Id ne demek? | Id anlamı nedir? | Id

Id anlamı nedir?

id ne demek?

id anlamı nedir?

id | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. I would, I should, I had.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيد] bayram.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Idaho.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. bir kişideki zevk-acı ilkesine dayanan ilkel güdüsel güçlerin toplamı; alt ben; ilkel arzular; id .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Abd’ler, kullar köleler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz.Ferid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. - Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu. - Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Ma-cid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah’ın kulu. - Muid Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.el-Muid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden. Reşid’in kulu.- (bkz.er-Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibadet» ten if.) (mü. Abide) (c. abede). Tapan, tapınan, ibadet eden, takvâ ehli, zâhid: Abid adamdır, Abide bir kadın, Abidin ibadeti. Abede-i evsân = Puta tapanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عابد] ibadet eden. 2.erkek adı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبيد] kullar. 2.köleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, kölel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abid ve zâhide yakışır surette, Abidce: Bir Abidâne tavır ile; Abidâne ömür sürüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدات] anıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Abidât). Bir hadiseyi gelecek nesillere hatırlatmak için inşa edilen yapı, heykel, anıt (mecazî mânâda da kullanılır: bu kitap bir Abidedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial anıt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait; to pause; to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stay; to continue in a place; to have one's abode; to dwell; to sojourn; with with before a person, and commonly with at or in before a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain stable or fixed in some state or condition; to continue; to remain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; to be prepared for; to await; to watch for; as, I abide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To endure; to sustain; to submit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bear patiently; to tolerate; to put up with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stand the consequences of; to answer for; to suffer for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. cenotaph. memorial. edifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'. put up with something or somebody unpleasant; 'I cannot bear his constant criticism'; 'The new secretary had to endure a lot of unprofessional remarks'; 'he

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبده] anıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) bir yerde kalmak; sabit durmak; tahammül etmek, dayanmak, çekmek; ikamet etmek, oturmak, sakin olmak, mukim olmak abide by sebat etmek; itaat etmek durmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Anıt. Önemli ve değerli yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Abide gibi, Abideyi andırır.

2.Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İbadet edenler-Zeyne’l-Abidin’den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz.Ali’nin torunlarından biri, ibadet edenlerin ziyneti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, kesmek; mahrum etmek abridgement (i) kısaltma, özetleme; azalma, kesilme; bir eser, demeç veya sözün kısaltılmış şekli; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarf usul ve prensipleri ; tasrif, çekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza, arıza; (gram). sarf bölüğü; (fels). ilinek, âraz, accident insurance kaza sigortası acciden'tal (s)., (i). kaza eseri olan, arızi; rastlantı eseri olan, tesadüfi; esaslı olmayan;(i)., (müz). armür dö kle'den sonra tesadüfi olarak gele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). asit, ekşi şey, ekşi; (s). asit niteliğinde; asit fazlalığı olan. acid'ity (i). ekşilik , ekşime, asidite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). asit etmek, ekşitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayhoş etmek, biraz ekşitmek. acidulous (s) mayhoş, eksice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ekşi, keskin, sert; zihni kurcalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). Ienf bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adet» ten) (mü. adîde). Müteaddit, çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدید] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیده] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aferîden fiilinden imef.). Yaradılmış, mahlûk: Ferd-i Aferîde = Hiç kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریده] yaratık, yaratılmış, mahluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریدگار] yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan. draw up an affidavit yeminli beyan yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkan, korkmuş. be afraid korkmak. be afraid of (-den) korkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). İncil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد جدید] İncil ve ekleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد] söz, yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2.Söz vermek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدشکن] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائد] ait, ilişkin. 2.geri dönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yardım, iane; f yardım etmek, iane vermek. first aid ilk yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belirli sürelerde bir derneğe ödenmesi taahhüt edilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. subscription. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. benefice. income. remuneration. contribution. subscription. quota. dues. share. allowance. agency fee. capital fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائدات] gelirler, aidat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. aidât, avâid). Birine râci ve ait olan vergi yahut gelir: kendisinin vakıftan aidatı vardır; kendisi avâidini muntazaman alıyor (Müfredi pek kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائده] kâr, kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver; yardımcı, muavin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlatıcı niteliği olan not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ait olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of belonging. concern. relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation / interest. the state of belonging to. being the property of. concerning / regarding a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi Japon güreşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akide). Akideler, inanışlar, (bk.) Akide.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقائد] inançlar, akideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A. «akd» dan if. tes.: Akıdeyn) (hukuk). Bir mukavele ve şirket ve senet vesaire akd ve imza edenlerin herbiri: Akidlerin müracaatları üzerine. Akıdeyn hazır olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقد] akit yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.). Ağdadan yapılan katı bir şeker çeşidi. Çeşitli renk ve kokuda olur, daha çok «akide şekeri» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.) (c. akaid). İnanılan şey. İtikad, iman: akîdesi sağlam, akîdesi bozuk. c. Bir dinin ibâdetler hakkındaki emirleri dışında ulûhiyet vesaire hakkındaki fikirlerden bahseden ilim: llm-i akid, akaid-i Islâmiye, akaid kitabı. «Akide şekeri» tabiri galat olup doğrusu «ağda şekeri» dir. (bk.) Ağda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creed. belief. dogma. gospel. persuasion. tenet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقيده] inanç, akide.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقيده فروش] inanç tüccarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Bir akitte akdi yapan iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليحده] tek başına, başlı başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). striknin ve morfin gibi kuvvetli ve tehlikeli bir grup ilâçlardan her biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki elini aynı şekilde kullanabilen kimse; iki yüzlü kimse. ambidexter'ity (i). iki elini aynı şekilde kullanabilme hüneri; iki yüzlülük. ambidextrous (s). iki elini aynı şekilde kullanabilen; çok cepheli, usta; iki yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat ortasına, ortasında, arasına, arasında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok hasta. 2.Aşk hastası. 3.Başlıca nokta. 4.Önder, şef, komutan. 5.Diyarbakır’ın eski adı. Ortaçağ’da İslam Türk devletlerinde kullanılan bazı unvanlar ve memuriyet isimleri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). geminin ortasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). amino asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. local government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). badem gibi tanelerle dolu bir çeşit taS; (s). badem Seklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). insan şeklinde; (i). insan şeklinde robot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir çeşit kadranlı barometre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıvısız aneroid barometre aneroid, kadranlı barometre. aneroid aItimeter (hav). aneroid altimetre, aneroid yükselti saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). anidrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «inad»dan smüş.). İnatçı, anûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

O anda, derhal, hemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. suddenly. all of a sudden. on a sudden. out of clear sky. in a flash. abruptly. all at once. at once. sharp. short. slap. slap-bang. at a stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. overnight. sharp. short. suddenly. all of a sudden. all at once. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., zool. halkalı; (s). halkalılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mide ekşimesini tedavi eden, asitleri giderici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

öğleden evvel, sabah; (kıs). AM.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). insana benzeyen , insanımsı; (i). insana benzeyen maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antidote

panzehir

Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antidote , antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). panzehir, hastalık etkisini giderici madde, ilâç, deva, çare; herhangi bir (bedeni veya akli). bozukluğun etkisini giderici madde. antidotal (s). panzehire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da ırk ayırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). yaprak biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (coğ). (zool). eklembacaklıların örümcek ve akrep sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., zool örümcek ve akrep cinsinden hayvan; (s). bu hayvanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). araknoid, beyin zarlarından biri; (s)., (bot). örümceksi, ağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuru, sıcaktan çatlamış, kıraç; tatsız, yavan. arid'ity, aridness (i). kuraklık, kıraçlık; yavanlık; kuru şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. archiduc). Habsburg (Avusturya Macaristan) imparatorluk hanedanı prenslerine verilen unvan. «Büyük duka» demektir. Türkçe’de «arşidüke» da denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arşidükün feşi veya kızı. Habsburg Alman hanedanında imparatorluk prensesi: Büyük düşes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, çadıruşağı otu, kötü kokulu bir sinir ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. under. down there. downstairs. hereinafter. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. downstairs. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. downstairs. hereafter. hereunder. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the following. the undermentioned. downstairs. lower. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. following. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

C vitamini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asıl nişasta, yağ ve şekerle yapılan ve asîde helvası denilen bir nevi tatlı ismi olup, bizce Araplar’ın bazine dedikleri ve pirinç unu ile bamya ve etten yapılan yemeğe denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ortasına etli bamya dökülmüş pirinç veya arpa unu hamurundan ibaret Arap yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On, or to, one side; out of a straight line, course, or direction; at a little distance from the rest; out of the way; apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Out of one's thoughts; off; away; as, to put aside gloomy thoughts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

So as to be heard by others; privately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something spoken aside; as, a remark made by a stageplayer which the other players are not supposed to hear. a line spoken by an actor to the audience but not intended for others on the stage in reserve; not for immediate use; 'started setting aside money

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a line spoken by an actor to the audience but not intended for others on the stage. a message that departs from the main subject. on or to one side; 'step aside'; 'stood aside to let him pass'; 'threw the book aside'; 'put her sewing aside when he entered

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a speech directed to the audience that supposedly is not audible to the other characters onstage at the time When Hamlet first appears onstage, for example, his aside 'A little more than kin, and less than kind!' gives the audience a strong sens

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a few words or a short passage spoken by one character to the audience It is a theatrical convention that the aside is not audible to other characters on stage Compare with soliloquy, below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short speech made to the audience not heard by other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When the character breaks away from the situation to talk to the audience without being heard by the other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bir yana, bir tarafa, bir kenara, ayrı, kendi kendine. aside from ABD -den başka. call aside bir tarafa çağırmak. draw aside bir tarafa almak, bir tarafa çekmek. Iay aside bir tarafa koymak, saklamak. stand aside bir yana çekilmek. turn aside

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir oyuncunun sahnede kendi kendine söyledii sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Asidölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acidimètre

kim. asitölçer

Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir asidin temerküz derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr..Y. botanik). Zambakgillerden, daha çok saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evergreen perennial with large handsome basal leaves; grown primarily as a foliage houseplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evergreen perennial with large handsome basal leaves; grown primarily as a foliage houseplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). aspidistra, zambak familyasından çok güzel yaprakll bir salon bitkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çaIışkan, yorulmaz, yılmaz, bezmez, usanmaz; devamlı, surekli; dikkatli assidu'ity, assid'uousness (i). çalışkanlık, gayret; devam , süreklilik assiduously (z). kendini vererek, gayretle; sürekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(s)., (astr). küçük gezegen, asteroid, planetoit; (zool). deniz yıldızı familyası; s yıldız gibi. asteroi'dal (s). küçük gezegenle ilgili; yıldıza benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmis gibi bacaklan birbirinden ayn olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş görmüş, ateşten geçmiş, mec. Büyük ıztırap ve tecrübe geçirmiş adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Avustralya'nın asıl yerlilerine ait veya benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). havada oksitlenme; ikinci bir maddenin de bulunmasıyla oksitlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü ve/veya ses bilgilerini kaydeden, işleyen ya da oluşturan/çalan ürünler bu kategoride verilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Aide). (Dilimizde bu mânâ ile kullanılmaz).

1.Aidât, irat, gelir: Kendisinin vakıftan biraz avâidi vardır.

2.Tahsisat: Kendisine öteden beri bağlanmış avâidi vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوائد] gelirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arzulu, hırslı, haris. be avid for -e arzulu olmak, haris olmak. avidity (i). istek, arzu, hırs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sakınmak, çekinmek, kaçınmak , uzak durmak, içtinap etmek; (huk). bertaraf etmek, feshetmek, iptal etmek. avoidable (s). kaçınılır, sakınılır, içtinap olunur ; bertaraf edilir, fesholunur avoidance (i). sakınma, içtinap; (huk). iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gönül yüceliği.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arka taraf; insan veya hayvan kıçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fena yola sapmak; doğru yoldan tekrar günaha dönmek. backslider (i). fena yola sapan kimse; tekrar günaha dönen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden bir madde, bakterisid. bacterici'dal s bakterileri yok eden maddeye ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bakteri şeklinde, bakteri biçim, bakterimsi. bacteroi'dal (s). bakteriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buûd» den smüş.) (mü. baîde). Uzak, ırak, dûr: Bağdad, Şam’dan baîddir. İhtimale yakın olmayan, umulmayan, beklenmiyen: O adamdan böyle bir muamele baîd değildir. Baîd-ül-lhtimal = İhtimali kuvvetli olmayan, muhtemel olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعيد] uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağmur görmüş, mec. Görmüş, geçirmiş. Gürk-i bârândîde = Eski kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den).

1.Soğuk, serd: Mâ-ı bârid = Soğuk su.

2.mec. Letafetten uzak, nâhoş, soğuk: Bârid tavır, muamele.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارد] soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Soğukça, soğukçasına.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. meyhane tezgâhında hizmet eden kız veya kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Binbir Gece Masallan''nda dilenciye boş tabaklarla hayali bir ziyafet çeken Bağdat'lı prens. Barmecide feast çok kıt yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz, Bayezid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Bazitli mantarların sporlarının adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ideal güzellik, kusursuz güzellik örneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Bedîdar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Meşhur, görünür, açık meydanda. (Hüveyda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Görünür, Ar. meşhûd, zâhir, lyan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yatalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yatak başucu, hastaya bakan kimsenin veri; (s). yatak başucunda olan. bedside manner doktorun hastaya karşı tutumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلادیده] belaya uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâdet» den smüş.). Akılsız, ahmak, bön.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. benzoik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, irâdesine sahip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar, posta, ulak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برید] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci. 2.Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) yanyana, yanında; -e nazaran; üstelik, -den başka, dışında. beside oneself kendinden geçmiş çılgınş beside the mark söz dışı; munasebeti olmayanş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat). bundan başka, ayrıca, yanı sıra; üstelik: (edat) -den gayri, -den hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Tohumun içinde, embriyonu çevreleyen kısım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek; üzerinden geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (kimsenin) başına gelmek; ol mak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Faydasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Faydasız.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. öğütücü dişlerle köpek dişleri arasında her bir tarafta dörder tane olmak üzere bulunan kesici dişler. bicuspid valve ikili kapakçık, mitral kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيد] söğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. müzayedede fiyat arttırmak; (briç), deklarasyon yapmak; teklif vermek; i. teklif; kalkışma, teşebbüs; (briç) deklarasyon. bideler i. teklif veren kimse;(briç) deklarasyon yapan kimse. bidding i. müzayedede fiyat artırma; (briç); deklarasyon serisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i. emretmek, kumanda etmek; demek, söylemek; davet etmek; i., k. dili davet. bid fair ihtimal dahilinde olmak. bid farewell veda etmek. do as one is bid boyun eğmek, itaat etmek. bidding i. emir; davet, arzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيد مجنون] salkımsöğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيداد] zulüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيدادگر] zalim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyanık, uykusuz, uyumayan. Ar. yakzân. Baht-ı bîdâr = Yaver ve müsaid, uyanık talih. Dil-i bîdâr = Uyanık gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyanık, uykusuz, uyumayan. Ar. yakzân. Baht-ı bîdâr = Yaver ve müsaid, uyanık talih. Dil-i bîdâr = Uyanık gönül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيدار] uyanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيداربخت] talihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Uyanıklık.

2.Uğraşma.

3.Dikkatlilik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Uyanıklık.

2.•Uğraşma.

3.Dikkatlilik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Başlama, Ar. bidâ, mübaşeret: Bir işe bidâyet etmek.

2.Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Başlama, Ar. bidâ, mübâşeret: Bir işe bidâyet etmek.

2.Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدایت] başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başlama, başlangıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) d] başlangıçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, muti, söz dinleyen; (briç) deklarasyon yapmaya müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavuk; (argo) kocakarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dwell; to inhabit; to abide; to stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain; to continue or be permanent in a place or state; to continue to be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To encounter; to remain firm under ; to endure; to suffer; to undergo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; as, I bide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Abide. dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.dayanmak, yıkılmamak; oturmak, beklemek. bide one's time uygun zamanı beklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bidey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tubby. squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيدل] aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hindistan’da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی دین] dinsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçine su, benzin, petrol gibi sıvı maddeler konulan, silindir biçiminde saç veya çinkodan büyük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçine su, benzin, petrol gibi sıvı maddeler konulan, silindir biçiminde saç veya çinkodan büyük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. jerry can. skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. can. drum. metal barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil drum. metal barrel. plastic jerry can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French term for a water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BİRDÜZİYE (i.). Durmadan, arkası kesilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BİRDÜZİYE (i.). Durmadan, arkası kesilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yeni olan şey. 2.Dine müteallik olup Peygamber’den sonra ortaya çıkan şey: Bid’at-ı hasene, bid’at-ı seyyie (iyi ve kötü bid’at).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yeni olan şey. 2.Dine müteallik olup Peygamber’den sonra ortaya çıkan şey: Bid’at-ı hasene, bid’at-ı seyyie (İyi ve kötü bid’at).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدعت] sonradan ortaya çıkma. 2.dinde yeni getirilmiş şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortadan ikiye ayrılmış olan, yarık. bifid'ity i. yarık oluş. bifidly yarık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at once. at one stretch. in a stretch. at one sweep. trice in a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna kısaca ‘ADH’ diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman ‘ADH’ böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler ‘ADH’nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında ‘ADH’ salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren “antidiuretic” denilen bir hormondur. Biz buna kısaca “ADH” diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman “ADH” böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani “ADH” vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler “ADH”nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile “ADH”den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında “ADH” salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İktidar ile.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlak büyük göktaşı, bilhassa patlayıcı göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hilesiz, hakiki, iyi niyet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. asitborik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde bor bulunan bileşim, borit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. örmek, örgü şeklinde dokumak; kurdele veya bant ile tutturmak, bağlamak (saç); şerit veya sutaşı ile süslemek; i. örgü, saç örgüsü; şerit, sutaşı; kurdele, bant, şerit (saç için). braiding i. saç örgüsü; saç örgüsü şeklindeki motif veya süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gelin veya düğüne ait; i. düğün. bridal chamber zifaf odası, gerdek. bridal wreath bof Spiraea cinsinden küçük beyaz çiçekli birkaç ,ceşit bitki; keçisakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dantel veya nakışta motifleri birbirine bağlayan bağ, atkı, ilmik v.b.; süslü kadın şapkası şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin, yeni evli kadın veya evlenmek üzere olan kız. give away the bride nikâhta gelini güveye teslim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvey, damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. ıslahhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köprü; kaptan köprüsü; anat. burun kemiği; dişçi. köprü; müz. köprü; gözlüğün buruna oturan kısmı; f. köprü yapmak, köprü kurmak. bridgehead i., ask. köprübaşı mevzii. burn one's bridges ricat yolunu kesmek, geriye dönüş imkânını yok etmek. bridgew

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskambil briç, briç oyunu. bridge tournament briç turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın başına isabet eden kısmı; gem; bağ; den. iki gemi demirini birleştiren zincir veya halat. bridle hand dizgini tutan el, sol el. bridle path atlılara mahsus yol. bridle rein dizgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gem vurmak, dizginlemek; hareketlerini sınırlamak; baş kaldırmak; karşı gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. borda; borda ateşi: geniş taraf: kötü muamele: eskiden halka dağıtılan bir yanı basılmış el ilanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. bromür asidi, asit bromik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bromür asidinin tuzu; (argo) soğuk ve sıkıcı bir kimse; tatsız ve bayağı söz. bromide paper fotoğraf kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (F. bürîden = kesmek, kesilmek). Kesilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı kesik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sideburns.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'nın geleneksel savaş kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بریده] kesik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Defaatle, tekrar tekrar, birçok kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Defaatle, tekrar tekrar, birçok kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den). Cehd eden, çalışan, savaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهد] çalışıp çabalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (Erkek İsmi) - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Kadın İsmi) - (bkz.Cahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cambridge şehri; Cambridge universitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جامد] cansız. 2.donuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi, içten; tarafsız; dürüst, riyasız. candid camera photographs kusurları gizlemeyen fotoğraflar. candidly (z). samimiyetle, tarafsızca. candidness (i). samimiyet, dürüstlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adaylık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aday, namzet; talip. candidateship (i). adaylık, namzetlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kaproik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). yürek şeklinde olan eğri, kardioit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current expenditure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). karotis, boynun iki tarafında bulunan iki şahdamar; (s). bu şahdamarlara ait. carotid artery karotis arteri, şahdamar. carotid gland şahdamar guddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişek; (foto). filim kutusu, kaset; kartuş. cartridge belt palaska. cartridge case hartuç sandığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidân, câvidâne, câvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاود] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Baki, daimi, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاودان] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalıcı, geçici olmayan. Ar. dâimî, bâkî sermedî, ebedî: Hayât-ı câvid, câvidâne. Câvidânî = Geçici olmayan, ebedî hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cavidan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cedîde).

1.Yeni, kullanılmamış. Fars. nev. Libâs-ı ctdîd = Yeni elbise.

2.Ortaya çıkması üzerinden çok vakit geçmemiş. Fars. nev-zuhûr: Keşf-i cedid = Yeni keşif.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدید] yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدیده] yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâ görmüş, cefâ çekmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفادیده] üzülmüş, cefa çekmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çalışma, çabalama, uğraşma. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکيده] damlamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic).,(mark). selüloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cemşasb’ın babası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceride). Cerideler, gazeteler, (bk.) Ceride.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائد] gazeteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuz gibi; boynuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cerâid). T. Vaktiyle haraç tahsildârlarının arazinin mesahasını yazdıkları kâğıt veya deftere denirdi. Bir çeşit kadastrodur.

2.Sonradan mühim vak’aların yazıldığı kâğıda dendi. Bu münasebetle memleketimizde ilk çıkışında gazeteye bu isim verilmiş ise de, bugün kullanılmamaktadır: Cerîde-i askeriyye, cerîde-i bahriyye, cerîde-i tıbbiyye: Eski bazı Osmanlı mecmualarının adıdır.

3.Resmî dairelerin bazı büyük defterleri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریده] gazete. 2.tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatmış, tadılmış olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوامد] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevdet» ten) (mü. ceyyide). iyi, hoş, lâtif: Asâr-ı ceyyide = Hoş eserler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جيد] iyi, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (chid veya chided, chidden veya chided) azarlamak, kusur bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). klorik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). kloröz asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). kıkırdak gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). gözün damar tabakasının arka parçası; (s). buna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİDD) (i. A).

1.Çalışıp çabalama, cehd, gayret.

2.Ciddîlik, lâubaliliğin zıddı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).yüzyılda yaşamış Ispanyol destan kahramanı, Sid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın omuzlarının arası. (bk.) Cidav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedl»den).

1.Kavga, cenk, muharebe: Ömrünü cenk ve cidâl ile geçirdi. 2.Şiddetli münakaşa, tartışma, Ar. mubahase, münazaa, nizâ: Aralarında bir cidâl açıldı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدال] mücadele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cidâl, kavga arayan, kavgacı, savaşçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جدال جو] mücadeleci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. eski Türkçe).

1.Sabır, tahammül.

2.Sebat, karar.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabır, tahammül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. eski Türkçe). Sabır ve tahammül etmek, acıya dayanmak, katlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. eski Türkçe). Sabırlı, dayanıklı, tahammüllü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Duvar.

2.İki yeri ayıran zar. Ar. hicâb.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدار] duvar. 2.zar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın iki omuzu arası, iki omzunun başı. Cidav yarası = Yağır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten, hakikaten, alay ve latife yoluyle olmayarak, ciddî olarak: O adam cidden Alimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously. in earnest. indeed. really. for real. momentously. real. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeed. really. seriously. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدا] ciddi olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ciddiyye) (c. ciddiyyât). Gerçek, hakikî, sahih, alay ve latife kabilinden olmayan: Ciddî adam, ciddî söz. Ciddî ve mühim iş ve sözler: Ciddiyyât ile uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. earnest. businesslike. unsmiling. critical. important. austere. capital. demure. devout. eventful. forbidding. grave. gut. momentous. sedate. sober. sober-minded. solemn. staid. starched. mortally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austere. bad. critical. deep. earnest. grave. heavy. momentous. nasty. serious. sober. solemn. staid. standoffish. steady. straight. weighty. true. real. important. significant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. acute. ad hocracy. austere. crucial. devout. earnest. heavy. sober. solemn. stately. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدی] ağırbaşlı. 2.önemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnestness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİDDİYYET) (i. A.). Ciddîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriousness. earnestness. demureness. devoutness. momentousness. sedateness. severity. solemnity. staidness. starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austerity. dignity. earnest. gravity. solemnity. seriousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippancy. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten çalışılacak işler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدیت] ciddilik. 2.ağırbaşlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), toplanmış, devşirilmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma suyu, elma şarabı. cider press elma cenderesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ne fayda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (cihân = dünya, dîden = görmek). Çok yaşamış, çok görmüş ve gezmiş olan, mec. tecrübeli insan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جخان دیده] görmüş geçirmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı gezip görmüş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (geom). sarmaşık eğrisi, sisoid; (s). bu çeşit eğri içinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). asit sitrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivit renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile rastlaşmak, aynı zamanda meydana gelmek, tesadüf etmek; uymak, bir olmak. coin'cident (s). birbirine rast gelen, mütesadif; mutabık, birbirine uyan. coin'cidence (i). tesadüf, rastlantı. coinciden'tal (s). rastlantı eseri olan, tesadüfi. co

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çarpışmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (kim). koloit; (s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). konkoid; sedef eğrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). kondiloid, lokmamsı, lokma şeklinde. condyloid process alt çenenin arka tarafında olan yumrumsu tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sırdaş, dert ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mahrem olarak söylemek, sır vermek. confide in itimat etmek, emniyet etmek, güvenmek. confide to teslim etmek, emanet etmek, tevdi etmek; sır vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, emniyet, itimat; mahremiyet, gizlilik; sırdaşlık. confidence game dolandıncılık. confidence man dolandıncı. I have confidence in him. Ona itimadım var. Ona güvenirim. told in confidence mahrem olarak söylenmiş, sır olarak verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emin, inanmış, kani; cüretli, atılgan. confidently (z). güvenle, tereddüt etmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahrem, gizli; güvenilir. confidentially (z). güvenerek; Sır olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güvenen, şüphe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). konik (şekil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek; göz önünde tutmak; üzerinde düşünmek; mütalaa etmek, dikkate almak; saymak, hürmet etmek; merhamet etmek ; farz etmek. all things considered enine boyuna düşünülürse. not worth considering kale alınmaz, lafını etmeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). önemli, hatırı sayılır ; büyük, hayli, fazla, (i)., ABD, (k).dili fazla miktar. considerably (z). epeyce, oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saygı, düşünce; gözönüne alma; karşılık, bedel; önem, ehemmiyet; itibar, saygınlık; (huk). borsada verilen pey akçesi. for a consideration para mukabilinde. in consideration of sebebiyle, itibariyle, hasebiyle; karşılığında. take into considerati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, birleşmek; pekiştirmek, pekişmek, takviye etmek, saglamlaştırmak; (tic). konsolide etmek. consolidated debts (tic). konsolide borçlar, vadesi uzatılmış borçlar. consolidated school (A.B.D). ve Kanada'da birkaç mahallenin çocuklarının

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlik, birleşme, birleştirme, sağlamlaştırma, takviye; borçları birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koridor, geçit, dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). gelgit seviyesi aynı derecede olan yerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat)., (zool). hokka gibi, cotyloid cavity hokka şeklinde kalça kemiği çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kır, kırlık; sayfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). inek derisi; (f). dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). gırtlak kıkırdağı; (s). gırtlak kıkırdağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Crinoidea sınıfından denizlâlesi, zambak şeklinde birkaç çeşit deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). kenarı tarak şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da aşk tanrısı. Cupid's bow yay şeklinde üst dudak çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, tamah, açgözlülük,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dilimli, ucu eğri ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tükürük hokkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyanür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). yuvarlanma eğrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). havuz balığı: (s). havuz balığına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon. copying ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karar vermek, kararlaştırmak, hüküm vermek. decide against (a). thing bir şeyin aleyhinde karar vermek. decide for a thing, decide in favor of a thing bir şeyin lehinde karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, şüphesiz; kararlaştırılmış, mukarrer, muhakkak; sebatkar, inatçı. decidedly (z). kesinlikle, katiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli mevsimlerde dökülen, geçici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rutubetini gidermek. dehumidifier (i). rutubeti gideren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi, kuduz otu (alyssum).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). delta şeklinde, üçgen, üç köşeli; (i)., (tıb). deltakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bitmiş, sürmüş. Nevdemîde = Yeni bitmiş, yeni sürmüş. Fars. nev-reste.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir bileşimdeki oksijeni çıkarmak. deoxida'tion (i). deoksidasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtılmış, yırtık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istihza etmek, sakalına gülmek, alay etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tipik nümunesi deniz kestanesi olan bir hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). arzulamak, istemek, özlemek; eksikliğini duymak, yokluğunu hissetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istek belirten, arzu ifade eden; (i). dilek, istek; (gram). istek belirten fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., of ile boş, hali; yoksun, mahrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). başka bir elemanla iki atom klordan mürekkep kim yasal bir madde, diklorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). do.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öğretici, öğretsel, didaktik, ahlâki yönden eğitici, bilgi verici. didactically (z). öğretici bir şekilde; ahlâki yönden eğitmek için fazlasıyla üstüne düşerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğretke, didaktik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Öğretici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. didactique

öğretici

Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic öğretici. didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yüz, çehre. Ar. vech: Arz-ı dîdâr etmek = Yüzünü göstermek. Dîdâr-ı yâre niil olmak := Sevgiliyi görmeye veya sevgili ile konuşmaya kavuşmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیدار] görüşme, buluşma. 2.yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüz, çehre. 2.Görme, görüşme. 3.Görüş kuvveti. 4.Açık meydanda.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, kandırmak, dolandırmak; boşuna vakit geçirmek, vakit öldürmek: kımıldatmak, sarsmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dîde-gân). Göz, Ar. ayn, Fars. çeşm. Nûr-ı dîde = Gözün nûru. Dîde-i eşk = Göz yaşı döken göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Görmüş (sıfat terkibi teşkiline girer): Cihin-dîde = Dünyayı görmüş, çok gezmiş veya yaşamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیده] görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیده] göz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Göz. 2.Gözcü. 3.Gözbebeği. 4.Gözucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bekçi, muhafız, kolcu.

2.Nöbet bekleyen, karakol.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.) (m. dîde). Görmüşler. LOtf-dide-gân = Lutuf görmüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, muhafızlık, kolculuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیدگان] gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gözüm.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Didilmiş. (bk.) Ditmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok didilmiş: Çocukaevi didik didik etmiş. (bk.) Ditmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ditmek, didik didik etmek (bk.) Ditmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull to shreds. to mishandle. to turn upside down. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok çalışıp çabalamak, gayret etmek, çok zahmet çekmek durmaksızın çalışmak: Çok didindi çalıştı sonunda emeline ulaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to work hard. to toil. to slog. to drudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to work hard. to wear oneself out. fag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Didişmekten hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini ditmek, birbirini rahatsız etmek, dalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick on each other. to scrap. to scuffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halkın eskiden istanbul’ca»: Fransızlar’a verdiği bir ad: Didon sakalı = Yalnız çenesinde sivri sakalı, olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili bebek bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (bot). (zool). iki eş parçadan ibaret olan, çift büyüyen, ikiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekinme, kaçınma, mahcubiyet, utangaçlık, çekingenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çekingen, utangaç, mahcup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Video kullanarak görüntüler ve sesler, dijital sinyallere dönüştürülür ve bu şekilde işlenirler. Dijital teknikler kullanılarak hem ses hem de video, kalite kaybı olmaksızın aktarılabilir ve kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bakımsızlıktan harap etmek, tahrip etmek, kırıp dökmek; bakımsızlıktan harap olmak. dilapida'tion (i). harap olma, bakımsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). ikiye bölünmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). dioksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çift, iki katlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outdoors. outside. out of doors. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alfresco al fresco. out. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). disk şeklinde, yassı ve yuvarlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir ayrılığı, ihtilâf, karşı koyma, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). muhalif, karşı koyan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). disülfür bir eleman ile iki kükürt atomundan meydana gelen bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bölmek, taksim etmek, ikiye ayırmak, kesmek; tevzi etmek, dağıtmak; ara açmak; sınıflandırmak, tasnif etmek, kısımlara ayırmak; oy kullanmak için ikiye ayırmak veya ayrılmak (parlamento); (mat). bölmek; (i)., (cogr). yağmur sularını iki yan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kar hissesi; (mat). bölünen. dividend coupon (tic). kâr kuponu. cash dividend peşin ödenen kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bölen veya ayıran kimse veya şey; hisseleri bölen kimse; (çoğ). pergel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölünmüş, bölünebilir; ayrı, ayrılabilen; dağıtılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD kalitesinde bilgisayarda film izlemenize olanak sağlayan bu format son dönemde gittikçe yaygınlaşmakta. Bu sistemi destekleyen DVD oynatıcılarda piyasalarda bulunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yukarı çekilip açı labilen köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دزدیده] çalıntı, çalınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD (Digital Versatile Disc ya da Digital Video Disc). Büyük veri, resim ve ses kapasitesine sahip yük yoğunluklu bir optik disktir. Tek yüzlü, tek katmanlı disklerin kapasitesi, 4,7 GB’dır. Bu değer CD’lerin yaklaşık yedi katıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yazılım içeriğine bağlı olarak çocukların izlemesini önlemek için ebeveynler tarafından yazılımın “kilitlenmesini” sağlar. Ebeveyn kilitli diskin normal izlenmesi için, kayıtlı tanımlama kodu gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yürekler, kalpler, gönüll(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Cemşid soyundan anlayış ve zekasıyla meşhur bir İran hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fuad). Fuadlar, gönüller, (bk.) Fuad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİDEN) (i.). Eğreti, geçici olarak. Ar. muvakkaten.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eider duck (zool). Kuzey Avrupa ile Amerika'ya ait iri bir deniz ördeği. eiderdown (i). bu ördeğin göğsünden alınan yumuşak ve ince tüy; bu tüyden yapılmış yorgan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (psik). önceden algılanan objelerin zihinde net bir şekilde canlandırılması yeteneğine ait, bu yetenekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. la) şekil,görüntü, hayal: hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. veked’den smüş.) (mü. ekîde).

1.Sağlam, muhkem, metin.

2.Sarih, kesin, açık, kat’İ: Emr-i ekîd, evâmir-i ekîde = Açık emirler (birinci mânâdan alınmıştır).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکيد] kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Metin ve sağlam şekilde.

2.Açık ve kesin olarak. Osm. sarahaten ve kat’iyyen: Emrin yerine getirilmesini kendisine ekîden yazdılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکيدا] kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Feda etme, gözden çıkarma, verme.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. telaffuz ederken atlamak (harf veya hece); çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Bir elipsin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle meydana gelen mücessem şekil, mücessem kat’ı nâkıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Elipsoitle ilgili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., geom. elipsoit. ellipsoidal s. elipsoit gibi oval şekli olan, elipsoidal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açıklamak, izah etmek, tarif ve beyan etmek; bir konuyu aydınlatmak, açmak. elucida'tion i. açıklama, izah, tarif ve beyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Allah’a ısmarladık. Allah’a emanet olun yollu ayrılık hitabı, (bkz.el-Firak, el-Veda). - Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emced). Emcedler, en şanlılar, en şerefliler, (bk.) Emced.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine nakış işlemek; süslemek; mübalâğaya kaçmak (hikâyede). embroidery i. nakış, işleme; süs embroidery frame kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check lock. guard lock. safe lock. safety lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Perişan, saçılmış, dağınık şeyler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranda TV programını görebilmemizi sağlayan uyg.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) salgın, yaygın,genel; (i.) salgın hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salgın hastalıklardan bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épiderme

anat. ve bit. b. üst deri

1. anat. Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı.

2.bit. b. Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuticle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The epidermis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvan derisininveya bitki kabuğunun dış zarı, beşere, üstderi epidermal, epidermic (s.) üstderiye ait epidermoid (s.) üstderiye ait veya benzer olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşit uzaklıkta,aynı mesafede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö.

4.yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS.yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. isnâd). İsnadlar. (bk.) isnad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sevâd). Sevâdlar, siyahlıklar, karalıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in old times. in times of old. of old. before now. once. beforetime. sometime. formerly. anciently. erstwhile. lang syne. onetime. in days of yore. of yore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. once. in the old days. in the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. in the old days. in the past. autrefois. catchpol. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) burun içinde bulunan kalbura benzer bir kemiğe ait. ethmoid bone (anat.) etmoid, kalbur kemiği. ethmoidal cells (anat.) etmoid hücreleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Oklit, milattan 300 sene evvel yaşamış olan Yunanlı geometri bilgini Euclid'ean (s.) Oklit'e veya onun geometri sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) günahları cezalandıran üç tanrıça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

householding. housekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şiir akşam, akşam vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «vedîd» dilimizde kullanılmamıştır). Ehibbâ, dostlar, ahbaplar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) delil, tanıklık, şahadet, ispat, tanıt; vuzuh, açıklık, aydınlık; şahit; (f.) belirtmek, tasrih etmek, açıklamak, tavzih etmek; ispat etmek. be in evidence göz önünde olmak, belirmek, meydana çıkmak. external evidence harici delil, konu dışında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) açık, belli, sarih, aşikâr, vazıh, ortada olan, meydanda olan. evidently (z.) aşikar olarak, açıkça, sarahaten, tabii, anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) delil veya şahit kabilinden, delile dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. verîd). (bk.) Verîd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء جدیده] yeni çağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fayda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فائده] yarar, kazanç, fayda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Faydalı, müfîd, nâfî, kârlı, kazançlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فائده بخش] yararlı, faydalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقيد] eşi az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fesâd’dan if.) (mü. fâside) (c. fesede).

1.Bozuk, bozulmuş, sağlam ve doğru olmayan: Fikr-i fâsid, itikadât-ı fâside.

2.Featçı, iş bozan, nifak düşüren müfsld: Fâsid adam. Fesad eden bir şahıs (yalnız bu ikinci mânâ ile ve ekseriye isim gibi kullanılır), (tıp) Fisldül-bünye = Her hastalığa istidadı olan zayıf ve hasta mizaç. Fr. diathésique. Flsid daire = Bir meseleyi başka bir mesele, onu da tekrar birincisiyle tarif etme yolu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاسد] bozulmuş, bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, müşkülpesent. fastidiously (z). titizlikle. fastidiousness (i). titizlik, müşkülpesentlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kehanet kabiliyeti olan, gaipten haber veren, geleceği önceden haber verebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feride). Tekler, nadirler, (bk.) Feride.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorluktan sonra gelen kolaylık; kederden, darlıktan sonra gelen sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ferit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرید] biricik, tek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ferâid). Emsalsiz ve nâdir bulunur inci vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferid). -Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sekizinci gök. 2.Pişdadilerin 6.padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave’nin yardımıyla Dahhak-ı Mari’yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh’tur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok şevkli, aşırı gayretli. fervidly (z). şevkle, gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kokmuş, kokuşmuş, taaffün etmiş. fetidness (i). kokuşma, taaffün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fâide). Faydalar. (bk.) Fayda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوائد] yararlar, faydalar, kazançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Iifli, lif gibi, liften yapılmış. fibroid tumor lifli tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kaşkaval; mandal; (den). çelik; tahta veya madeni çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fedâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağaç ve çiçeğin tazesi: Ağaç, gül, karanfil fidanı.

2.Diğer yere dikilmek üzere tohumdan yetişme olarak sık bitmiş olduğu yerden çıkarılmış taze ağaç veya çiçek: Fidan dikmek, fidan yetiştirmek, fidan tarlası.

3.Düz ve doğru ağaç dalı. Fars. nihâi. Fiden gibi = Fidan boylu, ince uzun.

4.Ağacın kökünden çıkan sürgün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapling. cion. set. plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapling. young tree. plant. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapling. young tree. young plant. tiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) 1.Yeni yetişen körpe ağaç. 2.Fidan boylu: İnce uzun mütenasip.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tohumdan fidan yetiştirmeye mahsus tarla veya bahçe. Fars. nihâlistân: Burası güzel bir fidanlık olur. Bağ ve bahçesi olan adam bunun bir köşesine bir de küçük fidanlık yapmalıdır.

2.Yeni dikilmiş bağ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. plantation. nursery garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursery garden. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gümüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فضه] gümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (müz)., (leh). veya alay keman; (den). fırtına olduğu zaman tabaklar düşmesin diye so'fra kenarına çekilen tahta veya ip korkuluk; (mak). rende makinasında aletleri tutan çerçeve; (f)., (k).dili keman çalmak; sinirli sinirli parmaklarını o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Boş Iâf ! Saçma !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçma sapan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (aşağ). kemancı. fiddler crab toprağı eşmek için kullandıgı iri kıskacını keman tutar gibi tutan bir çeşit yengeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keman yayı; saçmalık, boş şey. Fiddlesticks! ünlem, eski Saçma!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Adalarına mahsus bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yastıkta tohumdan yetiştirilip tekrar dikilmek üzere çıkarılan sebze fidanı: Pırasa, lahana, domates fidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedling. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedling. nursing plant. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) - Bahçıvanlıkta, yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. fidéisme

din b. inancılık

Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Sebze fidesi dikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fidelerin yetiştirildiği yer.

2.Fide olmaya elverişli.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat, vefa; doğruluk. high fidelity (elek). sesi tabii olarak kaydetme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (çoğ). huzursuzluk, rahatsızlık, sinirlilik: yerinde duramayan kimse; (f). rahat oturamamak, yerinde duramamak, durmadan kımıldanmak veya kımıldatmak. fidgety (s). rahat durmayan, kıpır kıpır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güvenen, emniyet ve itimat eden; emniyet ve itimat kabilinden; (fiz). miyar veya ölçü birimi türünden. fiducially (z). emaneten, güvenle, emniyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). itimada dayanan; emanet olan, emanet; itibari; (i). emin, mütevelli, mutemet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir insanın esirlikten veya düştüğü bir belâdan kurtulması için verilen para vesaire: Kendisini haydutların elinden kurtarmak için fidye vermek lâzım geldi. Deha çok Fidye-i necât = Kurtuluş parası denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom. ransom kurtulmalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıvamını kaybedip yumuşamış, gevşemiş, gevşek. flaccid'ity (i). gevşeklik, kıvamsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırmızı, yüzüne ateş basmış (yüksek tansiyondan); çok süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). akışan, seyyal: akıcı, sıvı mayi, sulu: (i). sıvı veya gazlı madde. fluid'ity (i). akıcılık, seyyal oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D). 29,57 cc: ing 28,41 cc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor ile başka bir elemanın bileşmesinden meydana gelen kimyasal karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyokim). folik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayalara mahsus köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bade, bidden, bidding) menetmek, yasaklamak, yasak etmek. God forbid ! Allah esirgesin ! forbidden (s). yasak, yasaklanmış. Forbidden City Tibet deki Lhasa şehri; Pekin'deki eski yasak bölge. forbidden degrees nikâh düşmeyen akrabalık dereceleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, haşin, ürkütücü nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkulur, korkunç, dehşetli, müthiş, heybetli; pek zor. formidabil'ity (i). korkunçluk; güçlük. for'midably (z). korkulacak surette, dehşet verici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kardeşini öldürme; kendi kardeşlerini öIdüren kimse. fratrici'dal (s). kendi kardeşini öldüren, kardeş katli kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cuma. Good Friday Paskalya yortusundan önceki cuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k). dili buzdolabu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk, buz gibi; cansız, duygusuz; cinsel bakımdan soğuk (kadın). Frigid Zone kutup bölgesi. frigid'ity (i). soğukluk, duygusuzluk, cansızlık. frig'idly (z). soğuk bir şekilde, duygusuzca. frig'idness (i). soğukluk, duygusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma hamamlarında serinleme yeri, soğukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. frigidaire

buzdolabı

Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mantarları öIdüren ilaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i, zoo/ morina cinsinden balıklara ait; i morina cinsinden herhangi bir balık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenmiş, yuvar, lanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. dîden = Görmek). Keder görmüş, bir dert ve kedere uğramış. Ar. mağmûm, mükedder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i parlak, cilâlı gibi (balık pulu); i, zool parlak pullu bir balık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير ادراکی] idrak dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visitors. comers. passers-by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buzlu, buz gibi donmuş, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığan, Osm. istiâb edilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندیده] kokuşmuş, kötü kokmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general overhead. overhead cost. overhead s rate. total outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırım, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tırtılları yeri olçer gibi yürüyen birkaç çesit pervane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dönmüş, dolaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Felek gibi muktedir, kudretli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. astern. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rearward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mikropları kıran madde; s. mikrop öldürücü, antiseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Isırılmış. Mâr-gezîde = Yılan tarafından ısırılmış, yılanın ısırdığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GIDA) (i. A.) (c. ağdiye).

1.Besleyen şey, beslenmek üzere yenen ve içilen şey, kuvvet: İnsanın gıdası. Ağdiye-i nâfia = Yararlı gıdalar.

2.Bir adamın yemeyi veya içmeyi Adet ettiği şey: Günde beş sigara benim gıdamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrient. nourishment. food. diet. nutriment. nutrition. aliment. fare. nutrient. pabulum. sustenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food. nourishment. nutrition. sustenance. diet. nutriment. alimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food. nourishment. nutriment. diet. feed. fodder. keep. nurture. nutrient. nutrition. pabulum. sustenance. tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدا] besin, gıda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Mümkün değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, kahve, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 4 tane limon sıkılır. Karıştırılıp bir kerede içilir. Sonra şekersiz kahve veya koyu çay içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gıdâiyye). Beslemeye yarayan, besleyişe ait: Mevâdd-ı gıdâiyye = Besleyici maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Git git gıdak sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluck. to cackle. to cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (doğrusu gızalanmak). Yemek, beslenmek, Osm. tegaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bugün artık hemen hemen her evde buzdolabı var. Günlük gıdalarımızı bozulmasınlar diye buzdolabında saklarken, uzun süre saklayacaklarımızı da buzluk veya derin dondurucu dediğimiz kısmına koyuyoruz. Gıdaların normal hava şartlarında bozulmalarının nedeni, bu ortamda gıdada bulunan bakterilerin, mikropların kısacası mikro organizmaların gelişerek faaliyetlerini sürdürmeleridir.

Gıdaları soğukta veya dondurarak muhafaza en çok başvurulan ve püf noktaları olan yöntemlerdir. Bu arada gıda muhafazasında tam tersi yollar da vardır. Isıtarak muhafaza ve kurutma gibi. Hatta turşu kurmak bile bir muhafaza yöntemidir. Dondurarak muhafazaya geçmeden önce pastörizasyon, sterilizasyon gibi sık sık ismini duyduğumuz veya etiketlerin üzerlerinde gördüğümüz terimlerin anlamlarına bir bakalım.

Gıdaları daha dayanıklı kılmak amacıyla uygulanan yöntemlerden pastörizasyon ve sterilizasyon ısıl uygulama ile muhafaza anlamına gelmektedirler. Sterilizasyonda gıda 100 derecenin üzerinde ısıtılır. 100 derecenin altındaki ısıl uygulamalar ise pastörizasyon adını alır. Her iki yöntemde de amaç daha işin başında bakteri ve mikropları öldürmektir.

Hangi yöntemin uygulanacağını gıdanın asit durumu belirler. Asit oranı fazla gıdalarda bakteri ve mikropların ısıya dirençleri azalır. Bunun için düşük asitli gıdalar sterilize edilirlerken yüksek asitli gıdalar pastörize edilirler. Ancak sütte durum farklıdır. Süte pastörizasyon işleminin uygulanmasının asıl amacı dayanıklı bir ürün elde etmekten ziyade verem mikrobunu öldürmektir.

Kurutarak saklamada, su ortamdan uzaklaştırılır. Böylece bakteri ve mikropların gelişmesi önlenir, biyokimyasal reaksiyonlar en aza indirilir. Ancak yine de bazı kimyasal reaksiyonlar oluşur ve bunlar da renk koyulaşmasına ve gıdanın acılaşmasına yol açarlar.

Soğukta muhafazada, gıdanın hücre suyu, en fazla donma noktasına kadar soğutulur. Meyve ve sebzelerde bu sıcaklık +4 ile -2 derece arasındadır. Bu yöntemin en yaygın kullanma yeri buzdolabıdır ve dondurarak muhafaza ile karıştırılmaması gerekir.

Günümüzde gıdaların dondurularak saklanması çok yaygın bir şekilde uygulanan en iyi muhafaza yöntemidir. Bu yöntemde hücre suyunun donması ve hücrelerin ölmesinin sağlanmasına kadar sıcaklık düşürülür. Gıdalar genellikle -40 derecede dondurulur, -18 veya -20 derecede muhafaza edilir.

Gıdadaki su miktarının azalması bakteri ve mikropların yaşamalarına uygun olmayan bir ortam yaratır. Ancak dokulardaki suyun donarak buza dönüşmesi sırasında hacim büyüdüğünden hücrelerdeki doku yapıları da bozulabilir. Bunu önlemek için donma olayının hızı çok iyi kontrol edilmelidir.

Gıdaları yavaş yavaş dondurursak oluşan buz kristalleri hücre dokularını parçalayacağından, yapısı bozulmuş olan bu gıda çözünme sırasında dışarıdan gelecek bakterilerin hücumuna karşı direnç gösteremez ve çabucak bozulur, donma sırasında oluşan buz kristallerinin boyutları, donma hızına bağlıdır. O halde donma, buz kristallerinin büyümelerine fırsat bırakmayacak şekilde mümkün olduğunca hızlı olmalıdır (şok donma).

Bu şekilde dondurulmuş gıdalar tüketiciye ulaşana kadar dondurulmuş durumda olmalı ve depolarda -18 derecenin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü bir kere dondurulduktan sonra çözülen gıda artık steril değildir, hatta bu durumda bozulma daha hızlı oluşur, tekrar dondurmak da çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Besleyen, besleyici: Gıdalı yemektir. Hurma gıdalı bir meyvedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undernourished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde XV. asrın sonlarında Sultan Korkut’un icat ettiği bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. başı dönmüş, başı dönen; sersemletici, baş döndürücü (yükseklik veya dönme hareketi); hoppa, terelelli; sersem, beyinsiz: f. sersemletmek, sersemlemek. giddily z. başı dönerek, sersemlemiş olarak. giddiness i. baş dönmesi, sersemleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek mastarından. Gide gide, git gide = Zaman aşımıyla, zamanla vararak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gider olan, Ar. râhil, zâhib, Fars. revende: Giden gelen = Misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir iş için harcanan para, masraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. expenditure. outgoings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. expense. outgoings. outlay. expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outlay. expenditure. expense. cost. expired cost. outgoings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek üzere iken: Giderayak bunu yapmıyacaktınız!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the last moment. just before leaving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak: Giderek öyle bir durum meydana geldi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever. increasingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remove. make disappear. cause to cease. gradually. slowly. step by step. by degrees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removing. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relieving. removing. slaking. remedy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir arızayı, bir rahatsızlığı ortadan kaldırmak, yok etmek: Bu ilâç ağrınızı giderir. Otomobildeki bozukluğu bir türlü gideremedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remove. eliminate. clear. satisfy. supply. allay. appease. avert. dispel. disperse. dissipate. efface. fulfil. fulfill. gratify. iron out. obviate. quench. repair. resolve. smooth away. smooth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. counteract. dispel. dissipate. repair. sate. satisfy. to remove. to dissolve sth. to cease. to stop. to dissipate. to dispel. to satisfy. slake. to appease. to quench. to slake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remove. to make disappear. to cause to cease. correct. counter. dispel. efface. obviate. overcome. retrench. rid. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çene altı: Çocuğun gıdısını okşadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the exclamations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Pezevenk, kaltaban.

2.Çıkışma ve hafif azarlama tâbiri olarak kullanılırsa asıl mânâsındaki ağır hakareti taşımaz: Seni gidi senil


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Giden, gider veya gidecek olan, yolcu: O zavallı hasta gidiciye benziyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on his / her way out. who is leaving. who is about to die of old age illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gıcık, parmakla insanın bazı taraflarına dokunarak elinde olmadan gülmesini ve bir çeşit sinir ve rahatsızlığı getirmek işi (doğrusu gıcıktır).

2.Gerdan (yalnız çocuklarda).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Birinin bazı yerlerine parmakla dokunup elinde olmadan gülmesini ve bir nevi sinir rahatsızlığını mucib olmak: Çocuğu çok gıdıklama bayılır (bunun doğrusu gıcıklamaktır).

2.mec. Teşvik etmek: Şeytan beni gıdıklıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickle. to tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıdıklanma fiili, gıcıklanma: Onun gıdıklanması pek kolaydır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (doğrusu gıcıklanmak). Bazı yerlerine dokunulunca bir sinir rahatsızlığı duyup elde olmadan gülmek: Ayağının altına dokunulunca gıdıklanmayacak adamlar azdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tickling sensation. to be tickled. to have tickling sensation. to tickle. to be ticklish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tickling sensation. to be tickled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Musikide geçki sırasında, geçki yapılan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gitmek, vaki veya mümkün olmak: Oraya gündüz gidilmez. İki saatte gidilebilir mi? Merih’e gidilmek kabil olsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by inches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık). Prensiplerden hareket ederek neticeye varan düşünüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gitme, hareket, ayrılış: Böyle ansızın ve habersiz gidişinin sebebini anlayamıyorum.

2.Yürüyüş tarzı, Fars. reftâr: Bu gidişle siz iki saatte oraya varamazsınız.

3.Tarz, hareket, Fars. reviş: O adamın gidişini beğenmiyorum. O, bu gidişle pek az zamanda varını mahvedecektir. Gidiş müdürü = Eskiden pâdişâhın geliş, gidişlerini düzenleyen yüksek protokol görevlisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gill. going. departure. go. process. conduct. deportment. outgoing. sequence. tenor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. gait. going. pattern. process. stream. tack. conduct. way of life. course. movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. going. tenor. way. conduct. manner of living. way of life. parting. travel. issue. procedure. trend. course. egress. exit. getting away. go. going off. out and home. pace. stream. tack. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outward and inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going and coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşlerin yürüyüşü, hadiseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going. goings-on. state of affairs. course. way. complexion. drift. set. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. pattern. things. goings-on. affairs. situation. conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the course of events. the progress of a job. conduct. behaviour. goings on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine gitmek, ziyaretleşmek. Yanlış olarak gidişmek ve gicişmek yerine kullanılıyor, (bk.) Gidişmek, gicişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gicişmek, kaşınmak: Avuç, yara gidişiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Bisikletin ön tekerleğe kumanda eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. guidon

yönelteç

Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle bars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgee fors. handlebar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the handlebars of a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Savaş, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Girit adasına ait.

2.Girit ahalisinden olan, Giritli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GİT GİT GIDAK) (i.) ses taklidi). Tavuğun yumurtladıktan son•a çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe, zaman geçtikçe

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. more and more. ever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as time goes on. increasingly. gradually. more and more. by degrees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. more and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. oyuklu, çukursu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaymak, kayıp gitmek, akmak, akıp gitmek, süzülmek; sessizce hareket etmek; yavaş yavaş değişmek; hav. motor kullanmadan havada uçmak; kaydırmak; i. kayma; dilb. sesin yavaş değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma, akış, süzülüş. gliding angle hav. süzülme açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hamile, gebe. gravid'ity (i.) gebelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; (elek.) bataryada kullanılan delikli kurşun levha; (d.y.) ray şebekesi; kablo şebekesi; bir haritada kesişen yatay ve dikey hatlar sistemi; radyo valfta kontrol voltajı taşıyan ızgara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) alçak kenarlı bir çeşit demir tava; (f.) böyle tavada hamur işi pişirmek. griddle cake (i.) bir çeşit gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) kesmek, kazımak, gıcırdatarak kazımak, raspa etmek; gıcırdatarak geçmek; (i.) raspa sesi ile kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; ızgara şeklinde şey; Amerikan futbol sahası; (d.y.), ray şebekesi; sahne için ışık ve panoların asıldığı ızgara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol gösterme, delâlet, rehberlik; işaret; idare; kılavuz; A.B.D. eğitim sırasında çocuğa ve ailesine öğüt verme ve yol gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) yol göstermek; kılavuzluk etmek, delâlet etmek; idare etmek; işaret etmek; yetiştirmek; (i.) rehber, kılavuz, yol gösteren kimse; yönetmelik, talimatname; (mak.) yatak, kızak, ray; sevk kanalı, oluk; (gayd.) guided missile (ask.) güdüm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehber, rehber kitabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okuyucuya yardımcı olmak için kitap sayfasının üstüne yazılan yazı; standart tespit eden kural veya prensip, tüzük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol işareti, yol gösteren direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tabur sancağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkıştırılmış, sıkılmış.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Ses dalgalarının neden olduğu hava basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır. ( Lärmstärke/loudness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, müntehab. Ar. mümtâz. Bir şeyin en iyi kısmı: Asâr-ı güzide = Seçkin eserler. Türk şairlerinin en güzidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. select. choice. outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eminent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. güzide). Güzîde’nin c. seçkinler, seçilmişler, beğeğenilmiş söz, şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Seçilmiş, beğenilmiş söz, şiir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گزیده] seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hâbîde-gân). Uyuyan, uyumuş, uykuya dalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâbîde). Uyuyanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hiddet’ten smüş.) (m. hadide).

1.Öfkeli, hiddetli, titiz. Ar. gazûb. Hadîd-ül-mizâc = Hiddeti galip, çabuk kızar.

2.Şiddetli, şedîd, keskin.

3.Demir, Fars. Ahen.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Keskin. 2.Demir. 3.Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4.Kur’an-ı Kerim’in 50.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öfkeci, öfkeli, çabuk kızar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. hadîdiyye). Demire ait veya demirden yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahfâd). Evlât oğlu, erkek torun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حفيد] torun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Erkek torun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız torun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حفيده] kız torun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kız torun. (bkz.Nebire).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyülenmiş olduğundan dolayı kederli. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claimant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûd» dan if.) (mü. hâlide) (c. hâlidîn, hâlidât). Dâim dâimî, sürekli, Ar. sermedi. Ceziir-i hâlidât = Araplar’ın Kanarya adalarına verdikleri isim olup, o vakit bu adalar dünyanın en batı noktası kabul edilerek boylam dairelerinin başlangıcı sayılmıştı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالد] sonsuz, ebedî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sonsuz, daim, ebedi. 2.Bir yıldan çok yaşayan. 3.Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah’ın kılıcı olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) klor grupundan bir unsurla meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (kim.) halojenli, halojenimsi; (i.) bir halojenle meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamd» den smüş.) (mü. hamîde).

1.Övülmeye değer, beğenilen medhe lâyık, Ar. memdûh: Ahlâk-ı hamîde, evsâf-ı hamîde. Hamîd-ül-hısâl = Her huyu beğenilen.

2.Hamd ü senaya lâyık olan Allah: Rabb-i Hamîd.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamd» den if.) (mü. hamide). Hamd ve şükr eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حامد] hamd eden, şükreden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. 2.Hamdeden, şükreden kul. 3.Hz.Pey. (s.a.s)’in lakaplarından.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Övülmeye değ(Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülhamid). - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğrilmiş, bükülmüş, kanbur, kemerli: Kadd-i hamîde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خميده] eğik, eğri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hamid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski hizmetçi kız ,evlatlık, besleme; cariye, odalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (biyol.) yarı kromozonlu (hücre).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîbe).

1.Bâkireler.

2.Delinmemiş inciler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرید] satın alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خریدار] müşteri, alıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâid).

1.Bâkir kız.

2.Delinmemiş inci, Fars. dürr-i nâsüfte.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) huysuz kocakarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hasar = ziyan, Fars. dîden = görmek). Ziyan görmüş, zarara uğramış, Ar. mutazarrır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خساردیده] hasarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hased» den if.) (mü. lâsıde). Hasetçi, kıskanan, Ar. Hasûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصد] ekin biçen, hasatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاسد] kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. Hasi'dim) gizemci bir Musevi tarikatı üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (haydud’un cem’i olmak üzere kullanılmış ise de evvelâ haydud kelimesi Arapça olmadığından böyle bir çokluk olamaz ve bu kelime Arapça olmadığı için o dile mahsus olan (ha) ile yazılmayıp (hı) ile yazılması lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çiğnenmiş.

2.Küçük çocuklara verilen çiğnenmiş yemeğe benzeterek başkaları tarafından çok söylenmiş (söz ve tabir): Birtakım hâyîde teşbihler kullanıyor.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saman arabasıyle yapılan kır gezintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güz mevsimini görmüş, sararıp solmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazâna erişmiş, solup sararmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarmal, helezoni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). basur, emeroit. hemorrhoid'al (s). basura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).bitkileri öIdüren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Kocamış, ihtiyarlamış, zayıflamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ihtiyarlığa ermiş, kocamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). hide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خداع] düzen, komplo.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İspanyol asılzadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin gösterdiği doğru yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Doğru yolu arama, doğru yola girme.

2.Tanrı tarafından birinin kalbine ilhâm olunan hak yolunu aramak arzusu: Kendisine hidâyet geldi. 3.Hak dini, islâm dini.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the right way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هدایت] doğru yolu gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Hak yoluna doğru yola girme. 2.Müslüman olmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

doğru yolu göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). hide: (s). gizli, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Keskinlik, şiddet, sertlik: Mizâcı hiddetlidir.

2.Öfke, gazab, tehevvür: Hiddete geldi. Hiddetle cevap verdi. Pür-hiddet = Öfkeli, gazaplı. Hiddet-i bâsıra, hiddet-i sâmia, hiddet-i şairime vesaire (tıp) = Bu duyguların (görme, işitme, koklama) fazlalığı’ve keskinliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. wrath. fury. steam. bate. dudgeon. exasperation. flame. flare-up. furor. furore. paddy. sound and fury. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. fury. rage. steam. wrath. violence. irascibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fury. rage. anger. dander. exasperation. fume. heat. hot. ire. irritation. violent temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حدت] öfke. 2.keskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb furious. to get a rise of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, gazaba gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get furious. to be angry (with. to fly into a temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, Fars. gazabnâk, pür-hiddet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (hid, hidden) saklamak, gizlemek, ketmetmek, örtbas etmek; saklanmak; gizlenmek. hide one,s head utancından saklanmak. hide out (polisten) saklanmak. in hiding saklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvan derisi, post; (k).dili insan derisi, cilt; (f)., (k).dili dayak atmak. I haven't seen hide or hair of him. İzi tozu yok. tan one's hide bir kimseye dayak atmak, köteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklambaç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (polisten) saklanacak yer, yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar görüşlü, eski kafalı; derisi kemiğine yapısmış (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıdmet). Hizmetler, (bk.) Hizmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمات] hizmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok çirkin, igrenç, kerih, korkunç. hideously (z). iğrenç bir şekilde, korkunç bir surette. hideousness (i). igrençlik, korkunçluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hideaway.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklanacak yer, gizlenecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hızır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vezir, Asaf: Hıdîv-i Azam.

2.Osmanlılar’ın son üç Mısır valisine (ismail, Tevfik ve Abbas Hilmi Paşalar) verilen unvandır: Mısır hıdivi. 3.Kral nâibi, Fr. vice-roi, İng. vice-roy.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدیو] Mısır valisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدیو] Mısır valisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîvâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hıdîviyye) (Osmanlılar’ın yaptığı Arapça kelimelerdendir). Bir vezire veya Mısır valisine ait: Cânib-i Alî-i hıdivîlerine. Idâre-i hıdîviyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bu Arapça kelimeyi de Osmanlılar yapmışlardır). Mısır valiliği, Mısır valisinin sıfatı, vazifesi ve idaresinde olan yerler: Mesned-i hıdîviyyete geçmiştir. Hıdîviyyet-i Mısrıyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîviyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت] hizmet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خدمتکار] hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Hidrojen ile basit veya birleşik bir maddenin birleşmesinden meydana gelen asit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Bir cismin su ile birleşmesi yahut suyun bazı madenler üzerine etkisiyle meydana gelen birleşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hızır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Su gücü ile elde edilen elektrik. Hidroelektrik santrali— Su gücünü kullanarak elektrik üreten fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Suyu kolayca emen: Pamuk hidrofil bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air pressure tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure tank for a water supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Bir bölgedeki yeraltı ve yerüstü sularının tamamı ve bunları inceleyen ilim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). H. senbolü ile gösterilen bir eleman. Ağır hidrojen = (bk.) Deuterium. Hidrojen bombası = Ağır hidrojen atom çekirdeğinin kaynaşıp helyum haline girmesiyle elde edilen enerji temeline dayanan bomba.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: H

Atom Numarası: 1

Kütle Numarası: 1,0079

Yoğunluk: 0,09 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -259,14 °C

Kaynama Sıcaklığı: -252,87 °C

Evrendeki maddenin % 90’dan fazlasını oluşturur.

Suyun, canlıların ve petrol gibi birçok organik bileşenin yapısında bulunur.

Çeşitli kimyasal bileşiklerin oluşturulmasında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

H-bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T. kimya). Karbonu ve hidrojeni olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Karbonlu hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). OH senbolü ile gösterilen ve bir madenle birleştiği zaman hidroksit yapan atom grubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Bir hidroksil grupu ile bir madenin kaynaşmasından meydana gelen birleşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Su veya başka bir sıvı basıncıyla işleyen makine.

2.Suları faydalı bir hale sokma bilimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic. hydraulics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic. hydraulics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birtakım organik bileşiklerdeki moleküllerin suyun tesiriyle ikiye ayrılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: Y. Fr.). Su ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sıvıların ağırlığını, yoğunluğunu ve basıncını ölçmeye’ yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Sıvı halindeki koloitlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yamaç, dağ eteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satın alma, Ar. mübâyaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alıcı, müşteri, talib.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). kıllı, dikenli, iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatil; bayram veya yortu günü. holiday clothes bayramlık elbise. Iegal holiday resmi tatil günü. Roman holiday katılanların zaranna olan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adam öldürme, katil; adam öldüren kimse, katil. homicid'al s. adam öldürme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insan gibi, insansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, iğrenç; k.dili kötü, çirkin, berbat. horridly z. korkunç bir şekilde. horridness i. igrençlik, korkunçluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel endamlı, boylu boslu kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta hizmetçisi. housemaid's knee tıb. dizkapağı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaş rutubetli, nemli. humid'ity, hu'midness i. rutubet, nem. humid'ify f. nemlendirmek. relative humidity nispi nem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nemlendirici tertibat veya cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nemlendirme kutusu; tav kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş, Ar. şems.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güneş, aftab, mihr, şems. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of good conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومت مستبده] istibdat hükümeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسن اداره] iyi yönetim, iyi idare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cam gibi şeffaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. melez hayvan veya bitki; iki ayrı dilden alınmış kelimelerle yapılan bileşik kelime; s. melez, karışık. hybridism, hybrid'ity i. melezlik. hybridiza'tion i. melezleştirme. hybridize f. melez olarak yetiştirmek veya yetişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen ile diğer bir unsurun bileşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dil kemiği, dilin kökünde bulunan at nalı şeklindeki kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Hyper MIG (metal-in-gap) video kafaları, aydınlık sinyalini %30, renkseme sinyalini de %10 oranında güçlendirerek paraziti önemli ölçüde azaltmakta ve daha yüksek video performansı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit fazlalığı (midede).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tiroidin fazla çalışmasından ileri gelen durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. evvelce bahsedilen yerde, aynı kitapta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bed» den masdar).

1.Başlama. Ibtidâ etmek = Başlamak.

2.Başlangıç, baş, evvel: Ayın ibtidâsı. Başta, en önce: Ibtidâ buna bir çare bulalım.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابتدا] ilkin, önce. 2.başlangıç. 3.başlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ibtidâiyye).

1.Başlangıca ait, en önce olacak: Mekteb-i ibtidâİ = Yeni tahsile başlayan çocuklara mahsus olan en küçük dereceli okul, İlkokul, c. mekâtib-i ibtidâiyye.

2.Yeryüzünün ilk jeoloji zamanları: Ezmine-i ibtidâiyye = ilk zamanlar (çağlar).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Başlangıçlar. Başlangıçta olanlara öğretilen bilgiler ve bu bilgilere Ait kitaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hızla işe girişme, Ar. mübâderet, musâraat, mübâşeret: Bir işe ibtidâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابتدار] başlama, girişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başlanmak, girişilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başlamak, girişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابتدائی] ilkel. 2.ilkokul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. balık gibi, balığa benzer; i. balığa benzer herhangi bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيد اضحی] kurban bayramı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيد فطر] ramazan bayramı, şeker bayramı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 müzik dosyalarında, parça ve başlık bilgisinin yanı sıra sanatçı hakkında bilgiler içeren ID3 etiketleri bulunmaktadır. Herhangi bir PC ya da Macintosh® bilgisayarda düzenleme yapılabilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Edremit yakınındaki Kazdağı'mn eski Yunanca adı; Girit'te bir dağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «add»den masdar). Hazırlama, Ar. tehiyye, birini bir işe yeterli ve muktedir olacak hâle getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayı, hesap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. matematik). Yükseklik Aletlerin derecelerini gösteren hareket eden kol, Osm. mastara, irtifâ gönyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İdâdiyye).

1.Hazırlamaya, istidatlı ve hazır olacak bir hale getirmeye mahsus.

2.Eski eğitim sisteminde rüşdiyeden sonra gelen ve üniversiteye talebe yetiştiren orta dereceli okul, lise.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanzimat’tan sonra Osmanlı devletinde lise, rüşdiyye (ortaokul) ile dârülfünûn (üniversite) arasındaki okul: Idâdiyye-i mülkiyye, idâdiyye-i askeriyye, idâdiyye-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDAM) (i. A. «adem» den masdar). Yok etme, vücudunü kaldırma, şer’an ve kanunen öldürme, Ar. kısas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execution. dispatch. hatchet job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execution. hanging. capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment. death penalty. execution of a death sentence. hanging. execution. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty of death. penalty / punishment of death. extreme penalty of the law. capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execute. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâm» dan masdar). Daim ve baki etme, devam ettirme: Vaziyetini idâmeden başka bir şey düşünmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. maintenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. perpetuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادامه] devam ettirme, sürdürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sürdürülmek, devam edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. under a sentence of death. condemned to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «deyn»den masdar). Borç, ödünç verme, ikraz: Kendisine para idâne eden yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ödünç olarak, idâne yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDARE) (i. A. «devr» den masdar).

1.Çevirme, döndürme, dolaştırma: Makineyi idare etmek.

2.Kullanma, istimal, becerme, çevirme, zapt ve rabt: Bu konağı idare eden odur. İşini, maiyetini çok iyi idare ediyor.

3.Bir memleketin mülkî işlerinin yapılması, hükümet etme: Vilâyetin idare işleri valiye aittir.

4.Geçinme, Ar. taayyüş: Bu maaş idareme yeter.

5.Tasarruf, israftan kaçınma: Maaşını idare ile kullanıyor. İdareye çok bakıyor. İdare ile geçiniyor.

6.Yetme, kifâyet: Bu para, bu kumaş idare etmez.Resmî bir işin veya bir şirket vesaire işinin görülmesiyle vazifeli ve ekseriya bir müdürün emrinde bulunan heyet ve daire: Posta ve telgraf, tekel, banka, sigorta idaresi.Böyle bir heyetin devam edip iş gördükleri yer ve konak, daire: İdareye müracaat etmeli. idare lâmbası = Eskiden yatak odasında yanan kandil. İdare memuru = Mülkî işlerde görevli memur. İdare meclisi = Vilâyet, kazalarda, şirket ve banka gibi dairelerde ahali veya hissedarlardan seçilmiş üyelerden mürekkep meclis, yönetim kurulu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management. handling. control. economy. sparing. thrift. admin. chancellery. conduct. conn. disposition. dominion. government. helm. mastery. regimen. rein. rule. ruling. steerage. steering. stewardship. supervision. sway. wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. conduct. control. direction. disposal. management. manipulation. thrift. government. board. economy. frugality. austerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. direction. management. economy. thriftiness. administration of office. charge. conduct. control. dispensation. governance. government. guidance. helm. husbanding. manipulation. regime. regimen. retrenchment. running. stewardship. supervisi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اداره] döndürme. 2.çekip çevirme, yönetme. 3.devlet dairesi. 4.yönetim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. conduct. govern. handle. lead. manage. shift. subsist. superintend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative low. administrative law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of directors. administrative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işleri öyle veya böyle idare etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اداره عرفيه] sıkıyönetim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İdare ve tasarrufa çok dikkat eden, pinti. 2.İdare adamı, yönetici (bu mânâsı dilimizde yenidir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. manager. director. executive. conductor. curator. housekeeper. intendant. manipulator. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. executive. helmsman. manager. organizer yönetici. thrifty. frugal tutumlu. tolerant hoşgörülü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailiff. business manager. administrator. conductor. organizer. specialist in administrative law. skillful in administration. tactful. director. intendant. housemaster. functional executive. business administrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

management. administration. governorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management yöneticilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. administrative skill. tact. governorship. husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDARE-HANE) (i.). Bir işe bakan hey’etin toplanarak iş gördükleri yer ve daire: Bu gazetenin idarehanesi başka ve matbaası başka yerdedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اداره خانه] yönetim bürosu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.idare ve tasarrufa uyan: İdareli adamdır.

2.İdare ve tasarrufa elverişli: Sığır eti çok idarelidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. thrifty. efficient. good at managing. economic. ;. frugal. sparing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. nurse. spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not skilled in management. wasteful. uneconomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetent management. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idare yoluyle, işi idare ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İdare ile alâkalı; idare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managerial. administrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اداری] yönetimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dübr» den masdar). Baht ve talihin insandan yüz çevirmesi. Bahtsızlık, talihsizlik, ikbâl zıddı, perişanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادبار] talihsizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kimlik kartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kocasından ayrılan veya kocası ölen kadının, tekrar evlenmek için beklemeye mecbur olduğu şer’İ müddet: Iddetini tamamlamadan evlenemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dâvâ» dan masdar).

1.Haklı veya haksız bir davaya kalkışma: İddia edene ispat ve inkâr edene yemin düşer.

2.Haksız ve esassız bir davada bulunma, taşımadığı sıfatı, taşıdığını söyleme ve kendisine ait olmayan bir hakkı istemeye kalkışma: Şairlik iddiasından vazgeçmedi. 3.Kendini büyük ve kudretli sananın kendi hakkındaki fikri: O adamın iddiası pek büyüktür.

4.İnat, ısrar, muannidlik: iddia etmem ama böyle zannederim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. pretension. allegation. assertion. pretence. pretense. charge. argument. asseveration. averment. bet. contention. contest. information. pleading. protestation. say-so. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. assertion. bet. claim. contention. pretension. thesis. insistence. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. assertion. claim. bet. pretension. thesis. false claim. insistence. wager. argument. asseveration. averment. contention. contest. crimination. line shooting. plea. position. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادعا] düşüncesinde ısrar etme. 2.dava etme. 3.inat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. assert. claim. contend. declare. maintain. protest. purport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. assert. to allege. to claim. to assert. to maintain. adduce. affirm. arrogate. attest. aver. avouch. bet. challenge. contend. declare. to shoot a line. make out. to submit the plea that. plead. profess. protest. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Savcının, iddialarını topladığı ve soruşturma sonunda mahkemede okuduğu yazı, savcının görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).)

1.İddiası çok olan, taşımadığı vasıflarla öğünen, gösterişçi. 2.Muannid, musir, inatçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubbornly insistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubborn insistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wager. to bet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidar ve liyakat davasında bulunan, kendine çok güvenen: İddialı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious. disputed. artsy. arty. assertive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertive. pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious. presumptuous. assertive. where much is at stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious. unpretending. undemanding. unassuming. go-as-you-please. fluffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertive. unpretentious. simple. modest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Tahıl toplayıp kıtlık zamanında yüksek fiyatla satmak üzere biriktirme.

2.Umumiyetle bir şeyi toplayıp biriktirme, Ar. cem’ ve hıfz: İcabında kullanmak üzere bir miktar para iddihârı faydasız değildir.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idée

düşünce

Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Yun.

düşünce

Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the content of cognition; the main thing you are thinking about; 'it was not a good idea'; 'the thought never entered my mind'. a personal view; 'he has an idea that we don't like him'. an approximate calculation of quantity or degree or worth; 'an estima

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual With Disabilities Education Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, the federal law governing the rights of children with disabilities to receive a free and appropriate public education in the least restrictive environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, the federal law that oversees the provision of a free and appropriate public education to students with disabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual with Disabilities Education Act. - A private key encryption-decryption algorithm that uses a key that is twice the length of a DES key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act-Legislation to provide special education for certain categories of disabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act The education law that governs and protects children with disabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Individuals with Disabilities Education Act of 1997.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act SSA: Social Security Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, IDEA was amended in 1997 One amendment addresses the role of Assistive Technology in Special Education and mandates that AT be considered at every IEP of every student regardless of Disability. abbreviation of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encryption Algorithm - This is a symmetric encryption algorithm This algorithm is patented in most countries and although non-commerical is free, a licence is required from the patent holders for commerical use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encrypion Algorithm, developed in Europe as an alternative to exportable American ciphers such as DES which were too weak for serious use IDEA is a block cipher using 64-bit blocks and 128-bit keys, and is used in products such as PGP I

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refer to Individuals With Disabilities Education Act of 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Developed in Switzerland and licensed for non-commercial use in PGP IDEA uses a 128 bit user supplied key to perform a series of nonlinear mathematical transformations on a 64 bit data block Compare the length of this key with the 56 bits in DES or the 80

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symmetric key block cipher algorithm developed by Xuejia Lai and James Massey in 1991.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encryption Algorithm--encrypts text in PGP--IDEA was chosen as the conventional encryption algorithm in Philip Zimmermann's public key encryption software program, PGP The IDEA algorithm is a symmetrical block cipher that takes a fixed-

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, and the parallel statutes of many states guarantees the right to a free and appropriate public education in the least restrictive environment for students with disabilities The law applies to all students betwe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir, düşünce, mütalaa; ta savvur; inanç; tahmin, sanı; k.dili ana konu; fels. idea fixed idea saplantı. I have no idea. Hiç bir fikrim yok .The idea is that... Mesele şudur ki Maksat şundan ibarettir:... The very idea! Ne kadar tuhaf !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gaye edinilen hedef, ülkü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéal

fel. ülkü

Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideal. optimum. optimal. pattern. soaring. utopian. ideal. goal. aim. dream. dreamboat. mission. apotheosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epitome. ideal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideal. model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the idea of something that is perfect; something that one hopes to attain. model of excellence or perfection of a kind; one having no equal. conforming to an ultimate standard of perfection or excellence; embodying an ideal. constituting or existing only

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The depiction of people, objects, and scenes according to an idealized, preconceived model. mental image of perfection or excellence, as in: Pursue your ideal, even though others may not understand. or Absolute The combination of all conceivable excellenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A conception of something in its absolute perfection. a perfect, often unobtainable, case The formula for a falling body cab easily be derived in the ideal case where there is no air resistance, but we know that the real situation is a little bit differen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uktu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tasavvur edilebilen en mükemmel sonuç (şey, hal); ulaşılmak istenilen amaç, kusursuz hayal; mükemmel kimse veya şey, ideal, üIkü; s. ideal, üIküsel; kusursuz, mükemmel, üstün, en yüksek evsafta; tasavvura dayanan, hayali. ideal gas basit fizikse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyada iyilik yapma hevesi, ideal uğruna çabalama hevesi; fels. üIkücülük, idealizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Ülkücü.

2.idealizm görüşüne bağlı filozof.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéaliste

ülkücü

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aktawi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes that Truth with a capital T can be discovered and known as in a unified field theory of physics Numbers are discovered. someone guided more by ideals than by practical considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üIkücü, idealist, mefkureci idealis'tic s. üIkücü, idealizme ait, fazla ümitli; kendi çıkarını düşünmeyip kamu yaranna çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ideal oluş, üIkücü vasıf veya karakter; yaratılcılık; fels. yalmz kavram halinde mevcut olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or render as ideal; 'She idealized her husband after his death'. form ideals; 'Man has always idealized'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idealleştirmek idealiza'tion i. idealleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bilgide düşünceyi temel olarak alan ve varlığı, insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden felsefe görüşü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéalisme

ülkücülük

Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İdealizm en basit deyişle standartlaşmış biçim anlamına gelir. Sanat alanında maddesel bir nesneyi değil de onun zihinsel kavramının tasarımını karşılayan sanat yapıtı, aslında bir “idea” nın tasarımıdır. Platon` a göre idealar tek gerçekliklerdir ve sanatın gerçek işlevi de tek gerçeklikler olan bu ideal biçmlerin yansıtılmasıdır. Böylece mimesis (öykünme, taklit) kuramı oluşur. Mimesis kuramının oranlara, klasik armoni kurallarına ve geometriye dayalı ilgisinin yüzyıllardır insan zihninde yer alması, sanatçıları seçme yapmaya zorlamış ve mutlak güzellik anlayışına ulaşmak için ideal biçimler yaratılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tasavvur etmek, kavramak, anlamak idea'tion i. tasavvur veya kavrayış yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. sabit fikir, saplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idée fixe

ruh b. saplantı

Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idée fixe. obsession. insane delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., s., Lat. aynı(eser veya yazar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, bir, tıpkı, özdeş. identically z. aynen, aynı ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teşhis etmek, hüviyetini tayin etmek; aynı olduğunu ispat etmek; bir tutmak, fark gözetmemek identify with ile bir tutmak identifica'tion i hüviyetini tespit etme; hüviyet identification card kimlik kartı, hüviyet varakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. identique

mat. özdeş

Kendinde özdeşlik bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kimlik, hüviyet; özdeşlik, ayniyet identity card kimlik belgesi, kimlik cüzdanı identity crisis ergenlik çağındaki benliği bulma bunalımı identity disk üzerinde askerlerin kimligi yazılı olan madalyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ideograph i. yazıda kelimenin harfleri gösterilmeden doğrudan doğruya fikri ifade eden işaret, ideogram ideograph'ic(al) s anlamı belirten işarete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe), ideoloji taraftarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir kuramın dayandığı düşüncelerin tümü, ideoloji ideolog'ical s. ideolojik ideol'ogist i. ideolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Siyasî bir parti, bir hükümet, sosyal bir sınıf vesairenin hareketlerine istikamet veren ve siyasî yahut sosyal bir doktrin meydana getiren fikirler sistemi. 2.Hakikî olaylarla alâkalı olmayan fikirler üzerine kurulmuş doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir fikrin ifadesi olarak vücutta hâsll olan çoğunlukla istem dışl bir harekete dair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çog. eski Roma takviminde Mart, Mayıs, Temmuz ve Ekim aylarınınve diğer aylanngünleri; bu tarihlerde biten sekiz günlük muddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (kıs i.e.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dıhk» den). Güldürme, güldürülme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادخال] içeri alma, sokma. 2.yurt dışından getirme, dışalım, ithal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.içeri alınmak, sokulmak. 2.dışalım yapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.içeri almak, sokmak. 2.yurt dışından getirmek, dışalım yapmak, ithal etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادخالات] ithalat, dışalım malları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İğdiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevgilinin bayramı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal, mübarek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türklerde bir şan. 2.Devlet yönetme gücü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kutlu, saadetli. 2.Yüksek rütbeli. 3.Eski Türklerde bir hükümdar ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kır yaşayışını anlatan kısa manzum veya mensur yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idyll. idyl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) 1.Kır hayatını konu edinen yazı veya şiir, aşk hakkında. 2.Küçük ve şairane resim. 3.İçten ve saf aşk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmaklık, bönlük, dimağ zaylflığı; delilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .deyim, tabir; şive, lehçe; üslup idiomat'ic s. belirli bir dilin özelliklerini taşıyan, dilin if ade özelliklerini belirten idiomat'ically z. ana dili gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. başka bir hastallktan ileri gelmeyen veya sebebi bilinmeyen hastallk; alerjik hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idiopathie

tıp kapan duygu

Yalnız başına ilerleyen, belli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. plazmanın uzviyetin mahiyetini tayin eden kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mizaç, huy; özellik, hususiyet, özel durum idiosyn crat'ic s. özel durumla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri zekâlı kimse; ahmak veya bön kimse idiot box argo televizyon idiot's lantern ing, argo televizyon idiot'ic s., ahmak idioticslly z. budalaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيدیه] bayramlık, bayram bahşişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dalâl» den). Saptırma, yanlış yola düşürme, doğru yoldan çıkarma; azdırma. Girîve-i ıdlâl = Sapıtkanlığın içinden çıkılmaz yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşırı derecede nazlanma, naz etme, nazlanış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Naz etme, nazlanma, aşın derecede nazlanma.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. işsiz, aylak, aslı esası olmayan; işlemeyen; boş; f. boş gezmek; vaktini boşa harcamak, oyalanmak, boş şeylerle meşgul olmak; (motor) boşta çalışmak idle mo ments boş zamanlar idle pulley, idling pulley avara kasnagı idle away time zaman öI

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dümûc» dan masdar). Katma, alma, içine alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alışmak için bir şeyin tekrar tekrar yapılması, devam, müdavemet. (edebiyat) Öğrenilen dilde kelime ve cümleleri çeşitli şekillerde tekrarlamak, Fransızca: exercice. (tıp) Beden idmanı = Vücudü kuvvetlendirmek için yapılan hareketler, Fransızca gymnastique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise. practice. training. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training. exercise. physical jerks. practice. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادمان] alıştırma. 2.spor, egzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İdman yaparak bir spor kolunda çalışmaya hazırlanmış olan.

2.mec. Bir şeye alışmış ve onu yadırgamaz hale gelmiş olan: O, böyle hareketlere karşı idmanlıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. in good shape. experienced in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fit. out of practice. out of trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idol. cult figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a material effigy that is worshipped as a god; 'thou shalt not make unto thee any graven image'; 'money was his god'. someone who is adored blindly and excessively. an ideal instance; a perfect embodiment of a concept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An image of a deity that serves as the object of worship. object that people worship, as in: He donated the golden idol he found to the museum. symbol of the substitution of the ego for our true Self or God; a false belief that there can be something othe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amsemmud Adamum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. put, sanem; mabut; çok sevilen kimse veya şey; yanlış fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. putperest kimse; taparcasına seven kimse. idolatress i. putperest kadın. idolatrous s. putperestlik kabilinden. idolatrously z. puta taparcasna. idolatry i. putperestlik; çılgmca sevgi, şuursuz sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşırı derecede sevmek, fig. tapmmak; putlaştlrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «der» den masdar). Bu kelimeyi dere mânâsiyle kullananlar var ise de, Arapça’da bu mânâya gelmediği gibi, dere bu maksadı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «derk» den masdar) (c. idrâkât).

1.Anlayış, varış, akıl erdirme, Fars. derk, Ar. fehm, ferâset: İdrâk-i maili bu küçük akla gerekmez.

2.Erişme, yetişme, kavuşma, vâsıl olma: Fâtih Sultan Mehmed devrini idrâk edenler.

3.Çağını bulma, mevsimine yetişme, olgunlaşma, kemale erme: Mahsûlün idrâki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognizance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition. comprehension. understanding. attainment. reaching. perception algı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehension. perception. understanding. mental ability or quickness. attainment. reaching. cognition. cognizance. consciousness. grasp. intellect. penetration. realization. reason. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادراک] kavrama, anlama. 2.erişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kavranmak, anlaşılmak. 2.yaşanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. to perceive. to understand. to apprehend. to reach. to attain. cognize. collect. comprehend. conceive. to have a clear conception. distinguish. grasp. penetrate. sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kavramak, anlamak. 2.yaşamak, görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent. dull-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDRAR) (i.). Sidik, Ar. bevl (bu kelime «derr» masdar olarak Arapça ise de, Arapça’da süt ve yağmuru akıtma mânâsına gelir. Vaktiyle daimi surette akıp verilen maaş ve vazife mânâsiyle de kullanılırdı. İdrar kelimesini Türkler yapmışlardır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uretic. urinary. urine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urine. urine sidik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urine. excreta. excretion. pee. piss. wee wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادرار] sidik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urinary bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin konup, karıştırılır. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Günlük, su.

Hazırlanışı : Küçük bir parça günlük havanda iyice dövülür. Aç karnına yarım kahve kaşığı yenir. Üzerine 1 bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kişniş, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya iki çorba kaşığı kişniş konur. Kaynatıldıktan sonra süzlür. Günde iki kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 bardak sıcak suya 1 tutam nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Tamamı bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Hastanın günlerce idrara çıkmaması şeklinde kendini gösteren bu hastalığa; tıp dilinde Anüri adı verilir. Mesane (idrar torbası) boştur. Hastada uyuklama, baş ağrısı, adalelerinde oynama ve kusma görülebilir. Nedeni böbrek hastalıkları, mesane, veya rahim hastalıkları, yaralanma ve idrar yollarında taş bulunmasıdır. Tedavi için doktora başvurmak gerekir. Bu arada aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : 1 bardak ılık suya 6 tane kuru incir konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra suyu içilir, incirler de yenir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrarda kan görülmesine tıp dilinde hematuri denir. İdrar renginin kanlı olması; yenilen şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi bir hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora gitmekte fayda vardır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Dereotu, tuz.

Hazırlanışı : Bir öğünde yenebilecek kadar bol suyla yıkanmış dere otuyla salata yapılır. Az tuz ilave edilerek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çay bardağı dolusu arpa konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Meyvesi hoş kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. 2.İlim ve fende ileri seviyede olan anlamında. 3.Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen İdris peygamb(Erkek İsmi) 4.İlk kez giysi dikip giydiği için terzilerin, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri sayılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kiraz türü (prunus mahaleb) kokulu kiraz da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins ayrıkotu (andropogon).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idil, köy hayatını idealleştirip tasvir eden kısa şiir veya düzyazı, pastoral şiir veya düzyazı. idyllic s. pastoral; saf ve sevimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gazaplanma mânâsiyle kullanılmışsa da Arapça’dan yanlış şekilde uydurulmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ihsan = iyilik, Fars. dîde = görmüş) (c. ihsân-dîdegân). Birinin lutuf ve ihsanını görmüş, nimetine nail olmuş olan, minnettar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hidâyet» ten masdar).

1.Doğru yola girme, gerçeğe ulaşma.

2.İslâm dinini kabûl etme, Müslüman olma: Dünyada her yıl binlerce insan ihtidâ ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hada» dan masdar). Yalan ve hile kullanma, hilekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهتدا] hidayete erme, müslüman olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hidayete ermek, müslüman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), iki düzlemin kesişmesinden meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. masdar). Uyma, tâbi olma, birini örnek seçip ona göre hareket etme, Osm. imtisâl: Namazda imâma iktidâ olunur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتدا] uyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتدا] uyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKTİDAR) (ka ile) (i. A. «kudret» ten masdar). Güç yetme, yapabilme, muktedir olma, tâkat: O işi yapmaya iktidarım yoktur. O iktidara mâlik değildir. Bu iş onun iktldârındadır. Sihib-i Iktldâr = Muktedir. Adem-I ikildir = İktidarsızlık (etmek ve olmak gibi yardımcı fiiller ile mürekkep fiil teşkil etmeyip isim gibi kullanılır) (kudret’ten farklı olup, meselâ Kudret-I ilâhiyye yerine, iktidâr-ı İlâhi denilmez).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. capability. potency. power. capacity. potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. potency. power. capacity. government. sexual potency. virility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. capacity. power. government. the political group who have formed a government potency. virility. sexual competency in a male. capability. competence. efficiency. faculty. might. rulership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقتدار] güçlülük, kudret. 2.görev başındaki yönetim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. iktidâriyye). Güç ve iktidara alt (edebiyat). Fiil-I iktidâri = Türkçe gramerde yapabilmek ve yapamamak gibi müsbette iktidar ve menfide iktidarsızlık gösteren fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kudret ve takati olmayan, elinden iş gelemiyen, Osm. gayrı muktedir, Aciz: Pek İktidarsız bir adamdır.

2.Cinsî iktidarı olmayan erkek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. incompetent. impotent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kudret ve takat eksikliği, kudretsizlik, Osm. adem-i iktidar: iktidarsızlığı anlaşıldı.

2.Erkekte cinsi kudretsizlik.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kavrulmuş fındık.

Hazırlanışı : Sabahları aç karnına, 10 tane kuru üzümle 10 tane kavrulmuş fındık yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. incapacity. impotency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. weakness. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a tabi olma, uyma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the future. in future. ahead of. further. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. by and by. hereafter. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim yer ve mevki tutan: İleride bir memur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, korkusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatsız, tedbirsiz, basiretsiz; tasarruf etmeyen, tutumsuz. improvidence i. ihtiyatsızlık, tedbirsizlik. improvidently z. ihtiyatseca, tedbirsizce; tutumsuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den masdar). Uzama, uzun sürme, uzayıp gitme: Müzakerelerin bu derecede imtidâdı. Bu sene kış çok imtidâd etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isabet,tesadüf etme; tekerrür oranı; oluş derecesi; fiz. bir cisim veya ışmın bir düzey üzerine düşmesi; huk. bir kanun veya verginin etkisi. angle of incidence geliş açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. olay, hadise, vaka; önemsiz olay; s. bağlı, tabi; fiz. gelen, düşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rastlantıya bağlı, tesadüfi; arızi, dıştan gelen; doğal olarak takip eden. incidentally z. tesadüfen; fazladan; aklıma gelmişken .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak, az; itibara lâyık olmayan, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, yalnlz, ayrı, başlı başına; hususiyeti olan; ferdi, bireysel; i. fert, kimse, şahıs, birey; tane. individually z. ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek; fert yapmak. individuation i. fert yapma; fert olma; fertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni doğan çocuğu öldürme; çocuk öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imansız, mümin olmayan, kafir; i. kâfir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakatsizlik, hıyanet; zina; imansızlık, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hedm»den masdar). Yıkılma, hedmolunma, harap ve viran olma: Büyük bir binanın inhidamı sokağı kapamıştı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انهدام] yıkılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kakma, işleme ile süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşarat ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedd» den masdar). Tıkanma, kapanma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) içeride, içeriye; (edat) içerisine, içerisinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iç, iç taraf, dahil; iç yüz; s. iç, içteki, dahili. inside in formation içeriden sızan haberler. have the inside track yarış alanının en iç ve dolayısıyle en kısa kısmına yakın olmak; daha elverişli mevkide olmak. inside out ters yüz. insider i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlice fırsat kollayan, sinsi; hain, hilekâr. insidiously z. sinsice. insidiousness i. sinsilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sönük; tatsız, yavan, lezzetsiz. insipidly z. sönük bir şekilde. insipidity, insipidness i. sönüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) gözünü korkutmak, sindirmek, yıldırmak. intmida'tion (i.) gözdağı verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yılmaz, korkusuz, cesur, yiğit. intrepid'ity (i.) yiğitlik. intrep'idly (z.) yiğitçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geçersiz, hükümsüz, battal, muteber olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) hasta zayıf, hastaIıklı, yatalak, sakat; hastaya mahsus; (i.) hasta kimse, yatalak kimse; sakat kimse; (f.) çürüğe çıkarmak, hastaneye göndermek; malul kılmak; hasta olmak, malul olmak; (ing.) hasta sayarak memleketine göndermek. invali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hükümsüz kılmak, battal etmek. invalidation (i.) hükümsüz bırakma, iptal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümsüzlük, muteber olmayış, battallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kıskandırıcı; haksız, hiddet uyandıran; tiksindirici. invidiously (z.) hiddet uyandıncı bir sekilde. invidiousness (i.) haksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) iyodür, iyodür asidinin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekerlek çemberinin parçaları (galatı ispit).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commencement. start. beginning. at first. in the beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive ilkel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary. primitive. primary. early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitivism. primitivity. primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) süsengiller familyasıa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gökkuşağı gibi renkleri olan, yanardöner. iridescence (i.) yanardönerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya), ir senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 193,1 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çok kuvvetli adam, yiğit kimse; (çoğ.), (b.h.) Cromwell'in süvari askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Çarşaf gibi bir şeye bürünme, örtünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. credd» den masdar). İslâm dinini terkederek diğer bir dine girme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتداد] dinden çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Ak, beyaz renkli. 2.(bkz.Esfid). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça beyaz demek olan sepîde’den Arapça’laşmış). Üstübeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Antimon, sürme taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istidâriyye) (anatomi). Dönerek ve daire teşkil ederek olan: Hereket-i istidâriyye = Barsakların bu şekildeki hareketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSTİD’A) (i. A. «duâ» dan masdar).

1.Yalvararak isteme, dileme, ricâ ile talep: Cenâb-ı Hak’tan istid’ay-ı merhamet eyledi. 2.Hükümetten resmen ve yazılı olarak bir hak veya istek veya bir muamelenin yapılmasını isteme: Filân İşi mahkemeden istida etti. 3.Böyle bir iş veya istek rica etmek için bir resmî makama sunulan yazı kl, eskiden, pullu olması gerekirdi, istidânâme, arzuhal, dilekçe: Yazılı istidâ sunuldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. official request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir istek ve rica için bir makama sunulan damgalı ve pullu kâğıt, arzuhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten masdar). Şiddetlenme, şiddet kazanma, daha kuvvetli ve daha ağır olma, sertleşme, ağırlaşma, büyüme, artma: Harp, hararet, hastalık iştidâd etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استعداد] yetenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâm» dan masdar). Bir şey veya hâlin devamını isteme ve arzu etme: İstidâme-i sihhat ve Afiyetleri duâsiyle sözümü bitiriyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «deyn» den masdar). Ödünç alma, borç etme: idâne sandığından istidâneye hakkı olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devriden masdar).

1.Dönme, dolaşma, devretme.

2.Yuvarlak, dairemsi veya daire gibi olma, bu şekli alma: İstidâre-i kamer (ayin dolunay hâline gelmesi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİDAD) (i. A. masdar).

1.Bir şeyin kabûl edilmesine olan tabîİ meyil, kabiliyet: Bazı kavimlerin askerliğe ve bâzılarının çiftçiliğe istidatları vardır. Bu adamın filân hastalığa çok istidâdı vardır.

2.Zekâ, anlayış, ilim ve terbiyeye kabiliyyet: Bu çocuğun çok istidâdı var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aptitude. natural readiness. quickness. capacity to learn. skill. talent. capacity to yield to some influence or action. capability. disposition. dowry. fitness. genius. gift. instinct. intelligence. predispostion. tendency. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talented. promising. capable. apt. gifted. predisposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no talent. unpromising. incapable. incompetent. inept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten masdar) (c. istidlâlât). Bir delile dayanarak bir şeyden bir netice çıkarma, delil ile anlama: Kullandığı dilden bu işin üstesinden gelemiyeceğini istidlâl ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implication. inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استدلال] delil ile hüküm çıkarma, akıl yürütme, delillerin ışığında yargıda bulunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İstidlâl yoluyla, delil sayılan bir işaretten anlayarak: Tav rından istidlâlen cahilliğini anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «derece» den masdar).

1.Derece derece arttırma.

2.Cenâb-ı Hakkin dinsizlerin sapıtkanlığını arttırmak için dünyada birbiri üzerine nimetler ihsanı ve bu kabilden olan talih, baht ve kader: Istidrâcı uygun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «derk» ten masdar). Yetişme, nâil olma, kavuşma (anlama ve istifham mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استدعا] dilekçe. 2.yalvararak isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استدعانامه] dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçaların yassısolungaçlılar sınıfından bir deniz hayvanı. istiridye, çiğ olarak veya azıcık ateşe gösterilerek limonla yenir. İstiridye çatalı = Bunu açmaya mahsus kuvvetli çatal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clam. oyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevâd» den masdar). Kararma, siyahlanma, (tıp) İsvidâd-ülcild, isvidâd-ül-ree, isvidâd-üş-şear, isvidâd-ı kâzik-i reeteyn = Çeşitli hastalık isimleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİDAL) (i. A. «adi» den masdar).

1.iki tarafı eşit olme, Ar. tesâvî: İtidâl-i leyi ü nehâr (gece ile gündüzün eşit olması).

2.İki uçta aşırılık arasında ortalama durumda olma, tam lüzumu derecesinde bulunma, orta halde olma: Havanın, ısının itidali. 3.Şiddet, aşırılık ve heyecandan uzak olma, yumuşaklık, yavaşlık, mülâyimlik: İtld«l-i efkâr, İtldll-l meslek = Fikirlerin, tutulan yolun yumuşaklığı.

4.Tenâsüp, uygunluk, uyuşma, tevâfuk: İtldll-l kaamet = Boy bos uygunluğu. Ekseriya kesbetmek, iktisâb etmek yahut bulmak fiili ila kullanılırdı: Havalar İtidâl kazandı, hastalık biraz itidal buldu.

5.(astronomi) Yılda iki defa gece ile gündüzün eşit (12’şer saat) olması: İtidll-i rebîi = Baharın başı. İtldâl-i harîfî = Sonbaharın başı. Had, derece-i itidâl = Her şeyin iki uçta aşırılıktan uzak sayılması lâzım gelen derece. Adem-I İtidâl = İtidalsizlik. Fransızlarin «soğukkan» (sang froid) tâbiri «İtidâl-i dem» diye kullanılmışsa da, doğrusu «İtidâl-i mizâc» olabilir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temperance. moderation. self-possession ılım. ölçülülük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. mildness. sobriety. composure. equanimity. moderate. calm. mild. continence. decency. golden mean. levelness. sang froid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتدال] denge, ölçülü olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. self-possessed. composed. well- disposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) itidal eksikliği veya yokluğu, Osm. adem-i İtidâl, iki uçta aşırılık: Havanın itidalsizliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Zerdüşt dininde iyilik ilâhı.

2.İslâm’dan sonra iranlılarin «Tanrı» mânâsında kullandıkları kelimelerden biri İZİN


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yer küresinin geometrik olmayan gerçek şekline verilen isim, Fr. geoi’de.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit, cirit oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arabistan'da Cidde limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Karışık, karmakarışık, dağınık. 2.Derinlik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hâkime veya hâkimliğe ait; adli, kanuni. juridical person tüzel kişi. juridically z. kanuni şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژوليده] dağınık, karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Güneşte veya dumanda kurutulmuş et, pastırma.

2.Etleri dökülmüş ve kemikten ibaret kalmış insan veya hayvan bedeni, isklelet.

3.mec. Pek kuru ve zayıf adam (son iki mânâ Türkçe’ye mahsustur).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدید] kurutulmuş et, kadit. 2.canlı cenaze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاغد] kağıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kuûd»dan if.) (mü. kaide).

1.Oturan, oturmuş.

2.Fas’ ta bir çeşit vali.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قائد] komutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Rehber kumandan. 2.Atlan yedekte götüren. 3.Oturan, ikamet eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (c. kavâid). Bir şeyin onun üzerine durduğu, ayaklık: Sütunun kaidesi. 2.Usûl, nizam, yol: Her şeyin bir kaidesi vardır; kaideye riâyet etmeli. 3.Bir ilim ve fenne ait karar ve usullerin her biri: Hesapta çarpma, bölme kaideleri; gramerde çekim kaideleri; umumî kaideler. 4.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestal. rule kural. base. pedestal taban. duraç. ayaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. basis. method. pedestal. system. rule. regulation. buttocks. rump. bottom. bed. base plate. bedplate. stand. ground work. bedding. fundamental. foundation plate. block. mount. scole. support. axion. principle. technique. formality. formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قاعده] kural. 2.temel, esas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Oturan. 2.Temel, esas. 3.Başkent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kıran, kaideye, usûle riâyet etmeyen, kaideyi bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kırarak, kaide kırarcasına, kaideye, usûle riâyet etmeyerek, kaideyi bozarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Oturarak, oturduğu yerde: Kaiden selâmını aldı; namazda kaiden okunacak dualar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. without base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaidesine uygun olarak, usûl ve nizamına uydurup, usûlen, nizâmen: Kaideten böyle olmak lâzım gelir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاعدة] kural olarak, esas itibarıyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kaide ile ilgili. 2.(geometri) Tabana ait.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A, c.) (m. kılâde). Kılâdeler, bukağılar, bk. Kılâde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek dürbünü, kaleydoskop; çok değişen manzara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. administrative regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kâr = iş, dîden = görmek). İş görmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâr-dîde olma, iş görmüşlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Rumca’dan). Küçük bir cins İstakoz ve yengeç kl, göllerde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbohydrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbohydrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - İş bilir, uyanık, tecrübeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kabuklulardan, tuzlu veya tatlı sularda yaşayan bir böcek. Teke veya deniz tekesi adıyla da anılır (palaemon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kasîde). Beyt-ülkasid = Bir kasidenin en güzel beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kedâd» dan if.). Revaçsız, sürümsüz, geçmez, aranmaz, kesatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قاصد] ulak. 2.kasteden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasâid). On beş beyitten aşağı olmamak üzere bir kafiye üzerine ve ekseriya büyükleri övmek için söylenilen şiir ki, Araplar’dan Iran şiirine ve oradan klasik Türk şiirine geçmiştir: Kasîde söylemek. Farsça’da en iyi kasîde söyleyen Enverî ve bizde Nef’İ’dir. Kasîde-perdâz, kasîde-serâ, kasîde-gû = Kasîde söyleyen (şair) veya bu şiiri musiki ile okuyan (hânende).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eulogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium. eulogy. ode. panegyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصيده] kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyecilik, kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde okuyan, kasîde şeklinde yazılmış bir şiiri musiki ile okuyan ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeserâyân). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasîde yazmakla tanınmış şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قصيده سرا] kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da çok bulunan yeşil çekirgeler familyasından ve on ayakları ile tiz bir ses çıkaran böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaaide). Kaideler. bk. Kaide. Gramer ilmi ve kitabı: Kavâid-i Osmâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قواعد] kurallar, kâideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynana, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kensington Technology Group tarafından geliştirilmiş bilgisayar kilitleri için kullanılan ünlü bir standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuza veya boynuz maddesine benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Göllerde yaşayan bir çeşit ıstakoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekilmiş, dizilmiş, geçirilmiş. Keşide-i »ilk-i tahrir = Yazılmış. Keşide etmek =

1.(telgraf) Çekmek: Bir telgraf keşide etmiş; filân tarafından keşide olunan telgraf.

2.(ziyâfet) Vermek: Mükemmel bir ziyâfet keşide etti; filân zâta hürmeten keşide kılınan ziyâfet.

3.Kelimeler arasında kullanılan küçük çizgi (buna yerine göre «fâsıla» ve «râbıta» demek daha doğrudur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded, -ding) keçi yavrusu, oğlak; oğlak derisinden yapılan kösele; oğlak eti; k.dili çocuk; f., k.dili takılmak, şakadan aldatmak; oğlak doğurmak. kid glove, kid gloved, with kid gloves fazla nazik. kiddy i., (argo) çocukcağız, yavrucak. the k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizcilerin azıklarını koydukları ufak tahta tekne; balıkçı gemilerinde içine balık konulan ufak tahta tekne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Eskilik, eski zamandan kalmış olma: Bu şehrin kıdemi. 2.Diğerinden daha eski olma, zamanca ileri bulunma, bir rütbe, görev vesaireye diğerlerinden önce erişmiş bulunma: Terfide yalnız ehliyete değil, kıdeme de bakılır; o adamın kıdemi vardır; kıdemce hepimizden ileridir.

3.Eski olma, başlangıcı olmama, Osm. kadîmlik, ezelîlik: Kâinatın eskiliğine inanan bazı filozoflar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence. priority. length of service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence because of length of service. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدم] eskilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskilikçe, kıdemce, eskilik ve kıdem bakımından: O adam kıdemen herkesten fazle terfie lâyıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. kıdemiyye). Eskilik, rütbe ve görevce daha önce olmaya ait, kıdeme ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınıf ve görevinde eskimiş, kıdem almış, eskilikle terfie hak kazanmış: Alayın en kıdemli subayı odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has seniority. senior. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görev ve sınıfında eskimemiş, yeni, zamanca terfie hak kazanmamış: İktidarı varsa da kıdemsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemi olmama, sınıf ve görevde yenilik: Kıdemsizliği terfiine engel oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıdıklamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(-ed,- ing veya -ped,- ping) birini zorla veya hile ile kaçırıp götürmek, fidye almak için insan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böbrek; böbrek şeklinde şey; soy, tip, huy. kidney bean fasulye kidney machine böbrek makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saksıgüzeli, bot. Cotyledon umbelicus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyulacak zat, bir sınıf ve topluluğun önünde bulunan adam: Kıdvetüi-ulemâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدوه] önder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşçı yamağl kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in odd corners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organoklorlar diye de adlandırılırlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieidrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde değişmeden kalırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Büyüklüğü 10-1000 angstrom arasında değişen, bir başka maddede asılı, çok küçük parçacıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Jelatin hususiyetinde olan ve suda dağılmışının zarlardan geçmemesiyle billûrsulardan ayırt edilen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompozit video sinyali parlaklık ile renklerin birleştirildiği yerdir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. consolidation

ekon. süreletme

Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. consolide). Esham evrakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated. perpetual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Esham ve diğer parayla ilgili senet ve tahvillerin alım satımını meslek edinen ve bunlarla bir nevi kumar oynayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbon paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İsp. corrida

boğa güreşi

Genellikle İspanya ve Meksika’da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılan gösteri.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Bir binanın ayrı kısımlarını birleştiren, umumiyetle dar geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corridor. aisle. hallway. hall. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aisle. corridor. hall. hallway. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corridor. gallery. gate. hall. lobby. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Billûra benzeyen, billOrî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوهء مؤیده] yaptırım gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaymış, sürçmüş. Lağzide-pây = Ayağı kaymış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: LâHD) (i. A.) (c. lühûd).

1.Mezar, kabir, sin.

2.Kâgir yani kenarları taş, tuğla veya harçla duvar ve üstü tonos yahut kapak olan mezar (Türkçe).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yapılışında ince ve paralel çizgiler bulunan (kâğıt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) lay laid up biriktirilmiş, ilerisi için saklanmış; hastalık sebebiyle evde veya yatakta; (den.) arması soyulmuş ve havuza yatırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kayması, heyelan; seçimde bir tarafın büyük ekseriyeti kazanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ruhsuz, gevşek, yavaş, ağır, bati; gayretsiz, isteksiz. languidly (z.) isteksizce, yavaş yavaş. languidness (i.) isteksizlik, kuvvetsizlik, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) hakkak, oymacı, kıymetli taş kesicisi, cevahirci; (s.) kıymetli taş kesme sanatına ait; taşlara ait; özlü; yazıta elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) taşlayıp öldürmek, taşa tutmak, taşlamak. lapida'tion (i.) birisini taşlayarak öldürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşa benzeyen, taş heykeli andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna itaat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mercek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Aslan burcundan yayılır gibi görünen meteor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pulkanatlılar familyası. lepidopterous s. bu familya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hürriyeti yıkmaya çalışan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü, nefsine tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. psikoloji).

1.Cinsiyet veya yaşama gayretiyle ilgili her türlü istek.

2.Çocukluk çağındaki belirsiz aşk duygusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libido.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Freudian term for sexual urge or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological energy that is finalistic and founded not on substances but their relations and movements Always in advance of consicousness, calling us into new activity Libido in turn is a part of the life energy that drives all organisms to grow and deve

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The desire for sexual activity In psychoanalysis, the psychic energy associated with the life instinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehvet; psik. cinsiyet içgüdüsü veya yaşama iradesi gibi esas içgüdü, libido.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. lied) (musiki). Batı musikisinde şarkı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapak; göz kapağı; bot. tohum zarfının kase şeklindeki kapağı, meyva kapağı; argo şapka; A.B.D., argo 20-30 gramlık bir paket haşiş. blow the lid off açığa vurmak, rezaleti göstermek. flip one's lid argo tepesi atmak. keep the lid on serbest ve boz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Önder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. headman. captain. head. apostle. archpriest. cock. conductor. fugleman. fuhrer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chieftain. head. helm. leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. leading. first-rate. top-notch. captain. cock of the walk. flight commander. head man. headman. manuduction. protagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership. leadership qualities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ticaret). Tasfiye.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. liquidation

tic. tasfiye

Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. liquidité

tic. akışkanlık

1. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü.

2.Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. berrak, şeffaf, duru. limpid'ity, limpidness i. berraklık, şeffaflık. limpidly z. berrak olarak, şeffaf olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağ gibi, yağa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıvı, su gibi akan, akıcı, akışkan: sulu, ıslak: şeffaf, berrak; paraya kolayca tahvil edilebilir; dilb. ''l ve r harfleri gibi yarım sesli; i. mayi, sıvı; yarım sesli harf. liquid air sıvı hava. liquid measure sıvı ölçeği. liquid oxygen, lox i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ödeyip tasfiye etmek (borç), tediye etmek; tasfiye etmek (iş), işi kapatmak, likide etmek: argo öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tasfiye, işi kapatma, likidasyon go into liquidation tasfiye olunmak (firma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvılık, akışkanlık; akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıvı haline koymak, sıvılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirden mosmor kesilmiş; kurşun renkli, bereli gibi mor; k.dili çok öfkeli, kanı beynine sıçramış. livid'ity, lividness i. kurşun rengi; bereli ten rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir tarafa meyilli; orantısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani menekşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kolay anlaşılır; kafası sağlam; aklı başında; berrak, vazıh, açık; şeffaf. lucid interval hasta veya delinin şuurlu hale geldiği fasıla. lucid'ity, lucid- ness i. berraklık, vuzuh, açıklık; akılselim, sağduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, dehşetli, korkutucu; donuk, uçuk renkli; karanlıkta kızıl alev saçan, kızıl renkli; renkli, parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطف دیده] iyilik görmüş, lütuf görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (mü. mâbed). Mâbedler, tapınaklar, (bk.) MAbed.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معابد] mabetler, ibadet yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mecd» den if.) (mü. mâcide). Şeref sahibi, şanlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Macid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local administration. local government. local administrative. municipal / local / city administration. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local administration. local government. local administrative. municipal / local / city administration. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genç kız, bakire kız, kız çocuk; hizmetçi kız. maid of all work her işi gören hizmetçi kadın maid of honor kraliçe veya prenses nedimesi; düğünde geline refakat eden kız. old maid evlenmemiş yaşlı kız; titiz ve telaşlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meydan, alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Üzerinde yemekler bulunan, kurulmuş sofra.

2.Yemek, ziyafet: Filânın şerefine bir mâide çekti, verdi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مائده] sofra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üzerinde yemek bulunan sofra. Yemek, şölen. 2.Kur’an-ı Kerim’in 5.suresinin adı. 3.İsa ve Havarilerine gökten inen sofra (Maide-i Mesih).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. genç kız, evlenmemiş kız; s. evlenmemiş, bekâr; tecrübesiz, bakir, yeni, taze; masum, nezih; ilk. maiden effort ilk teşebbüs. maiden name evli kadının bekarlık soyadı. maiden over kriket oyununda sayı kaydedilmeyen devre. maidenly s. kız gibi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاصد] maksatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. kötü maksatla, kötü niyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

significant. meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معنی دار] anlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnat sahibi, inatçı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. birçok memeli hayvanda kulak arkasındaki yuvarlak kemik çıkıntısına ait; bu kemik çıkıntısına yakın; kadın memesi biçiminde, meme başı şeklinde; i. şakak kemiğinin mastoid çıkıntısı; kulak arkasındaki çıkıntılı kemik. mastoid process mast

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana katli; ana katili, anasını öldüren kimse. matricid'al s. ana katiline veya katilliğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mecd»den smüş.). Şanlı, şeref ve şan sahibi. Esmây-ı Hüsnâ’ dan, yani Allah’ın 99 adından biridir: Rabb-i mecîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجيد] ulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah’ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Abdülmecid, Allah’ın (Mecid’in) kulu..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük ulu. Şan ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mecîdiyye). I. Abdülmecid’e ait: Nişân-ı Mectdî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECİDİYYE) (i. A ). I. Abdülmecid’ln bastırdığı eltin ve 20 kuruşluk büyük gümüş para. Mecidiye çeyreği = Gümüş mecidiyenin dörtte biri olan beş kuruşluk gümüş para.

Türkçe Sözlük by