Icarian Sea ne demek? | Icarian Sea anlamı nedir? | Icarian Sea

Icarian Sea anlamı nedir?

icarian Sea ne demek?

icarian Sea anlamı nedir?

icarian Sea | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). kusturacak kadar, iğrenç derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege Denizi, Adalar Denizi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Andaman Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aral Denizi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Azak Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şöförün hareketlerine müdahale eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Barents Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bering Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karayib Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hazar Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sayfiye evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lut gölü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık, rahatsızlık, illet, maraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hasta, mariz, hastalıklı. He was diseased in body and mind. Hem vücutça hem akılca hasta idi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kamera modundan çıkmadan kaseti ileri ve geriye doğru izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

End Search (Son Araması) işlevi etkinleştirildiğinde, kaset otomatik olarak son kaydedilen görüntünün sonuna geçer. Bu görüntünün son iki saniyesi oynatılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karadeniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خدشه آور] ürküntü verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gönül ferahlığı, kalp huzuru; hercai menekşe, (bot). Viola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege denizi (eski bir isim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neş’et» ten imef.). Kaleme alınmış şeyler, bir münşînin yazdığı şeyler, inşâya ait eserler, mektuplar, yazılar, nesirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mide bulantısı; deniz tutması; tiksinme, iğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. midesini bulandırmak, iğrendirmek, tiksindirmek; midesi bulanmak, tiksinmek, nefret etmek. nausea'tion i. mide bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denizaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. Pott hastalığı, omurga kemiğinin çürumesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikkatle arama, derin araştırma, inceden inceye tetkik; tetkik neticesinde çıkarılan eser; f. dikkatle araştırmak, ince tetkikat yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, gül renkli; gül dolu; güle benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Atlas Okyanusunun yüzeyi çok yosunlu olan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz; derya, umman, okyanus; dalga; deniz gibi geniş olan herhangi bir şey. sea anchor deniz demiri. sea anemone deniz şakayığı, zool. Actiniaria. sea bream izmarit, zool. Smaris alcedo; istrongilos, çipura. sea breeze denizden esen rüzgar, imbat,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil, kıyı, yalı boyu; s. kıyıya yakın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kıyısı, sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denizcilikle uğraşan; deniz yoluyle seyahat eden; i. deniz yolculuğu; denizcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etrafı denizle kuşatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz tanrısı, Neptün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık denize çıkmaya elverişli (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayıbalığı, fok, zool. Phoca; fok kürkü; f. ayıbalığı avlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mühür, damga: teminat, taahhüt; mühürlü mum veya kurşun parçası; f. mühürlemek, mühür veya damga basmak, tasdik işaretini koymak: onaylamak, tasdik etmek; kapamak, yarıklarını doldurmak. seal one's fate yazgısını önceden tayin etmek. sealed ord

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikiş yeri, dikiş; tıb. dikiş; derz; iki tahtanın yan yana birleştiği çizgi, bağlantı yeri; den. armuz; jeol. ince maden damarı; yara izi, kırışık; f. dikmek, birbirine dikmek; üzerine yara izi veya çizgi yapmak; ters ilmekle örgü örmek; çatla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizci, gemici; deniz eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilere yol göstermeye yarayan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şeâmât). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شآمت] uğursuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikişli; çirkin görünüşlü, biçimsiz. the seamy side of life hayatın güçlüklerle dolu tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplantı, oturum, seans; ruh çağırma seansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. séance

1. oturum,

2.sin. ve tiy. gösterim

1. Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi. 2.Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında verilen gösterilerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. showing. performance. screening. sitting. séance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Session)

Borsada işlemlerin başlaması ve bitmesi arasında geçen süredir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüfek veya tabanca horozunun emniyet tetiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kurumuş (yeşillik), kuruyup sararmış; f. çok kurutup yakmak; kızgın tavada çevirmek; yakmak, dağlamak; hissini iptal etmek, körletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. araştırmak, aramak; yoklamak, bakmak; dikkatle tetkik ve teftiş etmek, aletle içini muayene etmek; i. arama, araştırma; yoklama, bakma, muayene; teftiş, soruşturma; gemide araştırma yapma. search out araştırıp öğrenmek. search warrant huk. aram

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araştırıcı, inceden inceye araştıran; nüfuz eden; keskin searchingly z. arayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıldak, projektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mevsim; süre, müddet, vakit, zaman; uygun zaman; baharat; f. alıştırmak; alışmak; iyice kurutmak; iyice kurumak; lezzet vermek için baharat katmak; keskinliğini veya sertliğini yumuşatmak. hunting season avlanmanın kısıt lanmadığı müddet. in go

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsime göre olan, tam vaktinde olan; tam yerinde veya zamanında yapılan. seasonableness i. mevsimine göre olma, mevsiminde olma. seasonably z. mevsimine göre, mevsiminde, zamanında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir mevsime mahsus, mevsimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemeklere lezzet veren baharat; kullanışa uygun hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oturulacak yer, iskemle, sandalye; insan kıçı; yer, mahal, mevki, kürsü; merkez, konut; meclis veya borsada üyelik hakkı; oturuş; mak. yatak; f. oturtmak, yerleştirmek, yerleşmek; oturacak yer temin etmek; oturacak yerini yenilemek. seat of a di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. deniz yönü; s. denize doğru giden; denizden esen; z. denize doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yolu; kaba dalgalı deniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yosunu, su yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize karşı dayanıklı, denize açılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni doğan çocuklarda görülen dokuların sertleşmesi hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VCR’a takılan kasetin içeriğini hafızaya alır ve kayıtlı sahnelerin özetini gösterir. Yeni bir kaset kaydedildikten sonra, bir sonraki kasetin hafızası silinir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mührü Süleyman, bot. Polygonatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Çin Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Okyanusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Pasifik Okyanusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin eşyası, çeyiz, cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. denizaltında olan, denizaltı; denizaltında kullanılmaya elverişli; z. denizaltında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mührunü bozmak veya çıkarmak; açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikişlerini sökmek, dikişlerini sökerek parçalara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilmez, keşfolunmaz; gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsimsiz, zamansız, vakitsiz. unseasonableness i. mevsimsizlik. unseasonably z. mevsimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatsız; olgunlaşmamış; yaş (tahta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mevkiinden atmak, azletmek, görevden almak; attan ,düşürmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize çıkmaya elverişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukalâ; bilgiçlik taslayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by