Ica ne demek? | Ica anlamı nedir? | Ica

Ica anlamı nedir?

ica ne demek?

ica anlamı nedir?

ica | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ica

Türkçe Sözlük

(i. A. «vecâ» dan masdar). Ağrıtma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) -(den) çekilmek, -(den) vazgeçmek, feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek ; (özellikle hükümdarlıktan)tacını ve tahtını terk etmek abdica'tion (i) tacını ve tahtını terk etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren kimse, hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Afrika. African (i)., (s). Afrikalı; (s). Afrika'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisely. cleverly. intelligently. judicious. no-nonsense. sagacious. sane. sensible. shrewd. wisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. advisable. advisedly. cleverly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالی جاه] yüksek dereceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i) (Erkek İsmi) - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz.Ali ve Can).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dostane, dostça amicably (z). dostçasına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anatomik, anatomi ile ilgili. anatomically (z). anatomik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melekotu, (bot). Angelica,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ingiliz kilisesine mensup kimse, Anglikan; (s). İngiliz kilisesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AppliCast™, BRAVIA TV’nizde program izlerken PC’nizi açmak zorunda kalmadan, heyecan verici internet tabanlı uygulamalarına erişmenizi sağlar. TV’nizi açar açmaz kullanılabilen 3 dahili araç (Analog Saat, Takvim ve ‘AppliCast™ Kullanım kılavuzu) ve TV’nizi İnternet’e bağladığınızda erişilebilen ek araçlar (Hesap Makinesi, Alarm, Dünya Saatleri ve Çevrimiçi Resim Çerçevesi) bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşte ısınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) arnika, dağtütünü, öküzotu, (bot). Arnica montana; bu bitkiden elde edilen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s ).,çok fazla, muazzam, aşırı astronomik; astronomi ile ilqili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tipik olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uğur getireceğine inanılan törenlerle açmak, açış töreni yapmak, başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğru olduğunu ispat etmek, sıhhatini tevsik etmek. authentica'tion (i). doğru olduğunu ispatlama , sıhhatini tevsik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudunda hâsıl olan zehirli maddeden zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrı olarak, ayrı bir önem verilerek. 2. Bundan başka, üstelik: Çocuğu fena halde azarladılar, ayrıca dayak ea yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. otherwise. in addition to. then again. additionally. again. also. else. on the side. into the bargain. to boot. extra. farther. further. furthermore. item. likewise. over and above. thereto. withal. yea. beyond. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. also. besides. further. furthermore. likewise. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. besides. furthermore. separately. accountancy. again. wage economy. to be further enacted that. what is more. moreover. plus. a a- s. then. thereto. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir hisar veya şatonun damında bulunan müdafaa kulesi; gözleme kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). barikat, siper; mânia, engel; (f). siper yapmak; barikatla önünü kesip müdafaa etmek. barricader (i). barikat yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En ehemmiyetli, en esaslı, en seçkin: Sâdî’nin başlıca eserleri Gülistân’ıyle, Böstân’ıdır. En ziyade, en evvel: O, başlıca bu işle meşgul olacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. main. primary. prime. cardinal. essential. leading. ruling. staple. mainly. primarily. mostly. principally. chiefly. largely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential. mainly. primary. prime. principal. ruling. uppermost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chiefly. mainly. principally. grand. largely. leading. for the most part. pre eminently. primal. primarily. principal. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e ait veya bunda bulunan. Biblically z. Kitabı Mukaddes'le ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bibliyografyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيجا] yersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bıçmak, biçmek» ten). Kesecek Alet ki, hançerin küçüğü ve çakının büyüğüdür. Çeşitleri vardır: Aşçı bıçağı, bahçıvan bıçağı, cerrah bıçağı, kasap bıçağı. Bıçak bıçağa = Bıçakları çıkararak birbirine hücum etme: Bıçak bıçağa geldiler. Ağzını bıçak açmaz = Pek meyus ve mükedder. Burun bıçağı = Oymacı Aleti. Yan bıçağı = Kınında olduğu halde, silâh makamında bele asılan bıçak, cenbiye.. (İki tarafı keser cinse kama derler). Bıçak yarası = Sahtiyanda ve ayakkabıda çatlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. chive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. guillotine. knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. couvert. cutlery. dagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back of a knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıçak yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki meclisi içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی جان] cansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cansız, ruhsuz. 2.Canını esirgemeyen, şehit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bicarbonate of soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Bİ-ÇARE) (i. F.). Çaresiz, çaresi kalmamış, zavallı. Fars. derdmend, miskin: Ne yapsın biçare. Biçare bir adamdır. Biçare kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. unfortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچاره] çaresiz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچارگان] çaresizler. 2.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayat hikayesine ait, biyografiyle ilgili biographically z. bir kimsenin hayatıyla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biyoloji ilmine ait, biyolojik biological warfare biyolojik savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lâzım olduğu için, gerekli görüldüğü için.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz ,konuşma). bombastically z. şişirilmiş bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Rumeli derelerinde kullanılan yekpare kütükten mamul tekne gibi balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kireçleşme, kireç haline gelme; kireçlenme, kalsifikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilise kanununa göre; dini esaslara ait; Kitabı Mukaddes'in bir kısmı olan; meşru, kabul edilmiş. canonically (z). dini esaslara uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din adamlarının görev esnasında giydikleri kıyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). incirlerin bir arı tarafından döllenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soru cevap metoduyla öğretme usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). müshil, bağırsakları temizleyici;(i). müshil ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezi, merkezsel. centri'city (i). merkezi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s)., (i). yüz ile çarpmak, yüz misline çıkarmak; (s). yüz misli, yüz katı; (i). yüz katına çıkarılmış sayı veya miktar. centuplica'tion (i). yüz ile çarpma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belge, vesika; sertifika, tasdikname, şahadetname; ruhsat; diploma. birth certificate nüfus kâğıdı. health certificate sağlık belgesi. certificate of origin menşe belgesi, rapor. certificate of registry gemi tasdiknamesi. stock certificate hisse sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). belge vermek, belgelemek, tevsik etmek; vesika veya sertifika sağlamak. certifica'tion (i). belgeleme; ruhsat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). rahim boynuna ait, rahim boynuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kimyasal, kimya ile ilgili; (i). kimyasal madde. chemical action kimyasal etki. chemical compound kimyasal bileşim. chemical engineer kimya mühendisi.chemical fire extinguisher eczalı yangın söndürücüsü. chemical reaction kimyasal reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şikago şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (f). hile, oyun, şike; (f). hile yapmak, aldatmak, şike yapmak. chicanery (i). hile, şike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayali, gerçek olmayan. chimerically (z). hayali olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağustosböceği, (zool). Cicadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaranın üstünü kapatan yeni zar, sikatris: (bot). düşen bir yaprak veya tohumun bıraktığı iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuk bağlamak, kapanmak, onmak (yara); kapatmak. cicatriza'tion (i). kabuk bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aydınlatma, açıklama, vuzuha kavuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klasik, klasik değerde olan; klasik öIçülere uygun; mükemmel, şaheser. classical'ity (i). klasiklik classically (z). klasik olarak, eski usullere göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topallama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). katip veya yazıcıya ait; daire işiyle alâkalı, kırtasiyecilikle ilgili; kilisenin politikada yeri olmasını savunan; ruhban sınıfına dahil; (i). rahip, papaz, vaiz; (çoğ). papaz kıyafeti; kilisenin hükümetteki nüfusunu artırmayı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinik ile ilgili; duygulardan arınmış bilimsel, nesnel. clinical thermometer derece. clinically (z). klinik ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). komik. comically (z). gülünçlü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulaşıcı, sari; ifade edilmesi mümkün, söylenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilgi veren kimse, konuşan kimse; Aşai Rabbaniyi (komünyon) alan veya almaya hakkı olan kilise üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ifade etmek, anlatmak; nakletmek; meramını anlatmak; muhabere etmek, haberleşmek; bulaştırmak; aralannda bağlantı olmak; bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haberleşme; ulaşım; ulaştırma; bağlantı irtibat; haber, mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşkan, duygulannı serbestçe dile getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, zorlaştırmak, güçleştirmek; (s). karmaşık; (bot)., (zool). uzunlamasına katlanmış (böcek kanadı vb). complicated (s). karmaşık; muğlak, çapraşık, anlaşılması güç, çözülmesi güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmaşık hale getirme; bir işe giriştikten sonra meydana çıkan engel, zorluk; karışıklık: (tıb) ihtilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). uzunluğuna ortasından bükülmuş (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). hastalığın mutat tedavisini tatbik etmenin münasip olmadığına delalet etmek. contraindica'tioni , (tıb). kontraendikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kostarika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel, tahlili; tenkit eğilimli, tenkitçi; eleştiren, eleştiri mahiyetinde; buhranlı vahim, nazik, tehlikeli; dönüm noktasına ait. critical condition buhranlı durum, kriz hali. critical mass (fiz). uranyum gibi radyoaktif elemanların fasılasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). küp şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaycı müstehzi; insanın iyiliğine inanmayan; ahlâkı hor gören, bile bile ahlâk ve namus kurallannı çiğneyen. cynically (z). alay ederek, istihza ile; menfaatperestçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuğunu soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). adamak, tahsis etmek, takdis etmek, vakfetmek; vermek, ithaf etmek. dedicated (s). ithaf olunmuş, verilmiş; tahsis edilmiş. dedica'tion (i). adama, tahsis veya takdis etme, tahsis olunma, ithaf .ded'icato'ry (s). ithaf kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilah derecesine çıkarma, tanrılaştırma, yüceltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iezzetli şey; incelik, nezaket, zarafet, hassasiyet, kibarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, narin, ince, zayıf, kolay kırılır; hassas,(aletler) dakik, titiz; en ufak değişiklikleri kaydeden , hassas; nefis, leziz; güzel, zarif, kibar; açık (renk). delicately (z). nazikane, zarif bir şekilde, incelikle delicateness (i). incelik, zara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezeci dükkânı,şarküteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). adi, alçak, değersiz, küçümsenen. despicably (z). alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayılan mukaddes kitaplara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ayıran, belirten, tefrik ve temyiz eden; (i). fonetik işaret. diacritical mark harfin fonetik değerini belirten herhangi bir işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دجاجه] tavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, canlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign trade. foreign commerce. external commerce / trade. foreign business / commerce / trade. external / foreign trade. foreign business. oversea business. overseas commerce. external trade. overseas business. oversea commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkisiz kılma, yetkisizlik, salâhiyetsizlik, ehliyetsizlik; oyundan çıkarma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatallanmak, ayrılmak, dallanmak. divarica'tion (i). dallanma, yayılma, çatallanma; ayrılık, fark, uyuşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). evcilleştirmek, ehlileştirmek; medenileştirmek; evcilleşmek. domestica'tion (i). ehlileşme, ehlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Dominikan tari katı ile ilgili; (i). bu tarikata bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Roseau.

Nüfus: 88.000.

Yüzölçümü: 750 km2.

Komşuları: Kuzeyde Guadeloupe, Güneyde Martinik.

Önemli Şehirleri: Roseau.

Din: %77 Katolik.

Dil: İngilizce (resmi).

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: 1805’tenberi bir İngiliz kolonisi olan Dominika 1967’de özerk, 3 Kasım 1978’de de bağımsız oldu. 30 Ağustos 1979’da çıkan David Kasırgası adayı harap ederken, Dominika ekonomisinin temeli olan muz fidanlıkları da yok oldu. 1980-81’de hükümete karşı darbe girişimleri oldu.

Dominika, 1983’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya saldırmasında teşvik unsuru olmuştur.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eş; kopya, aynı,(bir şeyin) aynı; (i). ikinci nüsha, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşini yapmak, kopyasını yapmak; suretini çıkarmak, teksir etmek; ikinci kere yapmak, tekrarlamak, çift yapmak. duplicate bridge turnuva brici. in duplicate iki nüsha halinde. duplicator (i). teksir makinası. duplica'tion (i). teksir etme, teksir,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek bir DV kablosuyla bağlı bir oynatıcıdan, tüm veriler (video, ses, alt-kod veriler, vs.) dahil olmak üzere kasetin kopyalanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evrensel; kiliselerin birleşmesine ait; bütün Hıristiyanlarca kabul edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) zihni ve ahlâki yönden geliştirme, yetiştirme, takviye etme; bilgi verme; ıslah ve terbiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istenen sonucu veren, etkili, tesirli, yararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istenen sonucu verebilme yeteneği, yarar, fayda, etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elektrikli, elektriğe ait, elektriksel. electrical engineer elektrik mühendisi. electrically z. elektrik kuvvetiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikleme, elektriklenme, elektrik uygulaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beyzi, oval, eliptik; kısa, kısaltılmış, bazı kelimeleri çıkarılmıs (yazı, konusma). elliptically z. beyzi olarak, eliptik şekilde. elliptic'ity i. elips şeklinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzerinde durulmuş, kuvvetle ifade olunmuş, etkili; önemli, dikkati çeken; vurgulu, kuvvetli ifa desi olan, kesinlikle hareket eden. emphatically z. üzerinde durarak, belirterek; kesin olarak, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deneysel, tecrübi, tecrübeye dayanan. empirically z. deneysel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tamim edilmiş; i. genelge, tamim, özellikle Papanın Katolik piskoposlara gönderdiği tamim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) epikardiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kökünden söküp atmak, defetmek; mahvetmek yok etmek eradica'tion (i.) yok etme. erad'icator (i.) kökünden söken ve yok eden kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.) 1. Yeryüzünde sıcaklığı eşit olan noktalar. 2. Bu noktaların meydana getirdiği eğri, isoterm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) etnik, ırka ait, ırksal; Hıristiyan ve Musevî olmayan. ethnically (z.) etnik olarak, ırk bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça tafsilâtlı, geniş bir şekilde. Tafsilâtla, mufassal olaher tarafını inceleyerek: Etraflıca yazın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully. with all details. at large. in extenso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in detail. thoroughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) muhafazakar Protestan; Protestan; (s.) İncil'e ait, İncil'e özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kiliseden aforoz etmek, mahrum etmek, cemaatten tardetmek, Hıristiyan ayinlerine kabul etmemek. excommunica'tion (i.) aforoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yorumlamak, tefsir etmek; açıklamak, izah etmek, anlatmak. explic'able (s). anlatılabilir; anlaşılabilir. explication (i). açıklama, izah, izahat; ayrıntılı tasvir. explicative. explicatory (s). açıkalayıcı, izah edici; tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurtarmak, çıkarmak,açmak, ayırmak. extricables kurtarılabilir, çıkarılabilir. extrica'tion (i). kurtarma, kurtulma, çıkarma, ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imal etmek, parçalarını bir araya getirerek yapmak; uydurmak yalan söylemek, slang atmak. fabrica'tion (i). imal etme; yalan, uydurma. fab'ricar (i). imalatçı; uyduran veya atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gülünç, tuhaf, maskaralık kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz değişmiş, biraz iyileşmiş: Hastayı bugün farklıca görüyorum.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Canını vermeye hazır, canını verme.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, kılı kırk yaran, çok meraklı. finically (z). kılı kırk yararak, titizlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyokim). folik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). uzun çatallı (kuş kuyruğu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). karıncalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmak, zina etmek. fornication (i). evli olmayan kimseler arasındaki cinsel ilişki. fornicator (i). zina eden kimse, evli olmadığı bir kimse ile cinsel ilişkide bulunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istihkam; kuvvetlendirme, tahkim etme; istihkam yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr)., (ahçı). dana kızartması veya yahnisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). salçalı et, yahni; (f). yahni pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram). frikatit, (f)., (v), (s), (z) gibi sürtme sesi çıkaran sızıcı harflere benzer; (i). frikatif harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Piyasa musikisinde Hümâyûn makamında olan bazı parçalara yanlış olarak verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gaz haline koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soy veya şecereye ait, şecereli. genealogical tree şecere. genealogically z. nesep şeceresi bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerküresinin merkezine ait; bu merkezden görülen veya ölçülen; merkez olarak yerkü- resine ait olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geometrik, hendesi; geometrik sekillerle süslenmiş eski Yunan çömleklerine ait geo- metric progression geometrik artma ve eksilme. geometric propcrtion, geometric ratio geometrik orantı, geometrik bağlantı. geometric tracery mim. kargir binalarda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedensel, özellikle dansa ait hareketlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. medih, övme, ululama, yüceltme, hamt, sena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vecize veya darbımeselleri içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gramere ait, sarfi, dilbilgisi kurallarına uygun. gram - matically (z.) gramer bakımından, sarfça, gramer kurallarına uygun olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) resim veya yazıya ait; tam tasvir olunmuş, canlı; yazıya uygun; şekillere ait, şekli, çizgili. graphic arts (güz.) (san.) grafik sanatlar. graphically (z.) canlılıkla; resimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) memnuniyet, zevk, haz; zevk veren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ped, ping) mânia, engel; sakatlık; elverişsiz durum, handikap; spor engelli koşu; (f.) mânia koymak; engel olmak; yarışta mânia koymak .handicapped (s.) sakat, malul. mentally handicapped geri zekâlı. the handicapped sakatlar, yardıma muhta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) armonika, ağız mızıkası; irili ufaklı cam bardaklar veya madeni parçalardan meydana gelen bir çeşit çalgı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zencefillerden, güzel kokulu bir bitki cinsi (alpinia).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(alpinia): Zencefilgillerden, ıtırlı bir bitkidir. Doğu Asya’da yetişir. Kök sapları baharat olarak kullanılır. İçeriğinde “Alpinol” ve “Alpinin” gibi maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Tükürük ifrazatını artırır. Göğsü yumuşatır. Vücudun güçlenmesini sağlar. Mide, bağırsak gazlarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. Hava yutmayı önler. Grip ve soğuk algınlıklarında vücudun ısınmasını sağlar. Baş ağrısı ve baş dönmelerini dindirir. İdrar söktürür. Romatizma ve nikrisin şikayetlerini hafifletir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı, telaşlı; ihtiraslı; (tıb). verem hastalığında veya müzmin iltihaplı bir hastalıktan meydana gelmiş (humma); yanaklara verem kızartısı veren. hectically (z). telâşla, plansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). helezoni, sarmal. helically (z). helezon şeklinde, sarmal şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneşin merkezine ait; güneşi merkez kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Yunan tarihinde Büyük iskender zamanından sonraki devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ciğerotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tefsir eden, açıklayan tefsiri. hermeneutics (i). tefsir ilmi; dini kitapları tefsir ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava geçirmez, sımsıkı kapalı; simya ilmine ait, büyüye ait. hermetically (z). hava geçmez bir şekilde (kapalı); simya ilmine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kahramanca, cesur; kahramanlar devrine ait; (güz.san). muazzam (heykel veya resim), gerçek boyutlarından çok büyük (cisim); kahramanlardan bahseden (şiir), destansı, epik; (i). kahramanIık şiiri; (çoğ). abartmalı sözler. heroically (z). kah

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kahramanca ve gülünçlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiciv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجا] yerme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Perde, örtü, engel, hâil. 2. Utanma, mahcubiyet (anatomi). Hicib-ı haciz = Göğüs ile karın arasındaki zar, diyafram: Hicâb-ı meşîmî = Cenini içine alan zar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حجاب] perde. 2.utanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Utanma, sıkılma. 2.Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan perde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kapıcılık; perdecilik. 2. Mâbeyncilik, saray memurluğu. 3. Ortaçağ İslâm devletlerinde vezirlik. 4. Kâbe perdeciliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hicab).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hicâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness. shame. embarassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U S WEST''s dedicated transport service designed to send large volumes of voice and/or data at 1 544 megabits per second or higher. high capacity circuit. Bell service that uses DS1 digital facilities to provide communications channels to BOC customers at

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perdeli, örtülmüş. Ar. mestûr. 2. Namuslu, iffetli, ismetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arabistan yarımadasının Kızıldeniz boyunca ve Asîr ile Urdun arasında uzanan Arap ülkesi ki, Mekke ile Medine buradadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hejaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hedjaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حجاز] Arabistan’da Hicaz bölgesi. 2.hicaz makamı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde biribirine çok benzeyen, hepsi hicâz dörtlüsü veya beşlisi ile yapılan 4 basit makama (Hicâz, Zengûle, Uzzâl ve Hümâyûn) verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarıyan altı çeşit beşlinin altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarayan altı çeşit dörtlünün altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki) Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zİrgüle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde az kullanılmış bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hicâziyye). 1. Hicaz’a ait olan. 2. Hicazlı Arap. 3. Hicâz makamının şimdi kullanılmıyan diğer adı. (bk.) Hicâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan ve Zengûle’nin şeddi olan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürdî’li Hicâzkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hiyerogliflere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarihsel, tarihi, tarihe geçmiş; tarihe uygun. historical novel tarihi roman. historically (z). tarihe göre, tarihi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sahneye ait, aktörlere ait; fazla dramatik; aşırı duygusal. histrionically (z). coşkunlukla, taşkınlıkla. histrionics (i). düzme duygusallık; tiyatro sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Homer ve şiirlerine ait. Homeric laughter kah kaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga, bora. hurricane deck yolcu gemilerinin en üst güvertesi. hurricane lamp rüzgar feneri, gemici feneri. hurricane signal şiddetli ve tehlikeli bir kasırganın geleceğini işaret eden bayrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. sıskalık cinsinden, sıskalık illetine tutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, fizikötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isterik, isteriye ait. hysterics i., çoğ. isteri nöbeti. hysterically z. isterik bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایجاب] gerekme, gerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Lazım gelme, gerçek. 2.Bir sözleşme için ilk söylenen söz. 3.Olumlama, olumlu hale gelme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. İcâb). İcaplar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایجابات] gereklilikler, gerekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kabûl, yerine getirme, is’Af, bir rica veya davetin kabûlü, muvafakat: Davete icâbet etmek lâzımdır. Ummet-i icâbet = Peygamberimiz’in davetiyle İslâm dinini kabûl edenler (zıddı: Ümmet-i dâvet ki, davet buyurulup kabûl etmediler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance attendance. according to a request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجابت] kabul edilme. 2.uyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kabul etme, kabul edilme. 2.Razı olma, uyma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accept. to accede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak, muvafakat etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.İcab).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if need be. if the / should the occasion arise. at a pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایجاد] var etme, yaratma. 2.icat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.var edilmek, yaratılmak. 2.icat edilmek, buluş yapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.var etmek, yaratmak. 2.icat etmek, buluş yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acele» den masdar). Acele ettirme, çabuk yaptırma (tâcil daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevelân» dan masdar). Cevelân ettirme, dolaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Acele ile ve derhal yapılan veya bulunan şey. 2. El kitabı. İcabında müracaat olunup derhal faydalanılan, elde ve cepte taşına küçük ve iyi hazırlanmış kitap, Fr. manuel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ucâleten ve icâleten dendiği halde, bizce yanlış olarak aceleten kullanılır). Acele ile, serîan, hemen, alel-acele: Icâleten emri yazıldı. İcâleten bir şeyler yedik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجالة] aceleyle, acele olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bir harfi) MÜcem etme, noktalama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. International Civil Aviation Organization.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ICAB) (i. A. «vücûb» dan masdar) (c. İcâbât). 1. Gerektirme, olmasına sebep olma: Yağmurların bolluğu ekinlerin bolluğunu icap ediyor. 2. iktizâ etme, lâzım gelme: Bizim orada bulunmamız icap ediyor (bu ikinci mânâ, yani lâzım gibi kullanılışı Arapça’da olmayıp galat olarak dilimize mahsustur. Bu mânâda iktizâ kelimesi daha münasiptir). Icâbât-ı zamanedendir — Zamanın icap ettirdiği şeylerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasion. requirement. necessity. requirement gerek. gereklik. ister. lüzum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. what is needed. offer. proposal. bid. an offer to make a contract. requirement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be necessary. behove. entail. necessitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kiraya verme: Evi İcâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease. rent. hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایجار] kiralama. 2.kiraya verme. 3.kira.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar) (c. icârât). 1. Kira. 2. Vakıf veya devlete ait kira. İcâre-i zemin = Üzerine yapı veya bağ vesaire yapılan araziye karşılık devlete verilen vergi. Icâre-i muaccele = Peşin kira. İcâre-i müeccele = İleride verilecek kira. İcâre-i vahide = Vakıf mütevellisi tarafından ay ve yıl gibi bir müddet tayiniyle yapının veya arazinin kiralanması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجاره] kira geliri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). İki kira demek olan bu tabir, icâre-i muaccele ve icâre-i müeccele demektir. Böyle iki icâre ile kiralanan bina veya araziye «icâreteynli evkaf» denilir (zıddı: İcâre-i vâhide).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege denizi (eski bir isim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İCAD) (i. A. «vücûd» dan masdar). Vücuda getirme, yoktan var etme, bulma, keşif, ihtirâ: Matbaanın icadı. Yeni icat = Yeni çıkmış şey, Osm. ihtirâ-ı cedîd. mec. İcat etmek = Olmamış şeyi olmuş gibi göstermek, yalan kurmak, leadkerde = İcat olunmuş: Radyo, Marconi’nin İcâd-kerdesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invention. contrivance. innovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage. fiction. invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invention. contrivance. fiction. innovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabricate. invent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to invent. to create. to contrive. coin. design. devise. dream up. excogitate. father. hammer out. originate. trump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acz» den masdar) (c. İcâzât). 1. Aciz bırakma, karşı çıkmaya ve ya yarışmaya girişmeye cesaret edemiyecek bir halde bulundurma: Kur’an Ayetlerinin inmesi, Arap sihirlerini İcâz etti. 2. Kimsenin yapamıyacağı ve herkesi Aciz bırakan hârikulâde şey, keramet, mucize: Icâz-ı Kur’an, Hadd-i İcâza varmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Sözü kısa ve özlü söylemek, ıtnâb zıddı: Icâz yoluyla meramını ifade etmek. İeiz-ı muhil = Maksadın anlaşılmasına eksiklik getirecek derece ve surette kısaltma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایجاز] veciz anlatma, özlü söyleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Herkesi Aciz bırakan, mucize çeşidinden olan: Icâz-kârâne bîr konuşma ile. Mucize çeşidinden olarak: Icâz-kârâne eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» dan masdar). 1. İzin, ruhsat, müsaade. 2. Diploma, şehadetname: İcazet vermek, icâzet almak (bilhassa yüksek medrese ve yazı talebesi için kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. authorization. madrasa diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجازت] izin. 2.mezuniyet belgesi, diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İzin, ruhsat. 2.Diploma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden yüksek medrese ve meşk (yazı) talebesine hocaları tarafından verilen diploma, izinnâme, şehadetnâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madrasa diploma. practicing certificate. professional licence license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجازت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, bir, tıpkı, özdeş. identically z. aynen, aynı ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevgilinin bayramı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hicâb» dan masdar). Örtünme, saklanma, görünmeme, gizlenme, perde vesaire arkasına girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüccet» ten masdar). Delil gösterme, bir davanın ispatı için bir şeyi delil ve senet sayma: Sâdî’nin bir şiiri ile ihticâc ediyorö Ihticâca yarar bir şey bulamadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتجاج] kanıt gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacâmet» ten masdar). Hacamat olma, boynuz yapıştırarak kan aldırma: Ihticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tabiî sıcak su, sıcak maden suyu, kudret hamamı. Yerden kaynayanına kaynarca; üzerinde kubbe ve bina olursa kaplıca denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. spa kaplıca. kudret hamamı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watering place. spa. thermal bath. hot spring. thermal water. thermal spring. thermal. health resort. stay at a health resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek az sıcak, ılıkça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ilıkça, biraz ılık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız, mantığa aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Sığınma, birine kaçıp kendisinden himaye isteme: Allah’ın merhametine iltica etmekten başka çare yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refuge. asylum. defection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking refuge. seeking refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التجا] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of asylum. right of sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [التجاگاه] sığınak, sığınma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a sığınma, iltica etme.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kiremit gibi bir biri üzerine bindirmek veya binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üst üste konmuş, imbrica'tion i. bu şekilde konulmuş süs veya şey; birbirine bindirme veya bindirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karıştırmak, sokmak, dahil etmek, bulaştırmak; ima etmek dokundurmak; birbirine sarmak dolaştırmak. im'plica'tive s. imalı, imakabilinden im plica'tion i. ima, istidlâl; karıştırma, dahil etme; dolaşık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaplamaz; uygulanamaz; idare olunamaz, ele avuca sığmaz; kullanışsız, elverişsiz, pratik olmayan; geçilmez, çetin (yol). impracticabil'ity i. elverişsizlik, pratik olmayış imprac'ticably z. elverişsiz bir şekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişsiz, uygulanması mantığa aykırı; beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uymaz, tatbik olunamaz, ilgisiz. inapplicabil'ity, inap'plica bleness i. uygun olmayış, tatbik edilemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade edilemez; söylenilemez; nakledilemez. incommunicabil'ity i. ifade edilemez durum. incommunicably z. ifade edilmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kimse ile görüştürülmeyerek (hapiste).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikrini başkasına açıklamayan, ketum, ağzısıkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun olmayan; incitici, nezaketsiz, kaba. indelicate remarks zarif olmayan sözler. indelicacy i. uygunsuzluk; kabalık. indelicately z. uygunsuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaret etmek, göstermek, imlemek, dolaylı olarak belirtmek; tıb. hastadaki belirtileriyle, hastalığın cinsini veya ilâcını göstermek; kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bildirme, anlatma, gösterme; belirti, delil, kanıt; tıb. hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteren, belirten; bildiren; i., gram. basit zaman çekimindeki fiil, bildirme kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse, işaret eden şey, delil, belirti; mak. gösterge ibresi, gösterge; kim. asit veya alkalinin olup olmadığını bildiren ecza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenilen tesiri uyandırmayan, etkisiz, kifayetsiz, yetersiz. inef'ficacy i kifayetsizlik, yetersizlik, tesirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, kökünden çıkarılamaz, giderilmesi olanaksız. ineradicably z. sökülüp atılmaz surette, çıkarılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebebi anlaşılmaz, izah edilemez, açıklanamaz. inexplicably z. açıklanamayacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, içinden çıkılmaz, ayrılamaz derecede karışmış. inextricably z. içinden çıkılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fecr» den masdar). Şafak sökme

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşman, hasım, zıt, muhalif, karşıt; ters, uygunsuz. inimically z. düşmanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaflı bir şekilde, biraz vicdanlı ve merhametli: İçlerinde yalnız o insaflıcadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirini tutma, tutarlı şekilde, benzer halde bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. consistency. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسجام] düzen, sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzgün, birbirini tutar şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherent. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini tutmaz şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent. discursive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manasızlık; önemsizlik, ehemmiyetsizlik, değersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız; önemsiz, ehemmiyetsiz; cüzi, pek az; ufak; değersiz, değmez. insignificantly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbiri ile konuşmak veya muhabere etmek, birinden diğerine serbestçe gidip gelmek. intercommunicable (s.) birinden diğerine geçilebilir. intercommunica'tion (i.) bir biriyle temas, ulaşım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iki dönence arasında bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sarhoş edici; (i.) sarhoş eden madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sarhoş etmek, mest etmek; sevinçten çılgın hale sokmak; (tıb.) zehirlemek. intoxica'tion (i.) sarhoşluk, mest oluş; (tıb.) zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karışık, sökülmez, müşkül, muğlak, anlaşılması güç; girintili çıkıntılı. intricacy, intricateness (i.) şaşırtıcı derecede karışık olma. intricately (z.) karışık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aslında olan, esasi, yaradılıştan, hakiki. intrinsically (z.) aslında olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sulhsever, sulh taraftarı, sulha götüren, uzlaştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inceden inceye alay eden, istihza ifade eden, cinaslı. ironically (z.) istihza ile, alaylı, iki manaya çekilebilecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recâ»dan masdar). limit etme, umma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geriye dönme, geriye yönelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارتجاع] geriye dönüş. 2.gericilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ارتجاعکار] gerici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Önceden hazırlanmadan veciz şekilde konuşma veya şiir söyleme: İrticâle muktedir bir şair.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Düşünmeksizin önceden hazırlanmadan, o anda içine doğduğu şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extempore. extemporaneously. off the cuff. off hand. offhand. offhanded. unscripted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتجالا] düşünmeden söyleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneous. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) izodinamik, eşit kuvvete sahip olan, eşit kuvvete sahip noktaları gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (geom.) eşköşe, eşit açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aceb» den masdar). Şaşma, taaccüp etme, hayrette kalma, Ar. istiğrâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâb» dan masdar). Duânın Tanrı katında kabûl olunması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استجابت] kabul edilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acl»den masdar). Acele ettirme, bir şeyin çabuk olup bitmesini isteme, Ar. tâcîl: Köprünün açılmasını istîcâl ediyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kira ile tutma, kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Himâye ve sığınak isteme, sığınma (ecr’den olan istîcâr ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevaz» dan masdar). 1. Icâzet isteme, izin isteme. 2. Câize yâni bir şiir için ihsan ve mükâfat isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.), ilâç kullanma veya kullanılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Eğri büğrü olma, eğrilme, mec. Doğru hareket etmeme, eğrilik, Osm. adem-i istikamet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعوجاج] eğrilme, burkulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japon ayvası, (bot.) Chaenomeles lagenaria; kamelya, japongülü, (bot.) Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cümbüş eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yargılanması olanaklı, hakkında hüküm verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargıç, hâkim. judicative s. hüküm kudreti olan, yargılamada uzman. judicatory s., i. hükümle ilgili, yasamayla ilgili, hükmeden; i. mahkeme; yasama kurulu; yasama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargılama hakkı, yargılama işlev ve işlemi; hâkimlik; mahkeme, hâkimler heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hâkime veya hâkimliğe ait; adli, kanuni. juridical person tüzel kişi. juridically z. kanuni şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haklı çıkarma veya çıkma, mazur gösterme; huk. iftira davalarında sanığın iddialarının doğruluğunu ispat etmesi; mazeret, sebep, hak; temize çıkarma, ispat; matb. sayfanın sağ kenarındaki yazıları taşırmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur gösteren, haklıçıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swashbucling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Değerli, itibarlı, can, ruh. - Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne hamam ve bina yapılmış sıcak maden suyu, örtülü kaynarca, ılıca, banyo: Bursa kaplıcaları (açığına ılıca ve kaynarca derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Buğday arasında biten yulafa benzer tahıl çeşidi. 2. bk. Kaplıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. thermal springs. spa. thermal water. baths. hydro. health resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. spa. hot spring. thermal spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spa. thermal spring. hot spring. hot spring resort. watering place. health resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur. Atasözü

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kılıç gibi keskin yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kılıçalp). İlk Selçuklu Sultanı Süleyman Şah’ın oğlu. Daha sonra O da Selçuklu hanedanının başına geçti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harekete ait. kinematics i., fiz. hareket ilmi, kinematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canından bezmiş gibi, cansız; alakasız, uyuşuk, tembel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtasar, kısa ve manalı, az ve öz, özlü, veciz; vecizeli söz söyleyen. laconically (z.) kısa ve öz konuşarak. lac'onism, laeon'ieism (i.) özlülük; kısa söz, icaz, özlü söz, veciz ifade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir dilin kelimelerine ait; sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «likâmadan Arapça’laşmış). Dizgin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لجام] gem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dile ait; dilbilime ait. linguistic stock dil ailesi. linguistically z. dil bakımından. linguistics i. lengüistik, dilbilim. comparative linguistics karşılaştırmalı dilbilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. jeolojiye ait. geolog'ically z. jeolojik olarak geol'ogist i. jeolog. geol'o gize f. jeoloji ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıki, mantıka ait; makul; uygun; mantıklı, esemeli. logically z. mantığa göre, mantıklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yağlamak, yağlayarak kolay işler hale getirmek. lubricating oil makina yağı, motor yağı. lubricant i. yağlayıcı madde. lubrica'tion i. yağlama. lubricator i. yağlama cihazı; yağdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meryem Ana'nın Hamt ilahisi (Luka 1: 4655); bu ilahi için müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyültme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rengarenk ve parlak italyan çinisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnemek, dişlerle çiğneyip ezmek. mastica'tion i. çiğneme. mas'ticatory i., s. çiğnenen şey, çiklet, sakız; s. çiğnemekle ilgili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıbbi maddeler; tedavide kullanılan maddelerle ilgili tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. matematikle ilgili, kesin, tam. mathematically z. matematik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Digital Mavica (manyetik video kamera), resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğrafçılıkta devrim yaratmıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. makinaya veya alete ait; makina veya aletle yapılmış; el sanatlarına ait; makina gibi, mekanik; mihaniki; fiz. mekanik. mechanical advantage mekanik verim. mechanical drawing teknik resim. mechanical efficiency makinada kullanılan güçle verim arasınd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedavisi mümkün, iyileştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedaviye ait, tıbbba ait, tıbbi; iyileştirici, tedavi edici. medical botany tıbbi bitkiler ilmi. medical jurisprudence adli tıp. medically z. tıbbi maksatlarla, tıbben, tıb. yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç, tedavide kullanılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D. ve Kanada'da devlet sağlık sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilâçla tedavi etmek; içine ilâç katmak. medica'tion i. ilâçla tedavi. medicative s. ilâçla tedavi kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dilencilik eden, dilenen; dilenciye mahsus; i. dilenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nizamlı, munta zam, düzenli, yöntemli; sistemli. methodically z. düzenli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. metreye ait, metreye göre; metre sistemini kullanan; şiir veznine ait, ölçülü. metric system metre sistemi. go metric metre sistemini uygulamak. metrically z ölçüyle; metre sistemine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. metre sistemine dönüştürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mika, evrenpulu. mica schist mika taşı. micaceous s. mikamsı; mikah; mikaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mancana.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Sonbahar. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tadil, biraz değiştirme, degişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük düşme; küçük düşüren şey; çile, nefse eza, nefsi körletme; tıb kangren veya doku harabiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğaltma, çoğalma; mat. çarpma. multiplica tion table çarpım tablosu, kerrat cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. müziğe ait; ahenkli, uyumlu; müziksever, musikişinas, müzik ustası; bestelenmiş; i. müzikli komedi. musical chairs müzik eşliğinde iskemle kapmaca oyunu. musical comedy müzikli, şarkılı ve danslı güldürü. musically z. ahenkle; müzikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel resital.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مندرجات] içindekiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mitolojik, esatiri. mythologically z. esatir kabilinden, mitolojiye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denizciliğe veya denizcilere ait, bahri, denizel, denizsel. nautical astronomy göksel cisimlere göre geminin yerini belirtmekle ilgili astronomi dalı, denizel astronomi. nautical mile deniz mili (1852 metre). nautical science denizcilik ilmi. nauti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neoklasik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İznik. Ni'cene s. İznik şehrine ait. Nicene Creed İznik'te M.S. 325 yılında kurulan kilise meclisinin kararlaştırdığı Hıristiyanlık ilkeleri ve bunun sonraki düzeltilmiş şekilleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ses iletimi için İskandinavya, Büyük Britanya ve Fransa’da kullanılan dijital standart.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nikaragua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f . yuva yapmak. nidifica'tion i. yuva yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim.) nitrik asit, kezzap, azotik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) nitratlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sayıya ait, sayı ifade eden. numerical adjective sayı sıfatı. numerically (z.) sayıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kargabüken, (bot.) Strychnos nuxvomica; bu ağacın zehirli tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çocuk doğumuna veya gebeliğe ait. obstetrics (i.) gebelik ve doğumla uğraşan tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekizli, sekiz misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. optikle ilgili; göz veya ışık vasıtasıyle işleyen; görme duyusuna yardım eden; görme duyusuna ait. optical illusion gözün yanılması. optically z. optik vasıtalarla; gözle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hatipliğe ait, hitabet ile ilgili; hatibe yakışır, belâgatli. oratorically z. hatiplikle ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlılara ait: Osmanlıca dil, kıyafet. 2. Osmanlılar’a mahsus tarz ve usulde veya bunların dilinde: Osmanlıca söylemek, yaşamak, oturmak. Osmanlı dili, Osmanlıca = Batı Türkçesi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ottoman turkish language. ottoman turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman Turkish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ottoman turkish language. ottoman turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman Turkish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. bir mahalde düşmanı yok etme; kontrol altma alma; barışma; uzlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benzetme veya kıyas yoluyle ifade edilen; geom. parabolik. parabolically z. benzetme veya kıyas yoluyle ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklayıcı, şerh kabilinden. paraphrastically z. açıklayarak, şerh mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. batengan’dan Arapça’laşımış badincan’dan). Patlıcangillerin örnek bitkisi ve bu bitkinin meyvesi. Bostan patlıcanı = Kalın ve yuvarlak cinsi. Kemer patlıcanı = Uzun ve eğri cinsi. Frenk, domata, yumurta patlıcanı = Diğer çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eggplant. aubergine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(badincan): Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Kullanıldığı yerler: Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi patlıcandır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (eski) kilise ileri gelenlerine veya onların yazdıklarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çocuk terbiyesi ile ilgili, pedagojik; kurumlu peda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. pedagojik olarak. pedagogy i. pedagoji, eğitim bilimi, çocuk terbiyesi. pedagogics i. pedagoji ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşıkçıkuşu, pelikan, zool. Pelecanus onocrotalus. Dalmatian pelican tepeli pelikan, zool. Pelecanus crispus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., Kan. kurutulmuş ve dövülmüş ete eritilmiş yağ ve kurutulmuş meyva katarak yapılan bir çeşit pastırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Peri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perikardiyal, kalp dış zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp dış zarının iltihaplanması, perikard iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp dış zarı, perikard, yürek perdesi, dış yürek zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyva örtüsü, perikard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dergi, mecmua; s. belli zamanlarda çıkan. periodically z. belirli fasılalarla, muayyen zamanlarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin zekâlı, anlayışlı. perspicaciously z. keskin zeka ile, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keskin zekâ, anlayış; nufuz edebilme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ferisilere ait; ikiyüzlü, mürai. Pharisaic Judaism. Musevi dini. pharisaically z. ikiyüzlülükle, mürailikle. Pharisaism i. Ferisilere mahsus tavır ve davranış; k.h. ikiyüzlülük, mü- railik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eczacılığa ait; ilâç kullanımına ait. phar- maceutic chemistry farmasotik kimya. pharmaceutically z. eczacılık usullerine göre. pharmaceutics i. eczacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hemcinsine karşı şefkat gösteren, iyiliksever; insan sevgisine ait. philanthropically z. hayırseverlikle, hayır işleri için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. filoloji ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. felsefeye ait; felsefi, filozofça; akıllıca, sakin, düşünceli. philosophically z. filozofça, düşünerek. take (it) philosophically umursamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğukkanlı, ağır tabiatlı, sakin, kendine hâkim. phlegmatically z. soğukkanlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ışığın kimyasal etkilerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışıkölçerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade tarzına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maddi, maddeye ait; cismani, bedensel; fiziksel, fiziki, tabiat ilmine ait .physical education bedeneitimi. physical examination sıhhi muayene. physical geography fiziki coğrafya. physical sciences tabii ilimler. a physical impossibility fiziksel i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fizyolojik, diriksel. physiologically z. fizyoloji kaidelerine göre, fizyolojik bakımdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. on iki puntoluk matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tebeşir ve çamur gibi yenmez şeylere karşı duyulan anormal iştah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İsp. boğa güreşlerinde boğayı kargı ile kışkırtan atlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., edeb. külhanbeyler veya sabıkalılar arasında geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D. önemsiz kimse veya ,şey; s. önemsiz, küçük, değersiz, hakir. not worth a picayune beş para etmez, hiç bir değeri olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A direction to violinists to pluck the string with the finger, instead of using the bow. to be plucked with the finger with a light plucking staccato sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Played by plucking the strings with the finger instead of using a bow, as on a violin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When string instruments that are usually bowed, such as the violin, are plucked with the finger instead. [pih-tzee-kah-toh] 'Plucked ' An indication to pluck the string or strings of an instrument which is usually bowed. with a light plucking staccato sou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s., z., müz. tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi, pizzikato; s. pizzikato usulünde çalınan; z. pizzikato usulünde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- cae) anat., zool. deri katmeri, büklüm; tıb saçları hasır haline getiren bir deri hastalığı, plika. plicate s. yelpaze gibi katlanmış; anat. büklümlü. plica'tion i. kat, katmer; katlama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.şiir veya şairliğe ait;koşuk dilinde,şiir niteliğinde,manzum;şiir gibi en ince duyguları ifade eden,şairane.poetic justice kaderin tecelli ettirdiği adalet. poeti licenceyazıda kurallara veya gerçeğe aykırı olduğu halde güzelliği veya tanımlayıcı nite

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete veya hükümete ait; siyasi, siyasete ait, siyasal;siyasi bir partiye ait. political agent siyasi delege. political economy iktisat ilmi. political science idari ilimler, siyasal bilgiler. politically z. siyaset bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Papaya ait; papalık makamı veya yetkisi olan; gururlu; i., çoğ. piskoposun veya papanın resmi esvabı. pontificate i., f. piskoposun ve özellikle papanın makamı veya yetkisi veya hizmet süresi; f. itiraz kabul etmez şekilde konuşmak; salâhiyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapılabilir, icrası mümkün; kullanışlı, elverişli. practicabil'ity i. kullanışlılık, pratiklik. practicably z. pratik surette, kullanışlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pratik, ameli; işe gelir, kullanışlı, elverişli, uygulanabilir; tecrübeli; işlek; fiili. practical joke eşek şakası. practical nurse pratikten yetişme hemşire. practically z. hakikaten, gerçekten; hemen hemen, yaklaşık olarak, takriben; faydalı su

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygulanabilme, tatbik imkanı, elverişli olma; pratik iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pragmatik; pratik, ameli; günlük işlerle ilgilenen. pragmatically z. pragmatik olarak; ameli olarak, pratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıp öğrenimine hazırlayıcı, tıp öğrenimi öncesi (kurslar veya öğrenci).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. klinik devresinden evvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iddia edilebilir, önermede hüküm ve isnadı mümkün, yüklemleşir; i. iddiası mumkün olan herhangi bir şey. predicabil'ity i. isnat imkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü hal, bela; hal, halet, durum, vaziyet; man. cins, kategori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. doğrulamak, teyit etmek; belirtmek, ifade etmek, göstermek; dayanmak. predicate on dayandırmak, isnat etmek. predica'tion i. hüküm, isnat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., gram., man. yüklem, haber; bir önermede kabul veya reddedilmiş nokta; s. yüklemle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasdik edici, doğrulayıcı. predicatively z., gram. yüklem olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaız niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden hazırlamak, önceden imal etmek; bir binanın kurulmasını kolaylaştırmak için aksamını önceden hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalan söylemek; kaçamaklı cevap vermek, kaçamaklı sözle aldatmak. prevarica'tion i. yalan. prevaricator i. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prizma şeklindeki, biçmesel, prizmatik; şeffaf prizmadan oluşan (renk). prismatically z. prizma şeklinde olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ileride meydana geleceğini söylemek; belirtisi olmak; belirtisinden anlayıp söylemek, ilerisini tah- min etmek. prognostica'tion i. kehanet, önceden tahmin; belirti. prognosticator i. kehanet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı; adi, bayağı; şiir güzelliğinden mahrum, şairane olmayan; nesir kurallarına uygun, düzyazı kabilinden. prosaically z. sönük bir şekilde, alelade olarak. prosaicness i. adilik; düzyazı kurallarına uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insan ruhuna ait, ruhi; zihni; uzaduyumla ilgili; akli melekelere ait; i. aşırı duyu sahibi kimse; ispritizmada medyum. psychically z. ruhen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ruhi, ruha ait; ruhbilimsel, psikolojik. psy- chologic moment en uygun zaman, en olumlu an. psychologically z. psikolojik bakımdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. meyhaneci, birahaneci; eski Roma'da vergi kesenekçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayımlama, ilan etme; yayım, yayma; yayın, yayımlanmış eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temizleme; arıtma, tasfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek ısıyla meydana gelen kimyasal değişikliklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, liyakat, vasıf, meziyet; şart; kayıtlama, tadil, kısıtlama. He has all the qualifications. Bütün niteliklere sahiptir. It requires qual ification. Kısmen doğrudur. with many qualifications birçok meziyetlerle: birçok şartlarla, çok tered

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuhaf, garip, gülünç; şakacı, takılan. quizzically z. şaka olarak, takılarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köke veya asla ait, temel; kökten, temelden, esaslı, köklü; bot. kökten çıkan, tabandan çıkan; mat. bir sayı veya niceliğin köküne ait, köksel; Radikal Partiye ait; i. kök, asıl; gram türetilmiş olmayan kelime, kök; Radikal Partiden bir kimse;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. dallanma; bot. ufak dal; kol, şube, dal; sonuç; çapanoğlu, çaparız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) tekrarlamak; iki kat etmek; (gram.) kip teşkili için bir harf veya heceyi tekrarlamak; (s.) tekrarlanmış, iki kat, iki misli, katmerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iki kat etme veya olma, iki misline çıkarma veya çıkma, tekerrür; (gram.) bir hece veya harfi tekrarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci nüsha, kopya, bilhassa eser sahibi tarafından yapılan kopya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katlamak; kopya etmek; cevap vermek; türemek; hücre bölünmesiyle çoğalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine katlanmış; katlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savunanın cevabına davacı tarafından verilen cevap; aksiseda, yankı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel söz söylemeye ait; güzel söz söyleme sanatına ait. rhetorical question cevabı beklenilmeyen ve etkili olsun diye kullanılan soru. rhetorically z. belâgat ilmine göre, belâgatli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. (aslı: recâ). Emel, ümit, umma. 2. Yalvarma: Bu işi görmenizi rica ederim. Bu ricamı kabûl edecek misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

request. prayer. entreaty. petition. pleading. plea. supplication. adjuration. appeal. instance. solicitation. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plea. request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

request. desire. entreaty. intercession. petition. by / on request. solicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. ask. beg. beseech. entreat. implore. plead. request. require.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask. to beg. to request. beseech. call out. conjure. desire. entreat. petition. plead. seek. solicit. sue. supplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yalvaran, ricâ eden. 2. Başkası için aracılık edip ricâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who makes a request on behalf of sb else. go-between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رجاکار] ricası, yalvarırcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. recül). Recüller, erkekler, (bk.) Recül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رجال] erkekler. 2.üst düzeyde bulunanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Erkekl(Erkek İsmi) 2.Onur sahibi kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Velîler, Tanrı adamları, evliyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir süre köyde yaşamak; ceza olarak köye veya kıra göndermek; ing. (üniversiteden) geçici olarak uzaklaştırma cezası vermek; kaba işçilikle inşa etmek. rustication i. bir süre köyde oturma; ing. üniversiteden geçici olarak uzaklaştırılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebt gününe ait; tatile ait sabbatical i., sabbatical year üniversite öğretim üyelerinin çoğunlukla yedi senede bir yaptıkları ücretli izin yılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sadistçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayat, yaşayış, ömür. 2. Sıhhat, Afiyet. Sağlıcakla = Ömür ve sıhhatle (dua).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akpelin, bot. Artemisia maritima; ak pelin çiçeklerinden yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğneleyici, müstehzi, alaylı, küçümseyici sarcastically z. istihza ile; alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Az sarı. 2. Yabani arı. 3. Eskiden bir sınıf başıbozuk askeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarıalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Seytanca, iblise benzer satanically z. şeytan gibi, şeytanlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiciv niteliğinde. satirically z. hicivle ifade ederek, taşlama yaparak. satiricalness i. hiciv özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göğüs zarı iltihabı, zâtülcenb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayrılık yaratan, dinde mezhep ayrılığı husule getiren; i. hizipçi. schismatically z. bölünme yaratarak, hizip kabilinden. schismaticalness i. hizipçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. siyatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. iskorbüt hastalığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yersarsıntısına ait zelzeleden ileri gelen, depremsel. seismic sea wave zelzeleden meydana gelen met dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. semiotic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kan zehirlenmesi, septisemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şecî). Cesurlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجاع] cesurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («sıcak» sıfatının küçültülmüşü olup sevgi için kullanılır). Sevilecek ve hoşlanılacak şekilde sıcak: Sıcacık odasında oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy. warm. pleasantly hot. cozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: ISICAK) (i.). 1. Yakmayacak derecede kızgın, soğuk olmayan, üşütmez, ısınmış, Ar. hârr, Fars. germ: Sıcak su, sıcak hava, sıcak yemek, sıcak oda. Kanısıcak = Sevimli, herkesle çabuk dost olur. 2. Sıcaklık, hararet: Ben çok sıcaktan hoşlanmam; havada çok sıcak vardır; bu seneki sıcağı çoktan görmemiştik. 3. İçinde sıcak su ile yıkanılan yer, hamam: Sabah sıcağa gitmiştim. 4. Sıcak yer, ısınmış yer: Sıcaktan soğuğa çıkmak. Sıcağı sıcağında = mec. Tavında, zamanını geçirmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. warm. thermal. fervent. friendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordial. friendly. heat. hot. pleasant. sultry. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeated. sultry Turkish bath. affectinate. cordial. cozy. fervent. heat. hot. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler, toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de sıcak renklerdirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torrid zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warm-blooded. amiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. lovable. warmblooded. friendly. companionable. warm-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. cordial. affectionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendliness. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hararet, ısı: Sobanın sıcaklığı uzaktan hissolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warmth. temperature. fervor. fervour. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow. heat. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warmth. caldarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: SIÇGAN) (i.). Birçok cinsleri olan meşhur kemirici hayvan, fare, Fars. mûş: Fındıksıçanı, tarla, kır, dağ sıçanı. Postları kürk yapılan birçok küçük hayvana da halk dilinde «sıçan» denir. Tarlasıçanı = Tarlalarda bulunan ve ürünleri yiyen bir sıçan. Fındıksıçanı = Bu hayvanın küçüğü, cardın. Kemesıçanı = LAğımlarda bulunan en büyüğü. Yersıçanı = Köstebek denilen hayvan. Sıçanotu = Fareleri öldürmekte kullanılan bir kimyevî zehir. Sıçandişi = Çamaşır etrafına ve gömlek kollarının kenarına yapılır İnce ve sivri oya. Sıçankulağı = Myosotis denilen çiçek. Sıçankuyruğu = Bir cins yuvarlak törpü. Sıçanyolu = Yeraltı lâğımı. Sıçan yılı = Türk yılının birincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rat. mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemstitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manalı olma; anlam, mana; önem, ehemmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manidar, anlam taşıyan, manalı; önemli, mühim. significantly z. manalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlam, mana, meal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlamlı, manalı, bir kavram belirten. significatively z. bir mana ifade ederek. significativeness i. bir anlam veya kavram belirtme. significatory s. manalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. fast. tight. tightly. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. silis silicate i., kim. asit silisit tuzu veya esteri. siliceous, silicic s. silisli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadeleştirme, basitleştirme; basitleşme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sosyolojiye ait. sociologically z. sosyoloji yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Sokrat'a ait; Sokrat'ın felsefesine ait. Socratic method Sokrat usulüne göre sorulara cevap vermek suretiyle karşılıklı konuşma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılaştırma; mücessem şekil verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sofistçe, safsata kabilinden; i. sofistlerin sanat veya yöntemleri. sophistically z. sofistçe davranışlarla. sophisticalness i. sofistlik taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. masumluğunu kaybettirmek; tecrübelendirmek; nad. hile ve safsata karıştırmak; aydınlaştırmak; hile ve safsata öğreterek ahlâkını bozmak. sophisticated s. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş; incelikli; bilmiş; karmaşık; ileri, teferruatlı (teçhi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Afrika Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney-batı Afrika, Namibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tayin, belirtme; belirli bir türden olma; ayrıntılarıyle tanımlama; muayyen bir madde veya keyfiyeti belirtme; bir icadın tarifnamesi; huk. beyanname; şartname, şartlaşma. specifications i. teferruat, ayrıntılar, şartlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklindeki, küresel, kürevi; küreye ait; gökcisimlerine ait. spherically z. küre şeklinde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DSLR fotoğraf makinelerinde kullanılan odaklama ekranı teknolojisi. Daha kolay kompozisyon ve daha doğru odaklama için görüntü parlaklığını arttırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küre şeklinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başak; tıb. ,'8'' şeklinde bir sargı tipi Spica Virginis astr Basakçı yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. başaklı, sivri uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki uzun heceli vezin tefilesi gibi veya bundan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. statik, duran cisimlere ait; sakin, dengeli; fels. dural; pasif elemanlara ait; ikt. varidattan ayrı sermaye ile ilgili olan meselelere ait; elek. sürtünmeden hâsıl olan elektriğe ait, statik; i. radyo parazit; kdili. istenilmeyen itiraz . stati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevinç veya kedere karşı kayıtsız, metin, sabırlı; b.h. stoacılığa ait. stoically z. metanetle, heyecana kapılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strategic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. stratejik olarak, strateji bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. astropikal. subtropics i., çoğ. astropika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. kehribar asidi, suksin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. rica ve niyaz eden, yalvaran (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rica ve niyaz etmek, yalvarmak; dua ederek yakarmak. supplicatingly z. yalvararak. supplica'tion i. yalvarış, yakarış, niyaz. supplicatory s. yalvarış kabilinden; niyaz eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cerraha veya cerrahlığa ait, cerrahi; cerrahlıkta kullanılan veya yapılan. surgical operation ameliyat. surgical ward hariciye koğuşu. surgically z. ameliyat suretiyle, cerrahi müdahale ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelinciğe benzer ve Güney Afrika'da yaşayan bir cins hayvan, zool. Suricata suricata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heceye veya hecelere ait; hecelerden ibaret; hece vezniyle yazılmış (şiir). syllabically z. hece hece; heceleri ayırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hecelemek, hecelere ayırmak. syllabica'tion, syllabifica'tion i . hece meydana getirme; hecelere ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakışık, simetrik, mütenazır; muntazam, mütenasip; bot. simetrik, bakışık; mat. aynı sayıyla bölünebilir. symmetrically z. bakışık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araz olan, alamet olan; araza göre (tedavi) . symptomatically z. araz kabilinden. symptomatology i., tıb. araz bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle genel greve giderek üretim vasıtalarını işçi örgütlerine devretmeye çalışan siyasi hareket. syndical s. bu hareketle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sendika; yazıları gazetelere satan ajan; f. (bir yazı veya seriyi) toptan gazete veya mecmualara satmak; sendika teşkil etmek; sendika vasıtasıyla idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir yazı veya seriyi gazete veya mecmualara satma; sendikacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özet halinde olan; bir konuyu aynı yönden ele alan. Synoptics i., (çoğ.) Matta, Markos ve Luka incilleri. synoptically z. özet halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. sözdizimi kurallarına ait. syntactically z. sözdizimi yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sentetik; suni; dilb. çekimli, yanaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. usul ve kaideye göre veya uygun; usulüne göre iş gören, sistematik. systematic liar daima yalan söyleyen kimse. systematic worker düzenli çalışan kimse. systematically z. sistemli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabiyeye ait; tedbirli, tedbir ve intizama ait. tactically z. tabiye bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın Tanrı, ilâhe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess. the deity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deity. divinity. goddess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

asit tartarik, tar tar asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az tatlı, tatlımsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüzumsuz yere tekrarlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanata ait; ilmi, fenni, mesleki, teknik; resmi, resmiyete uyan; kanuna göre, kurallara göre. technically z. teknik bakımından; resmi yönden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilmi nitelik; ilmi veya fenni terimlerin kullanılması; fen veya sanayi ile ilgili ayrıntılar; incelik, ayrıntı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teknolojiye ait technologist i teknoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekomünikasyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telgrafla ilgili veya telgraf makinalarına ait; çok kısa .telegraphically z .telgrafla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız teleskopla görülebilen: teleskopa ait: uzağı gören: iç içe girmek suretiyle uzayıp kısalan. telescopic boiler iç içe kayar kısımları olan makina kazanı. telescopicchimney iç içe kayar kısımları olan vapur bacası. telescopic stars yalnız teles

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tek sebebi var, vakum yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir. İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.

Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından ısı iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz. Termosun içine kahve konulursa ısısı dışarı kaçamayacağı için kahve sıcak kalır, soğuk su koyarsanız dışarıdan içeriye ısı giremeyeceği için su ısınmaz, soğukluğunu muhafaza eder.

Vakumlu yani havasız ortamın izolasyon özelliği, 1643 yılından, Toricelli’nin bugünkü termometrelerin atası olan civalı barometreyi icadından beri biliniyordu. Ne var ki yaratılan vakumu muhafaza edebilecek, aynı zamanda da ısıyı iletmeyecek lastik türü malzemelerden o zamanlar kimsenin haberi yoktu.

Termos başlangıçta kahve veya soğuk suyun sıcaklığını muhafaza etmek için değil, bir laboratuar aleti olarak sıvı ve gazları muhafaza etmek amacı ile tasarlandı. İngiliz fizikçi Sir James Dewar, 1890’lı yıllardaki bu buluşunun patentini hiç bir zaman almadı ve bilimsel kuruluşlara bağışladı.

Dewar’ın Alman asistanı Reinhold Burger bu cihazdaki ticari geleceği iyi gördü ve 1903’de Almanya’da patentini aldı. Hatta ismi için ödüllü bir yarışma dahi açtı. Kazanan isim Yunanca ‘ısı’ anlamına gelen ‘Thermos’ oldu. Bu isim 1970 yılına kadar ticari bir marka olarak kaldı. Sonraları bu tip cihazların genel ismi olarak herkes tarafından kullanılması kabul edildi.

Termosun daha çok tanınmasını ve evlerde yaygın olarak kullanılmasını sağlayanlar kuzey ve güney kutbuna giden kaşifler, Everest’in tepesine çıkan dağcılar ve zeplin yolcuları oldu. Dünyanın bir ucuna giderken bile kahveyi sıcak tutabilen termosa karşı insanların güven duyguları arttı. Termos piknik çantasında unutulmaması gerekenlerin içinde en baştaki yerini aldı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tiyatroya ait, temsili, gösteriş kabilinden, yapmacık, sahte; (i.), (çoğ.) amatörler tarafından oynanılan piyesler. theatrical makeup sahne makyajı. theatricalism (i.) gösteriş için fazla heyecanlı davranma. theatrically (z.) sahnede imiş gi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ilahiyata ait. theologically (z.) ilahiyat bakımından, tanrıbilimle ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazariyeye ait, nazari, kuramsal. theoretically (z.) kuramsal olarak. theoretics (i.) bir ilmin nazari kısmı, nazariyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tedavi edici, şifa verici. therapeutics (i.) terapi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. termometreye ait. thermometrically z. termometre ile, termometreye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek sesli ve küfürlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. övüngen, büyüklük taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Taçlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâc). Taçlar, (bk.) TAc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikatten olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Toprak mahsullerini veya sanayi mamullerini alıp satarak, alış ve satış arasındaki fiyat farkından faydalanma. 2. Ticarî çalışmadan elde edilen istifade, temettü: Bu sene hayli ticaret ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile. trade. commerce. business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. traffic. trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. traffic. trading. boom. business trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial attaché. commercial counsellor. commercial secretary. trade service diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodity exchange. commercial exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile fleet. commercial fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trader. merchant ship. merchant vessel. merchantile vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial port. trading port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial court. tribunal of commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial centre. emporium. centre of trade. trading / commercial center. central business district. centre center of trade. business center. commercial domicile. hub of commerce. merchandise mart. business centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of commerce. trade chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial register. commercial registry. trade register. commercial / trade register. business index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engaged in business. to trade. to carry on a business. carry on commerce. merchandise. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ticaret, Fars. gâh = yer). Ticaret yeri, ticaret yapmaya elverişli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. firm. trading house. business concerns. business establishment. business firm. business house. incorporated business. commercial house. commercial concern. trading concern. trading firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجارت خانه] ticaret yapılan işyeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticareti olan, ticaret yapmaya elverişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ticâriyye). Ticaret ve tüccarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial. trading. mercantile. merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial. mercantile. trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article of merchandise. articles of merchandise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuya ait; tartışmalı; yöresel, mahalli, mevzii; güncel, günün meselelerine değinen; tıb. lokal. topical coloring kumaş basması, bez üstüne yapılan renkli basma. topical song güncel konulu şarkı topically z. tartışmalı olarak; yöresel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topografyaya ait, topografik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. facia kabilinden, facialı; trajik; korkunç, müthiş, feci, hüzünlü, acıklı. tragic drama, trajedi. tragically z. faciayla, trajik bir şekilde, feci surette. tragicalness i. facialılık, acıklı durumı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üç kat etmek; üç kopyasını çıkarmak. triplica'tion i. üç kat etme veya olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kat, üç misli;üç kopyadan ibaret; i. üçlü kopya; aynı cinsten üç şey. in triplicate üç kopya olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alâmet kabilinden, simge cinsinden; tipik. typically z. tipik olarak; tipik derecede; umumiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalim, zalimane, gaddar, gaddarca, müstebit. tyrannically z. zalimce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbeğe ait; göbeğe yakın. umbilical cord göbek kordonu; bir insanı veya cihazı uzay gemisine veya başka bir şeye bağlayan kablo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbek şeklinde. umbilica'tion i. göbeğe benzer çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., aşağ. Amerikanvari olmayan; Amerikan ideal ve prensiplerine uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ketum, ağzı sıkı, az konuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eleştirmeyen, tenkit etmeyen, değerlendirici olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dilbilgisi kurallarına uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek meclisi olan (parlamento) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleşme, birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum; halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion i. saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ısırgangillerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ürtiker, kurdeşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (diken gibi) batmak, acıtmak: acımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vatikan; papalık. Vatican City Vatikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Candan, dost, yakın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seğirmek; seğirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) ava ait, avla ilgili, avda kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, gerçeğe sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçekleme; doğrulama; huk. soruşturma, tahkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavşanotu, veronika, bot. Veronica. arvensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. düşey, dikey; tam tepede olan; bot. dikey; i. dikey çizgi, dikey düzlcm; dikey kiriş. vertical circle astr. ufuk düzlemine dikey olan büyük daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikeylik. vertically z. dikey olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cae) anat. torba; sidik torbası, mesane. vesical s. mesaneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. kabarcık meydana getirmek. vesicant, vesicatory s., tıb. deriyi kabartan, kabarcık yapan. vesica'tion i. kabarcık meydana getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vech» den). Yüz yüze gelme, yüzleşme, Ar. muvâcehe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüz yüze, yüzüne karşı, Ar. muvâceheten, gıyâben mukabili: Vicâhen muhakeme oldular, vicâhen söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face-to-face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجاها] yüzleşerek, yüzüne karşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. vlcâhiyye) (hukuk). Yüz yüze olan, gıyâben olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجاهی] yüzyüze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papa veya piskopos vekili; kilise papazı. vicar general piskopos yardımclsı. vicarate, vicarship i. papa veya piskopos vekilliği; papazlık. vicarial s. papaz veya piskopos vekiline ait; vekâlet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazın görevi veya evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papa veya piskopos vekilliği; vekilin yetki veya görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkasının yerine yapılmış; vekaleten yapılan; başkasının yaşantısına katıldığını hayal ederek duyulan; tıb. vücudun umulmadık yerinde meydana gelen. vicariously z. başkası hesabına, vekaleten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakkı korunabilir; doğruluğu ispat edilir, ithamdan kurtanlabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını korumak, fiilen korumak; tarafını tutup haklı ve suçsuz olduğunu iddia ve ispat etmek; (eski) öç almak. vindica'tion i. koruma, teyit etme, doğrulama, şüpheden kurtarma. vindicatory s. tarafını tutup koruma kabilinden; öç alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya halindeki şaraptan çıkan alkollü buharı toplayan cihaz, şarap kondansatörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cae) tıb. organ içindeki cerahat; akciğerde cerahat kesesi; kusar şekilde cerahat çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğrulanmış, ispat edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acayip fikirli; havai; kaprisli, saçma, tuhaf, acayip; mizahi. whimsicality i. mizah. whimsically z. acayipçe; kaprisle; mizahi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingfisher. kingfisher emircik. iskelekuşu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapın yarısı, nısıf kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius. radial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting on in years. oldish. elderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of a certain age. oldish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Canlı, canayakın, candan.

İsimler ve Anlamları by