Ibat | Ibat ne demek? | Ibat anlamı nedir?

ibat | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ibat

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; tehlike işareti; (ask). silâh başına çağrı; tehlike işareti veya dikkati çekme tertibatı, alarm. alarm bell bir tehlikeyi veya haberi bildiren çan. alarm clock çalar saat. burglar alarm hırsızı haber veren tertibat, alarm ter

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ve başka makinelerde sarsıntı, gürültü gibi şeyleri yumuşatmaya yarayan tertibat.

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD içinde otomatik tertibatla yemek verilen lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kendiliğinden hareket eden, otomatik; (i). otomatik tabanca. automatic pilot uçağı idare eden otomatik tertibat. automatically (z). otomatik olarak, otomatikman.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). makinelerin veya bir fabrikanın otomatik tertibatla idare edilmesi.

Türkçe Sözlük

(i.). İrtibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, tavır, davranış; mahsul, ürün; verme, hasıl etme; taşıma, tahammül etme; ilgi, irtibat, alâka; kiriş ve eşik gibi şeylerin dayandığı destek; mak yatak, mil yatağı; ayak; den. kerteriz .bearing body yatak gövdesi. lose ones bearings şaşırmak, pus

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak, karyola; çiçeklik, tarh; yığın; evlenme; nehir yatağı; tabaka, kat (kaya,arazi); mezar. bed linen yatak takımları. bed and board yiyecek ve yatacak yer, iaşe ve ibateş confined to bed yatağa düşmüş. go to bed yatmak. make a bed yatak yapmak. m

Türkçe - İngilizce Sözlük

celibate. single. sole. unmarried. bachelor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemer bağlamak; kuşatmak; etrafını çevirmek; kayışla dövmek. belted s. kuşaklı, çemberlenmiş. belting i. kayış; kayış tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oto dirsekli kol mahfazasından geçen egzoz gazları; bu gazları arkaya iten tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyici şey veya kimse; havalandırma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bağ irtibat, rabıta; ip, zincir; fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki; yapışıklık; yapıştırıcı madde; mukaveler bono, senet, tahvilat; gümrüğü ödenmemiş malların hükümette muhafaza edilme durumu; kefalet; örgü (duvar); f. kefalete rap

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fren; keten ve kenevir liflerini ayırmak için kullanılan tokmak veya makina; f. fren yapmak, frenlemek; fren tertibatı takmak; iş1emek (keten veya keneviri). brake adjustment oto. fren ayarı. brake block tekerlek baskı takozu, fren takozu. brake dr

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız .burglar alarm hırsıza karşı konan alarm tertibatı.burglar proof hırsıza karşı emniyet tertibatı olan.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu, asıl adı Timuçin’dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.

Türkçe Sözlük

Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. ( Vervüstung / Desertification )

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haberleşme; ulaşım; ulaştırma; bağlantı irtibat; haber, mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlantı, irtibat, ilgi, alâka, ilişki, münasebet; çevre, muhit; bağ, rabıta; akrabalık, hısımlık, dostluk; siyasi veya dini çevre; cinsel ilişki; argo uyuşturucu madde tedarik eden kimse. connection by marriage hısımlık, dünürIük. business conn

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili belirli bir iş için kurulan mekanizma, tertibat; şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tertip, tertibat, icat; mekanizma; gizli plan, entrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soğutucu; soğutma tertibatında kullanılan gaz veya sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buzlarını çözmek veya eritmek. defroster (i). buzdolabı v.b.'nde buzları çözme veya eritme tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buz tutmasına engel olmak, buzlarını temizlemek, eritmek. deicer (i). buz eritici tertibat, buz çözücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soygunculuk, yağma; hasara uğratma, tahribat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s(b disiplinle ilgili, inzibata ait; tahsil ve terbiyeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). disiplin, inzibat, terbiye, idare; talim; itaat, boyun eğme; cezalandırma, tekdir; ilim, bilim dalı; (f). terbiye etmek, yetiştirmek, idare etmek; disipline sokmak, yola getirmek; cezalandırmak.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. devâvîn) (Farsçadan Arapça’laşmış). 1. Büyük meclis, yüksek meclis: Dİvan kurulmak. 2. Eskiden muhakeme için kurulan yüksek meclis: Dİvân-ı Hümâyûn = Osmanlı İmparatorluğu zamanında bugünkü bakanlar kurulunun (kabine) karşılığı olan teşkilât. Amedî-i Dİvân-ı Hümâyûn = Vaktiyle bu meclisin başkâtibi. Tercüman-ı Dİvân-ı Hümâyûn = Eskiden padişahın huzurunda tercümanlık eden şahıs. 3. Eskiden bir şâirin şiirlerini kafiyelerine göre, harf sırası tertibiyle toplayan şiir mecmuası: Bâkî dîvânı, Nâbî dîvânı. Devâvîn-i şuarâ = Şair divanları. Dîvân efendisi = Vaktiyle vezirlerin resmî ve hususî başkâtipleri ki, yazışmaları idare ederlerdi. Dîvân-ı temyiz = Eskiden her vilâyet merkezinde bulunan temyiz mahkemesine verilen isimdi: Dİvân-ı harp = Askerleri muhakeme etmek üzere kurulmuş fevkalâde askerî mahkeme: Dİvân-ı harb-i örfî = Örfî idare altındaki memlekette siyasî işlerden, asayiş ve inzibatla alâkalı işlerden sanık olanları muhakeme etmek üzere kurulmuş askerî mahkeme. Dîvân durmak = Verilecek emirleri almak üzere ayakta ellerini kavuşturup durmak. Ayak dîvânı = Fevkalâde hallerde acele olarak kurulan meclis.

Türkçe Sözlük

(i Fr.). 1. Yüksekten püskürtmek suretiyle su dökünme. 2. Suyu bu şekilde püskürtecek tertibat.

Türkçe Sözlük

(i. ing. L.). İçten yanmalı motorlarda, yanmış akar yakıt gazı; bu gazın boşaltılması tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makina, cihaz, lokomotif: tertibat. engine driver ing. makinist. engine house itfaiye merkezi; lokomotif deposu. engine room makina dairesi, makina odası . fire engine itfaiye arabası, yangın tulumbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin rakkasçarkının sekteli hareketini idare eden takım veya maşalı tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (elek.) dinamonun sabit sarmalarına cereyan veren yardımcı dinamo; (elek.) indüksiyonlu kıvılcımla radyo sinyali veren tertibat.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle askerlerin fesleri üzerine dikilen daire biçiminde sarı tepelik. 2. Eskiden inzibat çavuşlarının boyunlarına taktıkları «kanun» kelimesi yazılı küçük plaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (gen). (çoğ). prova; tertibat, teçhizat, takım; (s). uygun, münasip, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili tertibat, teçhizat; garnitür.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurbağa; at tırnağının içi; (d.y). rayların çaprazvari kavuştukları noktadaki X şeklinde ray tertibatı, makas göbeği; kordonla kumaş kenarına yapılmış olan düğme iliği; çiçekleri dik tutmak için vazo içine konan ağır bir tutucu. frog in the thr

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., mak. dişli; dişli takımı; vites, şanjman; donanım, tertibat; elbise; eşya; f. viteslemek; donatmak: giydirmek; uymak, uydurmak. gear box, gear case dişli çark mahfazası. gear down yavaş gitme ayarı vermek. gear shaft dişli mil. gearshift i.,

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hasar, tahribat, zarar ziyan . cry havoc savaşlarda askere yağma emri vermek. make havoc of harabeye çevirmek; tahrip etmek; kırıp geçirmek. play havoc with harap etmek, yerle bir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili alet, tertibat; sivilce; (mak). boru bükme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nemlendirici tertibat veya cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski mim. hamam ve odaları ısıtmaya mahsus yeraltı ısıtma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutuşma, tutuşturma, ateşleme, ateş alma, yakma; oto ateşleme tertibatı. ignition temperature tutuşma derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmazlık, manasızlık; birbirini tut- mazlık, irtibatsızlık, tutarslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız, şekilsiz, abuk sabuk; irtibatsız, birbirine bağlı olmayan, birbirini tutmayan, tutarslz. incoherently z. anlaşılmaz bir şekilde, birbirini tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirini tutmayan, irtibatsız; mantıksız; konu dışı. incon'sequence i. mantıksızlık; irtibat sızlık. inconsequen'tial s. yersiz; önemsiz; irtibatsız incon'sequently z. konu dışı olarak; irtibatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerine koymak; tesisat yapmak, tanzim etmek, düzenlemek; makamına getirmek (memur), bir yere yerleştirmek. installa'tion i. tesisat, tertibat, düzen; askeri üs; fabrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şiddetli, bir noktada toplanmış; yoğun; şiddet gösteren; dar bir sahada çok mahsul yetiştirmeye vesile olan; (tıb.) tedrici aşılama suretiyle tedaviye ait. intensive care unit (tıb.) hastaya çok yönden bakım imkânı veren hastane tertibatı. intens

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasını kesen kimse veya şey; (elek.) birden cereyanı kesen ve veren tertibat, kesici tertibat .

Türkçe Sözlük

(i. A. «nisbet» den masdar) (c. intisâbât). Bir büyük adama veya bir daire, heyet ve hânedâna bağlı ve alâkalı olma, bağlılık, Osm. irtibat, taalluk, mensubiyet: Bu hânedâna eskiden intisâbı vardır.

Türkçe Sözlük

(i. A. «zabt» dan masdar). 1. İntizam, yolunda olma: Dairenin işlerini inzibât altına almaya çalışıyor. 2. Asâyişin yolunda olması. 3. Askerî polis.

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnzibata ait.

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan masdar). 1. Bir şeye bağlı ve merbut oluş, bağlanma, ilgi: Kalbî irtibat. 2. Münasebet, birbirini tutma: Bu iki cümle arasında irtibat yoktur.

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitişme, bağlantı, irtibat; oynak yeri, mafsal; dikiş yeri; nazik zaman, mühim an; aralık, vakit, zaman.

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizlenme, örtme, aldatma gayesiyle yapılan tertibat.

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Çifte demir atıldığı zaman, geminin dönmesiyle zincirlerin dolaşmasını önlemek üzere kullanılan tertibat.

Türkçe Sözlük

(eski şekli: KâRANFÜL) (i.). 1. Hindistan’dan gelen baharattan kuyruklu bir tane: Döğülmüş karanfil. 2. Kokusu bu bahara benzer, katmerli, güzel bir çiçek ki, penbe, beyaz, kırmızı vs. olur: Karanfil çiçeği. 3. (denizcilik) Gemilerde güverteye oturtulan büyük sandalları ve ağır eşyayı içeri almak için pruva ile grandi direkleri arasına gerilen kalın halatlara bağlı palanga tertibatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The two-character ISO 3166 country code for KIRIBATI.

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Kovuşturmak işi. 2. Suçu bildirilen biri hekkınde yapılan soruşturma ve araştırma, takibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otomatik tertibatlı umumi çamaşırhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. irtibat, bitişme; birleştirme; gizli ilişki; ahçı terbiye, salçaların koyulaşmasına yarayan maddeler. liaison officer irtibat subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aydınlatma; ışıklandırma tertibatı; resim ve fotoğrafta ışığın kullanılışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokavt; sualtı çalışmalarında kullanılan ve altında denize açık bir çıkış yeri olan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ele ait; el ile yapılan veya idare edilen; i. bir ilmin veya bir sanatın esaslarını toplayan küçük kitap, elkitabı; ask. talimname, kılavuz; müz. orgda tuş tertibatı, klavye. manual alphabet parmak hareketleriyle şekil verilen sağır-dilsiz alfa

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. düzenli frekansı olan ve elektromanyetik dalgalar meydana getiren veya frekans ve görünüşü aynen muhafaza ederken bu dalgaları kuvvetlendiren herhangi bir tertibat, meyzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mekanizma, makina tertibatı, bir makinayı meydana getiren bütün kısımlar; işleyiş; teknik, üslup, yöntem; fels. mekanikçilik, mekanizm.

Sağlık Bilgisi

Mide ülseri, mide kanseri veya mideye giren sert bir cismin yaptığı tahribat sonucu görülür. Hastanın gaitası kanlı ve kahve telvesi görünümündedir. Mide kanaması geçiren hastaya şu şekilde yardımcı olunur. - Telaşlanmayın, Hastayı hemen yatırın, Bir su bardağı soğuk sütü veya bir bardak soğuk suyu yavaş yavaş içirin. Bunların yerine ufak bir parça buz da yutturabilirsiniz. Mümkünse hastaneye götürün Kanama durdurulduktan sonra, havuç suyu içirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. askeri; askerliğe veya savaşa ait; ordu veya silâhlı kuvvetler tarafından yapılan; i., the ile silâhlı kuvvetler, ordu. military law askeri hukuk. military police askeri inzibat teşkilâtı; inzibat eri, kıs. MP As. İz. militarily z. askeri bakım

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen; el değirmeni; fabrika, imalâthane; makina tertibatı; mengene, cendere. mill hand fabrika işçisi. mill stream değirmeni döndüren akarsu. mill wheel değirmen çarkı veya dolabı. food mill mama mengenesi, meyva presi. go through the mill bü

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sınıfta düzeni korumakla görevlendirilen öğrenci; nasihat eden kimse; etobur iri bir kertenkele, varan; den. taretinde ağır topları olan güvertesi basık eski bir harp gemisi; izleme veya gözlem tertibatı; f. izlemek, gözlemek. monitorial , moni

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan if, iftiâl). Irtibâtı olan, bağlantılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sessiz, suskun; dilsiz; huk. kendini savunmayan (sanık); i., dilb. sağır ses, okunmayan harf; müz. çalgılarda sesi kısma tertibatı, surdin. deaf mute hem sağır hem dilsiz kimse. mutely z. sessizce, susmuş olarak. muteness i. suskunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sesini kısmak; müz. ses kısma tertibatı ile sesi boğmak, surdin kullanmak; güz. san. yumuşatmak. muted colors yumuşak renk tonları.

Türkçe Sözlük

(I. A. «zeneb» den if.) (mü. müznibe) (c. müznibîn, müznibât). Günahkâr, suçlu.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâibe). Nâibeler. (bk.) NAibe («nâibât» gibi).

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Çeşitli tertibat sayesinde canlı bir vücut gibi iş gören makine: Bina merdivenlerini kısa bir zaman için aydınlatacak şekilde kurulmuş elektrik düzeni bir otomattır. 2. Düşünmeyen, kendi iradesiyle hareket edemeyen şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma seanslarına mahsus üstünde alfabe harfleri veya işaretler bulunan iki tahtadan ibaret tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kazık; ask. ileri karakol, posta; inzibat postası; grev gözcüsü; f. kazıklarla etrafını çevirmek, kazık dikerek çit yapmak; hayvanı iple kazığa bağlamak; nöbetçi veya karakol koymak; karakol vazifesini yapmak; grev gözcülüğü yapmak. pick et fenc

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hız alma, hızlanma; pikap kolu; radyoda mikrofon tertibatı; alıcı veya kaydedici cihaz; oto pikap; k.dili gelişme, ilerleme; oyunda top yere dokunduktan sonra tutma veya vurma; k.dili canlandırıcı şey; (argo), slang avlanacak keklik, kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncu; aktör; çalgı çalan kimse, çalgıcı; eğlence ile vakit geçiren kimse; kumarbaz; (ing), (spor) profesyonel oyuncu; müzik aletini çalmak için kullanılan otomatik cihaz. player piano otomatik tertibatı bulunan piyano.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ. police)f. polis idaresi,inzibat kuvveti,emniyet amirliği dairesi;zabıta,polisler;ask. inzibat memurları;ask.garnizonun temizlik durumu;f. polis vasıtasıyla düzeni sağlamak;polis tayin etmak;ask. garnizonu temiz tutmak ,idare etmek.police commissio

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden düzenlemek, tertip etmek. prearrangement i. önceden alınan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takibat; bitirmeye çalışma, ileri götürme; huk. dava; davacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inzibat amiri, adli subay. provost guard askeri polis karakolu. provost marshal inzibat amiri, adli subay. provost sergeant inzibat çavuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. halka ait, umuma ait, umumi, genel; herkese mahsus; açık, aleni. i. halk, ahali, umum: seyirciler. publicad dress system hoparlor tertibatı, kıs. P.A. public baths halk hamamları. public buildings halka mahsus binalar. public credit umumi itib

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ahırda ot yemliği; parmaklıklı raf (özellikle tren veya vapurda); arabaya yerleştirilen ve kuru ot taşımaya mahsus kafes; bedeni germek suretiyle işkence yapılan alet veya tertibat; işkence sebebi; işkence, azap;dişli çubuk; f. germek; gerip i

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar tertibat. üzerindeki kubbe.

Genel Bilgi

Nükleer enerji denilince aklımıza Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombaları, Çernobil’deki nükleer santral kazası ve nükleer atıklar gelir. Nükleer enerji ve onun sonucu radyasyon iyi amaçlarla kullanılmadıkları zaman insan neslini dünyadan silebilecek kadar tehlikelidirler. Kontrol altında kullanıldıkları zaman ise insan yaşamını iyileştirmekten sağlığa kadar bir çok konuda insanlığa bahşedilmiş birer lütufturlar.

Nükleer enerjinin esasını anlamak için çok fazla fizik, kimya, matematik bilmeye gerek yoktur. Nasıl odun, kömür, petrol ürünleri kullanarak ısı enerjisi elde ediyorsak nükleer enerji de öyledir.

Nükleer santralarda kullanılan yakıtın en bilineni uranyumdur. Uranyum santralde başka bir yakıta dönüşürken ortaya müthiş bir ısı çıkar. Bu ısı reaktörün etrafında dolaştırılan suyu buhar haline çevirir. Türbinlere verilen buhar da türbinleri çevirir. Sonunda türbinler de kendilerine bağli elektrik jeneratörlerini çevirerek elektrik üretirler. Prensip, nükleer enerji ile çalışan uçak gemilerinde de, denizaltılarda da aynıdır.

Gelelim radyasyona... Uranyum gibi kararsız elementler gerek atomik yapılarına müdahale edilerek gerekse tabiattaki halleri ile bir başka elemenle dönüşebilirler. Yani tarihte kurşundan altın elde etmek için uğraşan simyacıların başaramadıkları işin benzeri uranyumda kendi kendine oluşur.

Bu dönüşüm işi olurken uranyum atomunun içindeki bazı parçacıklar da ışık olarak yayılırlar. Yani radyasyon bir ışıktır. Sadece atom bombasından, nükleer atıklardan çıkmaz tabiatta da bol miktarda vardır. Yalnız ışıma yolu ile değil besinler yolu ile de vücuda girebilir.

Radyasyon olayında üç ana ışık türü vardır: Alfa, beta ve gama. Alfa ışınları deriden geçemezler, beta ışınları deriden çok az miktarda geçebilirler, gama ışınları ise deriden ve vücuttan geçebilirler. Alfa ve beta ışınları sadece yoğunlaştıkları organ üzerinde tahribat yaparlarken gama ışınları tüm organlara zarar verirler. Tabii bu arada ışına maruz, kalma süresi de önemlidir.

Vücudumuz hücrelerden, hücreler moleküllerden, moleküller de atomlardan meydana gelirler. Bu radyasyon ışınları isabet ettikleri atomların yapılarını bozarak sonunda hücrelerin ölmelerine sebep olurlar. Vücut için sürekli gerekli olan hücre üreme mekanizmasını bozarlar, vücudun direncini yıkarlar.

Aslında günlük yaşantımızda radyasyonla iç içe yaşıyoruz. Radyasyon her an her yerde vardır hatta Güneş ışığında bile. Yaz mevsiminde deniz kenarında yapılan bilinçsiz güneşlenmelerde isteyerek aldığımız radyasyonun etkisi cilt kanserine yol açabilecek kadar tehlikeli olabilir.

Radyasyonun insan bünyesi için faydalı olduğu durumlarda vardır. Kanserin ışınla tedavisi, enfraruj ve ultraviyole tedavileri, lazerin tıpta kullanılması gibi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

clergyman. monk. priest. celibate.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağlama, iliştirme. 2. Cümleleri edatlarla birbirine bağlayarak düzenleme, nizam, irtibat: Bu cümlenin raptı yerinde değil. 3. Hasretme, tahsis etme, ait kılma: Kalbini Allah’a raptetmiş. Zapt u rapt — Memleketin nizam ve asâyişi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Düzen veren tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtarma; salıverme, terk ve feragat; mak. salıverme tertibatı; makinadan buharı salıverme. release from arrest huk. haczin kaldırılması, tahliye.

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılşan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasını görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile tanınır. Silindir ve çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılarlar. Gözümüzde yedi milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkeler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışılarında “dur” sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanmaları gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Gemilerde işaretle haberleşmek için kullanılan Alet. 2. Kara nakil vasıtalarına yolun açık veya kapalı olduğunu gösteren ışık tertibatı.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. seyyibât). Bâkire olmayan (kadın), dul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شحنه] güvenlik görevlisi, inzibat görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. elbise kolu; mak. gömlek, kol tertibatı; f. kol takmak. have a card up one's sleeve icabında kullanılmak üzere gizli veya bir kenarda hazır kozu olmak. roll up one's sleeves kollarını sıvamak; bir işe girişmek. wear one's heart on one's sleeve

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebap şişini çevirmek için baca içine yapılan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapmak, kabaca yakalamak; (argo) kaçırmak; i. kapış, kapmaya çalışma; ufak şey veya parça; kısa müddet; (argo) kaçırma. snatch at kapmaya çalışmak. snatch block den. bir yanı menteşeli makara tertibatı, ayak, kilitli bastika. snatchy s. arasır

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -bys) yedekte bulunan kimse veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlayan veya başlatan kimse; trende hareket memuru; oto. marş; mak. harekete geçirme tertibatı; yoğurt mayası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma, asılma, talik edilme; geçici tatil; ödemeleri geçici olarak durdurma; kim. sıvı içinde erimeden durma, süspansiyon; mıknatıs iğnesini muallakta tutan tertibat; müz. asış, duraklatış. suspension bridge asma köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç, pala; yetki, salâhiyet, kudret, hükümdarlık, askeri kuvvet, silâh gücü; savaş, tahribat; kılıçtan geçirme. sword bayonet kılıç şeklinde süngü. sword bearer silâhtar. sword belt kılıç kayışı. sword blade kılıç namlusu. sword dance kılıç dan

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bileşik bir düzeni uzaktan ayarlamaya yarayan elektronik tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişlilerin ses sizce ve kolay birleşmesini sağlayan tertibatlı vites.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., elek. (frekans bakımından) birbirine uydurma. syntony i.,elek (iki tertibat) birbirine uyma; seselim.

Türkçe Sözlük

(TA’KİBAT) (ka ile) (i. A. c.) (m. tâkıyb). Kovuşturma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar) (c. taklîbât). 1. Döndürme, çevirme, altüst etme. 2. Bir şeyin şekil ve kalıbını değiştirme. Taklîb-i hükümet = İhtilâl, hükümeti devirme.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan) (c: takrîbât). 1. Yanaştırma, yaklaştırma: Şu masayı duvara takrîb etmeli. 2. Tahmin etme. 3. Münasebet, vesile, bahane: Bir takrîb ile savuştu.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Tıpta kanı silmek, durdurmak için kullanılan gaz bezi topağı 2. Otomobil ve vagonlarda çarpışma tesirini azaltacak tertibat. Tampon devlet — İki ülke arasında bulunan devlet.

Türkçe Sözlük

(i. A. «savâb» dan masdar) (c. tasvîbât). Doğru bulma.

Türkçe Sözlük

(i A. «suûbetten mas.) (c. tas’İbât). Güçleştirme, zorlaştırma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayyib» den masdar) (c. tatyîbât). Hoşlandırma, hoş etme, lutufla muamele etme. Tatyîb-i hâtır etmek = Gönlünü almak, gönlünü hoş etmek.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tayyibât). 1. iyi iş, güzel iş ve hareket. 2. (hi. coğrafya) Medîne.

Türkçe Sözlük

(i. A. «azab» dan masdar) (c. tâzîbât). Azap ve eziyet verme: Tâzîb etmek.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «Iakab»dan) (c. telkîbât). Lakab koyma, lakablandırma.

Türkçe Sözlük

(TERKİB) (i. A. «rükûb» dan masdar) (c. terkîbât). 1. Birkaç şeyi birleştirip birleşik bir şey vücuda getirme. 2. Bu şekilde meydana gelen cisim.

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekUden) (c. teşkilât). 1. Bir şeye bir şekil ve biçim-verme, bir şekle koyma, belirli bir şekilde meydadana getirme. 2. Birleştirme, husule getirme, vücut verme. 3. (c.). Tertibat, tanzimat, icraat, ıslahatla alâkalı işler.

Türkçe Sözlük

(i. F. Fars. «dest-gâh» dan; dest = el, gâh = yer). 1. Dokumacıların bez vesaire dokudukları Alet. 2. Dükkânlarda satıcının önündeki uzun masa. 3. Kahveci ve meyhaneci gibi esnafın büyük masaları, büfe. 4. Karada yapılan gemilerin oturtulmasına mahsus keresteden tertibat: Alman tezgâhlarına sipariş olunan gemi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tılsımât, talâsım). T. Güyâ bir define vesairenin muhafaza kuvvetini haiz birtakım şekiller ve tertibat ki, anahtarı bilinmedikçe açılması mümkün olmazmış. 2. mec. Çare, tedbir, fevkalâde kuvvet ve tesir: Bunun tılsımı bulunamadı, tılsımını bulmalı.

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı kaşımak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilere tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0,5 - 0,6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır veya incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve komposizyonlardaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda çok olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız deriye her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı karıştırmak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0.5-0.6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2.5-3.0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır ve incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerde surüklenen şey veya kimse; sürüngen sap, yerde uzanan fidan; diğer bir arabanın çektiği araba; römork; otomobilin çektiği ve içinde ev tertibatı olan araba; sin. gelecek programa ait filim parçası. fragman trailer court ev römorku park yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa seyahat veya yolculuk; tur; sürçme, çelme, ayak takılması; seğirtme; mak. kastanyola, durdurucu tertibat; hata, yanlış; (argo) uyuşturucu madde kullanma ve bunun tesiri. trip hammer otomatik demir çekici. round trip gidiş dönüş. take a trip

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Geçenleri sayacak tertibatı olan veya teker teker geçmeyi sağlayan döner kapılı geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. intibak etmemiş; tertibatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir, vahit, birim, ünite; fert, tek, bir tane; belirli bir miktar; kurala göre düzenlenmiş birim; puvan (üniversitede). unit of measurement ölçü birimi. heating unit ısnma tertibatı.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vâcibât) Zerûrî derecede lâzım olan şey, vecîbe, zarûrî iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. su dağıtım tertibatı; su oyunları; (argo) gözyaşı; (argo) yağmur.