Hür ne demek? | Hür anlamı nedir? | Hür

Hür anlamı nedir?

Hür ne demek?

Hür anlamı nedir?

Hür | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hur

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş, şems: HOr ü mâh = Güneş ve ay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Asıl Arapça’da hûrâ» nın cem’i olup gözleri iri ve siyahı pek siyah, beyazı pek beyaz kızlar demektir. Dilimizde müfred gibi ve ekseriya nisbet «İ» siyle «hûrî» kullanılır). Cennet’e gideceklere vâdedilen pek güzel kızların beheri, hûri. HÜr-ll-ayn = İri gözlerinin siyahı pek siyah ve beyazı pek beyaz kızlar veya periler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahrâr). Köle ve esir olmayan, kendi benliğine sahip ve istediği hareketi yapmakta serbest olan, Fars. Azâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free (not eslaved. unconstrained. untrammelled. free. independent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حور] huri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Özgür, bağımsız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) ahır. (Asıl Türkçe olup, Farsça’ya da geçmiştir). Hayvanlar yatırılan dam. Mirâhûr = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, Istabl-ı Amire müdürü. Has Ahur = Hükümdarın ‘hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahır memurlarının ikametine mahsus İdare, Istabkı Amire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آخر] ahır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahırlamak. (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahr» den). Temmuzda senenin en sıcak günleri olan maruf yedi gün ve bu günlerin sıcağı: Eyyâm-ı bâhûr = BAhUr günleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باخور] aşırı sıcak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bathurst, Gambia'mn başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Dilimizde buhur şeklinde kullanılır). Tütsü, künlük: Behûr yakmak. Behûr-ı Meryem = Köküne tuz ağırşağı denilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buhurdan. Tütsü yakmaya mahsus kap. («dan» Farsça’da zarf edatı olduğundan, yine bu mânâda olan «lık» edatının ilâvesiyle buhurdanlık demek galattır), (bk.) Buhurdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHUDARLIK (i), iş, himmet ve müsbet çalışmanın netice ve mükâfatına kavuşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Tütsü, günlük: Buhur yakmak. Buhûr-ı Meryem = Köküne tuz ağırşağı denilen nebat. (bk.) Behûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankincence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخور] tütsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tütsü yakmaya mahsus kap («dân». Farsça’da zarf edatı olduğundan, yine bu mânâda olan Türkçe «lık» edatının ilâvesiyle buhurdanlık demek galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incense-burner. incensory. thurible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censer. thurible buhurluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thurible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخوردان] tütsülük, tütsü kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tütsülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Tütsü yakmaya mahsus kap, buhurdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censer. thurible buhurdan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise; kilise ayini; herhangi bir Hıristiyan mezhebi; cemaat; din adamlığı; dinsel örgüt. church'goer (i). kiliseye muntazam giden kimse. church'man (i). kilise azası. church'warden (i). kilise mütevellisi. church'yard (i). kilise bahçesi ve me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kiliseye getirmek; kilise disiplinine tabi tutmak; kilisede şükran duası etmek (bilhassa doğumdan sonra kadınlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamahkar kimse, hasis kimse, cimri adam; köylü; kaba adam. churlish (s). kaba, vahşi; tamahkar, cimri; işlenmesi zor (toprak). churlishly (z). kaba bir şekilde. churlishness (i). kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yayık, yayığa benzer herhangi bir alet; süt kabı; (f). tereyağı yapmak için sütü dövmek, çalkamak; devamlı olarak dövmek, karıştırmak. churning (i). çalkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçarken kuşun çıkardığı kanat sesi, pırr; (bak). chirr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (coğ -ni) eski Yunan ve Romalılarda trajedi aktörlerinin giydikleri sandalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CUMHUR) (i. A.) (c. cemâhîr). 1. Halk, Ar. nâs, umûm, enâm. 2. Takım, gürUh, hey’et: Cumhûr-ı fukahâ, cumhûr-ı hükemâ = Fakihler, hakimler sınıfı. 3. Cumhuriyet rejimiyle idare olunan devlet: Türkiye Cumhuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمهور] halk. 2.kalabalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halk, ahali. 2.Kalabalık, başıboş kalabalık. 3.Takım, heyet. - Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk dinî musikisinde koro ile okunan ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president of a republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cumhûriyye). Cumhura mensup ve müteallik olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمهوری] cumhuriyetle ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (y. k.). Bir cumhurbaşkanının başında bulunduğu devlet: İsviçre Cumhuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rep. republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonwealth. republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republic. commonwealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Republican Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cumhuriyet idaresi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمهوریت] cumhuriyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cumhuriyetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). disulfürik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Santa Domingo.

Nüfus: 7.826.000.

Yüzölçümü: 48.443 km2.

Komşuları: Batıda Haiti.

Önemli Şehirleri: Santo Domingo, Santiago de Los Caballeros.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca.

Yönetim Biçimi: Temsili Demokrasi.

Tarih: 1492’de Kolomb oraya ulaştığında Hispanida adasında Carib ve Arawak Hintlileri yerleşmişti. 1496’da kurulan Santa Domingo kenti yarıkürede Avrupalılarca yerleşilmiş en eski alandır.

1697’de adanın batısındaki 1/3’lük kısmı Fransa’ya devredildi. Santa Domingo 1795’te Fransa’ya katıldı. Haitili lider Toussant L’Ouverture 1801’de burayı ele geçirdi. 1803-1821 arasında pek çok yerli cumhuriyet belli aralıklarla kurulup kalktı. 1822-1844 arasında Haiti bölgeye tekrar egemen oldu ve 1861-63’te İspanyol işgali gerçekleşti.

1916’dan anayasal çerçeveden seçilen hükümetin başa geçtiği 1924’e kadar ülke Amerikan donanmaları tarafından işgal altında tutuldu. 1930’da Gen. Rafael Leonidas Trujiollo Malina devlet başkanı seçildi. Trujillo 1961’de uğradığı suikaste kadar ülkeyi zorbalıklar yönetti. 1960’ta Trujillo tarafından atanmış olan başkan Joaguin Balaguer 1962’de baskılara dayanamadı. 33 yıl içinde yapılan ilk özgür seçimlerde seçilen Juan Bosch; 1963’te devredildi. 24 Nisan 1964’te Bosch taraftarları ve komünistleri de dahil olduğu diğer bazı gruplar ayaklandı. Dört gün sonra Amerikan donanması Bosch yanlısı güçlere müdahale etti. Daha sonra beş Güney Amerika devleti tarafından oluşturulan barış koruma güçleri gönderildi.

Haziran 1966’da Balaguer’in Bosch’u yendiği seçimleri geçici bir hükümet denetledi. Balaguer sonraki 28 yıl boyunca görevde kaldı, ancak Mayıs 1994’te yeniden seçilmesinde hile yapıldığı ortaya çıkınca 1995’te yeni seçim yapma sözü verdi.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dehr). Dehrler, felekler, zamanlar, (bk.) Dehr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ دهور] devirler. 2.dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nehir ağzı, vadinin ovaya açılan ağzı, top ağzı; müz. nefesli sazlann ağızlığı; nefesli sazın ağıza yerleştirilme sekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.), imrahor, ahır beyi, ahır müdürü. Pâdişâhın ahırlarına nezâret eden sancakbeyi (tümgeneral) rütbesindeki kumandan. Istab-ı Amire nâzırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şehr). Aylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferah fahur = Ferah verici, iç açıcı. (bk.) Ferîh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahr’den imüb,). Çok övünen, kendi vasıf ve meziyetleriyle övünen, tefâhur eden. Osm. mütekebbir, mutaazzım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فخور] övüngen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Övünerek, tefahhurla, iftihar ederek: Birtakım fahûrâne bir tavırla sallanarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dilbilgisi bakımından yanlış olduğu halde, kullanıldığı gibi kabûl edilen ve kullanılmasında mahzur görülmeyen kelime veya terkip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (güz. san.), resimde göIge çizgileri; haritalarda dağ yamaçlarını gösteren ince çizgi, tarama çizgi; (f.) tarama çizgilerle göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Har.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tamarind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bazı Batılı milletlerin «yaşa!» mânâsında kullandıkları alkış sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp «hurûc» dan). Bedenin çeşitli yerlerinde çıkan çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıpranarak işe yaramaz hâle gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hurâfe). Bâtıl inanışlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرافات] hurafeler, batıl inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hurâfât). Bâtıl İnanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. legend. myth. silly tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. old wive's tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرافه] batıl inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خرافه پرور] hurafelere inanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hurafelere inanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâr). İri gözlü; aslı güzel Cennet kızları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.). - Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meşin veya kilimden büyük heybe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large leather saddlebag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlebag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.). (bkz.Hüray).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük, ufak. Hurdahâş, hurd mürd = Parça parça: Aynayı bir yumrukla hurdahâş etti. Hurd-sâl = Küçük yaşta, Ar. sagıyr-üs-sinn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرد] küçük, ufak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ufak şey, ufak parça, Fars. rîze: Bakır hurdaları. 2. İnce, hassas, dakîk mânâ, nükte, gizli mânâ Ar. mazmûn. 3. Ufak ve kırıntıdan ibaret olan: Hurda inci. 4. Pek ince ve küçük: Hurda yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattletrap. scrap. junk. salvage. write-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carcass. crock. wreck. dilapidated. scrap. junk. old car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk. scrap. scrap iron / metal. waste. refuse. worn-out. completely worn-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük şeyleri gösteren, mikroskop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inceden inceye, pek ince ve derin: Hurdabînâne tetkik etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hurdabinle (mikroskopla) görülebilecek kadar küçük (Arapça olamıyacağından müennesinde «hurdabîniyye» demek yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak tefek şeyler veya eski demir Aletler ve şeyler satan adam, hırdavatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrap dealer. junkman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrap dealer. scrap iron dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adamın işi, hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşe yaramayacak şekilde kırılıp parçalanmış, paramparça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. bashed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalmak, parça parça olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Farsların kullandığı şemsi senenin 3.ayına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürde = kırıntı, çîden = toplamak). Kırıntı toplayan, dökülen kırıntıları toplayan fakir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürde = küçük, ince; dânisten = bilmek). Nükte ve incelikleri anlayan, bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürde = ufak tefek şeyler, fürûhten = satmak). Ufak tefek şeyler satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. hürde = mec. mazmun, gizli mânâ, giriften = tutmak). Sözün içinde gizil mânâyı arayarak itiraz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mikroskop, (bk.) hurdabîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خرده بين] büyüteç. 2.mikroskop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرده گير] kusur bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yarışlarda kullanılan engel veya çit; engelli yarış; seyyar ağıl; İng. dallardarı sepet gibi örülmüş portatif parmaklık veya engel; f. etrafına parmaklık veya çit çevirmek; yarışta engel atlamak. high hurdles yüksek engel; yüksek engelli 110 m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hüray).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. latarna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Kedicik, kedi yavrusu. - Ebu Hüreyre: Ashab-ı Kiram’dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi özgür güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.). 1. Cennet kızı. 2. mec. Çok güzel (kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوری] huri, cennet kızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Cennet kızı. 2.Sevgili. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Cennet kızlarının başı, hurilerin başı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Coşkunluk hallerinde hurilerle buluştuklarına inanan bir tarikat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). HÜrî gibi, hûrîye ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esir olma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hızla atmak savurmak, fırlatıp atmak; hiddetle söylemek; i. hızla atış, fırlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burgan cinsinden hububat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültülü karışıklık; arbede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir sıcak iklim meyvesi. 2. Hurma şeklinde hamur tatlısı. Hurma ağacı = Bu meyveyi veren ağaç, Ar. nahl. Hurma dorusu = Hurmanın rengini andırır at donu. Trabzon hurması = Çok çekirdekli, hamı ağız buruşturur bir meyve ve bunu veren ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. persimmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(şecere-i temir): (: Hurmagiller familyasından sıcak ülkelerde yetişen bir ağacın meyvesidir. Ağacın boyu 30 metre kadardır. Gövdesi sütun biçimindedir. Yaprakları büyük ve dilimlidir. Kullanıldığı yerler: Bedeni ve zihni gelişmeyi sağlar. Besleyicidir. Kansere karşı koruyucudur. Zihni yorgunluğu giderir. Anne sütünün, bol ve besleyici olmasını sağlar. Boğaz ağrılarını keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığının şikayetlerini giderir. Kemik hastalıklarında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date-palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi hurma ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şeref, haysiyet: Bu müberek günün hürmetine. 2. Saygı, riayet, itibar, ikram, İzâz: Misafire hürmet etmek şarttır. 3. Bir şeyin şer’an harâm olması, haramlığı: Şarabın hürmeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. regard. veneration. deference. obeisance. tribute. homage. honor. honour. reverence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homage. respect. regard. esteem saygı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. regard. courtesy. deference. duty. homage. reverence. veneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Saygı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to respect. consider. honour. revere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Saygılı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hürmet olsun diye, saygı ve ikram maksadıyle: Kendisine hürmeten ayağa kalktılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Saygılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deferential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful. deferent (action. worthy of respect. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Şeref, haysiyet ve itibar sahibi, saygıya değer. 2. mec. Büyük, okkalı. 3. Osmanlılar’ca Hıristiyan piskopos ve metropolidlere verilen resmî unvandır: Selânik Rum metropolidi hürmetlû felsnca efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçümsenmiyecek büyüklükte, oldukça büyük, okkalıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısızlık, riayetsizlik, hürmet ve itibar etmeyiş: Bizim Adetimizce büyüklerin yanında fazla konuşmak hürmetsizlik sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Zerdüştlerin hayır tanrısı. 2.Eski İran takviminde güneş yılının ilk günü. 3.Jüpiter, müşteri, erendiz. 4.Sasani sülalesinden 5.padişahın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski Iranlılar’ın ibadet ettikleri İki mâbuttan iyilik İlâhı sandıkları kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. (bk.) Hürmüz. 2. Basra Körfezi’nde Hürmüz Boğazı civarında çıkan ek inci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hürkal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hure.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word used as a shout of joy, triumph, applause, encouragement, or welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hurray, hooray ünlem, i., f. Yaşa! (alkış veya zafer ünlemi); i. bu ünlem; f. Yaşa ! diye bağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hür kadın, câriye veya esir olmıyan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şen, sevinçli, gönül açıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli. 2. Gönül açıcı. (bk.) Hurrem.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş. 2.Bir yazı sitili. 3.Hurrem Sultan: Kanuni Sultan Süleyman’ın gözde zevcelerinden. Osmanlı siyasetinde etkin rol oynayan hanımlardan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yeşil taze. 2.Gönülaçıcı. 3.Şen şakrak, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Şen ve gönül açan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç, sevinçli olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga, bora. hurricane deck yolcu gemilerinin en üst güvertesi. hurricane lamp rüzgar feneri, gemici feneri. hurricane signal şiddetli ve tehlikeli bir kasırganın geleceğini işaret eden bayrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aceleye gelen, telaşlı. hurriedly z. acele ile; çabucak. hurriedness i. aceleye gelme, acele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜRRİYYET) (i. A). Esir ve köle olmayıp tamamen hür ve müstakil olma, Azâdlık: Hürriyyet-i şahsiyye = Şahıs hürriyeti. Hürriyy»t-I mezhebiyye = Mezhep hürriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. liberty. independence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. liberty. independence. liberty özgürlük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. liberty. independence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hürlük, serbestlik. 2.İstediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi içinde yapabilme hali.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acele etmek, acele ile gitmek; koşmak; acele ettirmek; acele ile göndermek; sıkıştırmak; i. acele telaş. Hurry up! Acele et! Çabuk ol! Haydi! in a hurry acele ile, telâşla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telaş, acele koşuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hürol).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hursende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanaatkâr, kanaat eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hürriyeti seven kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş, Ar. şems.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güneş, aftab, mihr, şems. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (hurt) yara, bere, zarar, hasar; acı, ağrı, sızı; f. incitmek, acıtmak, yaralamak; rencide etmek, acı vermek, kederlendirmek; zarar vermek, hasara uğratmak; acımak, ağrımak. hurtful s. zararlı; incitici, ıstırap veren. hurtfully z. zarar verecek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çarpmak; hızla atılmak veya fırlamak; hızla fırlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harb). Harpler, savaşlar, (bk.) Harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çıkma, dışarı çıkma: Hurûe etti = Çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hurûc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خروج] çıkış. 2.ayaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (çokluğunun çokluğu hurûfât) (m. harf). Harfler, (bk.) Harf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) («harf» in çokluğunun çokluğudur). Kurşundan dökülmüş baskı harfleri: Küçük, büyük, italik, batone hurufat. Hurufat basması = Tipografya. Zıddı: Taşbasması, litografya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. typeface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Kur’an’daki harflerden mânâlar ve hükümler çıkaran bir tasavvuf kolu. Ar. hurûfiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şamata, gürültü, bağırma, telâş: Cûş-u hurûş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خروش] coşku, coşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırıp şamata eden veya ederek, telâşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Hep birden den ve patırdı ile.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) (bkz.Hürsev).

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika, Güney Atlas Okyanusu kıyısında, Angola ile Gabon arasında.

Coğrafi konumu: 1 00 Güney enlemi, 15 00 Batı boylamı.

Harita konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 342,000 km².

Kara: 341,500 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 5,504 km.

sınır komşuları: Angola 201 km, Kamerun 523 km, Orta Afrika Cumhuriyeti 467 km, Kongo Demokratik Cumhuriyeti 2,410 km, Gabon 1,903 km.

Sahil şeridi: 169 km.

İklimi: Tropikal iklim hakimdir. Mart - Haziran ayları arası yağış mevsimi, Haziran - Ekim ayları arası kuru mevsimdir; yüksek sıcaklık derecesi ve nem oranı değişmezdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca ovalar, güneyde havzalar, orta kısımda yaylalar, kuzeyde havzalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Berongou Tepesi 903 m.

Doğal kaynakları: petrol, kereste, potas, kurşun, çinko, uranyum, bakır, fosfatlar, doğal gaz, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma elverişli: %1.45.

Sürekli ekinler: %0.15.

Diğer: %98.4 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 20 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Mevsimsel su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,702,314 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.6 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.62 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.98 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 85.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 52.8 yıl.

Erkek: 51.65 yıl.

Kadın: 53.98 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.07 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %4.9 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 90,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - ölümleri: 9,700 (2003 verileri).

Ulus: Kongolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kongo %48, Sangha %20, M’Bochi %12, Teke %17, Avrupalılar 8,500.

Dinler: Hıristiyanlık %50, animizm %48, Müslümanlık %2.

Diller: Fransızca (resmi), Lingala ve Monokutuba, diğer yerel diller ve lehçeler (Kikongo en çok kullanılanıdır).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %83.8.

Erkek: %89.6.

Kadın: %78.4 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kongo Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique du Congo.

Eski adı: Orta Kongo, Kongo/Brazzaville, Kongo.

ingilizce: Congo, Republic of the.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Brazzaville.

İdari bölmeler: 9 bölge ve 1 başkent; Bouenza, Brazzaville, Cuvette, Kouilou, Lekoumou, Likouala, Niari, Plateaux, Pool, Sangha.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Ağustos (1960).

Anayasa: Eylül 2000.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), BDEAC, CCC (Gümrük İşbirliği Konsey


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.) («lâhûrî» isminin Rumca kaidesince yapılmış şeklidir). 1. Hind lâhûrîsi taklid edilerek yapılan yünden bir çeşit ince kumaş: Mavi lahuraki. 2. Lahuraki denilen yünden yapılmış: Lahuraki entari, hırka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hind’in LAhur şehrinde yapılan nefis şâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir şed makam (Hindistan’da bîr şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Türk musikisinde rast perdesinde karar kılan bir makam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kahr» dan imef.) (mü. makhûre). 1. Birinin zoruna baş eğmiş, mağlûp, mahkûm: Barbaros Hayreddin Paşa, bütün o sahilleri makhûr eyledi. 2. Mahv ve helâk olan. Ar. müzmahil. 3. Tanrı’nın gazabına uğramış: Kavm-i Ad makhûr oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقهور] kahrolmuş, yenilmiş. 2.gazaba uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «behr» den İmef.) (mü. mebhûre). Nefes darlığına uğramış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Soluyan, soluğan, nefes darlığına yakalanmış olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) (bkz.Mebhur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «mühr» ün Ar. sanılarak imef. kipinden galat tâbir ve doğrusu «mahtûm» dur). Mühürlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممهور] mühürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr» den imef.) (mü. meshûre). Sihir edilmiş, büyüye uğramış, büyü ile aldanmış, sihirlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞHÜR) (i. A. «şöhret» ten imef.) (mü. meşhûre). Şöhret kazanmış, yayılmış, herkesin bildiği ve tanıdığı, adlı sanlı, ünlü, nâm sahibi: Meşhur adam, onun eserleri meşhurdur. Galat-ı meşhûr e= Yanlış olduğu halde halk arasında doğru yerine kullanılan kelime veya tâbir. (c. meşâhir) Şöhretli adam, ismi herkesçe bilinen kimse. Meşâhir-I şuaridan = Şairlerin ünlülerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. well-known. reputed. famed. celebrated. noted. illustrious. of mark. proverbial. renowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrated. famed. famous. noted. proverbial. well-known. celebrated ünlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. distinguished. ever familiar. great. known. legendary. of mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسحور] büyülenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشهور] ünlü, tanınmış, bilinen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ünlü, argın, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyülemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyülenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşhur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: emîr-i Ahûr) (halk dilinde: imrahor). Has ahırın başı, ıstabl-ı Amire müdürü: Mİrâhûr-ı evvel, mîrahûr-ı sânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ميرآخور] imrahor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. on beş rupi kıymetinde eski altın Hint parası, mohur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜHR) (i. F.). 1. Bir adamın veya bir daire ve idarenin ijmi kazılı bulunan mâden veya taştan damga ki, imza yerine mektup ve senetlerin altına ve mektup zarfına yahut bir kapı ve kapak vesaireyi yapıştıran mumun üzerine basılırdı (şimdi yalnız resmf kâğıtlarda kullanılmaktadır), Ar. hâtem: Mühür basmak. 2. Bunun kâğıda veya mühür mumuna basılmış şekli ve yazısı: Mühürünü okuyamadım; mühürünü yaladı. Fekk-i mühür = Mühür mumu veya kurşunla mühürlenmiş bir şeyden mühürü bozup açma. Mühr-i Süleyman = Hazret-i Süleymân’ın mühüründe kazılı olduğu söylenen iki üçgen şekli. Mühür mumu = Mektup zarfı ve başka şeyler üzerine eritilip üzerine mühür basılmaya mahsus ve balmumu ile bazı reçinelerden yapılmış kırmızı veya diğer renkte madde çubuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal. signet. impress. cachet. signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cachet. chop. seal. signet. signet ring. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signet ring. stamp. affix. cachet. paper seal. signet. fascimile stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mühürlenmiş, mühürle kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engraver of seals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir büyüğün veya bir resmî dairenin mühürünü taşıyıp evrakı mühürlemek vazifesiyle görevli kâtip: Sadâret mühürdârı. 2. Hususî kâtip: Vali paşanın mühürdârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir büyük devlet adamının veya resmi bir dairenin mühürünü taşıyıp evrakı mühürlemek görevi, mühürdâr sıfat ve memuriyeti: Seraskerlik mühürdârlığı. 2. Eskiden hususî kâtiplik: Bazı vezirlere mühürdârlık etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing. affixing of seals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mühür basmak: Senedi mühürledinlz mi? Bu zarfı mühürlemeli; anbarı mühürlediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal. to seal. to stamp with a seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix the seal. to put under seal. to stamp with a seal. to lock up and affix a seal to. affix seals to sth. to seal with lead. to affix a seal. to place under seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altına veya üstüne mühür basılmak: Bu mektuplar mühürlendi mi? Bu zarflar mühürlenecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be under seal. to be stamped with a seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mühür bastırmak: Mazbatayı üyelere mühürletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb put sth under seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Altına mühür basılmış. Ar. mahtûm: Mühürlü bir senet. 2. Üstü kapatılıp mühür basılmış, Ar. mahtûm: Mühürlü zarf; mühürlü mağaza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealed off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealed. under seal. stamped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is under seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which lacks a seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ansızın olan, oluveren.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Afrika’da, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 7 00 Kuzey enlemi, 21 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 622,984 km².

Kara: 622,984 km².

Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 5,203 km.

sınır komşuları: Kamerun 797 km, Çad 1,197 km, Demokratik Kongo Cumhuriyeti 1,577 km, Kongo Cumhuriyeti 467 km, Sudan 1,165 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: tropikal; kışlar sıcak ve kur, yazlar ılıman ve nemli geçer.

Arazi yapısı: Çok geniş, yassıdan inişli çıkışlıya değişen tekdüze yaylalar, kuzeydoğu ve güneybatı boyunca serpilmiş tepelikler yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Oubangui Nehri 335 m.

en yüksek noktası: Ngaoui Dağı 1,420 m.

Doğal kaynakları: Elmas, uranyum, kereste, altın, petrol, hidrolik güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

Otlaklar: %5.

Ormanlık arazi: %75.

Diğer: %17 (1993 verileri).

Doğal afetler: Sıcak, kuru, tozlu rüzgarlar güney bölgelerinde etkindir; su baskınları ülke genelinde görülmektedir.

Coğrafi Not: kara ile çevrili; hemen hemen Afrika’nın tam ortasında yer almaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,576,884 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %43.23 (erkek 778,885; kadın 767,414).

15-64 yaş: %53 (erkek 929,717; kadın 965,947).

65 yaş ve üzeri: % 3.77 (erkek 59,364; kadın 75,557) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.96 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.98 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 105.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.8 yıl.

Erkek: 42.17 yıl.

Kadın: 45.48 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.86 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %13.84 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 240,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 23,000 (1999 verileri).

Ulus: Orta Afrikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Baya %34, Banda %27, Sara %10, Mandjia %21, Mboum %4, M’Baka %4, Avrupalı 6,500 (1,500 Fransız dahil).

Din: Yerel inançlar %24, Protestanlar %25, Roma Katolikleri %25, Müslümanlar %15, diğer %11.

Diller: Fransızca (resmi), Sangho, Arapça, Hunsa, Swahili.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %60.

Erkek: %68.5.

Kadın: %52.4 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Orta Afrika Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique Centrafricaine.

Eski adı: Ubangi-Shari, Orta Afrika İmparatorluğu.

kısaltma: CAR.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Bangui.

İdari bölümler: 14 eyalet, 2 ekonomik bölge ve 1 genel bölge; Bamingui-Bangoran, Bangui, Basse-Kotto, Gribingui, Haute-Kotto, Haute-Sangha, Haut-Mbomou, Ke


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president of a republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ramazanda şafaktan önce yenen yemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykusuzluk, gece uyuyamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekmek fırını, ekmek tandırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal before dawn during ramazan. meal before dawn during ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحور] sahur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gece uyanıklığı, uykusuzluk. 2.Ay ağılı, hale. Dünya’nın Ay’a düşen, Ay tutulmasını meydana getiren gölgesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, hürde = yemiş). Yaşlı, ihtiyar, geçkin: Bir pîr-i sâl-hurde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ser-Ahûr» dan galat). 1. Eski bir rütbe sahibi. 2. (silâhşor’dan galat). Vaktiyle bir kale ve yerin muhafazasıyla görevli olup, bu hizmete karşılık vergi vermeyen asker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şehr). Şehrler, aylar, takvimin ayları, (bk.) Şehir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kükürt, kıs. S ;lahana kelebeğine benzer sarı bir kelebek. flowers of sulfur kükürtçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sülfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهور] aylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahâret» ten imüb.). Pek temiz ve temizleyici.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pek temiz, temizleyici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhâr» dan masdar) (c. tebahhurât). 1. Buğulanma, (su) kaynayıp buğu olma, ağma. 2. Tütsülenme..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahr» dan masdar). Bir şeyin içine dalma, pek derine varma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبخر] buharlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تبحر] göllenme. 2.derin bilgi sahibi olma, uzmanlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

buharlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Buharlanmalar. (bk.) Tebahhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «te’hîr» den). 1. Sonraya, geriye kalma. 2. Gecikme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being delayed. delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفخر] şişinme, övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefahhurât). Övünme, kurulma, Osm. fahretme: Dünyada hiçbir şeyle tefahhur etmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefâhürât). Birine karşı tefahhur etme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mashara» dan). Maskaralık etme, birini alaya alma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمسخر] maskaralık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

maskaralık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûr» dan), t. Birbirine karşı görünme, ortaya çıkma: İki devletin donanmaları tezahür etti; hastalığın belirtileri tezahür etti. 2. Birbirine arka verme, yardımlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. appearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. sign. appearing. becoming visible. becoming manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. ovations. cheers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yell. public demonstration. ovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestations. signs. demonstration (to protest sth. ovation. cheering. applause. booing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zühre»den). Çiçeklenme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çiçeklenme.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. buhurdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perşembe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kiliseden tardetmek, aforoz etmek, kiliseden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sükünetle yapılan, acelesiz, telâşsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar görmemiş, acımamış...

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zahm = darbe, yara; hürden = yemek). 1. Bir darbeye uğramış. Ar. musâb, duçar. 2. Yaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZUHUR) (i. A.). Baş gösterme, meydana çıkma, görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. becoming visible. sudden happening. advent. birth. coming. dawn. emergence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظهور] ortaya çıkma, görünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Görünme, meydana çıkma, baş gösterme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hesapta olmayan, umulmadık (şeyler).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظهورات] beklenmedik gelişmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ortaoyununda taklitçi. Zuhûrî kolu = Ortaoyunu takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orta oyununda komik rolünü yapan kimse.

İsimler ve Anlamları by