Ibl ne demek? | Ibl anlamı nedir? | Ibl

Ibl anlamı nedir?

ibl ne demek?

ibl anlamı nedir?

ibl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ibl

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابل] deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanına girilebilir, içine girilebilir; kolay bulunur; kandırılabilir; alınır, bulunur accessibil'ity (i). yanına gitme imkânı, içine girilebilme imkanı, kolay bulunma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, kabule şayan. admissibil'ity (i) makul oluş, kabul olunabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, fark olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işitileilir, duyulabilir. audibil'ity, audibleness (i). işitilebilme duyulabilme. audibly (z). işitilebilecek surette, duyulacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes; Eski ve Yeni Ahit; k.h. herhangi bir dinin kutsal kitabı; müracaat kitabı olarak kabul edilen herhangi bir kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e ait veya bunda bulunan. Biblically z. Kitabı Mukaddes'le ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes'i kelimesi kelimesine kabul eden kimse; Kitabı Mukaddes bilgini . biblio- önek kitaplarla ilgili, Kitabı Mukaddes'le ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde çok değerli veya çok kullanılan kitapların fotografını çekmede kullanılan mikrofilm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. bibliography.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bibliyografya bilgini veya uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bibliyografyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bibliyografya, belirli bir konuya ait olan kitapların fihristi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes'e fazlasıyle tapınma; kitaplara aşırı derecede tutkun olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap falı; bilhassa Kitabı Mukaddes'le kitap falı açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap toplama merakı bibliomaniac s., i. kitap meraklısı, kitap koleksiyonu yapan, kitap delisi; i. kitaba tutkun kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap ciltleme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap seven kimse, kitap hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı, bilhassa nadir bulunan kitapları satan kimse, sahaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kitap kataloğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliophile

kitapsever

Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kitaplar üzerinde geniş bilgisi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliographie

kaynakça

Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. bibliography kaynakça.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kitap bilgisi: 1. Kitaplar hakkında bilgi. 2. Belirli bir konu üzerindeki yayınların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

kaynakça

Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography kaynakça.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bibliyomanisi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliomane

kitap düşkünü

Hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hastalık derecesine varan kitap sevgisi, kitap düşkünlüğü, kitap deliliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliomanie

kitap düşkünlüğü

Kitap düşkünü olma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bibliothèque

kitaplık

Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Salonlarda, raf ve masaların üstüne süs için konan vazo, heykel gibi küçük eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knicknack. trinket. doodah. doodad. doohickey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trinket. knick-knack. bibelot. curio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knicknack. trinket / figurine. curio. curiosity. knick nack. statuette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinir, idrak olunur, anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (nad). yenilebilir; (gen). (çoğ). yiyecek şey, gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıllk, alçak, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). değiştirilebilen herhangi bir şey; üstü açılıp kapanabilen spor araba; (s). değiştirilebilir, tahvili mümkün. convertible bonds tahviii kabil bonolar. convertible money madeni paraya çevrilebilen kâğıt para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınır, paslanır, çürür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inanılır, güvenilir, itimada şayan. credibil'ity (i). inanılmaya layık oluş, güvenilebilir olma. credibility gap belirtilenle gerçek arasındaki tutarsızlık. credibly (z). güvenilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pota, maden eritme kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iptali mümkün, lağvolunabilir, feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). savunulabilir, müdafaa edilebilir , müdafaası kabil, hak verilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yok edilebilir, imhası mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare edilebilen balon, zeplin, hava gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taksimi mümkün, bölünebilir, ayrılabilir. divisibil'ity (i). bölünebilme, taksim edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s),(i). yenebilir; (i). yenen şey, yiyecek. edibil'ity (i). yenebilme niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilmeye lâyık, uygun, münasip, muvafık, elverişli; evlilik için uygun. eligibil'ity i. seçilme niteliği, uygun oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. yaramaz çocuk, soru veya sözleriyle büyükleri güç durumda bırakan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. dışderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilir, talep edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanılabilir, hataya düşebilir,yanlış olabilir. fallibil'ity (i). yanılma payı. fal'libly (z). yanılarak, hata ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümkün, yapılabilir, tatbik edilebilir; uygun, münasip, yakışık alır; ihtimal dahilînde, muhtemel, makul. feasibleness, feasibil,ity (i). uygulama imkanı, tatbik kabiliyeti. feasibility study ön hazırlık çalışması. feasibly (z). mümkün olacak surette

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bükülebilir, eğrilebilir, esnek; uysal, yumuşak başlı, mülayim; uyabilir, kalıba girer. flexibil'ity (i). eğilme kabiliyeti, esneklik; uysallık. flexibly (z). bükülme suretiyle; uysallıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zaaf, kusur; delilik; merak; kılıcın ortasıyla ucu arasındaki kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zora dayanan: mecburi; canlı; etkili, tesirli, ikna edici. forcibleness (i). mecburi oluş; etkili oluş; canlılık. forcibly (z). zorla, mecburi olarak; etkili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılabilir. frangibil'ity (i). kırılma özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eritilebilir fusibil'ity erime kabiliyeti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. tavuk pişmeden evvel çıkarılan yenebilir kısımları (yürek, ciğer, katı ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay aldanır, ahmak, saf. gullibil'ity (i.) kolay aldanma, ahmaklık, saflık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müthiş, dehşetli, korkunç, iğrenç; k.dili aşırı. horribleness i. korkunçluk, dehşet. horribly z. korkunç bir şekilde, iğrenç olarak; k.dili müthiş bir şekilde; çirkin olarak; çok, pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bülûğ» dan masdar). 1. Yetiştirme, Ar. İsâl (bu mânâda tebliğ daha çok kullanılmıştır). 2. Doldurma, vardırma, çıkarma, bir parayı bir hadde çıkarme: Maaşını beş bine iblâğ ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. delivery. increase. argumentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابلاغ] bildirme. 2.ulaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kullanılan şekli imlik). Erkek pilicin enenmişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ebâlîs ve ebâlise). 1. Şeytan. 2. mec. Habis, çok kötü, pek entrikacı adam. İblis tırnağı = Şeytan tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satan. the devil. demon. adversary. beelzebub. belial. daemon. the evil one. old harry. old nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiend. devil. demon. imp. evil person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Devil. demon. devil. fiend. prince of darkness. satan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Jinn who disobeyed Allah and was expelled from his mercy He is also known as Shaytan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابليس] şeytan. 2.hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeytanın işine benzer, şeytanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeytana lâyık, şeytanca (iblis-kârâne daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابليسانه] şeytanca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunmaz, okunması mümkün olmayan. illegibil'ity i okunmazlık. illeg'ibly z. okunmaz bir ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine katılıp karıştırılamaz, yağ ile su gibi karışmaz, meczedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; ağrı duymaz; ıstıraba maruz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsaade edilemez, yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanılmaz, inanılması güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. imkansız, yerine getirilmesi mümkün olmayan, yapılamaz; munasebetsiz, çekilmez, çirkin. impossibil'ity i imkansızlık. impos'sibly z. imkânsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanına varılmaz, erişilemez, ulaşılamaz, yaklaşılamaz. inaccessibility i. erişilmezlik yaklaşma imkansızlığı. inaccessibly z. erişilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul olunmaz, uygun görülmez. inadmissibility kabul olunmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işitilemez, duyulamaz. inaudibly z. işitilmeyerek, işitilmeyecek surette. inaudibil'ity i. işitilmezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yanmaz, ateş almaz, tutuşmaz; i. ateş almaz madde. incombustibil'ity i. yanmazlık. in combus'tibly z. ateş almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılamaz, kavranmaz, akıl ermez. incom prehensibil'ity i. anlaşılmazlık. incom prehen'sibly z. anlaşılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıştırılamaz, basınçla oylumu. kuçültülemez. incompressibil'ity i. sıkışmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhakkak; gerçekli, itiraz kabul etmez. incon trovert'ibly z. yadsınamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilemez; madeni paraya çevrilemez (kağıt para). inconvertibly z. değiştirilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inandırılamaz, kandınlamaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ıslah olmaz, yola getirilemez, akıllanmaz, düzelmez (kimse); i. ıslah olmaz kimse. incorrigibly z. yola getirilmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, rüşvet kabul etmez; ahlâklı bozulmaz; bozulmaz, çürümez, kokuşmaz. incorruptibil'ity i. dürustlük; bozulmazlık. incorrupt'ibly z. dürüstçe; bozulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanılmaz. in credibility i. inanılmaz hal, inamlmazlık incredibly z. inanılmaz şekilde, çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iptal edilemez, feshedilemez. indefeasibil'ity i. iptal edilemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savunulamaz, savunmasız, müdafaasız; korumasız, muhafazasız. indefensibil'ity i. savunmasızlık. indefen'sibly z. savunulamaz şe kilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. silinmez, çıkmaz (leke, hatıra, intiba); sabit (boya, mürekkep). indelible pencil kopya kalemi. indelibly z. silinmez şekilde. indelibil'ity i. silinmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazmolunamayan, sindirilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yenmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katılma hakkı olmayan; herhangi bir makam için yeterli nitelikleri olmayan. ineligibility i. katılma hakkı olmayış; yeterli nitelikleri olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tükenmez, tüketilemez, arkası alınamaz; yorulmaz. inexhaustibly z. bitip tükenmeden, yorulmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif olunamaz, anlatılamaz, ifade edilemez. inexpressibly z. tarif edilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, şaşmaz, hata yapmaz. infallibil'ity i. yanılmazlık. infal'libly z. yanılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmez, çok sert; inatçı; sebatlı, bir kararda. inflexibil'ity i. eğilmezlik. inflexibly z. eğilmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılamaz; bozulamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eritilmez, birleştirilemez; karıştırılabilir, içine dökülebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissetmez; hissiz, duygusuz; cansız, baygın; hissolunamaz, farkına varılamaz; yavaş; ilgisiz, aldırış etmeyen. insensibil'ity i. duygusuzluk, hissizlik, insafsızlık, merhametsizlik. insensibly z. duygusuzca, insafsızca, merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırılamaz, önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fiziksel varlığı olmayan, el ile tutulamaz, dokunulamaz; kavranamaz, kafaya giremez; i. fiziksel varlığı olmayan şey; tic. manevi değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlaşılır, idrak edilebilen. intelligibly (z.) anlaşılır surette. intelligibil'ity (i.) anlaşılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yenilmez, mağlup olmaz, yılmaz. invincibil'ity, invincibleness (i.) yılmazlık. invincibly (z.) yenilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görülmez, görünmez, gözle seçilemez; çabuk kestirilemez; (ikt.) resmi hesaplarda gözükmeyen; (i.) görülmeyen şey veya kimse. invisible ink ancak kimyasal etki veya ısı tesiriyle görünen, aslında renksiz olan mürekkep. invisibil'ity, invis'ib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay öfkelenir, sinirli, huysuz, ters tabiatlı. irascibil'ity (i.) kızgınlık, huysuzluk. iras'cibly (z.) sinirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilen hale konulamaz; azaltılamaz, küçültülemez; sadeleştirilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) fesholunamaz, bozulamaz; kırılmaz (Işın). irrefrangibly (z.) fesholunmaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) affolunamaz, müsamaha edilemez; zorunlu, mecburi, kaçınılmaz. irremissibleness (i.) affolunamazlık, zorunlu oluş. irremissibly (z.) zorunlu olarak, müsamaha edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) söndürülemez, bastırılamaz, baskıya gelmez; zaptolunamaz; önüne geçilemez. irrepressibly (z.) söndürülemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karşı konulamaz, mukavemet edilemez, çok kuvvetli, çok çekici. irresistibil'ity (i.) karşı konulamama. irresistibly (z.) karşı konulamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mesuliyet duygusu olmayan, sorumsuz, güvenilemeyen. irresponsibil'ity (i.) sorumsuzluk, mesuliyetini düşünmeden hareket etme. irresponsibly (z.) sorumsuzca, mesuliyetine müdrik olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters çevrilemez; değiştirilemez, geri alınamaz, kesin, kati. irreversibil'ity (i.) tersine çevrilememe, değiştirilemez oluş. irrevers'ibly (z.) değişrilemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıble.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Namazda secde edilen taraf. 2. Güneyden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the direction of mecca. south wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the direction of Mecca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قبله] Kâbe tarafı. 2.güney. 3.güney rüzgarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kıble, Fars. gâh = yer). Kıble yeri, kıble tarafı: Kıble-gâh-İ eşref-İ şîrin-zebandır kaşların.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kıble, Fars. nümûden = göstermek). Kıbleyi gösteren pusule.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convertible

ekon. çevrilgen

Serbestçe dövize çevrilebilen (para).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunur, açık, sökülür, okunaklı. legibil'ity, leg'ibleness i. okunaklılık, açıklık. legibly z. okunaklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çene kemiği, alt çene; kuş gagasının üst veya alt kısm;ı eklembacaklılarda üst çenenin bir yanı. mandib'ular s. çene veya gagaya ait. mandib'ulate(d) s. çenesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bel’» den ia) (galatı: mablak). Hap yapmaya mahsus düz ve açık bir cins kaşık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musâhib sıfat ve görevi, (bk.) Musâhib.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihmal edilir, önemsemeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görünüşteki, görünen. ostensibly z. görünürde, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hassas, duygulu, kolay müteessir olur. passibil'ity i. hassasiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. caiz, müsaade edilebilir, hoş görülebilir. permissibly z. hoş görülebilecek şekilde, müsaade edilir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikna edilmesi mümkün; kandırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aklın kabul edebileceği, havsalaya sığan; makul, görünüşte makul veya haklı olan; itimat uyandıran; olasılı. plausibil'ity i. makul olma; olasılık. plausibly z. akla sığacak şekilde, makul olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mümkün, imkân dahilinde, muhtemel, kabil, akla sığar; i. mümkün olan şey, imkân. possibly z. belki, ihtimal, mümkündür ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yansıyabilir, aksettirilebilir. reflexibil'ity (i.) yansıma niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılabilir. refrangibil'ity, refrangibleness (i.) kırılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affı mümkün, affolunur. remissibility i. af imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdire layık, takbih edilir. reprehensibly z. tekdir edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı konulabilir, dayanılabilir, mukavemet edilebilir. resistibil'ity i. mukavemet kuvveti, dayanma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mesul, sorumlu; sağduyulu; itimada layık; borcunu ödeyebilecek durumda olan; mesuliyetli. They are responsible to me for the results So nuçlardan onlar bana karşı mesuldür. responsibly z. itimada layık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine çevrilebilir. reversibil'ity, reversibleness i. tersine çevrilebilme. reversibly z. tersine çevrilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gülme tabiatı olan; gülme eğiliminde olan; güldürücü, gülmeye ait; risibil'ity i. gülme temayülü, risibly z.güldürecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

birinin kenarı keskin olan üç dişli çatal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. makul, akla uygun; hissedilir, sezilir, farkına varılır; hisseden; hassas, duygulu, etkilenebilir, ince sezişli; anlayıslı, akıllı. sensibleness i. makul oluş . sensibly z .makul bir şekilde, hissedilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teklif edilebilir; kolaylıkla tesir altında kalan. suggestibility i. kolaylıkla tesir altında kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas; alıngan; kolay aşık olan, şıpsevdi. susceptibil'ity, susceptibleness i. hassasiyet, alınganlık. susceptibly z. hissedilir derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunulur, tutulur; anlaşılır, akla yakın, kavranabilir; gerçek; maddi; duyulur, hissedilir. tangible assets maddi kıymetler. tangiblos i. mal, mülk, servet. tangibil'ity, tangibleness i. tutulabilme. tangibly z. gerçek olarak; dokunulur halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden düşülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerilebilir. tensibil'ity (i.) gerilme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç, korkulacak, dehşetli; (k.dili) aşırı, çok, pek. terribly (z.) müthiş bir şekilde; aşırı derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. buhurdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçirilmesi mümkün. transmissibil'ity i. geçirme imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülür, görünür; açık, belli. visibil'ity i. görünebilme; görme imkânı, görünürlük, görüş. visibly z. görünebilir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by