Hüma-saye ne demek? | Hüma-saye anlamı nedir? | Hüma-saye

Hüma-saye anlamı nedir?

Hüma-saye ne demek?

Hüma-saye anlamı nedir?

Hüma-saye | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: huma saye

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gölgeli, gölgesi saadet ve saltanat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). O ikiden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İkisi arasında: Beynehümâ uyuştular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşi, misli ve benzeri olmayan. Fars. bî-memend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşi, misli ve benzeri olmayan. Fars. bî-memend.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). insanlıktan çıkarmak, canavarlaştırmak; şahsiyetsizleştirmek, makinalaştırmak, robot yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Osmanlı devrinde pâdişâh mülkleri. Hazîne-i hâssa nezâretince idare edilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Komşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسایه] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennetkuşu, devletkuşu. mec. Saadet, kutluluk, saltanat. Hümâ-pervâz = Yükseklerde uçan ve mecâzen yüksek himmetli (eski Yunanlılar’ın ph£nix dedikleri kuşa da Doğu’da hümâ deniyor).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devlet kuşu. 2.Saadet, mutluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok yüksek dereceli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gibi yükseklerde uçan. mec. Yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gölgeli, gölgesi saadet ve saltanat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. ahmak). Ahmaklar, (bk.) Ahmak, humeka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hem» den smüş.) (c. hümmâm). Himmet sahibi, yüksek himmetli, bir işe çalışıp gayret eden adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insana ait insani, beşeri, beşeriyete ait; i. insan. human affairs toplumsal olaylar. human being insan, insanoğlu. human equation hesaba katılması gereken insanca hata veya güçsüzlük etkeni. human nature insan tabiatı, insan hali. human race ins

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insancı, merhametli, müşfik, insaniyetli; yükseltici, uygarlaştırıcı. humane letters, humane studies beşeri ilimler, konusu insan olan bilimler. humane society insan veya hayvanları himaye eden kurum. humanely z. insanca, merhametle, şefkatle. hu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. classical. humanist. classical scholar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanist. humanist insancıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insaniyetperver, hayır seven, insancı, insani; yardımsever kimse. humanitarianism i. hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan, beşer; insanlık, beşeriyet, beniâdem; insaniyetperverlik, merhamet, şefkat. the humanities klasik Yunan ve Latin edebiyatları üzerinde çalışma; konusu insan olan ilimler, hümaniter bilimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. insanlaştırmak; insanileştirmek; insanlaşmak, insanileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Ortaçağın iskolastik düşünüşüne karşı Eski Yunan ve LAtin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan felsefe, bilim ve sanat görüşü. 2. (felsefe) İnsanlık sevgisini en yüksek gaye sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanoğlu; beşeriyet, beniâdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hümanizm görüş ve felsefesini tutan şahıs, yahut o görüşe uygun düşünce, davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçkiden sonra gelen baş ağrısı ve sersemlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمار] mahmurluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. humâsiyye). 1. (Arapça gramerde) Beş harften mürekkep (kelime): Fiil-i humâsî = Beşli fiil. Ef’Al-i humâsiyye = Beşli fiiller. 2. (botanik) Beş yaprağı, tanesi veya köşe vesairesi olan (bitki): Humâsî’l-varak vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri, dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. Kuvvetli, saadetli, Fars. huceste, mübarek: Tâlî-i hümâyûn. 2. Devlet ve saltanat sahibi olan padişaha ait, şâhâne, mülükâne, sultânî: Saray-i hümâyûn = Padişah sarayı. Enderûn-i hümâyûn = Eski Osmanlı saray üniversitesi. Amedî-i dîvân-ı hümâyûn = BAbıâlî’nin dîvân-ı hümâyûnla olan yazışmalarına mahsus daire. Dîvân-ı hümâyûn kalemi = Babıâli’de muahedelerin, fermanların, beratların kayıt ve zaptına memur daire. Hatt-ı hümâyûn = Osmanlı padişahının el yazısı ile yazılmış en yüksek derecede ferman. Gülhane hatt-ı hümâyûnu; Babıâli’de hatt-ı hümâyûn okundu. Ordu-yı hümâyûn = Osmanlı impaartorluk ordusu. Donanmay-ı hümâyûn = Osmanlı imparatorluk donanması. Nâme-i hümâyûn — Osmanlı padişahının diğer hükümdarlara gönderdiği mektup.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalim; ilgisizlik veya bilgisizlikten dolayı başkalanna veya hayvanlara eziyet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Vehim ve hayal çeşidinden şeyler, asılsız olarak zihinde varlık bulan şeyler, hayaller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. F.) (musiki). 1826’da kurulan ve konservatuar mahiyeti de taşıyan Türk imparatorluk orkestra ve icrâ hey’eti teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyf»den masdar). Kılıçla vuruşma, birbirine karşı kılıç çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakışıksız, yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gölge, Ar. zil: Duvarın, ağacın sâyesi. 2. mec. Himaye, korumu, Ar. sıyânet, tesâhub.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. shadow. protection. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. protection. assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه] gölge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Gölge. 2.Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gölgelik, çardak, tente. 2. mec. Koruyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, dâşten = tutmak, mâlik olmak). 1. Gölgesi olan, gölge veren. 2. mec. Koruyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, gâh = yer.) Gölgelik yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ sâye = gölge, küsterden = döşetmek). 1. Gölge salan, gölge eden. 2. mec. Koruyucu, Ar. hâmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سایبان] gölgelik. 2.çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Sayvan, gölgelik. Büyük çadır. 2.Koruyan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاید] belki, şayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه دار] gölgeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2.Koruyan, sahip çıkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. owing to. by courtesy of. through. by the agency of. through the agency of. on his coat-tails. through one's instrumentality. by dint of. owing to. through. thru. thro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. with. a) thanks to. owing to b) by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. but for. by courtesy of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık, şâyân, yaraşır: Kendisi o makama şâyestedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایسته] yaraşır, layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Layık uygun, münasip.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایستگی] yaraşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAYED) (e. F.). Farsça’da «gerekmek, lâyık olmak» demek olan «şâyesten» masdarından teklik üçüncü şahıstır). 1. Şart gösterir: Eğer, şâyet bu akşam gelecek olursanız... 2. ihtimal gösterir: Belki, olur ki: Şâyet sizi evde bulamam ihtimaliyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if ever. peradventure. if perchance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gölgelik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâhin, gaipten haber veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insandan aşağı, insanlık aşamasına ulaşamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hac münasebetiyle İstanbul’dan Haremeyn’e gönderilen para ve hediyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Acıyarak, acımaktan dolayı, merhameten: Haline terahhumen müsaade etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Terahhumlar, acımalar, (bk.) Terahhum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi otlak için sürülerin mevsim göçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vasiyet. 2. Vasîlik. 3. Emir, tenbih, tavsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. executorship. trusteeship. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. curatorship. tutelage. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by