Hüş-rübüde ne demek? | Hüş-rübüde anlamı nedir? | Hüş-rübüde

Hüş-rübüde anlamı nedir?

Hüş-rübüde ne demek?

Hüş-rübüde anlamı nedir?

Hüş-rübüde | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hus rubude

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı kapılmış, aklı başından gitmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger otu, ayı yoncası,(bot), Acanthus;(mim). sütun başlıklarında kullanılan akantos yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) aylandız ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hele, husûsiyle, en çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الخصوص] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ince pamuk taşı bir çeşit ince asbest, amyant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırdili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. bâ = ile A. husûs = tayin). Husûsiyle, husûsen, alel-husûs, hele, en ziyade, en fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baküs, eski Yunan şarap tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخصوص] hele hele, özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı başında olmayan, baygın. Kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı başında olmayan, baygın. Kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bronş, akciğer borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1084 tarihinde Fransa'da kurulmuş olan bir tarikata mensup keşiş veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, (bk.) BAzî

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil familyasından herhangi bir çiçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü hoş, yüreği rahat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. son önermenin aksini ispatlayarak bir fikrin yanlışlığını ortaya koyan tasım; bilgicilik, safsata. sofizm elenctic s. aksini ispat ederek yanlışı ortaya koyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili şevk vermek, şevke gelmek; gayret vermek, gayrete gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevk, gayret, istek, heves; sanat aşkı; kuvvetli ilham. enthusiasy i. şevkli kimse, taşkın ve hararetli kimse; aşırı taraftar. enthusias'tic s. şevkli, hararetli, gayretli, hevesli. enthusias'tically z şevkle, gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FUHŞ) (i. A.). Zina, meşru olmayan cinsî münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. the social evil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. social evil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فحش] fuhuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). (bk.) Haşır haşır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayçiçeği, günebakan, günçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «guş»tan). Bir çeşit ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıl, şuur, anlayış: GÜş-i hûş = Akıl kulağı. Bî-hûş (halk dilinde: bir hoş) = 1. Akılsız, ahmak.2. Kendinden geçmiş, baygın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هوش] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hûşmend). Akıllılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı kapılmış, aklı başından gitmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keskin kılıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hısm) (dilimizde kullanılmamıştır; «husûm» yerine «hasm» ın cem’i gibi kullanılmıştır), (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin keskin kılıcı. 2.Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koca, zevç; f. idare etmek; idareli kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçilik, ziraat; idarecilik; ekonomik bir şekilde ev idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خوشه] salkım. 2.başak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصما] düşmanlar, hasımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Akıl, anlayış, kavrayıp-

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük sevgili. 2.Hz.Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz.Ali’nin küçükoğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüseynî Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. derin sessizlik, sükut; f. susmak, sükut etmek; susturmak, sesini kesmek. Hush! Susun! hush money susmalık, sus payı. hush up örtbas etmek, kapatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Uyu yavrum! Haydi uyu !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili gizli, örtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k ince okunur) (i. F.). Kuru, yâbis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک] kuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mısır başağının dış yaprakları; herhangi bir şeyin işe yaramayan dış kısmı; f. dış kabuğunu soyup çıkarmak. husking i., husking bee A.B.D mısır soymak için çiftlik ambarında düzenlenen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuru, sevimsiz tabiatli, câhil, nâdan, kalın kafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dudağı kurumuş, susamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuraklık ve kıtlık yılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beyinsiz, akılsız, deli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک سالی] kuraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabuklu; kabuk gibi kuru; boğuk, kısık (ses). huskily z. boğuk sesle. huskiness boğukluk, kısıklık (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., A.B.D, k.dili kuvvetli, güçlü, dayanıklı; i. kuvvetli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimo köpeği, kızak köpeği; Eskimo; Eskimo dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hüseyin’den bozma olarak yapılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mehâsin). 1. Güzellik, Ar. cemâl. 2. İyilik, makbûl olma. Hüsn-i ahlâk = Ahlâk iyiliği ve güzelliği, yüksek ahlâk. Zıddı: SÜ-i ahlâk = Kötü ahlâk. Hüsn-i idare = Güzel idare etme. Hüsn-i tedbîr = Güzel tedbir. Hüsn-i tâbir = Müstehcen veya soğuk bir şeyin’güzel ve edebe uygun bir tâbirle ifade edilmesi: Mezarburnu yerine Mesarburnu denilmesi gibi. Hüsn-i teveccüh = Sevgiyle karışık övme ve takdir: Hakkımdaki hüsn-i teveccühünüze minnetdârım. Hü«n-i hâl = İyi hal. HQsn-i hâl sahibi = İyi ve doğru insan. Hüsn-i hareket = İyi hareket, iyi muamelede bulunma, beğenilen tarz ve tavır. Hüsn-i hitâm = Hayırlı olarak sona erme. Hüsn-i hitâm vermek = Hayırlısiyle bitirmek. Hüsn-i hat = İyi yazı, kaideye uygun yazı yazma: Hüsn-i hat hocası, dersi. Hüsn-i sûret = Güzel şekil, suret, Osm. sûret-i hasene. Hüsn-i zan = Biri hakkında iyi kanaat besleme, kendisini iyi zannetme: Onun hakkında herkesin hüsn-i zannı vardır. Hüsn-i kabûl = İyi kabûl etme, ikram ve saygıyla kabûl ediş: Hüsn-I kabûle mazhar oldu. Hüsn-i muamele = Güzel muamele, iyilikle muamele etme. Hüsn-i nazar = Teveccüh, sevgiyle öğüş, samimî şekilde beğenme. Hüsn vermek = Güzelleştirmek. Hüsn-i yûsuf = Güzel bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hüsniyye) (c. mü. haseniyyât). Güzelliğe ait. (c. mü.) Güzel işler, hayırlar, hayırlı işler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hüsni).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gülün güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ HAL) (i. A.). İyi hal. Hüsnühal kâğıdı = Bir kimsenin iyi ve doğru diye tanındığını gösteren ve daha çok muhtarlık, polis, okul gibi resmî yerlerden verilen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good conduct. good behaviour. propriety of conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Davranış güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of good conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ KABÜL) (i. A.). İyi karşılayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly reception. favo u rable reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fides. good will / intention / faith. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ NİYYET) (i. A.). İyi niyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ YÜSUF) (i. A.). Karanfilgillerden güzel çiçekler açan bir süs bitkisi, Fr. bychnide.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(guguçiçeği): Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). 1. Peklik, Ar. inkıbaz. 2. idrar tutulması, Ar. ihtibâs. (bk.) Hüsran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ziyan, zarar. 2. Yokluk acısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. frustration. chagrin. defeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frustration. disappointment. damaga zarar. ziyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. loss. damage. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar, şah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hükümdar, padişah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Padişah, hükümdar, sultan. 2.Hüsrev şirin masalının erkek kahramanı. - Hüsrev: Eserlerini daha çok Farsça yazmış bir Türk şairi ve edibi olup 1253-1325 yıllan arasında Hindistan’da yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsid). Haset edenler, kıskananlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Macar süvarisi; süslü üniforması olan hafif süvari askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adı çıkmış kadın, aşüfte; civelek kız; İng. dikiş kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ, topluluk ismi seçim hazırlığı; politikacıların konuşma yaptıkları yerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kalabalıkta itişmek, itişip kakışmak; itip kakmak; acele ettirmek veya etmek; eline çabuk olmak; A.B.D., argo hileli satış yapmak, hile ile para kazanmak; A.B.D., argo fahişelik yapmak; i. itişip kakışma, acele, telâş; k.dili hummalı faaliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tevâzu, gönül elçaklık

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. submissiveness. deep reverence for God. submission to God. awe. reverence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خشوع] alçakgönüllülük. 2.Tanrı’ya karşı korku ve saygı duyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayın tutulması: Husuf-i külli = Ayın tam tutulması. Husüf-i cüz’i = Ayın kısmen tutulması. Husuf vâki olmak = Ay tutulmak. Güneşinkine «küsûf» derler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسوف] ay tutulması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vücuda gelme, peyda olma: Husûl bulmak, husule gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming into existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصول] ortaya çıkma, gerçekleşme, var olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. husûl = peydâ olma. F. pezîreften = kabûl etme). 1. Kabil-i husûl = Husûlü mümkün, hâsıl olabilir. 2. Husûl bulmuş, hâsıl olmuş: Husûl-pezîr oldu = Gerçekleşti, hâsıl oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana getirmek, gerçekleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasm). (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasımlık, düşmanlık, Ar. adâvet: Husûmetini saklayıp yalandan dostluk gösteriyor. Illn-ı husûmet = İki devlet arasında savaş ilânı, Osm. İlân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. spite. hostility. hostility hasımlık. düşmanlık. yağılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. hostility. animosity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصومت] düşmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hısn). Hısnlar, kaleler, (bk.) Hısn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sertlik, katılık, dürüştlük: HuşOnet-i tab’ = Tabiat sertliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خشونت] haşinlik, sertlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. husûsât). 1. Hâs ve mahsûs olma, zıddı: umum; husûsiyet, bir şahıs veya şeye ait: Umumdan husûsa geçelim. 2. İş, madde, keyfiyet: Bu hususta; (cem’i bu mânâ ile kullanılır). 3. Eskiden mahkemeye gidemeyen adamın ikrar, takrir veya şehâdetini dinlemek üzere kendi isteğiyle mahkemeden evine gönderilen heyet: Husûs gönderildi; husûs getirdi (bu mânâ bugün terkedilmiştir). Bâ-husûs, alel-husûs, husûsiyle = Hele, hepsinden fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. point. case. matter. particularity. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. point. matter. subject. question. respect. case. a particular point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. particularity. respect. subject. question. case. a particular point. relation. peculiarity. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوص] konu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Husûsi olarak, bilhassa, hasseten, ayrıca. 2. Hele, alelhusûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûs). Husûslar. (bk.) Husûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصات] hususlar, konular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. husûsiyye). 1. Umuma ait olmayıp bir şahıs ve şeye veya bir hey’ete ait olan: Bu konferans umumî olmayıp husûsî olduğundan yalnız dâvetliler girebilir. 2. Zâtî, şahsî, resmî göreve ait olmayıp şahsa ve zâta ait olan: Hususî bir mektup yazıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. personal. private. special. characteristic. distinctive. privately owned. reserved. privately owned automobile. in camera. peculiar. proper. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصی] özel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HUSÜSIYYET) (i. A.). 1. Hususîlik, umumî olmayıp hususî olan şeyin hal ve sıfatı: Bu yazının maksadı hususiyetinden bellidir. 2. Bir adamın şahıs ve zâtına ait ve bağlı olma, mensubiyet: O zâta eskiden hususiyetim vardır. 3. Birine mehsus olma, ayrıca bir halde bulunma: O adamın husûsıyyet-i ahvâli vardır = Kendine mahsus hal ve tavrı vardır. ‘

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity. special feature. characteristic. intimacy. close relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصيت] özellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûsî). Husûsî hayata ait şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particularly. especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Akıllı, düşünceli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هشيار] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. husyeteyn). Haya.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. Aşağıdaki reçeteler kanama maksadı ile kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç kuru papatya çiçeği konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra husyeler yıkanır. Husyelerdeki ağrıyı keser.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Adil ve ulu padişah. 2.Keykavus’un torunu, Siyavuş’un oğlu olan meşhur hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusa.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı loğusalarda görülen ciddi bir hastalıktır. Halk arasında albastı denir. Nedeni, üreme organı yollarında iltihaplanma, doğum esnasında temizliğe yeteri kadar önem verilmemesi veya idrar yollarının iltihaplanması olabilir. Doğumdan 3 veya 7 gün sonra ateş yükselir. Karnın alt bölümünde yumuşaklık hissedilir. Akıntı fazlalaşır ve loğusa genel bitkinlikten şikayet eder. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçete de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Civanperçemi, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam civanperçemi konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, yarım kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Maltüs kuramına ait; i. iktisadi durumu düzeltmek için nüfus artışının azaltılması zorunluluğu fikrini ileri süren TR Malthus'un kuram veya felsefesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mayhoş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبحوث] bahsedilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mebhûsü anhâ). Bahsolunan şey, mezkOr: Mes’ele-i mebhûsü anhâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehşet» ten imef.) (mü. medhûşe). Dehşete uğramış, ürküp korkmuş: Bu hâli görünce medhûş oldum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدهوش] dehşete kapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nuhs» dan imef.) (mü. menhûsa). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحوس] uğursuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nuhustîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ilk, birinci, evvelki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. duckbill.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ii bir çeşit çuha çiçeği, bot Primula polyantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk alırken çıkan hırıltılı ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kayak ile hızla aşağıya kaymak; i. hızla kaymaya elverişli düz ve dik yokuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kanser cinsinden katı bir ur. scirrhosity i., tıb. bir çeşit sert ur. scirrhous, scirrhoid s., tıb. sert ur gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. - phi) eski Yunan'da kullanılan iki kulplu su bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldırış etmeden, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarhoş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i. susmak; susturmak; i. sus sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs»dan) (c. tefahhusât). Etrafıyla araştırıp inceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفحص] derinlemesine araştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan). 1. Şahıs şekline girme, mücessem şekilde görünme, Ar. tecessüm. 2. Ayrılıp belirme, teşhis olunma, Osm. taayyün etme: Hastalık henüz teşahhus edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahşet» ten). 1. Korku hissetme, yalnızlıktan korkma. 2. Vahşî hayvanlar gibi ürkme, bir şeye alışamayıp güvensizlik gösterme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توحش] korku, korkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. böylece, bu suretle, bu veçhile, bunun için, nitekim. thus and so böyle böyle, filan filan. thus far buraya kadar, bu dereceye kadar. thus'ly z. böylece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ tophi) tıb. gut hastalığında mafsallarda kireç toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tifüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kabuklarını çıkarmak; teşhir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vahş). (bk.) Vahş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وحوش] vahşiler. 2.yaban hayvanları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. zoroaster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüşt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Zerdüşt kimse; s.Zerdüşti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by