Hüş-yari ne demek? | Hüş-yari anlamı nedir? | Hüş-yari

Hüş-yari anlamı nedir?

Hüş-yari ne demek?

Hüş-yari anlamı nedir?

Hüş-yari | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hus yari

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl mânâsı sulama ise de, dilimizde yalnız mecazî mânâsıyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır). Yardım, itimat: Abyârî-i himmetinizle = Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger otu, ayı yoncası,(bot), Acanthus;(mim). sütun başlıklarında kullanılan akantos yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) aylandız ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hele, husûsiyle, en çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الخصوص] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ince pamuk taşı bir çeşit ince asbest, amyant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırdili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عياری] kurnazlık. 2.düzenbazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. bâ = ile A. husûs = tayin). Husûsiyle, husûsen, alel-husûs, hele, en ziyade, en fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baküs, eski Yunan şarap tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bahtiyarlık, mes’ud olma. 2. İran’da büyük bir kabîle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بختياری] bahtiyarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخصوص] hele hele, özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car wheel balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı başında olmayan, baygın. Kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı başında olmayan, baygın. Kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bronş, akciğer borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâryâr’a yani ilk dört halîfeye bağlılık, Sünnîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1084 tarihinde Fransa'da kurulmuş olan bir tarikata mensup keşiş veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri bir deniz solucanı (Fr. holothurie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, (bk.) BAzî

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardım, Ar. muAvenet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil familyasından herhangi bir çiçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü hoş, yüreği rahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairenin yarı çapı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. son önermenin aksini ispatlayarak bir fikrin yanlışlığını ortaya koyan tasım; bilgicilik, safsata. sofizm elenctic s. aksini ispat ederek yanlışı ortaya koyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili şevk vermek, şevke gelmek; gayret vermek, gayrete gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevk, gayret, istek, heves; sanat aşkı; kuvvetli ilham. enthusiasy i. şevkli kimse, taşkın ve hararetli kimse; aşırı taraftar. enthusias'tic s. şevkli, hararetli, gayretli, hevesli. enthusias'tically z şevkle, gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FUHŞ) (i. A.). Zina, meşru olmayan cinsî münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. the social evil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. social evil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فحش] fuhuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير اختياری] elinde olmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). (bk.) Haşır haşır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayçiçeği, günebakan, günçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «guş»tan). Bir çeşit ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıl, şuur, anlayış: GÜş-i hûş = Akıl kulağı. Bî-hûş (halk dilinde: bir hoş) = 1. Akılsız, ahmak.2. Kendinden geçmiş, baygın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هوش] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hûşmend). Akıllılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı kapılmış, aklı başından gitmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keskin kılıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hısm) (dilimizde kullanılmamıştır; «husûm» yerine «hasm» ın cem’i gibi kullanılmıştır), (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin keskin kılıcı. 2.Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koca, zevç; f. idare etmek; idareli kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçilik, ziraat; idarecilik; ekonomik bir şekilde ev idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خوشه] salkım. 2.başak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصما] düşmanlar, hasımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Akıl, anlayış, kavrayıp-

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük sevgili. 2.Hz.Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz.Ali’nin küçükoğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüseynî Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. derin sessizlik, sükut; f. susmak, sükut etmek; susturmak, sesini kesmek. Hush! Susun! hush money susmalık, sus payı. hush up örtbas etmek, kapatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Uyu yavrum! Haydi uyu !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili gizli, örtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k ince okunur) (i. F.). Kuru, yâbis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک] kuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mısır başağının dış yaprakları; herhangi bir şeyin işe yaramayan dış kısmı; f. dış kabuğunu soyup çıkarmak. husking i., husking bee A.B.D mısır soymak için çiftlik ambarında düzenlenen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuru, sevimsiz tabiatli, câhil, nâdan, kalın kafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dudağı kurumuş, susamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuraklık ve kıtlık yılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beyinsiz, akılsız, deli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک سالی] kuraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabuklu; kabuk gibi kuru; boğuk, kısık (ses). huskily z. boğuk sesle. huskiness boğukluk, kısıklık (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., A.B.D, k.dili kuvvetli, güçlü, dayanıklı; i. kuvvetli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimo köpeği, kızak köpeği; Eskimo; Eskimo dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hüseyin’den bozma olarak yapılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mehâsin). 1. Güzellik, Ar. cemâl. 2. İyilik, makbûl olma. Hüsn-i ahlâk = Ahlâk iyiliği ve güzelliği, yüksek ahlâk. Zıddı: SÜ-i ahlâk = Kötü ahlâk. Hüsn-i idare = Güzel idare etme. Hüsn-i tedbîr = Güzel tedbir. Hüsn-i tâbir = Müstehcen veya soğuk bir şeyin’güzel ve edebe uygun bir tâbirle ifade edilmesi: Mezarburnu yerine Mesarburnu denilmesi gibi. Hüsn-i teveccüh = Sevgiyle karışık övme ve takdir: Hakkımdaki hüsn-i teveccühünüze minnetdârım. Hü«n-i hâl = İyi hal. HQsn-i hâl sahibi = İyi ve doğru insan. Hüsn-i hareket = İyi hareket, iyi muamelede bulunma, beğenilen tarz ve tavır. Hüsn-i hitâm = Hayırlı olarak sona erme. Hüsn-i hitâm vermek = Hayırlısiyle bitirmek. Hüsn-i hat = İyi yazı, kaideye uygun yazı yazma: Hüsn-i hat hocası, dersi. Hüsn-i sûret = Güzel şekil, suret, Osm. sûret-i hasene. Hüsn-i zan = Biri hakkında iyi kanaat besleme, kendisini iyi zannetme: Onun hakkında herkesin hüsn-i zannı vardır. Hüsn-i kabûl = İyi kabûl etme, ikram ve saygıyla kabûl ediş: Hüsn-I kabûle mazhar oldu. Hüsn-i muamele = Güzel muamele, iyilikle muamele etme. Hüsn-i nazar = Teveccüh, sevgiyle öğüş, samimî şekilde beğenme. Hüsn vermek = Güzelleştirmek. Hüsn-i yûsuf = Güzel bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hüsniyye) (c. mü. haseniyyât). Güzelliğe ait. (c. mü.) Güzel işler, hayırlar, hayırlı işler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hüsni).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gülün güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ HAL) (i. A.). İyi hal. Hüsnühal kâğıdı = Bir kimsenin iyi ve doğru diye tanındığını gösteren ve daha çok muhtarlık, polis, okul gibi resmî yerlerden verilen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good conduct. good behaviour. propriety of conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Davranış güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of good conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ KABÜL) (i. A.). İyi karşılayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly reception. favo u rable reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fides. good will / intention / faith. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ NİYYET) (i. A.). İyi niyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ YÜSUF) (i. A.). Karanfilgillerden güzel çiçekler açan bir süs bitkisi, Fr. bychnide.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(guguçiçeği): Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). 1. Peklik, Ar. inkıbaz. 2. idrar tutulması, Ar. ihtibâs. (bk.) Hüsran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ziyan, zarar. 2. Yokluk acısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. frustration. chagrin. defeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frustration. disappointment. damaga zarar. ziyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. loss. damage. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar, şah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hükümdar, padişah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Padişah, hükümdar, sultan. 2.Hüsrev şirin masalının erkek kahramanı. - Hüsrev: Eserlerini daha çok Farsça yazmış bir Türk şairi ve edibi olup 1253-1325 yıllan arasında Hindistan’da yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsid). Haset edenler, kıskananlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Macar süvarisi; süslü üniforması olan hafif süvari askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adı çıkmış kadın, aşüfte; civelek kız; İng. dikiş kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ, topluluk ismi seçim hazırlığı; politikacıların konuşma yaptıkları yerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kalabalıkta itişmek, itişip kakışmak; itip kakmak; acele ettirmek veya etmek; eline çabuk olmak; A.B.D., argo hileli satış yapmak, hile ile para kazanmak; A.B.D., argo fahişelik yapmak; i. itişip kakışma, acele, telâş; k.dili hummalı faaliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tevâzu, gönül elçaklık

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. submissiveness. deep reverence for God. submission to God. awe. reverence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خشوع] alçakgönüllülük. 2.Tanrı’ya karşı korku ve saygı duyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayın tutulması: Husuf-i külli = Ayın tam tutulması. Husüf-i cüz’i = Ayın kısmen tutulması. Husuf vâki olmak = Ay tutulmak. Güneşinkine «küsûf» derler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسوف] ay tutulması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vücuda gelme, peyda olma: Husûl bulmak, husule gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming into existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصول] ortaya çıkma, gerçekleşme, var olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. husûl = peydâ olma. F. pezîreften = kabûl etme). 1. Kabil-i husûl = Husûlü mümkün, hâsıl olabilir. 2. Husûl bulmuş, hâsıl olmuş: Husûl-pezîr oldu = Gerçekleşti, hâsıl oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana getirmek, gerçekleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasm). (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasımlık, düşmanlık, Ar. adâvet: Husûmetini saklayıp yalandan dostluk gösteriyor. Illn-ı husûmet = İki devlet arasında savaş ilânı, Osm. İlân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. spite. hostility. hostility hasımlık. düşmanlık. yağılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. hostility. animosity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصومت] düşmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hısn). Hısnlar, kaleler, (bk.) Hısn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sertlik, katılık, dürüştlük: HuşOnet-i tab’ = Tabiat sertliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خشونت] haşinlik, sertlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. husûsât). 1. Hâs ve mahsûs olma, zıddı: umum; husûsiyet, bir şahıs veya şeye ait: Umumdan husûsa geçelim. 2. İş, madde, keyfiyet: Bu hususta; (cem’i bu mânâ ile kullanılır). 3. Eskiden mahkemeye gidemeyen adamın ikrar, takrir veya şehâdetini dinlemek üzere kendi isteğiyle mahkemeden evine gönderilen heyet: Husûs gönderildi; husûs getirdi (bu mânâ bugün terkedilmiştir). Bâ-husûs, alel-husûs, husûsiyle = Hele, hepsinden fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. point. case. matter. particularity. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. point. matter. subject. question. respect. case. a particular point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. particularity. respect. subject. question. case. a particular point. relation. peculiarity. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوص] konu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Husûsi olarak, bilhassa, hasseten, ayrıca. 2. Hele, alelhusûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûs). Husûslar. (bk.) Husûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصات] hususlar, konular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. husûsiyye). 1. Umuma ait olmayıp bir şahıs ve şeye veya bir hey’ete ait olan: Bu konferans umumî olmayıp husûsî olduğundan yalnız dâvetliler girebilir. 2. Zâtî, şahsî, resmî göreve ait olmayıp şahsa ve zâta ait olan: Hususî bir mektup yazıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. personal. private. special. characteristic. distinctive. privately owned. reserved. privately owned automobile. in camera. peculiar. proper. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصی] özel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HUSÜSIYYET) (i. A.). 1. Hususîlik, umumî olmayıp hususî olan şeyin hal ve sıfatı: Bu yazının maksadı hususiyetinden bellidir. 2. Bir adamın şahıs ve zâtına ait ve bağlı olma, mensubiyet: O zâta eskiden hususiyetim vardır. 3. Birine mehsus olma, ayrıca bir halde bulunma: O adamın husûsıyyet-i ahvâli vardır = Kendine mahsus hal ve tavrı vardır. ‘

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity. special feature. characteristic. intimacy. close relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصيت] özellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûsî). Husûsî hayata ait şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particularly. especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Akıllı, düşünceli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هشيار] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. husyeteyn). Haya.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. Aşağıdaki reçeteler kanama maksadı ile kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç kuru papatya çiçeği konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra husyeler yıkanır. Husyelerdeki ağrıyı keser.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü ihtlyâriyye). İnsanın kendi irâde, arzu ve isteğiyle olan, mecburî olmayan: Mektebimizde Almanca öğrenmek ihtlyârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facultative. voluntary. optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختياری] kişisel seçime bağlı, isteğe bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neanderthal. strapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri yapılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burly. powerfully built. strapping. beefy. hefty. husky. spanking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel filmli fotoğraf makinelerinin ISO ayarlarını gösteren beş ayar mevcuttur: ISO 100, 200, 400, 800 ve otomatik. Bu sayede fotoğrafçı, kolayca doğru hassasiyet seviyesini belirleyebilmekte ve zorlu koşullarda en iyi görüntüyü elde edebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel filmli fotoğraf makinelerinin ISO ayarlarını gösteren dört ayar mevcuttur: ISO 100, 200, 400 ve otomatik. Bu sayede fotoğrafçı, kolayca doğru hassasiyet seviyesini belirleyebilmekte ve zorlu koşullarda en iyi görüntüyü elde edebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenn-i ispençiyari Eczacılık, Osm. fenn-i saydelânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Acıhıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnı yarılarak kıyma doldurulan patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with meat filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish made of eggplant stuffed with ground meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Adil ve ulu padişah. 2.Keykavus’un torunu, Siyavuş’un oğlu olan meşhur hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusa.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı loğusalarda görülen ciddi bir hastalıktır. Halk arasında albastı denir. Nedeni, üreme organı yollarında iltihaplanma, doğum esnasında temizliğe yeteri kadar önem verilmemesi veya idrar yollarının iltihaplanması olabilir. Doğumdan 3 veya 7 gün sonra ateş yükselir. Karnın alt bölümünde yumuşaklık hissedilir. Akıntı fazlalaşır ve loğusa genel bitkinlikten şikayet eder. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçete de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Civanperçemi, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam civanperçemi konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, yarım kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Maltüs kuramına ait; i. iktisadi durumu düzeltmek için nüfus artışının azaltılması zorunluluğu fikrini ileri süren TR Malthus'un kuram veya felsefesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mayhoş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبحوث] bahsedilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mebhûsü anhâ). Bahsolunan şey, mezkOr: Mes’ele-i mebhûsü anhâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehşet» ten imef.) (mü. medhûşe). Dehşete uğramış, ürküp korkmuş: Bu hâli görünce medhûş oldum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدهوش] dehşete kapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nuhs» dan imef.) (mü. menhûsa). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحوس] uğursuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nuhustîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ilk, birinci, evvelki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. duckbill.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ii bir çeşit çuha çiçeği, bot Primula polyantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk alırken çıkan hırıltılı ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time regulation. time signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimler biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpınıştır bile.

Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimleri biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpmnıştır bile. Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kayak ile hızla aşağıya kaymak; i. hızla kaymaya elverişli düz ve dik yokuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kanser cinsinden katı bir ur. scirrhosity i., tıb. bir çeşit sert ur. scirrhous, scirrhoid s., tıb. sert ur gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. - phi) eski Yunan'da kullanılan iki kulplu su bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdara ait, şâhâne. •

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهریاری] hükümdarlık, şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldırış etmeden, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarhoş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i. susmak; susturmak; i. sus sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition to be preminent in sth trifling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Video ekleme düzenlemesinde kullanılan işlev. Sıfır Ayar Hafızasıyla bitiş noktasını işaretleyerek ekleme kaydının otomatik olarak bu noktada durduğundan emin olabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs»dan) (c. tefahhusât). Etrafıyla araştırıp inceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفحص] derinlemesine araştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan). 1. Şahıs şekline girme, mücessem şekilde görünme, Ar. tecessüm. 2. Ayrılıp belirme, teşhis olunma, Osm. taayyün etme: Hastalık henüz teşahhus edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahşet» ten). 1. Korku hissetme, yalnızlıktan korkma. 2. Vahşî hayvanlar gibi ürkme, bir şeye alışamayıp güvensizlik gösterme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توحش] korku, korkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. böylece, bu suretle, bu veçhile, bunun için, nitekim. thus and so böyle böyle, filan filan. thus far buraya kadar, bu dereceye kadar. thus'ly z. böylece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ tophi) tıb. gut hastalığında mafsallarda kireç toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tifüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kabuklarını çıkarmak; teşhir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. admonitory. warning. notice. advice. tip-off. caution. admonition. caveat. commination. demerit. demerit mark. exhortation. injunction. lecture. monition. remark. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution. instigation. notice. warning. notice ikaz. ihtar. tembih. stimulus. excitation. admonition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. attention. warning. alarm. stimulus. notification. notice. admonition. caveat. caution. suggestion. tip- off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. cautionary. admonitory. stimulative. stimulating. stimulant. exciting. premonitory. stimulant. stimulus. upper. reviver. speed. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautionary. stimulant. stimulus. admonitory. warning. exciting. stimulating. exciter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautionary. exciting. premonitory. stimulant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Uyandırılmak. 2. Uyarma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stimulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vahş). (bk.) Vahş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وحوش] vahşiler. 2.yaban hayvanları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir bütünün iki eşit parçasından biri, Ar. nısf, Fars. nîm: Ekmeğin yarısını kes, yolun yarısı. 2. Yarım olarak, vasati surette, ortalama, tamam olmak için daha o kadar istediği hâlde: Yarı pişmiş, yarı Türkçe, yarı Arapça konuşuyor, yarı gece, yarı yolda, yarı yerde. Yarı buçuk = Az bir şey, eksik, tamamlanmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostluk, muhabbet, sadâkat. 2. İmdat, yardım, muâvenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. half. quasi. half. moiety. meta-. part-. quasi-. semi-. hemi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semi-. half of the. demi -. half time. partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یاری] dostluk. 2.yardım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapın yarısı, nısıf kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius. radial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaran, kesip parçalayan veya açan: Odun yarıcı. 2. Birinin toprağını ekip mahsulün yarısını alan rençber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gönül arkadaşı, sevgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ışık kaynağı önündeki saydam olmayan cismin, arkasındaki bir yere düşen gölgesinin çevresinde görülen ve asıl gölgeden zayıf olan gölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yarılıp açılmış yer, çatlak, Ar. ferce, rahne: Yüzünde bir yarık vardır. Kasık yarığı = Fıtık. 2. Yarılmış: Kasığı yarık. Karnıyarık = Uzunlamasına yarılıp kıyma ile doldurulmuş patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chappy. cloven. split. breach. chap. chink. cleft. cranny. crevasse. crevice. cut. fissure. gash. hiatus. incision. interstice. rent. rift. scissure. shake. slit. slot. split. tear. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. chink. chip. cleavage. crevice. cut. cutting. fissure. gap. incision. rent. rift. rip. slash. slit. slot. split. cleft. crack. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chink. cleavage. cleft. crack. crevice. fissure. gap. slit. split. slot. scissure. apperture. cleave. leak. spline. serrate. breach. chap. cloven. cranny. cutting. disruption. flaw. furrow. rent. rift. rip. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarısına varmak, yarısını bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. split. split-up. splitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ortadan kesilip ayrılmak: Tahta, karpuz yarıldı. 2. Paralanmak, parça parça kesilmek: Odun yarıldı mı? 3. Fazla yaralanmak, açılmak: Başı yarıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. chap. cleave. crack. dehisce. rip. slit. split off. tear. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gape. split. to be split. to split. to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be split / cleft. to be cleared. to be rent. to be slit. to be slit open. chap. cleave. crack. gape. split off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birin yarısı, Ar. nısf, Fars. nîm: Yarım saat. 2. mec. Eksik, Ar. nâkıs, Osm. nâtamam: Yarım adam. Yarım papuç = mec. Sürtük. Yarımı yamalak = Acele ile ve bitmemiş olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. half. mezzo-. semi-. hemi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. demi -. semi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicircle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Üç tarafı suyla çevrili kara parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chersonese. peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başın yarısının ağrıması, migren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tahtakurusu, bit gibi başkalaşmaları tamamlanmayan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarıma indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gelecek gün, bugünden sonraki gün, ferdâ: Yarın gel, yarın gideceğim. Yarın değil öbür gün = Yarından sonraki gün, iki gün sonra. Bugün yarın = Sallama, geri bırakma, Ar. te’hîr, tâvik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomorrow. manana. morn. morrow. tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morrow. tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erte, ferdası, bahsi geçen günden sonraki gün. Yarındası = Ertesi gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarın olacak, yarına mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yarmak işi, yarma: Bu adamın odun yarışı tuhaf. 2. Müsabaka, mükâfat kazanmak için bir işte birbini geçmeye çalışma: At yarışı, koşu, kayık yarışı. Çene yarışı = mec. Beyhude yere çok söyleyiş, gevezelik. Sidik yarışı = 1. Beyhude ve ehemmiyetsiz işlerde sen, ben davalarıyla uğraşma. 2. Asla geçemiyeceği bir kimse ile rekabete kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racing. race. racing. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymkhana. race. run. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. race. contest. vying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout. competition. contest. contestation. emulation. event. match. meet. racing. rivalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. fray. tournament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. bout. contention. racing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contender. contestant. entrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contester. contestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compete. contend. contest. race. vie. to race. to complete. to compete. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to race. to race against each other. to compete. to contest. to contend. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb race. to have sb participate in a race. to have one person race against another. to have sb compete / contest / contend or vie with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzme yarışları serbest (kravl), kelebek, kurbağalama ve sırtüstü olmak üzere dört ayrı kategoride yapılır. Ancak ‘kelebek’ gibi her insanın kolay kolay yüzemeyeceği bir sitilin niçin yarışmalara alındığı pek bilinmez. Aslında bütün stillerin orijini kurbağalamadın Uluslararası yüzme federasyonu kurulmadan önce başka ilginç kategoriler de vardı. Örneğin 1900 yılında Fransa’da Sen nehrinde yapılan 200 metre engelli yarışında, yüzücüler sudaki direklere çıkıyor, sandalların altlarından geçiyorlardı.

Bilinen en eski yüzüş şekli kurbağalamadım Az enerji harcanması nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullanılır. İki kolun ileri uzatılıp, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacakların da senkronize hareket etmesi, kurbağaların yüzüşüne benzediğinden bu adı almıştır.

İlk zamanlarda kulaç tamamlandığında, nefes de kol hareketi başlamadan önce alındığı için, bu arada hız da çok azaldığından dura dura yüzülüyormuş gibi görünürdü. Gittikçe gelişen bu stilde şimdilerde nefes kolun geri çekiliş hareketinin tamamlanmasından az önce alınmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.

Kelebek stilin kurbağalamadan asıl farkı kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 yılında ABD’de yapılan bir yarışta Henry Myers adlı bir yarışmacı kurbağalama stili ile yüzüşün kurallara uygun olduğu konusunda ısrar etmiş ve sonuçta yarışa kabul edilmiştir.

Sonradan kelebek stili ayrı bir dal olarak yarışmalara alınmıştır. Başlangıçta yüzücüler ayaklarını kurbağalamada olduğu gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyruğu gibi çırpmağa başlamışlardır. Aslına bakarsanız yunuslama olması gereken bu stilin adı herhalde kelebeklerin uçuşuna benzetildiğinden olacak kelebek (İngilizce’de butterfly) olarak kabul görmüştür.

Sırtüstü yüzüş şekli ise 20. yüzyılın başında gelişmeye başladı. Bunda da başlangıçta kol ve ayak hareketleri kurbağalamaya benziyordu. ABD’li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geliştirdi ve bu şekilde yüzdüğü ilk yarışta kurallara uymadığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yapılan itirazlar sonunda kurallarda sırtüstü bulunma dışında bir kısıtlama olmadığı ve bu stilin sırtüstü yüzme hızını daha da geliştirdiği anlaşılarak resmi olarak kabul edildi ve Harry’nin madalyası verildi.

Serbest stil de denilen kravl yüzüşün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri tarafından geliştirildiği sanılıyor. Bütün yüzüş şekilleri arasında en hızlısı olan bu stil 1902 yılında Avustralyalılar tarafından Avrupa’ya taşındı. Stil Amerika’ya ulaşınca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 yılında iki kadın tarafından daha da geliştirilerek 6 kez çırpılmaya başlandı ve sürat arttıkça arttı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. zoroaster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüşt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Zerdüşt kimse; s.Zerdüşti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by