Hud ne demek? | Hud anlamı nedir? | Hud

Hud anlamı nedir?

Hud ne demek?

Hud anlamı nedir?

Hud | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hud

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baş zırhı, miğfer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خود] miğfer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Hud (a.s). Ad kavmine gönderilen peygamb(Erkek İsmi) -Kur’an’da ismi geçen 24 peygamberden biridir. Dalalet ve sapıklık içinde olan kavmini ıslah için çok uğraştı fakat onlar, Hud’a inanmadılar ve ani bir fırtına ile yok olarak tarihten silindil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهودل] ödlek, korkak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı ağaç çileği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raspberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raspberry. raspberry ağaççileği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raspberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Himbeere, Framboise Common, Rasberry bush): Ağaç çileği ve sultan böğürtleni olarak tanınır. Haziran-Temmuz ayları arasında beyazımtırak renkli çiçekler açan, 30-150 cm boyunda, çok senelik, dikenli, çalı görünüşünde bir bitkidir. Dağlık mıntıkaların orman ve korularında tesadüf edilir. Gövdesi dallı, dikenli ve yatıktır. Yaprakları 3-5 parçalı, sivri uçlu, yaprak sapı kıvrık dikenlidir. Çiçekleri ekseriya dalların ucunda 5-10 çiçekli salkım halindedirler. Meyvesi etli ve birçok eriksi tipli meyvelerin biraraya gelmesi ile meydana gelmis, küre biçiminde, kırmızı renkli ve güzel kokuludur. Meyveleri temmuz ve agustos aylarında olgunlaşır. Çoğu çesitleri bahçelerde yetiştirilir. Umumiyetle sonbaharda 1-1,5 m aralık bırakılmak suretiyle dikilir. Ahududurar her 6-7 senede bir yenilenmelidir. Türkiye’de; Ege, Marmara, Karadeniz bölgelerinde yetiştişir Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyve, çiçek ve yapraklarıdır. Meyveler tamamen olgunlaştıkları zaman toplanır. Yapraklarında tanen, meyvelerinde ise organik asitler (malik asit, sitrik asit vs. ) şeker, pektin, uçucu ve sabit yağlar bulunmaktadır. Yaprakları bogaz hastalıklarında gargara için kullanılır. Çiçeklerinden romatizma ve nikris (gut) hastalıklarında faydalanılır. Taze olarak, şeker ve böbrek hastalıklarında perhiz yiyeceği olarak istifade edilir. Halk arasında ishal ve ateşli hastalıklara karşı tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

BERHURDAR (i. F.). Çalışma ve himmetinin neticesini alan, iyi bir işin mükâfatına nail olan: Berhurdâr olsun. Berhudâr ol oğlum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: Bİ-HUDE) (i. F.). Boşuna, işe yaramaz şekilde. Beyhude yer» = Boş yere, boşu boşuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. futile. in vain. vain. useless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. to no end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيهوده] boş, boşuna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hadsiz hududsuz, pek çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hadsiz hududsuz, pek çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيهده] boşuna, beyhude.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yahudi, çıfıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çıfıtcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (tyehûdıdan galatı: çıfıt). Yahudi cemaatinden adam, Yahudi, mec. İnatçı ve garezkâr adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Göz önünde işlenen suç, suçüstü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köy ağası, köy kâhyası, muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hudutları, sınırları bitişik olan ülkeler: Türkiye, Yunanistan’a hemhuduttur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم حدود] sınırdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous. sharing the same boundary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemhudûd.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Allah. 2. Efendi, sahip (bu mânâ ile yalnız bazı terkiplerde bulunur): Ged-hudâ (kethudâ) = Ev sahibi, kâhya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doğru yol, Fars. râh-ı rast. 2. Hak dini, İslâm dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hudâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدا] Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2.Allah’ın isimlerinden. 3.Kur’an-ı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, dâden = vermek). Allah verdi, Allah vergisi, Ar. Atâ-ullah, Tanrı ihsânı çeşidinden olan: Hudâdâd bir istidatla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, peresten = tapınmak). Allah’a tapınan, Allah’a ibadet eden. Ar. muvahhit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خداداد] Allah verdi. 2.Allah vergisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hüdayi).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدانکرده] Allah göstermesin, Allah etmesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودآرا] Allah aşkına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خداشناس] tanrıtanır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sahip, mâlik, efendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خداوند] Tanrı. 2.padişah. 3.efendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hükümdarlık. 2.Efendi, sahip, maliklik. 3.Hakim, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Amir, hâkim, sahip. 2. Padişah, imparator, hükümdar. 3. I. Sultan Murad HAn Gazi’nin (1362-1389) lakabıdır ve bu vesileyle, şehzadeliğinde valilik yaptığı Bursa vilâyetine de Cumhuriyet’e kadar böyle denmiştir. 4. Mevlânâ Celâleddin-i RÜmî hakkında da kullanılmıştır (yalnız Osmanlı padişahları için kullanılan «hünkâr» tâbiri hudâvendigârin kısaltılmışıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خداوندگار] padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, hükümdar, bay. 2.Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Amir, hükümdar. 2.Osmanlı padişahlarından I. Murad’ın ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدایا] Tanrım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. Padişah. 2. Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tanrı’ya ait olan. 2. Kendiliğinden olan, tabiî, sun’İ ve insan yapısı olmayan: Hudây-ı nâbit = Ekilmeksizin kendiliğinden biten: Hüdayi-nâbit otlar. 3. mec. Hiçbir terbiye görmeyip tabiî hâlinde kalan veya kendiliğinden yetişen: Hudây-ı nâbit bir adam; hudây-ı nâbit bir filozof.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. hüdâ = hidâyet’ ten). Doğru yola girmiş, hidâyete erişmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Allah’a mensup, Allah’ın yarattığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kendi kendisine yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ehdâb). Kirpik, müjgân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. hâdim). 1. Hâdimler, hizmet edenler. 2. Cinci hocaların toplayıp gûyâ kendilerine hizmet ettirdikleri cinlere de denir: Hüddâmlı hoca. (bk.) HAdim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدام] hizmetçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir araya sıkışmak; birbirine sokulup sarılmak ve çömelmek; acele ile karmakarışık tıkmak (esya). acele ile biraraya toplamak; i. karışıklık, düzensiz ve karışık toplanma; Amerikan futbolunda oyun arasında oyuncuların baş başa verip konuşması; A.B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Mekke’den ağır yürüyüşle 17 km mesafede bir vadi. 2.İslam tarihinde Hudeybiye Musalahası olarak bilinen anlaşmanın yapıldığı y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çavuşkuşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودپرست] bencil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) bencillik, kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HUZRET) (İ.A. kimya). Yeşillik: Hudret-i evrak = Yapraklardaki yeşil renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. had). Hadler, sınırlar, (bk.) Had.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدود] sınırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vuku bulma, meydana gelme, olma: Bir vaka hudûs etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدوس] meydana gelme, vukubulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HUDÜD) (I. A ). Sınır, hudut. (bk.) Hudûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demarcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontier. border. limit. end. boundary. frontier sınır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. front. limits. confine. property line. terminus. side. contour. boundary line. border. bound. boundary. frontier. limit. march. margin. rubicon. verge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınırsız; sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. boundless. illimitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldatma, oyun, dolap, hiyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدعه] düzen, dalavere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aldatıcı, dolap çeviren, hilekâr, hilebâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: ked-hudâ = ev sahibi. Türkçe’de: kâhya). Bir daire ve konağın yahut çeşitli işlerin idaresiyle görevli adam, vekilharç: Eski vüzerâ kethudâları; sultan kethudâsı; kethüda kadın; hazîne kethudâsı. Esnaf kethudâsı (kâhyası) = Esnafın reisi. Kapı kethudâsı = Bir valinin veya bir dairenin BAbıâlî’ce işlerini yürütmekle görevli memur: Bağdad kapı kethudâsı; Burgaristan kapı kethudâsı. Kol kethudâsı = Vaktiyle yeniçeriağasının vekili. Köy kethudâsı = Muhtar, kocabaşı, mec. Başkasının işlerine karışan: Seni kethudâ (kâhya) koymadım; sen, benim kethudâm (kâhyam) değilsin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamberlain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kethudâ sıfet ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lahd). Lahidler, mezarlar, bk. Lahid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (imef. olarak isim gibi dilimizde kullanılmamıştır). Çalışma, elden gelen: Bezl-i mechûd etti (elinden geldiği kadar çok çalıştı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühûd» dan imef.) (mü. meşhûde). Gözle görülen, müşâhede olunan: Meşhûd olan gayretiniz sizin yükselmenizi sağlıyacaktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشهود] görülmüş, gözlenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah’tan korkmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-HUDA) (i. F.). 1. Allah’a inanmayan, Ar. mülhid. (i. F.) (belki aslı: nâv-hudâ). 2. Kaptan, gemi süvarisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخدا] kaptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخدا] Allahsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nohut renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نخودی] nohut rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tüyleri ürpermek, titremek (soğuk veya korkudan); (i). korkudan tüylerin diken diken olması; titreme. I shudder to think of it Onu düşünmek bile tüylerimi ürpertiyor. shudderingly z. tüyleri ürpererek: titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah’ın arslanı, Hz. Ali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hazır olup görme, gözle görüş, müşâhede. 2. Gözle görünecek surette yar olma, Alem-i şuhûd = maddt ve cismânî olan Alem, dünya, zıddı: Ruhlar ve mânâ Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâhid). (bk.) ŞAhlt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهود] görme. 2.görünme. 3.tanıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAAHHÜT) (i. A. «ahd» den) (c. taahhüdât). 1. Deruhte etme, üzerine alma, yapmaya söz verme: Bu işi taahhüt etti. 2. Bir askerî işi yapmayı üzerine alma. 3. Postaya verilen mektup vesairenin yerine makbuzla gitmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şehâdet» ten). Namazda «ettahiyyât» duasını okuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zühd»den). Kendini dine verme, zâhid olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded, -ding) ağır düşme sesi; gümbürtü; güm diye ses çıkaran vuruş; f. güm diye ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ahd). Ahdler, yeminler, (bk.) Ahd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یاخود] yahut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YAHUDİ) (hi. A.) (mü. Yahûdiyye). Hz. Yâkub’un evlâdından Yehûdâ’ya mensup olan, Benî Isrâİl ile alâkalı veya bu kavimden olan: Isrâilî, MÜsevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebrew. israelite. jewish. hebrew. israelite. jew. levite. yid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew. jewish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew. hebrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yahudi tarz, usul veya dilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yahudi din ve mezhebi, MÜsevîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cins isim olup çokluk mânâsiyle kullanılır). Yahudiler, Benî İsrâil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yahudi, Hz.Ya’kub’un oğlu Yahuda soyundan gelenler, İsrailoğulları.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Ya’kub’un on iki oğlunun en büyüğü.

İsimler ve Anlamları by