Ibra ne demek? | Ibra anlamı nedir? | Ibra

Ibra anlamı nedir?

ibra ne demek?

ibra anlamı nedir?

ibra | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ibra

Türkçe Sözlük

(i. A. «ber» den) (hukuk). Borçtan kurtarma, tebriye, alacak verecek kalmadığını beyan, beraat kazandırma. Ibrâ kâğıdı, ibrâ senedi = Alacak verecek kalmadığına dair verilen senet. İbrây-ı ıskat = Alacağın bir kısmını veya bütününü hibe ve indirme suretiyle verilen ibrâ. İbrây-i istifi = Borcun yerine getirilmesi ile verilen ibrâ. İbrâ-i hâs = Davanın yalnız bir tarafına ait olan ibrâ. İbrâ-i Am = Büsbütün ilişik kesildiğine dair verilen ibrâ senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. absolution aklama. temize çıkarma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. acquittal. acquittance. releasing. discharging another from debt. to acknowledge officially the receipt of. to close. discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian Bank Restructuring Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Bee Research Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian Bank Reconstruction Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interim Biogeographic Regionalisation for Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابراء] aklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). Beri kılma, beraat etme, temize çıkarılma, aklanma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayar etmek. calibra'tion (i). ayarlama; öIçü işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) denge sağlamak, muvazene temin etmek, denkleştirmek; birbirine denk olmak, eşitolmak. equilibra'tion (i.) denge, muvazene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cebelitarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnananların babası. 2.Hakların babası. 3.Kur’an’da ismi geçen İbrahim peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibrâmât) Rica ve ve teklifte usandırıp mecbur edinceye kadar ısrar etme: Ibrâm etmek = Israrla istemek veya teklif etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرام] zorlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. ibrâniyye). Benî İsrail kavmine ait veya bu kavimden olen: Ibrânîler’in Arabistan Yarımadasından Filistin’e göçmüş olduklarına şüphe yoksa da, önce Irak’a gidip sonra Fırat’ı geçerek Kudüs’e gittikleri için «ubûr» kelimesinden «İbrânî» denilmişlerdir: İbrânî dili, İbrânî harfleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). ibrânîler’e ait: İbrânîce lisan, yazı. Ibrânîler’in dil, tavır veya usullerinde: Ibrânîce söylemek, yezmak, okumak. İbrânî dili: Ibrânîce SAmî dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebrew. hebraic. hebrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûz» dan masdar). Meydana koyma, Ar. izhâr: Şecaat ibrâzı, sadâkat ibrâzı. İbrâz etmek = İnandırıcı bir sika ibrâz edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation. representation. sight. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation. display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing. presentation. presentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابراز] gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gösterilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. idrardan sonra tenâsül organının temizlenmesi. 2. Nikâhla alınan dul kadının gebe olmadığına inanmak için bir Adet görünceye kadar yaklaşmama.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calibrage

ayarlama

Ayarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. calibration

1. ölçümleme, 2. ölçülüleme

Bir ölçü aletinin veya ölçme sisteminin gösterdiği değerler ile ölçülenin bilinen değerleri arasındaki ilişkiyi belli koşullar altında inceleme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Terazi burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane müdürü, kütüphane memuru. librarianship i. kütüphanecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kütüphane binası; aynı matbaada basılan ve aynı türden kitaplar serisi; bir şahsa ait kitapların toplamı. circulating library, lending library ödünç kitap veren kütüphane. reference library kitapların okunmasına müsaade edip bunları harice

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. terazi gibi sallanmak, titreşmek. libratory s. terazi gibi sallanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denge, muvazene; astr. yıldız ışıklarının titremesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) üç kısa heceli vezin parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) zool. yosunsu hayvanların uzun ve kamçı şeklindeki korunma organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, titreşimli; canlı, enerjik; ateşli, coşkun; gür, dolgun, yankılı (ses); çarpıcı. vibrancy i. titreklik; coşkunluk; gürlük .vibrantly z. titreşimle; canlılıkla; coşkunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle işleyen kapacıklar yoluyle titreşimli ses çıkaran bir çeşit ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vibration

fiz. titreşim

Küçük ve hızlı salınım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. titremek; sallanmak, sakınmak; duraksamak, tereddüt etmek; titretmek, sallandırmak. vibratile s. titrek titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme, sallanma; titreşim; sallanış; salınım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. vibrato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreten şey; elektrik zilinin dili; osilatör; titreşimli masaj aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titretici; titreşim özelliği olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by