Içten Içe ne demek? | Içten Içe anlamı nedir? | Içten Içe

Içten Içe anlamı nedir?

içten içe ne demek?

içten içe anlamı nedir?

içten içe | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: icten ice

Türkçe - İngilizce Sözlük

one inside the other. concentric. one opening into another room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsyly. verdantly. greenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardly. clumsily. ineptly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğüt, nasihat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz çiçek- Daha çok örfte kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی جناب] cömert. 2.haysiyetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat, eskimiş (a:li:cenap) Arapça 1. Cömert. 2. Onurlu, şerefli: "Senin annen mert, doğru ve alicenap bir kadındır."- Halide Edip Adıvar. 3. zarf Onurlu, şerefli bir biçimde: "Başkalarını tesir altında bırakması, zamanında alicenap davranması onun hakikaten kuvvetli bir kadın olduğunu ispat etmektedir."- Asaf Hâlet Çelebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurnazca ve haince tertip. «Alicengiz oyunu» tâbirinde geçer: Öyle bir alicengiz oyunu oynadı ki adamcağız mahvoldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yenibahar; baş biber ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). apex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) çırak; (den). miço; (f). usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak. apprenticqship (i). çıraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mütareke, ateşkes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyun, hile, desise; hüner, sanat; hunerli iş; ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatkâr, sanat erbabı; icat eden kimse; askeri teknisyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlasçiçeğigillerden bir bitki. Yaprakları yayvan ve dikenli olan atlas çiçeği, güzel ve parlak çiçekler açar. Pek çok çeşidi vardır. Kaktüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşların hareketine bakıp kahinlik etme; fal, alâmet.auspices (i). himaye, nezaret .under the auspices of himayesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hırs)., tamah. avaricious (s). haris, tamahkâr avariciously (z). hırsla, tamahkarlıkla. avariciousness (i). harislik, tamahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Sina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çok iri, sarı renkli çiçeği olan, tohumundan yağ çıkarılan ve Türkiye’de yetiştirilen bir bitki (Helianthus annuus). Çiçekleri daima güneşe doğru döndüğü için günebakan da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower günebakan. gündöndü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, çocuk oyuncağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازیچه] oyuncak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Şen, güzel; güleryüzlü kadın. 2. Kadın adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şen, güzel, güleryüzlü kadın. (bkz.Behiç).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. maaşlı papazlık makamı; arpalık, tımar. beneficed s. maaşlı makam sahibi olan; arpalık sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, hayır, lütuf, ihsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyilik eden, hayır yapan, lütufkar. beneficently z. iyilik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakır karbonatları renginde olan mavi veya yeşil renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 200 yıllık, 200 yılda bir tekrarlanan; i. 200. yıldönümü, 200. yıldönümünü kutlama töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. iki başlı kas; bilhassa kolun üst kısmmdaki ve kalça kemiğinin arkasındaki kaslar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekini hem biçen, hem de demet hale koyan biçme makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaper-binder. reaping-machine. binder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekini hem biçen, hem de harman eden makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine harvester. combineharvester. harvester thresher. harvester. reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine. combine harvester biçilmiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine. harvester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنتيجه] sonuçta, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna kısaca ‘ADH’ diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman ‘ADH’ böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler ‘ADH’nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında ‘ADH’ salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren “antidiuretic” denilen bir hormondur. Biz buna kısaca “ADH” diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman “ADH” böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani “ADH” vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler “ADH”nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile “ADH”den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında “ADH” salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız bir, bir tanecik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsaj, kadın yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çan çiçeği): Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir maden ocağında hava deliği meydana getiren tahta v.b.'nden yapılmış bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çançiçeğigillerden, bir bitki cinsi, boru çiçeği (campanula).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felonious. criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ci) kadın şarkıcı, şantoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapris, yersiz istek ve davranış; kaprisli oluş; (müz). kapriçiyo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rusça’dan). Rusya imparatoriçesi, çar’ın eşi veya kadın çar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tsarina czarina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (şiir). kadeh; ayin esnasında kullanılan kadeh; kadeh biçiminde gonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seçkin, güzide; mükemmel, üstün. choicely (z). seçkin bir şekilde. choiceness (i). seçkin oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seçme, ayırma; tercih hakkı, seçim hakkı; seçilmiş kişi veya şey, tercih; diğerlerine tercih edilen şey; şık, ihtimal. by choice tercihli.Take your choice istediğinizi alınız. seçiniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaranın üstünü kapatan yeni zar, sikatris: (bot). düşen bir yaprak veya tohumun bıraktığı iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe). Babanın kızkardeşi, hala (diriltilmesi faydalıdır. Zira «hala» kelimesi hem Türkçe değildir, hem de Arapça’da bizim kullandığımız mânâya gelmeyip, teyze demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ağaç ve bitkilerin meyve ve tohumdan önce verdikleri çok renkli ve ekseri güzel kokulu yaprakların bütünü ki, bitkinin tenasül organı içindedir: Ayçiçeği vesaire. 2. Kumaş vesair üzerine renk ve boya ile yahut oymakla yapılan süs: Basma, halı çiçeği. Çevre çiçeği. Mermere oyulmuş çiçekler. 3. İnsanın bedeni üzerinde pıtrak çiçek gibi çıbanlar açan ağır hastalık ki, tfşı ile çaresi bulunmuştur. Cedrî = Çiçek illeti, çiçeğe tutulmak, çiçek bozuğu. 4. mec. Allâk, hilebâz: Ne çiçek olduğunu biliriz. 5. Bazı şeylerin özü: Kükürt çiçeği. Çiçek açmak = Tomurcukları açılıp (ağaç) çiçeklerle örtülmek: Bademler çiçek açtı (yalnız açtı da denir). Çiçeği burnunda = Pek taze, yeni koparılmış (hıyar ve kabak gibi ucunda çiçeği bulunan şeylerden gelir). Hafif aley tâbiri olarak insanlar hakkında da kullanılır. Çiçek bozuğu = Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olmuş, çopur. Çiçek suyu = Limon ve portakal gibi meyvelerin çiçekleriyle sair çiçek çeşitleri inbikten geçirilerek elde edilen su. Suçiçeği = Çiçek hastalığına benzeyen, vücutta su ile dolu seyrek birtakım kabarcıklar çıkaran çocuk hastalığı. Osm. cedri-i kâzib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floral. flower. blossom. smallpox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floral. flower. blossom. smallpox. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bitkilerin üreme unsurlarını ihtiva eden renkli veya beyaz renkte açan, çok defa kokulu, sonradan meyve veya tohum haline gelen kısımları (bkz.Şükûfe). 2.Bitki, çiçek açan bitki. 3.Bazı şeylerin toz haline getirilmiş özü, kükürt çiçeği. 4.Kumaş veya başka şeyler üzerine yapılan renkli veya renksiz süsleme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallpox vaccination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosegay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peduncle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiçek satan kimse, çiçek satılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floriculture. floristry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floriculture. horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming. bloom. florescence. inflorescence. spadix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiçek peydâ etmek, çiçek açmak. Osm. tezehhür etmek: Ağaçlar çiçeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom. blossom. to flower. to blossom. to bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom. flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇİÇEKLİ (i.). Bir musiki eserinin süs notaları, mızrap nağmeleri gibi aslında olmayan seslerle şekil değiştirmiş ve dejenere olmuş hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçekleri olan: Çiçekli ağaç. 2. Boya yahut nakış veya oyma çiçek resminde şekilleri ve süsü olan: Çiçekli basma, tavan, çevre, sütun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flowered. flowery. flowering. blooming. abloom. florid. flowered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floral. flowered. flowery. with flowers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming. floral. flowery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçek tarlası, bahçenin çiçek yetiştirmeye mahsus yeri. 2. Çiçek koymaya mahsus süslü saksı ki, masanın üzerine ve büyükleri salonun bir tarafına konur. 3. Kışın çiçek saksılarını barındırmaya mahsus camekân, ser. 4. Eski tarzda odalarda kapının yanlarında bulunan ufak hücreler veya mihrap gibi bir yer ki, esasen çiçek koymaya mahsus idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. flower garden. vase. flower head. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efflorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiçeği olmayan. Çiçeksiz bitkiler = Mantarlar ve eğreltiotları gibi bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güzel kokusu için yetiştirilen maydanoz familyasından bir bitki, (bot). Myrrhis odorata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). turist rehberi, tercüman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapağıdan dokunmuş kumaş; bu kumaştan yapılmış gömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice Plus teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir. Yavaş kayıt hızında bile hoparlörden çalınan ses mükemmelliğini korur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz yumurtasından hâsıl olduğu farzolunan hayali bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). subay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük koru, ağaçlık, çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korniş; (mim). geniş silme. corn poppy gelincik çiçeği, (bot). Papaver rhoeas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarık, çatlak, rahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primrose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çuhaçiçeğigillerden, bir süs bitkisi (primula veriş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip. primrose. polyanthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(baharçiçeği): Çuhaçiçeğigillerden; sık çiçek açan bir süs bitkisidir. Kökü kırmızı; yaprakları sarıdır. Çiçekleri ise; koyu sarı renkte olup, çuha gibi kıvrıktır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Sinirleri yatıştırır. Rahat uyku sağlar. Yarımbaş ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Az miktar, pek az, ehemmiyetsiz surette: Kolu cüz’İce zedelenmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buz tutmasına engel olmak, buzlarını temizlemek, eritmek. deicer (i). buz eritici tertibat, buz çözücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dellmsi, deli gibi hareket eden. 2. Her şeyin yabanisi, terbiyesizi, zararlısı, azgını: Delice mantar, delice doğan, delice bal, delice ırmak. 3. Buğday ve çavdar ekini içinde biten hastalıklı siyah bir tane ki, ekmeğin içinde yenince bir nevi sarhoşluk ve sersemlik verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maniacal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzied. madly. like hell. like mad. nutty. crazy. insane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat mad. crazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly. like mad. to distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly. maniacal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş macunu veya tozu, dişleri temizlemekte kullanılan herhangibir preparat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük kapı, kapıcık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریچه] pencere. 2.küçük kapı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cihaz, aygıt, alet; icat; tertip: hile, oyun, desise; resim, nisan, işaret (arma). Ieft to his own devices kendi haline bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). (bak die), (f). oyun zarları; (f). dama şekilleriyle süslemek; zar şeklinde kesmek. dicebox (i). zar atmaya mahsus kupa. Ioaded dice hileii zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça dikkat ve ihtimamla: Şunu dikkatlice yazın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarar, ziyan. do dis serviceto bir kimseye zarar vermek.disserve (f). bir kimseye kötülük etmek, incitmek, kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony dijital ses kayıt cihazlarında dahili olarak bulunan Dragon Voice Recognition yazılımı, PC’nizle senkronize edildiğinde kayıtlı bilgileri otomatik olarak yazıya dökebilmenizi sağlar. MP3 formatında kayıt yapan taşınabilir dijital kayıt cihazlarımızı tamamen destekleme özelliğiyle, kaydedilen dosyaları indirerek veya e-postayla göndererek tamamını yazmanıza gerek kalmadan kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttercup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(girit lalesi): Düğünçiçeğigillerden; 30-60 cm. boyunda, uzun ömürlü bir bitkidir. Kökleri ipliksidir. Nisan - Haziran aylarında çiçek açar. Zehirlidir. Yaprakları çok küçüktür ve üç parçalıdır. Hekimlikte nadiren kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinin şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bina, büyük bina, yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Az eğri, pek doğru olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Baldır siniri. 2. Iklîl-il-melik (kral tâcı) denilen bir cins bitki, eğriçe otu. 3. Bir cins sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ekşi, ekşimsi, ekşimtrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mizâc). Mizâçlar. (bk.) Mizaç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امزجه] mizaçlar, karakterler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça geniş, pek dar olmayan: Enlice bir şayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). «Nesc» in cem’i olmak üzere dokumaya benzer uzvî teşekküller, dokular. Bu mânâsiyle Arapça’da yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انسجه] dokular. 2.kumaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayartmak. enticement i. kandırma, baştan çıkarma, ayartma. enticing s. ayartan, baştan çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Epeyce, (bk.) Ep.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -di.a) mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) her iki cinse ait, her iki cinsin özelliğini taşıyan; (gram.) eril ve dişil şekilleri bir olan (kelime); ne biri ne öteki;cinsiyetsiz; kadınımsı (erkek)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (jeol.) deprem merkezinin üstündeki yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Ermeni dili. 2. Ermeni tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ESER-İ CEDID) (i), iyi vasıflı yazı kâğıdı mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az eski, eskimsi, (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlarında gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler. Bu nedenle de çiçeklerle aynı odada uyumanın, havadaki oksijen azalacağı için zararlı olabileceği konusunda genel bir inanış vardır. Aslında bu doğrudur ama sanıldığı kadar tehlikeli değildir.

Konuyu daha iyi anlamamız için bir bitkinin aynı anda yaptığı iki işi bilmemiz lazım. Birincisi hücrelerin nefes alışı, ikincisi de ışık ve klorofil özümlemesi diye de adlandırılan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farklı, iki ayrı işlemdir.

Tüm canlı hücrelerde olduğu gibi bitki hücrelerinin de yaşayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçları vardır. Havadan nefes yolu ile aldıkları oksijenle şeker gibi gıda moleküllerini yakarlar, enerji kazanırlar. Bu, gündüz ve gece yaşamları boyunca durmaksızın devam eder.

Bitkilerin yapraklarındaki hücreler aynı zamanda gündüzleri ışıkla birlikte fotosentez işlemini gerçekleştirirler. Yani bitki gündüzleri her iki işlemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez işleminde bitkiler havadan karbondioksiti alıp oksijen verirler. Ancak hücreler buradan çıkan oksijeni nefes almada tekrar kullanırlarken, nefes verişteki karbondioksiti de fotosentezde kullanırlar.

Ortalama yetişkin bir insan, hareketsiz durumda bir dakikada 15, bir günde 20 bin kez nefes alır. Her solumada yarım litre hava ciğerlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havayı ciğerlerine çeker ve tekrar verir. Bu, günde 11 bin litre hava demektir. Aslında nefes alırken havadan oksijen alıp karbondioksit veririz ifadesi de tam doğru değildir.

Aldığımız havada hem oksijen vardır, hem de karbondioksit. Verdiğimizde de aynı şekildedir ama oranları değişiktir. Ciğerlerimize aldığımız havadaki oksijen oranı yüzde 21 iken dışarı verdiğimizdekinde yüzde 16’dır. Yani her nefeste aldığımız havanın yüzde 5-6’sı vücudumuzda oksijen olarak kullanılır. Dolayısıyla havadan aldığımız günlük oksijen miktarı ortalama 570 litre civarındadır.

Gündüzleri yeterli ışık altında, bitkilerdeki fotosentez işlemi, bitkinin nefes almasından daha yoğundur. Yani ortaya fazladan oksijen çıkar ve gündüzleri odanızdaki havadaki oksijen miktarını artırırlar. Geceleri ışık olmadığından ve karanlıkta fotosentez işlemi yapılamadığından, nefes almaya devam eden bitkilerden çıkan karbondioksit miktarı daha çoktur.

Evlerimizdeki bitkilerin veya süs çiçeklerinin gündüz çıkardıkları fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktarı, insanın soluduğu havanın içindeki oksijen miktarı yanında o kadar azdır ki sağlığımızı etkileyebilmesi mümkün değildir. Ancak kapısı, penceresi hava sızdırmaz küçük bir odada, dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir alışkanlığınız varsa başka tabii...


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze görünsün diye yapılan iş; hayranlıkla seyretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (yanlış tabir). Farsça; FArisîce bir beyit, Faristce konuşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). küçük istihkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazen, bazı kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sandalyenin ayaklart nı birbirine tutturan çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güya, onun gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklı olarak, Osm. hafiyyen, mahremâne: Gizlice görüştük. Bana gizlice söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furtively. secretly. in secret. in private. in privacy. on the quiet. confidentially. clandestinely. by devious means. on the sly. under the rose. by stealth. sub rosa. underground. under the counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretly. stealth. surreptitiously. on the quiet. under the rose. in secret. on the sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretly. under the table. on the dodge. under one's hat. in one's heart. ratfucking. in secret. underhand. under the counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, bahçelere süs için dikilen bir bitki çeşidi (Fr. lychnide).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.F.).Meşhur çiçek ki, küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhur ve şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok çeşidi vardır: Al, penbe, sarı katmerli gül, gül-l zîbâ. Gül-l sad-berk = Yabanî gül. Hokka (veya okka) gülü = Tatlısı yapılan cinsi. Gül ağacı = Bu çiçeği veren küçük ağaç. Gül bayramı = MÜsevîler’in bir bayramı, (pantekot). Gülbeşeker = Bir çeşit gül reçeli.Gülhatem (hatmi) = Alaca renkli ağaç hatmisi. Gülsuyu = Gülden çıkarılan güzel kokulu su, Fars.gülâb, (Ar.)mâ-ülverd. Gülyağı = Gülden çıkarılan kokulu yağ (sıfat terkiplerine de girer). Gül-ruh = Gül yanaklı. Gül-ro = Gül yüzlü. Gül, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rosa cinsinden güzel kokulu bitki türlerine verilen ad. Anavatanı Anadolu, İran ve Çin›dir ama başka yerlerde de yetişir. Çok güzel ve kıymetlidir. Park ve bahçelerin süslenmesinde kullanıldığı gibi odaları, balkon ve terasları süsler. Kesme çiçekçilikte çok talep edilen bir çiçektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği, günebakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Erken doğan kız çocuğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Hadice: Hz.Muhammed (s.a.s)’in ilk eşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T ). Daha iyice: İç güveyisinden hallice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dışardan, dış tarafında, dıştan: Evi haricen ve dahilen boyatmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارجا] dıştan, dışarıdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Erken doğan kız çocuğu. Hz.Haticetü’l-Kübra; Hz.Peygamber’in ilk eşi ve 6 çocuğunun annesi. Ümmü’l-Mü’minin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çokça, epeyce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Köyden şehre yeni ge!ip bir şey bilmez kaba ve şaşkın adam: Büsbütün hemicek bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değersiz: Ne hiçten adam olduğu anlaşıldı. 2. Hiç yoktan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless. for no good reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ya bu ya hiç', şeklinde bir şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle rahipler tarafından idare edilen misafirhane; darülaceze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçümsenmiyecek büyüklükte, oldukça büyük, okkalıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). ibrânîler’e ait: İbrânîce lisan, yazı. Ibrânîler’in dil, tavır veya usullerinde: Ibrânîce söylemek, yezmak, okumak. İbrânî dili: Ibrânîce SAmî dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebrew. hebraic. hebrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretly. crowded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. buz; dondurma; meyvalı dondurma; buza benzer şey; pasta üstü için krema; argo pırlanta; f. dondurmak; içine buz koymak, buzda soğutmak; pasta üzerine şekerli krema sürmek; A.B.D., argo öldürmek. ice age buzul devri. ice ax dağcıların kullandıkları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schizoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ice-tea

buzlu çay

Soğuk olarak ikram edilen bir tür çay.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz adası, buzdağı, aysberk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. donmuş nehir veya göl üstünden geçmeye mahsus yelkenli kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etrafı buz ile çevrilmiş (gemi); her tarafı donmuş (liman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D buzdolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzkıran; bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş buz tabakası, buzul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her çeşit içilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink. beverage. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. drink. refreshment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. drink. board. potation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k.). İçedönüş halinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k ). Libido tesiri altında görülen içe kapanış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İslanda adası. Iceland moss soğuk memleketlere mahsus yenebilen bir cins liken, İslanda likeni, ciğerotu, bot. Cetraria islandica. Iceland spar min. İslanda necefi. Icelander i. İslandalı. Icelan'dic s., i. İslanda'ya mahsus; i. İslanda dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

within.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dahilde, dahile, Osm. derûna: İçeri gel, içeri otur, kapıdan içeri girdi. i. İçerdeki, dahilî, derûnî: İçeri daire, iç daire. 1. İç taraf, dahil, derûn: Bu evin içerisi dışarısından güzeldir. 2. Yürek, mide: İçerim almıyor. Ek harflerle zarf mânâsını alır: İçeride, içeriye, içeriden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor. within. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in. inside. interior. clink. the cooler. the nick. the can kodes. to the inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside. interior. inner part. inner. in. into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. substance. meaning. theme. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. content. guts. matter. contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha içeride, daha geride bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indented. sitting back from sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resentment. annoyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). için için kızmak, öfkelenmek, dertlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angry at sb without showing it. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contain. include. implicate. imply. enclose. comprise. cover. embody. encapsulate. incapsulate. inclose. number. span. store. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contain. count. embrace. imply. include. involve. to include. to contain. to comprise. to cover. to involve. to embrace. to embody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

include. to include. to contain. to imply. cover. embrace. involve. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Candan, yürekten, samimî: İçten bir arzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. hearty. true. deep. heartfelt. honest. sincere. internally. interior. bluff. bona fide. candid. childlike. cordial. devout. earnest. faithful. familiar. forthright. genuine. gut. hail-fellow-well-met. heart-to-heart. heart-whole. honest-to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. hearty. true. deep. heartfelt. honest. sincere. internally. interior. bluff. bona fide. candid. childlike. cordial. devout. earnest. faithful. familiar. forthright. genuine. gut. hail-fellow-well-met. heart-to-heart. heart-whole. honest-to. aff

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal. sincere. from within. friendly. from the heart. sincerely. candid. childlike. convivial. cordial. cosy. cozy. devout. earnest. hearty. interior. intimate. open character. real. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yürekten, candan, samimi. En önemli, can alıcı noktasından. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one inside the other. concentric. one opening into another room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstabbing. two-faced. hypocritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerity. sincereness. heartiness. trueness. fairness. cordiality. faithfulness. ingenuousness. singleness. unaffectedness. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. familiarity. sincerity. truth. warmth. frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerity. intimacy. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. truly. faithfully. heartily. dearly. cordially. dear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordially. faithfully. sincerely. truly. frankly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fide. candidly. faithfully. from the bottom of one's heart. sincerely. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumlarında iki çenek bulunan bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Kabuğu çatladığı zaman iki çenete ayrılan meyve. 2. (zooloji) Midye ve istiridye gibi iki parçadan ibaret olan hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. imparatorun eşi: Almanya imparatoriçesi. 2. İmparatorluk tahtında oturan kadın: İngiltere kraliçesi Victoria, Hindistan imparatoriçesi unvanını da taşırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lily of the valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayısçanı): Zambakgillerden, ok biçimindeki yaprakları arasında ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisidir. Boyu 20 cm kadardır. Çiçekleri beyazdır ve üzüm salkımı şeklindedir. Yemişleri küçük ve kırmızıdır. Kokusu çok güzeldir. Kullanıldığı yerler: Kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Çarpıntıyı keser. Kalp hastalığından kaynaklanan suyu söktürür. Ev ilaçlarında kullanılmaz.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haksızlık, insafsızlık, adaletsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarık, çatlak; birbirine yakın iki parça arasındaki açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) hamileliği önlemek için kullanılan ve dölyatağı yoluna yerleştirilen küçük alet, spiral .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) fatura; gönderilen mal; (f.) fatura çıkarmak, fatura tanzim etmek. pro forma invoice proforma fatura.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça büyük ve cüsseli: İrice bir köpek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses, ağ ve video verilerinin yalnızca bir veri hattı üzerinden iletilmesini sağlayan iletişim standardı. ISDN, analog telefon şebekesinin değiştirilmesini başlatmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Biraz veya oldukça iyi: Hastanız iyicedir. 2. Tamamen: İyice azıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. rather good. goodish. tolerable. proper. complete. properly. fully. completely. well. widely. quite. clean. jolly well. over. thoroughly. tolerably. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodish. wide. rather well. fairly good. thoroughly. completely. fully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty good. rather well. fairly good. thoroughly. completely. carefully. clean. crashing. greatly. hyper. middling. perfectly. really. roundly. sadly. simply. sorely. tolerable. tons. vitally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyice, adamakıllı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özsu, usare; sebze, meyva veya et suyu; çoğ. insan vucudunun sıvı kısımları; öz; A.B.D., (argo) cereyan, elektrik; A.B.D., (argo) benzin; A.B.D., (argo) kuvvet. juiceless s. özü veya suyu olmayan, kuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adalet, hak; hakkaniyet, doğruluk; hâkim. justice of the peace sulh hâkimi. bring a person to justice birine ettiğini buldurmak, birine cezasını buldurmak. chief justice yüksek mahkeme reisi, danıştay başkanı. do justice to haklı muamele etmek hak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marigold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden, beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi, gündüzsefası, çit sarmaşığı (convolvulus persicum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çitsarmaşığı): Çitsarmaşığıgiller familyasından, uçları mavi çizgili beyaz çiçekler açan bir çeşit sarmaşıktır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Halı, haliçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade, bk. Halı, kalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). J. Çuval ve minder yüzü vesaire imaline yarayan kalın ve seyrek kenevir bezi. 2. Yün İpliğiyle nakış işlemeye mahsus seyrek ve satranç dokumalı sert kolalı bez: Kanaviçe işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da büyük devlet adamlarına mahsus olan geniş ve devrik yakalı muhteşem kürk.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dianthus caryophyllu): İkiçenekliler sınıfının, karanfilgiller familyasından; karşılıklı ensiz sivri yapraklı, düğüm düğüm ince saplı, 300 kadar çeşidi bulunan, otsu bir süs bitkisidir. Yaprakları pembe, beyaz veya kırmızıdır. Ençok tanınan türü çiçek karanfili’dir. Çok hoş kokuludur. Yapraklarından şurup yapılır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür, terletir. İştah açar. Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. Dağkaranfilinin çiçekleri balla karıştırılıp yenirse, iktidarsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Süsengillerden, beyaz pembe çiçekler açan soğanlı bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Orta boyda demir çivi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çingene dilinde veya Çingenelerin tarz ve tavrına uygun: Kıbtîce lâkırdı, Kıbtîce yaşayış. Çingene dilinde veya Çingeneler tarz ve usûlünde: Kıbtîce söylemek; Kıbtîce yaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Türlü renkte çiçekleri olan bir süs bitkisi (balsamina hortensis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerden bir familya. Örnek bitkisi kınaçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Slavca’dan). 1. Kral zevcesi: İspanya kraliçesi. 2. Krallık tahtında bulunan kadın: İngiltere kraliçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen. regina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queenship. queenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerin örnek bitkisi ve bunun türlü renkte olan (Lat. fuchsia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıçanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi küpeçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(frenkteresi): Latinçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Çiçekleri kırmızı veya turuncudur. Peru’da doğal olarak yetişir. Çiçekleri salatalarda kullanılır. Kullanıldığı yerler: İştah verir. İdrar söker. Skorbütte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) pencere kafesi, kafes; üzerinde kafes şekli bulunan arma; (f.) kafes yapmak, kafes şekline koymak; kafesle çevirmek. latticework (i.) kafes işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavandula): Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavantaçiçeği denilen türü yurdumuzda vardır. Kullanıldığı yerler: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. louse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. licence i. izin, ruhsat; izin tezkeresi, ruhsatname, lisans; ehliyet; aşırı serbestlik, çapkınlık; nizama riayetsizlik; yazıda ve sanatta kaidelere riayetsizlik.li- cense tax içki satışı için verilen ruhsat parası. export license ihraç ruhsat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. Iicence f. izin vermek; izin tezkeresi vermek; salâhiyet vermek. licensee i. ruhsat sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resmi bir makamdan belirli bir amme hizmetinde çalışmak için müsaade almış olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlâksız, şehvet düşkünü, uçarı. licentiously z. ahlâksızca. licen tiousness i. ahlâksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. liquorice i. meyan, meyan kökü; bot. Glycyrrhiza glabra; meyan kökü hulasası ve ,sekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. licorice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtişamlı, görkemli, şaşaalı, debdebeli, tantanalı: fevkalade, nefis. magnificence i. ihtişam, görkem, azamet, debdebe. magnificently z. fevkalade olarak, mükemmel şekilde; ihtişamla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizil, gizlice, kimse görmeyecek ve haber almayacak surette: Mahfîce konuştuk, eğlendik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s başkalarına zarar veren, kötü maleficence i. kötülük, kötü hareket veya hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötülük, bedhahlık, garaz; muziplik, iğneleme; huk. ızrar niyeti. malice aforethought, malice prepense huk. taahhüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolsuzluk, kötü hareket; huk. itinasızca veya yanlış tedavi; vazifede ihmal veya suiistimal, görevi kötüye kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Öküzgözü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Cenaze merasimlerine çiçeklerden yapılmış bir çelenk göndermek, mezarı çiçeklerle donatmak, sonradan yapılan mezar ziyaretlerinde mezara çiçek bırakmak, hemen hemen her kültürde gelenek haline gelmiştir. Bir kaç gün içinde kuruyup gidecek bu çiçeklerin bırakana da bırakılana da bir faydası yoktur ama gelenek çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.

Bu konuda eski mezarlarda yapılan çalışmalarda çiçek kalıntılarına rastlamak şüphesiz mümkün değildi. Çiçekler çok dayanıksız olduklarından ve kuruyup gittiklerinde arkalarında iz bırakmadıklarından, araştırmacılar çalışmalarını çiçeğin kendisinden çok daha dayanıklı olan polen kalıntılarına yönelttiler.

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon’un milattan önce 1346’da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptandı. Kuzey Avrupa’da ise milattan önce 2000’li yıllara kadar uzanan bir çok mezarda çiçek izlerine rastlandı.

O tarihlerde mezarlara konulan çiçeklerin güzellikleri ve hoş kokuları nedeniyle iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma gibi bir güce sahip olduklarına inanılıyordu.

Sonradan mezarları bitki ve çiçeklerle donatmanın asıl amacı cesedin çürümesinin yaratacağı kötü kokuları önleme oldu. Seyahatlerinizde uzaktan nerede bir servi ağacı topluluğu görürseniz yaklaştığınızda fark edersiniz ki orası mezarlıktır. Mezarlıklara servi ağacı dikmek de aynı amaç içindir.

Servi ağacı uzun boyu, sık dalları ve kışın dökülmeyen yaprakları ile bir bölgeyi rüzgardan korumak için en ideal ağaçtır. Ömrü çok uzundur, hemen hemen hiç çürümez ama en önemlisi odununun damıtma yoluyla lavantacılıkta da kullanılan hoş kokusudur. Bu nedenlerle servi ağacı mezarlıkların adeta bir simgesi haline gelmiştir.

Cenaze merasimlerinde ve mezar ziyaretlerinde, bizde pek yaygın olmasa da kadın ve erkeklerin niçin siyah elbise (ve aksesuar) giyindiklerini merak ettiniz mi hiç ? Bu da atalarımızın hayalet korkusundan kalma bir gelenek.

Binlerce yıl önce cenaze töreninde bulunanlar, gömülecek ölünün hayaletinin orada bulunanlardan birinin bedenine girmek isteyeceğine inanıyorlardı. Bundan sakınmak, hayaletten saklanmak için vücutlarını siyaha boyuyorlardı. Daha sonraları zaman içinde bu adet siyah giysi olarak devam etti ve günümüze kadar geldi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mouse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. misel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Mineçiçeğigillerden, karşılıklı, çiçekleri başak durumunda, bir bitki ve çiçeği (Lat. verbena).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kanotu): Mineçiçeğigiller familyasından; gövdesi dört köşeli, sapsız yaprakları tüylerle örtülü, otsu bitki veya ağaçcıktır. Çiçekleri başak durumundadır. Renkleri eflatun veya bazen de alacalıdır. Yurdumuzda yetişen verbana officinalis denilen türü 30-80 cm boyunda, bir veya birçok yıllık otsu bir bitkidir. Otsu kısmı ve kökü glikozit, tanen ve acı bir madde ihtiva eder. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Yorgunluğu ve uykusuzluğu giderir. İştah açar. İdrar söktürür. Terletir. Baş, bel ve mafsal ağrılarını dindirir. Göğüs ve kulak ağrılarını keser. Romatizma, lumbago, siyatik ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(eşekkulağı): İkiçenekliler sınıfının, Dipsacaceae familyasından güzel kokulu bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çok hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, eli açık. munificence i. cömertlik. munificently z. cömertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grenadine red. reddish orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesc» den smüş.) (c. nesâyic, ensice). 1. Dokunmuş şey, dokuma. 2. (anatomi, botanik) Dokunmuş gibi liflerden yapılmış zar, yaprak vesaire, Fr. tissue.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NETİCE) (i. A.) (c. Jietâic). 1. Bir durumun icab ettirdiği hâl: Alkolizmin neticesi deliliktir. 2. Hulâsa, öz, özet: Netîce-i kelâm. 3. Olma, çıkma: O işten bir netice çıkmadı, o kadar yorgunluk bir netice vermedi. 4. Son, Akıbet, nihayet: Neticede yine ben zararlı çıktım. Netîce-bahş = Netice veren, neticesi görülen. Netîce-pezîr = Neticelenen, maksada yakın olan. Netîce-i kelim = Elhâsıl, hâsılı, sözün kısası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upshot. result. conclusion. outcome. consequence. effect sonuç. end. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequence. result. outcome. conclusion. final judgment. end. culmination. denouement. event. harvest. inference. payoff. process. product. sequel. termination. upshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نتيجه] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuç çıkarmak, sonuca varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sonuçlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to an end sonuçlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude. to bring to a conclusion. deduct. knock sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Netice bulmak, sona ve maksada varmak: İş neticelendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to come to an end. to result in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neticelenmeyen, sonu gelmeyen, maksada varmayan: Bu İş netisiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İznik. Ni'cene s. İznik şehrine ait. Nicene Creed İznik'te M.S. 325 yılında kurulan kilise meclisinin kararlaştırdığı Hıristiyanlık ilkeleri ve bunun sonraki düzeltilmiş şekilleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ne kadar, ne çok: Bu mevzuda nice kitaplar te’lif olunmuştur. Nasıl, ne türlü, ne suretle: Sizin işiniz nice oldu? (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many. many a. how.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Foolish; silly; simple; ignorant; also, weak; effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of trifling moment; unimportant; trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overscrupulous or exacting; hard to please or satisfy; fastidious in small matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Delicate; refined; dainty; pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apprehending slight differences or delicate distinctions; distinguishing accurately or minutely; carefully discriminating; as, a nice taste or judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Done or made with careful labor; suited to excite admiration on account of exactness; evidencing great skill; exact; fine; finished; as, nice proportions, nice workmanship, a nice application; exactly or fastidiously discriminated; requiring close discrim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pleasing; agreeable; gratifying; delightful; good; as, a nice party; a nice excursion; a nice person; a nice day; a nice sauce, etc. a city in southeastern France on the Mediterranean; the leading resort on the French Riviera pleasant or pleasing or agree

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many a. so many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

How many. so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southeastern France on the Mediterranean; the leading resort on the French Riviera. pleasant or pleasing or agreeable in nature or appearance; 'what a nice fellow you are and we all thought you so nasty'- George Meredith; 'nice manners'; 'a nice

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Institute for Clinical Excellence A UK government body set up to examine new clinical methods. National Institute for Consumer Education is an educational program with an emphasis on consumer, economic and personal finance education. change prior

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Institute for Clinical Excellence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş, cazip; iyi, mükemmel; nazik; latif, tatlı; ince; dakik. nice and iyice, sevindirici bir derecede. nice and brown iyice pişirilmiş; iyice yanmış. nicely z. iyi bir tarzda, latifçe, güzel bir şekilde. niceness i. incelik, dakik olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantitative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantitative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin çoğalıp azalebilen, ölçülebilen, sayılabilen hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity. proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. incelik, hassaslık, titizlik. to a nicety tam karar. niceties i. ince noktalar, incelikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nominal price

yazılı fiyat

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş fiyat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Kanuna aykırıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ilan, ihbarname, haber, bilgi; ihtar, uyarma, ikaz; dikkat, önemseme; riayet; eleştiri (kitap); saygı; (f.) dikkat etmek; bahsetmek; önem vermek; farkına varmak; saygı göstermek. give notice işten çıkacağını önceden haber vermek. serve not

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir işe yeni başlayan kimse; çırak; rahip veya rahibe adayı; kiliseye yeni giren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yazıhane, daire, ofis; ticarethane; hizmet, iş, memuriyet, vazife, görev; hükümet dairelerinden biri; bu daireye mensup memurlar; ibadet tören ve ayinleri. officeholder (i.) devlet memuru. office hours çalışma saatleri. police office karakol. post

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) memur; subay; polis memuru; (f.) subaylarını atamak (gemi); komuta etmek, idare etmek. officer of the day o günün komutanı, nöbetçi subay. field officer subay. flag officer amiral, filo komutanı. health officer sağlık memuru. petty officier

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delik, ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla yüksek fiyat koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek sapı, pediçel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelors button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pisibalığı zool. Pleuronectes platessa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Belirli bir müddet sonunda belirli parayı ödemesi için alacaklının borçluya verdiği senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill of exchange. policy. commercial paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. draft. policy. bill of exchange. insurance policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill of exchange. policy. bill. draft. bill of exchange. insurance policy. blank bill. direct bill. exchanges. foreign items. letter of exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ. police)f. polis idaresi,inzibat kuvveti,emniyet amirliği dairesi;zabıta,polisler;ask. inzibat memurları;ask.garnizonun temizlik durumu;f. polis vasıtasıyla düzeni sağlamak;polis tayin etmak;ask. garnizonu temiz tutmak ,idare etmek.police commissio

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. polis ,zabıta memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yara lapası; f. yaraya veya cerahatli yere lapa koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. practise i. tatbikat, uygulama; pratik; egzersiz, idman; alışkanlık, itiyat, adet; huk. dava açma usulü; sanat icrası; iş, müşteri çokluğu; çoğ. desise, hile, oyun. Practice makes perfect. Eg- zersiz veya idman yaparak ilerleme kaydedilir. Meşk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. practise f. fiilen icra etmek, yapmak; çalışmak; uygulamak, tatbik etmek; bir meslekte çalışmak; pratik yapmak, egzersiz yapmak, talim etmek; kendini alıştırmak. Practice what you preach. Davranışlarınız sözlerinize uysun. Verdiğiniz telkini k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçurum; sarp kayalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. önyargı, peşin hüküm; tarafgirlik; haksız hüküm veya işten gelen zarar; garaz; f. birine tesir ederek haksız hüküm verdirmek; haksız hüküm veya iş ile zarara uğratmak. prejudice against -e karşı haksız önyargı. prejudice in favor of lehine ön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. paha, fiyat; değer, kıymet; rüşvet; mükafat;f. fiyat koymak, paha biçmek; k.dili fiyatını sormak. price ceiling azami fiyat, tavan fiyatı. price cutting fiyat kırma. price fixing asgari veya azami fiyat koyma, narh. price list fiyat listesi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değer biçilmez, çok kıymetli; k.dili çok komik, gülünç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. süngertaşı; f. süngertaşı ile temizlemek veya parlatmak. pumice soap süngertaşı tozu ile karışık sabun. pumice stone süngertaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dörtbaşlı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevinmek, memnun olmak, hoşlanmak, hazzetmek; sevinç göstermek; sevindirmek, memnun etmek. rejoicingly z. sevinerek, sevinçle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız sıkılığı, sır saklama, sükut etme, susma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sır saklayan, ketum, çok konuşmaz, suskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. patates veya diğer sebzeleri ince deliklerden tazyikle geçirip ufaltmak. ricer i. patates ve diğer sebzeleri deliklerinden geçirerek ezmeye yarayan mutfak aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirinç, bot. Oryza sativa: çeltik: (rice cooked with oil) pilav. rice flour pirinç unu. rice milk sütlaç. rice paper pirinç kağıdı, çeltik sapından yapılmış kâğıt. rice pudding bir çeşit sütlaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kurban; fedakarlık; zarar; feda etme, kurban etme; f. kurban etmek, kurban olarak kesmek; feda etmek; zararına satmak, gözden çıkarmak. sacrifice hit (beysbol) takım arkadaşları ilerlesin diye atılan topa kendisinin yakalanacağı şekilde vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Sarı renkli çiçek. 2.Artvin ve çevresinde oynanan bir tür halk oyunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Dış yüzden, üstünkörü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. (kıs. scil., sc., ss.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., güz. san. İtalya'da on yedinci yüzyıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fedakarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. selfservis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running ropes / rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yıla ait, elli senede bir olan; i. ellinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ipek gibi, atlas gibi; (bot.) üIgerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serseri bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bakımını sağlamak, onarmak; teçhizatını tamamlamak; yardım etmek; (erkek hayvan) çiftleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hizmet, görev; iş; merasim, tören, ayin, ibadet; askerlik; yarar, fayda, yardım; çay takımı; (huk.) tebliğ; memuriyet, resmi iş; spor servis. service book dua kitabı. service cap asker veya subay kasketi. service court spor servis atılırken topu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) işe yarar, elverişli, kullanışlı, faydalı, yararlı, lüzumlu; hizmete alışkın, dayanıklı. serviceableness (i.) fayda, yarar, kullanışlılık. serviceably (z.) faydalı bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asker; tamirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yüz ellinci seneye ait; (i.) yüz ellinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğim sözünü küçültme hâli, sevgilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy. policy of assurance / insurance. attachment. documentary bill. insurance certificate. policy of insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Tam bu zamanda: Şimdicek burada idi, şimdicek gelecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machiavellian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dilim; balıkçılık ve matbaacılıkta kullanılan bir çeşit enli bıçak; golfta topa meyilli vuruşla topun gidişine kıvrıntılı yön verme; f. bir dilim kesmek; dilimlemek, doğramak; golfta topa bu şekilde vurmak. slic'er i. dilim kesici alet; gemi ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. savak; savaktan akan su; bir yerden bir yere ağaç kütüğü nakletmek veya altın madenini yıkayıp ayırmak için yapılan kanal; f. savak vasıtasıyla sulamak; bol su ile ıslatmak; savak yoluyle sevketmek (kütük). sluice gate savak kapağı. sluice val

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. gündönümü, gün durumu. summer solstice yaz gündönümü. winter solstice kış gündönümü. solsti'tial s. gündönümüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çomak durumu kabilinden; parlak kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahar, baharat; baharat gibi güzel kokan şey; lezzet veren şey; tat, çeşni: f. baharat katmak, ceşni vermek; cazipleştirmek. spicery i. baharat; baharatlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Çiçeği andıran, fakat pek hafif olan bir çocuk hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox. varicella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kafi gelmek, yetişmek, el vermek, yetmek. suffice it to say şu kadarını söylemek yeter ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kanuni Sultan Süleyman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz ve koro mensuplarının giydiği beyaz keten cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâmî dillerden biri. Şimdi ancak birkaç bin kişi tarafından konuşulmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Syriac (the language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derece derece, azar azar, yavaş yavaş: En küçük memuriyetten başlayarak tedricen bu makama yükseldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by degrees. gradually. by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدریجا] gitgide, adım adım, yavaş yavaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. üç kere, üç defa; tekrar tekrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barometrenin ana ilkesini keşfeden İtalyan fizik bilgini; Toricelli'ye ait veya onunla ilgili Torricellian tube barometrenin cam tübü Torricellian vacuum barometre cıvası üzerindeki hava boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. up (ile) kaldırıp baglamak; hisa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lahza, an. in a trice bir lahzada, çabucak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç başlı kas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iki kere, iki defa. twice-told s. iki defa söylenmiş, çok söylenmiş; eskimiş, köhne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. United Nations Children's Fund .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi; kullanılmayan, geçersiz, yürürlükte olmayan; denenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önyargısız,tarafsız; huk. haklanna dokunmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiyatı belirsiz; paha biçilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işe yaramaz, yararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade edilmemiş; dilb. ünsüz, sessiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîce hücum, vahşîce çekilip gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagely. atrocious. barbarically. barbarously. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestially. brutally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koruk suyu; ham meyva suyu; ekşilik, mayhoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tel şehriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

vise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) yerine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayıp, kusur, leke; kötü alışkanlık, kötü huy; (at) kötü oyun. vice squad fuhuş ve kumar kontrolü ile görevli polis ekibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. muavin, yardımcı, ikinci; i. vekil, muavin. vice admiral koramiral. vice chairman meclis başkanı yardımcısı. vice chancellor başhakim yardımcısı; rektör yardımcısı. vice consul viskonsül, konsolos vekili. vice president ikinci başkan, başkan yard

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. vekil; s. vekâlet eden. vicegerency i. vekâlet, vekillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yirmi yıl süren; yirmi senede bir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genel valiye ait. viceregally z. genel vali sıfatıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genel vali; eskiden Hindistan'da ingiltere kralını temsil eden vekil; Kuzey Amerika'ya özgü bir çeşit kelebek. viceroy'alty, viceroyship i. genel valilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tersine, karşılıklı olarak. call black white and vice versa siyaha beyaz ve beyaza siyah demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani, demek oluyor ki, kıs. viz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mengene; f. mengene ile sıkıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ses, seda, söz; fikir; sözcü; gram. fiilin edilgen ve etken olma hali, çatı; f. söylemek, ifade etmek; ilan etmek; müz. akort etmek. active voice etken çatı. give voice to ifade etmek. have a voice in söz hakkı olmak. in voice şarkı söylemeye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesli; sesle ifade edilmiş; akortlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesli; yüksek sesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sessiz; söz hakkı olmayan; dilsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Internet üzerinden telefon görüşmesi imkanı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., zool. çan hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yahudi tarz, usul veya dilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeni asker mânâsıyle Osmanlı devletinde yaya bir sınıf asker. Yeniçeri ağası = Bu askerin başkumandanı. 2. mec. Zorba, zor ile bir şey yapmak isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janissary. janizary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janissary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeniçeri askerliği, bu askerin sınıfı, hizmet ve vazifesi: Yeniçerilik’ etmişti. 2. Yeniçerilere mahsus tarz ve hareket. «»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıldızların belirli bir zamandaki yerlerini gösteren cedvel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldızların belli zamandaki yerlerini gösteren cetvel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir birine benzer yarımlara bölünebilir.zygomorphism i. birbirine benzer yarımlara bölünebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by