I Tripped On The Feet Of My Coat Rack By My Desk And Fell Before Lunch. No Major Injuries Besides A Scraped Knee And Above All, No One Else Saw Me | I Tripped On The Feet Of My Coat Rack By My Desk And Fell Before Lunch. No Major Injuries Besides A Scraped Knee And Above All, No One Else Saw Me ne demek? | I Tripped On The Feet Of My Coat Rack By My Desk And Fell Before Lunch. No Major Injuries Besides A Scraped Knee And Above All, No One Else Saw Me anlamı nedir?

I Tripped On The Feet Of My Coat Rack By My Desk And Fell Before Lunch. No Major injuries Besides A Scraped Knee And Above All, No One Else Saw Me | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tripped feet coat rack desk fell lunch major injuries besides scraped knee oelse saw

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat). bundan başka, ayrıca, yanı sıra; üstelik: (edat) -den gayri, -den hariç.

Türkçe - İngilizce Sözlük

chin. jaw. lug. cheek. boss. ruff. deflector. lobe. gab. dog. bit. beard. backstop. cam. gripe. tab. claw. heel. finger. tumbler. guide. tripped. strut. chap. chop. circle.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (f). palto, ceket; kat, tabaka; (f). kaplamak, geçmek (boya vb) coat hanger elbise askısı, askı. coat of armas hanedan arması. coat of paint bir kat boya. coattail , coattails (f) frakın kuyrukları. dress coat frak on his coattails sayesinde. coatin

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazı masası, yazıhane; daire, şube, masa.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kesmek, kesip devirmek, yere yıkmak, düşürmek; mahvetmek; (terz). kumaşı kırmalı dikmek; (i). bir mevsimde kesilen tomruğun tümü; kırmalı dikiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zalim, insafsız vahşi, korkunç; öldürücü. in one fell swoop bir hamlede, bir çırpıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). kır; tepe (yalnız özel isimlerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). post, deri, posteki.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) diz ile vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) diz; dize benzer veya diz şeklinde şey; elbisenin diz üzerine gelen kısmı, diz yeri; hürmet veya selâm makamında diz bükme. knee breeches kısa pantolon. knee jerk diz adalesine vurulunca meydana gelen geri atma hareketi. knee joint diz mafsalı. br

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif yemek, öğle yemeği; öğle yemeğinde yenen yiyecekler; f. öğle yemeği yemek veya yedirmek. lunch counter büfe. lunch hour öğle tatili.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. (musiki) Batı musikisinde iki makamdan (mode) biri. 2. Bülûğ yaşına ermiş, reşit olmuş çocuk, zıddı: minör.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. üniversitede öğrenimi belli bir konuda yoğunlaştırmak, başlıca bir mevzu takip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. binbaşı; müz. majör; man. büyük terim, büyük önerme; A.B.D. bir üniversite ögrencisinin takip ettiği esas sertifika, birinci disiplin; (bir branşta) öğrenci. major general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük; başlıca, çoğu (kısım), asıl; müz. (gam) majör; man. tasımın büyük önermesine ait. major key majör perdesi. major offense büyük suç. major premise, major term man. büyük terim, büyük önerme. major suit briçte kupa veya maça.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uçan hafif bulut; fırtına izi; f. rüzgârın önünde uçmak (bulut).

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. atın rahvan yürüyüşü; f. rahvan gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ahırda ot yemliği; parmaklıklı raf (özellikle tren veya vapurda); arabaya yerleştirilen ve kuru ot taşımaya mahsus kafes; bedeni germek suretiyle işkence yapılan alet veya tertibat; işkence sebebi; işkence, azap;dişli çubuk; f. germek; gerip i

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyun ve dana etinin gerdan ve belkemiği kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tortudan bira veya şarap çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkım, harabiyet. rack and ruin yıkım, harabiyet. go to rack and ruin harabeye dönmek, mahvolmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a seam of which was ripped open or been ripped open. rip in a seam. raveled place. dropped stitch. detached. disconnected. loose. ripped. dismantled. knocked down. loosened. unbolted. unlocked. removed. stripped. dismantling.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be robbed / peeled / stripped. strip.