kabul Görmek

Hüsn-i Kabul Görmek anlamı nedir?

Hüsn-i Kabul Görmek ne demek?

Hüsn-i Kabul Görmek anlamı nedir?

Hüsn-i Kabul Görmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hüsn kabul gormek

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyi karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Görüş vasıtasiyle bir şeyin şekil ve dış durumunu hissetmek, Osm. rü’yet ve müşâhede eylemek: Yeni yapılan mektebi gördüm. Ömründe deniz görmemiş. 2. Görüş hassasına mâlik olmak, Osm. bînâ olmak: Deynekle gezen şu ihtiyar hiç mi görmüyor? Biraz görüyormuş. Onun gözleri görmez. Bir gözü az görür. 3. Anlamak, Osm. derk ve fehm etmek: Gördüm ki iş fena olacak. Gördün ki fayda yoktur. 4. Mütalaa ve mülâhaza etmek, bulmak, düşünerek, muhakeme eylemek: Bu işi nasıl görüyorsunuz? O adamı nasıl gördünüz? Ben bu havayı iyi görmüyorum. Lâyık, reva, münasip görmek. 5. Rasgelmek, tesadüf etmek, buluşmak, konuşmak, görüşmek, mülâkat etmek: Onu dün gördüm. Berikini yarın göreceğim. Çoktan kendisini görmedim. 6. Ziyaret etmek, ziyaretine gitmek: Hastalandım da kimse görmeye gelmedi. Hastayı görmek bir insanlık vazifescidir. 7. Edâ ve İfâ etmek, yapmak, yerine getirmek, tesviye eylemek: iş görmek, hizmet görmek, masraf görmek, hesap görmek: Ben kendi işimi kendim görürüm. 8. Uğramak, çekmek, Osm. dûçâr ve giriftâr olmak: Bu işten çok zarar gördüm. Ömründe sıtma görmemiş. Çok acı görmüş. Ceza görmek. 9. Erişmek, kavuşmak, elde etmek, Osm. nâil olmak, Fars. dest-res olmak: Kendisinden çok iyilik gördüm. Çok insaniyetini gördüm. Sizden ne gördüm. Sevabını cezasını, mükâfatını görürsünüz. 10. Denemek, tecrübe etmek, geçirmek: İş görmüş, gün görmüş. 11. Gezmek, bulunmak, yaşamak: Çok yerler görmüş, Avrupa görmüş. Hindistan’ı görmüş. Mektep görmek. 12. Almak: Terbiye görmek, ders görmek. Bu arazi hiç gübre, su, çapa görmemiş. 13 Hazırlamak, hazır etmek: Yolculuk hazırlıklarını görüyor. 14. Düşünmek, tedbir almak, bulmak: Çaresini gör. Kendi hâlini görsün. 15. Geçirmek: Bu sene yaz, kış görmedik 16. Lüzum kipine eklenerek meşguliyet ve devamlılık gösterir: Alagörmek, yazagörmek. Az görmek = Azdır diye beğenmemek, küçümsemek. Çok görmek = kıskançlık duymak, çekememek. Hoş görmek = İyi görmek, müsamaha etmek, tasa etmemek. Düş, rüya görmek = MAnâ Aleminde görmek. Adet görmek = Hayız gelmek (kız) bülûğa erişmek. Gün görmek = 1. Aydınlık almak. 2. Mevkie, rahata erişmek. Gün görmüş = Tecrübeli. Göreyim seni = Teşvik tabiridir. Haydi bakalım, utandırma beni! Gün görmez = Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

see. observe. spot. view. catch sight of. get sight of. consider. wake to. waken. sight. see into. behold. experience. espy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behold. catch. distinguish. espy. experience. know. look. perceive. place. recognize. remember. see. sight. spot. square. tip. treat. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see. to see and recognize. to spot. to recognize. to realize. to consider. to judge. to regard. to experience. to live through. to perform. to pay. to receive from another. to face (in the direction of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciate. despise. disdain. disparage. pooh-pooh. scorn. slight. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to treat sb as of no account. condescend. curl one's lip. despise. insult. patronize. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ KABÜL) (i. A.). İyi karşılayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly reception. favo u rable reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسن] güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسن اخلاق] güzel ahlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسن اداره] iyi yönetim, iyi idare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyi karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyi karşılamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حسن صورت] yüz güzelliği. 2.en iyi biçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hüsn-i kabul göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alma, verilen bir şeyi benimseme: Gönderdiğiniz hediyeyi kabûl ettim; hediyeniz kabûlümdur. 2. Ziyarete gelen kimseyi usûle uygun olarak veya her nasıl olursa bir suretle içeriye alma, ziyarete mukabele etme: Bana müsaade edin şu misafirleri kabûl edeyim; evde misafir kabûl edecek kimse yok; bu köyde misafir kabûl eden var mıdır? Gittiğimiz yerde iyi kabûle mazhar olduk; geleni soğuk bir suretle kabûl etti; pek rahatsız olduğum için ziyaretime gelenleri kabûl edemedim. 3. irtikâp etmek, kötü bir işe tenezzül eylemek: Ben yalanı kabûl etmem; o adam kendi evinde öyle bir hal olmasını hiçbir vakit kabûl etmez; sizin aleyhinizde bulunmayı hiçbir suretle kabûl etmem. 4. Razı olma, rıza, uyuşma: Bu hâl şeklini kabûl ettiniz mi? 5. Alıp kullanma, Ar. ittihâz ve istîmâl: Türkler’in eskiden kendi alfabeleri varken Müslüman olunca Arap alfabesini kabûl etmişlerdir; Sudan’ın güney bölgesi ahalisi, İslâm dinini yakınlarda kabûl etmişlerdir. 6. (hukuk) Almak için ikinci defa söylenen sözdür ki, onunla akit tamam olur. Hüsn-i kabûl = İyi karşılama, hoşlanarak ve sevinç göstererek ikram ve saygıyla karşıla-, ma: Her gittiğimiz yerde hüsn-i kabûl gördük. Uğradığımız yerlerde hüsn-i kabûle mazhar olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. acknowledgement. acceptation. approval. admission. o.k. assent. receiving. reception. admittance. concession. drawing room. recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. admission. admittance. okay. reception. recognition. sanction. assent. acquiescence. approval. ok. okay!. all right!. agreed!. done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Afghanistan; located in eastern Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Afghanistan; located in eastern Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قبول] kabul etme. 2.alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afganistan'da Kâbil şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. acknowledgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accepting. approval. adoption. confession. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. acknowledge. adopt. brook. buy. concede. embrace. grant. initiate. naturalize. own. pass. presume. sanction. shoulder. subscribe. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. admit. adopt. to accept. to admit. to assent. to approve. to allow. to receive. to agree. to permit. to assume. to accredit. to confirm. to affirm. to suppose. to ratify. to own. to grant. to take. to take-over. to endorse. to pass. to recognize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disallow. disclaim. disown. dispute. exclude. refuse. reject. repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to refuse to accept. demur. deny admittance. disallow. disclaim. dispute. exclude. to call in question. refuse. reject. repudiate. kick up a row. vote out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kabûl yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espousal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption. resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. seize. settle for. concede. confess. give in. own. stand for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. acquiesce. lump. take. to accept. to acquiesce. to acknowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accept. to seize for oneself. to appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekli bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sakıncalı bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İstidatsız, kabiliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Önde tutmak, Osm. derpiş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stipulate. to stipulate. to anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predict. to foresee. to anticipate. to keep sth in mind. envisage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stipulate. to stipulate. to anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predict. to foresee. to anticipate. to keep sth in mind. envisage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Rüya

Rüyada at görmek murada nailiyet ile tâbir olunur... Ata binmeye ehil olmayan biri, rüyada ata bindiğini görse, bu onun için izzet ve makama, yüksek derecelere delâlet eder... Rüyada At Görmek ile ilgili tüm bilgilere BÜYÜK RÜYA TABİRLERİ sitesinden ulaşabilirsiniz.

Rüya by

Türkçe Sözlük

(a uzun} (i, A, «kabl» den.1. Karşı karşıya gelme, rast gelme, yüz yüze gelme: İki ordu tekabül edip harbe giriştiler. 2. Karşılık olma, bir şeye karşılık, onun yerini tutma: Ettiğim Kizmet vaktiyle kendisinden gördüğüm iyiliğe tekabül etmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. equivalence. compensation. reciprocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vocabulaire

db. söz varlığı

Bir dildeki sözlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictate. entail upon sb. to force / to thrust sth down sb's throat. to ram sth down one's throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by