Huceste-fal ne demek? | Huceste-fal anlamı nedir? | Huceste-fal

Huceste-fal anlamı nedir?

Huceste-fal ne demek?

Huceste-fal anlamı nedir?

Huceste-fal | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: huceste fal

Türkçe Sözlük

(i. F.). Falı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

AFAL şaşkın şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to be stupefied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. flabbergast. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

şaşkınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. flummox. stun. to take to town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kıfl). (bk.) Kıfl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefal balığına benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaba yonca, alfalfa, (bot). Medicago sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Siyah renkte, şekilsiz bir cins bitüm. 2. Asfaltlanmış: Alfalt yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. blacktop. motorway. pavement. tarmac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. pavement. tar. tarmac. asphalted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. mineral pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asfaltla kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. tar. to asphalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to asphalt. to cover with asphalt. tarmacadam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olmak, vaki olmak, zuhur etmek; başına gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentminded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty- headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. birkaç cins yaban sığırı; kara sığır, zool. Bos bubalus; f. gözdağı vermek. buffalo grass boğa otu. buffalo moth bir cins bokböceği tırtılı. buffalo robe bizon derisinden yapılmış diz örtüsü. bull buffalo kara boğa. water buffalo manda, dombay, cam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katafalk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (den). Iengeri grivaya kaldrrmak için kullanılan zincir veya halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kederli, süngüsü düşük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılgın, başı önünde, meyus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. narrow- minded. petty minded. small minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time after time. over and over. again and again. time and again. numbers of times. times without numbers. tons of times. scores of times. for the nth time. for the umpteenth time. repeatedly. always. fast. heaps of times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeatedly. again and again. over and over again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time and again. on a number of occasions. again and again. at different times. dozens and dozens of time. plenty of times. on more scores than one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paradan çalmak, zimmetine geçirmek. defalca'tion (i). emanet paradan çalma, zimmetine geçirme, suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. pigheaded. bul headed. headstrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinionated. recalcitrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşüş, yıkılış, sükut, gerileme, çökme, inkıraz; yağmur boşanması. downfallen (s). düşmüş, yıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefel). 1. Ganimetler, düşmandan alınan mallar, emeksiz kazançlar. 2. Kur’an-ı Kerîm’de bir sûrenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ganimet. 2.Kur’an-ı Kerim’in 8 suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطفال] çocuklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın kafalı, anlayışsız, dangalak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aslı: fa’l). 1. Uğur, iyi talih. 2. Baht ve talihi anlamak için birtakım garip vasıtalara müracaat etme, atılan boncuk ve baklaya, açılan bir kitabın bir satırına, koyunun kürek kemiğine vesair böyle şeylere bakıp bunlardan mânâ çıkarma: Fal açmak, atmak, fala bakmak. Fâl-i hayr = İyi fal. Huceste-fâl = Mübarek talihli. Faltaşı = Falcıların fala bakmak için attıkları ufak çakıl taşlarıyle boncuklar. Gözlerini faltaşı gibi açmak = Hayretle veya hırs ve tamahla bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune. fortune-telling. fortunetelling. soothsaying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's fortune. fortune telling. augury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Facilitation Committee of the IMO.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Facilitation. nIII: dangerous; danger, threat; enmity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fusil Automatique Leger A 7 62mm battle rifle designed by FN and copied the world over The FAL has not made it into the world of airsoft so far, but we're keeping our fingers crossed. v fall; befall [OE Angl fallan].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

File Access Listener FAL is a DECnet module that listens for network requests to access its local files In effect, FAL is a network file server for DECnet. parting, separation, to leave, to depart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فال] fal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fal kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Sabah aydınlığı. 2. Tomruk, falaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden suçluları ve öğrencileri cezalandırmak için kullanılan Alet. Orta tarafında ayakları sıkıştırmaya mahsus ip geçirilmiş bir sopa ile tabanlara vurmaya mahsus bir sopadan ibaretti: Falakaya çekmek, falaka değnek getirtti, falakaya yatırmak, falaka vurmak. 2. Bazı manivela işlerini yapmak için kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası 3. (denizcilik). İki ucu bir yere bağlı bir parça halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلقه] falaka, ayağa sopa atarak acı çektirmek için hazırlanan düzenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Felâket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Belirsizlik zamiri ve eş mânâlı takımların ikinci unsurudur. Belirsiz olarak ismin yerini tutar: Falan geldiği zaman şöyle yaparmış, filan gelince böyle edermiş... Falan tarihte falan kişi görmüş... Falan filân yahut falan feşmekân. Küçümsenen şeyler, vaziyetler hakkında kullanılır: Yok gönlünü almamışız, yok kalbini kırmışız, falan filân. 2. Bazı kelimelerden sonra gelince benzerini ifade eder: Musluğu falan iyice kapadınız mı? Akşama gelirken karpuz falan getir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so and so. and so on. such and such. so-and-so. or so. and such like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain (person. so and so. such and such as. et cetera. and so forth. about. such and such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsmi söylenmek, istenilmeyen veya belli olmayan bir şahıs veya şeyi gösterip «falan» sözünden daha belirli gibi kullanılır: Falanca adam geldi diye haber vermeli, falanca yeı% gideceğim, dedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so and so. such and such a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir İspanyol faşist örgütü. falangist (i). İspanyol faşist örgütü üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kunduracı bıçağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orak şeklinde,kanca veya çengel şeklinde, hilal şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski pala gibi enli ve ağır kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açan, fala bakan: Falcı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-teller. fortune teller. augur. diviner. seer. warlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortuneteller. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune teller. augur. soothsayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat.) orak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açmak işi. Fala bakanın meşguliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-telling. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunetelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şahin, sungur, doğan. falconer (i). şahinci, doğancı, avcı. falconry (i). şahin veya doğan ile avlanma; doğancılık,kuşçuluk. peregrine falcon alaca doğan,şahin, (zool.) Falco peregrinus. red footed falcon kırmızı ayaklı kerkenez, (zool.) Falcovespert

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar.) bir çeşit ufak top; Asya'ya mahsus birkaç çeşit doğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). şarkılarda kullanılan anlamsız nakarat; boş laf; önemsiz şey, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede diz çökmek için kullanılan alçak tabure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. falaise

coğ. yalı yar

Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (felc’den imef). Vücudun bir kısmının tutmaz hale getirilip battal edennüzûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلج] felç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Toprak ekici. 2. Başarılı ve bahtiyar. 3. Şöhret, ün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Felaha eren, başarı kazanan, muradına eren. 2.Toprağı süren, eken.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FAL-i HAYR) (i. F. A.) Hayır falı, iyiye yorulan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (fell, fallen) düşmek, dökülmek,yağmak; çökmek; kapanmak, yıkılmak, mahvolmak, ölmek; alınmak, zapt olunmak, düşmek (kale); inmek, azalmak, eksilmek, kesilmek; gelmek, çıkmak, vurmak; tutulmak,duçar olmak; dalmak, başlamak; rastlamak,tesadüf etmek, v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşüş, düşme, sukut, iniş; sarkma;yıkılma, çökme, inkıraz; yağış; bir defada yağan yağmur miktarı, düşüş mesafesi, fiyatların düşmesi, ucuzlama; dökülme, akma; sonbahar, güz, aynı mevsimde veya aynı zamanda doğan kuzular, hayvanların doğması; meyil,y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boş, yanlış, ,çürük, aslı esası olmayan, yalan, yanıltıcı, aldatıcı, temelsiz. fallaciously (z). esası olmadan, boşuna,yanlış olarak. fallaciousness (i). yanlışlık, asılsızlık, temelsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanlış fikir, aldatıcı kavram,sahte görünüş; aldatma, hile, yanlışlık, yanlış, hata, temelsizlik; (man.) safsata, mantık kurallarına aykırı gelen sav. pathetic fallacy insanlara has duyguların doğal belirtilere mal edilmesi (insafsız deniz gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süslü şey, süs. fallalery (i). süs eşyaları, gösterişli şeyler, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) fall.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanılabilir, hataya düşebilir,yanlış olabilir. fallibil'ity (i). yanılma payı. fal'libly (z). yanılarak, hata ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) döl yatağı borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nükleer bir patlama sonucu meydana gelen radyoaktif zerrelerin atmosferde aşağı doğru inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). nadas olarak dinlendirilen arazi, nadas; dinlendirilecek tarlayı sürme, nadas etme, canlıların hamile olmadığı devir: (s). nadasa bırakılmış, ekilmemiş; (f). dinlendirilecek tarlayı sürmek, nadas etmek. Iie fallow boş kalmak. fallow crop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sarı; deve tüyü rengi. fallow deer Avrupa'ya mahsus açık sarı renkte bir çeşit küçük geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. erkeklik organı

Erkeğin çiftleşme organı.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فالنامه] fal kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (müz.) (erkekte) yüksek perdeden ses, kafa sesi; böyle sesle şarkı söyleyen kimse; (s). böyle sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili) göğüsleri dolgun göstermek için sutyen içine doldurulan pamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahrif etmek, bozmak, kalpazanlık etmek; yalan olduğunu söylemek; hukaslı olmadığını ispat etmek. falsifica'tion(i). tahrif, sahtesini yapma, taklit. falsifier (i). düzenbaz kimse, yalancı; tahrifçi kimse; kalpazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yalan oluş, doğru olmayış,yanlış oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir sesin gerçek perdeye aykırı olarak icrası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false note. blunder. error.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false note. blunder. clanger. fluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a false note. faulty. false.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any false note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). portatif bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sendelemek, sürçmek; kekelemek, sarsılmak; tereddüt etmek, duraklamak;tereddutle söylemek. falteringly (z). tereddütle, kekeleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Ağızdan dolan eski usul topların ağızlık otu ve yemleme koymaya mahsus deliği, çanaklık; falya iğnesi, burgusu. Falyaya basmak = Topu doldururken ateş almaması için falyasına parmağını basmak. Falya yüksüğü = Parmağın hararete dayanamamasıyle bu iş için kullanılan yüksük. Falya çivilemek — Düşmana terki zaruri topları battal etmek için falyalarla çizi tıkmak, mec. Gözükme, meydana çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Balina denilen ve denizde yaşadığı halde balık olmayıp, memelilerden olan büyük bir hayvan, kadırga balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Falı uğurlu, kutlu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bahtı açık, tâlihl uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this and that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatay bir direkten aşağıya doğru asılan bir çeşit bayrak. gon falonier' (i.) bu bayrağı taşıyan adam; orta çağda İtalya'da yüksek bir rütbe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gerfalcon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). highfalutin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüceste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurlu, mübarek, mes’ud: Hüceste-fâl, hüceste-tâlî = FAl ve bahtı mes’ud ve mübarek, (bk.) huceste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خجسته] kutlu, uğurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uğurlu, hayırlı, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Falı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tabiatı uğurlu, güzel huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mânâsı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Reyi, fikri, düşüncesi isabetli ve uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gaflet» ten masdar) (c. iğfâlât). Gaflette bırakma, gaflete düşürme, aldatma: Dolandırıcıların iğfâlâtına kapılacak kadar budala değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rape. to seduce. to tempt. to delude. abduct. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغفال] aldatma, kandırma. 2.ırza geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatılmak, kandırılmak. 2.ırzına geçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatmak, kandırmak. 2.ırzına geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafi» den masdar) (c. ihtifâlât). Büyük bir alay ile saygı gösterme, merasim, tören: Cenazesi ihtifâlât-ı lazıme ile kaldırıldı. Mehmed Akif için yarın bir ihtifâl yapılacak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتفال] anma töreni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihtifâl). Ihtifâller, merasimler, törenler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, şaşmaz, hata yapmaz. infallibil'ity i. yanılmazlık. infal'libly z. yanılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kafası olan: Koca kafalı = Aptal, anlayışsız. 2. Bilgili, anlayışlı: Kafalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed. brainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune told by inspecting the grounds remaining in one's coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalfa olma hâli, kalfa ücreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. work or pay of an experienced apprentice workman or master builder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. obtuse. slow. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick headed. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hatırasına saygı gösterilmek istenen kimsenin cenazesini koymak üzere yapılmış dekoratif kaide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catafalque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catafalque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Başı büyücek bir cins makbûl balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray mullet. grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Birinin vereceği bir parayı veya yapacağı bir işi, bir taahhüdü yerine getirmediği takdirde onun yerine yapmayı üzerine almak kanunî muamele ve taahhüdü, kefil olma, yüklenme, Ar. zımân: Kendisine kim kefâlet edecektir? Bu işi ancak sizin kefâletinizle kabûl ederim; onun kefâleti kabul olunmadı. Kefâlet senedi = Kefil olmayı, gösteren, kefilin verdiği senet. Kefâleti-bi’n-nefs = Nefsine kefil olma, yani bir adamın şahsı talep olundukta bulup vermek taahhüdü. Kefâleti bi’l-mâl = Malına kefil olma, yani onun borçlu olduğu parayı vermeyi taahhüt etme. Kefâlet-i müteselsile = İki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve zincirleme kefil ve zâmin olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guaranty. security. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفالت] kefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail bond. bailment. deed of suretyship. letter of indemnity / guarantee. bond of indemnity. indemnity bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefâlet süreliyle, kefil olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on bail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachycephalic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-art ekseni, yan eksenine göre kısa olan insan, brakisefal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (denç) sahile yaklaşan gemicilerin karayı ilk görüşleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıklık, sarsemllk. Ar. gabâvet. 2. Beygirde şiddetli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sürgün hayatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gelişme kusuru sonunda kafatası ve beyni küçük olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni yağmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam vakti, akşam karanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvanın yenemeyen fakat başka işte kullanılan veya atılan kısımları; (İng.) sakatat; çerçöp, süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli tehlike veya güçlük; tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gezegene iniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) kıçüstü düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağış miktarı; sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of pages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alçaklık, aşağılık, hakirlik. 2. Son derece sıkıntılı yaşama, fakirlik ve ihtiyaçtan çekilen sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. poverty. dog's life. wretchedness. beggary. calamity. sordidness. squalidity. squalidness. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutter. misery. poverty. the gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness. extreme poverty. baseness. vileness. abjection. pinch of poverty. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفالت] sefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفال] çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çanak, çömlek ve çini gibi topraktan yapılmış şey. Sifâl-pâre = Çanak, çömlek parçası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفالين] topraktan yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir defada yağan kar miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında, kaçış noktasının betilerin ardında ve ufuk çizgisi üzerinde değil, betilerle seyirci arasında yer aldığı perspektif türü. Böyle bir perspektifte betilerin seyirciye göre daha uzakta olan kesimleri küçük görüneceklerine, aksine daha irileşirler. Bu nedenle betimlenen nesneler gerçektekinin tam tersi bir görünümde resmedilmişlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. disintegrate. to crumble up. to break into small pieces. to crumble. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comminute. crumb. crumble. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Ufak ufak doğramak, parçalamak: Peyniri ufaladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. molder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ufaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daha ufak olmak, küçülmek: insan, ihtiyarladıkça ufalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daha küçük yapmak, hacmini azaltmak, küçültmek. Odaları ufaltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefası olan, sevgisinden geçmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approved. constant. faithful. loyal. true-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. loyal. truehearted. faithful. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal. faithfulness. staunch. truehearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çağlayan, çavlan, şelâle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umulmadık yerden gelen para veya yardım; ağaçtan düşmüş meyva; ağaçları rüzgâr etkisiyle devrilmiş koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by