Hün-efşan ne demek? | Hün-efşan anlamı nedir? | Hün-efşan

Hün-efşan anlamı nedir?

Hün-efşan ne demek?

Hün-efşan anlamı nedir?

Hün-efşan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hun efsan

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, efşânden = Saçmak). Kan saçan, kan serpen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آخوند] molla, hoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهونگاه] ceylan bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-feşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir hüner ve marifeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir hüner ve marifeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo), aşağ. kabiliyetsiz yabancı asıllı işçi; özellikle Balkan asıllı yabancı işçi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان افشان] canını hiçe sayan, fedai.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Orta Asya’da Amu-Derya’ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2.Tevrat’a göre cennetin 4 nehrinden biri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). külçe, yığın, topak; (k.dili). kuvvetli ve tıknaz adam; bodur ve güçlü at veya başka hayvan. chunky (s). bodur, tıknaz; topak topak, külçe halinde. chunkiness (i). bodurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Iztıraptan ciğeri kanlı, çok acılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Ürkütücü dehşet saçan, korkunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ezber okuma, hatırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, hûn = kan). Yüreği kanlı, pek kederli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلخون] yüreği kanlı, içi kan ağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İçi kan ağlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. dür = inci, efşânden, feşânden = serpmek), inci serpen, inci gibi değerli sözler söyleyen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnci serpen. 2.İnci gibi söz söyleyen ağız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Eklendiği kelimelere “saçan, dağıtan, serpen, silken” manası verir.. - Gülefşan: Gül saçan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EFSANE) yahut FESANE (i. F.). 1. Masal, asılsız hikâye, hurafe. 2. Şöhret bulup dillere düşen vaka ve hal, destan. Efsâne-perdâz = Masal uyduran, masalcı. Efsâne-cû = Masal arayan, masallara itibar eden. Efsâne-gû = Masal söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. tale. story. myth. legend. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend. myth. fable söylence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. myth. legend. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افسانه] masal. 2.efsane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Asılsız hikaye. 2.Masal, boş söz, saçma sapan lakırdı. - Dillere düşmüş, maşhur olmuş hadise.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Efsaneye Ait, efsaneyi andırır şekilde: Efsanevî bir kahramanlık gösterdiler. 2. Efsanelerde adı geçen: Zümrüdüanka, efsanevî bir kuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabled. legendary. mythic. mythical. cyclic. cyclical. larger than life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. fabled. fabulous. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut EŞK-FEŞAN (i. F.). Gözyaşı saçan, döken, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mübarek, uğurlu, mes’ut. Ferhunde-ply = Ayağı uğurlu. Ferhunde-rey = Görüşü, fikri üstün. Ferhunde-tllih, ferhunde-fil = TAlihi yaver, mes’ ut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرخنده] kutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Falı uğurlu, kutlu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kutluluk, mübâreklik, uğurluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Tâlihi yâver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gayz saçan, öfke saçan, çok öfkeli, hiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kafa avcısı; argo teknik eleman avcısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kan. HÜn-i şühedâ = Şehitlerin kanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a warlike nomadic people of Northern Asia who, in the 5th century, under Atilla, invaded and conquered a great part of Europe. a member of a nomadic people who invaded Europe in the 4th century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal soul. nIII: reason, motive. Food that is forbidden in Buddhism. a member of a nomadic people who invaded Europe in the 4th century. offensive terms for a person of German descent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون] kan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hun kavmi; barbar kimse, vahşi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Alûden = bulaşmak). Kana bulaşmış, kanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Aşâmîden = içmek). Kan içici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, bahâ = değer). Kan bahâsı, diyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, bârîden = yağmak). Kan yağdıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, efşânden = Saçmak). Kan saçan, kan serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., hûn = kan, horden = yemek). Kan içen, kanla doymayan, zalim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ hûn = kan, rîhten = dökmek). Kan döken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hunâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Ab = su). 1. Sulu kan, kanlı su, su ile kan karışık. 2. mec. Kanlı gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. tıp) («hunnâk» gibi çift n ile yazmak yanlıştır). Boğaz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. hunâkıyye). Boğaz hastalığına ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون آلود] kanlı, kana bulanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون بها] diyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. eğmek, bükmek, kamburlaştırmak; omuzlamak; i. kambur; iri parça; A.B.D, k.dili önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kambur; kambur kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sükun, sulh ve mütareke, (bkz.Hudeybiye). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüz sayısı, yüz rakamı (100, C); s. yüz. hundredweight i. 112 librelik ingiliz ağırlık ölçü birimi; 100 librelik Amerikan ağırlık ölçü birimi. a hundredfold yüz kat, yüz misli. a hundred per- cent yüzde yüz. hundredth s., i. yüzüncü; i. yüzde bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hanîf). Hanîfler. (bk.) Hanîf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bilme, bilgi, mârifet, mâlûmat: O da bir hünerdir. 2. Ustalık, ihtisas, maharet: Bunu yapmak için hüner ister; bu işte çok hüner vardır. 3. İlim, fen, bilgi: İlim ve hüner tahsili. 4. İnce ve güzel san’atlar: Hüner sahipleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. dexterity. skill. stunt. trick. ability. art. talent. expertise. knack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dexterity. skill. technical ability. acquirement. art. attainment. craft. device. doubling. facility. fixup. gift. hand. ingenuity. knack. science. stuff. talent. trickiness. virtuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik, maharet, ustalık marifet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hünermendân). Hüner sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hüver-verân). Hüner, mârifet ve ihtisas sahibi: Hünermend, hüner-ver bir adamdır; zamanın hünerverlerinden bir zât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ilim ve mârifeti veya ihtisas, mahareti olan: Hünerli edamdır. 2. Sanat ve maharetle yapılmış, süslü: Pek hünerli bir resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. skilly. dexterous. ingenious. talented. performing. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplished. dexterous. skilful. able. skillful. skilled. talented. practised. adroit. adept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. made with craftsmanship. done with skill. clever. dexterous. gifted. good. ingenious. inventive. tricky. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İlim, mârifet, ihtisas ve mahareti olmayan: Hünersiz adam. 2. Sanat ve maharetle yapılmamış, sanatsız: Hünersiz bir yapıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in proficiency. clumsy. imperfectly done. artless. inapt. inept. unaccomplished. unskilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. hang; s. asılmış, asılı. hung beef tuzlanmış ve kurutulmuş sığır eti. hung jury kararında oybirliğine varamayan jüri. He is hung up on food A.B.D.,argo Aklı fikri yemekte. Hung. kıs. Hungarian, Hungary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Macar; Macar dili; s. Macar, Macaristan halkından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Macaristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. açlık; kuvvetli istek, arzu, özlem, iştiyak; f. acıkmak; hasret çekmek, özlemini duymak, şiddetle arzulamak; aç bırakmak. hunger march açlık yürüyüşü. hunger strike açlık grevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aç, karnı acıkmış; istekli; kuru, kıraç. hungrily z. açlıkla; arzuyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: ÜNGÜR) (i. ses taklidi). Sesle, hıçkıra hıçkıra, hüngür hüngür ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobbingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüngür hüngür ağlamak, sesle bir çeşit asabi halecanla ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sob violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hüngür derken çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodthirsty. sanguinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blutgierig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خونخوار] kan içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). HÜnhâr olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). Ağzı dar kaplara sıvı dökmeye mahsus Alet ki, yukarısı geniş ve aşağısı dar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanlı, kan dökmeye meyilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnel. funnel. hopper. cone. hop. pouring funnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanla bulaşmış, kanlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili iri parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜNKAR) (i.) («Hudâvendigâr» dan hafifletilmiş). 1. Osmanlı hükümdar, padişah ve sultanı. 2. Mevlânâ Celâleddîn-i RÜmî’nin unvanlarından.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu. 2.15-29 yaş arasında Osmanlı Sultanlarına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hunâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خناق] boğmaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanakyapraklı ikiçe-’ neklilerden bir ağaç ve bunun kırmızı kabuklu sert çekirdekli meyvesi (zizyphus iniubar).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çiğde): Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir ağaç ve bu ağacın verdiği kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçim ve büyüklüğünde bir yemiştir. Güz’ün olgunlaşır. Çiçekleri küçük ve yeşilimsidir. Meyveleri ise tatlımsıdır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıtaçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi hünnap’tır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خونریز] kan dökücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kan dökücülük, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hem erkek, hem dişi olan. 2. (botanik) Erkeklik ve dişilik alâmetlerini bir arada taşıyan bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkeklik ve dişilik organları aynı fertte bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ferdin hem erkek, hem dişi olması. Bitkilerde de olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. avlanmak, peşine düşmek; avlamak, av peşinden gitmek; araştırmak; mak., elek. bir nokta çevresinde dalgalanmak; i. av, şikar; avcılık; avcılar kulübü; arama; avlak. hunt down yakalayıncaya kadar peşini bırakmamak. hunt up aramak, arayıp bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avcı; arayıcı; av atı veya köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avcılık; arama, araştırma; mak., elek. dalgalanma. hunting box İng. avcı kulübesi. hunting cap coğunlukla kadifeden yapılmış avcı kasketi. hunting case madeni saat kapağı. hunting dog av köpeği. hunting knife av bıçağı. hunting seat av köşkü. happy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avcı; av köpeklerine bakan uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hindî) (Hindli). Hindliler. (bk.) Hindî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mumyalama. («Tahnit» daha çok kullanılır). 2. Bir ölünün uzun müddet dayanıp çürümemesi için kullanılan eczalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خنياگر] şarkıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (dişi çift kişi için). Onlara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (dişi çokluk için). Onlara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kin ile dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelen koyu renkli ve güzel cilâ alır bir cins kıymetli ağaç: Mahundan bir dolap, maun kaplaması, (i.). Bu ağaçtan yapılmış mahun dolap, karyola.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı çiçekli bir nevi bahçe ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahn» dan imef.) ‘ (mü. mathûne). Övütülmüş, Osm. tahn olunmuş: Hubûbât-ı mathûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rehin» den imef.) (mü. merhûne). 1. Rehine konmuş, Osm. terhin olunmuş: Çiftliği merhûndur. 2. mec. Esir, bağlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرهون] rehinli, ipotekli. 2.zamana bağlı, bir şeye bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meşhûne). Dolu, Osm. memlû, pür, mâlâmâl: Tahılla meşhûn bir gemi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشحون] dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine benzetilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tırnak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخن] tırnak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. nefsâniyye). I. Nefse ait, nefisle alâkalı. 2. Kin ve garazla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFSANİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kin, garaz, gizil düşmanlık: Komşumuzun bana nefsâniyyeti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. -Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Orta Asya’da bir ırmak. 2.Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. 3.Yüksek, yüce Hun anlamında.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, efşândan = saçmak), (bk.) Pertev-endâz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرخون] kan dolu, kanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhinur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, hûn = kan). Gece baskını, düşmanı gece vakti ansızın basma. »

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبيخون] gece baskını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söz, lâkırdı, Ar. kelâm, nutuk. (bk.) Suhan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Asil kan, soylu kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Türkistan’da Ceyhun ile paralel akıp Aral’a dökülen büyük ırmak ki «Sır-Deryâ» da denir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Seyhan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ned, -ning) sakınmak, bir kimseden kaçınmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir yana döndürmek, yolunu değiştirmek; yan yola geçirmek (katar veya vagon); elek. cereyanın bir kısmını diğer bir telden geçirmek; bir yana dönmek, yan yola sapmak; başından atmak; i. bir yana dönüş; d.y. yan hat, yan yol; elek. cereyanı ayıran

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sessizce ve gizlenerek avlama; k.dili. sessizce ve ihtiyatla bir şeyin peşinden gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, ısı, kızgınlık, hararet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Katılık, peklik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sıcaklık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخونت] sıcaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tevâhîn). Değirmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Y.’dan, botanik) Güzel kokusu olan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tarragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(artemisia dracunculus): Bileşikgiller familyasından; anayurdu Sibirya olan ıtırlı bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken tuz ve suyu atar. Hazımsızlığı giderir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanamalarının ağrısız olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kızıl söğüt, tarhun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gök gürlemesi; f. gümbürdemek, gürlemek; ağır söz veya tehdit savurmak; şiddetle söylemek, ateş püskürmek. steal one's thunder başkasının fikrini kendi fikri diye satmak. Who in thunder are you ? Kim oluyorsun sen ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allah kahretsin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldırım; şaşırtıcı şey; yıldırım gibi hareket eden kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gök gürlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırtına bulutu; asık surat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırtınaya alâmet olan bulut yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gürleyen; uğultulu; k.dili. çok büyük, daniska. thunderingly z. gürleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gök gürlemesi hasıl eden, gök gürlemesi gibi ses çıkaran. thunderous applause alkış tufanı. thunderously z. gök gürlemesi gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşekli yıldırımlı fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldırım çarpmış, yıldırım vurmuş; büyük hayrete düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., leh., bak. think.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zehir saçan. ZEHR-HAND (i. F„ zehr = zehir, hand = gülme). Acı veya çok hüzünlü gülme, istihza ile gülüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرافشان] altın saçılmış, altın yaldızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altın saçan, altın saçıcı. 2.Altın kakmalı. 3.Bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Işık saçan.

Türkçe Sözlük by