Iba ne demek? | Iba anlamı nedir? | Iba

Iba anlamı nedir?

iba ne demek?

iba anlamı nedir?

iba | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: iba

Türkçe Sözlük

(i. A. cebî, ye’bî» fiilinden). Rızâ göstermeme, razı olmama, kabûl etmeme. Ar. imtinâ, istinkâf, ictinâb. Ibâ etmek = Razı olmamak, kabûl etmemek (tiksinmek mânâsını dahi veriyorlarsa da, o mânâya gelen kelime İbadır ve Türkçe’de hemen hemen kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tiksindirmek, tiksindirilmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباء] çekinme, uzak durma, kaçınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Acâyip şeyler. 2. Anormal varatılmış mahlûklar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Lupine, Lupin, Lupine): 10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkidir. Yaprakları el şeklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, beyaz veya mavimsi renkli, çiçek taç yaprağı kelebek şeklindedir. Yahudi baklası diye de tanınır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir. Memleketimizde üç türü bulunmaktadır. - Beyaz yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir. - Sarı çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Orta ve Güney Avrupa’dır. - Mavi çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Akdeniz çevresi memleketleridir. Kullanıldığı yerler: Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü tesiri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloid taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head cook. chef aşçıbaşı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Usta aşçı. 2. Birkaç aşçının çalıştığı yerdeki aşçıların Amiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chef. head cook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head cook. chef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayak derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekikyağı, ayva

Hazırlanışı : Çıbanın üzeri, kekikyağı ile yağlanır. Sonra, orta büyüklükte bir ayva ortasından kesilerek üzerine konur. Sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ballıbabagillerden bir bitki (lamium). Başlıca çeşitleri benekli ballıbaba ve ak ballıbabadır. Ak ballıbabaya arılar çok konar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(laminum): Ballıbabagiller familyasından bir çeşit bitkidir. Benekli ballıbaba ve arıların çok sevdiği ak ballıbaba gibi türleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kabakulak, mayasıl ve kanlı basurda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) iki çenekli ve bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası. Nane, lavanta çiçeği, kekik gibi kokulu bitkiler bu familyaya girer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(t). başıbozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka şeylerden ayrı. Kendi başına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Kendi ibaresiyle, ifade şeklini değiştirmeksizin, aynen: Filân kitaptan beibâretihâ birkaç fıkra nakletmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی بها] çok değerli, paha biçilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz işe karışan, halt edici.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Shakespeare'in ,'Tempest'' adlı oyunundaki çirkin ve hayvana benzeyen köle; vahşi tabiatlı insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yamyam; kendi cinsinin etini yiyen herhangi bir hayvan; (s). yamyamlıkla ilgili. cannibalism (i). yamyamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir diğerini tamir etmek için bozulmuş araba, uçak vb'nden parçalar almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tereddüt edilecek nokta, şüpheli olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekârlık; evlenmeme yemini (dini sebeplerden öturü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bekâr; (s). özellikle dini sebeplerle evlenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asker başı, kumandan. 2. «Çerge başı» sözünden bozma olarak Çingeneler’in ileri gelenlerine denir. bk. Çeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baş çeşnici. 2. mec. Sık sık eş değiştiren erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. cebhe). Cebheler, alınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cebel). Cebeller, dağlar, (bk.) Cebel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبال] dağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deri üzerinde haricî bir tesir olmaksızın hasıl olan, sivilceden büyük yara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscess. boil. carbuncle. pustule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. furuncle. carbuncle. ulcer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Derideki kıl keseleri veya bezlerinin hastalanması sonucu ortaya çıkan sızıntılı, ıslak kabarcıklara çıban denir. Katiyetle sıkılmamaları gerekir. Çıbanı olgunlaştırmak maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan

Hazırlanışı : Orta boyda 1 kuru soğan, külde pişirilir. Ortasından kesilip çıbanın üzerine sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cibâyet’in c. câbîllkler, vergi ve gelir toplamalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelesenk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیبا] ipekli kumaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Alacalı ipek kumaş. 2.Atlas.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça’dan Arapça’laşmış). Dallı, çiçekli bir cins ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kitabın nakışlarla süslü ve terkibli ilk sahifeleri. 2. On söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیباجه] giriş, önsöz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kitabın başlangıç kısmı, önsöz. 2.Kitapların süslü sayfaları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tabakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tabaklamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). dibazik, iyonize olabilen iki hidrojen atomu ihtiva eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Aptal aldatırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t.,Edepli ve terbiyeli bir adama yakışır, terbiyeli: Edîbâne bir tavrı vardır. 2. Ediplere, edebiyatçılara lâyık: Edîbâne konuşmalara girişti. Edep ve terbiye ile veya edebiyatçılara yakışır surette: Edîbâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (i. F.). Görmeyerek ve görünmeyerek, gizliden, arkadan, yüze karşı olmayarak, şahsen tanımadığı halde: O adama gaibâne sevgim vardır, sizi gaibâne sevenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzundur) (i. A.). En kuvvetli ihtimele göre, sandığıma göre: Bugün galiba yağmur yağacaktır. Bu yaz galiba yazlığa gidemeyeceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probably. presumably. presumedly. likely. methinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daresay. presumably. probably. likely. i think. i daresay. apparently. seemingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most probably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I think so. presumably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبا] sanırım, belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (i. F.). Galip sıfatiyle, üstün gelen adama yakışır sûrette, galebe çalmışcasına: Galibâne bir tarzla, galibâne hareket ediyor, söz söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mora çalan, kırmızı renkte boya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kolalı erkek gömleği biçiminde kadın bulüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretch. poor-fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gird = dönüm, bâd = yel). Bir yerde dönerek toz toprağı kaldıran ve bazen yapıları yıkıp ağaçları söken şiddetli rüzgâr, kasırga, sarsar, yel çevrintisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaka, cep: Çâk-ı girtbân: Yakanın yırtılması. Girîbln-çik = Yakesı yırtılmış, mec. Çok kederli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریبان] yaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaka tutucu, tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit gömlek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Ne olursa olsun!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرچه بادا باد] ne olursa olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حباب] haplar. 2.tohumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Japon mangalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حباله] bağ. 2.tuzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni, gelişmiş kızılötesi (IR) uzaktan kumanda teknolojisi Komutlar, ana birime mevcut IR sistemlerinden 10 kat daha yüksek hızlarda aktarılmaktadır. İletim uzunluğu genişletilmiş ve yansıyan sinyallerin hatasız alınması sağlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebze ve salata gibi kullanılan meşhur mayhoşça yaprak, gügeyk: Ak, kara hindibâ çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(güneğik): Hindiba familyasının örnek bitkisidir. Çiçekleri sarıdır. Yaprakları az ve küçüktür. Sapı yoktur. Kökü uzundur. Kökünün dışı beyaz, içi esmer renktedir. Sütlü, acı bir suare ifraz eder. Yaprakları haşlanıp, salata gibi yenir. Kökü de, dövülerek kahve yapılır veya kahveye karıştırılır. Lezzeti mayhoşumsudur. Ak ve kara olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte yaprakları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Egzama, güneş yanıkları, akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Balgam söktürür. Nikris ağrılarını dindirir. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardımcı olur. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

itibarı geri verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board and lodging. room and board. bed and board. board and residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çekinmek, uzak durmak, kaçınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. abd). Abdler, kullar, bk. Abd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عباد] kullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tanrı kulları, insanlar. 2. mec. Pek bol: Meyveler ibâd-UIlah, istediğin kadar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ibadan, Nijerya'da bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibâdet). İbâdetler, bk. İbâdet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبادات] ibadetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibâdât). 1. Kulluk, Fars. bendegi. 2. Tapma, tapınma, kulluk etme, namaz: Cenâb-ı Hakk’a ibâdet etmek, ateşe ibâdet edenler. 3. Zâhidlik, sofuluk, Ar. tâat, takvâ: Gece, gündüz ibâdetle meşguldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. prayers. divine service. worship. service. devotions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. worship. religious service. prayers. piety. act of worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worship. act of worship. cult. devotion. religious exercises. service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبادت] klluk, tapınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kulluk etmek, tapınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ibâdet = tapınma, Fars. gâh = yer). İbâdet yeri, mâbed, ibâdethane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبادتگاه] ibadet yeri, mabet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İBADET-HANE ) (i. F„ Ar. ibâdet = tapınma, Fars. hâne = ev). Cenâb-ı Hakk’a veya mâbud olduğuna inanılan bir ilâha ibâdet etmeye ve tapınmaya mahsus bina, mâbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple. house of God. place of worship tapınak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبادت خانه] ibadet edilecek yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عبادالله] Tanrı’nın kulları. 2.çok, bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın kullan, insanlar, (bkz.Abdullah). 2.Çok, pek çok.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباحت] helal sayma, mübah görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübâh etme, bir şeyin yasağını kaldırarak kullanılmasının serbest bırakılması: Ibâhe etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباحی] helal sayan, mübah gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ibâre). İbâreler, paragraf veya cümleler yahut bunların parçaları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عبارات] cümleler. 2.paragraflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibârât). 1. Yazılı bir ifadenin birleşme şekli, söyleniş şeklî. Mânâ ve mefhumuna bakmadan yalnız sözleri ve sözlerin terkibi: İbaresi düzgün, ibarenin süslenmesi, ibaresi açık, karışık, ibare okumak, sökmek. 2. Birkaç cümle veya sözden ibaret terkip, fıkra: Filan kitaptan bir ibare okudu. Be-ibâretihS = Kelimesi kelimesine, cümlesi cümlesine, kendi ibaresinin ayniyle: Filan kitaptan bir fıkrayı be-ibâretihâ nakletti(şiirde nadiren ibâret suretinde de kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. expression. paragraph. clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarding. phraseology. sentence. expression. paragraph. passage. phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عباره] cümle. 2.paragraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İBARET) (i. A.). 1. Müteşekkil, mürekkep, bir şeyin aynı olup başkası olmayan: Düzine on iki şeyden ibarettir. Zikir ve ibâdet zihin ve kalbi Cenâb-ı Hakk’a bağlamaktan ibarettir. 2. (Şiirde nadiren) ibâre. bk. İbâre (ibâre ile aynı kelime olduğu halde dilimizdeki yeri büsbütün başka olup sıfat gibi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consisting. composed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consisting of. composed of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبارت] meydana gelen, oluşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consist of. to be made up of. consist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving lodging to. sheltering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباته] gece yatırma, geceyi geçirtme, barındırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cibâyet» ten masdar). 1. Seçip toplama. 2. Tahsildarın vergi ve para tahsil etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den masdar). Yoklayarak ve deneyerek öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «habs» den masdar) (tıp). Tutulma, tutukluluk: lhtibâs-ı bevl = İdrar tutulması. İhtibâs-ı safra vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKTİBAS) (ka ile) (i. A.) (c. iktibâsât). 1. İğreti alma, faydalanma: Iktlbâs-ı maârif. 2. Bir fıkra veya sözü aynen veya mânâca nakil: Hadislerden iktibâs etmiştir. Bu kitabın Ayetlerden Iktibâsâtı çoktur (asıl mânâsı ateş yakmak üzere birinden ateş almak olup, bizce kullanılanı, yukarıdaki mecâzî mânâlarıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation. extract. excerpt. quoting. citation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباس] alıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alıntı yapmak, ödünç almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباسات] alıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Faydalanma yoluyla alarak. 2. Parça alarak: Sâdt’nin Güllstân’ından iktibâsen bazı hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T. musiki). Eskiden ilâht okuyan koronun başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. iltibâsât). Fazla benzeyen şeylerin birbirinden ayrılması için hasıl olan şüphe ve tereddüt. İltibâs oldu. Iltibâsı gidermek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion between two similar things. ambiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التباس] benzerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanlmlanamaz, nitelendirilemez, anlatılamaz. indescribably z. anlatılamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انهباط] düşüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan masdar). 1. Çekilip toplanma, büzülme: Soğuktan bütün cisimlerde az çok inkıbâz olur. 2. Sıkıntı, kasvet. 3. Tutukluk, peklik, kabızlık; ishalin zıddı: inkıbaza uğramak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقباض] kabızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. inkıbâziyye). Peklikle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dökülme, Osm. munsab olma: Kızılırmak Karadeniz’e insibâb eder (munseb olmak tâbiri daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dökülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kabileler arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’» dan masdar). 1. Basılma, tab’olunma: Resimlerin intibâı. 2. (felsefe). Bir şeyin zihinde duygular vasıtasiyle iz bırakması, Fransızca: impression.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. feeling izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. feeling. imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انطباع] izlenim. 2.basılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İNTIBAH) (i. A.). 1. Uyanma, uyanıklık. 2. Gafletin zıddı, göz açıklığı, ders, ibret olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتباه] uyanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar). Uyma, uygun ve tıpkısı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. adaptation. accommodation izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. adjustment. adaptation. conformation. suitability. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انطباق] uyum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to adjust oneself to. to conform to. adjust oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maladjusted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zabt» dan masdar). 1. İntizam, yolunda olma: Dairenin işlerini inzibât altına almaya çalışıyor. 2. Asâyişin yolunda olması. 3. Askerî polis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline sıkıdüzen. military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انضباط] zapturapt altında bulunma, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnzibata ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumurtadan yeni çıkmış kurbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan masdar). 1. Bir şeye bağlı ve merbut oluş, bağlanma, ilgi: Kalbî irtibat. 2. Münasebet, birbirini tutma: Bu iki cümle arasında irtibat yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. connection. liaison. concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. communications. connection. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communications. contact. connection link. communication. connection. liaison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتباط] bağlantı, ilişki, ilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphe etmek, Fars. şek: iştibâha yer yoktur. Bî-iştibâh, bilâiştibâh = Şüphesiz, şeksiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتباه] kuşkuya düşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. Helâl ve mubah sayma. 2. Bir kitlenin topluca öldürülmesine göz yumma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sabr’dan masdar). Sabır ve tahammül etme, katlanma, dişi ni sıkıp dayanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصطبار] sabretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİBAR) (i. A. «ubûr» dan masdar) (c. İtibârât). 1. Ehemmiyet verme: Halk şairleri kafiyeye o kadar itibar etmezler. 2. Hürmet, saygı, riâyet: Kendisine çok itibar ederler. 3. Ticarette birinin sözüne ve imzasına olunan emniyet ve itimat: izmir’de itibarı vardır: İtibarlı tüccarlardandır. 4. Şeref, haysiyet: Namus ve itibar sahibidir. 5. Bir zamandan başlayarak sayma: Mart başlarından itibar edeceğiz. 6. Gerçek olmayarak bir şeye verilen değer, farazî kıymet: Doların itibârı 9 lira ise de gerçek değeri daha fazladır. 7. Farz, takdir: Her tavuk senede yüz yumurta yumurtlamak itibariyle yirmi tavuktan iki bin yumurta alınır. 8. İbret alma, bir kötü hareketin kötü neticesini görerek ders alma (Arapça’da esil mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılır). Havlle-i semi itibâr etmek = Ehemmiyet vermek, kulak asmak. İtibardan düşmek = İtibarını kaybetmek, artık muteber ve makbûl olmamak. Sâhib-I itibâr = İtibar sahibi, Ar. mûteber. Nazar-ı itibâra almak = Ehemmiyet vermek, makbûl tutmak. İtibariyle — Farzederek. c. İtibârât = Faraziyeler: Itibârâtla uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. esteem. consideration. dignity. prestige. importance. regard. standing. effectiveness. respectability. altitude. ascendancy. ascendency. authority. eminence. eminency. estimation. face. odor. odour. reputation. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. credit. esteem. face. honour. prestige. regard. repute. value. eminence. consideration. credit kredi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. regard. esteem. credit. ascendance. authority. dignity. eminence. esteem n. estimation. honour. importance. kudas. note. odour. prestige. reputation. repute. respect. respectability. value. vogue. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبار] saygınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirmek, dikkate almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başlayarak: Hazirandan itibaren beş ayda; bugünden itibaren derslerin proğramı değişecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. as from. upwards. upward. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. beginning from. dating from. as from. as of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning from. as from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبارا] –den beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İtibâriyye). Gerçek ve fiilî olmayan, farazi olan: Doların gerçek değeri ile İtibârî değeri arasındaki fark; bu bir emr-l İtibârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiduciary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. nominal saymaca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اعتباری] göz kararı. 2.var sayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmet, saygı, şeref ve haysiyet sahibi, itibarı olan, sayılan: İtibarlı adam, tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. valued. trusted. influential. bill. draft acceptable. redeemable. having a good credit rating. estimable adj. fiduciary. hono u rable. important. prestigious. reputable. reputed. weighty. well- reputed. well thought of. worthy of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. itibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unesteemed. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of esteem. discredit. disrepute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «teba’»dan masdar). Uyma, tâbî olma, birinin söz, mezhep veya mesleğine uyma, Ar. imtisâl, iktidâ, iktifâ: imâm-ı Azam’a ittibâ edenler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباع] uyma, izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak, izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Uyarak, yolundan giderek: Onun sözüne ittibâen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباعا] uyarak, izleyerek, ardından giderek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kılların dibinde başlayıp süratle büyüyen bir iltihaptır. Özellikle sırt, ense ve yüzde meydana gelir. Nedeni stafilokok cinsi mikroptur. Tıp dilinde füronkül denir. Kan çıbanı küçük kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve gerginliği artar. En sonunda baş verir. Bir süre sonra da orta kısmı yumuşar, sarılaşır ve içindeki cerahat boşalır. Kabuk döküldükten sonra da yerinde ufak bir iz kalır. Kan çıbanlarını, kesinlikle sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir. Çabuk olgunlaşması ve cerahatin boşalması için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytin.

Hazırlanışı : 10 tane siyah zeytin allınır. Çekirdekleri çıkarıldıktan sonra ezilip çıbanın üzerine konur. Bu işlem çıban boşalıncaya kadar devam eder.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (taraxacum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandelion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel ve iyi kaleme alınmış, Osm. münşîyâne: Kâtibâne ifade, bir tarz-ı kâtibânede. Eski yazı usûlüne uygun: Kâtibâne yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (güher = elmas, barîden = yağdırmak). 1. Cevher yağdıran, pek faydalı. 2. bk. Kehrübâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber. amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber. amber samankapan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام کبار] büyük insanların özlü sözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشتيبان] kaptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قباب] kubbeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebelik ilim ve san’atı: Kıbâle İlminde mahir bir doktor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİBAR) (i. A. c.) (m. kebir) (Türkçe’de müfred gibi). Büyük, zarif, yüksek sınıftan, cömert, yüksek ruhlu: kibar, pek kibar adamdır (kibirli mânâsına kullanılması mecâzîdir). bk. Kebir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite. gentle. nice. well-born. aristocratic. aristocratical. attentive. blancmange. bland. chivalrous. civil. civilized. courteous. courtly. distingue. douce. elegant. exquisite. fashionable. gallant. genteel. kid-glove. well mannered. mild. parlia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. chivalrous. civil. courteous. decent. decorous. genteel. gentle. grand. kind. mild. nice. polite. refined. slimy. well-bred. noble. distinguished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentle. refined. well-bred. civil. civilized. classy. courteous. distinguished. elevated. gallant. genteel. gracious. mannerly. polished. polite. suave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کبار] büyükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Duygu, davranış ve hareket bakımından ince, zarif, nazik, çelebi. 2.Büyük cömert, asil, zengin. 3.Şık, seçkin. 4.Büyükler, ulular. 5.Kibirli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars.). Büyük adamlara yakışır hâl ve surette, kibarca: Klbârâne yaşayış, söz; kibârâne kabûl ediş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibar yani büyük ve zarif adamlara yakışır hal ve surette: Kibarca yaşayış; kibarca muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politely. nicely. gently. in style. mannerly. aristocratically. civilly. mildly. sweetly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. politely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. in a refined manner. politely. mildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kibar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyükler sırasına geçmek, büyük adam olmak: Kendisi kibarlaştı, artık bizimle konuşmaya tenezzül etmez. 2. Mec. Kibirlenmek: Bu kadar klbarlaşmayınl

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become refined in one's manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Büyüklük, büyük adamların hâli, incelik: O adamın her halinde kibarlık var. 2. mec. Kibir, azamet: Artık kibarlık taslıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mannerliness. nobleness. refinement. gentility. grandeur. chivalry. civility. comity. kid glove. niceness. polish. smartness. urbaneness. urbanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. civility. courtesy. gallantry. polish. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinement. breeding. a polite word or action. chivalry. civility. courtesy. cultivation. delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do a polite thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana gelip, kıl diplerinin iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit çıbandır. Küçük, kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe, ağrı artar, fakat çoğu zaman baş verme görülmez. Kör çıbanları kesinlikle sıkmamak ve kurcalamamak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçetelerden biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Keten tohumu, vazelin.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı vazeline, 3 çorba kaşığı dövülmüş keten tohumu konur. İyice karıştırıldıktan sonra çıbanın üzerine konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişli, pamuklu aba veya kısa hırka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elbise). Giyilecek şey, giyecek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لباس] giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içilen içkinin mabutların şerefine bir kısmının yere dökülmesi, bu nedenle dökülen içki; şaka içki, işret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Memenin üzerinde, şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateşle kendini belli eden içi irin dolu bir çıban görülür. Tedavinin ilk şartı temizlik kurallarına kesinlikle uymaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kara lahana, kafuru, zeytinyağı.

Hazırlanışı : Bir kaba 1 tane kara lahana yaprağı, 25 gram parçalanmış kafuru ve 2 çorba kaşığı zeytinyağı konur. Hafif ateşte ısıtılır. Sonra kabın içindeki karışım yine kabın içindeki lahana yaprağının üzerine doldurulup, memenin üzerine konur. Temiz bir tülbentle sarılır. Bu işlem 3 saat arayla tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Muhabbetli, şefkatli, dost, seven.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Şefkatli, merhametli, muhabbetli, güleryüzlü, yumuşak huylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muhabbet, sevgi, dostluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taassupla, mutaassıpcasına: Mutaassıbâne bir hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taaccüp ederek, şaşakalarak, hayretle: Müteaccibâne yüzüme baktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zorla, galip gelerek, zorbalıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-MİHRBAN) (i. A ). Muhabbetsiz, şefkatsiz, vefâsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sabırsız, sabır ve tahammülü kalmamış.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Nominal/Face Value)

Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise, vade sonunda ödenecek değerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, günnük, bir çeşit buhur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tepesinde bir taş bulunan, daha çok koni biçiminde taş yığını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden tatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پشتيبان] destek. 2.destek veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fâiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ربا] tefecinin aldığı aşırı faiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [رباخوار] tefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s.,nad. ağzı bozuk adam; s. ağzı bozuk, küfürbaz, bayağı. ribaldry i. kaba dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağ, râbıta, ilgi. 2. Sağlam bina. 3. Ortaçağ İslâm Aleminde dervlş-gazilerin barındığı büyük, müstahkem tekke. 3. (anatomi) Organları bağlayan bazı sinirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رباط] konak. 2.han, kervansaray. 3.tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Parlak, ışıklı. 2.Delen, delik açan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehrin büyüğü, ileri geleni.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabreden, Ar. sâbır, sabûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکيبا] sabırlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثيبات] dul kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sebk»ten). 1. Bir şeyin geçmişi, üst tarafı. 2. Kayıt, bağ, ilgi. Sıbâk ve sıyik = İbârenln gelişi, sözün alt ve üstü ile uygunluğu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياق و سباق] sözün gelişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tabipler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبيبان] doktorlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tahrîb’in c.). Harab etmeler, yıkıp bozmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroying. destruction. devastation. havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ravages. destruction. devastation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. destruction. depredation. havoc. ravages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخریبات] yıkmalar, yıkımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TA’KİBAT) (ka ile) (i. A. c.) (m. tâkıyb). Kovuşturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution kovuşturma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings. legal action. prosecution of a case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tayyibe). İyi şeyler, (bk.) Tayyibe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعقيبات] kovuşturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kovuşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tertip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting. gear. setup. arrangement. disposition. apparatus. installation. arrangements. dispositions. appliances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setup. the manner in which sth is organized. disposition of troops. mechanism. apparatus. system. appliance. contrivance. gear. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترتيبات] düzenlemeler, düzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiat, yaradılış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kitap vesaire basma işi, matbaacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Aşçılık, yemek pişirmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Debbağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascimile. exact copy. facsimile. facsimile edition. facsimile print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabileye ait. tribalism i. kabile kültürü ve ilişkileri. tribally z. kabile seklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

900/1800/1900 MHz’lik GSM frekanslarında çalışan cep telefonları.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. üç bazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واجبات] gerekenler, yapılması gerekli olanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi tanınan, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimenta): Mersingiller familyasından; Amerika’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen ve baharat elde edilen bir bitkidir. Her tarafı kokuludur. Kokusu ve tadı; tarçın, karanfil, karabiber ve hindistancevizininkine benzer. Baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Unutkanlığı giderir. Vücudun direncini artırır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Misk, amber, güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zengibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Afrika’nın doğu sahilinde bir ada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Bezekli, süslü, müzeyyen. 2. Yakışıklı, güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیبا] güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Süslü, güzel. 2.Yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زیبق] cıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü hâlde sızmak, yatmak, gebermek, uyumak: Haydi ye de zıbar (hakaret ve beddua makamında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel yüzlü, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیبایی] güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dağılmış, saçılmış saç.

İsimler ve Anlamları by